
FRANSA'DA YARATILIŞ ATLASI,
TÜRKİYE'DE FOSİL SERGİSİ PANİĞİ
Tüm hızıyla Türkiye çapında devam
eden fosil sergilerinin bazı medya çevrelerinde
şiddetli korku ve paniğe neden olduğu görülmektedir.
İlmi deliller ortaya koyamayan ve bu gelişmeler
karşısında paniğe kapılan çevreler, yasaklama
ve engelleme yoluna başvurmaktadır. Fosil sergilerini
kaldırmaya, Yaratılış Atlası kitabını yasaklatmaya
çalışmak için haberler yapmak, Darwinizm'in
çöküşünü engelleyemez.
Darwinist medyanın yapması gereken,
bilimsel bulguları baskıyla gizlemeye çalışmak
değil, evrimin delili olabilecek ara geçiş fosillerini
sergilemek olmalıdır. Ancak bugüne kadar bir
tane bile ara geçiş fosili bulunamamıştır, bundan
sonra da bulunması mümkün değildir. Nitekim
evrimcilere ellerindeki ara geçiş fosillerini
sergilemeleri için yaptığımız tüm çağrılar cevapsız
kalmış, Yaratılış'ın delili olan fosil bulguları
karşısında Darwinistler sessizliğe gömülmüştür.
Fosil sergilerinin kaldırılmasına
çalışanlar, bu fosillerin sergilendiği binaların
temellerinin, konuyla ilgili haber yapmak için
gittikleri yolların altında da milyonlarca fosil
bulunduğunu ve bu fosillerin her birinin Yaratılış'ı
gösterdiğini düşünmemektedir. Anadolu'nun hangi
bölgesinde, Marmara'nın hangi şehrinde, İstanbul'un
hangi semtinde kazı yapılsa, hangi caddenin,
sokağın altı kazılsa, varlığından şiddetli korku
duyulan fosillerin milyonlarcası daha ortaya
çıkacaktır. Adana'nın Feke ilçesinin Akoluk
köyünde su kuyusu açmak için yapılan kazıda
ortaya çıkan 15 milyon yıllık balık fosili,
Nevşehir'de bulunan 10 - 8 milyon yıllık fil,
keçi ve su aygırı fosilleri, Mersin Silifke'de
taş ocağında bulunan 15 milyon yıllık sazan
balığı fosili, Sivas Köklüce'de ortaya çıkarılan
fil, geyik, gergedan, zürafa, keçi ve ayı fosilleri
gibi birkaç örnek bile, yerin altının Yaratılış'ın
ispatı olan fosillerle dolu olduğunun delilidir.
Bastıkları yerin altı bile Yaratılış
delili olan fosillerin milyonlarcası ile doluyken,
fosillerin sergilenmesinden korkup "Bu
sergileri kapatın", "Bu kitapları
yasaklayın" diye haber yapmak, kamuoyunu
bu yolla yönlendirmeye çalışmak, Darwinizm'in
içinde bulunduğu perişanlığın göstergesidir.
Bu sergilerde sadece gerçek taşlaşmış
fosiller sergilenmektedir ve altlarına "bu
fosiller yüz milyonlarca yıldır değişmemiştir"
yazılıdır. Fosiller günümüz örnekleriyle tıpatıp
aynıdır ve halkımız da baktığında bu gerçeği
derinlemesine bir açıklamaya gerek kalmadan
görmektedir. 125 milyon yıllık örümcek, 100
milyon yıllık timsah, 95 milyon yıllık ıstakoz,
45 milyon yıllık karınca, 300 milyon yıllık
eğrelti otu, 50 milyon yıllık kavak ağacı yaprağı,
80 milyon yıllık sırtlan kafatası gibi milyonlarca
fosil, "Biz evrim geçirmedik, yaratıldık"
demektedir. Bu fosiller, herhangi bir yoruma
gerek bıraktırmadan, evrim teorisinin bir masaldan
ibaret olduğunu göstermektedir. Sağlıklı düşünen,
muhakeme yeteneği olan herkes bu gerçeği kolaylıkla
kavramaktadır. Son derece açık ve net olan bu
delilleri gören halkımız, elbette, bundan böyle
Darwinizm'in aldatmacalarına kanmayacaktır.
Darwinizm adeta kitlevi bir hipnoz
etkisi yaparak insanları aldatmış, yıllardır
büyük bir yalanın peşinden sürüklemiştir. Evrimci
medyanın halen, acınacak bir halde bu yalanı
sürdürmeye çalışmasının bir manası yoktur. Gerçeği
gören ve kabullenen yüz binlerce insan gibi,
onlar da "aldatıldıklarını" kabul
etmeli, zararın neresinden dönülürse kar olduğunu
göz önünde bulundurmalıdırlar.
Yapılan araştırmalar, Darwinizm'in
Türkiye'de her geçen gün etkisinin kırıldığını
göstermektedir. 1980'lerin başında, Türkiye'de
evrime inanmayanların oranı %30-40'lar civarındayken,
2006'da yapılan uluslararası bir anket, halkımızın
%75'inin evrim teorisine aldanmadığını ortaya
koymuştur. En son olarak Türkiye Ekonomik ve
Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)'nın yaptırdığı
kamuoyu araştırmasına göre, halkımızın % 87.4'ü
"İnsanı Allah'ın yarattığına" inanmaktadır.
Benzer gelişmeler, Yaratılış Atlası'nda
gördükleri bilimsel gerçekler karşısında şoka
uğrayan Fransızlar'da da yaşanacaktır. Gelecek
yıl bir araştırma yapılırsa Fransa'da geçtiğimiz
yıl evrime inananlarla, gelecek yıl evrime inananların
sayısı arasında büyük fark görülecektir. Önümüzdeki
yıl Fransız halkına sorulduğunda, halkın daha
büyük bir çoğunluğu Darwinizm'e inanmadığını
söyleyecektir. Yalnız Fransa'da değil, İtalya'da,
İngiltere'de, Almanya'da, İsviçre'de, Danimarka'da,
Belçika'da kısaca tüm dünyada insanlar gerçekleri
görecek, Darwinist büyünün etkisinden hızla
kurtulacaktır. Tüm dünyayı aydınlatacak olan
güneş doğmuştur ve Güneş'in balçıkla sıvanması
mümkün değildir.
DARWINİZM'İN AKIL, MANTIK
VE BİLİM DIŞI FORMÜLÜ
Darwinizm'in temel iddiası tamamen
bilim dışıdır ve bu iddiadaki mantık sefaleti,
ilkokul çağındaki çocukların dahi anlayabileceği
kadar açıktır. Sözde ilkel dünya ortamında,
çamurlu bir su birikintisinin içinde, nasıl
olduğu asla açıklanamayan bir şekilde ilk hücre
meydana gelmiş, daha sonra tesadüfler bu hücreden
hayvanları, bitkileri, insanları ve medeniyetleri
meydana getirmiştir. Yani tüm insanlık ve medeniyet,
bütün bitki ve hayvan alemi, sözde, bol miktarda
çamur, uzun zaman ve bol bol tesadüfün eseridir.
Açıkça bir mantık çöküntüsü içinde
olan Darwinistlere göre, her biri şuursuz olan
bu maddeler, akıl ve vicdan sahibi, düşünen,
seven, merhamet eden, muhakeme yeteneğine sahip,
tablolar ve heykeller yapan, senfoniler besteleyen,
romanlar yazan, gökdelenler inşa eden, atom
reaktörleri kuran, hastalıkların sebebini bulan
ve şifaya vesile olacak ilaçlar üreten, siyaseti
yönlendiren insanları meydana getirmiştir. Yeterince
zaman geçince, çamurlu suyun içinden tesadüfler
sonucunda, aslanlar, kaplanlar, tavşanlar, geyikler,
filler, kediler, köpekler, kelebekler, sinekler,
timsahlar, balıklar, kuşlar çıkmıştır. Yine
aynı çamurdan, birbirinden farklı koku ve lezzetleriyle
çeşit çeşit meyveler ve sebzeler, portakallar,
çilekler, muzlar, elmalar, üzümler, domatesler,
biberler; eşsiz görünümleriyle çiçekler ve diğer
bitkiler çıkmıştır.
Kısaca, Charles Darwin'den bugüne
sayısız evrimci makalede, kitapta, filmde, gazete
haberlerinde, dergi yazılarında, televizyon
programlarında anlatılan masal, bataklığın içinden
tesadüfen ortaya çıkan canlılığın senaryosundan
ibarettir. Yani, siz bir Darwinist'e "Bu
medeniyet nasıl oluştu?", "Bu kadar
farklı canlı türü nasıl meydana geldi?",
"İnsan nasıl var oldu?" gibi sorular
yönelttiğinizde, size vereceği cevabın özü şudur:
Tesadüfler, bir bataklığın içinden tüm bu sayılanları,
zaman içinde meydana getirdi.
Kuşkusuz böyle bir hikayeye inanabilmek
için ya akıl zayıflığı içinde olmak ya da kavrama
ve düşünme yeteneğinden tamamen yoksun olmak
gerekir. Ama asıl şaşırtıcı olan, böylesine
akıl ve mantık dışı bir teorinin yıllar boyunca
destek görmesi, bilimsellik kılıfı altına gizlenerek
sürekli telkin edilmesidir.
DARWIN DE ARA GEÇİŞ FOSİLLERİNİN OLMADIĞINI
SÖYLÜYORDU
1. Darwin kitabının "Teorinin
Zorlukları" (Difficulties on Theory) adlı
bölümünde şöyle yazmıştı:
“Eğer gerçekten türler öbür türlerden
yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız
ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün
doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak
tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş
formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak
kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz...
Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle
bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş
bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de
bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük
itiraz olacaktır.” (Charles Darwin, The Origin
of Species, 1. baskı, s.172)
2. John Hopkins Üniversitesi'nden
profesör S. M. Stanley bir evrimci olmasına
rağmen fosiller konusundaki gerçekleri şöyle
itiraf eder:
“Bilinen fosil kayıtları kademeli
evrim ile uyumlu değildir ve hiçbir zaman olmamıştır...
Paleontologların çoğunluğu, delillerinin Darwin'in
bir türün değişimine götüren çok küçük, yavaş
ve giderek biriken değişiklikler üzerine yaptığı
vurguyla çelişir durumda olduğunu hissetmiştir...
Onların hikayeleri de örtbas edilmiştir.” (S.
M. Stanley, The New Evolutionary Timetable:
Fossils, Genes, and the Origin of Species, Basic
Books Inc. Publishers, N.Y., 1981, s.71)
3. Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nden
paleontolog Niles Eldredge ve antropolog Ian
Tattersall ise fosil kayıtlarının canlılık tarihini
anlamak için yeterli olduğunu ve bu kayıtların
evrim teorisini hiçbir şekilde desteklemediğini
şöyle açıklarlar:
“Ayrı türlere ait fosillerin,
fosil kayıtlarında bulundukları süre boyunca
değişim göstermedikleri, Darwin'in Türlerin
Kökeni'ni yayınlamasından önce bile paleontologlar
tarafından bilinen bir gerçektir. Darwin ise
gelecek nesillerin bu boşlukları dolduracak
yeni fosil bulguları elde edecekleri kehanetinde
bulunmuştur... Aradan geçen 120 yılı aşkın süre
boyunca yürütülen tüm paleontolojik araştırmalar
sonucunda, fosil kayıtlarının Darwin'in bu kehanetini
doğrulamayacağı açıkça görülür hale gelmiştir.
Bu, fosil kayıtlarının yetersizliğinden kaynaklanan
bir sorun değildir. Fosil kayıtları açıkça söz
konusu kehanetin yanlış olduğunu göstermektedir.”
(N. Eldredge, and I. Tattersall, The Myths of
Human Evolution, Columbia University Press,
1982, s. 45-46)
4. Glasgow Üniversitesi paleontoloji
profesörü T. Neville George, bu gerçeği yıllar
önce şu şekilde kabul etmiştir:
“Fosil kayıtlarının (evrimsel)
zayıflığını ortadan kaldıracak bir açıklama
yapmak artık mümkün değildir. Çünkü elimizdeki
fosil kayıtları son derece zengindir ve yeni
keşiflerle yeni türlerin bulunması imkansız
gözükmektedir... Her türlü keşfe rağmen fosil
kayıtları hala (türler arası) boşluklardan oluşmaya
devam etmektedir.” (T. N. George, "Fossils
in Evolutionary Perspective", Science Progress,
vol. 48, January 1960, s.1)
5. Çoğu insan, fosil kayıtlarından
söz edildiğinde, bu kayıtlarla Darwin'in teorisi
arasında olumlu bir bağlantı olduğu izlenimine
kapılmaktadır. Fakat bu yanılgıdan Science dergisindeki
bir makalede şöyle bahsedilir:
“Evrimsel biyoloji ve paleontoloji
alanlarının dışında kalan çok sayıda iyi eğitimli
bilim adamı, ne yazık ki, fosil kayıtlarının
Darwinizm'e çok uygun olduğu gibi bir yanlış
fikre kapılmıştır... Darwin'den sonraki yıllarda,
onun taraftarları bu yönde (fosiller alanında)
gelişmeler elde etmeyi ummuşlardır. Bu gelişmeler
elde edilememiş, ama yine de iyimser bir bekleyiş
devam etmiş ve bir kısım hayal ürünü fanteziler
de ders kitaplarına kadar girmiştir.” (Science,
July 17, 1981, s.289)
6. Londra Üniversitesi'nde
hücre biyolojisi profesörü olan Edmund J. Ambrose,
bu duruma şu sözleriyle dikkat çekmektedir:
"Jeolojik
araştırmaların bugün gelinen safhasında, jeolojik
kayıtlarda, Yaratılışçıların, Allah'ın her bir
türü ayrı olarak yarattığı düşüncesine ters
düşecek hiçbir bulgu yoktur..." (Dr. Edmund
J. Ambrose, The Nature and Origin of the Biological
World, John Wiley & Sons, 1982, p. 164)
FRANSA’DA DEPREM ETKiSi MEYDANA
GETiREN DEV ESER
TOPLAM 5600 SAYFA VE YAKLAŞIK 11.000
RESiMDEN MEYDANA GELEN
7 CİLTLİK YARATILIŞ ATLASI’NIN BİRİNCİ CİLDİ
FRANSA’DA ŞOK OLUŞTURDU
Evrim teorisini yalanlayan yüzlerce
fosile yer verilen ve 28x38 cm.lik dev ebadı,
baskı kalitesi ve tekniği ile dünyada tek olan
764 sayfalık bu kitapta, teorinin çöküşü hakkında
en doyurucu bilgileri bulabilirsiniz. Eser,
kapağındaki orijinal hologram görüntülerle,
parlak kuşe kağıdıyla, toplam 1500’ü aşkın renkli
resim, fotoğraf ve belgeyle benzersiz bir görünüme
sahip. Ayrıca “Evrimin Fosillere Yenilişi” isimli
VCD belgesel bu dev eser ile birlikte... Kitabı
Global Yayıncılık’tan satın alabilir veya internetten
ücretsiz okuyabilirsiniz.
EVRİM TEORİSİNİN BİR ALDATMACA
OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN HARUN YAHYA'NIN (ADNAN
OKTAR) BU KİTAPLARINI OKUMALISINIZ!
Adnan Oktar’ın, Harun Yahya müstear
ismiyle kaleme aldığı eserlerin sayısı yaklaşık
250’dir. Bu kitaplar 46.000 sayfa ve 31.500
resimden oluşmaktadır. Bu kitapların 7.000 sayfa
ve 6.000 resimlik bölümü Evrim Teorisinin çöküşünü
konu almaktadır.
Evrim Aldatmacası... Tarihi Bir
Yalan: Kabataş Devri... Darwin'in Anlayamadığı
Kambriyen... Hayatın Gerçek Kökeni... Bir Zamanlar
Darwinizm... Arageçiş Açmazı... 20 Soruda Evrim
Teorisinin Çöküşü... Darwınizm’in İnsanlığa
Getirdiği Belalar... 40 Konuda Hücre... Kuşların
ve Uçuşun Kökeni... Evrimcilerin İtirafları...
Darwinizm’in Karanlık Büyüsü... 50 Maddede Evrim
Teorisinin Çöküşü... Kainattaki Kusursuz Tasarım
Tesadüf Değil... Darwin'in Varislerine... Sosyal
Silah Darwinizm... Kuran Darwinizm’i Yalanlıyor...
Türlerin Evrimi Yanılgısı... Amerikan Ulusal
Bilimler Akademisi’nin Yanılgıları... Darwin
Yalan Söyledi!... Darwinizm’in Kanlı İdeolojisi:
Faşizm... Evrimcilerin Yanılgıları... Bir Tartışmanın
Ardından... Darwınizm’in Sonu... Darwınizm Nasıl
Bir Açmaz? (Evrimcilere Net Cevap-1)... Darwinistlerin
Beklediği Cevaplar (Evrimcilere Net Cevap-2)...
Darwin Bu Gerçekleri Bilmiyordu (Evrimcilere
Net Cevap-3)... Darwinistlerin Bilmek İstemedikleri
Gerçekler (Evrimcilere Net Cevap-4)... Evrim
Açmazı-1... Evrim Açmazı-2... Darwin’in Türk
Düşmanlığı... Darwinizm Dini... Evrimin Fosillere
Yenilişi... Darwinizm ile İlmi Mücdelenin Önemi...
Yaratılış Atlası...
Adnan Oktar'ın, Harun Yahya müstear
ismi ile kaleme aldığı kitapları ve bunlardan
yararlanılarak hazırlanan belgeselleri, www.harunyahya.org,
www.harunyahya.net
ve www.harunyahya.com
adreslerinden ücretsiz olarak okuyabilir veya
Global Yayıncılık'ın 0212 444 444 1 no’lu telefonundan
temin edebilirsiniz.