Adnan Oktar'ın 26 Eylül 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 26 Eylül 2011

Şimdi ilkokullar, ortaokullar başladı. Devlet kitaplarına baktım. Darwinizm, materyalizm zibil gibi. Sular seller, istediğin kadar. Neresini açsan Darwinist, materyalist eğitim ve anlatım var. Adamlar da onun üstüne işte Marksist düşünceyi, Leninist düşünceyi oturtuyorlar. Zaten Darwinist, materyalist olduktan sonra Marksizm onun üstüne kuruluyor. Çünkü Marksizm zaten diyalektiği anlatıyor. Devletin kitapları da diyalektik materyalizmi anlatıyor. Devlet böyle bir konuda taraf olamaz. Diyalektik felsefeyi devlet savunamaz. Ateizmi savunamaz, Darwinizmi savunamaz.Her iki görüşü de ortaya koyması lazım devletin. Yaratılışçılığı devlet okutmuyor. Hiç gördünüz mü “350 milyon fosil var, yaratılışı ispat eder” diye gördünüz mü? Yok. “Bir protein tesadüfen meydana gelemez. Proteinin molekül yapısı budur. Proteinin oluşması için proteine ihtiyaç vardır” diye yazdığını gördünüz mü kitaplarda? Göremezsiniz. Ama tesadüfen oldu diye anlatır devletin kitapları. “Ondan sonra da terör oldu” diyorlar. Abdullah Öcalan, “ben daha önceden namaz kılıyordum, dindardım, siyasala gittim. Bana komünistliği öğrettiler etrafımdakiler. Kitaplarda Darwinizm, materyalizmi öğrendim, ateizmi öğrendim” diyor. Allah’sız, Kitapsız olduğunu söylüyor. Ondan sonra komünist olduğunu söylüyor Abdullah Öcalan. Kendisi anlatıyor adam. “Ben daha önce dindardım. Materyalist düşünceyi bilmiyordum. Komünizmi öğrendim, komünist oldum” diyor. Anlatıyor adam. Cevabı verilmezse böyle olur.

Hz. Muhammed Mehdi (as) Peygamberimiz (sav)’in soyundandır, Ehl-i Beyttendir. Bütün görünüşü, her şeyi tarif edilmiştir. Vakti gelmiştir. Akıl başında, şefkatli, merhametli, makul bir insandır Hz. Mehdi (as). Bütün Müslüman alemi ona uyacaktır. Ama hayalete uyduğunda ne olur? Her deliden ayrı bir ses çıkacaktır o zaman. Her ayrı deliye, her şizofrene, her ayrı paranoyağa ayrı görünecektir Hz. Mehdi (as). Bana diyecek ki elin delisi, “duvarda Hz. Mehdi (as) Bana göründü.” Eee ne yapalım? “İşte emir verdi. Asın kesin dedi” diyecek. Öbürü diyecek “bana gaipten sesi geldi.” Öbürü, “bana cisim olarak göründü. Böyle Şekil bayağı alenen geldi” diyecek. Ne diyelim adamlara biz? Elalemin delilerine. Onlarla mı uğraşacağız? Psikopatlık istemiyoruz. Deliliği bırakacak. Kim olursa olsun. Herkesin inancına saygılıyız, sevgi doluyuz. Ama şizofren bir mantıkla, paranoyak bir mantıkla kan dökülmesine müsaade etmeyiz. Kim olursa olsun. Komşulara da müsaade etmeyiz. Kendimize de müsaade etmeyiz. Hiç kimseye müsaade etmeyiz. Bütün Orta Doğu, bütün dünya bizden sorulur, inşaAllah.

(Muhsin Yazıcıoğlu’nun Şehit Olduğu Suikast İle İlgili Ele Geçirilen Ve Helikopterin Kara Kutusunun Söküldüğüne Dair Görüntüler Nedeniyle Savcılığın Genelkurmay’dan Bilgi İstemesi Hakkında)

Kardeşim oraya demek ki askerler gittiler. Kaza hakkında tespit yaptılar. Jandarma görevi yapmışlar anladığım kadarıyla. Polisiye bir araştırma yapmışlar. Jandarma araştırması yapmışlar. Fakat bilgi onlarda kalmış. Yoksa zannetmiyorum oturup gizleyeceklerini. Çok anormal olur öyle bir şey. Ama niye açıklamamışlar? O da acayip. Onu açıklamaları gerekirdi. Ama biraz süratli olması lazım. Bunun böyle günlerce, haftalarca gündemde kalmasına gerek yok. Savcılık tabii daha iyi takdir eder. Ama yıldırım gibi çağırıp, yıldırım gibi sorgulayıp, yıldırım gibi kamuoyuna açıklaması yapılması lazım. Yani bürokratik işlemleri hızlandırmak  mümkün. Halk merak ediyor. Çok acayip durum var. Olayların çok süratli açıklığa kavuşturulması lazım.  

(5T Jewish Times gazetesi ile Ami ve Zman dergilerinin Kudüs temsilcisi Samuel Sokol ile canlı röportaj )

Dinler arası diyalog diye bir konu yok. Zaten herkes Hıristiyan olsun, Musevi olsun, Müslüman olsun birbirleriyle bağlantı halinde olmak durumundadır. Yani dinin emridir bu, Kuran’ın emridir. Bu sonradan keşfedilmiş bir şey değil. Bunu Kuran bize emrediyor. “Onlarla en güzel şekilde konuş” diyor Allah. Tabii ki bağlantı halinde olacağız. Yemeğinize gideceğiz, siz bizim yemeğimize geleceksiniz, Kuran’ın emri bu. Peygamberimiz (sav) sürekli Ehl-i Kitap ile iç içeydi. Onlara şefkat gösterirdi. Dolayısıyla karşılıklı konuşmak, karşılıklı bağlantı zaten hem Tevrat’ta, hem Kuran’da olan Allah’ın hükmüdür. Mesela önümüzdeki günlerde birçok ünlü, tanınmış Haham gelecek buraya ziyaretimize. En güzel şekilde ağırlayacağız. Daha önce de gelmişlerdi, konuşmuştuk, ağırlamıştık. Sayın baş hahamı, Sayın İçişleri Bakanı’nı da davet ettim, inşaAllah şeref verirler. Onlar da düşünüyorlar ziyaret etmeyi. Onur duyarız, inşaAllah.

Ben İsrail’i desteklediğim için birçok yobaz takımı bana kinleniyor. Ama iftihar ederim. Ben delikanlıyım, öyle şeylerden etkilenmem. Hakkı savunurum. Doğru bildiğimi yaparım. “Millet ne diyor? İnsanlar ne diyor? İşte ayıp olur, dengeleri güderim”, benim öyle bir derdim yok. Hak olan, güzel olan, doğru olan ne varsa ölüm pahasına olsa da yaparım. Nerede adaletsizlik varsa Allah için sevgiyle, şefkatle, ilimle, bilimle karşı koyarım.

Türkiye halkının hepsi sevecen, tatlıdır, güzel huyludur, misafirperverdir, merhametlidir. Bunu Osmanlı döneminde de gösterdik. İspanya’dan Musevi kardeşlerimizi aldık getirdik, burada en güzel yerde, en güzel şehirde ağırladık. Arada hiçbir şey geçmedi. Aynı Osmanlı’nın evlatlarıyız. Aynı huyumuz, aynı kişiliğimiz devam ediyor. Gönlünüz rahat olsun. Hatta bakın bir örnek vereyim. Bu çok net örnektir. Füze kalkanı çalışması var biliyorsunuz Malatya’da. Malatya’nın Kürecik ilçesine kuruluyor bu füze kalkanı. Türkiye’yi korumak amaçlı ama birinci dereceden de bölgeyi korumak amaçlıdır. Ve dolayısıyla İsrail’i korumak amaçlıdır. Çok çok ağırlıklı olarak İsrail’i korumak amaçlıdır. Çünkü bir nükleer saldırı durumunda füzelerin engelleneceği yer Türkiye’nin üstünde olan bir bölgedir. Suriye’nin ve Irak’ın üzerinde olan bir bölgedir. Yani füzenin parçalanacağı bölge burasıdır. Bu inanılmaz bir fedakarlıktır, inanılmaz bir delikanlılıktır. Bakın başka insanların korunması için, İsrail’in korunması için, çok fedakarane bir tavırdır bu. Daha füze havadayken yakalanacak sistemi Türkiye kendi topraklarında kurduruyor. Ve burada da asıl amaç, birinci dereceden ben açıkça söyleyeyim İsrail’dir. İsrail’in korunmasıdır. Ve İran’ın yapacağı muhtemel saldırıya karşıdır. Bunu da açıkça söyleyeyim. Ben kapalı konuşmam. Ben böyle lafı evirip çevirmem, çok net konuşuyorum. Başka yönden gelecek bir saldırıya yönelik değildir. Yani özellikle İran’dır. Çünkü Kuzey Kore çok uzak. Zaten Kuzey Kore asıl amaç değildir. İran amaçtır ve asıl korunacak yer de İsrail’dir. Çünkü İran başka bir ülke için şu an bir tehdit yönü düşünülemiyor. Ama yine de olabilir gibisinden düşünülüyorsa, o gözle de baktığımızda muhtemel bir füze saldırısında füzenin havada karşılanacağı yer Türkiye ve İran topraklarıdır. Irak ve Suriye topraklarıdır ve İsrail topraklarına füzenin düşmesini engelleyecek bir sistemdir. Bunun üstüne daha delil olur mu? Ben daha ne söyleyeyim?

Agresif gibi görünen şeyler pratikte uygulanacak şeyler değildir. Ama PKK’ya karşı Türkiye’nin kendini savunması zaten hakkı. Çünkü psikopat bir örgüt PKK, ateist, dinsiz, Allah’sız, Kitap’sız bir örgüt, terörist bir örgüt, kan dökücü bir örgüt. Mazlumları devlet tabii ki koruyacak. Nefsi savunma yapıyor devlet. Ama onun dışındaki her türlü söz, her türlü faaliyet pratiğe yönelik değildir. Pratik olarak Türkiye hiçbir şekilde ne savaşa girer, ne kan döker ne de olay çıkartır. Ne millet buna müsaade eder, ne hükümet buna müsaade eder, ne ordu müsaade eder. Öyle bir olay olmaz.

Ziyaretleri artıralım. Şimdi o yüksek dereceli Hahamlar gelecek. Onlarla basın toplantısı yaparız. Yine İçişleri Bakanı’nı bekliyoruz. Baş Haham efendiyi bekliyoruz. Böyle dostane, arkadaşça sohbetler, bu tip diyaloglar çözücü oluyor. Zaten dikkat ederseniz hemen bunun etkisini görmeye başladık. Süratle etkisini gördünüz. Yani bunun neticesini bugünlerde almaya başladık. Sizler de takip ediyorsanız bu açıkça görülüyor. Başbakanın son açıklamasını da gördünüz. Son derece şefkatli, savaşa karşı olan, kan dökmeye karşı olan, barışçıl bir mesaj verdi. Demek ki güzel netice alıyormuşuz.

İsrail’in Filistinlileri öldürdüğü doğru. Bu açık, net olan bir şey. Filistin’in de onlara füze attığı, oradaki insanları öldürdüğü, intihar bombacıları olduğu, oradaki kadınları, çocukları öldürdüğü doğru. Bu ikisi de doğru. Biz bu ikisinin de olmaması için gayret ediyoruz. Kanı ortadan kaldırmak, barışı tesis etmek, sevgiyi tesis etmek. Çünkü bir taraf Hz. İsmail (as)’in evlatları, bir taraf Hz. İsrail’in evlatları. Birbirlerini kucaklaştırıp, kardeş edip, o uçsuz bucaksız bölgede bayram havasında, neşe içinde, sevinç içinde yaşamanız için gayret ediyoruz. Bunu yapacak olan da Shiloh’tur, Kral Mesih’tir yani Muhammed Mehdi (as)’dır. Başka yapacak kimse de yok. Biz de Hz. Mehdi (as) öncüsüyüz. Ben Hz. Mehdi (as) talebesiyim. Yani Kral Mesih’in talebesiyim. Onun için, Allah rızası için bu faaliyet içindeyiz, bu gayretler içindeyiz.

İşin doğrusu has Yahudiler, samimi Yahudiler, dindar Yahudiler  İsrail’dedir. Türkiye’deki Yahudileri ben, hepsini tenzih ederim ama bir kısmını dindar olarak görmüyorum. Yani dindar değiller. Dinden uzak. Baş Haham’ın kendisi söyledi zaten. Türkiye’deki baş Haham söyledi; “dinle alakaları yok bir kısmının. Epey bir bölümünün dinle alakası yok” dedi. Ben dindar Musevileri esas muhatap alırım. Onlarla asıl bağlantım oluyor. Dindar olmayan bir kişiyle ben ne konuşayım? Çünkü Kral Mesih’ten bahsetsem, “kimden bahsediyorsun?” diyecek. Kuran’dan bahsetsem, Tevrat’tan bahsetsem “sen neden bahsediyorsun?” diyecek. Bir bağlantı noktası bulamayız. Çok zor. Ama tabii insani bir bağlantımız olabilir. Sohbet edebiliriz. Arkadaşça konuşmalarımız olabilir. İyi olmaları için gayret ederim, tebliğ yaparım. Ama benim asıl muhatabım dindar Musevilerdir. Mesela, baş haham efendiyi seviyorum. Oradaki dindar Hahamları seviyorum. Geniş bir dindar çevrem var İsrail’de. Müslüman kardeşlerimizden de geniş çevrem var, Hıristiyanlardan da geniş çevrem var. Hepsini çok seviyorum.

Dünyayı Allah yönetiyor. Yahudi ve masonların dinsizleri vardır, Allah’sızları vardır. Masonların da dinsiz, imansızları vardır. Onlar deccal komitesidir. Hıristiyanların da dinsizleri onların içindedir. Müslüman’ın dinsizi de onun içindedir. Onlar deccal komitesidir. Yani anti-Mesih olanlar, anti christ olanlar. Şu an Mehdiyet onlara karşı mücadele veriyor. Samimi Museviler, dindar Museviler, dindar Müslümanlar, dindar Hıristiyanlar ittifak edip, bu Allah’sız, Kitap’sız deccal ordusuna karşı sevgiyle, ilimle, bilimle, akılla mücadele veriyor. Ateist, dinsiz Yahudiler oradaki Musevi kardeşlerimize kan kusturuyor İsrail’de. Biz bundan haberdarız.

Türk halkının görüşü önemlidir. Türk halkının tamamı sevecendir, sevgi doludur, merhametli, şefkatli ve güzel huyludur. AK partililer de son derece candan, sevecendirler. Hükümetin içindeki insanlar da güzel huyludurlar. Bazen Tayyip Bey sert bir üslup kullanır. Ama kalbi yumuşaktır. Yani merhametli bir insandır, şefkatlidir. Çocukları sever, yaşlıları sever, insanları sever, kandan nefret eder. Bugünkü demecine dikkat etmediniz. Bugün bu demeciyle zaten benim anlattıklarımı, Mehdiyet’in anlatımını çok güzel vurguladı.

(Türk İslam Birliği’nin) Osmanlı’ya bazı noktalarda benziyor. Ama Osmanlı ile hiç alakası yok. Çünkü burada devletler bağımsız devletler. Cumhuriyetler tarzında. Sadece sevgi, barış, kardeşlik konusunda bir birlik var, teröre ve anarşiye karşı birlik var, ekonomik destek birliği var. Birbirlerini koruyup-kollama birliği var ve herkese eşit mesafede olmak; Hıristiyanlara da, Musevilere de, Müslümanlara da. Yani Türk-İslam Birliği’nin ana modeli budur. Bu Mehdiyet’in modelidir. Kral Mesih’in modelidir. Tevrat’ta anlatılan, hadislerde anlatılan budur.Hz. Mehdi (as), Hz. Süleyman (as) gibi, King Solomon gibi dünyaya hükmedecek. Her yeri barış kaplayacak, kardeşlik kaplayacak. Kurtla kuzu aynı yerde yaşayacak, kavga bitecek, silahlar yok olacak.

Hepinizi çok seviyoruz. Sayın Başbakan’a da selamlarımı sunuyorum. Her şeyin güzel olacağını, her şeyin iyi olacağını söylüyorum. Kral Mesih’in zamanındasınız. Artık o 3 bin yıllık çektiğiniz sıkıntı son buluyor. Sevginin, barışın, güzelliğin, iyiliğin her tarafı saracak inşaAllah. Bunun neşesi içerisinde olun, Filistin’le, bütün Arap ülkeleri ile iç içe, kardeşçe, güzel yaşayacağımız döneme giriyoruz, inşaAllah. Barışı, kardeşliği savunanlar, barışın ve kardeşliğin içinde olanlar, kardeşliği sevenler, iyiliği, güzelliği sevenler galip gelecekler. Şeytan’ın orduları mağlup olacaklar. Bundan sonra kavga, gürültü olmayacak. Bunun sevincini şimdiden yaşayabilirsiniz. Gereksiz tedirginliğe de gerek yok. El birliği yapıp bu kavga ortamını, bu gerilim ortamını yok edeceğiz. Yok, ediyoruz zaten görüyorsunuz. Alınan neticeleri de görüyorsunuz. Şeytan oyun oynamak istedikçe biz haytanın ayağını kırıyoruz, bacağını kırıyoruz, kolunu kırıyoruz ilimle, bilgiyle, sevgiyle. Dolasıyla bütün İsrail halkına, İsrail hükümetine, başbakana sevgilerimi sunuyorum. Bütün Filistinlilere, Müslüman kardeşlerime, Hıristiyanlara hepsine barış, iyilik, sevecenlik diliyorum. Allah hepinizi korusun.

Decaliyete müsaade yok, inşaAllah. Mehdi (as)’ın talebeleri kol geziyor. Hz. Hızır (as)’ın talebeleri kol geziyor, inşaAllah. Hz. Mesih’in talebeleri kol geziyor. Bütün dünyanın gözü önünde Mehdiyet inim inim inletiyor dünyayı, inşaAllah. Cayır cayır ahir zaman yaşanıyor ama birçok insan farkında değil. Bu da bir mucizedir. Bir çok insan da farkında tabii. Çok büyük olaylar olacak. Çok harika şeyler göreceğiz. Sonunda barış, kardeşlik dünyaya hakim olacak inşaAllah.

2011-09-28 21:47:18
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top