GİRİŞ
Dünyanın her neresine giderseniz gidin, genç
yaşlı, kadın erkek demeden, karşınıza çıkan hemen her insanın
çok yakından tanıdığı evrensel bir dil olduğunu görürsünüz.
Belki de hayatları boyunca birbirlerini bir kez bile görmemiş
olan bu kişiler, birbirlerinden kilometrelerce uzakta; farklı
kültürlerin ve farklı inançların etkisi altında farklı yaşamlar
sürmekte, farklı dillerde konuşmaktadırlar. Buna rağmen tümünün
çok iyi bildiği, kimilerinin ise ihtiyaç duyduklarında kullandıkları
ortak bir dil vardır: Bu dil, 'kötülüğün sessiz dili'dir...
Bu, insanlara, açıkça yapamadıkları çirkin davranışları,
açıkça söyleyemedikleri kötü sözleri, gizli yollarla birbirlerine
ifade etmelerini sağlayan sinsi bir dildir. Kimi insanlar
içlerindeki kötülüğü açıkça ortaya koymaktan çoğu zaman çekinirler.
Çünkü bu tarz davranışların açıkça yapılması, çevrelerindeki
insanlardan tepki almalarına ve menfaatlerinin zedelenmesine
neden olabilir. Gizliden gizliye yapıldığında ise, çok ince
ve detaylı yöntemler kullanılmasından dolayı ispat edilme
riskinin büyük ölçüde ortadan kalktığına inanırlar. Gerçekten
de bu sessiz dil ile söylenmek istenenler çok açık bir şekilde
anlaşılır ama içerdiği kötülüklere dair ortada delil bırakmaz
ve bu sebeple de ispatı pek mümkün olmaz.
Tüm bunların akla getirdiği asıl önemli soru
ise, bu kadar detaylı kurallara dayanan bir dili, dünyanın
dört bir yanındaki farklı insanların nereden ve nasıl öğrendikleridir.
Kuşkusuz onlara kötülüğün sessiz dilini öğreten, onları bu
gizli dili kullanmaya teşvik eden biri vardır; kötülüğün liderliğini
yapan bu varlık, insanlığa karşı amansız bir mücadele veren
'şeytan'dır.
Şeytan, insanlara bu dili öğretmek ve onları
gizliden gizliye kötülüğün içine sürüklemek için Allah'a and
içmiştir. Açıkça kabul ettiremeyeceği tavırları bu gizli dille
yaptırır ve açıkça söyletemeyeceği kötü sözleri de yine bu
gizli dille söyletir. İnsanları, içlerindeki kötülükleri yok
etmek yerine, bunları gizliden gizliye yaşamaya yönlendirir.
Oysa Allah "... çirkin-kötülüklerin
açığına ve gizli olanına yaklaşmayın..." (Enam Suresi, 151)
ayetiyle, insanları kötülüğün her türlüsünden menetmiştir.
Şeytanın bu tuzağına düşen kimi insanlar belki
pek çok konuda açıkça kötülük yapmaktan sakınırlar ama bir
yandan da şeytanın ahlakını benimser, onun diliyle konuşur
ve onun istediği gibi bir yaşam sürerler. İsteklerine, amaçlarına
bu gizli dilin kurallarını uygulayarak ulaşmaya çalışırlar.
Güzel bir hayatı, mutluluğu, başarıyı, üstünlüğü, hep bu karanlık
dilin yöntemlerini kullanarak elde edebileceklerine inanırlar.
Oysa bu, şeytanın bir oyunudur; dolayısıyla insanlara mutluluk
ve huzur getirmesi mümkün değildir. O, insanları ancak hüsrana
ve zarara sürükler. Allah, "Ey insanlar,
yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın
adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.
O, size yalnızca, kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Allah'a
karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder." (Bakara Suresi,
168-169) ayetleriyle bu tehlikeye karşı insanları uyarmıştır.
Ancak kimi insanlar, kendilerine Kuran'ı rehber
edinmemelerinden dolayı yüzyıllardır şeytanın bu tuzağına
düşmekte, mutsuzluğa sürüklendikleri halde bu sistemi yaşamaktan
ve kötülüğün dilini konuşmaktan vazgeçmemektedirler. Bunun
en önemli nedenlerinden biri ise, bugüne kadar bu dilin sinsi
yöntemlerinin deşifre edilmemiş olmasıdır. Dünya üzerinde
bu dili konuşan binlerce insan olduğu halde, hiçbiri bundan
söz etmemekte, kötülüğü deşifre etmemektedirler. Çünkü deşifre
edilmemesi de, bu dilin en önemli prensiplerinden biridir.
Şeytan ancak bu yolla kendi sinsi sistemini sürdürebilmekte,
insanlar da sinsiliğe dayalı gizli kötülükleri yaşamayı ancak
bu şekilde devam ettirebilmektedirler. Bu evrensel dilin gizli
kalması, şeytanın peşi sıra giden birçok insanın, kötülükten
sakınmamasına neden olmaktadır.
Dolayısıyla şeytanın sisteminin ve kötülüğün
gizli dilinin tüm detaylarıyla açıkça ortaya konması son derece
önemlidir. Bu durumda, tüm mücadelesi gizlilik ve sinsilik
üzerine kurulu olan şeytan, deşifre olmuş yöntemleriyle insanlar
üzerinde etkili olamayacaktır. O, insanları ancak sinsi metodlarıyla
aldatabilmektedir; onlara beklemedikleri yerlerden, hiç ummadıkları
konulardan yanaşmaktadır. Kullandığı metodların bu şekilde
tüm insanlar tarafından bilinmesi, -Allah'ın dilemesiyle-
onun oyunlarını etkisiz hale getirecektir.
Bunun yanı sıra, "Sizden;
hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden)
sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır."
(Al-i İmran Suresi, 104) ayetiyle bildirildiği gibi,
kötülüğü engellemek, kötülüğü destekleyen bir ahlakı ortadan
kaldırmak müminler üzerinde bir sorumluluktur. Allah Kuran'da
insanlara nefislerini kötülüklerden ne şekilde arındıracaklarını
ve şeytanın kötülüğü savunan ahlakına ne şekilde karşı konulacağını
bildirmiştir. Yeryüzündeki tüm kötülükleri ortadan kaldıracak
çözüm Kuran ahlakının yaşanmasıdır.
Bu kitabın amacı, şeytanın kötülüğe çağıran ve
gizlice kötülüğü yaşatan sistemini, kötülüğün sessiz dilini
tüm detaylarıyla anlatmak, onun tuzaklarını bozacak çözümleri
insanlara göstermektir. Diğer bir amaç da,
"Günahın açıkta olanını da, gizlisini de terk edin. Çünkü
günahı kazananlar, yüklenegeldikleri nedeniyle karşılık göreceklerdir."
(Enam Suresi, 120) ayetiyle bildirildiği gibi kötülüğün
gizlisinin de açığının da Allah Katında kişiyi sorumlu kılacağını
hatırlatarak tüm insanları Kuran ahlakını yaşamaya davet etmektir.
Dünyanın her neresine giderseniz gidin, genç
yaşlı, kadın erkek demeden, karşınıza çıkan hemen her insanın
çok yakından tanıdığı evrensel bir dil olduğunu görürsünüz.
Belki de hayatları boyunca birbirlerini bir kez bile görmemiş
olan bu kişiler, birbirlerinden kilometrelerce uzakta; farklı
kültürlerin ve farklı inançların etkisi altında farklı yaşamlar
sürmekte, farklı dillerde konuşmaktadırlar. Buna rağmen tümünün
çok iyi bildiği, kimilerinin ise ihtiyaç duyduklarında kullandıkları
ortak bir dil vardır: Bu dil, 'kötülüğün sessiz dili'dir...
Bu, insanlara, açıkça yapamadıkları çirkin davranışları,
açıkça söyleyemedikleri kötü sözleri, gizli yollarla birbirlerine
ifade etmelerini sağlayan sinsi bir dildir. Kimi insanlar
içlerindeki kötülüğü açıkça ortaya koymaktan çoğu zaman çekinirler.
Çünkü bu tarz davranışların açıkça yapılması, çevrelerindeki
insanlardan tepki almalarına ve menfaatlerinin zedelenmesine
neden olabilir. Gizliden gizliye yapıldığında ise, çok ince
ve detaylı yöntemler kullanılmasından dolayı ispat edilme
riskinin büyük ölçüde ortadan kalktığına inanırlar. Gerçekten
de bu sessiz dil ile söylenmek istenenler çok açık bir şekilde
anlaşılır ama içerdiği kötülüklere dair ortada delil bırakmaz
ve bu sebeple de ispatı pek mümkün olmaz.
Tüm bunların akla getirdiği asıl önemli soru
ise, bu kadar detaylı kurallara dayanan bir dili, dünyanın
dört bir yanındaki farklı insanların nereden ve nasıl öğrendikleridir.
Kuşkusuz onlara kötülüğün sessiz dilini öğreten, onları bu
gizli dili kullanmaya teşvik eden biri vardır; kötülüğün liderliğini
yapan bu varlık, insanlığa karşı amansız bir mücadele veren
'şeytan'dır.
Şeytan, insanlara bu dili öğretmek ve onları
gizliden gizliye kötülüğün içine sürüklemek için Allah'a and
içmiştir. Açıkça kabul ettiremeyeceği tavırları bu gizli dille
yaptırır ve açıkça söyletemeyeceği kötü sözleri de yine bu
gizli dille söyletir. İnsanları, içlerindeki kötülükleri yok
etmek yerine, bunları gizliden gizliye yaşamaya yönlendirir.
Oysa Allah "... çirkin-kötülüklerin
açığına ve gizli olanına yaklaşmayın..." (Enam Suresi, 151)
ayetiyle, insanları kötülüğün her türlüsünden menetmiştir.
Şeytanın bu tuzağına düşen kimi insanlar belki
pek çok konuda açıkça kötülük yapmaktan sakınırlar ama bir
yandan da şeytanın ahlakını benimser, onun diliyle konuşur
ve onun istediği gibi bir yaşam sürerler. İsteklerine, amaçlarına
bu gizli dilin kurallarını uygulayarak ulaşmaya çalışırlar.
Güzel bir hayatı, mutluluğu, başarıyı, üstünlüğü, hep bu karanlık
dilin yöntemlerini kullanarak elde edebileceklerine inanırlar.
Oysa bu, şeytanın bir oyunudur; dolayısıyla insanlara mutluluk
ve huzur getirmesi mümkün değildir. O, insanları ancak hüsrana
ve zarara sürükler. Allah, "Ey insanlar,
yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın
adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.
O, size yalnızca, kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Allah'a
karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder." (Bakara Suresi,
168-169) ayetleriyle bu tehlikeye karşı insanları uyarmıştır.
Ancak kimi insanlar, kendilerine Kuran'ı rehber
edinmemelerinden dolayı yüzyıllardır şeytanın bu tuzağına
düşmekte, mutsuzluğa sürüklendikleri halde bu sistemi yaşamaktan
ve kötülüğün dilini konuşmaktan vazgeçmemektedirler. Bunun
en önemli nedenlerinden biri ise, bugüne kadar bu dilin sinsi
yöntemlerinin deşifre edilmemiş olmasıdır. Dünya üzerinde
bu dili konuşan binlerce insan olduğu halde, hiçbiri bundan
söz etmemekte, kötülüğü deşifre etmemektedirler. Çünkü deşifre
edilmemesi de, bu dilin en önemli prensiplerinden biridir.
Şeytan ancak bu yolla kendi sinsi sistemini sürdürebilmekte,
insanlar da sinsiliğe dayalı gizli kötülükleri yaşamayı ancak
bu şekilde devam ettirebilmektedirler. Bu evrensel dilin gizli
kalması, şeytanın peşi sıra giden birçok insanın, kötülükten
sakınmamasına neden olmaktadır.
Dolayısıyla şeytanın sisteminin ve kötülüğün
gizli dilinin tüm detaylarıyla açıkça ortaya konması son derece
önemlidir. Bu durumda, tüm mücadelesi gizlilik ve sinsilik
üzerine kurulu olan şeytan, deşifre olmuş yöntemleriyle insanlar
üzerinde etkili olamayacaktır. O, insanları ancak sinsi metodlarıyla
aldatabilmektedir; onlara beklemedikleri yerlerden, hiç ummadıkları
konulardan yanaşmaktadır. Kullandığı metodların bu şekilde
tüm insanlar tarafından bilinmesi, -Allah'ın dilemesiyle-
onun oyunlarını etkisiz hale getirecektir.
Bunun yanı sıra, "Sizden;
hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden)
sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır."
(Al-i İmran Suresi, 104) ayetiyle bildirildiği gibi,
kötülüğü engellemek, kötülüğü destekleyen bir ahlakı ortadan
kaldırmak müminler üzerinde bir sorumluluktur. Allah Kuran'da
insanlara nefislerini kötülüklerden ne şekilde arındıracaklarını
ve şeytanın kötülüğü savunan ahlakına ne şekilde karşı konulacağını
bildirmiştir. Yeryüzündeki tüm kötülükleri ortadan kaldıracak
çözüm Kuran ahlakının yaşanmasıdır.
Bu kitabın amacı, şeytanın kötülüğe çağıran ve
gizlice kötülüğü yaşatan sistemini, kötülüğün sessiz dilini
tüm detaylarıyla anlatmak, onun tuzaklarını bozacak çözümleri
insanlara göstermektir. Diğer bir amaç da,
"Günahın açıkta olanını da, gizlisini de terk edin. Çünkü
günahı kazananlar, yüklenegeldikleri nedeniyle karşılık göreceklerdir."
(Enam Suresi, 120) ayetiyle bildirildiği gibi kötülüğün
gizlisinin de açığının da Allah Katında kişiyi sorumlu kılacağını
hatırlatarak tüm insanları Kuran ahlakını yaşamaya davet etmektir.
|