Sohbetler (24 Kasım 2016; 18:00)

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Ne diyelim? Bir şey diyelim. “Sevgi birliği güzellik getirir” evet.

Kardeşim, bazı kardeşlerimiz Tayyip Hoca’yla uğraşmayı böyle marifet gibi görüyor ama bu kadar azgın bir sistem içerisinde gözü dönmüş İngiliz derin devletinin her türlü kepazeliği yaptığı bir dönemde bu insanı yalnız bırakmaya kalkmak ne derece akıllı bir hareket olur? Bu kahramanlık mı? Yiğitlik mi? Ne yapmasını bekliyordunuz? İngiliz derin devletine teslim mi olsun? Adamlar ne diyorsa onu mu yapsın? O zaman mı seveceksin? O zaman mı saygı duyacaksın? Sistemi anlamış tavrını koyuyor, gayet de güzel yapıyor. Bak Trump da öyle, bakayım dayanabilecek mi o da? Tabii ona çok destek olmak lazım. Putin, Trump, Tayyip Hoca, bu üçlü birbirlerine sırt sırta dayanıp İngiliz derin devletine karşı ciddi bir tavır almaları lazım. Tayyip Hoca da hiç kafasını takmasın, rahat olsun millet onu destekler, millet vicdanlı onu yalnız bırakmaz kimse. Baksana ne diyor Gülen örgütüyle ilgili olarak; “Şu an bildiklerimi söyleyemeyecek durumdayım.” Yazık günah değil mi bu insana? Bak “Ağlarım ağlatamam, hissederim söyleyemem, dili yok yok kalbimin ondan ne kadar bizarım diyor şair” diyor. Bayağı bunalmış demek ki, var bir fevkaladelik ki söyleyemiyor. Bu insanın neye ihtiyacı olur? Toplu desteğe ihtiyacı olur. Şu badireden çıkana kadar toplu destek ver, sonra ne yapıyorsan yap kardeşim, istediğin partiye oyunu ver. “Yok sevmiyorum” diyor. Kardeşim sevmeyi bırak, vatanı sev, Allah’ı, Kitap’ı sev dimi? Vatanın bölünmesi mevzubahis, şahsıyla senin ne alıp veremediğin var? O Allah’ın herhangi bir kulu, diyor zaten “benim yerim iki metrelik toprak” diyor. Senin sevmen o bir jön falan değil ki Cumhurbaşkanı, kendini sevdirmeye mecbur değil, sen hizmetine bak.

“Suriyeliler sınır dışı edilsin” diye etiket var. Bir numaraymış şu an. “Suriyelileri seviyoruz” diye etiket yapalım biz de. Nasıl bir vicdan? Kendisi olsa anası, bacısı, ailesi “seni sınır dışı edecekler ne diyorsun?” dese aman aman yalvarır. Ne kadar kolay, ne kadar egoistçe bir düşünce, “Suriyeler sınır dışı edilsin.” Nereye gitsinler? Nereye gitmelerini istiyorsun? Denize gönderiyorsun boğuluyorlar, yurt dışına gönderiyorsun adamı dövüp, sövüp çocuklarının ırzına geçiyorlar hepsi için değil de büyük bölümü öyle, epey bir bölümü öyle.

Tayyip Hoca’nın yanındaki yaveri adam paralel yapının adamı çıkıyor. Bu kadar sıkıştırılması bir insanın yazık günah değil mi? Böyle bir ortamda bu insanın üstüne gidilir mi? Ne kadar ayıp, ne kadar çirkin. Kurtulsun şöyle bir memleket bir düze çıksın, ne yapıyorsan yap kardeşim. İstediğin muhalefeti yap bağır, çağır, çık televizyona ne diyorsan de sana kimse bir şey dediği yok ama şu ortamda bunlar olmaz, memleket düze çıksın bir.

Mesela Tayyip Hoca diyor ki; “Mezheplere karşıyım.” Kardeşim bir mezhep savaşı var onun için diyor. Özetle daha delikanlıca ve daha vicdanlı hareket edilmesi lazım.

“Suriyelileri Koruyalım” diyelim kısaca öyle olsun. Adamları ne kadar korkutup eziyorlar. “Sınır dışı edilsin” diyor “Suriyeliler.” Şimdi binlerce insan orada kampta oturuyorlar, yazık günah değil mi bu insanlara? Acayip korkarlar çoluk çocuk falan. Orada kan, barut, ateş, Avrupa nefret ediyor bayağı bir kısmı, geri gönderiyorlar, denizlerde adam denizin içinde sala tutunuyor kürekle eline vuruyor adam, itiyor adamı kürekle denize düşsün boğulsun diye. Böyle bir sistem var.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adana’da valilik otoparkında patlama meydana geldi. Patlama bomba yüklü bir araçla yapıldı. Saldırıyı gerçekleştirenin bir kadın olduğu tahmin ediliyor. Patlamada iki vatandaşımız şehit oldu, otuz üç kişi yaralandı. Ardından yine Adana’da içinde bomba düzenekli ikinci bir araç da sürücüsüyle birlikte yakalandı. Şırnak’ta da Cudi Dağı bölgesinde güvenlik güçlerinin arama tarama faaliyeti yürüttüğü sırada PKK’nın yola tuzakladığı el yapımı bir patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu bir askerimiz şehit oldu, iki askerimiz ve üç korucumuz da yaralandı. Teröristler kaçtı. Şırnak şehidimizin fotoğrafı var.

BÜLENT SEZGİN: Tuncay Aslan.

ADNAN OKTAR: Tuncay, kabadayım benim, aslanım, ağabeyinin nurlusu, ağabeyinin canı. Allah şehadetini kabul etsin, şehadetini makbul etsin. Güzeller güzeli, güzel bir yere gittin gıpta ediyoruz sana, maşaAllah sana. Annene, babana Allah uzun ömür versin, sabr-ı cemil nasip etsin sevenlerine.

2016 yılının ilk beş ayında iki bin beş yüz on mülteci teknelerle kaçmaya çalışırken denizde vefat etti bak iki bin beş yüz on kişiyi deniz yuttu. Sen bu adamları kovalım diyorsun, sınır dışı edelim falan diyorsun. Kendin olsa, ailen olsa Allah için konuş kabul eder misin? Kendin için kabul edersen ben bir duyayım. “Kendim için kabul etmem” diyor. “Ailem için kabul etmem.” Onlar insan değil mi? Bu nasıl bir kafa?

Tayyip Hoca’nın, nur gibi beş vakit namazında yaşlı annesine bile akıl almaz ağza alınmayacak hakaretler ettiler, küfrettiler. Yazık günah değil mi bu insana? Günde üç-dört saat uyuyor, genç filinta gibi delikanlıydı nasıl yaşlandı görüyorsunuz. Allah’tan korksunlar, çok kısa sürede oldu bu. Bu kadar eziyet olmaz, hiç olmazsa destek sağlayıp, -ben AK Parti mükemmeldir, Tayyip Hoca mükemmeldir demiyorum- bir badireden geçiyoruz bu insan samimi yaklaşıyor şu an, samimi yaklaşıyor. Hataları yok demiyoruz hataları var insan eleştiriyoruz da yanlışları dar var, başka da olabilir yine hataları ayrı mesele onlar halledilir, biz kendi içimizde hallederiz.

Bazen bu A Haber şunda bunda falan diyor ki; “CIA, NATO, MOSSAD” bilmem ne falan sento, cento “hepsi birlikte hareket ediyorlar” diyor ayrı ayrı sayıyor. Kardeşim sadece İngiliz derin devleti vardır dünyada, NATO diye bir şey yok. NATO İngiliz derin devletinin etkisinde olan bir kuruluştur. Birleşmiş Milletler İngiliz derin devletinin kontrolündedir. CIA adam gösterdim başkanını ve üyelerini falan da gösterdim safi kalpli insanlar. İngiliz derin devletinin kontrolündedir bu sistemler.

OKTAR BABUNA: Kuruluşunu da anlatmıştınız. MI6 kuruyor zaten CIA’yı.

ADNAN OKTAR: Tabii. Tamamı, en başından MI6’in kontrolündedir.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Fırat Kalkanı Operasyonu kapsamında üç askerimiz şehit oldu Adnan Bey. On askerimiz yaralandı. Genelkurmay Başkanlığı saldırının rejim güçleri tarafından yapıldığını açıkladı. Sayın Kılıçdaroğlu “Saldırının rejim güçleri tarafından yapılması hassas bir durum ortaya çıkarıyor. Hükümeti bu konuda sağduyulu davranmaya çağırmaktan başka yapabileceğim bir şey yok” dedi. 

ADNAN OKTAR: Suriye ile doğrudan görüşmeler olması en akılcı yol çünkü Suriye devletinin bütünlüğü önemli. Suriye parçalanırsa Türkiye’yi de parçalamak isteyeceklerdir. Hayır kardeşim sırf parçalamayla bırakmak istemiyorlar ülkeleri, ahlaken de mahvetmek, parçalamak, homoseksüelliği yaymak, Darwinizm’i hakim etmek her türlü rezalet.

Dikkati CIA, NATO, MOSSAD bilmem ne falan karmakarışık bir sistem içerisinde bölmek İngiliz derin devletinin işine gelir. İngiliz derin devletinin bir siyasetidir bu. Kendini gizlerken bunları ortaya çıkartır. Parmaklarını ortaya çıkartıyor. İnsanlar onu görmek yerine üstteki parmaklara bakıyorlar. Mesela “CIA yaptı” diyor. “MOSSAD yaptı” diyor. “NATO yaptı” diyor. “Gladiyo yaptı” diyor. Bunların tamamı İngiliz derin devleti kardeşim. Böyle ayrı ayrı güçler olsa bunlar birbirini yer zaten. Ayrı ayrı güçler varsa birbirini yer ve birbirini yok eder. Negatif güçler birarada durmaz. Birbirini yok eder. Bu güçlerin uyumunun nedeni tek bir komutanlık altında toplanmış olmaları. Tek bir komutanlığın adı da İngiliz derin devleti. Yani deccal dünya derin devleti. Deccaliyet devleti. Yani İngiliz derin devleti.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İsrail’de dünden bu yana Kudüs dahil on üç noktada yangın çıktı. İsrail Başbakanı Netanyahu yangınlara müdahale için Rusya, Yunanistan ve Hırvatistan’dan yardım istedi. Özel uçak talebinde bulundu. Çıkan yangınların yerlerini gösteren bir harita var. Yangın bilgisi üzerine Ankara da harekete geçti. İsrail makamlarına “yangın uçağı gönderebiliriz” önerisi iletildi. Edinilen bilgilere göre İsrail bu öneriyi kabul etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Türkiye’nin yardım teklifinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

ADNAN OKTAR: Bu nedir bu? Nasıl oluyor? Sebebi belli mi bunun? Çok ilginç bir şey, çok büyük olay. Bu konuyu araştıralım.

KARTAL GÖKTAN: Orman yangınları.

ADNAN OKTAR: Ama tamam da, bu normal bir şey değil.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 15 Temmuz gecesi F-16’lar tarafından bombalanan Ankara Gölbaşı’nda bulunan Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı’nda görev yapan şehitlerimizin silahlarının bir fotoğrafı yayınlandı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göreyim. İşte orada da uçaksavar olmuş olsaydı çok iyi olurdu. Roket yerden havaya, karadan havaya küçük, anında vururdu. Ve yaptığına yapacağına pişman olurdu yapan kişi. Yahut en azından gelmezdi. Tabii vurulması değil de caydırılması çok önemli. Caydırıcı olurdu. Öyle şeyde silahın olduğunu bildi mi adam zaten gelmez.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Siz Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Trump’a sahip çıkan konuşmalar yapmasını rica etmiştiniz Adnan Bey. Sayın Erdoğan bu yönde bir açıklamalar daha yaptı. Ve şunları söyledi; batıdaki bazı ülkeleri eleştiriyor.  “Eğer bunlar birisine diktatör diyorsa benim indimde o iyidir. Ecdadımız da değerlendirmeyi böyle yapmış. Filanca mı dedi o zaman onun tersini düşün. Ben de şimdi bunlar birilerine diktatör mü diyor orada tam tersini düşüneceksin. Amerika’da Trump’a ne demeye başladılar? Diktatör demeye başladılar. Bize de geliyorlar diyorlar ki, ‘Bak Trump Müslümanların aleyhinde konuştu, İslam’ın aleyhinde konuştu’ fakat bizim burada kalkıp kesinlikle bu oyuna gelmememiz lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne dedik? Kendimiz evdeyiz fikirlerimiz iktidar. Mühim olan fikirdir. Benim açıklamamın kelimesi kelimesine aynısı. Aklın yolu birdir. Çok güzel olmuş. Tayyip Hocam’a helal olsun. Tayyip Hocam nurani bir varlık. Çok hayırlı, güzel bir konuşma yapmış. Doğru konuşmuş. Gönlü rahat olsun. Samimi insanları Allah korur. Samimi olduğu müddetçe sürekli korunacaktır. Mehdiyet’in bereketi altında şu an. Mehdiyet’in vesile olduğu hıfzı eman var şu an. O vesileyle korunuyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika da sadece Trump’a değil, Trump ‘ın ailesine yönelik de alaycı ve küçümseyici bir yaklaşım var. Geçtiğimiz günlerde Amerika’nın en büyük organizasyonlarından biri olan Amerikan Müzik Ödülleri Gecesi’nde dünyaca ünlü top model Gigi Hadid, sahnede ödül alırken Trump’ın eşinin doğu Avrupalı aksanını taklit ederek alaycı bir konuşma yaptı. Ancak gelen tepkiler üzerine Twitter hesabından özür dilemek zorunda kaldı. Ardından da Amerikan medyası yeni First Lady Melania Trump’ın New York’taki Trump Tower’da yaşamaya devam etme kararı alarak ülkeye büyük bir hizmet ettiğini savundu. Ve First Lady’lik makamının kaldırılmasının tam zamanı olduğunu öne sürdü. Michelle Obama’nın bir yıllık personel maliyetinin bir buçuk milyon dolar olduğu da hatırlatıldı. Resimler vardı Melania Trump ve Trump’ın ailesinin.

ADNAN OKTAR: Evet, Trump hiç kaale almasın Allah onu korur. Cenab-ı Allah’a sığınsın. Allah’ı sevsin. İsa Mesih’i sevsin. İncil’e titizlikle bağlı olsun “Allah bir” diyerek. “Allah bir” diyerek titizlikle İncil’e sıkı bağlansın. Ailesi de çocukları da tertemiz. Kendi de tertemiz. Dürüst insanlar. Olabilir, insani hataları olabilir. Onlar düzelir. Hiç kaale almasın. Hiçbir şey olmaz. Çocuğa laf ediyor. Karısına laf ediyor. Nur gibi insanlar tertemizler. Trump da öyle. Bayağı kafalı, çalışkan bir insan. Kızları da son derece modern. Bayağı güzeller. Allah güzelliklerini daha da artırsın.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Mehmet Şevket Eygi Hocamız Hz. Mehdi’den bahseden yeni bir yazı yazdı ve şunları söyledi.

ADNAN OKTAR: Aslan. Aslan o aslan. Allah ömrünü uzun etsin. Bak son günlerde hayatında bu kadar sıklaştırmamıştır. Eskiden senede bir kere falan yazardı Mehdi ile ilgili. Şimdi hemen hemen her hafta yazıyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Ahir zamanda Mehdi’nin zuhur edeceği, yüzden fazla sahih hadiste bildirilmiştir. Mehdi’yi inkar eden dayl ve muğdildir.” Yani sapıktır saptırandır dedi.

ADNAN OKTAR: Ehlisünnet inancı bu. Ehlisünnete göre Mehdi’nin reddi mümkün değil. Tevatür derecesinde İsa Mesih ve Mehdi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda bugün oylanan tasarı otuz yedi ret, dört yüz yetmiş dokuz kabul, yüz yedi çekimser oyla kabul edildi. Türkiye ile müzakerelerin dondurulma gerekçesi olarak 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ortaya çıkan durum ve OHAL uygulamasının getirdiği şartlar gösterildi. Kararda üyelik müzakerelerinin yeniden başlayabilmesi için OHAL uygulamasının kaldırılması gerektiği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Olur mu canım? Darbe yapılmış “OHAL kaldırılsın” denir mi? Son derece tehlikeli bir dönemden geçiyoruz.

EBRU ALTAN: Siz Fransa’yı örnek vermiştiniz.

ADNAN OKTAR: Olacak iş mi? Fransa daha hala olağanüstü hal devam ediyor. Tek bir olaydan dolayı. Burada darbe olmuş artık. Cinayetler işlenmiş yani yüzün üstünde şehit verilmiş. Binin üstünde gazi var. Adam “niye olağanüstü hal var?” diyor. Olur mu öyle şey?

Bu İsrail’de yangınlar neyin nesidir bu? Göstersene o resimleri bana.

KARTAL GÖKTAN: Görebiliriz. Bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Her halükarda böyle bir yöntem Müslümana yakışacak bir şey değil. Yani bu yangınlarda sinagoglar yanıyor. Tevrat ruloları yandı. İnsanların evleri yanıyor. Böyle bir yöntem olmaz. Bu, Müslümanın yapacağı bir şey değil. Barış anlaşması yapmışsın. Her yeri kundaklıyorsun yakıyorsun. Kim yapıyorsa tabii. Çok yanlış. Hem günah hem yanlış hem hatalı. Çok hatalı bir tutum. Bunu yapanlar buna hemen son vermesi gerekir.

İngiliz derin devleti bütün Ortadoğu ülkelerini avucunun içine almış. Irak’ın yöneticilerinin hemen tamamı İngiltere’de eğitim görmüş adamlar. Büyük bölümü de İngiliz vatandaşı. Mesela Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum 2014’e kadar İngiliz vatandaşı. Şimdi Kanada vatandaşı. Zaten Kanada İngiltere’nin kontrolünde olan ülke. Yani İngiltere hakimiyeti olan bir ülke. Cumhurbaşkanı eski yardımcısı ve şimdiki danışmanı İyat Allavi İngiliz vatandaşı. Irak Başbakanı İbadi on yıl Londra’da Kraliçe’den maaş aldı ve hala İngiliz vatandaşı. Irak Başbakan Yardımcısı Salah El Mutlak da İngiliz vatandaşı. Irak Dışişleri Bakanı İbrahim Caferi İngiliz vatandaşı. Irak Ticaret Bakanı Milas Abdülkerim Kesnizani İngiliz vatandaşı. Irak eski Maliye Bakanı Başbakan Yardımcısı ve şimdilerde İbadi’nin Danışmanı Kürt asıllı Hoşyar Zebari İngiliz vatandaşı. Irak Başbakanı İbadi’nin bir diğer Danışmanı Bahaa Al Araji İngiliz vatandaşı. Halen Irak kabinesinde yer alan otuz beş bakandan on sekizi İngiliz vatandaşı. Yani Irak’ı İngiliz vatandaşları yönetiyor. Dolayısıyla İngiliz derin devletinin müthiş bir hakimiyeti var Irak’ta.

İyilerle kötülerin bir savaşı var dünyada. Zaman zaman kötüler kurnazlıkla bazı yerlere hakim oluyorlar. İyiler onları püskürtüyor. Bütün dünya tarihi böyle geçmiş, Adem (as)’dan itibaren asrımıza kadar. Şimdi işte son, dünyanın sonu. Genetik her şey bozuldu. Normal ekmek falan kalmadı. Domates yok, sebze yok. Yani normal domates bulunamıyor şu an dünyada. Normal buğday bulunamıyor, çok korkunç bir şey. Normal mısır yok. Her şey geri dönülemeyecek şekilde bozulmuş durumda. Allah’ın yarattığı her şeyi bozmuş durumdalar. Çimenlere varıncaya kadar bozdular. Mesela sığırlar falan normal sığır değil artık hayvanlar, başka bir şeye dönüştü. Binalar eskidi. Sanat kalmadı, sanatçı kalmadı. Kıyametin kapıya geldiği görülüyor. Gökyüzü bulut şeklinde taşla doldu. Yani milyonlarca yıllık dünyanın tarihinde böyle bir şey yok. Milyonlarca yıllık tarihte yok. 1980’den itibaren gökyüzü adeta duvar gibi, duvar. Duvar kalınlığında taşla doldu. Her yer taş, göktaşı dolu. Yani kıyametin bütün şartları oluştu. Göktaşları geliyor, tam dünyaya yaklaşıyor. Mesela farz edelim yüz kilometre kalıyor. Dokunmadan geçiyor. Yüz elli kilometre kalıyor, dokunmadan geçiyor. Yani her an vurması ihtimali var. Allah vurdurmuyor. Kıyamet kapıda yani her yerden anlaşılıyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Salih Müslim’in İngiliz Parlamentosu’ndaki konuşması vardı. Ayakta alkışlıyorlar.

ADNAN OKTAR: Bakayım. İşte İngiliz derin devletinin gövde gösterisi. Adamın neyi alkışladığından bile haberi yok, ayakta. Salih Müslim dombilinin teki, dünyadan bir haber. O da İngiliz derin devletinin yönlendirdiği bir adam.

Zuhruf Suresi, 33’te Cenab-ı Allah diyor ki bak; “Eğer insanlar (Allah'a karşı isyanda birleşip)” Yani Allahsız, dinsiz olup. “…tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahman’ı (Allah'ı) inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık. Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp-dayanacakları koltuklar, Ve (daha nice) çekici-süsler (de verirdik). Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının metaıdır. Ahiret ise, Rabbinin Katında muttakiler içindir.” Diyor.

Enam Suresi, 42-43’te Cenab-ı Allah; “Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik.” Yani ekonomik kriz meydana getirdik diyor. Kim yapıyormuş? Allah yapıyor. Bak, ne yaptığını da söylüyor Allah. “Onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik.” Ekonomik krizle çevirdik. “Umulur ki yalvarırlar diye.” Yani Allah’a yaklaşırlar diye. “Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.Diyor. Yani ekonomik krizi Bana yaklaşsınlar diye özel yapıyorum diyor Allah. Kuran ayeti bu. Yani benim kendi fikrim değil.

“Mehdi çıkmadan önce ticaret ve yollar kesilecek.” Yani ekonomik kriz olacak diyor. “İnsanlar arasında fitneler çoğalacaktır.” (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, sayfa:39)

“Mehdi’nin zuhurundan (ortaya çıkışından) önce piyasanın durgun olması, kazançların azalması olacaktır.” Yani ekonomik kriz olacak diyor. (Kıyamet Alametleri sayfa:148)

“Çarşı ve pazarların tekarubu kıyamet alametlerindendir. Dedim ki “Pazarların tekarubu ne demektir?” Şunlardır: “Herkesin az kazançtan yakınması…” Kazanamıyoruz, ekonomik kriz var demesi yani. (İbni Merduveyh Ebu Hüreyre (ra)dan…)(Kıyamet Alametleri, Pamuk yayınları, s.146)

Ahir zamanda Mehdi (as) devrinde ekonomik kriz olacağı belirtilmiş. 2007’den beri devam ediyor bu ekonomik kriz. Yedi yılı çok güçlü geçti. Yedi yıldan sonra hafif açılma oldu. Ama devam ediyor. Yani Allah’a dönünceye kadar insanlar bu devam edecek.

İngiliz derin devleti münafıklara, kendi elemanlarına internette kullanacakları muazzam teknikler göstermişler. Mesela twit silme teknikleri, şifre yöntemleri, kendi aralarında bağlantı yöntemleri. Akıl almaz teknikler ve yöntemler göstermişler. Onlar da bunları geniş çaplı kullanıyorlar. İşte twitwipe, twitdeleter gibi yöntemler geliştirmişler. Ama çok fazla yöntem geliştirilmiş. Yani kendi elemanlarını korumak için onlara bayağı bir yöntem göstermişler.

Münafıkların bu bilgisayar kullanma, akıllı telefon kullanma teknikleri akıl almaz boyutlarda, kendi aralarında yazışmalarında. Bunu İslam’ın lehine hiç kullanmıyorlar. Sırf pislik, ahlaksızlık, alçaklık yapmak, sahte hesaplarında kahpelik yapmak, küfretmek. Ağızlarından lağım saçılıyor münafıkların. Müslümanlardan bilgi saklamak için, gizli yazışmalar yapmak için müthiş teknikler geliştirmişler. Kendilerini dindar göstermek için sosyal medyada imani paylaşımlar yapıyorlar. Bu programlarla kendilerini sezdirmemeye çalışıyorlar. Ama gizli yazışmalarının fark edilmemesi için geliştirdikleri sistemler olağanüstü.

Münafıklar, İngiliz derin devletinin elemanları Müslümanları tanıştırırken çok koyu dindar, muttaki, Müslüman, Allah’a, dine saygılı insan olarak tanıtıyorlar. Müslümanlar da bilmiyor, seviniyorlar. Önemli bir noktada olduğunu da söylüyorlar. Namaz kılan, Müslüman, muttaki. Halbuki İngiliz derin devletinin kahpe bir elemanı oluyor. Allahsız, Kitapsız, homoseksüel destekçisi, Darwinist, Müslümanların bölünmesini isteyen ve en vahimi Allahsız; yani Allah’a, dine karşı olan ateistlerden oluşuyor bunlar. Ama bu casuslar onları tanıtırken Müslümanlara, -Irak’ta, Suriye’de, Türkiye’de- dindar ve muttaki olarak tanıtıyorlar. Müslümanlar da bilmiyor, seviniyorlar. “Ne kadar iyi” diyorlar. Telefon numarasını veriyor, kendi adresini veriyor, diğer arkadaşlarının adreslerini veriyor. Onlar da istihbarat çalışmalarında bunu kullanmış oluyorlar.

Mesela münafıklar Rumiliğe karşı gibi görünüyorlar. Ama kendi gizli hesaplarında sürekli Rumilik propagandası yapıyorlar. Darwinist ve homoseksüel propagandası yapıyorlar. Asıl dilleri gizli hesaplarında oluyor. Ama ahmaklar tabii onu Allah’ın gördüğünün farkında değiller. Gizli kalacağını düşünüyorlar. Tabii bu sistemleri Müslümanlar da sonra öğreniyorlar. İlk çıkışı o yani kendi elemanlarına kullandırtmak için yapılıyor. Ama sonra bu Müslümanların eline geçiyor. Yani Allah’a inananların, sevenlerin eline geçiyor. Müslümanlar da kendi imkanları için, İslam’ı yaymak için kullanıyorlar.

Yani birçok program geliştirmişler. Ama her program Müslümanların eline geçiyor sonunda, Allah’a inananların eline geçiyor. Onlar emek emek bunları hazırlıyorlar. Ama sonunda yine İslam’ın hizmetine geçmiş oluyor. Mesela internetten muazzam bir dinsizlik propagandası yapacaklarını zannediyorlardı. İnternette muazzam bir İslam propagandası ortaya çıktı. Darwinizm’i internette muazzam yayacaklarını düşünüyorlardı. Muazzam Darwinizm yerle bir edilmiş oldu. Mehdiyet’e karşı internette muazzam mücadele vereceklerini zannediyorlardı. İnternet, Mehdiyet’in en güzel propaganda aracı haline geldi. Birçok bu silme programları, şunlar, bunlar falan İngiliz derin devletine karşı Müslümanların kendini korumasında sisteme dönüştü. Onlar geliştirdi ama Müslümanlar kullanıyorlar şu an. Bütün İslam aleminde şu an bilinen programlar.

Münafıklar sürekli yakalanma korkusu içinde olurlar. Bu nedenle yazışmak için gizli odalara ihtiyaçları vardır. Allah diyor ya hani “gizli kalelerden, odalardan sizinle savaşmak, mücadele etmek isterler” diyor ayette hatırlıyorsunuz. Yani “karanlıklarda size karşı oyun kurarlar” diyor. Münafıkların hep böyle gizli kapaklı yerlere ihtiyacı olur. Oradan Müslümanlara pislik yaparlar. Ayeti hatırlıyorsunuz değil mi? “Gizli bir yer olmadan sizinle savaşmazlar” diyor. Yani bir oda, kapalı bir yer.

BEYZA BAYRAKTAR: Gecelere de dikkat çekmiştiniz. Ayette “gecelerde plan kurup tasarlarken” diye geçiyor.

ADNAN OKTAR: Münafıkların hep yakalanma korkusu vardır. Bilgisayarda yakalanma, telefonda yakalanma korkusu. Onun için köpek gibi sürekli gizlenirler. Odalara gizlenirler, mahzenlere gizlenirler, küçük barakalara gizlenirler. Bütün ömürleri böyle gizlenmeyledir. Halbuki Müslümanların gönlü rahattır, her şeye açıktır. Ama münafıkların her şeyi gizlidir. Gizlilik onun için esastır. Onun için ayette diyor ya hani “karanlıklarda onlar zulüm yöntemlerini kurarlarken” diyor. “Allah onları izliyor” diyor Allah ayette. Haşr Suresi 14’te, “Onlar, iyice korunmuş şehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşmazlar.” Diyor duvar arkası işte görünmeyen bir yer. Herhangi bir duvar, bir siper. “Onun içine girer oradan mücadele ederler Müslümanlarla” diyor. Her türlü pisliği, melaneti, ahlaksızlığı görünmeyen yerlerde yapar münafıklar. Müslümanlara sezdirmemeye çalışırlar. “Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir.” Mesela münafıklar, İngiliz derin devleti mensupları biz zannediyoruz ki dostlar aralarında. Halbuki köpek gibi kapışıyorlar. İt gibi birbirlerini ezmeye çalışırlar. Yani nefret ederler. Çünkü iki taraf da birbirinin sahtekar olduğunu bilir. İki taraf da birbirine yalan söyler. İki taraf da birbirine oyun oynar. O yüzden köpek gibi kapışırlar, kudurmuş köpek gibi. Kuran buna dikkat çekiyor. Ama kendi aralarında dışarıya çok barışçıl gibi görünürler, hiçbir şey yokmuş gibi görünürler. Ama “kendi aralarındaki çatışmaları pek şiddetlidir” diyor Allah.

EBRU ALTAN: “Sen onları birlik sanırsın kalpleri paramparçadır” diye bildiriyor Allah ayette.

ADNAN OKTAR: Evet, “Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir.” (Haşr Suresi/14) Çok ahmak olur münafıklar. Hayret edecek şekilde, normal bir zekanın da altında bir zeka olur. Onun da altında akıl almaz ahmak olur münafık. Plan yaparken, oyun oynarken çok çok ahmakça yapar. Alenen bilinir.

Mesela Tevbe Suresi 57’de şeytandan Allah’a sığınırım, “Eğer onlar bir sığınak ya da (kalacak) mağaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı, hızla oraya yönelip koşarlardı.” Bu PKK’lıların da hep mağaralarda yaşaması çok manidar, ahir zamanda. Hep mağara onların yeri. Münafıklar hep böyle gizli bir yere ihtiyaç duyarlar. Müslümanlar aleyhine hareket yapmak için.

Nisa Suresi 81’de, “‘Tamam-kabul’ derler. Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda” kimsenin görmeyeceği yerde yani ayrı odalarda “senin söylediğinin tersini kurarlar.” Tam tersine ahlaksızlık yapıyor, oyun oynuyor. “Sen de onlardan yüz çevir ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” Yani “hiçbir şey yapamazlar” diyor Allah ama “yüz çevir” yani onlara uyma, onların dediğine göre hareket etme, tam tersine göre hareket et.

Münafıklar her türlü gizli yöntemi, gizli konuşma yöntemlerini kendi pislik yöntemleri için kullanırlar. Onu Müslümanlara öğretmek istemezler. Ama Müslümanlara Allah her seferinde öğretiyor. Mesela geliştirdikleri her türlü program, İngiliz derin devletinin, hep Müslümanların eline geçti şu ana kadar. Mesela ByLock kullanmaya kalktılar o da insanların eline geçti. Yine öyle 20-30 çeşit yöntemleri var. Silme yöntemleri, gizleme yöntemleri var. Şimdi Müslümanların eline geçti. Onu Müslümanlar kullanıyorlar. Münafıklara karşı kendilerini korumada kullanıyorlar bu sefer.

Münafıklar hep böyle meclis şeklinde yaşamak isterler. Yani bir grup, topluluk. Onun için böyle fikir kulüpleri oluştururlar. Çeşitli fikir federasyonları oluştururlar kendi aralarında, kendi kafalarına göre. Amerika’da falan var bu biliyorsunuz, İngiltere’de de var, düşünce kuruluşu adı altında. Orada şeytanlık, münafıklık, İslam alemi hakkında aleyhte neler yapılabilir onları planlarlar. O fikir kulübü gibi görünen, düşünce kuruluşu gibi görünen yerler aslında İslam’ın, insanlığın, dünyanın aleyhine her türlü melanetin planlandığı yerler. Münafıklar hep oralarla bağlantı halinde olur. Onlarla birlikte hareket ederler. Çünkü şeytani fikirlerin organize edildiği yerler oluyor. Savaş kararları oradan çıkar. Ahlaksızlıklar, zulüm, insanlara gösterilen şiddet, dehşet, azgınlık hep bu sistemler içerisinden oluşturulur. Onun için münafıklar bu sistemlere hep dahil olmak isterler ve dahil olurlar.

Normalde internetle Müslümanları mahvedeceklerdi. Küfür mahvoluyor şu an. Müslümanları dejenere edip mahvedeceklerdi onunla. Ama şuan internet Mehdiyet’in bir numaralı silahı haline geldi. Deccaliyetin en büyük düşmanı haline geldi. İngiliz derin devletini darmadağın eden bir silaha dönüşmüş oldu. İngiliz derin devleti onunla yani deccalin kılıcı gibi düşünüp, darmadağın edecekti Müslümanları. Tam tersine o kılıç kendisine saplandı şu an. Müslümanlar aktif hale geldi. Bütün geliştirdikleri programlar, istihbarat için geliştirdikleri programlar hep Müslümanların eline geçiyor. Bütün işte o silme programları şunlar bunlar hep Müslümanların, inananların eline geçiyor. Allah taraftarlarının eline geçiyor. Bu bir ganimet işte. Allah onların elinden alıp, Müslümanlara bu ganimetleri veriyor. “Daha onların ayak basmadıkları yerleri ele geçireceksiniz” diyor ya Allah. İşte bu bir ganimet ele geçirmesidir.

EBRU ALTAN: Siz de İngiliz derin devletini ve münafıkları internet üstünden hem çok iyi deşifre ettiniz, çok iyi tanıttınız hem de rezil ettiniz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mesela münafıklar Twitter’da imani bir yazı yazıyorlar. Sonra şeytani bir sistem uyguluyorlar. O yazı kısa sürede yok ediliyor. Onun bilgisayarlarında kalmamasını sağlıyorlar, imani yazıların. Sadece küfre ait yazıların kalmasını sağlıyorlar. Ama ilk bakan bu adam diyorsun “ne kadar takva, Müslüman.” İslam’dan Kuran’dan bahsetmiş. Zannediyorsun ki sen, kalacak zannediyorsun. Bilgisayarına girdiğinde bütün imani yazıların silindiğini, sadece küfre ait yazıların kaldığını görüyorsun. Mesela o geliştirilmiş bir program. İngiliz derin devletinin bunlara sunduğu bir program. Ama bunu Müslümanlar kullanıyor. Müslümanlar mesela gereksiz yazıları silmede onu kullanıyor. Sadece imani yazıların kalmasını sağlıyorlar. Münafıklar da imani yazıları silip, küfri yazıların kalmasını sağlıyorlar tam tersine.

Münafıkları zaten internetten tespit etmek bir zeka oyunu gibidir. Çok eğlencelidir. Müslümanların hepsi yapabilir, aklı başında Müslümanlar. Yani böyle çözme çalışmaları yapsınlar. Baksınlar mesela münafıklığına şüphe ettiği bir kimse olursa. Tablo gibi göreceklerdir münafıklığını, üçkağıtçılığını. Mesela imani yazıların hepsinin silindiğini göreceksiniz. Müslümanlarla bağın koparıldığını göreceksiniz. Ama küfre ait herkesle bağlantının güçlendirildiğini göreceksiniz. Münafık imani, Kurani yazıdan çok çok rahatsız olur.

Resimle haberleşme münafıkların, İngiliz derin devletinin meşhur yöntemlerinden bir tanesi. Müslümanlar öyle bir yöntem yapmıyor ama İngiliz derin devleti bunu çok yoğun kullanıyor. Her fotoğraf kahve falı gibi onlar için, kullandıkları resimler. Onlar onu yorumluyorlar. Mesela bir cinayet tablosu onu yayınlıyor. Normal bir tablo gibi görünüyor ama normalde bir cinayetin hikayesi. Cinayet propagandası yapılmış oluyor. Ama ilk bakan onu anlayamıyor, onu araştıran anlıyor. Yahut mesela bir resim. Aslında resim homoseksüel propagandası yapan bir resim ama ilk bakan anlamıyor. Dikkatlice bakan anlıyor. Kendi aralarında böyle bir sistem kurmuşlar.

Müslüman gününü çok iyi değerlendirecek. İnterneti mesela tam kapasite kullanabilir bir Müslüman. Bulundukları evi Müslüman kardeşleriyle kullanması için çok temiz, çok bakımlı hale getirebilir. Onların hoşuna gidecek yiyecekler hazırlayabilir. Kuran ahlakını çok güzel yaşayıp etrafına çok güzel örnek olabilir. Çalışkanlık, şevk, gayret, azmini güzel göstererek, insanlara teşvik edici bir tavır gösterebilir. Kuran bilgisini çok iyi artırabilir. Kuran’ı ezberler. Her konuda Kuran’ın ilgili ayetini ezberden söyleyebilir o zaman. İslam tarihini iyi bilmek de çok önemli, çok çok faydalı olur. Kuran’ın yorumunda çok faydası olur.

İngiliz derin devletinin internette geliştirdiği her sistemi Müslümanlar hemen ele geçirip İslam’ın lehine kullansınlar. Birisine geliştirtiyor İngiliz derin devleti. Onu alıp kendi taraftarlarına veriyor. Geliştiren adam bunun farkına varmıyor. Niçin kullanılacağını bilmiyor, sadece geliştiriyor. Programcılara geliştirtiyorlar. Sonra alıp onu kendi taraftarlarına dağıtıyor. Ama bu kısa süre sonra Müslümanların eline geçiyor ve Müslümanlar bunu kullanıyorlar. Şu an interneti en mükemmel kullanan Müslümanlar, iman ehli. Deccaliyet internetin altında ezildi şu an. Kendi oyununa kendi gelmiş oldu.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, siz hep bozdunuz Gezi olaylarında olsun PKK propagandası olsun hepsini bozdunuz.

ADNAN OKTAR: Her şeyde. Mesela Abdülhamit döneminin bilinmemesi mevzu bahisti. Abdülhamit dönemini çok iyi anlattık ve bütün Müslümanlar anlamış oldu. Önce akıl almaz reaksiyon ve panik meydana geldi ama sonra doğru olduğunu anlayınca sakinleştiler ve doğruyu kabul ettiler.

BÜLENT SEZGİN: Bu akşamlık programımızın sonuna geldik. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 



2016-11-27 12:58:38
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top