GİRİŞ
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar
ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.
(Meryem Suresi, 96)
Şüphesiz Allah, adaleti,
ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan,
kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size
öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.
(Nahl Suresi, 90)
|
11 Eylül 2001 günü Amerika Birleşik Devletleri'nin
iki büyük kentine karşı düzenlenen ve on binlerce masum
insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olan terörist
saldırıları, bir Müslüman olarak şiddetle lanetliyor
ve Amerikan halkına başsağlığı diliyoruz. Bu saldırılar,
terörün gerçek kökeni ile ilgili çok önemli bir konuyu
dünya gündemine getirdi. Ve bu vesile ile İslam'ın barış
ve hoşgörü dini olduğu, insanlara merhameti ve adaleti
emrettiği bütün dünyaya yaygın olarak duyurulmuş oldu.
Birçok dünya lideri, önemli basın yayın kuruluşları,
televizyonlar, radyolar defalarca gerçek İslam'ın şiddete
hiçbir şekilde izin vermediğini, daima insanlar ve toplumlar
arasında barışı emrettiğini kendi topluluklarına anlattılar.
İslam dinini yakından inceleyen ve Allah'ın Kuran'da
emrettiği gerçek İslam dinini tanıyan Batılı çevreler
İslam ve terör kelimelerinin birarada bulunmasının kesinlikle
mümkün olmadığını, ilahi dinlerin hiçbir şekilde şiddete
izin vermediğini tüm açıklığıyla ortaya koydular.
Bu kitabın konusunu da, lanetlendiğimiz bu vahşetin
kaynağının kesinlikle ilahi bir din olmadığı, özellikle
İslam'da teröre yer bulunmadığı gerçeği oluşturmaktadır.
İslam dininin yegane kaynağı olan Kuran'da ve başta
Peygamberimiz Hz. Muhammed olmak üzere tarih boyunca
yaşamış tüm Müslüman yöneticilerin uygulamalarında bu
gerçek tüm açıklığıyla ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle
de bu kitapta Kuran ayetlerinin ışığında ve tarihten
örneklerle İslam'ın terörü yasakladığını ve haram kıldığını
tüm delilleriyle ortaya koyacağız.
Bilindiği gibi, asırlardır dünyanın farklı bölgelerinde
çeşitli terör eylemleri gerçekleştirilmektedir. Her
biri farklı gruplar tarafından ve farklı amaçlarla yapılan
bu eylemler kimi zaman komünist bir örgüt, kimi zaman
faşizan bir grup, kimi zaman da radikal ya da ayrılıkçı
çevreler tarafından üstlenilmektedir. Amerika gibi ülkeler
sık sık ırkçı ve marjinal terör grupları tarafından
gerçekleştirilen saldırılara hedef olurken, Avrupa ülkelerinde,
çeşitli terörist gruplar tarafından şiddet eylemleri
düzenlenmektedir. Yunanistan'da 17 Kasım, Almanya'da
RAF, İspanya'da ETA, yine Almanya'da neo-Naziler, İtalya'da
Kızıl Tugaylar ve daha pek çok örgüt terör ve şiddet
yöntemiyle seslerini duyurmaya çalışmakta, hiçbir suçu
olmayan, savunmasız insanları vahşice katletmektedirler.
Gelişen ve değişen dünya koşulları ile birlikte terörizm
de değişiklik göstermekte, gelişen teknolojiye bağlı
olarak elde ettiği yeni imkanlarla etkisini ve gücünü
her geçen gün artırmaktadır. Özellikle de internet gibi
kitle iletişim araçlarının etkisiyle terör faaliyetlerinin
alanı ve etkisi daha da genişlemektedir.
 
Bir terör eylemine fail
ararken, kaynağı dinsizlikte aramak gerekir. Çünkü
din ahlakı sevgiyi, merhameti, affediciliği ve
barışı emrederken, terör acımasızlık ve şiddet
yanlısıdır, kan dökmek, öldürmek, acı çektirmek
ister.
|
ABD ve Avrupa'daki gibi Batı kökenli örgütlerin yanı
sıra, Ortadoğu çıkışlı terör örgütleri de bulunmaktadır.
Nitekim dünyanın dört bir yanındaki kimi terör girişimleri
bu gruplar tarafından üstlenilmekte ve gerçekleştirilmektedir.
Ancak burada çok önemli bir noktayı vurgulamak gerekmektedir.
Bu gibi terörist eylemleri gerçekleştiren kişilerin
Hıristiyan, Müslüman veya Yahudi ismi taşımaları bazı
çevreleri yanlış kanaatlere sürüklemekte ve ilahi dinlerle
bağdaşmayan iddialar ortaya atmalarına neden olmaktadır.
Eğer teröristler Müslüman isimleri taşıyor olsalar,
kimliklerinde "Müslüman" yazıyor olsa bile, işledikleri
cinayetlere "İslam terörü" denemez.
Aynı
şekilde Hıristiyan olsalar, "Hıristiyan terörü" veya
Yahudi olsalar "Yahudi terörü" de denemez. Çünkü kitabın
ilerleyen bölümlerinde de inceleyeceğimiz gibi, İlahi
bir din adına masum insanların öldürülmesi mümkün değildir.
Unutmamak gerekir ki, New York'ta veya Washington'da
öldürülen insanlar arasında, Hz. İsa'yı sevenler (Hıristiyanlar),
Hz. Musa'yı sevenler (Yahudiler) ve Müslümanlar da vardır.
Bu masum insanları öldürmek, Allah'ın affetmesi dışında,
cehennem azabı ile sonuçlanacak olan büyük bir günahtır.
Dine inanan, Allah korkusu taşıyan bir insan hiçbir
şekilde böyle bir şey yapamaz.
Böyle bir vahşetin failleri, hangi dine mensup olduklarını
iddia ederlerse etsinler, bunu ancak dine saldırmak
amacıyla yapıyor olabilirler. Amaçları, dini insanların
gözünde kötülemek, insanları dinden soğutmak, dindarlara
karşı nefret ve tepki oluşturmak olabilir. Dolayısıyla
masum insanlara yönelik "din" adı altındaki her saldırı,
aslında dine karşı da yapılmış bir saldırıdır.
Din, sevgiyi, merhameti, barışı emreder. Terör ise
dinin zıttıdır; acımasızdır, kan dökmek, öldürmek, acı
çektirmek ister. Dolayısıyla bir terör eylemine fail
ararken, kaynağı dindarlıkta değil, dinsizlikte aramak
gerekir. Olayın kökenini, faşist, komünist, ırkçı, materyalist
düşüncedeki insanlarda aramak gerekir. Teröristlerin
hangi ismi taşıdığı, kimliklerinde ne yazdığı önemli
değildir. Bir kişi masum insanları göz kırpmadan öldürüyorsa,
dindar değil dinsizdir. Allah'tan korkmayan, tek amacı
kan dökmek ve acı çektirmek olan bir canidir. Bu nedenle,
"İslami terör", "Yahudi terörü", "Hıristiyan terörü"
son derece hatalı kavramlardır. Çünkü İslam dininde
ve diğer iki ilahi dinde hiçbir şekilde teröre yer yoktur.
Aksine, İslam'a göre "terör" olarak adlandırdığımız
eylemler (yani masum insanlara karşı işlenen cinayetler),
büyük bir suçtur ve Müslümanlar bu eylemleri engellemek,
yeryüzüne barış, huzur ve adalet getirmekle sorumludurlar.
|