
Türkiye, tarihin en büyük komünist
ayaklanması ile karşı karşıya getirilmek üzeredir.
Güneydoğu’da süregelen komünist bölücü hareket,
gerçekte büyük bir planın ara aşamasından ibarettir.
Sözkonusu plan Türkiye’nin belli bir bölgesini
değil tümünü kapsamaktadır.
Ülkemizi bölmeye yönelik oyunlar başarılı olduğu
takdirde bunun hemen akabinde tüm vatanı kapsayan
bir komünistleştirme faaliyeti başlatılacaktır;
asıl amaç komünist bir Ortadoğu’dur.
Dinsiz, komünist bir Ortadoğu
hedefi gerçekleştikten sonra, İsrail, bölge
ülkeleriyle savaşa sokulacak, “Ortadoğu’yu yerle
bir etme planı” devreye girecektir. Planlanan
bu Armagedon’un sonunda ise sadece İsrail ayakta
kalacaktır. İsrail halkının yok edilmesi ise
imha planının son halkasıdır. Bu Deccal’in planıdır.
KOMÜNİZM TEHLİKESİ ÖNEMSENMELİ!
|
Dünyanın en büyük sapkın
dini Darwinizm’dir. Vahşi kapitalizm,
komünizm ve faşizm, Darwinizm’in mezhepleridir.
Masonluk bu mezheplerin tüm dünyadaki
en büyük tarikatıdır.
|
- Türkiye ve Ortadoğu üzerindeki
karanlık oyunlara anti-darwinist, dindar, mukaddesatçı,
kardeşliği esas alan, pozitif milliyetçi bir
sistemle karşılık verilirse Deccal Planı bozulacaktır.
Bu büyük ilmi, insani, imani mücadeleyi, yüce
Türk Milleti yapacaktır. Tarihi gerçekler, Türk’ün
yüksek seciyesi ve imanı, bu mücadele için mükemmel
bir model oluşturmaktadır.
- Türk gençliği komünizm, materyalizm,
Darwinizm, vahşi kapitalizm, masonizm ve şovenist
siyonizme karşı bilinçlendirilmelidir. Bunu
yapabilecek sivil toplum kuruluşları devletçe
desteklenmelidir. Devletin de bu yönde akılcı,
açık bir politika oluşturması sağlanmalıdır.
- Üniversitelerde, liselerde, Darwinist-materyalist
eğitime karşı akılcı, doğru bilgiye dayalı bir
eğitim verilmeli, materyalizmin ve Darwinizm’in
aldatmacaları ilmi delillere dayanılarak açıklanmalıdır.
- Bölücü terör örgütü sadece dağda
değil, halkın arasında da faaliyet sürdürmektedir.
Bölücü örgüt, halkın arasına da sızmakta ve
sistemli bir materyalizm ve komünizm propagandası
yürütmektedir. Çünkü komünist militanlar, İslam
ahlakını benimsemiş bir toplumda başarılı olamayacaklarını
gayet iyi bilmektedirler. Bu faaliyet ise dağdakinden
çok daha tehlikeli ve sonuçları çok daha vahim
olabilecek niteliktedir. Çünkü doğu insanı Marksist-Darwinist
düşünceler ve bunların getireceği zararlara
dair yeterince bilgi sahibi değildir. Eğer vakit
geçirilmeden tedbir alınmazsa, komünist bölücü
örgütün telkinlerine her geçen gün daha fazla
gencimiz kapılacaktır. İnsana sevgi duymanın,
güzel ahlakın, şefkatin ve merhametin önemini
bilerek yetişen, itaatli ve nitelikli bir gençlik
yerine Darwinist eğitimden geçirilmiş gençlik
konulduğunda sonuç toplumsal yıkımdır. Komünizm
gibi insanlık dışı ideolojilere taraftar toplamak
için ilk yapılan, "insanın, doğanın ve
tesadüflerin ürünü bir cins hayvan olduğu"
yönündeki Darwinist iddiaları toplumlara benimsetmektir.
Darwinist toplumlarda vefanın, sadakatin, şefkatin,
fedakarlığın hiçbir önemi yoktur; din, aile,
millet, bayrak gibi kavramlar da birşey ifade
etmemektedir. Bölücü terör örgütü de, terörist
olarak yetiştireceği kişilere öncelikle diyalektik
materyalizm ve bu felsefenin temeli olan Darwinizm
eğitimi vermektedir. Dolayısıyla bunlara karşı
etkili ve kararlı bir fikri mücadele ve propaganda
yürütülürse Marksist-komünist terörün önü alınabilir.
Türkiye komünist terörle yok edilmek istenmektedir.
Bunun çaresi komünizmin zemininin yok edilmesidir.
Bu zemin ise Darwinizm’dir.
- Doğu insanı güzel ve örnek bir
ahlak sahibidir. Efendi mizaçlı, haysiyetine
ve şerefine düşkün, kanaatkar, devletine sadakatli
ve insancıldır. En güzel yiyeceği konuklarına
sunacak kadar misafirperver, fedakar ve sevgi
doludur. Anadolu halkının ekserisi bu şekilde
üstün bir karaktere sahiptir. Bu vatandaşlarımızı
koruyup kollamak, ihtiyaçları olan desteği yoğun
bir şekilde vermek devletimizin görevidir. Terör
tehdidi, doğu bölgelerimizde yeni, modern ve
hayati tesislerin yapılmasına, büyük yatırımlara
imkan vermemektedir. Bu sebeple doğu insanı
hem terörün gölgesinde yaşamakta hem de terörün
yol açtığı büyük ekonomik zorluklarla karşı
karşıya kalmaktadır. Devletimizin bu aşamada
yapması gereken yeni bir planlamayla doğu insanının
gereksinim duyduğu yiyecek, giyecek, konut,
sağlık gibi belli başlı konulara ağırlık vermektir.
Bunun dışında bölge ekonomisinin canlandırılması
için tarım ve hayvancılığa verilen destek arttırılmalı,
orada yaşayan insanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin
seçkin fertlerinden olmanın gurur ve mutluluğunu
yaşamalıdır. Devlet şefkatini tam manasıyla
hissettirdiğinde birçok sorun kolaylıkla ortadan
kalkacak, komünist bölücü terör örgütünün propaganda
gücü yok olacak, tuzaklar bozulacaktır.
DARWinİZM,
BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN İDEOLOJİSİNİN DE
TEMELİDİR
Türk Devleti'nin bölünmez
bütünlüğünü hedef alan en önemli tehdit
olan bölücü terör, doğrudan komünist ideolojiye
dayanmaktadır. Materyalizme ve Darwinizm’e
dayanan bu ideoloji, ahlak, mukaddesat
ve maneviyat gibi kavramları reddetmekte,
insanların sadece maddi varlıklarını esas
almakta, hatta Darwinizm’in etkisiyle
insanları bir çeşit hayvan olarak görmektedir.
Darwinizm ile Komünizm bağlantısını ortaya
koyan pek çok örnekten biri şu şekildedir:
KARL MARX: "Darwin'in
yapıtı büyük bir yapıttır. Tarihteki sınıf
mücadelesinin doğa bilimleri açısından
temelini oluşturuyor." (Marks Engels
Mektuplar, cilt 2, s.126) |
MATERYALİZME
KARŞI MÜCADELE EDENLERİ
SİNDİRME ÇABALARI SONUÇSUZ KALMAYA MAHKUMDUR!
Milletimizi Darwinist yalanlara karşı
uyarmak ve bu aldatmacanın tahrip edici
etkisini bertaraf etmek için faaliyet
yapanlar ise yıllardır materyalist çevrelerin
hedefi olmuşlardır.
Türk Milleti Darwinizm’i, materyalizmi
ve bunlardan kaynaklanan ideolojileri
reddetmekte ve Allah’a imanını muhafaza
etmektedir. Bu böyle olduğu sürece de
ülkemiz üzerinde oynanan oyunların tam
bir başarıya ulaşması -Allah’ın izniyle-
olanaksızdır.
Bu gerçeğin bilincinde olan güçler bütün
güçleriyle milletimizi imanından, ahlakından
koparmaya çalışmakta, Darwinist dünya
görüşünü yerleştirmeye gayret etmektedirler.
Bu gayretlerinin önündeki en büyük engel
ise Harun Yahya’nın kitaplar, internet
siteleri ve belgesellerden oluşan çalışmaları
ve Bilim Araştırma Vakfı’nın düzenlediği
konferanslardır.
Türkiye’de 1980 yılından bu yana devam
eden büyük bir imani, milli, kültürel
ve ilmi çalışma vardır. Bu sayede Türk
gençliği, milli ve manevi değerlerine
sahip çıkarak, ateist ve bölücü ideolojilere
kaymaktan kurtulmuştur. Bu nedenledir
ki Avrupa’nın sosyal ve siyasi rotasını
belirleyen hakim zihniyet olan Materyalist-Darwinist
kadro, Türkiye’nin imanlı halkının kendileri
için büyük bir tehlike olduğuna kanaat
getirmiştir. Bunun önüne geçebilmek, Türkiye’nin
bölünmez bütünlüğünü ve milli birliğini
bozabilmek için Avrupa Materyalist mahfilleri,
Türkiye’de bölücü, ateist, materyalist
ideolojilerin yaygınlaşması karşısındaki
tek büyük engel gördükleri Harun Yahya
(Adnan Oktar)’ın ve Bilim Araştırma Vakfı’nın
çalışmalarını durdurabilmek için yeni
oyunlar planlamışlardır.
Bu planlar, geçmişte olduğu gibi bugün
de baskı, tehdit, yıldırma, komplo, yalancı
şahitler gibi yöntemlerle ve Türkiye’de
hazır bulundurulan sabetayist güçlerin
ve bir kısım basın yayın organlarının
desteğiyle gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.
Türk Milleti bu tür oyunların daha önce
de oynandığına şahit olmuştur; dostla
düşmanı, vatanseverle menfaat düşkününü
birbirinden rahatlıkla ayırt edebilecek
ferasete sahiptir. |
TERÖR, BÖLÜCÜ ÖRGÜTLERİN VAZGEÇİLMEZ
BİR YÖNTEMİDİR
Terör, temeli Darwinizm’e dayanan
bölücü ideolojilerin hedefe ulaşmak için kullandığı
etkin bir yöntemdir. Komünist liderler terörü
vazgeçilmez bir silah olarak taraftarlarına
tavsiye etmişlerdir. Bölücü terör örgütünün
bütün yöntemleri komünist ideolog ve liderlerin
tavsiyeleri doğrultusundadır. Bu liderlerden
Lenin’in terör talimatları oldukça dikkat çekicidir:
"Polisleri, askerleri, devlet
memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında yangınlar
çıkartmak... Devletin hazinelerinden paraları
almak... Devrimci komünist güçler yenilmez silahlı
bir güç olarak ortaya çıkmalı, insanları öldürerek,
bombalayarak, binaları havaya uçurarak korku
yaymak ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist
diktatörlüğünü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın
önemli unsurlarındandır." ("Vladimir
Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında",
Homizuri G.P., Moskova 2005)
Darwinizm üzerine bina edilen
Marksist-Leninist fikirler ve Lenin’in terör
direktifleri doğrultusunda yetişen bölücü militanlar,
askerimizi, polisimizi ve masum vatandaşlarımızı
katletmekte, her türlü terör yöntemine başvurmaktadırlar.
Avrupa’daki ve dünyanın çeşitli yerlerindeki
Darwinist-Marksist görüşlü insanların ise teröre
karşı olması beklenemez. Bu Marksist felsefenin
ruhuna-mantığına aykırı olur. Kınama mesajları,
uyarmalar böyle kitleleri hiç ilgilendirmez.
Darwinist-Marksistler teröristleri, -güya- “feodalizme
karşı savaşan, devrimci güçler” olarak görürler.
Teröristler, Ho Chi Minh gibi tarihe geçen kan
dökücüleri saygı ile anarlar.
20. yüzyıl tarihine kanlı yönetimiyle
geçmiş Rus diktatörü Lenin’in evrim teorisi
hakkındaki görüşleri de şöyledir:
"Marx'ın teorisinin tümü,
evrim teorisinin, en tutarlı, en tam, en düşünülmüş
ve özlü biçimiyle çağdaş kapitalizme uygulanmasıdır."
(Robert M. Young, Darwinian Evolution and Human
History, Historical Studies on Science and Belief,
1980)
Vietnamlı gerilla lideri Ho Chi Minh (1890-1969)
koyu bir Marksist-Leninist ve Darwinistti. Bölücü
komünist örgütün Güneydoğu’da kullandığı gerilla
yöntemleri, bu azılı komünist liderin yöntemlerinin
birebir uygulamasıdır.
Darwinizm, Komünizm ve
Terörizm Ayrılmaz Üçlüdür
Darwinist-materyalist eğitim mecburi
olarak veriliyorsa komünist-Darwinist terör
de mecburi olarak oluşur.
1971-1980 yılları arasında, komünist
terör Türkiye’yi teslim almak üzereyken son
anda müdahale ile vatanımız kurtarılmıştır.
Şimdi de Darwinist-komünist, terörist ayaklanma
adım adım Türkiye’yi sarmaktadır. Güneydoğu
bölgemizi merkez üssü seçen bu komünist ayaklanmanın
asıl hedefi bütün Türkiye’dir ve bir sonraki
aşama da bütün Ortadoğu’dur.
İyi takip, iyi yakalama, iyi yargı,
iyi infaz çözüm değildir. Lojistik ve gelir
kaynaklarını kesmek, sınır ötesi operasyon,
netice alınacak yöntemler değildir. Bu yöntemler
ancak geçici azalma meydana getirir. Çünkü komünist
terörün vatanı yoktur. Komünistin vatanı olmaz.
Komünizmin hedefi bütün dünyadır, dolayısıyla
bütün dünyanın imkanlarını, bütün dünyada dayanışma
ile kullanan komünizme karşı en etkili yöntem,
fikri mücadeledir. Bu da ancak anti-Darwinist,
anti-materyalist ilmi çalışma ile olur. Bu,
bataklığın kurutulmasını sağlar. Sivrisineklerle
tek tek uğraşmak hiçbir devirde çözüm olmamıştır.
Siyasi, pişkin, hamasi nutuklar, sadece terörü
besler ve biler. Dağdan indirip komünist propagandaya
davet gaflettir. Zaman kaybetmeden bu konuda
gönüllü kuruluşlara bir destek sağlanmalı, devletle
işbirliği içinde bu hastalığa, yanlışa karşı
doğrular anlatılmalıdır.
DARWINİZM’İN GİZLİ KALMIŞ BİR YÖNÜ:
TÜRK DÜŞMANLIĞI
Darwinizm, 19. yüzyılın ilkel
bilim seviyesinin bir ürünü olarak ortaya atılmış,
ancak günümüz bilimsel gelişmeleri neticesinde
geçersizliği ispat edilmiş bir teoridir. Buna
rağmen bazı insanlar, evrim teorisini savunan
yayınların etkisinde kalmakta, teorinin dünya
çapında kabul gören ve ispatlanmış bir gerçek
olduğu izlenimine kapılmaktadır. Hatta ülkemizde
kültür seviyesi yüksek kabul edilen yazar, sanatçı
veya benzer gruplara mensup bazı kişiler bile
aynı etki altında kalabilmekte ve evrim teorisini
savunmaya kalkışmaktadırlar.
Darwinizm hakkında pek bir şey
bilmeden, Darwinizm’i eleştiren ilmi eserleri
okumadan, bilim adamı edasıyla demeçler veren,
adeta teorinin bayraktarlığına soyunan bu kişiler
yanılgı içinde olduklarını fark etmelidirler.
Teorinin delillerinin nasıl iptal olduğunu anlamak
için Harun Yahya’nın aşağıda gösterilen binlerce
sayfalık eserlerinden herhangi birini dikkatlice
incelemeleri yeterli olacaktır. Yanlış nakledilen
haberlerin bilimsel cevapları ise günü gününe
www.netcevap.org internet sitesinde yayınlanmaktadır.
Evrim teorisinin geçersiz olduğunu
anlamak için aslında sadece birkaç konuyu bilmek
yeterlidir. Örneğin, cansız maddelerden tesadüfen
canlı bir hücrenin ortaya çıkamayacağı, bir
canlının başka bir canlıya, örneğin bir dinozorun
kuşa dönüşemeyeceği, bugüne kadar bulunmuş 250
bin farklı türe ait 100 milyon fosilden hiçbirinin
Darwinizm’i desteklemediği, tek bir kompleks
organın -örneğin insan gözünün- kademe kademe
oluşamayacağı gibi gerçekler evrim teorisinin
geçersizliğinin anlaşılması için fazlasıyla
yeterlidir.
DARWIN’İN TÜRK MİLLETİNE BAKIŞI
Evrim teorisini ortaya atan Charles
Darwin, canlıların ve insanların gelişimini
yaşam mücadelesi kavramına dayandırmıştır. Ona
göre, doğada acımasız bir yaşam mücadelesi,
daimi bir çatışma vardır. Darwin, bu çatışmanın
insan ırkları arasında da geçerli olduğunu öne
sürmüş ve çatışmanın geri ırkları eleyerek medeniyetin
gelişmesine katkıda bulunacağını iddia etmiş
ve bu hayali tezinde sözde delil olarak Türk
Milleti’ni kullanmaya kalkışmıştır. Darwin’in
oğlu tarafından derlenen “Charles Darwin’in
Hayatı ve Mektupları” isimli kitapta Darwin’in,
Türk Milleti hakkındaki sözleri şu şekilde yer
almaktadır:
"Doğal seleksiyona dayalı
kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden
daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu
ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl
önce Avrupa, TÜRKLER TARAFINDAN
İŞGAL EDİLDİĞİNDE, Avrupa milletleri
ne kadar büyük risk altında kalmıştı, bugün
Avrupa'nın TÜRKLER TARAFINDAN
İŞGALİ bize ne kadar gülünç geliyor.
Avrupa ırkları
olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde
TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir.
Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine
baktığımda, BU TÜR AŞAĞI
IRKLARIN çoğunun medenileşmiş yüksek
ırklar tarafından ELİMİNE
EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) görüyorum."
(Francis Darwin, The Life and Letters of
Charles Darwin, Vol. I, 1888. New York: D. Appleton
and Company, s. 285-286)
Bu satırlarda Türk Milleti için
söylenen sözlerin birer hezeyan oldukları, fanatikçe
bir nefretin ve Türklük hakkındaki derin bir
cehaletin ürünü oldukları açıktır. Darwin'in
bu sözlerini detaylı olarak analiz ederek, amacını
cümle cümle inceleyelim:
“Doğal seleksiyona dayalı kavganın,
medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden
daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu
ispatlayabilirim...”
Darwin burada insanlığın ırklar
arasındaki savaş ve mücadele ile geliştiğini
öne sürmektedir. Bu, 19. yüzyıl emperyalizminin
temel fikri dayanağını teşkil eden koyu ırkçı
bir görüştür.
“... Düşünün ki, birkaç yüzyıl
önce Avrupa, Türkler tarafından işgal edildiğinde,
Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında
kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın Türkler
tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor...”
Darwin’in burada Türk Milleti
için kullandığı işgal kavramı tarihsel olarak
yanlıştır ve aslında Türklere duyduğu kinin
bir ifadesidir. Çünkü Türk Milleti Balkan topraklarındaki
halklara büyük saygı ve hoşgörü göstermiş, Balkanlar'ın
dört bir yanını imar etmiş, kalkındırmış, geliştirmiştir.
Bölgede çok sayıda kervansaray, hamam, köprü,
cami, kütüphane, aşevi inşa edilmiştir ve bunların
üstün bir kültürün ürünü oldukları bugün herkesçe
kabul edilmektedir. Darwin’in bu ifadelerdeki
amacı ise, Türk Milleti'ni "barbar"
bir toplum olarak gösterebilmektir.
“... Avrupa ırkları olarak
bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk
Barbarlığına karşı galip gelmişlerdir...”
Darwin Avrupalı ırkları "medeni
ırklar" olarak tanımlayarak klasik ırkçı
bakış açısını tekrarlamaktadır. Darwin,
Türk Milleti'ni açıkça "barbar" olarak
nitelemektedir.
“... Dünyanın çok da uzak olmayan
bir geleceğine baktığımda, bu tür AŞAĞI
IRKLARIN çoğunun medenileşmiş yüksek
ırklar tarafından ELİMİNE
EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) görüyorum...”
Darwin, en önemli mesajını—ve
hezeyanını—bu cümlesinde sergilemektedir. Söyledikleri
açıktır: Türk Milleti'nin yakında Avrupalılar
tarafından yok edileceğini öne sürmektedir.
Bu işi gerçekleştirmesini umduğu Avrupalıları
"medenileşmiş yüksek ırklar" olarak
tarif etmekte, Türk Milleti'ne
de kendince "aşağı
ırk" yakıştırması yapmaktadır.
Darwin'in bu sözleri 1888 yılında
yayınlandığında, Türk Milleti'ne karşı yürütülmekte
olan propaganda savaşına büyük bir destek sağlamış,
Türk düşmanları Darwin'in hezeyanlarından güç
bulmuşlardır.
Darwin'in Türk düşmanlığına sağladığı
bu desteğin etkisinin, günümüzde, neo-Nazi ve
faşist grupların yurt dışında yaşayan soydaşlarımıza
yaptıkları insanlık dışı eylemlerle sürmekte
olduğu görülmektedir.
Bu gerçek, 19. yüzyılda emperyalizm
tarafından körüklenen, o zamandan bu yana da
çeşitli çevreler tarafından ısrarla ayakta tutulan
"Türk düşmanlığı"
akımının ardında, Darwinizm'in
önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Bugün
Türk Milleti’ni, Avrupa Topluluğu’na layık görmeyen
köhne zihniyet ise aynı Darwinist temellerin
bir devamı niteliğindedir.