|
Neden Devlet Hakkında
Bir Kitapçık?
Devlet müessesinin önemini, görevlerini ya da işlevlerini
anlatan kitaplar genellikle siyaset bilimi kitaplarıdır.
Bu kitaplar çoğunlukla öğrencilere bilgi aktarmak amacını
güderler. Ama elinizde tuttuğunuz kitapçık, bunlardan
farklı bir kitapçıktır. Çünkü temel amacı, toplumda
zaman zaman görülen bir kısım "devlet karşıtı"
akım ya da fikirlerin ne kadar büyük bir yanılgı içinde
olduklarını göstermek ve Türk Milleti'nin her ferdini
devletine sahip çıkmaya çağırmaktır.
Sözünü ettiğimiz devlet karşıtı akım ya da fikirler,
farklı kaynaklardan doğmaktadır. Bu kaynakların başında,
Marksist ideoloji gelir. Bu ideolojinin bağlıları, devletin
ortadan kaldırılması gereken zararlı bir kurum olduğuna
körü körüne inanmışlardır. Bu nedenle devlete ve devleti
temsil eden her türlü sembole karşı koyu bir düşmanlık
içindedirler. Bu düşmanlık, kimi zaman şiddete de dönüşmekte
ve sol terör örgütlerini doğurmaktadır.
Öte yandan Marksist ideolojiden büyük ölçüde etkilenmiş
olan bir kısım aydınlar ise, her ne kadar bugün Marksizm'i
terk etmiş olduklarını söyleseler de, benzer bir çizgiyi
sürdürmektedirler. Söz konusu aydınlar genellikle "68
Kuşağı" olarak bilinen solcu bir geçmişin bugünkü
temsilcileridir. Eski Marksist eylem günlerini terk
etmiş ve hatta "biz artık liberaliz" demiş
olsalar bile, Marksizm'in devleti düşman gibi gösteren
telkinlerinin etkilerini hala taşımaktadırlar.
Bu Marksist kökenli aydınlara paralel olarak, toplumdaki
bazı kesimler ise, demokrasi kavramını yanlış anlayarak
devlete karşı tavır almaktadırlar. Demokrasinin ancak
devletin zayıflaması halinde mümkün olacağı gibi tümüyle
yanlış bir fikre kapılmışlardır. Bu yanlış fikrin etkisiyle
her türlü devlet kurumunu hedef almakta, devletin toplum
yararını gözeterek uyguladığı politikaları gözü kapalı
bir biçimde eleştirmektedirler.
Konunun
en garip yönü ise, temelinde sol ideolojinin yer aldığı
tüm bu devlet aleyhtarı söylemlerin, bir kısım muhafazakar
çevreleri de zaman zaman etkilemesidir. Bu çevreler,
devletin ülke güvenliği, huzuru ve birliği için uyguladığı
bazı sosyal politikaları "dine karşı tavır"
zannetmekte ve sonra da bu zan dolayısıyla devlete cephe
almaktadırlar. Oysa gerçekte Devletimiz hiçbir zaman
dine karşı bir politika uygulamamış, aksine Büyük Önder
Atatürk'ün "Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur"
sözünün ışığında, her zaman için manevi değerlerin muhafazasının
Türkiye'nin bekasının temel bir şartı olduğu idrakiyle
hareket etmiştir. Nitekim toplumumuzun manevi değerlere
en çok bağlı olan kesimleri, tarihte her zaman için
devlete en çok sadakat gösteren kesimler olmuştur.
Sonuçta bu kitaptaçık ortaya koyacağımız tablo, devlete
karşı tavır alan kesimlerin ne kadar büyük bir yanılgı
içinde oldukları ve Türk Milleti'nin geleceği için güçlü,
etkili bir devlet yapısının ne kadar çok gerekli olduğu
gerçeğidir. Vatanını ve milletini seven herkesin, bu
gerçek üzerinde düşünmesi ve siyasi düşüncelerini buna
göre düzenlemesi yerinde olacaktır.
"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri
öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve herşeyden
önce Türkiye'nin bağımsızlığına, kendi benliğine, milli
geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele
etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada, uluslararası duruma
göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevi unsurlara
sahip olmayan kişiler ve bu nitelikte kişilerden oluşan
toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur. Çocuklarımızı
aynı eğitim derecesinden geçirerek yetiştireceğiz. Kesinlikle
bilmeliyiz ki iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır,
hastadır.
Çocuklarımıza vereceğimizöğrenim sınırı ne olursa olsun
onlara esas olarak şunları öğreteceğiz; Milletine, Türkiye
Devleti'ne, TBMM'ne, düşman olanlarla mücadele; bu mücadelenin
sebep ve vasıtaları ile donatılmayan millet için yaşama
hakkı yoktur."
|