|
GİRİŞ
Pasif kelimesinin sözlük anlamı, "bir şeye karşı
tepki göstermeyen, etkinliği olmayan, durgun, çekingen"dir.
"Pasif bir insan" dediğimizde yapı olarak
şevksiz, çevresindeki olaylarla ilgisiz, insanların
sıkıntıları ve sorunları ile ilgilenmeyen, etrafındaki
aksaklıklara çözüm arayışı içinde olmayan, kendi içine
kapalı, kendi küçük dünyasında yaşayan bir insan modeli
akla gelmektedir. Bu kitapta, söz konusu durağan yapıyı
kasten sergileyerek bu çirkin modeli sinsice Müslümanlar
arasında yaşatmaya çalışan insan karakterini anlatacağız.
Bu insan modelini "pasifist" yani "pasifizmi
savunan" olarak ele alacağız.
Müslümanlar arasında bulunan bazı insanlar iman edenlerin
imani şevk ve heyecanlarına uymayan bir hal içinde olabilirler.
Bu kişiler Müslümanların yaşadığı yüksek iman heyecanını
içlerinde yaşamaz, onların mutluluk ve huzurundan uzak,
soğuk ve donuk bir hayat sürerler. Bu kişiler, Allah'ın
büyüklüğünü kavrama, Kuran ahlakını benimseme isteğinde
olmadıklarından, din ahlakının yaşanması ve anlatılması
amacıyla yapılan her türlü girişimde hep geride kalan,
olanları uzaktan izlemekle yetinen bir görüntü sergilerler.
Ne yaşantılarında ne de iman anlayışlarında canlı, akılcı
ve sağlıklı bir yaklaşımları yoktur.
Sevgi, yakınlık, samimiyet, dostluk, kardeşlik, sadakat,
vefa, bağlılık gibi Allah'ın razı olacağını bildirdiği
Müslümanların üstün ahlak özelliklerinden yoksundurlar.
Bu kişiler kasten uyguladıkları pasiflikleri, cansız,
şevksiz ve donuk kişilikleriyle etraflarındaki insanlara
negatif elektrik yayan, soğuk, duyarsız, son derece
resmi ve yakınlık kurulması imkansız; hepsinden önemlisi
de Allah korkuları olmayan, hain karakterli insanlardır.
Allah Kuran'da, "Şüphesiz
içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet
isabet edecek olsa: "Doğrusu Allah, bana nimet
verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım" der."
(Nisa Suresi, 72) ayetiyle Müslümanlara bu karakterdeki
insanların kişiliklerini haber verir.
Allah Kuran'da yer alan daha birçok ayetle, Müslümanların
Kuran ahlakını tebliğ etmedeki şevklerini ve hızlarını,
ağır davranarak kırmaya çalışan bu yapıdaki insanları
bizlere tanıtır. Onların bu sinsi sakinliklerinin ve
ağırlıklarının altında yatan gerçek niyetlerini, gizli
planlarını anlamamızı sağlayan son derece önemli bilgiler
verir.
Müslümanları pasifize etmeyi amaçlayan bu insanlar,
müminlerle birlikte yaşayan, iman ettiğini söyleyen
ancak münafıkane tavırlar gösteren veya kalplerinde
hastalık olan insanlar olabilir. Veya henüz imanı tam
olarak kavrayamamış, Allah'ı gereği gibi takdir edemeyen
zayıf imanlı kimseler olabilir. Bu insanlar, müminlerin
arasında olmalarına rağmen din ahlakını anlamakta ve
yaşamakta çekimser, gevşek davranır, diğer müminlerin
de kendileri gibi olmalarını isterler. Bunların yanı
sıra, cahiliye ahlakını yaşayan veya inkar edenler arasında
da Müslümanların güçlerini zayıflatmak, şevklerini ve
heyecanlarını kırmak isteyen kimseler olabilir ve bu
insanlar da müminleri engelleyebilmek için vargüçleriyle
çalışırlar. Tüm bu kişiler, müminleri pasifize etmek
için açıkça faaliyette bulunabilecekleri gibi, sinsi
ve gizli yöntemler de kullanabilirler. Örneğin, münafıklar
ve kalplerinde hastalık olan kimseler, inkar edenlerle
işbirliği yaparak kendilerince müminlerin aleyhlerine
açıkça tuzaklar kurabilirler. Böylece, iman edenlerin
zarara uğramasını hedeflerler. Bununla birlikte, verdikleri
sinsi telkinler, olumsuz konuşmalar ve davranışlarıyla
da iman edenleri pasifize etmeye çalışabilirler.
Öte yandan bu insanların hemen hepsinin ortak olan
bazı yönleri vardır. Bu alametlerin, iman edenlerin
arasında bulunsalar da onlardan uzakta olsalar da söz
konusu insanların üzerinde oluşması kaçınılmazdır. Akıl
zayıflığı, ferasetsizlik, tembellik, korkaklık, hainlik,
sinsilik, mal hırsı, olumsuzluk, sevgisizlik, kibir,
kıskançlık gibi -samimi müminlerde Allah'ın izni ile
asla rastlanmayan- bazı temel özellikler, bu kimseler
üzerinde yoğun olarak görülür. Bu ortak özellikler,
farklı çevreler içinde veya aynı ortamlarda dahi olsalar
bu kişilerin, gerektiğinde müminler aleyhinde ittifak
edebilmelerine neden olur.
Bu nedenle kitap boyunca, ağırlıklı olarak Müslümanların
arasında yaşayan ve onları pasifliğe sürüklemeye çalışan
kişilerin kullandıkları gizli ve açık yöntemler incelenirken,
bir yandan da bu kimselerle ittifak etme potansiyeline
sahip inkarcıların özellikleri ele alınacaktır. Böylece
iman edenleri pasifize etmek gayreti içinde olan tüm
karakter tipleri deşifre edilecektir. Müslümanlara düşen
görevin, din içinde pasif ve şevksiz bir Müslüman modeli
oluşturmak isteyen bu kötü niyetli insanlara karşı,
Kuran ayetlerinde belirtilen fikri mücadeleyi yürütmek
ve onların diğer insanları da pasifliğe yöneltmelerine
engel olmak olduğu açıklanacaktır.
|