|
Dünya tarihi savaşlar ve çatışmalarla
doludur, ancak 20. yüzyılda meydana gelen savaş ve katliamlar,
tüm dünya tarihinde meydana gelenlerden birçok özelliği
ile ayrılmaktadır. Daha önce de söz edildiği gibi, bu
savaşlardaki ölü sayısı, tüm savaşların toplamından
çok daha fazladır. Ayrıca, tarih boyunca savaşlar hep
bölgesel olarak kalmış, bir yerden diğerine sıçrayarak
tüm dünyaya yayılmamıştır. Ancak 20. yüzyılda bu çatışmalar
tüm dünyaya yayılmıştır. Geçtiğimiz yüzyılda savaş veya
çatışma görmemiş, terör olaylarını yaşamamış tek bir
ülke dahi yok gibidir.
20. yüzyıl savaşlarını diğerlerinden ayıran bir başka
özellik ise, kullanılan silahların gücüdür. Bu yüzyılda
özellikle nükleer ve kimyasal silahların kullanılmasıyla
çok daha dehşet verici katliamlar yaşanmış, sadece o
savaşı gören nesiller değil, bir veya birkaç nesil sonrası
da büyük zararlar görmüştür. Bunların başında 1945 yılında
Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombası
gelmektedir.
Günümüzde de biyolojik savaş en büyük tehlikelerden
biri olarak görülmektedir. Nitekim, 11 Eylül terör saldırılarının
ardından ABD'de önemli adreslere mektuplarla gönderilen
şarbon bakterisi bunun bir örneğidir ve şimdiden birçok
kişinin ölümüne neden olmuştur.
Sonuç olarak, hadiste sözü edilen ve dünyanın birçok
yerine yayılan fitnenin, 20. yüzyılda başlayan ve 21.
yüzyılda devam eden savaşlar, çatışmalar, kargaşalar
ve terör olayları olması ihtimali çok yüksektir. Tüm
bunlar Altınçağ döneminin yaklaştığının ve ahir zamanın
yaşanmakta olduğunun alametleri olabilir.

|
İnsanların
ümitsiz olduğu ve "Hiç Mehdi falan yokmuş"
dediği bir sırada Allah Mehdi'yi gönderir...
(Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 55) |
|
|
Yukarıdaki hadiste Altınçağ alametlerinden birinin
insanların "Hz. Mehdi'nin gelmeyeceği yönünde" bir ümitsizliğe
kapılmaları olduğu bildirilir.
Ahir zamanda, savaşlarla, yoklukla, açlıkla, adaletsizliklerle,
ahlaki çöküşle ve çeşitli salgın hastalıklarla iç içe
yaşayan insanlar tüm bu olumsuzlukların ortadan kalkabileceğine
dair inançlarını yitirirler. Müslümanlar arasında da
pek çok kişi, Altınçağ'ın başlayıp, İslam ahlakının
dünya üzerinde hakim olacağı yönündeki beklentilerini
kaybeder ve fitnelerin artarak devam edeceğine inanır.

Nitekim günümüzde de bu ruh halinin örnekleri sık sık
görülmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)'in Hz. Mehdi'nin gelişi
ve Altınçağ'da yaşanacak olan güzelliklerle ilgili çok
sayıda hadisi olmasına rağmen birçok kişi böyle bir
dönemin yaşanmayacağını zannetmektedir. İşte bu zan
da ahir zaman alametlerinden biridir. Altınçağ, bu ümitsizlik
halinin insanlar arasında yaygınlaştığı bir zamanda,
Allah'ın insanlara olan rahmeti sayesinde başlayacaktır.

|
Fakirler
çoğalacak.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri,
s. 455)
Açlık
ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri,
s. 440) |
|
|
Hz. Mehdi öncesinde yaşanacak olan açlık ve fakirlikle
ilgili olarak Peygamber Efendimiz (sav)'in yukarıdaki hadislere
benzer pek çok hadisi bulunmaktadır. Hiç şüphesiz tarih
boyunca açlık ve sefalet hep var olmuştur. Ancak ahir
zamanda fakirlik tüm dünya genelinde çok büyük bir artış
gösterecektir.
Bugün dünyanın dört bir yanında yiyecekten ve içecekten
mahrum, sağlıksız koşullar altında yaşayan, barınacak
bir yer bulamayan insanlar bulunmaktadır. Bu durum Afrika,
Asya, Güney Amerika başta olmak üzere Amerika ve Avrupa
ülkelerinde de yoğun olarak sürmektedir. İnsanların
küçük bir bölümü çok büyük bir refah içinde yaşarken,
milyarlarca insan açlık sınırında yaşamaktadır. 2000'li
yıllara girerken yazılan bir makalede dünyanın içinde
bulunduğu durum şu şekilde açıklanmaktadır:
Yeni bin yıla adım atarken, her gün yoksullukla ilgili
sebeplerden dolayı 35.000 çocuğun hayatını kaybettiği
bir dünya ile karşı karşıya geliyoruz. Bu da her 2.5
saniyede bir çocuk öldüğünü gösteriyor. Öyle bir dünya
ile karşılaşıyoruz ki yoksulluk sınırının altındaki
insan sayısı gün geçtikçe artıyor ve son zamanlarda
bu sayı 1.5 milyar. Bu Çin'in nüfusundan daha fazla,
Avrupa Birliği'nin toplam nüfusunun dört katına eş değerdir.
Akit, 12 Nisan 2001 |
Evrensel, 14 Temmuz
2001 |
|
"...Yaşadığımız dünyada zengin ve fakir arasındaki fark büyük bir ivme ile artmaktadır. Birleşmiş Milletler rakamları, 1960 yılında dünya nüfusunun en zengin %20'sinin, yine dünya nüfusunun en fakir %20'sinin varlığının 30 katına sahip olduğunu göstermektedir. Sonraki 37 yıl içinde, zenginler ilerleme gösterdi ve 1997 yılında en fakir %’20'nin 74 misli zenginliğe sahip oldular.”
Dünyanın en zengin üç ailesinin varlıkları birleştirildiğinde
en az gelişmiş ülkelerdeki 600 milyon insanın yıllık
gelirlerinden daha fazla etmektedir. Bunun yanı sıra,
dünyanın en fakir ülkelerinin 80 tanesinden fazlasının
kişi başına yıllık geliri 10 yıl öncekine göre daha
düşüktür.18
Peygamber Efendimizin
ahir zamanı tasvir eden hadislerinde en çok üzerinde
durulan konulardan biri de açlığın, fakirliğin
ve sefaletin tüm dünyayı sarmasıdır. Ancak Altınçağ'da,
bu karanlık dönem sona erecek ve Allah'ın vaadi
gerçekleşecek, içinde bulunduğumuz yüzyıl tüm
insanlık için aydınlık bir yüzyıl olacaktır. |
Altınçağ'ın başlamasıyla birlikte tüm bu zorluklar
da ortadan kalkacaktır. Açlık, yoksulluk ve sefalet
yerini bolluğa, berekete ve zenginliğe bırakacaktır.
O dönemde ihtiyaç ve yokluk içinde hiçbir insan kalmayacak,
din Allah'ın Kuran'da tarif ettiği şekliyle yaşanacak
ve insanlar "Onların mallarında dilenip-isteyen (ve
iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de
bir hak vardı." (Zariyat Suresi, 19) ayetinde de bildirildiği
gibi mallarını ihtiyaç içinde olanlarla paylaşacaklardır.
Zaten İslam ahlakının yaşandığı bir toplumda bazı insanların
zengin, bazı insanların yoksul olması da mümkün değildir.
Çünkü eğer bir insan iman ediyorsa Allah'ın "Yoksula
yemek vermeye destekçi olmazdı. Bundan dolayı bugün,
kendisine hiçbir sıcak dost yoktur." (Hakka Suresi,
34-35) ayetinde bildirdiği duruma düşmekten korkar.
Bu da toplumda büyük bir sosyal adalet, refah ve bereketin
oluşmasına vesile olur.
"Kim de Benim
zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı
bir geçim vardır... "
(Taha Suresi, 124)
Ahir zamanın bir ön alameti
olarak, Altınçağ'ın bereket ve bolluk yıllarından
önce şiddetli açlık ve kıtlık yaşanacaktır. Bu
dönemde insanlar tek bir ekmeğe muhtaç olacak,
açlık nedeniyle ölümler artacaktır. Ancak Altınçağ
zamanının başlamasıyla insanlar, Allah'tan bir
rahmet olarak, yeryüzünde görülmemiş bir zenginlik
ve bollukla karşılaşacaklardır. |

|
İnsanlar 95. seneye kadar malik olacak,
yani işleri iyi gidecek, 97 veya 99. senede
mülkleri zail olacak...
(El-Kavlu'l
Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar,
s. 54)
|
|
|
Bu hadiste Altınçağ öncesinde nasıl bir ekonomik durum
olacağı ile ilgili daha detaylı bilgiler verilmektedir.
Hadisteki "95. sene" şeklindeki ifade ile 1995 yılına
dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. 1995 yılı insanların
nispeten daha müreffeh bir yaşam sürdükleri, yaşam koşullarının
çok zorlaşmadığı bir dönemdir. Nitekim hadiste bu yıl
içinde "işlerin iyi gideceği" haber verilmektedir. Yani
bu dönemde insanlar yaşamlarını idame ettirebilecek
bir gelire sahiptirler ve hala mülk edinebilecek kadar
zengindirler. Ancak 1997-1999 yılları ekonominin çok
kötüleştiği, fakirliğin ve yokluğun arttığı bir dönemdir.
Bu yıllar arasında malın ve mülkün değeri kalmayacaktır.
Günümüzde Arjantin örneğinde de görüldüğü gibi bu olay
gerçekleşmiştir ve halen de şiddetle devam etmektedir.
Hürriyet, 20 Aralık
2001 |
Güneş, 21 Aralık
2001 |
|

|
Ondan
önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir...
(El-Kavlu'l Muhtasar
Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49) |
|
|
Bu hadiste Hz. Mehdi'nin gelişinden önce Şam ve Mısır
yöneticilerinin öldürüleceklerine dikkat çekilmektedir.
Mısır'ın yakın tarihi incelendiğinde hadiste de belirtildiği
gibi bir "meliğin" öldürüldüğü görülmektedir: 1970 yılında
Mısır'ın başına geçen ve 11 yıl iktidarda kalan Enver
Sedat.
Enver Sedat 1981 yılında bir resmi geçit sırasında
muhalifleri tarafından düzenlenen bir suikast sonucunda
hayatını yitirmiştir. Mısır tarihinde öldürülen yöneticilerden
diğerleri de, 1910 yılında suikaste uğrayan Başbakan
Boutros Ghali, 1945 yılında öldürülen Mısır Başbakanı
Ahmed Maher Paşa ve 1948'de yine bir suikast sonucu
öldürülen Mısır Başbakanı Mahmoud Nukrashy Paşa'dır.
Şam kelimesi ise, yalnızca Suriye'deki Şam şehri için
kullanılmaz. Şam, Arapçada kelime anlamı olarak "sol"
anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke
ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında
kalan ülkeleri ifade eder.19 Şam bölgesi
yöneticilerinden de suikaste uğrayan çok sayıda kişi
olmuştur. Bunlardan birkaç örnek şöyledir;
|
Enver
Sedat, 1981 yılında bir resmi geçit sırasında
muhalifleri tarafından düzenlenen bir suikast
sonucunda hayatını yitirmiştir. Yanda suikast
esnasında çekilmiş bir resim. Üstte Sedat suikasti
ile ilgili The New York Times gazetesinin haberi.
7 Ekim 1981 |
1920'de öldürülen Suriye'nin eski Başbaşkanı Salah
Al-Deen Beetar,
1921'de öldürülen Suriye Başbakanı Droubi Paşa,
1949'da suikaste uğrayan Suriye Başbakanı Muhsin al-Barazi,
1951'de öldürülen Ürdün Kralı Abdullah,
1982'de bombalı suikaste uğrayan Lübnan'da Falanjist
Lideri Beşir Cemayel...20
Önceki sayfalarda
ahir zamanda Hz. Mehdi'nin çıkışı öncesi görülecek alametlerin
bazılarına değindik. Bunların yanı sıra Peygamberimiz (sav)'in
hadislerinde kıyametin küçük alametleri olarak sayılan
ve kıyametten önceki dönemde yani ahir zamanın başlangıcında
yaşanacak olaylar vardır. Bu alametler Altınçağ öncesinde
gerçekleşeceği için, aynı zamanda Hz. Mehdi'nin çıkış alametleri
olarak da görülmektedir.
İlerleyen sayfalarda kıyametin bu küçük alametlerinin
bazıları ele alınmaktadır. Peygamberimiz (sav)'den bize ulaşan
bu bilgiler incelendiğinde, her birinin günümüz toplumlarında
yaşanmakta olduğu görülecektir. Ancak unutmamak gerekir
ki ilk bakışta olumsuz görünen bu olaylar aslında bolluk,
bereket, huzur, barış, güvenlik dolu bir çağın başlayacağının
da müjdeleridir. Tüm bu olayların ardından Allah, tüm
insanlık için aydınlık bir çağ açacaktır. Bu, Allah'ın
vaadidir; Allah Kuran'da müminleri şöyle müjdelemiştir:
Andolsun, Biz Zikir'den sonra
Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi
olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)
Ve seveceğiniz bir başka (nimet)
daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın
bir fetih. Müminleri müjdele. (Saff Suresi, 13)

|
Ganimet
belirli kişilerin inhısarında olduğu, emanet
ganimet sayıldığı, zekat ağır bir yük kabul
edildiği zaman...
(Kıyamet Alametleri, s. 114)
Emanetin
ganimet, zekatın da (altından zor kalkılacak)
bir borç olarak ittihaz edilmesi...
(Kıyamet Alametleri, s. 139) |
|
|

|
Büyüğe
saygı, küçüğe merhamet kalkacak. Zina çocukları
çoğalacak. O kadar ki kişi sokak ortasında
kadınla zina edecek.
(Kıyamet Alametleri, s.140)
Bir
zaman gelecek kadınla yolun ortasında zina
yapılacak. Kimse buna itiraz etmeyecek.
(Kıyamet Alametleri, s. 142) |
|
|
Zaman, 18 Aralık
2000 |
Milliyet, 10 Mayıs
2000 |
Milliyet, 13 Mayıs
2001 |
|

|
Dünyanın
harap olmuş yerlerinin imarı, imar edilmiş
yerlerinin tahribi kıyametin şart ve alametlerindendir.
(Kıyamet Alametleri, s.138)
Mamur
beldeler harab edilince, kişi emanetine
temerrus edince, kıyametle senin aranda
şu iki parmak arası kadar bir mesafe kalmış
demektir.
(Kıyamet Alametleri, s. 143) |
|
|
|
Aşağıda)
1906'da SanFrancisco'da yaşanan deprem 3000 kişinin
ölümüne ve şehrin büyük bir bölümünün yanmasına
neden oldu. (Yanda) Günümüzde San Francisco şehrinin
görünüşü. |

|
Binaların gökdelenler haline gelmesi...
(Kıyamet Alametleri, s. 146)
|
|
|
Günümüzde modern şehirlerin
birçoğu gökdelenlerden oluşmaktadır. Hadiste bildirilen
olay tam olarak gerçekleşmiştir. |

|
Kişi,
kardeşini öldürmedikçe kıyamet kopmaz.
(Kıyamet alametleri, s. 141) |
|
|
Zaire'de Hutu ve Tutsi
kabileleri arasında yaşanan çatışmalar yıllardır
sürmektedir. Bu çatışmalar özellikle çok sayıda
çocuğun yaşamını yitirmesine sebep olmuştur. |

|
Şu
üç şeyle karşılaşmadıkça ümmet güzel bir
yol üzere olacaktır: İyilik kalkmadıkça,
ahlaksız çocuklar çoğalmadıkça, aralarında
Essekkarun zahir olmadıkça... Dediler ki
Essekkarun nedir? Cevap verdiler: Ahir zamanda
gelecek bir nesildir ki, aralarındaki selamları
birbirlerine sövüp saymak olacaktır.
(Kıyamet
Alametleri, s. 141-142)
|
|
|

|
Herkesin
az kazançtan yakınması... Paraları için
zenginlerin saygı görmesi...
(Kıyamet Alametleri, s. 146)
Piyasanın
durgun olması, kazançların azalması...
(Kıyamet Alametleri, s. 148)
İşlerin
kesad gitmesi. Herkes "satamıyorum, alamıyorum,
kazanamıyorum!" diye yakınacak.
(Kıyamet Alametleri, s. 152)
|
|
|
Yeni Mesaj, 26 Temmuz
2001
Takvim, 16 Ekim 1999
Günümüzde işsizlik, kazançların azalması, insanların
kendilerini geçindirecek bir kazanca sahip olamaması
birçok ülkede yaygın olarak yaşanan bir sorundur. |

|
Liderlerinizi
öldürmedikçe, dünyanızda kötüleriniz varis
olmadıkça kıyamet kopmaz.
(Kıyamet Alametleri, s. 141) |
|
|
23 Kasım
1963
Yakın geçmişte pek çok lider öldürülmüştür. Bunlardan
birkaçı da küpürlerde görüldüğü gibi ABD Başkanı
J.F.Kennedy, İsveç Başbakanı Olof Palme, Yugoslavya
Kralı 1. Alexander, Pakistan Devlet Başkanı Ziya
Ül-Hak'tır. |
|