|
Onlar yeryüzünde haksız yere büyüklendiler
ve dediler ki:
"Kuvvet bakımından bizden daha üstünü kimmiş?"
Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Allah'ı görmediler
mi?
O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür.
(Fussilet Suresi, 15)
|
|
KARA KLANIN YAŞAM SAHASI
İnsanlar arasındaki haksızlıkları "büyük balık, küçük
balığı yutar" telkiniyle makul ve doğal gibi gösteren
yorumlar...
"Babana bile güvenme" ve "kimsenin gözünün yaşına bakma"
gibi telkinlerle, insanları acımasız bir bireyselliğe
iten sözde "akıl hocaları"...
Sabır, fedakarlık, tevazu gibi güzel ahlak özelliklerini,
saflık gibi göstermeye çalışan gizli ve açık telkinler...
Klanın teşvik ettiği toplum
yapısı, her türlü ahlaksızlığın meşru görüldüğü,
bütün manevi değerlerin göz ardı edildiği bir
yapıdır. Böyle bir ortamda yalnızca ahlaksızlık
yapanlar değil, tüm toplum büyük zarar görür.
|
Eğer etrafınızı biraz dikkatli incelerseniz, bu gibi telkinlerin
çok yoğun ve sistemli bir biçimde yapıldığını görebilirsiniz.
Dünyanın pek çok ülkesinde; bazı basın, televizyon, reklamcılık,
sinema, edebiyat, mizah gibi kültürel araçlarda, bu temalar
ısrarla ve hep aynı mesajlarla işlenir. Bu propagandanın
mimarları, din ahlakının insanlara öğrettiği gerçekleri
ve değerleri göz ardı etmeye, buna karşılık inançsızlık
ve ahlaksızlığı ön plana çıkarmaya çalışırlar.
İşte bu evrensel propagandanın ardında, bu kitapta inceleyeceğimiz
"kara klan" vardır. Bu klanın teorisyenleri, kurdukları
din ahlakının dışındaki dünyayı süslü göstermek için hummalı
bir faaliyet içindedirler. Öncelikle Allah'a olan inancı
yok etmeye, insanları din ahlakının öğrettiği değerlerden
uzaklaştırmaya çalışırlar. Bir yandan da insanları fuhuş
ya da eşcinsellik gibi günah ve sapıklıklara özendirmeye,
bunların doğal, meşru ve hatta makbul görüldüğü bir sosyal
ortam oluşturmaya çalışırlar. Bu sosyal ortam, onların,
kurmuş oldukları kirli ve karanlık dünyayı yaşamak için
ihtiyaç duydukları yaşam sahasıdır.
Halkın önemli bir kesimi ise -klanın ahlaksızlıklarının
boyutunu tam anlamı ile bilmemesine rağmen- bu durumdan
çok rahatsız olmakta, ancak bu klanın neden olduğu çarpıklıklara
nasıl engel olabileceğini ve bunların ne şekilde ortadan
kaldırılabileceğini bilememektedir. Bu nedenle de çoğunluk,
bu kara klanla ve onu karanlık felsefesi ile mücadele
etmek yerine onlardan yüz çevirmeyi, kendilerine onların
tarzından farklı bir yaşam kurmayı yeterli görür. Söz
konusu klan mazlum halka dehşet verecek yöntemlere, sinsi
politikalara ve acımasızlığa sahiptir. Ancak, Allah'ın
"... Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez..."
(Maide Suresi, 105) ayetiyle bildirdiği gibi, samimiyetle
doğru yola uyanlar Allah'ın koruması altındadırlar ve
iyilik için yürüttükleri çalışmalarda Allah onları muhakkak
başarılı kılacaktır.
İlerleyen sayfalarda daha detaylı olarak göreceğimiz üzere,
kara klan insanlar üzerinde tahmin edilenin ötesinde bir
etkiye sahiptir ve bu etkinin ortadan kaldırılması, klanın
faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve bu yapının dayanağı
haline gelmiş ideolojilerin fikren yıkılması ile sağlanacaktır.
Bu yüzden öncelikli olarak yapılması gereken, klanın biraz
daha yakından tanınması, zihniyetinin, uygulamalarının
ve planlarının her yönü ile açığa çıkarılması olmalıdır.
Kara Klanın Ahlaksız Dünyası
Klanın özelliklerini sıralarken, klanı biraraya getiren
unsurların başında ahlaki dejenerasyon ve karanlık bir
hayat olduğunu belirtmiştik. Bugün dünya geneline bakıldığında,
bu dejenere yapının uluslararası bir şebeke tarafından
ayakta tutulduğu açıkça görülebilir. Kimi gazeteler ve
televizyonlar tarafından çoğu zaman ahlaksızlıkların modernlik
ve çağdaşlık adı altında savunuluyor olmasının, ahlaksızlıkları
ile ünlü kişilerin herşeye rağmen isimlerinin gündemde
tutulmasının, onlara karşı gizli bir hayranlık oluşturulmaya
çalışılmasının nedeni de ahlaksızlığın klanın önemli gelir
kaynaklarından birisi olmasıdır. Dikkat edilirse, günümüzde
ahlaksızlık propagandasının en önemli sloganları, "modernlik",
"çağdaşlık", "cesurluk" ve "özgürlük"tür. Kuşkusuz modern
bir dünya görüşüne sahip olmak, çağın gelişmelerini yakından
takip etmek, yeniliğe açık olmak güzel özelliklerdir.
Ancak klanın hedefi, her türlü ahlaksızlık ve sapıklığı
bu süslü telkinlerin ardında, insanlara olağanmış gibi
sunmaktadır. Bu nedenle başta gençler olmak üzere bazı
insanlar, farkında olmadan klanın yoğun telkinleri altında,
ahlaksızlığın aslında çağdaşlığın bir gereği olduğunu
düşünür. Bundan çok değil on yıl önce insanların kınadıkları
ve kesinlikle karşı oldukları çeşitli tavır ve davranışların,
bugün artık birçok kişi tarafından olağan karşılanmaya
başlanmış olması, hatta bunları eleştirmenin yanlış olduğu
inancının yaygınlaşması klanın propagandasının cahil kimseler
üzerinde ne kadar etkili olduğunun göstergesidir. Dünyanın
pek çok yerinde bazı televizyonlarda ve kimi magazin dergilerinde
sergilenen ahlaksızlıklar, bugün artık evlilik dışı ilişkilerin,
fuhuşla geçimini sağlamanın, homoseksüelliğin, kumarbazlığın,
yolsuzluğun, israfın son derece yaygın olduğunu göstermekte
ve daha da kötüsü bu haber ve görüntülerle halkın bilinçli
olmayan kesimleri de benzer bir yaşama özendirilmektedir.
Milliyet, 29 Ağustos 2002
-
Star, 30 Mart 2001
Kumarın yaygınlaşması ve yolsuzluğun artması toplumsal
çöküntünün diğer önemli göstergelerindendir.
|
Dünyanın pek çok ülkesinde, ahlaksızlığın halkın geneline
yayılması için, toplumca tanınan kişileri kullanarak özendirme
propagandası yapmak oldukça etkili bir yöntemdir. Aslında
ruhsal sorunları olan, büyük bir çöküntü içinde yaşayan,
kültür seviyesi oldukça düşük, kavrayış yeteneğinden yoksun
kimi insanlar dünya televizyonlarında, ahlaksızlıkları
örnek verilerek, sözde "modern, çağdaş, cesur" insanlarmış
gibi lanse edilmekte ve halka "siz de çağdaşlaşmak istiyorsanız
benzerini yapın" telkini verilmektedir. Yabancı müzik
kanallarında ürkütücü kıyafetler giyen, korkunç makyajlar
yapan radikal müzik gruplarının sürekli gündemde tutulmasının,
satanizm gibi sapkın inanışlara sahip kişilerin sık sık
söyleşi programlarına çıkarılmasının, bu marjinal olarak
tanımladıkları sapkın kişilerin ciddi bir kınama veya
eleştiri ile karşılaşmayıp sürekli "sempatik" gibi gösterilmelerinin
temelinde de aynı hedef vardır. Bu nedenle söz konusu
propagandanın en "değerli" malzemeleri olan fahişeler,
hırsızlar, uyuşturucu kullanıcıları kara klan tarafından
ısrarla korunup kollanmaktadır. Kimi zaman çok ileri gittiği
düşünülen kişiler kınanıyor gibi gösterilse de, aslında
halkın bilinç altına verilen telkin tam tersi yöndedir.
Çünkü bu kişiler, klan tarafından yeni "gelir kapıları"
için bir tür tuzak olarak kullanılmaktadırlar. Buna karşılık
bu kişiler de, klanın kendilerini her koşulda koruyacağını
düşündükleri, klanın kurallarına uydukları müddetçe bir
zararla karşılaşmayacaklarına inandıkları için pervasızca
ahlaksızlıklarını sürdürmektedirler.
1990'ların Sonunda Dünya
Genelinde Uyuşturucu Sorunu
|
Bu ittifakın dünya genelinde oluşturduğu olumsuz etki
yapılan istatistiklerin sonucunda açıkça görülmektedir.
Kara klanın önemli gelir kaynaklarından biri olan uyuşturucu
ticareti nedeniyle, uyuşturucunun tuzağına düşenlerin
sayısı her geçen gün artmaktadır. Yapılan araştırmalar
son on yıl içinde özellikle gençler arasında uyuşturucu
kullanımının daha da yaygınlaştığını, uyuşturucuya başlama
yaşının ise ortaokul çağına kadar düştüğünü göstermektedir.
Bundan on yıl önce, 1992 yılında yapılan bir araştırmada,
İngiltere'de gençlerin %50'sinin uyuşturucu kullandığı,
%30'unun ise bağımlı oldukları tespit edilmiş, bugün
ise bu oranlar daha da yükselmiştir. Amerikalıların
da 1988-1995 yılları arasında uyuşturucuya 57.3 milyar
dolar harcadıkları tespit edilmiştir. Birleşmiş Milletler'in
90'lı yılların sonunda yaptırdığı araştırmaya göre ise,
dünya genelinde 15 yaş ve üzerinde uyuşturucu kullananların
sayısı yaklaşık 200 milyondur. Buna göre dünya nüfusunun
yaklaşık %5'i uyuşturucu kullanmaktadır. Yine aynı araştırma,
90'larda dünya ülkelerinden en az 134'ünün uyuşturucu
sorunu ile yüzyüze olduğunu, Pakistan'da, 80'lerin başında
çok az olan uyuşturucu kullanıcılarının sayısının 90'larda
1.5 milyon kişiye çıktığını göstermektedir. 4
1990'larda Kokain Trafiği
|

Vatan, 01 Eylül 2002
Hürriyet, 27 Aralık, 1999
Gerçekten siz kadınları
bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.
Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz.
(Araf Suresi, 81)
|
Klanın
bir diğer gelir kaynağı olan fuhuş da hızla yayılan ahlaksızlıklardandır.
Günümüzde dünyanın pek çok ülkesinde çocuk denecek yaştaki
kız ve erkek çocukları para karşılığında, hatta kimi zaman
bizzat aileleri tarafından fuhuşa itilmektedirler. Daha
korunması ve bakılması gereken bir yaşta meta olarak kullanılan
bu çocukları kurtarmak için tüm dünyanın birlik olması
gerekirken, Filipinler gibi fuhuşa itilen çocukların yaygın
olduğu ülkeler en gözde turistik mekanlar arasında sayılmaktadır.
1995 yılında Tayland'da hükümet bütçesinin %60'ı fuhuştan
karşılanmıştır. Hindistan'da ise fuhuş yapan kadınların
sayısı, BM verilerine göre yaklaşık 8 milyondur.5
Dünyanın çeşitli ülkelerinden pek çok turist her yıl yalnız
bu amaçla söz konusu bölgelere akın etmektedir. Amerika'da
ise en az 100 bin çocuğun fuhuş ticaretinde kullanıldığı
bildirilmektedir. Fuhuş suçuyla Amerikan çocuk hapishanelerinde
bulunan çocukların sayısı 300 bin ile 600 bin arasında
değişmektedir.6 Yine Amerika'da yaklaşık
2 milyon gencin sokaklarda yaşamını sürdürdüğü ve bunların
büyük bir kısmının fuhuş yaptığı tahmin edilmektedir.7
Fuhuşla birlikte zina da yaygınlaşmakta, evlilik dışı
ilişkiler son derece olağan karşılanırken, evlilik dışı
ilişkilerden doğan çocuklar önemli bir toplumsal sorun
haline gelmektedir.
|

Evrensel, 21 Aralık 2001
Güneş, 4 Eylül 2001
Evrensel, 6 Eylül, 2001
Akşam, 18 Eylül 1999
Allah, tevbelerinizi
kabul etmek ister; şehvetleri ardınca gidenler
ise, sizin büyük bir sapma ile sapmanızı isterler.
(Nisa Suresi, 27)
|
Bunların yanı sıra toplumsal çöküntünün önemli göstergelerinden
olan rüşvet, yolsuzluk, tefecilik, sahtekarlık, israf,
haksızlık, adalet sisteminin çökmesi gibi olaylar da klan
tarafından desteklenir. Hatta bu çöküntü bazı ülkelerde
kimi zaman öyle bir aşamaya gelir ki, ülkeyi yönetenlerin
de içine dahil olduğu sistem tamamen klanın kontrolü altına
girer. Yürütme, yargı ve yasama kurumlarında klanın hakimiyeti
yoğun olarak görülür. Bazı Latin Amerika ülkeleri bunun
en çarpıcı örneklerindendir. Bu ülkelerde dejenerasyon
ve toplumsal çöküntü öyle bir aşamaya gelmiştir ki, artık
uyuşturucu ticareti bizzat devlet tarafından yürütülmekte,
hemen her gün faili meçhul cinayetler işlenmekte, uyuşturucu
kartelleri ve benzeri suç şebekeleri adalet sistemini
ve devletin güvenlik güçlerini istedikleri gibi yönlendirip
kullanabilmektedirler.
Klanın menfaat sağladığı bu düzenden kuşkusuz halk hem
maddi hem de manevi olarak büyük zarar görmektedir.
Bu sistem, Kuran ahlakı ile taban tabana zıt olan bir
sistemdir ve verdiği zararın ortadan kaldırılması ancak
din ahlakının insanlara öğrettiği erdemlerin toplum tarafından
benimsenmesiyle olacaktır. Allah, Kuran'da klan tarafından
teşvik edilen ahlaksızlıkların kesin olarak insanlara
haram kılındığını bildirmektedir:
Zinaya yaklaşmayın, gerçekten o, 'çirkin
bir hayasızlık' ve kötü bir yoldur. Haklı bir neden
olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin...
Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir
tarz olması- dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahde
vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur. Ölçtüğünüz
zaman ölçüyü tam tutun ve dosdoğru bir tartıyla tartın;
bu, daha hayırlıdır ve sonuç bakımından daha güzeldir.
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak,
göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur. Yeryüzünde
böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin,
ne dağlara boyca ulaşabilirsin. Bütün bunlar, kötülüğü
olan, Rabbinin Katında da hoş olmayanlardır. (İsra Suresi,
32-38)
Görüldüğü gibi klanlaşmış bir yapıya sahip olan bu grubun,
savunuculuğunu yaptığı ve varlığını devam ettirebilmesini
sağlayan yaşam tarzı, din ahlakının tamamen tersidir.
Din ahlakı insanlara vefakarlığı, dürüstlüğü, adaleti,
fedakarlığı, hakkı ne pahasına olursa olsun savunmayı
ve adaleti emrederken, kara klanın ahlakı insanların bencil,
acımasız, çıkarcı, hilekar, dolandırıcı, yalancı olmasını
gerektirir. Klanın düzeni ancak o zaman devam edebilir.
Her bir klan üyesi bu kirli düzen içerisinde kendisine
bir yol bulmuştur ve hayatını devam ettirebilmesi için
bu yolun asla kapanmaması lazımdır. Kimileri rüşvet ve
haksız kazanç ile, kimileri mazlumların hakkını ve emeğini
sömürerek, kimileri fuhuş ve uyuşturucu ticareti sayesinde
varlıklarını devam ettirirler. Sistemlerini devam ettirebilmeleri
için çevrelerinde rüşvet verebilecekleri ve rüşvet alabilecekleri
ahlakta kişilerin, fuhuş yapmayı kabul edebilecek, uyuşturucu
kullanacak ve uyuşturucuyu yayacak insanların olması ve
hepsinden önemlisi kimsenin bu çirkinliklere ve haksızlıklara
karşı fikri mücadele yapmaya cesaret edememesi gerekir.
Oysa din ahlakı hem bu pislikleri ortadan kaldırır, hem
de kötülüklere karşı güçlü bir fikri mücadele içine girecek
insanların yetişmesine vesile olur. Bu ise kara klanın
çökmesi demektir.
Klanın İçinden "İş Adamına
Öğütler"

... Ölçüyü ve tartıyı
tam tutun, insanların (hakları olan mallarını)
eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene
(ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk
(fesad) çıkarmayın. Bu sizin için daha hayırlıdır,
eğer inanıyorsanız."
(A'raf Suresi, 85)
|
Kara klanın buraya kadar tasvir ettiğimiz yapısı, bizzat
bu klanın içinde yaşananlara şahit olan bazı kimseler
tarafından da zaman zaman ifade edilmektedir. Bu konudaki
ilgi çekici bir "itiraf", yayınlandığı sıralarda oldukça
ses getiren Genç Bir İş Adamına isimli kitaptır. Kitabın
yazarı, uzun yıllar iş dünyasında yer almış, ancak sonra
bu dünyadaki ahlaki dejenerasyondan rahatsız olarak kendisine
daha sade bir hayat kurmuştur. Kitabında, klanın içinde
"başarılı bir iş adamı" olmak için yapılması gerekenleri
hicvederek anlatmaktadır.
Ancak
elbette tüm iş dünyasını veya her iş adamını söz konusu
kitapta yer alan bilgilere göre değerlendirmek doğru değildir.
Pek çok iş adamı, dürüstlükten ve ahlaki değerlerden hiçbir
taviz vermeden kendi alanlarında büyük başarılar elde
etmektedir. Bununla birlikte, bu kitapta yer alan ahlaksızlıkların
iş dünyası içinde yayılmasını isteyen bir gücün varlığı
da göz ardı edilemez.
Kitapta anlatılan dünya, kara klanın
oluşturmak istediği yapının küçük bir modelidir. Genç
İş Bir Adamına adlı kitaba göre, bir iş adamının ilk yapması
gereken, "ruhunu satmak ve vicdanını susturmak"tır:
Ruhunu sat. Hemen, bir an önce sat ve kurtul. Nerede ve
nasıl mı satmalısın? Piyasa seni bulacak merak etme! Ondan
sonrası daha kolaydır.8
Vicdan; okyanusları aşar gelirsin, buna
takılırsın. Psikiyatristlere "düşersin". Hint felsefelerine
sarılırsın. Uzak yerlere seyahat edersin. Okullar, hastaneler...
yaptırırsın. Olmaz. Olmaz. Olmaz. Ama korkma. Sebat et.
Zamanla vicdanını da kandırırsın... İş adamının ağzından
bu nakaratlar düşmez. Aslında ikna etmeye çalıştığı vicdanıdır.
Vicdan. O başkalarının görmediğini gören, yüreğindeki
bir çift göz... Ruhunu sattığın gün vicdanını da sattığını
zannetme. Ruh satılır. Vicdanını ise yavaş yavaş boğmalısın.
Bir köpek yavrusunu boğar gibi. 9
Her bir nefsin hayırdan
yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse
onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını
istediği o günü (düşünün). Allah, sizi kendisinden
sakındırır... (A-li İmran Suresi, 30)
|
Peki neden kara klana dahil olan bir iş adamı ruhunu satmak
ve vicdanını öldürmek zorundadır? Bunun nedeni, klanın
söz konusu dünyasının sadece hile, sahtekarlık, acımasızlık
ve bencillik gerektirmesidir. Aynı kitapta, bu karanlık
dünyanın gerektirdiği ahlak şöyle tasvir edilir:
En büyük hile dürüstlüktür. En büyük yalanını, "ne kadar
doğru konuşuyor, ne kadar dürüst ve açık bir adam" dedikleri
zaman söylemelisin.
Yalancı
ve ikiyüzlü olmalısın. Böyle olmadığına herkesi
inandırabilmenin yolu, ilk önce kendini kandırmaktan geçer...
Bir iş adamı hele, en tepelere oynayan bir iş adamı, ruhunu
bir ömür boyu geri almamacasına terk eder.10
Kıskançlık birinci sınıf bir histir.
Saldırganlık, şehvet veya gurur gibi... Kıskançlık
en güvendiğin dürtülerinden biri olsun. Yaşat onu.
Besle... Saldırganlık, hırs, kıskançlık
gibi duygularına yabancılaşma. Kariyerini bu duygular
besler. Yumuşakça dürtülerine, merhamete, sevgiye, hasrete
yabancılaş. 11
Aynı kitapta söz konusu karanlık dünyaya
girmenin en birinci şartı ise şöyle açıklanır: "Allah'ın
varlığını ve birliğini inkar etmek."12
Kitabın yazarına göre bu karanlık dünyaya girmek isteyenler,
ruhlarını, vicdanlarını ve Allah inancını terk etmek zorundadırlar.
Çünkü Allah'a inanan ve O'na karşı sorumluluğunun bilincinde
olan bir insan; günahtan, zulümden ve her türlü ahlaksızlıktan
kaçınır. Klanın karanlık dünyasının devam etmesi, klan
üyelerinin aynen tarihteki sapkın kavimler gibi, Allah'ı
inkar etmelerine bağlıdır.
Klana göre, iş dünyasında
başarılı olmanın yolu ikiyüzlü ve acımasız olmaktır.
Oysa Allah Kuran'da insanlara dürüst, merhametli
ve adil olmayı emretmiştir.
|
Bu nedenledir ki, Allah'a olan inancı zayıflatmak ve son
aşamada da tamamen yok etmek, klanın dünya çapındaki başlıca
hedeflerinden biridir. Klan üyelerinin çoğu, bu gaflete
girebilmek için, hiçbir şey düşünmeden yaşamayı, Allah'ın
varlığını gösteren apaçık delilleri tamamen görmezden
gelmeyi tercih ederler. Ancak klanın daha üst düzeydeki
teorisyenleri, Allah'ın delillerini insanlardan gizlemek
için bazı felsefe ve teorilere şiddetle ihtiyaç duyulduğunun
farkındadırlar.
Kara klan ile Darwinizm arasındaki ilişkinin çıkış
noktası da budur.

(Allah'tan) Sakınanlara:
"Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Hayır" dediler.
Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik
vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır... (Nahl
Suresi, 30)
Mülk, o gün yalnızca Allah'ındır. O, aralarında
hükmedecektir. Artık iman edip salih amellerde
bulunanlar; nimetlerle donatılmış cennetler içindedirler.
(Hac Suresi, 56)
|
|
| |
4. Drug Report 2000, United
Nations Office for Drug Control and Crime Prevention
5. http://www.catw-ap.org/facts.htm
6. US Dept of Labor, Prostitution of Children,
1996
7. Kathlyn Gay, Child Labor: A Global Crisis,
1998, citing Joan J. Johnson, Teen Prostitution, 1992
8. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak,
20. baskı, 2001, s. 11
9. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak,
20. baskı, 2001, s. 11
10. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak,
20. baskı, 2001, s. 24-25
11. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak,
20. baskı, 2001, s. 39
12. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak,
20. baskı, 2001, s. 21
|
|