|
HADİSLERDE KIYAMET
ALAMETLERİ
On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz. Muhammed, kıyamet
ile ilgili bazı gaybi bilgileri ve bunlara dayalı düşüncelerini
kendisiyle birlikte olan Müslümanlara aktarmıştır. Bu
değerli sözler nesilden nesile geçmiş, hadis kitapları
ve İslam alimlerinin eserleriyle günümüze ulaşmıştır.
Elinizdeki kitabın ilerleyen bölümlerinde kullanılan
hadisler de Peygamberimiz (sav) tarafından işte bu anlamda
söylenmiş haberleri içermektedir.
Bu aşamada, kıyamet alametleri hakkındaki hadislerin
doğruluğu ve güvenilirliğine ilişkin bazı şüpheler akla
gelebilir. Tarihte Peygamberimiz (sav)'e atfen bazı
sahte hadisler uydurulduğu bilinen bir gerçektir. Fakat
araştırmamıza konu olan hadislerin Peygamberimiz (sav)
tarafından söylenmiş sözler olduğu kolaylıkla anlaşılabilir.
Elimizde doğruyu yanlıştan ayırmaya yarayan bir yöntem
bilgisi bulunmaktadır. Bilindiği gibi, kıyamet ile ilgili
hadisler geleceğe yönelik olayları ihtiva etmektedir.
Bu nedenle zaman içerisinde, hadisin birebir gerçekleşmesi
sözlerin kaynağı konusundaki tüm kuşkuları ortadan kaldırmaktadır.
Söz konusu kıstas Ahir Zaman ve kıyamet
alametleri üzerine araştırma yapan birçok İslam alimi
tarafından da kullanılmıştır. Konunun uzmanlarından
Bediüzzaman Said Nursi de Ahir Zaman hakkındaki hadislerin
günümüzde meydana gelen ve gözle görülen olaylara tam
mutabık çıkmasının hadislerin hakikat olduğunu gösterdiğini
ifade etmiştir.3
|
Kıyamet
alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir
dizideki boncukların art arda kopması gibi.
Ramuz-El Ehadis, 277/6;
Camiü's-Sagir, 3/167
|
Hadislerde bildirilen işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık
İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli
bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir.
Böyle bir durum o dönemin Ahir Zaman olduğunu göstermez.
Zira bir devrin Ahir Zaman olarak nitelendirilmesi için
kıyamet alametlerinin tümünün aynı çağda, birbirlerini
izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum bir
hadiste şöyle ifade edilmiştir:
Yukarıdaki bilgi ışığında Ahir Zaman hadisleri incelendiğinde
hayret verici bir sonuç meydana çıkmaktadır. Peygamberimiz
(sav)'in yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler
yeryüzünün hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca
ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde içinde bulunduğumuz
çağda yaşanmaktadır. Hadisler sanki zamanımızın eksiksiz
bir portresini çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi
gereken son derece mucizevi bir olaydır. Gerçekleşen
her alamet insanlara, Allah'ın huzurunda hesap verecekleri
kıyamet gününün çok yaklaşmış olduğunu ve bir an önce
Kuran ahlakını hayata geçirmelerinin önemini bir kez
daha hatırlatmaktadır.
Savaşlar ve Anarşi
Peygamberimiz (sav) Ahir Zaman'ın özelliklerini anlattığı
bir hadisinde şunları haber vermiştir:
|
Dünya hercü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde,
bazıları bazılarına hücum ettiğinde…
Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 454
|
"Hercü merc" kelimesinin sözlüklerdeki karşılığı "darmadağınıklık,
karmakarışıklık" anlamlarıdır ve hadiste bu durumun
belirli bir bölge ile sınırlı kalmayıp, dünyanın her
tarafına yayılacağı belirtilmektedir. Yolların kesilmesi
ve bir kısım insanların diğerlerine saldırmaları da
hadiste işaret edilen çağın belirtileri arasında sayılmaktadır.
Başka bir hadiste de yukarıdaki olay benzer şekilde
yer almaktadır. "kıyamet yaklaşır… herc çoğalır" diyen
Peygamberimiz (sav)'e "herc"in ne olduğu sorulmuş, O
da "herc öldürmelerdir" yanıtını vermiştir. (Kur'an
ve Sünnette Kıyamet ve Ahiret, s.172 )
Peygamberimiz (sav)'den bu konu hakkında bizlere ulaşan
diğer hadisler de şunlardır:
Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.
Suyuti, Cami'üs Sagir, 3/211; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/492
Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Ölümler ve katliamlar yaygın hale gelecek…
Camiü's-Sagir, 3:211, Müsned, 2:492, 4:391, 392 |
Yukarıdaki hadislerin incelenmesi bizleri önemli bir
sonuca götürmektedir. Peygamberimiz (sav), sözünü ettiği
çarpışmalar, kargaşa ve katliamlar ile tüm yeryüzünü
kaplayan savaşları ve terör eylemlerini tasvir etmekte,
bu olayların da bir kıyamet alameti olduğunu belirtmektedir.
Milli Gazete, 28 Mayıs 2001,
Aksiyon, 6 Mayıs 2001, Gözcü, 12 Mart 2001,
Radikal, 29 Mart 2001, Yeni Şafak, 15 Ağustos
2001, Gerçek Hayat, 2-8 Şubat 2001, Akit, 2
Mart 2001, Mag, Ocak 2000, Cumhuriyet, 27 Ocak
2001
Peygamberimiz (sav)
hadislerinde yeryüzünü kaplayan savaşları ve
terör eylemlerini tasvir etmekte ve bu olayların
da kıyamet alameti olduğunu belirtmektedir.
Nitekim dünyanın dört bir yanında çatışmalar,
bölgesel ve iç savaşlar durmak bilmeksizin devam
etmektedir.
|

Cumhuriyet,
16 Temmuz 2001, Cumhuriyet, 9 Temmuz 2001, Milli
Gazete, 14 Temmuz 2001, Cumhuriyet, 16 Temmuz
2001
Allah ayetlerinde insanların kendi ellerinin önden
sundukları nedeniyle kötülüklerin çıktığını haber
vermiştir. Bugün dünyanın içinde bulunduğu durum
ayetin tecellisidir. |
Geride kalan on dört asırlık döneme baktığımızda görürüz
ki, 20. yüzyıldan önceki savaşlar bölgesel kalmışlardır.
Tüm dünya halklarını, siyasi mekanizmalarını, ekonomilerini,
sosyal yapılarını etkileyen savaşlar ise yakın geçmişte
yaşanan iki dünya savaşı olmuştur. I. Dünya Savaşı'nda
20 milyondan, II. Dünya Savaşı'nda da 50 milyondan fazla
insan ölmüştür. II. Dünya Savaşı'nın aynı zamanda, tarihin
en kanlı, en büyük ve en yıkıcı savaşı olduğu bilinen
bir gerçektir.
Çağımızın modern savaş teknolojisi, nükleer, biyolojik
ve kimyasal silahları savaşların etkilerini tarihte görülmemiş
boyutlara taşımıştır. Hatta geliştirilen kitle imha silahları
nedeniyle dünyanın üçüncü bir dünya savaşını kaldıramayacağı
da genel kabul görmüştür.
II. Dünya Savaşı sonrasındaki Soğuk Savaş, Kore Savaşı,
Vietnam Savaşı, Arap-İsrail Savaşları, İran-Irak Savaşı
ve Körfez Savaşı çağımızın en önemli olayları arasındadır.
Bölgesel savaşlar, çatışmalar ve iç savaşlar aynı anda
dünyanın birçok bölgesinde yıkıcı sonuçlara neden olmaktadır.
Bosna, Filistin, Çeçenistan, Afganistan, Keşmir ve daha
pek çok yerde yaşanan sorunlar insanlığı etkilemeye
devam etmektedir.
Savaşlar kadar tüm dünya insanlarını
ilgilendiren diğer bir "kargaşa" konusu da uluslararası
ve organize terör olaylarıdır. Boston Üniversitesi'nden
Prof. Vojtech Mastny'nin belirttiği gibi, terör olayları
20. yüzyılın ortalarından sonra kat kat artmıştır.7
Gerçekte terörizmin 20. yüzyıla has bir olgu olduğunu
söylemek bile mümkündür. Irkçılık, komünizm ve benzeri
ideolojik amaçlarla ya da etnik iddialarla ortaya çıkan
örgütler, gelişen teknolojinin de yardımıyla kanlı eylemler
yapmışlardır.

Bir yanda dünyanın pek
çok ülkesi kendi vatandaşlarının sebep olduğu
terör ile uğraşıyor. Öte yanda Çeçenistan'da olduğu
gibi toplu mezarlar bulunuyor (yanda), yaşlılar,
bebekler, çocuklar, kadınlar eziyet görüyor. Tüm
dünyayı ilgilendiren terör ve kargaşa ortamı her
insanın düşünmesi gereken ve içinde bulunduğumuz
çağda tam anlamıyla yaşanan kıyamet işaretlerindendir.
Hadislerde haber verilen bu olaylar tüm insanların
düşünmesi ve ibret alması için birer vesiledir.
Peygamber Efendimizin hadislerinde yer alan ve
günümüz için işaret olan haberlerin gerçekleşiyor
olması, tüm dünyada yaşanan bu gibi görüntüler
insanların bir an önce Kuran ahlakını yaşamaları
için yapılan önemli birer uyarıdır.
|
Dünyamızın yakın tarihindeki terör eylemleri zaman
zaman büyük kaos ortamlarına zemin hazırlamıştır. Bu
üzücü vakalarda çok kan dökülmüş, sayısız insan ölmüş
veya sakat kalmıştır. Ancak insanlık hala bu trajik
olaylardan hissesine düşen dersi almış değildir. Terör
dünyanın birçok bölgesinde, öldürücü anarşik olaylara
neden olmaya devam etmektedir.
Tüm insanların şu an dünyanın
içinde bulunduğu durumu, yaşanan kargaşaları düşünmesi
ve ibret alması hatalardan dönülmesi için önemli
bir aşama olacaktır.
|
Konuyla ilgili ayetlerde de çıkarmamız istenen dersler
yer almaktadır. Rum Suresi'nde insanların yaptıkları
şeyler dolayısıyla yeryüzünde karışıklıkların ortaya
çıktığı şöyle bildirilmektedir:
İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada
ve denizde fesad (karışıklık, kötülük) ortaya çıktı.
Umulur ki dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının
bir kısmını kendilerine taddırmaktadır. (Rum Suresi,
41)
Şunu da eklemek gerekir ki, ayette önemli bir hatırlatma
yapılmaktadır. İnsanların yaptıkları yanlışlardan kaynaklanan
acı ve üzüntüler, onları hatalarından döndürmesi için
birer fırsat mahiyetindedir.
Kısacası, "dünyanın hercü merc içinde kaldığı" dönem
içinde bulunduğumuz çağda tam anlamıyla yaşanmış ve
neticede bir kıyamet işareti daha bu şekilde tecelli
etmiştir. Aynı zamanda bu işaret, insanlara bir an önce
Kuran ahlakını yaşamaları için yapılan önemli bir uyarı
olmuştur.
Büyük Şehirlerin Yok Olması:
Savaşlar ve Afetler
Peygamberimiz (sav)'in Ahir Zaman'la ilgili verdiği
haberlerden birisi de şu şekildedir:
|
Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur.
Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 38
|
Cumhuriyet, 11 Şubat 2001
20. yüzyıl için en çok kullanılan tanımlama "felaketler
yüzyılı"dır. Gerek depremler, kasırgalar ya da
seller gibi doğal afetler, gerek iç savaşlar ve
çatışmalar, gerekse de büyük deniz ya da uçak
kazaları çok sayıda insanın ölümüne yol açmıştır.
Yok olan şehirler, tarihten silinen halklar kıyametin
hadislerde haber verilen alametlerindendir. |
Hadiste belirtilen büyük şehirlerin helak oluşu, savaşlar
ve çeşitli doğal afetler sonucunda meydana gelen yıkımları
akla getirmektedir. Yakın geçmişte geliştirilen nükleer
silahlar, uçaklar, bombalar, füzeler ve benzeri çağdaş
silahların savaşlarda kullanılması büyük tahribata neden
olmuştur. Bu korkunç silahlar tarihteki benzerleriyle
kıyaslanmayacak düzeyde yıkımlara yol açmıştır. Elbette
hedef konumundaki "büyük şehirler" de bu yıkımlardan
birinci derecede etkilenen yerler olmuştur. II. Dünya
Savaşı'nın benzersiz sonuçları buna bir örnek olarak
verilebilir. Dünya tarihinin en büyük savaşında, atom
bombasının kullanılmasıyla Hiroşima ve Nagasaki tamamen
yerle bir olmuştur. Avrupa'nın başkentleri ve önemli
şehirleri de ağır bombardımanlar neticesinde büyük ölçüde
yıkılmıştır. Britannica Ansiklopedisi II. Dünya Savaşı'nın
Avrupa şehirlerinde neden olduğu hasarı şöyle anlatır:
Meydana gelen tahribat Avrupa'nın
büyük bölümünü ayın yüzeyine dönüştürmüştü: Şehirler
bombardımanlar sonucunda harap oldu, sayfiye yerleri
kavruldu ve simsiyah oldu, yollar bombaların açtığı
çukurlarla kaplandı, demiryolları kullanılamaz hale
geldi, köprüler yıkıldı, limanlar batık gemilerle doldu.
Savaş sonrası Almanya'nın Amerikan Bölgesi askeri valisi
General Lucius D. Clay'in dediği gibi, "Berlin sanki
ölülerin şehri gibiydi."8
Hadislerde Ahir Zaman'da
büyük şehirlerin dün yokmuş gibi olacakları haber
verilir. Geçtiğimiz yüzyıl yok olan şehirlerle
doludur. Atom bombasından sonra Hiroşima (üstte)
ve Çeçen şehirleri (yanda) buna sadece iki örnektir.
|
Sabah, 20 Şubat 2001
Geçtiğimiz asır dünyaya sayısız felaket getirmiştir.
Pek çok ülkede yıkıcı olaylar baş göstermiş, milyonlarca
insan bu felaketlerde yaşamını yitirmiştir. Bu
olaylar, hadislerde dikkat çekilen Ahir Zaman
olaylarıyla büyük bir paralellik göstermektedir.
İnsanların artık bu durumdan ibret alarak Kuran
ahlakına yönelmeleri şarttır.
|
Kısacası, II. Dünya Savaşı'nın tarihte benzeri görülmeyen
genişlikteki tahribatı hadisin işaret ettiği olayla
birebir uyuşmaktadır.
"Şehirlerin yok olmasına" neden olan bir diğer etken
de doğal afetlerdir. Doğal afetlerin içinde bulunduğumuz
çağda hem sayısal hem de büyüklük olarak arttığı istatistiksel
bir gerçektir. Son on yılda baş gösteren iklim değişikliklerinin
yol açtığı felaketler bir dönüm noktası olarak kabul
edilmektedir. Sanayi, zararlı ve istenmeyen bir yan
ürün olan küresel ısınmaya sebep olmakta, giderek ısınan
dünya atmosferindeki dengeler bozulmakta ve böylece
iklim değişiklikleri meydana gelmektedir. 1998
yılı şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıl olmuştur.9
Amerika Ulusal İklimsel Veri Merkezi'nin
kayıtlarına göre de en fazla iklimsel afet 1998'de meydana
gelmiştir.10 Örneğin
gözlemciler, 1998'deki Mitch Kasırgası'nın Orta Amerika'nın
tarihinde meydana gelen en kötü felaket olduğunu belirtmişlerdir.11
Son yıllardaki kasırga, fırtına, tayfun ve hortum gibi
felaketler başta Amerika kıtası olmak üzere dünyanın
birçok yerinde yıkıcı zarara neden olmuştur. Bunlara
ek olarak seller de bazı yerleşim merkezlerinin sular
ve çamur altında kalmasına yol açmıştır. Ayrıca depremler,
volkanlar ve tsunami dalgalarının yaptığı büyük tahribatlar
da unutulmamıştır. Sonuç olarak, tüm bu afetlerin "büyük
şehirlerde" sebep olduğu yıkımlar önemli birer işaret
olmuşlardır.
Türkiye, 24 Temmuz 2001
Uzmanlar 1998'deki Mitch Kasırgası'nın Orta Amerika'da
şimdiye kadar yaşanan en kötü felaket olduğunu
belirtmişlerdir.
Teknolojik imkanlara ya da alınan tedbirlere rağmen
engellenemeyen doğal afetler insanoğlunun gerçekte
ne kadar aciz olduğunu göstermektedir. Depremler,
çamur selleri, yanardağ patlamaları, sel felaketleri
gibi afetlerin özellikle büyük şehirlerdeki yıkımları
önemli birer işarettir.
|
Depremler
1995 Kobe depremi |
Peygamberimiz (sav)'in
hadislerinde Ahir Zaman'da vuku bulacak depremlerin
çokluğuna da dikkat çekilmiştir. Son yıllarda
sık sık meydana gelen depremler, dünya kamuoyunun
gündeminde ilk sıralarda yer almaktadır. |
Hiç şüphesiz tarih boyunca çok az doğa olayı depremler
kadar insanlığı etkilemiştir. Her an, her yerde meydana
gelebilen depremler yüzyıllar boyunca çok sayıda kişinin
ölümüne ve astronomik boyutlarda maddi zarara yol açmış,
bu özellikleri nedeniyle insanlar için korku kaynağı
olmuştur. 20. ve 21. yüzyılın teknolojik koşulları bile
depremlerin verdiği hasarı ancak belirli ölçülerde engelleyebilmiştir.
Teknolojinin, kendilerine doğaya
hükmetme olanağı sağlayacağı hayaline kapılan bazı insanlara
ise 1995 Kobe depremi anlamlı bir ders vermiştir. Hatırlanacağı
gibi, Japonya'nın büyük endüstri ve ulaşım merkezinde
yaşanan deprem hiç beklenmedik bir anda meydana gelmiştir.
Bu deprem sadece 20 saniye sürmesine rağmen, Time dergisinde
belirtildiğine göre, 100 milyar dolar civarında zarara
neden olmuştur.12
Son birkaç yıl içinde
meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun
gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır.
Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine
bakılırsa 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem meydana
gelmiştir. Bu depremlerde tahmini olarak 22.711 insan
hayatını kaybetmiştir.13
Sabah, 25 Haziran 2001
Depremler -hadislerde haber verildiği üzere- önemli
kıyamet alametlerindendir. |
Tüm bu vakalar Peygamberimiz (sav)'in 1400 yıl önce
söylediği şu sözleri akıllara getirmektedir:
| Şu
hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır…
depremler çoğalacak…
Ramuz-El Ehadis, 476/11
Kıyametten önce iki
büyük hadise vardır… ve sonra da zelzeleli yıllar.
Ramuz-El Ehadis, 187/2 |
Kuran'da da deprem ile kıyamet arasındaki ilişkiyi
işaret eden ayetler bulunmaktadır. Kuran'ın 99. Suresi'nin
adı Zelzele (büyük sarsıntı, deprem) Suresi'dir. Sekiz
ayetten oluşan bu surede yerin şiddetli sarsıntısı tasvir
edilmekte, bunun ardından da kıyamet günü insanların
diriltilecekleri ve Allah'ın huzurunda hesap verecekleri,
zerre ağırlığınca da olsa yaptıkları işlerin karşılığını
alacakları anlatılmaktadır:
Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı,
Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı,
Ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği
zaman,
O gün (yer) haberlerini anlatacaktır.
Çünkü senin Rabbin ona vahyetmiştir.
O gün insanlar, amelleri kendilerine
gösterilsin diye bölük bölük fırlayıp-çıkarlar.
Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse,
onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük)
işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 1-8)

Sabah, 28 Ocak 2001
Felaketler tüm dünyada etkili olmaktadır. Yapılması
gereken ise ibret almak ve Allah'a yönelmektir.
|
Fakirlik
Bilindiği gibi, fakirlik, düşük gelir düzeyi nedeniyle
insanın beslenme, barınma, kıyafet, sağlık hizmetleri
gibi temel ihtiyaçlarından yoksun kalmasıdır. İleri
teknolojik olanaklara rağmen fakirlik, günümüz dünyasının
önündeki başlıca sorunlardan biridir. Halen Afrika,
Asya, Güney Amerika ve Doğu Avrupa'da pek çok insan
her gün açlıkla içiçe yaşamaktadır. Sömürgecilik ve
vahşi kapitalizm dünyadaki gelir dağılımının geri kalmış
ve gelişmekte olan ülkeler aleyhine bozulmasına neden
olmuştur. Dünyada az sayıdaki mutlu azınlık ihtiyaçlarından
fazlasına sahip iken fakirlik ve yoksulluğun getirdiği
sorunlarla mücadele eden önemli sayıda insan bulunmaktadır.
Günümüzde dünya genelinde
fakirlik çok ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır. UNICEF'in
son raporları göz önünde tutulursa, dünya nüfusunun
dörtte biri "tasavvur edilemez sıkıntı ve yokluk koşullarında"
yaşamaktadır.14 Bir
milyar üç yüz milyon kişi günde 1 dolar, üç milyar kişi
de günde 2 dolar ile geçinmektedir.15
Yaklaşık bir milyar üç yüz milyon
insan temiz sudan, iki milyar altı yüz milyon insan
temel sağlık hizmetlerinden yoksundur.16

Günümüzün ileri teknolojik olanaklarına rağmen
fakirlik hala dünyanın en büyük sorunlarından
biridir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün
(FAO) 2000 yılı raporuna göre, 826 milyon insan
yetersiz beslenmektedir.
|
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım
Örgütü'nün (FAO) 2000 yılı raporuna göre, 826 milyon
insan yetersiz beslenmektedir. Diğer bir ifadeyle her
altı kişiden biri açlık çekmektedir.17
Gelir dağılımındaki adaletsizlik
de son birkaç on yıl içinde aşırı derecede, düşünülenin
çok ötesinde büyümüştür. Birleşmiş Milletler kaynakları
göstermektedir ki 1960'da dünya nüfusunun en fakir %20'si
ile en zengin %20'si arasındaki gelir oranı 1'e 30 iken,
1995'te 1'e 82 olmuştur.18 Sosyal adaletteki çöküşe
bir örnek de dünyanın en zengin 225 şahsının servetinin
dünya nüfusunun %47'sinin senelik gelirine eşit hale
gelmesidir.19
İstatistiklerin ortaya koyduğu bu güncel veriler aynı
zamanda, Peygamberimiz (sav)'in sözünü ettiği fakirliğin
artacağı haberinin de göstergeleridir. Ahir Zaman'ın
ilk döneminin belirtileri olan fakirlik ve açlık hadislerde
şöyle bildirilmiştir:
Fakirler çoğalacak.
Fakirler çoğalacak
Ölüm-Kıyamet-Ahiret
ve Ahirzaman Alametleri, s. 455
Açlık ve hayat pahalılığı
alabildiğine yayılacak.
Ölüm-Kıyamet-Ahiret
ve Ahirzaman Alametleri, s. 440
|
Peygamberimiz (sav)'in işaret ettiği dönemin günümüz
koşullarını tasvir ettiği açıktır. Geçmiş yüzyıllara
bakıldığında kuraklık, savaşlar veya felaketler gibi
nedenlerle zorluk ve sıkıntılar yaşandığı fakat bunların
geçici ve bölgesel boyutlarda kaldığı görülmektedir.
Oysa içinde bulunduğumuz çağda yaşanan fakirlik ve geçim
zorlukları kalıcı, düzenli ve büyük ölçekli bir yapı
taşımaktadır.

Akit, 22 Şubat 2000, Ortadoğu, 12 Nisan 2001,
Yeni Mesaj, 10 Kasım 2000, Yeni Binyıl, 21 Temmuz
2000, Yeni Binyıl, 23 Haziran 2000, Hürses, Sayı:
7810
Fakir-zengin ayrımına yol açan sosyal adaletsizliğin
temel nedeni elbette Kuran ahlakının yaşanmamasıdır. |

Sizden, faziletli
ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve
Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme
yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın
sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır,
esirgeyendir.
(Nur Suresi, 22)
|
Şüphesiz Rabbimiz sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir;
insanlara zulmedici değildir. Ancak insanlar yaptıkları
kötülük ve nankörlükler nedeniyle yoksulluk ve sıkıntılara
zemin hazırlamaktadırlar. Elbette böyle haksız ve üzücü
durumlar dini, ahlaki ve vicdani değerlerden yoksun,
bencillik ve çıkar ilişkileri üzerine kurulu bir dünya
düzeninin kaçınılmaz sonucudur.

Fakirliğin artması ve insanlar arasındaki sosyal
uçurumun giderek büyümesi AhirZaman'ın ilk döneminin
belirtilerindendir. |
|