GİRİŞ
Bir an için hayatınız boyunca en çok sahip olmak istediğiniz
imkanın size sunulduğunu, fakat sizin bu teklifi değerlendiremeyip,
geri çevirdiğinizi düşünün. Hayatınızı tamamen değiştirebilecek
bu yanlış karardan sonra kimbilir ne kadar büyük bir pişmanlık
yaşar, o ana geri dönüp kararınızı değiştirebilmeyi ne kadar
çok istersiniz. Ama artık çok geçtir ve zamanı geriye çevirmek
mümkün değildir. Yapılacak en akılcı şey bundan sonra benzer
bir hataya düşmemek için tedbir almaktır. Bu yanlış kararı
almanızda etkisi olan kişileri düşünür, bir daha bu tarz kimselerin
etkisi altında kalmamaya kendi kendinize söz verirsiniz.
Şu anda da birçok insan için bu durum geçerlidir. Dünya üzerindeki
tüm insanların önüne, dünyadaki en büyük fırsatla dahi kıyas
edilemeyecek kadar büyük bir imkan sunulmuştur. İnsanların
büyük bir bölümü ise bu büyük imkanı görmezden gelmekte, akıl
ve vicdanlarıyla değerlendirmeyip geri çevirmektedirler. Allah
yeryüzündeki tüm insanlara hem dünyada güzellik, iyilik, adalet,
eşitlik, bolluk, refah ve huzur dolu bir hayat, hem de ahirette
insanın aklının dahi alamayacağı nimetlerin en güzelleri içinde,
ebedi bir yaşam vaat etmektedir. Bu davet, Allah'ın elçileri
ve insanlara bir rehber olarak indirdiği kutsal kitapları
aracılığı ile tarih boyunca istisnasız tüm insanlara yapılmıştır.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in de Kuran aracılığıyla
tüm insanlara yaptığı bu davet, hakkıyla takdir edebilenler
için, önemli bir fırsat, çok büyük bir lütuf ve Allah'tan
bir nimettir. Vicdan ve akıl sahibi her insandan beklenen
ise böylesine büyük bir fırsatı dikkatle değerlendirmek, önem
vererek düşünmek ve bu fırsattan gerektiği gibi istifade etmektir.
Aksi bir tutum, yani Kuran'da bildirilen gerçekleri göz ardı
etmek, dinlememek ve düşünmemek ya da bu gerçeklerden inkar
ederek kaçmak ise, ahiret gününde başta verdiğimiz örnekle
kıyaslanamayacak kadar büyük bir pişmanlığa sebep olacaktır.
Üstelik bu, hiçbir şekilde telafi edilemeyecek, geri dönülemeyecek
bir pişmanlıktır.
Allah'ın davetine bugün icabet etmeyenler, o zorlu gün geldiğinde
"… Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik
de Rabbimiz’in ayetlerini yalanlamasaydık ve müminlerden olsaydık"
(Enam Suresi, 27) derler. Ama artık pişman olmak için
çok geçtir. O gün, her insan için dünya hayatları boyunca
yapıp ettikleriyle ilgili hüküm verilmiş, herkes alacağı karşılığı
almıştır.
Ancak dünya hayatındaki bu kaçışın üzerinde en çok durulması
gereken yönü, insanların içinde ne yazdığını dahi bilmeksizin
Kuran okumaya, öğrenmeye ve dinlemeye karşı direnmeleri, Kuran'dan
yüz çevirmeleridir. İnsanların büyük bir bölümü Allah'ın kendilerini
nasıl bir hayata ve nasıl bir ahlaka davet ettiğini bilmeden,
sahip oldukları ön yargılar nedeniyle, Kuran ayetlerinden
kaçarlar. Tarafsız ve ön yargısız bir şekilde değerlendirmez
ve elçilerin davetini reddederler. Bu red, insanları büyük
bir yıkıma götüren ilk adımdır. Ancak insanların büyük bir
bölümü, içinde bulundukları şiddetli gaflet hali ve fikri
saplantı nedeniyle bunun farkında dahi değildirler.
Bu kitabın yazılış amacı insanları, kendilerini dünyada ve
ahirette çok büyük bir kayba uğratacak bu ön yargılı bakış
açısına karşı uyarmaktır. Geçmişteki tüm salih müminlerin
yaptığı gibi, iman eden ya da etmeyen herkesi her türlü ön
yargıdan, ezberlenmiş bilgiden, fikri saplantıdan arınmış
bir şekilde Kuran okumaya, Allah'ın ayetleri üzerinde düşünmeye
davet etmektir. Ancak bu uyarma ve hatırlatma, sadece Allah'ı
ve Kuran'ı inkar edenler için değil, aynı zamanda iman ettikleri
ni söyledikleri halde Kuran ahlakını gereği gibi yaşamayan
kimseler için de geçerlidir.
Geçmişte yaşamış tüm peygamberler de gönderildikleri toplulukları
Allah'a iman etmeye ve hak dine uymaya davet ettiklerinde
çok büyük bir direnme, inkar ve redle karşılaşmışlardır.
Bu bakımdan kitap boyunca anlatılacak olan tüm örneklerin,
tarih boyunca bütün hak kitaplar için geçerli olduğu ve her
elçinin benzer cevaplarla karşılaştığı unutulmamalıdır. Dolayısıyla
bizim bu kitapta "Kuran'ı dinlemeyenler", "Kuran'dan kaçanlar"
olarak tarif edeceğimiz kişiler, geçmişte yaşamış tüm elçilere,
tüm hak kitaplara karşı benzer tavırlar gösteren, iman etmekte
direnen, gerçeklerden kaçan kimseleri de ifade etmektedir.
Amacımız henüz daha vakit varken, insanları yeniden Kuran'da
bildirilenler üzerine düşünmeye sevk etmek, Allah'a teslim
olmaya davet etmektir. Ayrıca Allah'ın Kuran'da haber verdiği,
"Kim Allah'a davet edene icabet etmezse,
artık o, yeryüzünde (Allah'ı aciz bırakacak değildir ve onun
O'ndan başka) velileri yoktur. İşte onlar, apaçık bir sapıklık
içindedirler" (Ahkaf Suresi, 32) ayetindeki hükmü bir
kez daha hatırlatmaktır. |