Terör örgütü bir şekilde kendinden bahsettirir, Bingöl'deki saldırı da bu eylemlerden biridir




Adnan Oktar’ın 29 Ekim 2011 tarihli A9 Tv röportajından

ADNAN OKTAR: Hocam buyurun devam edin.

DİLEM HANIM: Tabii Hocam. Bugün Bingöl’de, kent merkezinde, Ak Parti binasının önünde bir canlı bombanın patlaması sonucu, bir vatandaşımız şehit olmuş, 10 vatandaşımız yaralanmış. Binanın bulunduğu yerin alt katında da bir çocuk mağazası bulunuyormuş.

ADNAN OKTAR: Komünist terör her gün bir şeyle dikkat çekiyor. Çok önemlidir komünist propaganda açısından, çok önemli bir şey. Terör örgütü bir şekilde kendinden bahsettirir. Mesela Cumhurbaşkanımız oraya başkomutan sıfatıyla gitti, Güneydoğu’ya. Ona illet oldular. Acayip bir nefret hissettiler. Hemen büyük, çok geniş çaplı bir eylemle ona kendi kafalarına göre bir cevap verdiler, o tavra karşı. Geçen sefer de öyle, Genelkurmay Başkanı orası biri bizi gözetliyor mu ne? Bir ev yar ya. “Öyle gibi orası, Güneydoğu” falan dedi. Akıl almaz eylemler yaptılar, o konuşmaya karşı cevap olarak yaptılar. Gurur ve enaniyet çok şiddetlidir komünistlerde. Bu tip şeylerde mutlaka cevap vermek isterler. Canı pahasına da olsa cevap vermek ister. Enaniyet ve kibrinden, büyüklük hissinden. Bediüzzaman “nefsi firavunlaşmıştır” diyor. Müthiş bir enaniyet oluşuyor. Ama tabii kardeşlikle, barış sözleriyle falan, komünistler sadece güler ona yani. Acayip kızdırır onları. Sürekli barıştan, kardeşlikten, “mümin kardeşliği” diyor adam. Dini kabul etmiyor ki mümin kardeşi kabul etsin. Mümin kardeş, güzel. Sen kitapta Darwinizmi, materyalizmi anlatmıyor musun? Devletin kitapları Darwinizmi, materyalizmi anlatmıyor mu? Anlatıyor, tamam. Adam diyor ki “hangi din? Burada Darwinizm materyalizm anlatılıyor. Biz neyi savunuyoruz? Biz de Darwinizmi materyalizmi savunuyoruz” diyor. “Sen dinden bahsediyorsun, ben sana devletin kitabını getiriyorum. Bak burada Darwinizm, materyalist düşünce, diyalektik felsefe uzun uzun anlatılıyor. Ben sana ne anlatıyorum? Ben de diyalektik felsefeyi anlatıyorum, ben de Darwinizmi, materyalizmi anlatıyorum” diyor. Ne diyelim adama o zaman? Biz de diyoruz ki devletin kitaplarında yanlış yazıyor. Doğrusunu biz biliyoruz, anlatıyoruz. Onun için devletin bu duruma bir son vermesi gerekiyor. En azından cevabını vermesi gerekir, en azından. Bir protein tesadüfen meydana gelir mi gelmez mi, açıklaması lazım. Bilim adamlığının, bilimselliğin gereği değil midir bu? Bir proteinin tesadüfen meydana gelip gelemeyeceğini bilim biliyor, modern bilim biliyor. Açıklasın devlet işte. “Şimdi böyle şeyleri konuşuyorsun. Sen hükümeti kızdırıyorsun. Sana bir şey yapacaklar” diyorlar bazı akılsızlar da. Sanki hükümet öyle çocuksu bir düşünce içerisinde. Hükümet son derece aklı başında, makul düşünen, mümin, muttaki bir topluluk. Dolayısıyla öyle bir vicdan çöküntüsü, öyle bir garip tavır beklemek veyahut onu düşünmek makul mantıklı bir şey değil. O şeytani bir vesvesedir. Çok yanlış. Çok isabetsiz bir düşünce. Çok mantıksız bir düşünce. Ama biz tabii hakkı her zaman beyan edeceğiz. Ben insanların hatırı için hareket etmem. Hak neyse onu söylerim, inşaAllah.



2011-10-30 03:17:59
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top