|
...Şirk, Fitne, Nefs, Heva, Vicdan, Kalp,
Akıl, Gaflet, Zan,
Sadakat, İtaat, Sabır, Salih Amel, Şükür, İhlas,
Tesanüd, Tevazu, Tevekkül, Tevbe, Dua...
|
Giriş
Kuran'ı okurken günlük hayatımızda alışık olduğumuz, kullandığımız
birçok kavramın ayetlerde de sık sık yer aldığını, bunların
üzerinde önemle durulduğunu görürüz. Bu kavramların Kuran'ın
anlaşılmasında ve hayata geçirilmesinde kilit rolleri vardır.
Akıl, sabır, sadakat, inkar, nimet, hikmet, vs. bu kavramlardan
bazılarıdır.
Ancak bu kavramların çoğu günlük hayatımızda gerçek
anlamlarından daha farklı anlamlarda kullanılırlar.
Bu nedenle, özellikle Kuran'ı yeni okumaya başlayan
bir kişi, bu kavramları gündelik yaşamda kullanılan
anlamlarıyla algılamaya kalkarsa Kuran'ı gerektiği gibi
kavrayamaz.
Bir örnek olarak "akıl" kelimesini ele alalım.
Akıl halk arasında, zeka, kurnazlık, uyanıklık, iş bitiricilik
veya bunlara benzer özellikleri ifade etmek için kullanılır.
Halbuki Kuran'da bahsedilen aklın bu kavramlarla hiçbir
benzerliği yoktur. Kuran'a göre, akıl yalnızca müminlere
mahsus olan bir meziyettir ve kişinin imanı ve takvası
oranında artar veya azalır. Akıl, müminin, Allah'ın
en çok razı olduğu, en doğru tutum ve davranışları sergilemesini,
Allah'ın sınırlarını korumada, Kuran'ın emir ve yasaklarına
uymada tam bir titizlik göstermesini, Allah'ı gereği
gibi takdir edebilmesini, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan
ayırt edebilmesini, en güzel ahlakı edinmesini, her
konuda en doğru kararı vermesini, en isabetli tercihi
yapmasını, ahireti için en faydalı ve en güzel bir biçimde
hareket edebilmesini sağlayan bir yol göstericidir.
Dini inkar eden bir kişide ise, ne kadar zeki olursa
olsun, akıl yoktur. İnkarcı bir insan en fazla zeka
ile hareket edebilir. İmanı olmadığı için aklın ya da
akletmenin nasıl bir şey olduğunu bilemez. Yalnızca
aklın, zekayla eş anlamlı bir kelime olduğunu zanneder.
Kimisi de kelimeye biraz fark katarak aklın zekayla
birlikte, olgunluk ve ağırbaşlılık gibi vasıflar da
içerdiğini düşünür. Gerçekte ise, inkarcıların en zeki,
en olgun, en tecrübeli, en ağırbaşlı, en oturaklı olanında
bile akıl mevcut değildir.
Kuran'da geçen aklı yukarıda bahsettiğimiz yanlış
biçimiyle algılayan bir kişi ise ayetlerden, kastedilenden
çok farklı, çok yanlış anlamlar çıkarabilir. Kafasında
Kuran'da belirtilenden bambaşka bir model oluşabilir.
Kimi zaman bu yanlış anlayışın boyutları kişiyi tamamen
sapkın bir inanç ve düşünceye sürükleyecek derecede
ciddi de olabilir. Aynı durum diğer kavramlar için de
geçerlidir.
İşte, Kuran'ın hakkıyla ve en doğru bir biçimde anlaşılması,
kalbe yerleşmesi ve uygulanabilmesi için Kuran'da geçen
bu temel kavramların ne anlamda ve ne maksatla kullanıldıklarını,
ne tür hikmetler içerdiklerini doğru olarak bilmek şarttır.
Bu çalışmada, Kuran'da en sık geçen kavramlar, içlerinde
geçtikleri çeşitli ayetlerin ışığında incelenerek, bunların
genel olarak ve özel durumlarda hangi anlamlarda ve
ne gibi hikmetler doğrultusunda kullanıldıkları açıklanmaya
çalışıldı. Elbette ki herşeyin en doğrusunu Allah bilir.
|
|
|