|
Giriş
Etrafınızdaki insanlara "Merhamet nedir?"
diye sorduğunuzda veya "Merhameti bana tarif eder
misin?" dediğinizde birçok farklı cevap ve örnekle
karşılaşırsınız. Kimi sokaktaki aç köpekleri doyuran
komşusunun hayatında gördüğü en merhametli insan olduğunu
söyler. Kimi merhameti, kendisine hastayken bakan bir
yakınının gösterdiği ilgi ve yakınlığı örnek vererek
tarif eder. Kimi ölenlerin arkasından ağlayan bir arkadaşının
adeta merhamet simgesi bir insan olduğundan bahseder.
Genelikle tarifler bu şekilde birbirine benzer. Halbuki
bunların hiçbiri gerçek merhameti tam anlamıyla ifade
etmez.
Gerçek merhametin kaynağı Allah sevgisidir. Kişinin
Allah'a olan sevgisi, O'nun yarattığı varlıklara karşı
kalbinde bir sıcaklık hissetmesine neden olur. Allah'ı
seven insan, O'nun yarattıklarına karşı doğrudan bir
muhabbet, şefkat ve merhamet hisseder. Kendisini ve
tüm insanları yaratan Rabbimize karşı duyduğu bu güçlü
sevgi ve bağlılıktan dolayı, Kuran'da emredildiği doğrultuda
insanlara karşı güzel ahlaklı davranır. Allah'ın kendisine,
merhamet konusunda emrettiklerini yerine getirir. Bir
insanın Kuran'ın bu emirlerini tümüyle yerine getirmesiyle
gerçek merhamet ortaya çıkar. Çünkü gerçek merhametin
ne anlama geldiğini ve merhametli bir insanın neler
yapması gerektiğini en doğru şekilde tarif eden kaynak
Kuran'dır. Kuran'da insanları gerçek merhamete yönelten,
bu konuda teşvik eden pek çok ayet vardır.
Ancak Allah'a duyulan sevgiyle, merhamet duygusu arasında
çok büyük bir fark vardır. Bu fark Allah'a karşı hissedilen
duygunun yalnızca saf sevgiden oluşmasından meydana
gelir. Merhamette, sevgiyle birlikte karşıdakinin acizliğinden
ötürü duyulan bir acıma hissi vardır. Allah'a duyulan
sevginin içinde ise merhamet yoktur. Çünkü Allah bütün
eksikliklerden, acizliklerden ve kusurlardan uzaktır.
İnsanın kendini ve her şeyi Yaratan Allah'a karşı hissettiği duygu, ancak
kalpte coşku, heyecan, hayranlık meydana getiren güçlü
bir "aşk" hissidir. Bu nedenle saf sevgi sadece
Allah'a duyulur. Merhamet ise Allah'ın yarattığı ve
her biri "yaratılmış" olamaları nedeniyle
aslında aciz ve güçsüz olan varlıklara karşı hissedilir.
Kuran'da, gerçek merhametin nasıl olması gerektiği,merhametli
bir insanın özellikleri, merhamet duygusunun bir insanın
ahlakında ne gibi farklılıklar meydana getirdiği, merhametli
insanların çevrelerinde yarattığı etki, çeşitli örneklerle
açıklanmıştır. Allah ayetlerinde, merhameti ve şefkatin
eksikliğinden kaynaklanan zalimliği çok ayrıntılı olarak
tarif etmiştir. Bunun sonucunda iyiler ve kötüler, zalimler
ve şefkatliler birbirlerinden açıkça görülen farklılıklarıyla
ayırt edilmişlerdir.
Müminler yapı olarak Kuran ahlakından zevk alacak ve
ancak bu ahlakı yaşadıklarında huzur duyacak şekilde
yaratılmışlardır. Bu nedenle Kuran'da bildirilen merhamet
anlayışını yaşamakta hiçbir zorluk hissetmez aksine
bunu imanlarından kaynaklanan doğal bir ahlak olarak
yaşarlar.
Allah, "Sakın onlardan bazılarını
yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı
hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat) kanatlarını
ger" (Hicr Suresi, 88) ayetiyle müminleri
merhameti yaşamaya davet etmiştir.
Allah müminlerin merhametini "şefkat kanatlarını
germek" olarak tanımlamıştır, çünkü onlar merhameti
sadece belirli olaylar karşısında değil, hayatın her
anını kapsayan bir ahlak model olarak yaşarlar. Dolayısıyla
da onların merhametlerini yansıtan pek çok ahlak özelliği
ortaya çıkar.
Bu kitapta Kuran ayetleri doğrultusunda, müminlerin
Allah sevgisine dayanan merhamet anlayışlarının nasıl
olduğunu, Kuran'ın emirleri doğrultusunda bu ahlakı
hayatlarının her anında nasıl yaşadıklarını ve kimlere
karşı merhamet gösterdiklerini göreceğiz.
Bu kitap aynı zamanda tüm insanları Allah'ın beğendiği
ahlakı ve Kuran'da emredilen merhameti yaşamaya bir
davettir. Çünkü Allah, iman edip salih amellerde bulunan
ve müminlere karşı merhametli olan kullarına, Katından
"bir mağfiret ve büyük bir
ecir" (Fetih Suresi, 29) olduğunu vaat etmiştir.
|