ADNAN OKTAR: Bir haber vardı onu anlat.
DİLEM HANIM: Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne Molotof kokteyli atıldığı haberi var. Dolapdere’de de bir benzin istasyonuna ses bombası atıldığına dair bir bilgi var Hocam.
ADNAN OKTAR: İşte komünistlerin klasik yöntemleridir bunlar. Durur durur kepazelik çıkarırlar. Bomba atar, adam vurur, rezillik yapar, dikkat çekmeye çalışır, tedirgin eder. İnsanları güya kendince ümitsizliğe sevk edecek. “Ne istiyorlarsa yapalım da konu bitsin” falan gibi bir düşünceye sevk edeceklerini düşünürler. Yok. Ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Fakat milletimiz yardımcı olsun. Özellikle polise istihbarat konusunda, bilgi konusunda yardımcı olsunlar. Seyretmesinler. Neme lazım falan olmaz. En ufak bir kıpırtıyı, en ufak şüpheliyi emniyete, polise bildirsinler. Polisle milletimiz iç içe olması lazım, yani çok iyi koruyup kollaması lazım. Yargıya da çok iyi yardımcı olmak lazım. Demokratik bir ülkeyiz, tabii oturup onların yöntemiyle onlara cevap vermeyiz. Ama hukuki yönden devlete yardımcı olmak, vatandaşlık borcudur. Hukuku gittikçe güçlendirmek lazım Türkiye’de; hukukun hiçbir açığını bırakmamak lazım, dürüst bir hukuku oturtmak lazım. Hukukta şaibe milletin çürümesine sebep olur. Allah esirgesin. Hukuku sağlam olan millet güçlü millettir. Hukuku zayıfsa bir milletin alt yapısı da zayıf anlamına gelir. Onun için hükümetin en ağırlık vereceği şey hukuktur. Yargıyı güçlendirmektir. Yargıdaki bozuklukları gidermektir. Bir de polise her konuda yardımcı olsun milletimiz. Aynı devletin bir elemanı gibi herkes devlete yardım etmekle mükelleftir. “Bize ne, bana ne, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” olmaz. Allah milletimize güç, kuvvet versin. Hidayet versin. İyilikler, güzellikler nasip etsin. İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliği’ni Allah kurmayı nasip etsin.