|
KURAN'DA SABIR NASIL TARİF EDİLİYOR?
Ey iman edenler, sabırla ve namazla
yardım dileyin. Gerçekten Allah sabredenlerle beraberdir.
(Bakara Suresi, 153)
Allah insanların yaşayabilecekleri en güzel hayat şeklini,
yaratılışlarına en uygun ahlak yapısını belirlemiş ve
"Kur'an'dan mü'minler için şifa
ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz..." (İsra Suresi,
82) ayetiyle Kuran'da bildirilenlerin müminler
için rahmet olduğunu belirtmiştir.
Allah'ın rızasını, sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmanın
yolu, Kuran'da bildirilen doğruları eksiksizce uygulamaktır.
Allah kullarından Kuran ahlakını hayatlarının sonuna
kadar hiçbir şekilde gevşeklik göstermeden yaşamalarını
istemiştir. İşte müminlerin Allah'ın bu emrini her ne
olursa olsun taviz vermeden yerine getirebilmelerinin
sırrı da, imanın kazandırdığı üstün bir özellik olan
"sabır"da gizlidir. Sabrın sırrını öğrenen bir insan
Allah'ın kendisinden istediği her tavırda ve her ibadette
süreklilik gösterebilir.
Bu sırra ulaşmak ise son derece kolaydır; Allah, iman
eden kullarının üzerinde "Sabur"
(çok sabırlı) ismini tecelli ettirir ve onların kalplerindeki
kararlılık duygusunu pekiştirir.
Bir ömür boyu devam eden gerçek sabrın asıl kaynağı
müminlerin Allah'a olan imanlarıdır. İman eden bir mümin
Allah'ın ilminin ve aklının tüm varlıkları sarıp kuşattığını,
Allah'ın izni olmaksızın tek bir olayın dahi gerçekleşmediğini
ve tüm olayların ardında Allah'ın tasarladığı binlerce
hayır ve hikmetin gizli olduğunu bilir. Bunun yanında
Allah'ın iman edenlerin dostu, velisi ve yardımcısı
olduğunu, dolayısıyla ilk bakışta farklı görünse bile
aslında tüm olayların inananların lehinde geliştiğini
unutmaz. Allah'ın kendisi için belirlediği kadere tereddütsüz
teslim olur ve rıza gösterir. Bu nedenle sabır mümin
için zorlanarak yaşanan bir ahlak özelliği değil, aksine
gönül rızasıyla ve hoşnutlukla yaşanan ve zevk alınan
bir ibadettir. İşte Kuran'da Allah'ın insanlara öğrettiği
gerçek sabır ile toplumda yaşanan sabır anlayışının
farkı da bu noktada ortaya çıkar.
Toplumun büyük bir kesimi sabrın gerçek anlamını, gerçekten
sabırlı bir insanın nasıl davranması gerektiğini, bu özelliğin
Allah Katındaki önemini bilmez. Bu kimseler arasında sabır,
daha çok insanın hayatı boyunca karşılaştığı zorluk ve sıkıntılara
göğüs germesi, bunlara katlanması ve tahammül etmesi olarak
algılanır. Bu anlayış içerisinde sabrın, "bir yere kadar dayanma
gücü" olduğuna inanılır ve bu doğrultuda "sabrın zaman zaman
taşması", "sabrın tükenmesi" gibi tavır bozuklukları da son
derece normal karşılanır. Dahası bu çarpık anlayışa göre,
sonunda somut bir çıkar elde edilemeyecek bir konuda sabır
göstermek de son derece yersizdir. Çünkü böyle bir durumda
bu kimselerin kendilerine hiçbir fayda sağlamayacak bir konu
için sıkıntıya katlanmış ve boş yere sabır göstermiş olduklarına
inanılır.
Oysa Kuran'da öğretilen gerçek sabır bu tahammül anlayışından
çok farklıdır. Öncelikle inananlar, sabrı Allah'ın bir
emri olarak yaşarlar ve bu nedenle de hiçbir zaman onların
sabırlarında tükenme ya da taşma gibi bir durum söz
konusu olmaz. Hayatlarının sonuna kadar bu ibadeti şevk
ve heyecan ile yerine getirirler. Bunun yanında onlar
yalnızca Allah için sabrettiklerinden dolayı sabırlarının
karşılığında mutlaka somut bir menfaat beklentisi içerisine
girmezler. Gösterdikleri üstün ahlak neticesinde Rabbimizin
rızasını kazanacaklarını bilmek, onlar için alabilecekleri
tüm karşılıkların en güzelidir.
Dahası Kuran'da tavsiye edilen sabır sadece zorluk
ve sıkıntılar karşısında yaşanan bir ahlak özelliği
de değildir. Gerçek sabır şartlar her ne olursa olsun,
Kuran'ın tüm ayetlerini eksiksizce uygulamada, Allah'ın
sakınmayı emrettiği tüm tavırlardan titizlikle sakınmada
ve Kuran ahlakını bir ömür süresince hiçbir yılgınlığa
kapılmadan yaşamakta kararlılık göstermektir.
Allah Kuran'da haber verdiği, "...
sürekli olan 'salih davranışlar' ise, Rabbinin Katında sevap
bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha
hayırlıdır." (Kehf Suresi, 46) ayetiyle "sebat gösterilerek
sürdürülen salih davranışlar"ın makbul olduğunu hatırlatmış
ve tüm kullarını sabretmeye davet etmiştir. |