| KURAN'A
GÖRE İYİLİK VE KÖTÜLÜK İyilik ve kötülük, belki de insanların hayatları
boyunca üzerinde en çok konuştukları ve düşündükleri kavramlardandır.
İnsanların çoğu, kendi belirledikleri ölçüler içinde "iyi
insan olmak" ve "kendisini ve sevdiklerini kötü tavırlardan,
kötü insanlardan korumak" için gayret eder. Kötülükten sakınmak
için gösterilen bu çaba elbette son derece önemlidir. Ancak
yaşamları boyunca bu yönde çaba harcayan pek çok insan, kötülüğün
aslında kendisine ne kadar yakın olduğunu gereği gibi düşünmemiş
olabilir. Çünkü kimi insanlar kendilerine Kuran'da bildirilen
gerçekleri ölçü almadıkları için, kötülüğü, ancak açık ve
net olarak yaşandığında kötülük olarak kabul ederler. Örneğin
intikam hissinin, öfkenin, kinin, kıskançlığın, bencilliğin,
yalan söylemenin kötü davranışlar olduğunu hemen herkes bilir;
ya da kindar bir insanın öfkesini, yalan söyleyen bir kişinin
sahtekarlıklarının bir kısmını görüp anlayabilir.
Bunun yanı sıra kötülük denildiğinde genellikle
insanların aklına, yanlışlığı çoğu insan tarafından kabul
edilen, birini öldürmek, hırsızlık yapmak, bir başkasının
hakkını çiğnemek gibi temel tavır bozuklukları gelir. Dolayısıyla
birçok insan, bu davranışlardan sakınmaları ve hatta bu tavırları
gösteren insanları kınamaları nedeniyle kendilerini kötülükten
çok uzak görebilirler. Oysa kötülüğün bir de açıkça görülemeyen,
sinsice ve gizlice yaşanan yönleri vardır ki çoğu insan bunların
kötülüğün bir parçası olduğunu kabul etmek istemez.
Bunun sebebi ise, Kuran'a göre yaşamayan insanların
iyilik ve kötülük kavramları hakkında kendilerine göre birtakım
doğrularının ve yanlışlarının olmasıdır. İyiliği ve kötülüğü
kendi inançları, düşünceleri, hayata bakış açıları ve toplumsal
eğitimleri doğrultusunda kendileri belirlemektedirler. Oysa
gerçekte iyiliğin ve kötülüğün karşılığını öğrenebileceğimiz
tek bir kaynak vardır; Allah'ın, insanlara doğruyu yanlışı
bildirmek ve onları karanlıklardan nura çıkarmak için göndermiş
olduğu hak kitabı 'Kuran-ı Kerim'...
Allah, Kuran'da iyilik ve kötülüğün neler olduğunu
tarif etmiş, ayrıca insanı kötülüğe sürükleyen nedenleri de
açıklamıştır. Kuran'da gerçek iyiliğin Allah'tan korkan ve
Allah'ın sınırlarını koruyan kimselerin davranışları olduğu
bildirilmiştir:
"... ama iyilik sakınan(ın tutumudur)..." (Bakara
Suresi, 189)
Allah'tan korkup sakınan kişi, karşısına çıkan
her olayda Allah'ın rızasına ve Kuran'a uygun bir tavır göstererek,
hayatının her anında iyi davranışlarda bulunmuş olur. Çevresinde
olup biten tüm olayların Allah'ın hakimiyetinde geliştiğini
bilmesi, herşeye hayır ve hikmet gözüyle bakması, gizli veya
açık yaptığı her tavrın ahirette karşısına çıkacağını düşünmesi
kişiyi sürekli olarak doğru düşünmeye ve güzel davranışlarda
bulunmaya sevk eder. Dolayısıyla iyiliğin gerçek anlamıyla
yaşanabilmesi için insanın; "Allah'tan korkması, ahirete inanması
ve kendisine Allah'ın rızasını kazanmayı amaç edinmiş olması"
gerekir. Bu özellikler olmadan yapılan davranışlar, Kuran'a
göre gerçek iyilik değildir.
Kuran ayetleriyle insanlara iyilik gibi, kötülüğün
tanımı da bildirilmiştir. Kuran'a göre kötülük Allah'tan korkup
sakınmadan yapılan tavırlardır. Allah'tan başka ilahlar edinmek,
O'ndan başkasına kulluk etmek, insanların hoşnutluğunu ve
dünya hayatının menfaatlerini elde edebilmek için yaşamak
kişileri kötülüğün içine sürükler. İman etmeyenler için büyük
bir hırs ve tutkuya dönüşen dünyevi değerler bu insanları
güzel ahlaktan uzaklaştırır. Dünya hayatından olabilecek en
fazlasını, en iyisini elde edebilmek için daima öncelikle
kendi menfaatlerini düşünür ve bunları herşeyin üzerinde tutarlar.
Bunlar da beraberinde kişiye bencillik, cimrilik, nankörlük,
sahtekarlık, kibir, yalan, merhametsizlik gibi kötü ahlak
özellikleri getirir.
Hayatlarını bu düşünceler doğrultusunda yönlendiren
insanlar yine de kendilerine göre birtakım kötülüklerden sakınabilirler.
Ancak bu konudaki ölçüleri genellikle insanlar tarafından
kınanmamak, toplumun değer yargılarına ters düşmemek ya da
menfaatlerinin zarar görmesini engellemek gibi hedeflere yöneliktir.
Bu nedenle kimi zaman açıktan açığa bazı kötü tavırlardan
sakınırlarken, bunların gizli kalması durumunda bu konuda
hiçbir kısıtlamaya gitmeyebilirler. Kimsenin duyup görmeyeceğinden
ve ispatlanamayacağından emin oldukları durumlarda kötülüğe
gönül rahatlığıyla yanaşabilirler. Bu, söz konusu kişilerin
Allah korkularının olmamasından kaynaklanır. Kötülükten sakınmadaki
ölçüleri, "insanların bilmemesi, onların gözünde itibarlarını
kaybetmemeleri ve toplum genelinde iyi bilinmeleri" şartlarına
dayalıdır. Bu şartlarda güvence sağladıkları takdirde duruma
göre kötülüğün pek çok türüne eğilim gösterebilirler. Dolayısıyla
bu kimselerin kötülük kavramını değerlendirişleri, yalnızca
"kötülüğün açığa çıkmaması" esasına dayalıdır.
Oysa Allah, insanlara kötülüğün açık olanından
da gizlisinden de kaçınmalarını bildirmiş ve bunların neler
olduğunu Kuran ayetleriyle açıklamıştır. Kuran'ı ölçü almayan
insanlar, Allah'ın "... onlar salih
bir ameli bir başka kötüyle karıştırmışlardır. Umulur ki Allah
tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Allah, bağışlayandır,
esirgeyendir." (Tevbe Suresi, 102) ayetiyle bildirdiği
gibi bir ahlak göstererek kötülüğe meyledebilirler. Böyle
bir durumun oluşmasını engellemek içinse, insanlara öncelikle
kötülüğün kaynağını tanıtmak ve bu kaynağı tüm yönleriyle
deşifre etmek gerekmektedir. Kötülüğün bu şekilde deşifre
edilmesi, sinsiliği ortadan kaldıracak, gizli olmasına dayanarak
kötülüğü meşru gören ve uygulayan insanların bu tavırlardan
sakınmalarını sağlayacaktır. Aksinde Allah'ın "Yoksa
kötülüklere batıp-yara alanlar, kendilerini iman edip salih
amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları
ve ölümleri bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar." (Casiye
Suresi, 21) ayetiyle bildirdiği gibi, kötülüğü, gizli
kalmasına aldanarak yaşayan kimselerin dünyada ve ahiretteki
yaşamları, iman sahiplerininkinden çok farklı olacaktır. Kuran'da
"güzel işler yaptıklarını sanan" ama aslında tüm çabaları
boşa çıkan kimselerin ahirette "en çok hüsrana uğrayanlar"
oldukları bildirilmiştir:
De ki: "Davranış (ameller) bakımından en
çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?"
"Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları
boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar."İşte
onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir.
Artık onların yapıp-ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde
onlar için bir tartı tutmayacağız. (Kehf Suresi, 103-105)
|