|
Peygamberlere Düşmanlık
Yahudiler, Allah tarafından seçilmiş ve Kuran'daki
ifadeyle bir zamanlar "alemlere
üstün kılınmış" bir kavimdir. (Bakara Suresi, 47)
Ancak Yahudilerin çoğu kendilerine verilen bu nimete
karşılık şükredici olmamış, Allah'ın emirlerine ısrarla
isyan etmişlerdir. Bazıları ise, kendilerine gönderilecek
peygamberleri öldürmeye kalkışacak kadar ileri gitmişlerdir.
Önce kendi soylarından olan bazı peygambeleri nefislerinin
hoşuna gitmeyen emirlerle geldikleri için öldürmüşler,
Peygamberimiz Hz. Muhammed'i ise kendi soylarından olmadığı
için katletmek istemişlerdir. Bunun sebebi bir kaynakta
şöyle açıklanır:
|
Eskiden oldugu gibi günümüzde de Yahudiler bir
peygamberin ancak Israilogullari soyundan gelecegine,
o ulusun disinda peygamberlik etmeye deger bir
insanin bulunmadigina inanirlar. Bu nedenle Hristiyan
ve Islam peygamberlerini, kesinlikle peygamber
olarak görmezler.
(Hz.) MUSA
ve YAHUDILIK - Hayrullah Örs - Yükselen Matbaasi
1996 - Istanbul
|
|
Hayrullah Örs, "Türkiye Hür ve kabul Edilmis
masonlari Büyük Locasi"nin eski üstad-i azamidir.
33 derecelidir.
Mimar Sinan
Dergisi Yil :1, Sayi : 1, Sayfa : 4
|
HZ. ZEKERİYA (A.S.) EFENDİMİZİ ŞEHİD
ETMELERİ
Yahudiler Hz. İsa (A.S.) efendimize düsmanlikta pek
ileri gitmislerdi. Onun babasiz dogdugunu reddetmisler,
"Hz. İsa (A.S.) Hz. Yusuf (A.S.)'dan olma bile demislerdi.
Fakat Hz. İsa (A.S.) efendimizin besikte konusmasi üzerine,
Yahudilerin Hz. Meryem (R.A.) hakkinda yaptiklari iftiralar
çürümüstü.
Bir süre sonra dönemin inkarcı Yahudileri, tekrar ayni
itham ve iftiralarina basladilar. bu sefer "Bu ise olsa
olsa Hz. Zekeriya (A.S.) yapmistir" diyerek Hz. Zekeriya
(A.S.) efendimiz gibi yüce bir peygamberi ithama kalkistilar.
Bu fikir Yahudi halki arasinda islene islene nihayet
Hz. Zekeriya (A.S.) efendimizi öldürmeye tesebbüs edecek
dereceye geldi. Dini çıkarları için kullanan dönemin
bazı ikiyüzlyü hahamları tarafindan galeyana getirilen
bazı Yahudiler, Hz. Zekeriya (A.S.) efendimizi (halktan
korunmak amaciyla) içinde saklandigi agaçla beraber
keserek öldürdüler.
HZ. YAHYA (A.S.) EFENDİMİZİ ŞEHİD ETMELERİ
Israil ogullarinin reislerinden Kral Herod Hz. Musa
(A.S.)'in seriatina göre caiz oldugu halde, Hz. İsa
(A.S.)'in seriatinda haram edilmis olan bir kizi nikahlamak
istemis; nikahi kiymak için de Hz. Yahya (A.S.)'a müracaat
etmisti. Hz. Yahya (A.S.), bu nikahi kiymaktan sakindi.
Zira kendisi, Hz. İsa (A.S.)'in nübüvvetinden sonra,
O'nun seriatiyla amel etmeye baslamisti.
Bu yeni seriata içerleyen bazı Yahudi önde gelenleri
Kral herod'a baski yaparak, Hz. Yahya (A.S.)'in öldürülmesi
için israr ettiler. Bu israrlar üzerine reis de Hz.
Yahya (A.S.)'in basini kestirerek, O'nu sehid etmisti.
HZ. İSA (A.S.) EFENDİMİZE PLANLANAN
SUİKAST
Hz. Musa (A.S.)'in seriati yerine yeni bir seriat getiren
Hz. İsa (A.S.)'in tebligata devam etmesi, dönemin bazı
iki yüzlü yahudi din adamlarının gayz ve haset damarlarini
gittikçe daha fazla tahrik ediyordu. Nihayet bir hileyle
Hz. İsa 'yi öldürmeye karar verdiler. Içlerinden birini
iman etmis gibi gösterip, havarilerin niçine sokacaklar;
toplandiklari yeri ve zamani ögrenip baskin yaparak
Hz. İsa 'nin vücudunu ortadan kaldiracaklardi. Yuda
Isharyot adli sahis havariler arasina karisti. Fakat
ilahi tuzak ile bir başkası Hz. İsa (A.S.) sanilarak
çarmiha gerildi, Hz. İsa ise diri olarak Allah'in (C.C.)
katina alindi.
Yahudilerin Hz. Zekeriya (A.S.) ve Hz. Yahya (A.S.)
efendilerimizden baska, daha birçok peygamber ve teblig
yapan alimleri öldürdügü rivayet edilmektedir. Hz. Ebu
Ubeyde (R.A.)'dan rivayet edeilen bir hadiste Resulullah
(S.A.V.) efendimiz "Yahudilerin bir kusluk vaktinde
kirk üç nebiyi katlettiklerini ve o nebilerin tabi olanlarindan,
emr-i bil ma'ruf etmek üzere kiyameden, yüz on iki kimseyi
ikindi vakti katlettiklerini" söylemistir. (Mehmet Vehbi
Tefsiri, 2. Cilt - 567)
Yahudilerin kendilerinde olmayan peygamberlere karsi
bu kindarane tutumu, Resulullah (S.A.V.) efendimiz zamaninda
da devam etmistir. "Yahudiler ahirzamanda gelecek olan
son peygamberin bütün özelliklerini Resulullah (S.A.V.)
efendimiz de bulduklari halde sirf gurur ve kibirleri
yüzünden ona tabi olmamislar, bu yetmezmis gibi hem
fiilen hem desözleriyle onu taciz etmislerdir. Bu eziyet
o dereceye varmistir ki selam verirken dahi, kötülük
etmekten geri durmazlardi. Müslümanlarin kendi aralarinda
kullandiklari "Es- selamu Aleyküm" (Allah'in selameti
üzerinize olsun) selamlasmalarini; Yahudiler Resulullah
(S.A.V.) efendimizle karsilastiklarinda laf karisikligina
getirerek, agizda yuvarlayarak "Es-samu aleyke" (Ölüm
sana olsun!) derlerdi.
HZ. MUHAMMED (S.A.V.) EFENDIMIZE YAPILANLAR
Resulullah (S.A.V.) efendimiz Bedir'de müsriklerle
çarpistiktan sonra, bir Yahudi karisi ile karsilasti.
Kadin basinda bir çanak içinde kizarmis oglak kebabi
ve kolunda da sekerlilerden tatli bir sey vardi. Yahudi
karisi efendimize;
- Ya Muhammed! hamd olsun Allah'a seni sag salim getirdi.
Eger Medine'ye sag salim dönersen, su oglagi kesip,
yemen için sana getireyim diye Allah'a adak adamistim"
dedi.
Resulullah (S.A.V.) efendimiz de bir lokma tatmisti.
Taki bu zehir etkisini, Resulullah (S.A.V.) efendimizin
son zamanlarinda gösterdi. Hatta;
- "Yahudilerin hani o zehiri yok mu? beni bitiriyor,
içimde her damarimin yirtildigini hissediyorum." derdi.
Resulullah (S.A.V.) efendimize düzenlenen bir baska
zehirleme hadisesi de söyle olmustu.
Ka'b b. Esref; Resulullah (S.A.V.) efendimize sürekli
tuzak, tertipler düsünen Yahudilerdendi. Bir gün Yahudilerden
bir cemaatle anlasarak yemek hazirlamis, efendimizi
öldürmek için, dügün ziyafetine davet ettirmisti.
Resulullah (S.A.V.) efendimiz, sahabilerinin bazilariyla
birlikte bu davete gitmisse de Hz. Cebrail gelip bu
tuzagi haber vermis, efendimiz de onlarin yanlarindan
ayrilmisti.
Yahudiler Resulullah (S.A.V.) efendimizi öldüremeyip,
Islami gelismeyi engelleyemeyince bu sefer müslümanlarin
arasinda fitne çikarmaya, birbirlerine karsi düsmanlik
yaymaya basladilar.
Abdullah Ibni Sebe, her peygambere Allah tarafindan
vasi verildigi ve Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimizin
vasisinin Hz. Ali (R.A.) oldugu hakkinda propagandaya
giristi. Dolayisiyla her mümünin bizat söz ve fiil ile
Hz. Ali (R.A.) hukukunu müdafaa etmekle sorumlu oldugunu
ileri sürdü. Nisan 658'de Misir'dan Medine'ye gelenler
arasinda bulunmus ve halife Hz. Ali (R.A.)'ye refakat
etmistir. Kendisinin bizzat Hz. Ali (R.A.)'ye secde
edip tapinmasi, çevreden çok siddetli bir tepki gördü.
Hz. Ali (R.A.) efendimiz bunun üzerine onu derhal Medine'ye
sürdü. (Islam Ansiklopedisi) Fakat bundan sonra müslümanlar
kesin olarak ikiye bölünmüs oldular.
Görüldügü gibi müslümanlarin sünni-sii (veya alevi)
diye ikiye bölünmesi, İslam'a düşmanlık besleyen bir
kısım yahudilerin kışkırtmalarının etkisiyle olmustur.
Ve Siyonist yahudiler bu parçalama hareketlerini degisik
sekillerde bugün dahi sürdürmeye çalismaktadirlar.
Tüm bunlara karşılık Allah peygamberimize Yahudiler
hakkında "Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz
Allah, iyilik yapanları sever" (Maide Suresi, 13) buyurmuştur.
Dolayısıyla bugün de Müslümanlar, bir kısım Yahudiler
kendilerine karşı hasmane duygular beslese de, onlara
karşı adil, barışçıl ve affedici bir tutum takınmalıdırlar.
Yahudilerle
İlgili Kur'an-ı Kerim Ayetleri
Bugün tarihçilerin ortak kabul ettiği bir gerçek vardır:
İslam dünyasında hiç bir zaman antisemitizm görülmemiş,
Yahudiler (ve Hıristiyanlar) kendi inanç, adet ve hatta
hukuklarına göre herhangi bir baskı ve zulüm görmeden
asırlarca yaşamışlardır. Bu hoşgörü ve güven ortamının
başlıca nedeni, Kuran ahlakıdır. Kuran'da Yahudiler
ve Hıristiyanlar "Kitap Ehli" olarak ifade edilir ve
Müslümanlar ile Kitap Ehli arasında dostça bir yaşam
tavsiye edilir. Kuran'a göre Kitap Ehli'nin yemeğini
yemek ve Kitap Ehli'nden hanımlarla evlenmek Müslümanlara
serbest kılınmıştır (Maide Suresi, 5). Bu hükümler,
Müslümanlar ile ehli kitap arasında nikah sonucu akrabalık
bağlarının kurulabileceğini, iki tarafın birbirlerinin
yemek davetlerine icabet edebileceklerini gösterir ki,
bunlar sıcak insani ilişkiler ve huzurlu bir ortak yaşam
kurulmasını sağlayacak esaslardır.
Allah Kuran'da, Müslümanlara, müşrik insanlara (yani
Allah'tan gelen bir vahye uymayan putperestlere) bile
güvenlik sağlamalarını emreder: "Eğer
müşriklerden biri, senden 'eman (güvenlik) isterse',
ona eman ver; öyle ki Allah'ın sözünü dinlemiş olsun,
sonra onu 'güvenlik içinde olacağı yere ulaştır." (Tevbe
Suresi, 6) Müşriklere göre Müslümanlara çok daha
yakın bir inanç ve ahlaka sahip olan Kitap Ehli'ne ise,
daha da fazla bir saygı, hoşgörü ve yardımseverlik göstermek
gerekmektedir.
Bir başka ayette, Kitap Ehli dahil tüm gayrı Müslimlere,
Müslümanlara düşmanca davranmamaları şartıyla, iyilikle
davranmak şöyle emredilir:
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan,
sizi yurtlarınızdan sürüp- çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan
ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz.
Çünkü Allah, adalet yapanları sever... (Mümtehine Suresi,
8)
Dolayısıyla, Müslümanlar, kendileriyle aynı toplumda
yaşayan tüm Yahudi ve Hıristiyanlar ile son derece sıcak
bir komşuluk ilişkisi kurmakla yükümlüdürler. Müslümanların
çoğunlukta olduğu bir ülkede ise, Kitap Ehli, Müslümanlar
üzerine bir emanettir.
|
Kuran'da Ehl-i Kitaba Karşı
Hoşgörü
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda
müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin.
Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç
bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir
kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim."
Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun,
biz gerçekten müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi,
64)
Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine)
Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de
yemeğiniz onlara helaldir. Mü'minlerden özgür
ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine)
kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar
da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar
edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini)
ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim
imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı
boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır.
(Maide Suresi, 5)
Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah'a; size indirilene
ve kendilerine indirilene -Allah'a derin saygı
gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah'ın
ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın
almazlar. İşte bunların Rableri katında ecirleri
vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.
(Al-i İmran Suresi, 199)
Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır
ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz
senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete
ereni de bilendir. (Nahl Suresi, 125)
...Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en
yakın olarak da: "hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.
Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması
ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir.
(Maide Suresi, 82)
İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap
Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele
etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene
iman ettik; bizim ilahımız da, sizin ilahınız
da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz." (Ankebut
Suresi, 46)
...Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece
vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak
secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve ahiret
gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker
olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte
bunlar salih olanlardandır. Onlar hayırdan her
ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar.
Allah, muttakileri bilendir. (Al-i İmran Suresi,
113-115)
Şüphesiz, iman edenler(le) yahudiler, hıristiyanlar
ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe
iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık
onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara
korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
(Bakara Suresi, 62)
Gerçek şu ki, iman edenlerle yahudiler, sabiîler
ve hıristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan
ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku
yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. (Maide
Suresi, 69)
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi
yurtlarınızdan sürüp- çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan
ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz.
Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine
Suresi, 8)
|
Bu ayetlerin yanısıra, Allah bazı ayetlerde de Yahudilerin
günahlarını ve hatalarınI da haber vermiştir:
|
Yahudilerin Tevrat'i Tahrif
Etmesine Dair Ayet-i Kerimeler
Kendilerine Tevrat verildikten sonra onu kabul
etmeyenler, kitap yüklü merkep gibidirler. Allah'in
ayetlerini yalanlayan böyle bir kavmin durumu
ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.
(Cuma Suresi, 5)
Kitabi elleriyle yazip sonra onu az bie degerle
degistirmek için : "Bu, Allah katindandir" diyenlerin
vay haline! Ellerinin yazdigindan dolayi vay hallerine!
Kazandiklari günahdan dolayi vay hallerine! (Bakara
Suresi, 79)
Yahudiler: "Üzeyr Allah'in ogludur" dediler.
Hristiyanlar da "Isa Mesih Allah'in ogludur" dediler.
Bu, onlarin agizlarinda geveledikleri sözlerdir.
Onlar bu sözlerini kendilerinden önceki kafirlerin
sözlerine benzetirler. Allah, bunlari kahretsin!
Nasil da uyduruyorlar? (Tevbe Suresi, 30)
Onlardan bir cemaat, kitaptan olmadigi halde
tahrif ettiklerini, kitaptan sanasiniz diye kitabi
dilleriyle egip bükerek: "Bu Allah katindandir"
derler. Halbuki o, Allah katindan degildir. Böylece
bile bile Allah'a karsi yalan söylerler. (Al-i
İmran Suresi, 78)
Ey peygamberler! kalpleri inanmadigi halde agizlariyla:
"Iman ettik" diyenlerden ve yahudilerden inkara
kosanlar seni üzmesin. Onlar çokça yalan dinlerler.
Sana gelmeyen baska bir kavme çokça kulak verirler.
Bunlar, kitabin kelimelerini asil yerlerinden
degistirirler. Kendilerine uyanlara: "Bu degisik
sekliyle size verilirse alin, verilmezse kaçinin"
derler. (Maide Suresi, 41)
Onlarin, size inanacaklarini mi umuyorsunuz?
Oysa onlardan bir cemaat, Allah'in kelamini dinleyip
iyice anladiktan sonra onu bile bile tahrif ediyorlar.
(Bakara Suresi, 75)
Israilogulllarina sor. Kendilerine ne kadar apaçik
ayetler gönderdik. Kim Allah'in nimeti kendisine
geldikten sonra onu degistirirse, süphesiz ki
Allah, azabi çok siddetli olandir. (Bakara
Suresi, 211)
|
|
Yahudilerin Peygamberleri
Öldürmelerine Dair Ayet-i Kerimeler
Ey Yahudiler! Her peygamber size, nefislerinizin
istemedigi seyleri getirdigi zaman, büyüklük taslayip,
bir kismini yalanliyor, bir kismini da öldürüyor
musunuz? (Bakara Suresi, 87)
Onlara : "Allah'in indirdiklerine iman edin"
denildiginde: "Biz, sadece bize indirilene iman
ederiz" derler. Ondan sonra geleni inkar ederler.
Halbuki o, ellerindeki Tevrat'i tasdik eden hak
bir kitaptir. Ey Muhammed! De ki: "Eger müminseniz
daha önce Allah'in peygamberlerini niçin öldürüyordunuz?
(Bakara Suresi, 91)
Ahitlerini bozduklari ve Allah'in ayetlerini
inkar ettikleri, haksiz yere peygamberleri öldürdükleri
ve : "Kalbimiz kapalidir" dedikleri için onlara
lanet ettik. Dogrusu Allah, inkar etmeleri sebebiyle
onlarin kalblerine mühür vurmustur. Onlarin pek
azi iman eder. (Nisa Suresi, 155)
|
|
Yahudilerin İnsanlari Saptirmalarina
Dair Ayet-i Kerimeler
Yahudiler: "Allah'in eli sikidir" dediler. Dediklerinden
ötürü elleri baglansin ve kendilerine lanet olsun!
Aksine Allah'in nimet veren elleri açiktir. Diledigi
gibi sarfeder. Süphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler
onlarin çogunun azginligini ve inkarini artiracaktir.
Biz onlarin arasina, kiyamete kadar düsmaligi
ve kini saldik. Ne zaman harp için bir ates tutustursalar,
Allah onu söndürür. Onlar yeryüzünde bozgunculuga
kosarlar. Süphesiz ki Allah, bozgunculari sevmez.
(Maide Suresi, 64)
Ey Muhammed! Süphesiz insanlardan iman edenlere
en siddetli düsman olarak yahudileri ve Allah'a
ortak kosanlari bulursun. (Maide Suresi, 82)
Kitap ehlinden bir cemaat, sizi dogru yoldan
saptirmak isterler. Halbuki onlar, ancak kendilerini
saptirirlar da farkina varmazlar. (Al-i İmran
Suresi, 69)
Kendilerine kitaptan bir pay verilenleni görmüyor
musun? onlar sapikligi satin aliyor ve sizin de
dogru yoldan sapmanizi istiyorlar. (Nisa Suresi,
44)
Ey iman edenler! Hahamlar ve papazlardan pek
çogu haksiz yere insanlarin mallarini yerler.
Onlari Allah'in yolundan alikoyarlar. (Tevbe
Suresi, 34)
Allah'in lanet ettigi kimseler, iste bunlardir.
Allah kime lanet ederse artik siz ona bir yardimci
bulamazsiniz. (Nisa Suresi, 52)
Israilogullarindan inkar edenler, Davud'un ve
Meryemoglu İsa 'nin lisaniyla lanetlendiler. Bu
onlarin isyan etmeleri ve asiri gitmelerindendi.
(Maide Suresi, 78)
|
Sonuçta, Kuran'da işledikleri pek çok önemli hatalar
ve günahlar haber verilmekte, Yahudiler bunlardan vazgeçmeye
davet edilmekte, ancak her halükarda Müslümanların Yahudilere
karşı hoşgörülü ve affedici davranmaları emredilmektedir.
Kaldı ki, Yahudilerin tüm bir millet olarak belirli
bir hatadan dolayı suçlanmaları son derece yanlıştır.
Allah Kuran'da "onların hepsi bir değildir" buyurarak,
Yahudiler içinde de samimi olarak Allah'a iman eden
ve O'nun emirlerini tutan insanlar bulunduğunu bildirmektedir:
Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk
vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini
okuyarak secdeye kapanırlar.
Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı
emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar.
İşte bunlar salih olanlardandır.
Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan
yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir. (Ali
İmran Suresi, 113-114)
Eğer bir kısım Yahudiler Siyonist hedefler peşinde
koşarak Müslümanlara ve veya suçsuz insanlara zulmetmeye
kalkarlarsa, elbette her Müslüman bu tehdide karşı fikren
tavır alacaktır. Ancak bu gibi saldırgan ve çatışmacı
fikirlerden uzak duran, Allah'a samimi olarak inanan
Yahudiler, Müslümanlar için birer emanettir. Onları
huzur ve güzen içinde yaşatmak, her türlü tehlike ve
tedirginlikten korumak Müslümanlar için dini bir görevdir.
Yahudilerin tarihte çok defalar olduğu gibi, sırf inançları
veya soyları nedeniyle hedef alınmaları, medeni haklardan
yoksun tutulmaları, isimlerini açıklamaktan bile endişe
edecekleri bir baskı ve korku içinde yaşamak zorunda
bırakılmaları, gettolara, korkunç toplama kamplarına
hapsedilmeleri büyük bir zulümdür. Bir Müslüman bu gibi
zulümleri asla tasvip etmediği gibi, bunları engellemek
için de vargücüyle çalışmalıdır.
Allah "Kitap Ehli"nin var olduğunu bize Kuran'da bildirmiş,
hangi konularda yanılgılar içinde olduklarını açıklamış,
ama bununla birlikte onlara karşı iyilik ve adaletle
davranmamızı emretmiştir. Bir ayette, Kitap Ehli'ne
karşı şöyle dememizi emreder:
"Bize ve size indirilene iman ettik; bizim ilahımız
da, sizin ilahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz."
(Ankebut Suresi, 46)
|