Allah'a tevekkül etmeyen insanın ruhu bedenine saldırmaya başlar.




Adnan Oktar'ın 7 Aralık 2011 tarihli A9 Tv röportajından

ADNAN OKTARMüslümanlar temiz yaşıyorlar, temiz oluyorlar, dolayısıyla da üstlerinde bir gençlik, bir hoşluk oluyor. Küfürde insan çok azap çeker, yani tevekkülsüzlük insanın zayıf olan bedenine saldırmaya başlar. Mesela öksürüyor, diyor ki; ‘acaba kanser mi oldum’ diyor. Mesela geçenlerde bir tanıdık çocuk vardı; “Hocam, başım ağrıyor, başımda urmu çıktı acaba?” diyor. Mesela tevekkülsüzlükten kaynaklanıyor. Tabii düşünebilir insan ama bu bir korkuya dönüşürse, gerilime dönüşürse o zaman olmaz. Mesela çocuğu dışarıya gidiyor, ‘acaba sağ gelecek mi, trafik kazası mı geçirdi, başına bir şey mi geldi?’ Akşama kadar onu düşünüyor, onun gerilimi içinde. İşte ‘acaba üniversite imtihanını kazanabilecek miyim?’ Hatta, ‘acaba yaşlanacak mıyım’ diyen ben çok hanım bilirim, böyle aynada her saat kendini bir kontrol eder, gözünde kırışıklıklar çıktı mı, alnı kırışmaya başladı mı, ondan bile canı yanıyor. Dolayısıyla o kadar ıstıraba insan vücudu dayanmıyor. Müslüman her halükarda tevekküllü oluyor, tevekküllü olunca vücuda o vesveseler saldıramıyor, yani tevekkülsüzlüğün azabını vücut tatmıyor, hücreler tatmıyor. Hücre o zaman rahat ediyor. Vücuda ruh saldırdığında,ıstırapla vücudu çökertir, çünkü vücut ruhun emrinde. Ruh diyor ki ‘Kolunu kaldır’ diyor, insan kolunu havaya kaldırıyor, ‘yemek ye’ diyor, yemeği yiyor. Ruh ne derse onu yapıyor. Ruh diyor ki; ‘sana saldıracağım’ diyor, ‘sen tevekkülsüzsün, hücrelerini tek tek ezeceğim, kemiklerini tek tek eriteceğim, beynini eriteceğim, yüzünü buruşturacağım, canını yakacağım’ diyor, ‘sen çünkü Allah’a tevekkül etmiyorsun’ diyor. Ondan sonra vücut, ruhun saldırısına muhatap oluyor. Ruhta suratı buruşturuyor, kemikleri eritiyor, ezim ezim ezmeye başlıyor. ‘Ya tevekkül et, ya senin böyle canını yakacağım’ diyor. O da diyor ki; ‘ ben tevekkül etmek istemiyorum, edemiyorum’ diyor. ‘O zaman, ben de senin canını yakmaya devam edeceğim’ diyor. ‘Seni buruşturacağım’ diyor, buruşturuyor, perişan ediyor. Onu bir parça teknik yöntemlerle düzeltiyorlar, yine buruşturuyor. Bu sefer de iç organlarını perişan etmeye başlıyor. Allah’a tevekkül ettiğinde, ruh saldırmaz, ruh insanı kendi haline bırakır, huzurlu hale getirir, hücreleri ruh adeta besler. Yani onların canlı olması için, onlara bir elektrik verir, Allah’ın dilemesiyle. Cildi gençleştirir. Hatta diyor ki Tevrat’ta, dikkatimi çekti: “Allah’a inanmayanların, küfür içinde olanların, yani İslam’a saldıranların ciltleri eşek derisi gibi olacak” diyor. “Allah’a iman eden, Allah’ı sevenlerinde ciltlerini Allah, çocuk cildi gibi yapacağım” diyor, “İman edenlerin de ciltlerini güzelleştireceğim” diyor.

CEYLAN HANIM: Hocam, Peygamberimiz (s.a.v.)’in çok ileri yaşlarda da bebek gibi cildi olduğunu biliyoruz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yüzündeki o çocuk ifadesi hiç gitmedi. Doğumundan, olgunluğunda da çocuksu tatlı bir yüzü vardı, vefatında da yine çocuksu tatlılığı devam ediyordu. O yüzündeki çocuksu masumluğu hiç gitmedi. 



2011-12-11 10:31:53
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top