Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (18 Ağustos 2012; 23:00)

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 22.01.1921 tarih 1. Devre 1. İçtima 31. Bahis 3. Cilt 334. Sayfadaki Atatürk’ün söylemlerini içeren gizli celse kayıtlarından alınmıştır:
 
“Efendiler, iki türlü önlem alınabilirdi.” Komünistlere diyor. “Birisi doğrudan doğruya komünizm diyenin kafasını kırmak” yani kafasını ezmek diyor, birinci yol bu diyor. “diğeri Rusya'dan gelen her adamı derhal denizden gelmiş ise vapurdan çıkarmamak, karadan gelmiş ise, sınırın dışına atmak gibi zorlayıcı, şiddetli, kırıcı önlem kullanmak. Bu önlemleri almak, iki noktadan yararsız görülmüştür. Birincisi, iyi ilişkilerde bulunmayı gerekli saydığınız Rusya Cumhuriyeti tümüyle komünisttir. Eğer böyle zorlayıcı önlem uygularsak” böyle şiddetli yöntem uygularsak “o halde kayıtsız koşulsuz Ruslarla ilişkide bulunmamak gerekir.” Bağlantıyı kesmek gerekir diyor o zaman bunları yaparsak. “Oysa biz, birçok siyasal düşünce ile birçok neden ve etkenden dolayı Ruslarla temas ve ilişkide bulunmak ve görüşmek istedik ve istiyoruz ve isteyeceğiz.” Ne akıllı insan maşaAllah. Bak, bayağı akılcı konuşuyor. Ben bu yobaz takımının Atatürk’e kafayı takmasını anlayamıyorum. Mesela bak, çok isabetli bir politika. “O halde, uygulayacağımız önlemlerde dostluğunu istediğimiz bir ulusun, bir hükümetin ilkelerini tahkir etmemek zorundayız.” Türkçesi de mükemmel. Yani şahane cümleler kuruyor Atatürk. Bizzat kendine ait yazılar. “İşte bunun içindir ki zorlayıcı önlem kullanmak istemedik.  İkinci bir noktadan da zorlayıcı önlem kullanmayı yararlı görmedik. Bildiğiniz gibi bu düşünce akımlarına karşı” komünist fikre karşı, “düşünceye dayanmayan kuvvetle karşılık vermek” yani kafasını ezerek, odunla döverek, öldürerek “o akımı yok etmediği gibi” Bediüzzaman’la aynı ifade, “herhangi bir insanla konuşulduğu zaman onun herhangi bir düşüncesini kuvvet zoru ile reddederseniz, o ısrar eder.” Gururundan dolayı ısrar eder, “Israr ettikçe kendi kendini aldatmakta daha çok ileri gidebilir.” Görüyor musun teşhisin mükemmelliğini. “Bundan dolayı, DÜŞÜNCE AKIMLARI CEBİR VE ŞİDDET VE KUVVETLE REDDEDİLMEZ. TERSİNE TAKVİYE EDİLİR.” Geliştirirsiniz diyor, daha güçlendirirsiniz. “BUNA KARŞI EN ETKİLİ ÇARE, DÜŞÜNCE AKIMINA KARŞI DÜŞÜNCEYİ OLUŞTURMAK” Helal olsun Atatürk’e. “DÜŞÜNCEYE DÜŞÜNCE İLE KARŞILIK VERMEKTİR.” Ne anlatıyoruz biz aylardan beri. Bak, aynısı Atatürk’ün.  “BUNDAN DOLAYI, KOMÜNİZMİN MEMLEKET İÇİN, MİLLETİMİZ İÇİN, DİNİMİZ İÇİN, KABUL EDİLMEZ OLDUĞUNU ANLATMAK” Hani Atatürk dinsizdi?Hani Darwinistti? “YANİ KAMUOYUNU AYDINLATMAK EN YARARLI ÇARE GÖRÜLMÜŞTÜR" İşte devlet politikasının nasıl olması gerektiğini Atatürk söylüyor. Buna uyuldu mu konu bitti. Mükemmel teşhis, mükemmel çözüm.
 
“Türk Milleti, kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, vatansız, milliyetsiz, beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak bir topluluk değildir.” Zekidir diyor Türk milleti.
 
“Memleket dayanışmaya bağlı bir birliğe muhtaçtır. Alelade politikacılıkla milleti parçalamak hıyanettir.” Mükemmel mükemmel. Defalarca söylenmesi lazım. “Söz konusu olan vatansa gerisi teferruat.” Hay maşaAllah. Şahane şahane,maşaAllah.
 
“Rusya’nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok savaşmış bir millet olarak, biz Türkler, orada cereyan eden olayı (komünizmi) yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan doğu milletlerinin düşünce yapılarını mükemmelen sömüren, onların millî ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen Bolşevikler, yalnız Avrupa’yı değil, Asya’yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almıştır.” diyor Atatürk. (Söylev ve Demeçler Cilt 3, sf. 94-95)
 
"İçerden ve dışarıdan çeşitli maksatlarla bu akımın (komünizmin) memleketimiz içine girmekte olduğu” Bak, ta o zaman teşhis etmiş. “ve buna karşı akla uygun tedbir alınmadığı takdirde milletin pek çok muhtaç olduğu birlik ve sükununu bozan durumların ortaya çıkması imkan dairesinde görülmüştür..." (31 Ekim 1920, Cilt IV, s. 360-361) Bak, PKK’nın azgınlığını 31 Ekim 1920’de Atatürk bildiriyor. Devlet politikası olması gereken bir üslup.
 
“Moskova'da oynanan oyun ise bir başka türlüdür. Stalin yalnız kendi gençliğine değil, dünya gençliğine komünistlik ideolojisini aşılamaya çalışıyor. Komünistlik propagandasının, fukarası ve cahili çok ülkelerde ne kolay taraftar topladığı ise ortada bir gerçektir.” (Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Sabiha Gökçen, s.155)  
 
“Komünistlere gelincebizim memleketimizde bu doktrinin hiçbir şekilde bir yeri olamaz. Dinimiz” İslamiyet, “adetlerimiz ve aynı zamanda sosyal bünyemiz tamamıyla böyle bir fikrin yerleşmesine müsait değildir. Sosyal bakımdan dini prensiplerimiz” İslami prensiplerimiz,“komünizmi benimsemekten bizi uzak tutmaktadır."  (Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, IV., 1917-1938, Ankara, 1964, s.78)
 
“Biz ne Bolşeviğiz ne de komünist; ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkârız.” diyor Atatürk. Hani Atatürk dinsizdi? Hani Darwinistti? Bunları bak ilimle, bilimle susturuyoruz.(Atatürk’ün Söylev Ve Demeçleri  c .3, 2. Baskı, s. 20)
 
"Türkiye'de Bolşeviklik olmayacaktır.” diyor Atatürk. Çünkü Türk Hükümeti'nin ilk gayesi halka hürriyet ve saadet verme, askerlerimize olduğu kadar, sivil halkımıza da iyi bakmaktır." (Atatürk’ün Söylev Ve Demeçleri, c. 3, 2. Baskı, s. 99)
 
Bak, diyor ki Atatürk,“Hayır, ne komünizm ne de faşizm... Bu iki ideoloji de memleketimizin, ulusumuzun gerçeklerine, karakterine asla uymaz.”
 
“Bazı kimseler” diyor yobazlara, bak, Atatürk. “Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır.” diyor, Atatürk âlimdir. “Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir” Bak, çok müthiş bir teşhis, “Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir?” diyor. Bak, esir oldular işte.  “Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.” diyor. Hay maşaAllah. Bak, ne kadar veciz konuşuyor, hayret Atatürk’ün bu konuşmaları.
 
 
Bak, diyor ki kadınlar hakkında; “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?” Görüyor musun üslubu? Şahane. “Bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselemez” diyor. “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”  diyor. Bizim de yaptığımız bu.
 
“Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok” Mesela adam başını örtüyor, oh diyor, bitti, kurtardık diyor. Bitti, diyor. Bak, “biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla” nurla diyor bak, nurla, “bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır!”Derin imanla, derin akılla.“Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacağı aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.” Modern, dindar, kaliteli, klâs Türk kadınları öne geçecekler diyor hatta Avrupa’dan daha ileri olacaklar diyor.
 
 
PKK EĞER BİR KURTULUŞ İSTİYORSA İTTİHAD-I İSLAM’A GİRSİN. TÖVBE ETSİNLER, İTTİHAD-I İSLAM’A GİRSİNLER. TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ İÇİN GAYRET ETSİNLER, EĞER KALPLERİNDE BİR PARÇA KIRINTI KALDIYSA, BİR İYİLİK KIRINTISI KALDIYSA. DÜŞÜNSÜNLER, DESİNLER Kİ; “BU İŞTEN BİR ÇIKIŞ YOLU YOK. CİNAYETTEN BAŞKA, PİSLİKTEN BAŞKA, REZİLLİKTEN BAŞKA BİR ŞEY YOK. BÜTÜN MİLLETİN NEFRETİNİ KAZANIYORUZ. KOMÜNİSTLİKLE DE BU İŞ GİTMEZ. AMA İTTİHAD-I İSLAM MÜKEMMEL. HEM KÜRTLER KARDEŞLERİMİZ BURADA ALABİLDİĞİNE ÖZGÜR OLURLAR. HER YERLE BİRLEŞİRİZ, İRAN’LA SURİYE’YLE BİRLEŞİRİZ. HUZUR İÇİNDE YAŞARIZ. ALLAH BİZİ AFFETSİN” DESİNLER. Yaptıkları melanetlerden dolayı ama cinayet işleyen affedilmez tabii. O onların cezasını çekecek. 
 
 
Canlarımıza zarar gelmesin, koç yiğitlerimize zarar gelmesin. KURAN’DA ZIRHA ÇOK DİKKAT ÇEKİLMİŞTİR. HEP BENİM CANLARIM KALBİNDEN, CİĞERİNDEN KURŞUN YARASI ALIYOR, ALNINDAN KURŞUN YARASI ALIYOR. MESELA ALINLARINI KORUYAN ÇELİK MİĞFERLER OLSUN. KALPLERİNİ, KARACİĞERLERİNİ, HAYATİ ORGANLARINI KORUYAN KALIN ZIRH OLSUN. KURAN’DA KALIN ZIRHA DİKKAT ÇEKİLMİŞ. Benim canlarıma rahatça kurşun değiyor, ben bunu anlamıyorum. ZIRH VARSA BİR ŞEY OLMAZ. BİR ÇELİK PARÇASI DAHİ GÖĞSÜNE ASILMIŞ OLSA, YETERLİ. MESELA KIRKA OTUZ BİR ÇELİK PARÇASI OLSA, BİTTİ. BİR SANTİM KALINLIĞINDA BİR ÇELİK BİLE OLSA, DELEMEZ MERMİ ONU, SEKER. ALNINA DA ÇELİK BİR MİĞFER.
2012-08-23 05:25:06

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top