Marksizm ve Leninizm için en çok ızdırap olan konulardan biri: MADDENİN HAKİKATİ RUH




Adnan Oktar'ın 29 Eylül 2011 tarihli A9 Tv röportajından

ADNAN OKTAR: Hayal ve vehim; o materyalizme karşı anlatılacak en önemli delillerdendir. Lenin bu konuyu duyduğunda adamın şafağı atıyor; “sakın” diyor, “yaratılışçılarla bu konuya girmeyin, bu konuya girerseniz batarsınız, yapacağınız hiçbir şey kalmaz, sizi hoşaf yaparlar” diyor, “yamulturlar” diyor “sakın onlarla bu konuya girmeyin tartışmayın” diyor. Lenin’in en çekindiği konudur, Marksistlerin en çekindiği konudur; maddenin hakikati. Çünkü maddenin beyinde algılanma şekli, çünkü küçük mercimek kadar bir yerde sonsuz alemi görüyoruz, sonsuz alemi yaşıyoruz. Marksizmin, Leninizmin hiç açıklayamayacağı bir şey. Ruh; onu kim seyrediyor? Görüntüyü kim seyrediyor tam renkli olarak, sesi kim duyuyor? Dokunma hissini duyan kim? Tat alma hissini duyan kim? Leninizmin, Marksizmin işte en ızdırap duyduğu, çökmelerine neden olan en mühim konulardan birisi de budur. Bigbang teorisi bir, bu iki, Darwinizmin çöküşü üç. Bu üç konuda hoşaf olmuşlardır. Bigbang ile zamanın bir başlangıcı olduğu, maddenin başlangıcı olduğu ortaya çıktı, o çok ağır geldi onlara, oradan bir darbe yediler. İkinci olarak; maddenin hakikati ve ruh, ruhu açıklayamıyorlar çünkü. Çünkü gören biri var, rengi biliyor adam, ışık diye bir şey ışığı algılıyor. Işık beynin içinde oluşuyor, renkte beynin içinde oluşuyor, dışarıda renk ve ışık yok. Yani bu, bilimsel olarak hiç açıklanamayacak bir şey, çünkü metafizik üstü metafizik, hiç açıklanacak gibi değil. Laboratuvara girecek bir konu da değil, incelenebilecek konu da değil. Çünkü insan beynin içine giremiyor. Mesela sesin duyulması; en kaliteli müzik aletinden daha net duyuyoruz sesi. En kaliteli televizyondan, en kaliteli sinemadan daha güzel bir görüntü var beynimizin içinde, çok çok kaliteli. İki gram etten oluşuyor bütün bu makine. Mesela televizyonları görüyorsunuz, en kaliteli televizyonu alıyorsunuz yine bulanık, iki boyutlu, üç boyutlu daha hala yapamadılar. Yapsa bile binlerce alet edevattan oluşuyor, binlerce mühendis yapıyor, buna rağmen yine yapamıyorlar. Yaptığında da görüntüsünü sadece oluşturuyor. Görüntüyü görecek kim? O ayrı bir konu. Görüntüyü görecek varlığı yapmak zaten imkansız, yani ruhu yapmak imkansız. Birde görüntüyü gören var. Allah hem görüntüyü göreni yapmış, hem de dünyanın en kaliteli televizyonundan, sinemasından daha kaliteli halde üç boyutlu olarak yapmış. O kadar kaliteli üç boyutlu ki; gerçek mi, hayal mi insanlar fark edemiyorlar. Hangi insan şimdi bunun bizim televizyondaki görüntümüzün hayal olduğunu söyleyebilir? Televizyon ne kadar uzakta diyorsun? 2 m. uzakta, halbuki beynin içinde televizyon, beynin içinde bizi seyrediyor haberi yok bir çok kişinin. Bu mühim hakikati bir kısım insanlar kısmen anlıyor, bir kısmı detaylı anlıyor, bir kısmı anlamazlıktan geliyor. İyi anlayanı çok etkiler bu, çok muhteşem bir şeydir, çok büyük bir olaydır, çok derin bir olaydır. Bu sırrı işte 2012’lerden sonra insanlar anlamaya başlayacaklar, kıyametten kasıt bu. Maddenin hakikati bilinecek maddenin gerçeğini görecekler inşaAllah.



2011-09-30 11:03:00
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top