Amerika hiçbir zaman İsrail'i dost görmemiştir.




Adnan Oktar'ın 3 Ocak 2012 tarihli A9 Tv röportajından

ADNAN OKTAR: “İsrail ile Türkiye’nin arası bozuk” diyorlar. Çocukluğumdan beri hiçbir zaman için Türkiye ile İsrail’in arasının düzgün olduğunu duymadım, hiçbir zaman; yani gerçek anlamda olmamıştır. Amerika ile de olmamıştır. Bak ne diyor Protestanlar; “İsrail’i oraya toplayacağız” diyor, “İsa Mesih (a.s) gelecek” diyor, tabii onların bekleme şekli bambaşka, “kabul etmediklerinde hepsini doğrayacak Hz. İsa (a.s.)” diyorlar. Kadın anlatıyor, “kan” diyor. Hatta filmi var bizde. “Atın göğsüne kadar kan gelecek” diyor, “o kadar” diyor. Yani “Musevileri kitle katliamıyla öldüreceğiz” diyor, “120 bin kadar Yahudi kalacak” diyor. Kaç milyon Yahudi var orada. Yani dünyada en az 20-30 milyon Yahudi vardır. Bak, “120 bin tanesi kalacak” diyor, “tamamını katledeceğiz” diyor. “Ama orada el altında hazır bulunsunlar” diyor, “kolaylık olur” diyor. Yani zaten istiyorlar, “oraya gelin” diyorlar, yani arayıp bulmak zor olmasın açısından. “Hani Hz. İsa (a.s) geldiğinde -haşa- elinin altında olun ki, rahatça doğrayabilsin sizi orada” diyorlar. Burada nerede dostluk var? İslam ülkeleri diyorlar ki, “sakın ellemeyin İsrail’e, orayı biz parçalayacağız” diyorlar. “Bizim keseceğimizi siz mi kesmeye kalkıyorsunuz, ne hakkınız var?” diyorlar. Müslümanlar zaten böyle bir şey yapmaz da, yobaz takımı “biz keseceğiz” diyorlar. “Yok yok, rica ederim, ne demek, asıl bizim işimiz bu” diyor, “bizim imkanımızı neden elimizden alıyorsunuz? Biz doğrayacağız onları” diyorlar. Çekişme bu. “Orada duruyorlar, sakın ellemeyin, orada gelişsinler” diyor. Olay bu. Sen mi doğrayacaksın, o mu doğrayacak? Konu bunun üstüne kurulmuş durumda. Burada nerede dostluk var? Amerika hiçbir zaman için İsrail’in dostu olmamıştır. Onları doğranacak zavallı varlıklar olarak görüyorlar. “Sıkıysa, Hz. İsa Mesih (a.s) geldiğinde aksini söyleyin bakayım” diyorlar. Yarın bir gün birisi deccal olarak zuhur ederse, “ben İsa Mesih’im” derse, “kabul etmiyor musunuz?” diyecekler. “Kabul etmiyoruz” dediler mi “başlayın doğramaya” diyecekler. Hızarın ağzına verecekler hepsini. Yobazlar ne diyor; “yok yok, önce biz doğrayalım” diyorlar, “taşlar, ağaçlar bize haber verecek, çoluk çocuk hepsini doğrayacağız.” Musevi çocuklar kaçacakmış, genç kızlar falan kaçacaklarmış, taş diyecekmiş ki; “bak kaçıyor çocuk, koş arkasından yakala,” ondan sonra hemen orada doğrayacaklarmış, beş dakikada. Halbuki oradaki hadisin anlattığı mana bambaşka. Ahir zamanda, kötü insanlara, zulüm yapanlara karşı kendisini koruyan Müslümanları uyarmak için elektronik sistemler olacak; kayanın içine gizlenecek, ağaçların arasına gizlenecek. Şu anda da yapılıyor, mesela PKK’ya karşı yapılıyor. Ben söylemiştim onu, fikir babası benim. Kayaların içerisine gizli kamera yerleştirilsin dedim, şimdi onu yapıyorlar. Ağaçların üstüne de gizlice yerleştirilsin dedim; şimdi onu da yapıyorlar, elhamdülillah. Kastedilen budur, yani zalimleri önceden öğrenmek, tespit etmek. Musevi de olabilir bu, Hıristiyan da olabilir, Müslüman da olabilir; zulüm yapan kim varsa onun tespiti içindir. Yoksa “Musevi gariban küçük çocukları, kadınları, herkesi kitle halinde doğrayın” diye bir hadis yok. Allah’ın Peygamberi; sevgi, şefkat Peygamberidir. Peygamberimiz (s.a.v)’e bu -haşa- bir hakarettir ve iftiradır. Allah esirgesin. Bu ne biçim söz böyle?



2012-01-13 06:25:39
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top