KİTAPLAR  |  FİLMLER  |  SES KASETLERİ  |  MAKALELER  |  ANA SAYFA.

ARAMA


EHL-İ SÜNNET'İN ÖNEMİ

Onlar ki yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye uyarlar; o onlara marufu emrediyor münkeri yasaklıyor temiz şeyleri helal murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar destek olup savunanlar yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
(A'raf Suresi, 157)


YARATILIŞ GERÇEĞİ

Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır.
(Nahl Suresi, 8)  

Martı türü kuşlarda gaganın biçimi beslenme özelliklerine bağlı olarak türden türe değisiklik gösterir. Örnegin martıların ve özellikle yirtici martilarin kanca uçlu gagaları yakalayıp koparmaya elverişlidir. Bazı türlerin, örneğin Atlas Okyanusu kıyılarında yaşayan deniz papağanı ile ak sumru kuşlarının gagaları ise birkaç balık tasırken, dalip yeniden balık avlayabilecekleri bir yapıya sahiptir. Görüldüğü gibi ayni türdeki kuşlar arasında var olan çeşitli özellikler, Yüce Allah'ın eşi benzeri olmayan yaratma sanatını tanımamıza vesile olur. Burnumuz nefes aldığımız havanın ısıtılması ve nemlendirilmesi görevini üstlenmistir. Burnun iç yüzeyini kaplayan mukus tabaka su buharı salgı-layarak giren havayı nemlendirir. Mukus tabakanın hemen altında yer alan çok sayıdaki kılcal damar da geçis sırasında havanın ısınmasını saglar. Böylece hava, akcigerlerin hassas yapıları için en uygun hale getirilir. Söz ko-nusu mekanizma, binaların sıcaklık ve nem ortamını düzenleyen gelismis bir klima sistemine benzer. Burada ana hatlarıyla anlatılan bu islemler gerçekte oldukça karmaşıktır.

Göz, 600 bin sinirle beyne bağlanır. Aynı anda 1.5 milyon mesaj alıp bunları düzenler ve saatte 500 km'lik hızla beyne gönderir. Tek bir noktaya baktıgınızda, aslında birbirinden farklı yüzlerce detay görürsünüz. Ayrıca mucizevi bir sekilde göz, bunların hepsinden gelen mesajları ayırt eder, hepsini degerlendirir ve her birini beyne iletir. İsçi arıların hareketleri son derece tutarlıdır ve bir amaç üzerinedir. Kovandaki bir arı yeni yumurtalar için hücreler hazırlarken, digeri kraliçeye hizmet etmek için petekler arasında dolasır, bir üçüncüsüyse bal toplar. Her isçi arı Rabbimiz'in ilhamıyla kesin olarak neyi nasıl yapacagını bilir, kusursuz bir disiplinle hareket eder.

Enzimler, hücreleri hareketlendirip reaksiyonları baslatmak ve hızlandırmakla görevlidirler. Bir enzim bir reaksiyonu milyar kere hızlandırabilir. Örnegin insan vücudundaki enzimlerden sadece bir tanesi görevini yapmasaydı, bu cümleyi okumak 1500 yıl sürecekti. Hatta siz bu cümleyi okuyana kadar sizi yaşatan pek çok reaksiyon da devreye girmeyi bekleyecek ve bir-birinden habersiz ve hareketsiz hücreler teker teker ölmeye baslayacaktı. Ancak kusursuz yaratılış sayesinde bu gerçekleşmez ve enzimler görevlerini eksiksizce yerine getirir. Orkidelerin değisik üreme yöntemleri vardır. Örnegin bazı orkideler nektar üretemez sadece nektar kokusu üretirler. Bu kokuya aldanan arılara nektar vermedikleri halde, onları kandırmış ve polenlerini taşıttırmış olurlar. Bir bitkinin yalnızca polenlerini taşıtmak için nektar vermediği halde nektar kokusunu taklit edebilmesi hiç kuskusuz ki bu bitkilerin bilinci sayesinde gerçekleşen olaylar değildir. Akıl ve şuur sahibi olmayan bitkiler de diğer tüm canlılar gibi Allah’ın ilhami ile hareket etmektedirler.

Kuzey kutbunda yasayan deniz kirlangiçlari, her yil 30.000-40.000 km.lik yol boyunca kanat çirparlar. Bu kirlangiçlarin vatanlari Kuzey Kutbu’dur. Fa-kat her yil Kuzey Amerika, Grönland ya da Sibirya'daki üreme bölgelerin-den, Kuzey Kutbu sularindaki kislik bölgelere dogru yolculuk yaparlar. Kutuplardaki buzlu sularda yasayan baliklarin neden donma-digini hiç merak ettiniz mis Bu baliklar, derilerindeki buz kristallerinin sicakligini -20C'ye kadar yükselten bir proteini üre-ten gene sahiptirler. Bu protein buz kristallerindeki oksijen moleküllerine baglanarak genlesmelerini engeller yani canlinin donmasini önler.

Confuciosornis’in temsili resmi (üstte)

Confuciosornis
Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 120 milyon yıl
Bölge: Çin

Evrim teorisi, kuslarsn küçük yapsls ve etobur theropod dinozorlardan, yani bir sürüngen türünden türedigi iddiasındadır. Oysa hem kuslarla sürüngenler arasinda yapılan anato-mik karşılaştırmalar hem de fosil kayıtlari bu iddiayı yalanlamaktadır. Resimde görülen fosil, ilk örnegi 1995 yılında Çin'de bulunan, Confuciosornis olarak adlandirilan soyu tükenmis bir kus türüne aittir. Günümüz kuslarina büyük bir benzerlik gösteren Confuciosornis, kuslarin evrimi senaryosunu yikmistir.

Gürgen yaprağının günümüzdeki örneği.

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 54 - 37 milyon yıl
Bölge: Cache Creek Olusumu, British Columbia, Kanada

Bilinen 30 - 40 türü olan gürgen ağacı, genellikle kuzey iklimlerinin hakim olduğu bölgelerde yetişir. Çoğunlukla Dogu Asya ve Çin'in belli bölgelerinde bulunan gürgen agacinin bir iki türüne Av-rupa ve Kuzey Amerika'da da rastlanir. Fosil bulgulari günümüzde yaşayan gürgenlerle, bundan on milyonlarca yıl önce yaşamış olanlar arasında hiçbir fark olmadığını ortaya koymustur. Gürgen agaçlari, Darwinistlerin iddialarina meydan okumakta, Yaratılış'ın açık bir gerçek olduğunu söylemektedir.

Günümüzdeki ginkgo yaprağı

Gingko Yaprağı
Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 54 - 37 milyon yıl
Bölge: Cache Creek Olusumu, British Columbia, Kanada

Darwinistlerin bitkilerin evrimi senaryosunu geçersiz kilan delillerden biri de resimde görülen 50 milyon yillik ginkgo yaprağıdır. Ginkgolarin baska bir bitkiden türemediklerinin, baska bir bitkiye de dönüsmediklerinin göstergesi olan bu fosil, diger bütün fosil örnekleri gibi evrimcileri büyük bir açmaza sokmaktadır.

Üstteki resimlerde kozalak fosilinden hiçbir farki olmayan günümüzdeki kozalaklar bulunmaktadir.

Kozalak
Dönem: Senozoik zaman, Paleojen dönemi
Yaş: 65 - 23 milyon yıl
Bölge: Almanya

Ait oldukları agacsn çogalmass için gerekli olan tohumlars tassyan koza-laklarsn yapsss diger tüm canlslar gibi, milyonlarca ysl boyunca hiçbir degisi-me ugramamsstsr. Günümüzdeki kozalaklarla ayns olan 65 - 23 milyon ysl yassndaki kozalaklar, tarih boyunca evrimin hiçbir zaman yasanmadsgsnsn önemli örneklerinden biridir.

Günümüzde yasayan örnekler üstte

At Nalı Yengeci
Dönem: Mezozoik zaman, Jura dönemi
Yaş: 150 milyon yıl
Bölge: Solnhofen, Almanya

Eklembacaklılar filumuna dahil olan at nali yengeçleri, Chelicerata (kelikeserliler) alt filumuna dahildirler ve örümcekler ve akrep familyalarina daha yakındırlar. Resimde görülen 150 milyon yil yasindaki at nali yengeci fosili, Yaratılış'ın açik bir gerçek oldugunu, evrimin hiçbir zaman yasanmadigini bir kez daha teyit etmektedir.

Üstteki resimde gördügümüz mersin balığının yukarıdaki 144 milyon yıllık mersin balığı fosilinden hiçbir farkı yoktur.

Mersin Balığı
Dönem: Mezozoik
zaman, Jura dönemi
Yaş: 144 - 65 milyon yıl
Bölge: Çin

Günümüzde sadece iki familyasi soyunu devam ettiren mersin baliklari hep mersin baligi olarak var olmuslardir. Baska bir canlidan türememis, bas-ka bir canliya da dönüsmemislerdir. Bu gerçegin teyidi olan fosil bulgulari, diger tüm canlilar gibi mersin baliklarinin da evrim geçirmediklerini söylemektedir.

Yaratılış'ın açık bir gerçek olduğunu gösteren fosillerden biri de resimde görülen yaklaşık 150 milyon yıl yaşındaki karides fosilidir. Günümüzdeki karideslerden hiçbir farkı yoktur.

Karides
Dönem: Mezozoik zaman, Jura dönemi
Yaş: 150 milyon yıl
Bölge: Solnhofen Oluşumu, Almanya

Darwinistlerin iddia ettigi gibi asamali bir evrim sürecinin yasanmadigini gösteren bilimsel bulgulardan bir digeri de resimde görülen karides fosilidir. Var olduklari ilk andan itibaren tüm özellikleri ve uzuvlariyla eksiksiz olan karidesler hiçbir degisiklige ugramamsslardsr. Bu karides fosili, evrimin hayal ürünü bir senaryo oldugunu tüm açsklsgsyla gözler önüne sermektedir.

Günümüzde yasayan yengeç örnekleri (sağda)

Yengeç
Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yas: 37 - 23 milyon yıl
Bölge: Danimarka

Fosil kayıtları canlılığın kökenini anlamak için yeterince zengindir ve bu gerçek karşımıza somut bir tablo çıkarmaktadır: Farklı canlı türleri, aralarında hayali evrimsel "geçis formları" olmadan, yeryüzünde bir anda ve farklı yapılarıyla, ayrı ayrı ortaya çıkmışlardır. Bu da tüm canlıları Yüce Allah'ın yarattığının delillerinden biridir.

Günümüzde yaşamakta olan suikastçi böceklerden bir örnek (yukarıda)

Suikastçi Böcek
Dönem: Senozoik zaman, Oligosen - Miyosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti

Reduviida (yirtici tahtakurulari) familyasina dahil olan bu bö-ceklerin çesitli türleri chagus hastaligini yayan ana faktörlerdir. Darwin'i zehirleyerek onun yasamini hasta bir sekilde geçirmesine neden olan suikastçi böcek, antenini zehiri enjekte etmek için kul-lanir ve karsisindaki canlinin dokularin eritip sivilastirir.

Yanda günümüzde hala yaşamakta olan yürüyen çalı örneği bulunmaktadır.

Yürüyen Çalı
Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Rusya

Yürüyen Çali isimli böcekler yavas hareket etmeleri ve kamuflaj yapmalari ile taninir. Uzun bedenleri, bacaklari, antenleri ve renk-leri ile tipki bir çaliya benzerler. Kamuflaj yapan canlilar ya-sadiklari ortama son derece uyumlu sekilde yaratilmis vücut yapilari, biçimleri, renkleri ve desenleriyle özel bir koruma altina alinmislardir.

 

Mürekkep Balığı
Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yas: 95 milyon yıl
Bölge: Lübnan

Darwin, teorisinin ancak fosil kayıtlarıyla doğrulanabileceğini biliyordu ve bu nedenle paleontolojik çalışmalara büyük umut bağlamıştı. Ne var ki, Darwin'den sonra geçen yaklaşık 150 yıl içinde hiç ara geçiş formu fosili bulunmadı. Dolayısıyla Darwin'in iddiaları hiçbir zaman teyit edilmedi. Fosiller, Darwin'in evrim teorisini geçersizliği ispatlanmış bir teori olarak tarihe gömdü. Bu fosillerden biri de, günümüzdekilerle aynı özelliklere sahip olan, resimdeki 95 milyon yıllık mürekkep balığı fosilidir.

Kaplumbaga fosilinin alttan görünüsü (üst sağda) mükemmel detayları ile günümüz kaplumbağalarından (üst solda) farklı olmadığını göstermektedir.

Kaplumbağa
Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönem
Yaş: 37-23 milyon ıil
Bölge: Brule Olusumu, Nebraska, ABD

Resimde görülen 37 - 23 milyon yillik kaplumbaga fosili, mükemmel detaylari ile günümüz kaplumbagalarindan farkli degildir. Bu deliller karsisinda evrimcilerin kabul etmeleri gereken önemli bir gerçek vardir. Oklahoma Üniversitesi Jeoloji ve Jeofizik bölümünden evrimci David B. Kitts, bu ger-çegi söyle açiklar: "Evrim türler arasinda ara geçis formlari gerektirir, ancak paleontoloji bunlari saglamamistir." (David B. Kitts, "Paleontology and Evolutionary Theory," Evolution, Cilt. 28, Eylül 1974, sf. 467)

 
    
© 2008 Harun Yahya. www.harunyahya.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.