|
ATATÜRK'ÜN İSLAMİYETE BAKIŞI

|
'Milletimiz
din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir.
Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin
kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve
alamaz' 3
M.Kemal
Atatürk
|
 |
Atatürk'e
göre, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü hazırlayan
önemli sebeplerden birisi İslamiyet'ten uzaklaşmaktı:
'Türkler' diyor Atatürk, 'İslam oldukları halde,
bozulmaya, yoksulluğa, gerilemeye maruz kaldılar; geçmişin
batıl alışkanlık ve inançlarıyla İslamiyet'i karıştırdıkları
ve bu suretle gerçek İslamiyet'ten uzaklaştıkları için,
kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar. Gerçek İslam'ın
çok yüce, çok kıymetli gerçeklerini olduğu gibi almamakta
inatçı bulundular. İşte gerilememizin belli başlı sebeplerini
bu nokta teşkil ediyor... 4
Evet, Türk insanının yaşadığı din gerçek İslam'dan
uzak, hurafeler ve batıl inançlar üzerine kurulu bir
dindi. Bu din, Türkiye'yi karanlığa götürüyordu. Bu
gidişi durdurmanın tek çaresi vardı: Gerçek İslam'ın
halka anlatılması... Yani hurafeleri, batıl inançları
içinde barındırmayan, Atatürk'ün, 'akla, fenne, ilme
uygun...'5 dediği, dinin özünü teşkil
eden Kuran'ın anlatılması gerekiyordu. Atatürk bu amaçla
şunları söylüyordu:
Türkler, dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun
için Kuran, Türkçe olmalıdır. 6
Türk
Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor,
içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim
maksadım; arkasında koştuğu Kitap'ta neler olduğunu
Türk anlasın. 7
Atatürk, Kuran'a olan bağlılığını onu 'Kitab-ı Ekmel'
yani (En Mükemmel Kitap)8 diye tanımlayarak
dile getiriyordu. Dolmabahçe Sarayı ve Çankaya Köşkü'ne
hafızları çağırtarak sık sık Kuran okutmuş, ayetler
üzerinde incelemelerde bulunmuş ve hafızlarla meal ve
tefsir konularında fikir alış verişinde bulunmuştu.
Atatürk
özel sohbetlerinde pek çok kez dindar olmanın gerekliliğinden,
Peygamber Efendimiz'in hayatından, Asr-ı Saadet ve Hülefayı
Raşidin (dört halife) dönemlerinden, dinimizin yüceliğinden,
Allah'ın kudretinden söz etmiştir. İslam Dininin son
ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in de son peygamber
olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da
dindar olmayı, dinini öğrenmeyi öğütlemiştir.
Din eğitiminin öneminin de farkında olan Atatürk, bu
eğitimin okullarda verilmesi gerektiğini şu sözleriyle
ifade etmiştir:
Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için
bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir. Fakat nasıl ki
her hususta yüksek mektep ve ihtisas sahipleri yetiştirmek
lazımsa, dinimizin hakikatini tetkik, tetebbu ilmi ve
fenni kudretine sahip olacak güzide ve hakiki ulema
yetiştirecek yüksek müesseselere sahip olmalıyız. 9
Atatürk, dinimizin akıl ve mantığa uygun olduğunu da
aşağıdaki sözleriyle belirtmiştir:
Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir
ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup
olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki
akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki
o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa,
milletin menfaatine, İslam'ın menfaatine uygunsa kimseye
sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın
uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı.
10
İslam Dini hakkında bu kadar güzel fikirlere sahip
olan ve her ortamda bu düşüncelerini dile getiren Atatürk,
açıktır ki Allah'tan korkan, Allah'ın emirlerini elinden
geldiği kadar yerine getirmeye çalışan bir Müslümandı.
Atatürk; Peygamber Efendimizi çok iyi tanımış, onun
üstün özelliklerini çeşitli vesilelerle anlatmıştır:
 O,
Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün
milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir;
fakat sonuca kadar O, ölümsüzdür. 11
Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil,
belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harbte bile askerî
dehâsı kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı,
cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler,
bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Hz. Muhammed (sav)
bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek
ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı
takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık
diye bir varlık görülemezdi. 12
'O'nun hak peygamber olduğundan şüphe edenler, şu
haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar.
Hz. Muhammed (sav)'in bir avuç imanlı Müslümanla
mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş
ordusuna karşı Bedir'de kazandığı zafer, fani insanların
karı değildir; O'nun peygamber olduğunun en kuvvetli
işareti işte bu savaştır. 13
Atatürk'ün Hz. Muhammed (sav)'e duyulacak sevgiyi tarif
ettiği sözleri ise şöyledir:
Büyük bir inkılap yapan Hazreti Muhammed (sav)'e
karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri,
esasları korumakla tecelli edebilir.14

|
İslam Dininin
son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in
de son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan
Atatürk, ulusuna da dindar olmayı, dinini
öğrenmeyi öğütlemiştir.
|
 |
|