“İsrailli gazeteci Hana Levi’nin Haredimlerle ilgili sorusuna cevabım, 3000 yıllık geleneğin devam etmesi yönündedir”

 

ADNAN OKTAR: İsrailli gazeteci Hana Levi bana bir soru sormuş. O soruyu sor bir bana. Sonra herhalde o cevabı çeşitli gazeteler değerlendirecek. Yorumlarda kullanmak üzere rica etmiş, sen de okursan.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: El Cezire televizyonunda, Sıtrim isimli programda, İsrail’de, Haredimlere verilen hakların kısıtlanması ile ilgi program yapıldı. Haredimler İsrail’de ultra Ortodoks kesimi temsil ediyorlar. İsrail’de her on kişiden biri Haredim. Haredim, Allah’ın huzurunda titreyen kişi anlamına geliyor. Haredimler askere gitmiyor, yüzde 60’ı da çalışmıyor. Kendilerini tamamen dine, Tevrat çalışmalarına adıyorlar. Geçimlerini İsrail hükümetinin desteği ve toplanan bağışlar sayesinde sağlayabiliyorlar.

Şu anda İsrail’de yeni kurulan koalisyon hükümeti, Haredimlerin de askere gitmelerini zorunlu kılacak yeni bir yasa tasarısı hazırlıyor. Kudüs Belediye Başkan Yardımcısı Haham İzak Pindurus, ‘3000 yıldan beri süregelen bu geleneğin değiştirilmesini dinen uygun olmadığını; bu geleneklerin yaşatılmasının devletlerinin var olma sebebi olduğunu’ söyleyerek, bu yasa tasarısına karşı çıktı.

İsrail’de ki seküler vatandaşlar ödedikleri vergilerin Haredimler için kullanılmasına karşılar. Onların kendi geçimlerini kendilerinin sağlaması gerektiğini savunuyorlar. Ayrıca Anadolu Ajansı’nın yaptığı haberde Midraş Eliyahu Kolel Okulu baş hahamı Bahtera Moshe konuya ilişkin tartışmayla ilgili olarak şunları söyledi; ‘Allah’ımız Sina’da Hz. Musa’ya gökyüzünü açıp Tevrat’ı verdiğinde ne dediyse, binlerce yıldır onu yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Askerlik konusunda dayatmalara boyun eğmeyeceğiz. Eğer hükümet kanunu çıkarırsa, hepimiz hapse gideceğiz yine de askere gitmeyeceğiz. Bize Tevrat böyle bir şey söylemiyor’ dedi. Haredimler ‘hükümetin hazırladığı bu yasa tasarısının Tevrat’a aykırı olduğunu’ söylüyorlar.”

ADNAN OKTAR: Benim görüşüm, bu 3000 yıllık geleneğin bozulmaması yönünde. 3000 yıldan beri bu gelenek böyle gelmişse, bu şekilde devam etsin.

Dindar kesim, İsrail’in var olma sebebidir, bu doğru. Aksinde, o zaman orada devletin bir anlamı yok. Yani Avrupa’da her yerde yaşayabilirlerdi. O zaman niye oraya toplanmışlar, İsrail’e niye toplanmışlar? Tevrat böyle dediği için, Kuran’da böyle geçtiği için. Allah için oraya toplandılar. Zor bir coğrafya onlar için, zor bir ortam. Ama oraya kaderin sevkiyle Tevrat’ın işaretiyle, Kuran’ın işaretiyle geldiler, orayı vatan ettiler kendilerine.

Dolayısıyla, oradaki dindarların konumu çok önemli. “Devletin varlık sebebi” diyor, doğru söylemiş, doğru anlatmış. Aksi, İsrail’in anlamsızlaşmasına sebep olur. İsrail anlamını, dindarlarla buluyor. Yoksa Tel Aviv’deki gibi bir ruh, İsrail’e hakim olmuş olsa, İsrail’in bir anlamı kalmaz. O yüzden, üç bin yıllık geleneğin devam etmesinden yanayım ben, görüşüm bu inşaAllah. (20 Haziran 2013, Adnan Oktar, A9 TV)

2013-06-26 15:12:54

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top