|
KUR'AN-I KERİM VE HADİSLERDE
AHİRZAMAN
Kur'an-ı Kerim; hükmü kiyamete kadar sürecek olan herseyin bazen
çok açik, bazen kapalı, bazen mütesabih fakat eksiksiz
bir şekilde yer aldigi Allah'in essiz kelamidir. Kur'an-ı Kerim'in en büyük mucizelerinden birisi de her asra
ve her asirda farkli kapasiteden her insana anlayabilecegi
mesaji bulundurmasidir. Islam'in dünyaya hakim olmasi,
peygamberimizin (s.a.v.) vefatindan sonra kiyamete kadar
olacak hadiselerin en mühimidir. Mehdi ise, bu hakimiyetin
basindan sonuna en önemli sahsiyetidir. Kur'an-ı Kerim,
yukarida söyledigimiz mucizesi itibariyle tabi ki bu
konu ve kisi hakkında pek çok isari manada ayet
bulunduracaktir. Peygamber (s.a.v.) efendimiz Mehdiyet
hadisesi ile Kur'an-ı Kerim arasında bizzat bir ilgi
ve baglantinin kurulmasi için ayrica çeşitli hadis-i
serifler de bildirmislerdir. Mesela;
|

|
|
Mehdi
tipki Zülkarneyn ve Süleyman
gibi dünyaya hükmedecektir.
Kiyamet Alametleri:El-Kavlu'l Muhtasar
Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar Kitab
ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il
Ahir Zaman
|
|
|
|
derken bu iki mübarek sahsin kıssalarinin anlatildigi
çeşitli surelere bakmamasi, incelememizi ögütlemektedir.
|

|
|
Ashab-i
Kehf, Mehdi'nin yardimcilari olacaktir.
Kitab ul Burhan
Fi Alamet-il Mehdiyy il AhirZaman
|
|
|
|
hadisinde de bu kıssanin anlatildigi Kehf suresine;
|

|
|
Mehdi'nin
yardimcilarinin sayisi Talud
ile nehri geçenler kadardir.
Kitab ul Burhan
Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman
, 17
|
|
|
|
hadisinde
de Talud ve ordusu kıssanin anlatildigi Bakara suresine
dikkat çekmektedir.
Peygamber (s.a.v.) efendimiz, Mehdi ve Yardimcilari
ile ilgili hadislerini çok çeşitli sekillerde anlatabilecegi
halde özellikle Kur'an kıssalariyla baglanti kurarak
anlatmasi söyledigimiz meseleye pek kuvvetli bir delil
haline gelmektedir.
Kur'an-ı Kerim de bu konuda kıssalara bakmamizi ögütlemektedir.
|

|
|
Andolsun,
onların kıssalarında temiz akil sahipleri
için ibretler vardir. (Bu Kur'an)
düzüp uydurulacak bir söz değildir,
ancak kendinden öncekilerin dogrulayicisi,
her seyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması'
ve iman edecek bir topluluk için bir
hidayet ve rahmettir.(Yusuf Suresi,
111)
Andolsun, bu
Kur'an'da her örnekten insanlar
için çeşitli açıklamalarda bulunduk.
insanların çoğu ise ancak inkarda
ayak direttiler. (Isra Suresi, 89)
Andolsun, biz
bu Kur'an'da, belki ögüt alıp-düsünürler
diye, insanlar için her bir örnekten
verdik. (Zümer Suresi, 27)
|
|
|
|
Ahir zaman alametleri ile ilgili hadislerin büyük
bir kısmı müteşabihtir.*
*Mütesabih: Zahiri manasi kastedilmeyen,
benzetme ve örneklerle hakikatlarin anlatiminda kullanilan
ifade.
Peygamber
Efendimiz (s.a.v) Ahir zamanda olacak olaylara yönelik
hadislerin bir kısmını üstü kapalı bir şekilde benzetme
ve örneklerle bildirmistir. Bunlar, manasi açik olan
hadisler gibi yorumlanamaz ve herkes gerçek manalarini
bilemez. Ancak tevilleri yapilir, gerçek manalari olaylar
yasaninca anlasilir.
Dünya bir imtihan, tecrübe ve müsabaka yeri oldugundan,
geniş araştırma ve tecrübeye muhtaç, üstü örtülü, nazari
meseleler elbette apaçik olmaz ki, herkes aklını, vicdanını,
iradesini kullanarak kararini verebilsin; bu sayede
insanların gerçek kisilikleri ortaya çıksın. Insanlar
seçme ve araştırma yeteneklerini kullanamayacaklarsa,
onlara teklif götürülemez. Şayet, insanlara geleceğe
yönelik hadisler üstü kapalı bir şekilde değil de, açik
bir şekilde bildirilseydi, bütün herkes kabul etmek
zorunda olurdu. O zaman ne seçme yeteneginin ne de imtihan
ortaminin bir anlami kalirdi. En asagi seviyedeki insanla
en üst mertebedeki insan ayni derecede görülürdü. Bu
sebeple Peygamber Efendimiz (s.a.v.) geleceğe yönelik
hadisleri üstü kapalı bir şekildedir. Yalniz "güneşin
batidan dogmasi" herkesin ister istemez kabul edecegi
şekilde açik olacaktir. Ondan sonra da aklin ihtiyari
kalkacak, imtihan ortami sona erecektir.
Gelecekteki olaylara ait bilgilerin bir kısmı da, Peygamber
Efendimiz (s.a.v.) tarafindan etraflica bildirilmektedir.
Bu kisima hiçbir müdahale olmaz ve bu bilgiler geldigi
gibi aktarilir. Kur'an Ayetleri ve Kudsi hadisin saglam
ve net ifadeleri gibi. Yukarida degindigimiz diger
bir kısmı ise özlü olarak Imani meselelere dogrudan
girmeyen, geleceğe yönelik hadislerdir.
Ancak
ehlinin anlayabilecegi tarzda, Ahir zaman alametlerinden
haber veren hadislerdeki bir kisim benzetme ve örnekler,
zamanla halkın nazarinda kelimelerin görünürdeki manalariyla
gerçek kabul edilmekte, hadiste belirtilen olay gerçekte
ortaya çıkmış olsa bile, olaylarla hadisler arasındaki
mutabakat kurulmamakta, imtihan ortamina ters düsecegi
bilindigi halde, yine hadislerin zahiri (görünürdeki)
manalari alinmakta, mütesabih olacagina ihtimal verilmemektedir.
Bu konuda Bediüzzaman hazretleri "Sualar" isimli eserinde,
ahirzamanda meydana gelecek kiyamet alametlerinin, hadislerde
çoğunlukla mütesabih olarak bildirildigini ve bunlarin
ancak tevil edilerek halka açiklanabilecegini bildirmektedir.
“Ahirzamanda vukua gelecek hadisata dair hadislerin
bir kısmı, mütesabihat-i Kur'aniye gibi derin manalari
var. Muhkemat gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez.
Belki Tefsir yerinde tevil ederler.”
Sualar , 486
….. sirriyle, vukuundan sonra tevilleri anlasilir
ve murad ne oldugu bilinir.
A.g.e. 486
|

|
|
Isari manada
ayet mealleri:
10/21"
Ona sözlerin yorumundan (olan bir
bilgiyi) öğrettik. "
10/101 " "Rabbim,
Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme
imkanini) verdin, sözlerin yorumundan
(bir bilgi) ögrettin.
|
|
|
|
Ahir
zaman alametlerinden olan “dogudan bir ates çikmasi"
rivayetine benzer ates her
zamangörülebilir , "Bir kuyruklu yıldızın dogmasi"rivayetindeki
kuyruklu yildiz her zaman dogabilir,"büyük bir olayin"meydana
gelmesi rivayetine benzer olaylar her devirde, cereyan
edebilir. Fakat önemli olan hadiste bildirilen
olayi tesbit edebilmektir. Bu kitapta anlatilan
ve bazi sebeplerden dolayi da buraya alinmayan yüzlerce
alametin hepsinin muntazam bir şekilde birbiri ardinca
belirtilen yer ve zamanda, ayni yüzyilda ve tam
izah edildigi şekilde çikmasi söyledigimiz meselede
büyük bir delil haline gelmektedir. O zaman, bu olaylarin
hadislerde bildirilen kiyamet alametleri
olduguna dair kanaatimiz güçlenmekte ve kesinlesmektedir.
MEHDİ'NİN
GELİŞİNDE ŞÜPHE YOKTUR
MEHDİ hakkındaKİ HADİSLER "TEVATÜR"
DERECESİNDEDİR
"Tevatür", kelime anlamı olarak "kuvvetli
haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate
dayanan kuvvetli haber" demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav,
3003) Hadis bilimcilere göre; bir haber birçok kişi
tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin biraraya
gelip, haber uydurmaları, durumları itibarıyle mümkün
değilse buna "Mütevatir" haber denilir. Birçok İslam
alimi, Peygamberimizin Mehdi ile ilgili hadislerinin
mütevatir olduğunu bildirmiştir:
|

|
|
İbni Hacer Askalani
Fethü'l-Bari'de; Mehdi'nin bu ümmetten
olacağı ve Hz. İsa (A.S.)'nın onun
arkasında namaz kılacağına dair hadisler
tevatür etmiştir, der. Şevkani
de İsa'nın ineceğine dair hadislerin
sayısının 29'a ulaştığını söyleyerek,
bunları bir bir nakletmiş ve sonunda:
"Bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü
gibi tevatür haddine ulaştı. Bu beyanımızla
şu sonuca varılıyor ki, beklenen
Mehdi hakkındaki hadisler, Deccal
hakkında hadisler ve İsa'nın inmesine
dair hadisler mütevatirdir"
demiştir.
(Sünen-i
İbn-i Mace 10/338

Mehdi'nin geleceğine
dair olan sahih hadisler tevatür
niteliğini taşımaktadır.
(Kıyamet Alametleri, s.193)

Onların
zannına göre, Mehdi vefat etti; geçti
gitti... Halbuki, bu babda gelen sahih
hadis-i şerifler meşhurdur. Hatta
tevatür-ü manevi derecesinde olup,
taifenin sözlerini tekzip etmektedir.
(Mektubat-ı
Rabbani, 2/250)

Mehdi'nin geleceğine
dair Resulullah (SAV)'dan tevatür
düzeyinde birçok hadis rivayet
edilmiştir...
(eb'ul-Hasan
Muhammed b. Hasan el-Überi Sicistani,
Menakıb'üş-Şafii/Dr.G.Hüseyin
Tacirineseb, Mehdilik ve İmam Mehdi,
s.88 ve 405)

Mehdi'nin varlığı ve
ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber
ailesinden ve Fatıma oğullarından
oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan
hadislerle açıklanmıştır ve bu
hadisleri inkar etmenin hiçbir anlamı
yoktur... Tevatür ölçüsünü aşan,
doğru ve açık hadislerde, Mehdi'nin
Fatıma soyundan olup, dünya sona ermeden
zuhur edeceği, zulüm ve haksızlıkla
dolmuş olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet
getireceği, onun zamanında İsa Mesih'in
gökten ineceği ve onun önderliğinde
namaz kılacağaı kanıtlanmış bulunmaktadır.
(Şerif
Muhammed b. Resul Berazenci Medeni,
el-işae, s.184 ve 305 / Mehdilik ve
İmam Mehdi, s.328)

Kıyamet gününün en
büyük alametlerinden birisi de, hakkında
tevatür derecesini aşacak derecede
hadis bulunan bir kişinin zuhur
edeceğidir. Birçok hadis hafızları,
Mehdi'nin Peygamber soyundan olduğunu
kabul etmişlerdir, böyle mütevatır
bir konuya sırt çevirmek yakışık almaz.
Hak ehlinin inancına göre, Mehdi
İsa Mesih'ten ayrıdır. Mehdi, Mesih'ten
önce zuhur edecektir. Bu konu Sünni
bilginleri arasında, onların inancından
sayılacak kadar yaygınlık kazanmıştır.
(Şemseddin
Muhammed b. Ahmed Sefareyni, Levaih'ül-Envar'ülBehiyye
şehri, C.2, s.74-76-86'dan özet)

Muhammed b. Ali Şevkani,
"et-Tavzih..." isimli kitabında şöyle
söylemiştir: ...Bunlar (Mehdi, Deccal
ve Mesih ile ilgili rivayetler) hiç
kuşku yok ki, mütevatır hadislerdir,
Peygamber'in buyruğu hükmündedir...
Buna göre, Deccal ve Mesih hakkındaki
rivayetler mütevatır olduğu gibi Mehdi
hakkındakiler de mütevatırdırlar...
(Muhib
b. Salih el-Bureyni, Ikd'üd-Dürer
fi Ahbar'il-Muntazar, s.14-15 / Ebu
Tayyib Muhammed Sıddık Kunuci, el-İzaetü...
s.95 ve 130 / Mehdilik ve İmam Mehdi
s.329

Mehdi hakkındaki hadisler,
manevi tevatür ölçüsünü geçmiş, inkar
edilmelerinin bir anlamı yoktur.
(Şeyh
Hasan Advi Hamzavi, Meşarik'ül-Envar,
F.2, s.115, -1307 H. Basımı / Mehdilik
ve İmam Mehdi s. 329)

...Mehdi hakkındaki
hadisler tevatür ölçüsünden çoktur.
"Sünen", "Mesned" ve "Mu'cem" kitaplarında
mevcuttur.
(M.Sıddık
b. Hasan Kunuci, el-İzaetü... s.94)
|
|
|

|
Yukarıda
isimlerini verdiğimiz kaynaklar dışında pek çok kişi
daha sayısız eserinde Mehdi hakkında ulaşan hadislerin
tevatür derecesinde olduğunu açıklamışlardır. Bu İslam
alimlerinden bazıları ve bu konuda açıklama yaptıkları
eserleri şunlardır:
- Ebu Abdullah Muhammed b. Yusuf Genci Nufeli, el-Beyan
fi Ahbari Sahib'üz-Zaman, s.126
- Şemseddin Muhammed b. Ahmed Kurtubi, et-Tezkiretü
fi Ahval'il-Mevta ve Umur'il-ahireti, s.710
- İbni Kayyim Cavziye Muhammed b. Ebi Bekr Dımışki,
el-Menar'ül-Münif, s.142
- Şehabeddin b. Hacer Ahmed b. Ali Askelani, Tahzib
et-Tahzib, C.9, s.126
- Celaleddin Abdurrahman Suyuti, Arf'ül-Verdi, eki
el-Havi Lilfetavi, C.2, s.165
- Eb'ul-Abbas b. Hacer Ahmed b. Muhammed Haytemi,
Sevaik'ül-Muhrika, s.99 / El-Kavl'ül Muhtasar, s.23

- Şerif Muhammed b. Resul Berazenci Medeni, el-İşae,
s.147, 185
- Şemseddin Muhammed b. Ahmed Sefarini, Levaih'ül-Envar'il-Behiyye,
C.2, s.89 / Ahval-i Yevm'ül-Kıyamet, s.33
- Muhammed b. Ali Sabban Mısri, İs'afur-Rağibin, Nur'ul-Ebsar
haşiyesinde matbu s.192 Sevaik'ül-Muhrika'dan naklen.
- Mü'min b. Hasan Mü'mim Şeblanci, Nur'ul-Ebsar, s.189
- Muhammed Sedik Hasan Kunuci Buhari, el-İzae, s.120
- Muhammed b. Cafer İdrisi Ketanı, Nzm'ül-Mütenasır
Fi'l-Hadis'il-Mütevatir, s.145
- Eb'ul-Feyz Ahmed b. Muhammed Ğumari, İbraz'ül Vehm'il-Meknun,
s.3-4
- Abdülmuhsin b. Muhammed Abbad, Meccelet'ül-Camiat'ül-İslamiyye,
sayı 3, yıl 1, s.598
İSLAM
ALİMLERİNİN MEHDİ'NİN GELİŞİ İLE İLGİLİ İZAHLARI
Birçok büyük İslam alimi
ahir zamanda Mehdi'nin gelişinde hiçbir şüphe olmadığını
ifade eden açıklamalar yapmıştır. Bunların arasında
en ünlülerinden biri Muhyiddin Arabi'dir. Futuhat-I
Mekkiye isimli eserinde Muhyiddin Arabi şöyle söylemektedir:
|

|
|
"Muhakkak ki, yeryüzü
zulüm ve haksızlık ile dolduğu sırada
Allah'ın halifesi kıyam edecek, yeryüzünü
adalet ve eşitlikle dolduracak...
Genel kazancı halka arasında eşit
olarak paylaştıracak, halka adaletle
hükmedecek ve anlaşmazlıklarda hakemlik
edecek... Allah onun işini bir gecede
düzene koyacak, zafer hep onun önünde
yürüyecek... Ayağını Peygamberin ayağının
yerine koyacak (onun izinde yürüyecek)
ve hiçbir zaman sapmayacak... Dağınık
dinleri (batıl inançları) ortadan
kaldırıp, sadece hak dini hakim kılacak..."
(Muhyiddin
Arabi, el-Futuhat El Mekkiye, 366.
bab, C.3, s.327-328)
|
|
|
|
Bu konuda açıklama yapan bir diğer kişi ise Mısırlı
ünlü yazar Şeyh Mansur Ali Nasif'tir. Bir eserinde Mehdilik
inancını şu şekilde tanımlamaktadır:
|

|
|
Ehl-i Beyt'ten Mehdi
adında bir zat kaçınılmaz olarak zuhur
edecek, İslam topraklarına hakim olacak,
Müslümanlar kendisini izleyecek ve
O, Müslümanlar arasında adaletle,
hakkaniyetle davranacak, dini sağlamlaştıracak.
Ondan sonra Deccal ortaya çıkacak
ve Mesih (Hz. İsa) inerek Deccal'ı
öldürecek veya öldüdürülmesinde Mehdi'ye
yardım edecektir.
(et-Tac'ül-Camiü
Lil-Usul, C.5, s.341)
|
|
|
|
Mısır el-Ezher Üniversitesi İnançlar kürsüsünde öğretim
görevlisi olan yazar Seyyid Sabık ise, İslam Konferansı
tarafından seçilmiş bir kitap olarak yayınlanan el-Akaid'ül
İslamiyye isimli kitabında Mehdi'nin gelişi ile ilgili
şu açıklamaları yapmaktadır:
|

|
|
Mehdi hakkında sözün
özü şu ki; O, zamanın sonunda, pek
yakında zuhur edecektir... Yeryüzü
zulüm ve haksızlıkla dolmuş iken,
O, adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır.
O muhakkak surette İslam kanununu
ortaya koyacak ve yıpratılmış olan
Peygamber sünnetini canlandıracaktır.
(el-Akaid'ül-İslamiyye,
s.250)
|
|
|
|
Alaeddin Ali b. Hişam Muttaki
Hindi de, "er-Reddü..." isimli kitabında şöyle demiştir:
|

|
|
Allah'ın rahmeti sana
olsun bil ki; vaad edilen Mehdi'nin
varoluşunda hiç kuşku yoktur. Üç yüz
hadis ve eserle hatta daha fazlası
ile bu kanıtlanmıştır.
(Casim
Mühelhil, el-Burhan, c.1, s.339 /
Mehdilik ve İmam Mehdi, s.328)
|
|
|
|
Ünlü İslam alimlerinin,
bu açıklamaların yanısıra, Mehdi'nin gelişi ile ilgili
konuların ehl-i Sünnet inancı olduğuna dair de detaylı
açıklamaları mevcuttur. Bu açıklamalardan birkaçını
şöyle sıralamak mümkündür:
|

|
|
Ebu Muhammed Hasan
b. Ali el-Berbehari Hanbeli "Şerh'üs-Sünnet"
isimli kitabında ehl-i Sünnet inançlarını
sıralayarak şöyle yazıyor: "...Ve
Meryemoğlu İsa'nın gökten ineceğine,
Deccal'ı öldüreceğine ve Muhammed
(SAV) oğullarından Kaim'in (Mehdi)
arkasında namaz kılacağına inanmak."
(Casim
Mühelhil, el-Burhan..., C.1, s.426)

Doğru
hadislere dayanılarak, kesin olarak
inanılan bir konu da (zuhur edecek
olan) Mehdi'nin varlığıdır. Onun zamanında
Deccal ve Mesih de ortaya çıkacaktır.
(İbni
Hacer, Ahmed b. Muhammed Haytemi Şafii,
el-Kavl'ül-Muhtasar fi Alamat'il Mehdiyyül-Muntazar
s. 74)

Eb'ul-Eşbal Ahmed Muhammed
Şakir "Şerh-i Müsned-i İmam Ahmed"
isimli kitabında: Birçok sahabeden
doğru senetlerle ulaşan doğru sünnete
göre: (Mehdi'ye inanmak) kanıtlanmış,
bunun doğruluğundan kuşku duymak kimsenin
haddinde değildir.
(Casim
Mühelhil, el-Burhan... Mukaddimesi,
C.1, s.343)

Demek ki, Mehdi'nin
zuhur edeceğine inanmak vaciptir,
ona inanmak Peygamber (S)'in buyruğunu
doğrulamak için gereklidir. Nitekim
bu konu Ehl-i Sünnet inanç kitaplarında
kayeddilmiş ve kanıtlanmıştır.
(Eb'ul-Feyz
Ahmed b. Muhammed Ğumari Şafii, İbraz'ül-Vehm'ül-Meknun,
s.3-4)
|
|
|

|
İslam alimlerinin Mehdi'nin gelişi ve yapacakları hakkındaki
hadisler ile ilgili yaptıkları bu izahlar kuşkusuz son
derece önemlidir. Ancak daha da önemlisi Peygamberimizin
ahir zaman ve Mehdi ile ilgili hadislerinin günümüzde
tek tek ve birbiri ardısıra gerçekleşiyor olmasıdır.
Kuşkusuz bu olayların Peygamberimizin bir mucizesi olarak
gerçekleşmesi, doğrulukları üzerinde herhangi bir şüphe
bırakmamaktadır.

|