|
ÖNSÖZ
Çeşitli eserlerimizde ayrıntılı olarak açıkladığımız
"maddenin ardındaki sır" konusu, genişbir okuyucu kitlesini
etkilemişve bu kişilerin yaşadıkları hayat boyunca hiç
farkında olmadıkları önemli bir gerçeği fark etmelerine
vesile olmuştur. Bu, yeni bir felsefe ya da bir ideoloji
değil, her insanın ister istemez içinde olduğu, yaşadığı,
anlaşlması kolay, bilimin çeşitli alanlarında uzun yıllar
önce ispatlanmışbir gerçektir.
Bu gerçeği; "Hayatımızı meydana getiren herşey ruhumuz
tarafından idrak edilen bir algılar bütünüdür. Dünyamızı
ve bütün varlığımızı anlamlı kılan şeyleri, kişileri,
mekanları, olayları tıpkı bir rüya gibi, sadece görüntü
olarak beynimizde algılayabiliriz, asılları ile muhatap
olamayız" şeklinde özetlemek mümkündür. Samimi ve önyargısız
bakan, derin düşünen bir insan kendisine bu konu anlatıldığında,
bu büyük gerçeği kolay bir şekilde, kısa sürede kavramakta
ve hayata geçirmektedir.
Ancak, alışkanlıkların, küçüklükten itibaren öğretilen
bilgilerin oluşturduğu önyargıların ve çevrenin negatif
yönde verdiği telkinlerin etkisinde kalmışolan okuyucular
olması da muhtemeldir. Bunu düşünerek, bu kitabı çeşitli
soruları olan üç okuyucuyla yapılan bir sohbet tarzında
düzenledik. Böylece okuyucuların anlamakta veya kabul
etmekte zorlandığı aşamalar, günlük hayatta karşlaştığımız
çeşitli olaylardan alınan güncel örneklerle açıklanmışoldu.
Okuyucular bu şekilde evde, işte, okulda, televizyon
karşsında, kısaca hayatın her aşamasında, öğrendiklerini
daha kolay düşünme ve uygulama imkanı bulacaklardır.
Her okuyucunun aklına takılan olası soruları da kapsayan
bu konuşmada, her insan için yaşamın Allah tarafından
ruhuna izlettirilen bir algılar bütünü olması, yaşadığımız
hayatın bir nevi rüya gibi yaşanması, algılardan oluşan
bu hayatın amacı gibi konulardaki sorulara cevaplar
verilecek, gerçeği öğrenmek isteyen okuyucular bu konuda
aradıkları cevapları bulacaklardır.
Gerçeklere samimi ve önyargısız olarak yaklaşan birçok
kişinin yanında, gerçeği anladıkları, bildikleri halde
kabul etmek istemeyen, bu gerçeği öğrenmenin getireceği
sorumluluklardan kaçan kişiler de olacaktır. Bu tür
görüşe sahip olanlar kitabı okuduklarında, gerçeklerden
kaçarak, yalanlar ve hayaller üstüne kurulmuşbir dünyada
yaşamayı kabullenmenin, aklı başnda bir insan için ne
kadar küçük düşürücü bir durum olduğunu daha iyi anlayacaklardır.
Unutulmamalıdır ki güzel olan gerçek olandır; bu yüzden
gerçeklerden korkmanın ve kaçmanın hiçbir anlamı yoktur.
İnsanın yepyeni bir bakışaçısıyla, huzurlu ve mutlu
bir hayata başlamak için samimi olarak biraz düşünmesi
ve vicdanına başvurması yeterlidir. Kendini kandırarak
hayallerin peşinden koşan insanlar, gerçeklerden kaçmak
yerine, gerçeği anlamak ve öğrenmek için çaba gösterdiklerinde,
aldatıcı bir dünyadaki sahte mutlulukların yerine, gerçek
ve sonsuz bir mutluluğa kavuşmanın güzelliğini yaşayacaklardır.
|