|
Giriş
Hayalinizde iki insan canlandırın. Bu insanların her
ikisine de dünya hayatında Allah'ın rızasını kazanabilecekleri
kadar bir süre tanınmış, doğrudan ve yanlıştan yana
herşey anlatılmış olsun. Bu kişiler hayatlarının sonuna
kadar din ahlakının gereklerini yerine getirip, görünüşte
Müslümanca bir hayat sürsünler. İkisi de her konuda
başarılı, iyi bir işe ve aileye sahip, sevilen ve sayılan
birer insan haline gelsinler. Bu iki kişinin yaşantılarına
şahit olan insanlara, hangisinin hayatta daha "başarılı"
olduğunu soracak olursanız, 'en çalışkan ve en atak
olanı ya da en çok çaba harcayanı' gibi yanıtlar alabilirsiniz.
Ancak dikkat edilirse "başarılı" kelimesini
tanımlayan bu cevapların, Kuran'a göre değil de dünyevi
kıstaslara göre verilmiş olduğu anlaşılır.
Kuran'a göre ne çok çalışmak, ne çok yorulmak, ne
de insanlardan saygı ve sevgi görmek bir üstünlük nedeni
değildir. İnsanları Allah Katında üstün kılan özellik
imanları, Allah rızasını kazanmak için yaptıkları salih
ameller ve tüm bu amelleri yaparken kalplerinde sakladıkları
niyetleridir. Allah bu durumu bizlere Kuran'da şöyle
bir örnekle açıklamıştır:
"Onların etleri ve kanları kesin
olarak Allah'a ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır.
İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirmiştir; O'nun
size hidayet vermesine karşılık Allah'ı tekbir etmeniz
için. Güzellikte bulunanlara müjde ver." (Hac Suresi,
37)
Ayette belirtildiği gibi Allah adına bir hayvan kesen
kişinin yaptığını Allah katında değerli kılan, bu kişinin
takvası, yani Allah korkusudur. Bir insanın Allah'ın
adını anarak kestiği hayvanların etlerinin ya da kanlarının
-eğer insan bunu Allah rızası için yapmıyorsa- Allah
Katında bir değeri yoktur. Önemli olan insanın bir salih
amelde ya da bir ibadette bulunurken bunu salih bir
niyetle yapması ve Allah'a karşı samimi olmasıdır. Dolayısıyla
kişiye Allah Katında değer kazandıran sadece yaptığı
iyilikler, yerine getirdiği ibadetler, gösterdiği tavırlar,
söylediği güzel sözler değildir. Tabi ki bunlar her
Müslümanın hayatı boyunca yapması gereken salih davranışlardır
ve her birinin hesap gününde güzel bir karşılığı olacağı
umulmaktadır. Ancak asıl önemli olan kişinin tüm bunları
yaparken Allah'a karşı ne kadar samimi olduğudur. Önemli
olan yaptığı işlerin çokluğu değil, insanın ihlasla
ve samimi bir kalple Allah'a yönelmesidir.
İhlas, "insanın yaptığı işleri, hiçbir menfaat
gözetmeksizin, başka hiçbir beklenti içerisine girmeksizin
sadece Allah emrettiği için yapması"dır. İhlas
sahibi bir insan yaptığı her işte, attığı her adımda,
söylediği her sözde, ibadetinde ya da günlük hayatında
gönülden Allah'a yönelir ve katıksız olarak O'nun rızasını
hedefler. İşte bu da ona güçlü bir iman verir ve onu
'takva' sahibi bir insan haline getirir. Kuran'da insanların
Allah Katındaki asıl üstünlük ölçülerinin de bu olduğu
bizlere şöyle açıklanmıştır:
... Şüphesiz, Allah Katında sizin
en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca
en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber
alandır. (Hucurat Suresi, 13)
Kuran'ın pek çok ayetinde "sadece Allah'ın rızası
gözetilerek" yapılan salih amelin önemine dikkat
çekilmiştir. Ancak buna rağmen kimi insanlar bu konunun
önemini göz ardı ederler. Örneğin kimi insanlar 5 vakit namazlarında gafildirler, vakitlerine, erkanına dikkat etmezler. Bir ayette şöyle buyrulur:
Vay o namaz kılanlarını haline, Ki onlar, kıldıkları namazdan habersizdirler. (Maun Suresi, 4-5)
Taberi, ayetin bu şekilde izah edildiğinde, "Namazı terk edenler ve namazın vaktini geçirenler" şeklindeki iki görüşü de içine alacağını bildirmiştir. Bu ayetin açıklamasıyla ilgili olarak Taberi iki de hadis nakletmiştir: Sa'd b. Ebi Vakkas´tan rivayet edilmiştir. Sa'd diyor ki: "Ben Resulullahtan, namazlarına karşı gaflet içinde olanlardan sordum. Buyurdu ki: "Onlar namazlarının vakitlerini geçirenlerdir."
Ebu Berze diyor ki: "Onlar o kimselerdir ki namazlarına karşı gafildirler." âyeti kerimesi nazil olunca Resulullah şöyle buyurdu: "Allahu ekber, bu namaz sizin için her birinize bütün dünya kadar şeyler verilmesinden daha hayırlıdır. Namazına karşı gafil olan kimse kıldığı namazdan hayır ümid etmeyen ve kılmamaktan dolayı Rabbinden korkmayan kimsedir." (Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 9/238-239)Bir işe başlarken, bir konuşma
yaparken, bir yardımda ya da bir özveride bulunurken
kalplerindeki niyetlerinin halis olup olmadığını düşünmeye
gerek duymaz, "Nasıl olsa ibadetlerimi yerine getiriyorum"
diyerek yaptıklarını yeterli görürler. Oysa Allah Kuran'da
hayatlarının sonuna kadar çalışmış, çaba harcamış olup
da yaptıkları boşa gitmiş insanların durumundan bahsetmektedir.
Demek ki her insanın ahiret gününde böyle bir ihtimalle
karşılaşması söz konusu olabilir.
Bu gibi kişiler bir işe başlarken, bir konuşma yaparken, bir yardımda ya da bir özveride bulunurken kalplerindeki niyetlerinin halis olup olmadığını düşünmeye gerek duymaz, "Nasıl olsa ibadetlerimi yerine getiriyorum" diyerek yaptıklarını yeterli görürler. Oysa Allah Kuran'da hayatlarının sonuna kadar çalışmış, çaba harcamış olup da yaptıkları boşa gitmiş insanların durumundan bahsetmektedir. Demek ki her insanın ahiret gününde böyle bir ihtimalle karşılaşması söz konusu olabilir. Allah "O gün, öyle yüzler
vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.' Çalışmış,
boşuna yorulmuştur." (Gaşiye Suresi, 88/2-3)
ayetleriyle tüm insanları böyle önemli bir tehlikeye karşı
uyarmıştır. Dolayısıyla insan ahirette iki farklı durumla
karşılaşabilir. Hayatları boyunca görünüşte neredeyse
birbirleriyle aynı işleri yapan, aynı çabayı harcayıp,
aynı azmi gösteren iki insan sırf niyetlerindeki farklılık
nedeniyle ahirette farklı karşılıklar alabilirler.
Biz de bu kitapta yapılan işleri Allah Katında anlamlı
ve değerli kılan bu iki önemli mümin özelliğine, ihlas
ve samimiyete değineceğiz. Bu kitabın amaçlarından biri
hayatları boyunca katıksızca Allah'ın rızası için yaşamayan
insanları, yaptıkları amellerin boşa gitmesi ihtimaline
karşı uyarmak ve hesap günü gelmeden evvel ihlasa davet
etmektir. Bunların yanı sıra tüm iman edenlere ihlası
zedeleyecek düşüncelerin, sözlerin ve amellerin sonsuz
ahiret hayatları açısından ne kadar önemli olduğunu
bir kere daha hatırlatmak ve ihlaslarını koruma yollarını
Kuran ayetleri ışığında göstermektir.
|