|

Atatürk'ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı, Türk Milleti'nin
ve onun gözbebeği olan Türk Ordusunun kahramanlığını
tüm dünyaya gösteren bir özgürlük destanıdır. Türk Milleti
düşmanların güçlü ve modern silahlarına ve yüksek donanımlı
ordularına karşı tüm varlığıyla karşı koymuştur. Mustafa
Kemal Paşa'nın önderliğinde elele veren Türk Milleti
büyük bir zafer elde etmiş ve şan ve şerefle dolu olan
tarihimize yepyeni bir sayfa eklenmiştir. Atatürk söz
konusu başarıların Türk Milleti'nin eseri olduğunu Konya
Orduevi'nde yaptığı bir konuşmada şöyle dile getirmiştir:
Arkadaşlar, tüm tarih bize gösteriyor ki, uluslar
yüce hedeflerine ulaşmak istediklerinde bu coşkularının
karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin
bu geneli içinde büyük bir istisna bizim tarihimizde,
Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki, Türk Ulusu
ne vakit yükselmek için bir adım atmak istemişse önünde
hep önder olarak, yüksek ulusal ülküyü gerçekleştirecek
hareketlerin kılavuzu olarak kendi kahraman çocuklarından
oluşan ordusunu görmüştür. Bu nedenle Türk Ulusu,
elinde kılıç tehlikelere karşı yürümeye hazır kahraman
çocuklarına derin bir güven beslemiştir. Bu güveni
hep besleyecektir. Bundan sonra da Türk Ulusu'nun
kutsal ülküsünün gerçekleşmesi için kahraman asker
evlatları hep önde gidecektir. Tüm Türk Ulusu,
başarıya ulaştığı her yaşamsal şeyin kahramanı olarak
kendi ordusunu, ordusunu komuta eden öz evlatlarından
oluşma subaylar topluluğunu, yüksek komuta heyetini
görmektedir. Ulus ve kahraman evlatlarından oluşan
ordu öylesine birbiriyle birleşmiştir ki, dünyada
ve tarihte bunun örnekleri çok azdır. Bu ulusal gerçekle
her zaman övünebiliriz.1
Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nda kahramanca mücadele edip,
düşman ordularına beklenmedik bir karşılık veren Türk
Milleti'nin her ferdinin taşıdığı önemi, bir başka konuşmasında
şu sözlerle ifade etmiştir:
Geçirdiğimiz bunalımlı günlerin şerefli kahramanlarını
hep birlikte kutsayalım:
Onlar arasında savaş alanlarında düşman silahıyla göğüsleri
delinmiş bahtiyarlar olduğu gibi, ateşlerde yakılmış
çocuklar, kadınlar ve ihtiyarlar vardır.
Onlar arasında namuslarına saldırılmış... kızlar vardır.
Onların arasında, yurtlarını yitirmiş aileler, yavrularını
gömmüş analar vardır. Ve gene onlar arasında, savaştaki
namus görevini şerefle yerine getirerek, bugün memleketlerine
dönmüş gaziler vardır. Onlardan, şehitlik şerbetini
içmiş olanların ruhlarına fatihalar armağan edelim.
Bu hareketi yapan bir ordunun babaları ve analarından
oluşan ulusumuz, bütün dünyaya karşı en saygın ve
değerli yeri kazanmıştır. Ulusumuz çekinmeden övünebilir
ve ben, böyle bir ulusun, önemsiz bir kişisi olmakla
en büyük mutluluğu duyuyorum. Bu savaş alanlarında,
benzersiz kahramanlıklar ve yiğitlikler göstermiş
olan subaylarımızın, erlerimizin ve komutanlarımızın
her biri ayrı ayrı birer övünç sayfaları, bir destan
oluşturan hareketlerini, en ulu duygularla ve saygıyla
anıyorum.2
Büyük Önder, Onuncu Yıl Nutku'nda ise Türk Milleti'ne
olan güveninin nedenini şöyle açıklamıştır:
Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha
az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da
muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk
Milleti'nin karakteri yüksektir...3
Bütün dünya Türkiye'nin mevcudiyeti muhteremesine
gıpta edecek ve milletimize layık ve müstehak olduğu
yüksek mevkii ayıracaktır. Böyle bir millete mensubiyetimden
dolayı çok bahtiyar ve müftehirim.4
Türk Milleti'nin Şanlı Tarihi
Kurtuluş Savaşı Türk Milleti'nin tarihinde bir altın
sayfadır. Ancak Türk'ün tarihi bunun gibi daha pek çok
kahramanlıklarla doludur. Türk Milleti dünya tarihine
damgasını vurmuş şanlı bir millettir. Asırlar boyunca
üç kıtada eşsiz devletler kurmuş, ayak bastığı her yere
barış, adalet ve medeniyet götürmüş, dünya milletlerine
örnek olmuştur. Türk Milleti'nin devlet kurma ve yönetmedeki
yeteneğini kavrayabilmek için Türk Milleti'nin medeniyet
ve kültürünü, üstün ahlakını, vatan ve millet anlayışını,
idari ve askeri yapılanmasını iyi tanımak gereklidir.
Türk Orduları tarih boyunca tüm milletlere örnek olmuştur.
Düşmanlarına korku, dostlarına ise güven vesilesi olan
Türk askeri bugün de üstün vasıflarıyla tüm dünyaya
örnektir.

Büyük savaşlardan galip
çıkmış şanlı Türk Ordusu.. |
Türklerin ön plana çıkmış meziyetlerinden biri doğuştan
asker olmalarıdır. Türk askeri cesur, fedakar ve itaatkardır.
Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinin temeli düzenli
bir askeri teşkilata dayanmıştır. Askerlik, Türklerde
milli bir görev olmuştur. Türklerin mükemmel askeri
kuruluşları ve değerli komutanları tüm dünyanın hayranlığını
kazanmıştır. Arap düşünür Cahiz, "Türk'e karşı
hiçbir şey duramaz. Hiçbir kimse onu, yutulacak bir
lokma olarak kabul edemez"5
diyerek Türk Ordularının üstünlüğüne
işaret etmiştir. Kanuni devrinde 7 yıl boyunca (1555-1562)
Avusturya sefiri olarak İstanbul'da bulunan Ogier Ghiselin
de Busbecq, Türklerin askeri yönünden şöyle söz eder:
Türkler, sefer esnasında sabırlı, tahammüllü ve iktisatlı
hareket ederler. Türk sistemini kendi sistemimizle
mukayese edince istikbalin başımıza getireceği şeyleri
düşünerek titriyorum. Bu ordu galip gelecek ve
payidar olacak, biz ise mahvolacağız. Çünkü Türkler
hiç sarsılmamış kuvvete sahip oldukları gibi, kendilerine
has zafer itiyatları, meşakkatlere tahammül kabiliyeti,
intizam, disiplin, kanaatkarlık ve uyanıklık var.6
Tarih boyunca Türk Orduları diğer tüm milletlerin hem
imrendikleri hem de çekindikleri bir güç olmuştur. Türk
askeri, düşmanlarına korku, dostlarına ise büyük güven
vermiştir. Bu güven İmam-ı Azam tarafından "Kılıç,
Türklerin elinde bulunduğu sürece senin dinine zeval
yoktur"7
şeklinde dile getirilmiştir. Bu sözle İmam-ı Azam, Türk
askeri yeryüzünde bulunduğu sürece İslam Dinine kimsenin
zarar veremeyeceğine işaret etmiştir.
Türk Milleti sahip olduğu güçlü ordular sayesinde tarih
boyunca çok güçlü devletler kurmuştur. Yapılan araştırmalar
Türklerin tarih boyunca 180'e yakın devlet kurduğunu
göstermektedir. Araştırmalar devam ettikçe, bu sayının
artacağı ve bu devletler hakkındaki bilgilerin daha
kesinlik kazanacağı beklenmektedir. Tarih boyunca yaşamış
Türk devletlerinin yaşadıkları dönemlere ve bölgelere
bakıldığında, Japon Denizi'nden Adriyatik Denizi'ne
kadar uzanan geniş toprakların "Türk Dünyası"
olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılır.

 |
Söz konusu devletlerin çoğu ayakta kaldıkları süre
boyunca çok önemli devletler olmuşlardır. Bu devletlerden
16 tanesi ise dünya tarihinde etkili rol oynamıştır.
Türk Milleti bu devletlerin yönetiminde gösterdiği üstün
kabiliyetle tüm dünya milletlerine tarih boyunca örnek
olmuştur. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise hakimiyeti
altında yaşayan farklı etnik kökene mensup toplulukları,
her birinin dil ve din farklılıklarına saygı göstererek,
barış, huzur ve güvenlik içerisinde, asırlar boyunca
birarada yaşatma becerisini göstermesidir. Aynı topraklar
üzerinde hakimiyet kuran farklı devletler ise bu başarıyı
sağlayamamış, söz konusu topraklarda bu kadar uzun süreli
hakimiyetler yaşanmamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığı forsunda yer
alan 16 devletin hakimiyet süreleri ve hakimiyet altında
tuttukları yerler ise şöyledir:
1. Hun Devleti:
Büyük Hun Devleti Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletidir.
MÖ 220'den MS 216'ya kadar hüküm sürmüştür. Bilinen
ilk hükümdarı Teoman'dır. Mete Han döneminde devletin
sınırları Japon Denizi'nden Hazar Denizi'ne kadar geniş
bir bölgeyi kapsamıştır.
2. BatI Hun İmparatorluğu:
MÖ 53'de, Büyük Hun İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle,
Batı Türkistan'da Cici Han tarafından kurulan Türk devletidir.
Yaşadığı dönem boyunca en büyük bölgesel güç olmuştur.
3. Avrupa Hunları (Batı Hunları):
Avrupa Hunları MS 434'de Atilla'nın başa geçmesiyle
büyük bir devlet haline geldiler. Hakim olduğu yıllarda,
Avrupa kıtasında en büyük güç olmuştur.
 
16 Türk devletinin bayrakları
soldan sağa,
Hun Devleti, Göktürk Devleti,
Karahanlılar, Altınordu Hanlığı, Batı Hun İmparatorluğu,
Avar Devleti, Gazneniler, Timurlar Devleti, Avrupa
Hunları, Hazar Devleti, Büyük Selçuklu İmparatorluğu,
Babûr Devleti, Akhunlar, Uygur Hakanlığı, Hârizmşahlar,
Osmanlı İmparatorluğu.
|
4. Akhunlar:
5. yüzyılın ortalarında, Amuderya nehrinin çevresinde
kurulmuş ve gelişme göstermiş bir Türk devletidir. Horasan,
Afganistan ve İran topraklarına kadar yayılmıştır. Kısa
bir dönem hüküm sürmesine rağmen, hakimiyeti boyunca
Asya'da büyük bir güç olmuştur.
5. Göktürk Devleti:
Göktürk Devleti, Türk tarihinde Türk adı ile kurulan
ilk devlettir. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı olan
Bumin Kağan, Orta Asya'daki bütün Türk boylarını egemenliği
altında toplamıştır. Bumin Kağan ölünce yerine oğlu
Murat Kağan hükümdar olmuştur. Bu dönemde İpek Yolu
Türklerin denetimine girmiş ve Türkler Çin'e üstünlüklerini
kabul ettirmişlerdir.
6. Uygur Hakanlığı:
Büyük Hunların torunları olan Uygurlar, çok sayıda
devlet kurmuşlardır. Uygur Hakanlığı bunlardan birisidir.
744-840 yılları arasında hüküm sürmüştür. Selenga, Orhun
ve Tola ırmakları havzalarından Baykal Gölü'nün güneyindeki
bozkırlara kadar uzanan geniş sahada yaşamışlardır.
100 yıla yakın bir süre içinde, Asya kıtasında, bölgesel
güç olmuşlardır.
7. Avar Devleti:
Macaristan'da büyük bir devlet kuran Avarlar, zaman
zaman İstanbul'u kuşatmışlardır. O dönemde Avrupa kıtasında
bölgesel güç oluşturmuşlardır. İstanbul'u kuşatan ilk
Türk boyu Avarlar olmuştur.
8. Hazar Devleti:
Kafkaslar'da kurulmuş olan Hazarlar, Hazar Denizi'ne
de adını vermiştir. 7. yüzyıldan itibaren iyice güçlenen
ve bütün Doğu Avrupa'yı eline geçiren Hazarlar, 3 yüzyıl
hüküm sürmüşler ve yıkılana kadar bölgede çok büyük
bir güç oluşturmuşlardır.
9. Karahanlılar:
10. yüzyılın ortalarında Orta Asya'da kurulan ilk Müslüman
Türk devletidir. Aynı zamanda ilk Müslüman Türk devleti
olarak bölgesel hakimiyet kurdular.
|

Cumhurbaşkanlığı forsu 16 yıldızdan oluşur ve
her bir yıldız şanlı Türk tarihinde kurulmuş olan
devletleri temsil eder.
|
10. Gazneliler:
Karahanlılarla aynı dönemde yaşamışlardır. İlk Müslüman
Türk devletlerindendir. Sınırları Afganistan ve Hindistan'ı
içine alır. Karahanlılar ile birlikte Asya kıtasında,
bölgesel bir güç olmuşlardır.
11. Büyük Selçuklu İmparatorluğu:
Ön Asya'da kurulan ilk ve en büyük Müslüman Türk devletlerinden
biridir. 1040-1157 yılları arasında hüküm sürmüştür.
Güneybatı Asya'nın tamamına yakın bir bölümüne hakim
olan Büyük Selçuklu Devleti, bölgenin en büyük gücü
olmuştur.
12. Hârizmşahlar Devleti:
Büyük Selçuklu Devleti ile aynı dönemde, 1097-1231
yılları arasında Aral Gölü'nün güneyinde yaşamışlardır.
Orta Asya'da bölgesel hakim güç olmuşlardır.
13. Timurlar Devleti:
1370-1507 yılları arasında, Ege kıyılarından Orta Asya'ya
ve Hint Okyanusu'na kadar uzanan geniş topraklar üzerinde
hüküm sürmüş büyük bir Türk devletidir. Hakim olduğu
topraklardan en büyük bölgesel güç olduğu anlaşılır.
14. Bâbur Devleti:
1494-1858 yılları arasında Hindistan'da hüküm sürmüştür.
Hakim olduğu tarihlerde, Asya'da büyük bir güç oluşturmuştur.
15. Altınordu Hanlığı:
1227-1502 yılları arasında, Karadeniz ile Hazar Denizi
arasında yaşamış bir Türk devletidir. Yaklaşık üç asır
Asya'da hakim güç olmuştur.
|

Osmanlılar üç kıtaya hakim olmuş, en geniş sınırlara
ulaşmış bir imparatorluk kurmuşlardı. Orduları
tarihteki en büyük galibiyetleri kazanmıştı.
|
16. Osmanlı İmparatorluğu:
1299'da Söğüt civarında kurulmuş ve 1923 yılına kadar
devam etmiş ve üç kıtada hakimiyet kurmuş bir cihan
devletidir. Toprak bakımından en geniş sınırlara ulaştığı
dönemde Anadolu, Kafkasya, Kırım, Güney Ukrayna, bugünkü
Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan, Macaristan,
Suriye, Ürdün, Lübnan, İsrail, Irak, Suudi Arabistan,
Yemen, Mısır, Tunus, Libya ve Cezayir'i yönetmiştir.
(Türk devletleri konusunda detaylı bilgi için bkz. Harun
Yahya, Türk'ün Yüksek Seciyesi, Global Yayıncılık)

|