Sohbetler (26 Kasım 2016; 18:00)

KARTAL GÖKTAN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler’e hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Müslümanlar iyi niyetle güzellikle Kuran okurken münafıklar da alttan alta alçakça kahpeliklerini sürdürmüş oluyorlar. Müminler kendi temiz dünyalarında yaşayıp huzurlu bir güzelliği tabii ki ifa edecekler ama etrafında böyle köpeklerle yani kudurmuş köpeklerle münafıklarla dolu olduğunu bilecek o kadar rahat ve gaflet içinde olmayacak. Yani Müslümanlar münafıkları hesap etmedikleri için hep başları belaya giriyor mesela Suriye’de keyif içinde yaşıyorlardı Allah bak ne hale getirdi gördünüz. Irak’ta keyif içinde yaşıyorlardı. Hesap etmiyorlar münafığı halbuki münafığa çok iyi hazırlık yapılması lazım. Münafık Müslüman’ın bünyesi içinde oturmuş verem mikrobu gibidir yani çok aşağılık mahluktur böyle cemiyet mikrobudur yani çok çok karaktersizdir ama çok kusursuz bir maske takar, çok masum efendi gösterir,  dindar gösterir, kibar saygılı gösterir ve Müslümanlar arasında çok rahat yaşar. Onu vücudun savunma sistemi anlamaz yani mikrop cinsleri oluyor ya vücut bazen o mikrop tarafından aldatılıyor yani dost hücre gibi gösteriyor kendini, dost bir varlık gibi gösteriyor. Savunma hücresi onu fark edemiyor yani yabancı gibi göstermiyor yani hücrenin yabancılamayacağı şekilde oluyor, yani ben dost cisimim, dost hücreyim havasında oluyor ve vücut da ona dokunmuyor dolayısıyla ama o da o arada gelişmiş oluyor işte münafık da böyle bakteri gibidir. Vücut savunma sistemi onu tanımazsa o gittikçe gelişir. Onun için bu alçaklara karşı çok çok dikkatli olmak lazım yani ikinci sınıf bir konu değildir münafık, birinci sınıf konudur. Yani müminlerin mutluluğu için münafıkların tespiti, aman verilmemesi çok hayati bir konu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fidel Castro 90 yaşında dün vefat etti. Castro 1976-2008 yılları arasında Devlet Başkanı olarak Küba’yı yönetmişti, kardeşi Raul Castro ağabeyinin naaşının kendi isteği üzerine yakılacağını ve bugün naaşın krematoryuma gönderileceğini duyurdu.

ADNAN OKTAR: Evet, demek ki inancında bir değişiklik olmamış.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail’deki orman yangınları dördüncü gününe girdi Adnan Bey ve Türkiye şu ana kadar İsrail’e üç yangın söndürme uçağı gönderdi. Kuzeyde yangın Hayfa şehrinin içine kadar ulaştı bu nedenle binlerce kişi evlerinden tahliye edilmek zorunda kaldı. Netanyahu yaptığı açıklamada hem Türkiye’ye teşekkür etti hem de yangınlardaki sabotaj ihtimalinin araştırıldığını söyledi, “Henüz organize edildiğini söyleyemiyoruz ancak birkaç hücrenin çalıştığını görebiliyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama böyle bir harikalık var yani bir acayiplik var yani bir şaşırtıcılık var, Filistin de karşı çünkü Filistin de yangını söndürmeye çalışıyor. Bu kadar ani ve her yerde yangın çıkması çok hayret verici bir şey yani bunun üstüne düşünmeleri gerekir.

Müslümanlar mesela toplanıyorlar yüksek sesle Kuran okuyorlar, zikir yapıyorlar o arada münafık sistemini kurmaya devam ediyor. Münafığın en önemi silahı arsızlığı, hayasızlığı, yüzsüzlüğü, kaşarlığı, kulağı kesik olmasıdır yani Kuran’da kulağı kesiklikten tabir kaşar olmak, çok haysiyetsizdir yani yüzüne tükürsen yağmur yağıyor zanneder yani tam cemiyet mikrobudur böyle köprü altı sapığı gibi yani çok çok karaktersizdir. Sinsidir ama çok masum temiz böyle çok kaliteli bir insan görüntüsü verebilir yani bukalemun gibi her şekle girebilir. İstese mesela azılı çakal görüntüsü de verebilir ama çok hanım, çok terbiyeli, çok saygın bir insan görüntüsü de verebilir. Mesela hırsız yakalanıyor görüyorsunuz televizyonda akıl almaz arsız oluyor, yok diyor mesela hırsızlık yapmadığını söylüyor, ben oradan geçiyordum falan diyor çok görmüşsünüzdür. Hatta derler “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” derler. Hırsızlık yapıyor; asıl o benim malımı mülkümü aldı diyor, evin içine giriyor torbayla yakalanıyor kaçırırken malları, bu mallar benimdi diyor bunlardan çalmaya kalktı diyor almaya kalktı diyor ev sahibine. Akıl almaz hayasız olur ve kaşardır yani utanmaz yani adilikleri ortaya çıktıkça adilik yapmaya yine devam eder münafık yani normalde Müslüman bir hata yaptığında yerin dibine girer hiçbir şekilde yapmaz değil mi? Münafık akıl almaz hayasızdır yani yüzünde böyle eşek oynamıştır yani hiç utanmaz yine arsızlığını, eylemlerini, üçkağıtçılıklarını devam ettirir ama artık alenen kaçamayacak hale gelirse o ayrı mesele ama yani vazgeçme diye bir şey olmaz münafıkta. Onun için Müslümanların büyük bölümüne ben bakıyorum toplanıyorlar zikir okuyorlar sohbet ediyorlar falan ama münafık tehlikesine hiç dikkat çekmiyorlar. Halbuki burunlarının dibinde oluyor münafık, onları sarıyor, haklarında bilgiyi her yere gönderiyor yani hangi derin devlet varsa o devirde onlarla işbirliği halinde oluyor. Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında Sasaniler ve Roma vardı, münafıklar hep onlara rapor ediyorlardı Resulullah (sav)’ı, Roma devletine ve Sasanilere. Resulullah (sav) onun için çok dikkatli davranıyordu, münafıklarla hiç böyle bir çatışmaya girmedi bela olmasınlar diye. Yoksa üç yüzün üstünde münafık vardı çok özenli davrandı.

Münafıkların sinsi yöntemlerinin asrımızda nasıl olabileceği çok önemli, şimdi Resulullah (sav) döneminde vardı münafıklar diye anlatıyorlar, onlar zannediyor ki Resulullah (sav) zamanında bir avuç adam vardı böyle gudubet tipler o devirdeydi konu bitti zannediyor. Halbuki ahir zaman münafıkları en eşşed, en azgın olanları, en aşağılık olanları ve dünya derin devletiyle iş birliği yapıyor. Şu an dünya derin devletinin elinde atom bombası da var, yüz binlerce askeri var, milyonlarca askeri var, adamları var, casusları var. Asrımızın münafıklarının gücünü ve imkanlarını bir kere Müslümanlara iyi tanıtmak lazım mesela Darwinizm dini hiçbir deccalın elinde olan din değildi yani dinsizlik dini olarak hiçbir deccalın böyle bir imkanı yoktu. Firavun’un falan vardı inkar ediyordu ama böyle organize bilimsel görünümlü inkar ilk defa yani dünyanın on bin yıl, on binlerce yıllık tarihi içerisinde ilk defa oldu. Böyle bütün dünyayı kaplayan bilimsel görünümlü dinsizlik dini ilk defa oluyor ve üniversiteler, hocalar, profesörler mesela milyonlarca öğretmen, yüz binlerce profesör doçent, yüz binlerce okul, milyonlarca gazete, dergi, haber ajansı, radyo gece gündüz deccaliyetin dini olan Darwinizm’i anlatıyor. Deccaliyetin büyüklüğünü bir kere insanlara iyi anlatmak lazım yani çapını, o yüzden münafıkların deccaliyetin mutlaka galip olacağına dair inançları oluyor.  İşte, sonsuza kadar birlikte olacağız, 20 yıl sonra 30 yıl sonra beraber olacağız demelerinin nedeni bu, inanmıyorlar ama deccaliyet şeytanla işbirliği yapan bir sistem olduğu için, şeytanın aklını kullandığı için, şeytanın aklı da çok zayıf olduğu için, hilesi zayıf olduğu için çok rahat tepelenen bir sistem. Mesela bak bir İngiliz derin devletine ben ısrarla dikkat çektim şu an adamların telaşını görüyorsunuz ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetteler, tam bir telaş içindeler, peş peşe açıklamalar. Mesela bak MI6 150 yıllık tarihinde yani İngiliz gizli servisi hiç açıklama yapmamıştı ilk defa açıklama yaptı yani köşeye sıkıştığı için. Rusya’nın tarihinde İngiliz derin devletine karşı açıklama hiç yoktu peş peşe açıklamalar gelmeye başladı. Bak bugün de Tayyip Hocam İngiltere’ye dikkat çekti. Yani dolayısıyla İngiliz derin devletine dikkat çekmiş oldu ilk defa, arkası gelecek bunun tabii. İnşaAllah göreceksiniz.

Şimdi bir kere deccalın şu anki dünyadaki askeri, siyasi, sosyal gücünün dökümü çok önemli, yeni hazırladığım kitapta bu var.  Yani deccaliyetle ilgili yeni bir kitap hazırlıyorum, işte bu dünya derin devleti diye yani İngiliz derin devleti diye orda bu sistemleri geniş olarak açıklayacağım yani ellerindeki radyolar, televizyonlar, okullar ama bak baş edemiyorlar küçük bir grupla baş edemiyor yani şeytanın aklının zayıflığını oradan anla. Halbuki normalde nefesiyle bile bitirmesi gerekir çok kolay olması lazım ama işte Allah’ın gücünün karşısında hiçbir şey yapamıyorlar. Biz Mehdiyet ekolünü temsil ettiğimiz için, Mehdiyet’le ittifak ettiğimiz için, Mehdiyet ruhuna saygı duyduğumuz desteklediğimiz için Allah yolumuzu açıyor. İnşaAllah.

Münafıkların ahir zamandaki silahı, en büyük silahı, en önemli silahı televizyon, radyo ve internet yani film sektörü özellikle, deccaliyetin ağırlıklı kontrolünde büyük bir bölümü. Mesela filmlerde bakıyorsun yani tabii onun bir kısmı yönlendirmeyle, İngiliz derin devletinin yönlendirmesiyle yapıyor ama adam onların onu neye yönlendirdiğini ve neden yönlendirdiğini bilmiyor. Mesela hep böyle Allah gibi olan insanlar filmlerde işleniyor, kaderi durdurabilen, insanı öldüren dirilten, insan yaratabilen, duvarlardan geçen yani insanlığın üstünde varlıklar yani ilah varlıklar imajını vermeye çalışıyorlar yoğun olarak. Birçok genç kız delikanlı da bunlara özeniyor yani ilah olmak istiyorlar, bilinçaltlarında çaktırmadan bu politika izleniyor. Yoğun olarak Allahsızlık propagandası yapılıyor yine büyük televizyon kanallarında geceli gündüzlü her lafın arasına bir evrim, evrim, evrim işte evrimleşme sürecinde şu oldu, evrimleşme sürecinde böyle oldu, böylece Allah’ın inkarı için onlara zemin hazırlıyorlar. Dindarların da kabul etmesini sağlamışlar Müslümanların, Müslümanların da büyük bir bölümü Darwinist olmuş durumda. Gidin ilahiyat fakültelerine, Diyanet’e gidin hep Darwinistler hepsi kabul ediyorlar büyük bir bölümü. Bir tek bizle baş edemediler, bak ufacık bir grupla, çok küçük arkadaş grubuyla Türkiye’de Darwinistlere diz çöktürdük. Dün onların konferansı vardı içler acısı, hiç kimse yok üç-beş kişi gelmiş kendileri söyleyip kendileri dinliyorlar, adamların uykusu geliyor, çay içiyor falan etrafa bakıyor esniyor, acayip sıkılmışlar. Çünkü hurafe dinlemek acayip bunaltıcı, geçen sefer de öyle olmuştu. Bunlara pastalar kekler falan her şey getirmişler adam buna rağmen gelmiyor yani, hani obur olanlar belki gelir diye düşündüler herhalde, bazı kişilerden hani onları da kazanırız diye düşündüler herhalde ama onlar bile gelmemişler. Hiç kimse muhatap olmuyor bak yerle bir oldular. Hiçbir profesör artık açıkça Darwinizm’i savunamıyor, ufacık bir grupla oldu bu.

SEMİH MERİÇ: Hocam Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım, “Nice az topluluk kendinden fazla olan topluluğa Allah’ın izniyle galip gelmiştir” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Azınlık çoğunluğa galip geliyor Allah’ın istemesiyle, evet her zaman öyle olmuştur yani Kuran’a baktığımızda Hazreti İbrahim (as)’in topluluğu, Resulullah (sav)’ın topluluğu hep küçük. Hazreti Musa (as)’nın, Nuh (as)’un topluluğu hepsinin çok küçük topluluklar olduklarını görüyoruz çok büyük topluluklara zaferle, ihtişamla galip geldiklerini görüyoruz.

BÜLENT SEZGİN: “Galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır.”

ADNAN OKTAR: Evet. Mesela şu anki filmlerde dikkat ederseniz yoğun olarak homoseksüellik propagandası yapılıyor yani homoseksüellik propagandası yapılmayan bir filme rastlamak çok zor, çok yoğun yani bu deccaliyetin teşvikiyle olan bir çalışma. Modada bunu yapmaya çalışıyorlar, internette bunu yapmaya çalışıyorlar. İnternette de münafıkların vasıflarını çok iyi tarif etmek gerekiyor yani ‘münafık interneti nasıl kullanır?’ bunun çok iyi öğretilmesi lazım. Münafığın internette teknikleri nedir, taktiği nedir, yöntemi nedir, sitili nedir? Çünkü münafığın bir film endüstrisinde faaliyet yapması çok güç çünkü çok fazla münafık var. Gazetesi televizyonu olması her münafığın mümkün değil. Münafıkların var tabii dünya derin devletinin elinde zaten de ama münafığın fert fert böyle bir imkanı olmuyor. Münafığın ama internette muazzam imkanı olmuş oluyor yani en kolay en basit yol internettir. İnternette de münafık ikiyüzlü olması için bir kendi hesabı olması lazım, o kendi hesabında kerhen istemeye istemeye İslamiyet’i destekler, Müslümanları destekler ama istemeden ama çok kurnaz ve kahpece stil uygular, bu ancak akılla çok büyük bir dikkatle fark edilir. Ama münafığın asıl sahte hesapları çok tehlikelidir. Münafık orada azgınlığını, küfrünü, alçaklığını, kahpeliğini, dinsizliğini, İslam’a olan kinini, Müslümanlara olan kinini köpek gibi kusar orada. Her türlü alçaklığı pisliği orada yapar ama Allah ahmak yarattığı için münafığı, onun fark edilmediğini zanneder işte avantaj burada. Allah akıllarını çok kıt yapıyor münafıkların, çok zeki olurlar ama hayret edilecek şekilde ahmak olurlar. Mesela sahte hesabının yakalanacağını görüleceğini hesap edemez. Düşün ki, otuz-kırk-altmış tane sahte hesabın hepsi bir kişiyi övüyor. Ahmak, bu kadar mı ahmaksın? Altmış hesabın hepsi birden seni övüyorsa sahtekar belli ki sen yapıyorsun bunu yani.  Adamlar seni nereden bulsun, dünya çapında ta Brezilya’dan adam seni bulup destekliyorsa ve o adamın da hiç tanıdığı da yoksa. Hiç tanıdığı yok sahte tanıdıkları var, o tanıdıklar da birbirlerini tanıyorlar, nasıl olduysa garibi bir meclis olmuş oluyor. Adam Meksika’dan Brezilya’dakini arıyor falan ama sadece bu topluluğun ortak ittifak ettiği bir tane münafığı destekliyorlar. İttifakla tek bir münafığı destekliyorlar. Belli ki sen orada sahte sanal bir ordu kurmuşsun.  Ve orada münafıklığını, alçaklığını, ahlaksızlığını kusuyorsun. Ve bunun fark edilmeyeceğini zannediyorsun. Çok fazla silme programları geliştirmişler. Çok fazla gizli hesap sistemleri geliştirmişler. Telefonda da öyle. Yakalanmamaları için, internette de yakalanmamaları için her türlü yöntemi geliştirmişler. Mesela şu ByLock bile o modellerden bir tanesi ki, ne ByLock’lar vardır. Bir tanesi o sadece. Bin birli yöntem geliştiriyorlar. Müslümanlar da mazlum mazlum sakin sakin.

“Sevgi birliği tek yol” diyelim.

Birde bunlar, münafıklar kendi aralarında klanlaşıyorlar. Bunların bir klanını bulursanız hepsini tespit etmek mümkün. Mesela bir münafık klanı bunlar sığır sürüsü gibi. Hepsi bunların otçu oluyorlar. Buradan bir tanesini yakaladığınızda bütün bu klanı yakalamak mümkün oluyor. Bunların Müslümanlarla alakası olmaz. Müslümanları usulen kullanırlar. Bak dikkat edin hep homoseksüel, üçkağıtçı, sahtekar, dinsiz, Allahsız, Kitapsız, haysiyetsiz, İslam’a saldıran, karaktersiz, şerefsiz tipler. Klanlaşmış oluyorlar. Gece gündüz nerede hak yol varsa, nerede doğru yol varsa, nerede güzellik varsa saldırıyorlar. Denizde şehit olan çocuğa bile kin kusuyor bu alçaklar. Denizde şehit olmuş çocuğa da kin kusuyor. Denizde şehit olan Müslümanlar, onlara da kin kusuyor. Ama yüz yüze geldiğinde “yazık bu insanlara günahtır. Niye bunlara bunu yapıyorlar?” falan diyor. sen zannediyorsun “adam mümin muttaki.” Ama gizli hesabında alçakça kinini kusmaya devam ediyor. Bu yüzden çok dikkatli olmak lazım.

Münafıklar bu sahte hesaplarında sürekli kendilerini övüyorlar. Şimdi ben bunu açıkladıktan sonra münafıkların yani yüzlerce münafık sahte hesaplarını kapatmış. Sahte hesaplar donmuş durumda. Hareket etmiyor. Acayip hareketliydiler. Ama yüzlerce. Ayrı ayrı münafık hesapları.  Tamamı donmuş vaziyette. Ne oldu? Hani gizliydiniz? Hani fark edilmiyordunuz? Niye tedirgin oldunuz? Biz bir iddiada da bulunmadık yani. Şu şu şu falan da demedik. Yaprak kımıldamıyor, yaprak. İşte bunların yolu buraya kadar. Bu kadar ahmak bunlar. Böyle yakalanacağını tahmin etmiyorlar. Halbuki ben istesem açık isim isim de gösteririm. Yüzlerce. Tamamı felç vaziyette. Yaprak kımıldamıyor derken. Yani adam tası tarağı almış kaçmış boş. Hani oralardan küfür ediyordun Müslümanlara, dine, imana, mukaddesata oradan saldırıyordun alçak? Devam etsene şu anda. Çünkü rezil olacağını biliyor. Böyle on binlerce sahte hesapla bu alçaklar faaliyet yapıyorlar. Amerika’da çok fazlalar. Fransa’da çok fazla. Ortadoğu ülkelerinde çok fazla. Milyonları buluyor bunların sahte hesapları bu alçakların. Bu sahte hesaplarında, normalde bunlar beyefendi, hanımefendi falan diye konuşan tipler orada akıl almaz küfürlerle konuşuyorlar. Çok alçak, pis, o bilinçaltındaki o iğrençliğini, alçaklığını bütün gücüyle vurgulayan bir üslup içinde oluyorlar. Mesela ırkçılığa şiddetle karşı olduklarını söylüyorlar. Ama oralara bakıyoruz. Hep ırkçı bu alçaklar. Hep bölgeci ve ırkçı. Ya kendi ırkını, ya başka bir ırkı savunuyor. Kendi bölgesinin, kendi şehrinin ırkçısı. Şehir ırkçıları da var. O şehrin dışındaki insanları insan saymıyor adeta. Gerçek hesabında zannedersin milliyetçi, ülkeyi savunan falan. Bakıyorsun ki sahte hesabında kendi vatanına düşman. Kendi vatanından nefret ediyor bu alçaklar. Kendi milletinden de nefret ediyor. Ama kendi hesabında çok sağlam adam görünümünde.

Çocuklardan bile nefret ediyorlar. Hayret edecek şey. Böyle sapık bunlar. Zır deli adamlar. Onun için Müslümanlar kendi aralarında toplanıp böyle güzel güzel konuşurken bu alçaklar alttan altta Müslümanları sarmaya devam ediyorlar. Bakın darbede bu görüldü. Birçok yerde tarikatlar toplantı yapıyor. Allah’ı zikrediyorlar. Ama münafıklığa karşı hiçbir tedbir alınmadı. Gece gündüz ben uyardım. Bak dedim “Mehdiyet’e karşı geliyorsunuz. İttihad-ı İslam’a karşı geliyorsunuz. Mehdiyet’e karşı gelirken deccaliyeti de örtmüş oluyorsunuz” dedim. “Deccaliyeti de korumuş oluyorsunuz. İttihad-ı İslam’a karşı olmayın” dedim. “Bediüzzaman’a karşı tavır almayın” dedim. Nezaketiyle anlattık olayı. Kimseye söz dinletemedik. Yani o çevreden kimseye söz dinletemedik. Tak adamlar darbe yaptılar ki, akılsız oldukları için beceremediler. Mesela bak bizim yayını bile durduramadılar. Gittiler hiç alakasız yeri bombaladılar. TÜRKSAT’ın sahte antenini, süs antenini gidip bombaladılar. Çünkü buradan olay Türkiye’de yerle bir edildi. O gün normal izlemenin yüz katıydı neredeyse izleme. Akıl almaz bir izleme oldu. Türkiye’nin her yerinden. “Bu darbe sahte darbe” dedim. Ama daha ne Başbakan ortada, ne Cumhurbaşkanı, ne kuvvet komutanı. Hiç kimse ortada yok. Hiç kimse açıklama yapmamışken televizyondan ilk açıklamayı ben yaptım. Hiç kimse daha açıklama yapmamıştı. “Genelkurmay’ın internetini ele geçirdiler” dedim. “Sahte açıklama yapıldı. Buna inanmayın” dedim. Yine aynı şekilde televizyona spiker çıkartıp darbe açıklaması yaptılar. “Bu da sahte” dedim. “Böyle darbe açıklaması olmaz” dedim. “İnanmayın” dedim. “Askerlere de sert davranmayın. Askerler de hemen dağılsınlar” dedim. Benden bir saat sonra falan Tayyip Hoca çıktı. Açıklama yaptı.

Münafıklar internette resimleri de münafık propagandası için kullanıyorlar. Bu mesele hiç bilinmiyordu. Bilinmeyen bir şey. Resimle mesajlaştıkları bilinmiyordu. Mesela Rumi’nin sözleriyle mesajlaştıkları bilinmiyordu. Böyle üslupları şifreli oluyor. Bazen rakamlarla konuşuyorlar. Buluşma yerlerini şunları bunları bile kendi aralarında garip şifreleşmelerle.

Mesela münafıklar için diyor ki Peygamberimiz (sav); “Dilleri baldan daha tatlıdır. Ancak kalpleri kurtlarınkinden daha vahşidir.” Münafıklar için. Çok kibar, çok nezih gibi konuşurlar.

Tekrar söylüyorum Tayyip Hoca’yı en az bir yıl, bir buçuk yıl bütün milletimiz desteklesin. AK Parti’yi değil. Bir vatan evladına deccaliyet kafayı takmış. İngiliz derin devletinin azgın pençesi Tayyip Hoca’nın üstüne doğru yöneldi. Bu insanın kendilerine teslim olmaması bunların ağrına gitti. Bunlar alışmışlar. Zaten konuşmaları var. Onu da yayınlayacağım. “Bize Ortadoğu’da, Türkiye’de hizmet etmeyecek bir lideri rahat bırakmayız” diyor. Sonra onu açıklayacağım, anlatacağım. Uzun bir açıklama. Tayyip Hoca meydan okuduğu için bunlara cinnet geçirdiler. Bak her yeri ayaklandırdılar. Avrupa Birliği’ni falan her yeri ayaklandırdılar. Mağlup olacaklar. Geri çekilecekler. Rezil rüsva olacaklar. Bunu unutacaklar. Kuran ayetinde var. “Bir mümine deccaliyet saldırdığında, küfür saldırdığında müminler el birliği karşı koyarlar” diyor. Seyretmek haram olur. Elimizde imkan varken gereğini yapalım. CHP’li olsun, MHP’li olsun, AK Partili, Saadet Partili, Büyük Birlik Partili hiç fark etmez. Kendi kardeşimizi, kendi vatandaşımızı korumak bizim üstümüze bir vazifedir, vecibedir. Adamlar yenemedikleri için kudurdular. Şu an saldırmak istiyorlar. Müsaade etmeyelim. Gerisin geriye püskürtelim. İlimle, irfanla, kanunla, hukukla.

Kızıl Deli; işte münafık deyince biz zaten müminlere burada şifa var. Münafık konusunda. Münafık bu anlattıklarımızdan etkilenmez. Münafık arsız, hayasız, şerefsiz, namussuz bir varlıktır. Kaşardır, cemiyet mikrobudur etkilenmez münafık. Mümin etkilenir münafık alametlerinden. Müminlere biz nasihat olarak onu anlatıyoruz. Kuran ayetini kabul etmez ki münafık zaten inanmaz.

“Aslan Hocam, öğütleriniz cesaretimizi artıyor maşaAllah” diyor Neşe Çimen.

Latif Aka, “Hangi Hoca karşısına dekolte bir bayan alır?” diyor. Sen niye böyle durumdasın bil bakayım? Bir kere sevgin yok. Kendini geliştirmemişsin. Kuran ruhunu içine iyice özümsememişsin. Allah senin karşına bir güzellik yaratmıyor. Zaten gelse de senin yüzüne dahi bakmak istemez öyle birisi. Allah benim karşıma güzel hanımlar koyuyorsa, onlara güzel bir bakış, güzel bir sevgi koyuyorsa o iman nimeti olarak Allah tarafından yaratılıyor. Düşün bakayım Allah sana niye vermiyor da Allah bana bu nimeti veriyor? Değil mi? Allah sana niye sevgi sunmuyor da, bana insanların sevgisini sunuyor? Senin karşında bayan da olsa sen ona sevgi sunmayı zaten bilmezsin. Senin için bir anlamı olmaz. Ama benim için çok büyük anlamı var. Ben onları Allah’ın tecellisi olarak çok seviyorum. Sen de var mı öyle bir sevgi? Yok. Onun için kendini geliştir. İmanını artır. Bilgini artır.

Mehmet Demir; işte söylediğim gibi münafık deyince biz karşımızdaki şahıslara değil, bütün Müslümanlar üstüne alacak şekilde biz anlatıyoruz. Yani kendimize anlatıyoruz. Bizi etkiler bu. Münafığın imanı yok onu anlamanız lazım. Münafık zaten bu konuyla muhatap olmaz. Münafık arsız, hayasız, yüzsüz, karaktersiz, iblis gibi bir varlıktır. Şeytanın üstüne yapıştığı bir mahluk. Dolayısıyla sen ona istediğin kadar ayet anlat. Etkilenmez o.

SEMİH MERİÇ: Şeytandan Allah’a sığınırım; “Kördürler, sağırdırlar bundan dolayı dönmezler” diye bildiriyor Allah ayette.

ADNAN OKTAR: Ve korkunç kaşar ve arsız olur münafıklar. Acayip haysiyetsizdirler. Gizlide çok pis, iğrençlik derecesinde pistirler. Dışarıda çok temiz görünür. Gizlide namaz kılmaz. Müslümanın yanında namaz kılar. Gizli de çok hain, nefret doludur. Müslümanın yanında çok şefkatli, müşfik görünür.

Nurcan, “Üstün anlatış tarzın maşaAllah çok etkili” diyor.

Süleyman, “Cennet bahçesinden bir kare gibi” diyor.

Sevgi Harda, “Canım Hocam dünyada Yüce Rabbimiz’in en güzel nimetlerindensin” diyor.

“Sevgin beni benden alıyor” diyor Aynur. 

Özetle müminler böyle mutlu, sevecen yaşarken münafıklar onları mahvedecek sistemi tesis ediyorlar. Ve bütün İslam alemi esir duruma düştü bu yüzden. Koskoca İslam alemi bir avuç münafığın elinde esir. Onun için münafık konusunu birinci plana almak lazım. Bediüzzaman onun için “Cereyan-ı Nemrudane” diyor. Mehdi’nin vazifesi olarak da “Bu cereyanı münafıkaneyi öldürüp dağıtacak” diyor manen. “Bir tane görevi var” diyor. “Bu cereyanı münafıkaneyi dağıtacak” diyor. Ana görevi budur” diyor. “Kuran’da en çok işlenen konu münafıklık” diyor Bediüzzaman. “En azim konu budur” diyor. En tehlikeli mevzu bu Müslümanlar için. Bunu gündeme almak lazım.

Kısa bir ara verelim devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Münafık Her Şeyden Şüphelenir; Her Detayı Kendi Aleyhine Zanneder.

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocamız’la canlı yayına devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Meclis Başkanı İsmail Kahraman mecliste “İkinci Abdülhamit Han ve dönemi” başlıklı bir fotoğraf sergisi açıyor. Oda TV bu haberi “Meclis Başkanı’nın Abdülhamit sevdası bitmiyor” başlığıyla duyurdu. Bugün milletvekillerinin tümüne serginin açılış davetiyesi gönderildi.

ADNAN OKTAR: Abdülhamit de, Abdülhamit devrinde Darwinizm bütün dünyaya yayılır gibi bir ifade bu yani tüm İslam alemine buradan yayılmış. İslam alemi Darwinist yapılmış ve hala onun belasını çekiyoruz işte PKK’nın başımıza bela olmasının nedeni Darwinizm. Sigaranın her yeri sarmasının nedeni Abdülhamit dönemi. Kerhanelerin açılması Abdülhamit döneminde. Meyhanelerin açılması Abdülhamit döneminde. Biz bu yönlerini eleştirmezsek Allah’a karşı suç işlemiş oluruz. Bunları eleştirelim. Bunlar yanlış diyelim. Bunları biz tasdik edecek durumumuz yok. Bütün topraklar verilmiş, Osmanlı paramparça edilmiş, donanma mahvedilmiş. Adam mağdur, mağdur olduğuna acırız o ayrı Abdülhamit’e ben küfretmiyorum, hakaret etmiyorum. Mağdur yönüne acırım ama kahraman değil yani. Yok İsrail’e toprak vermeyi asla kabul etmem demiş. Theodor Herzl gelince işte “çık bre melun” demiş adamı dışarı. Böyle bir şey yok, baş danışmanı adamın neredeyse gece gündüz sarayda beraberler dürüst doğru olun. Yani samimi konuşun. Adam senin için adam öldürürüm diyor Theodor Herzl ve Musevilere ilk İsrail toprağının oluşacağı şekilde toprak veren Abdülhamit. Çok büyük alanlar, çok büyük toprak parçaları veriyor yani bir devlet kurulacak kadar büyük toprak parçası veriyor. İlk İsrail’in kuruluşunda o toprak parçaları üzerinde devlet kuruluyor. En faydalı işi budur Abdülhamit’in. Bu yönüyle kahramandır yani İsrail’in kuruluşuna sebep olduğu için kahramandır. Hakikaten o mazlumları orada muhafaza etti, onlara imkan tanıdı. Kanun da çıkarttı topraklar satılamıyordu, toprakların satılması için kanun da çıkarttı. İsrail’in orada devlet olmasını sağladı o yönüyle Allah razı olsun. O mazlumları ezdirmedi. Onu takdir ediyoruz ama tam aksini söyleyip kahramanlık edebiyatına gerek yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Can Dündar, Avrupa Parlamentosu Basın Konferansı’na katılarak Türkiye karşıtı konuşmalar yaptı. Dündar; “Aslında ben buraya dünyanın en büyük gazeteci hapishanesinden geliyorum. Türkiye’nin bir cehennem olduğunu söylemem gerek” ifadelerini kullandı. Konferans boyunca Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’yi IŞİD’e silah gönderildiği iddiasıyla eleştirdi.

ADNAN OKTAR: IŞİD’e silahı Türkiye gönderdiyse o silahın üstünde yazar nereye ait olduğu, kim tarafından yapıldığı yazar. IŞİD’in silahlarına baktığımızda Türk malı hiç silah yok. Ne kadar samimiyetsiz izah. Hepsi Alman malı, İngiliz malı, Amerikan malı, Çin malı, Rus malı silahlar. Ayıp yapıyor, çok çok ayıp yapıyor. Olmayan bir şeyi söylüyor. Boru gitmiş de yok borulardan havan topu yapacaklarmış kardeşim orada kullanılan borular su borusu, su borusundan havan topu yaparsan sen de havaya uçarsın. Su borusundan top mu yapılır? Havan mermisi içine koydun mu o boruyu darmakeşan eder öyle bir şey olmaz. Balistik çelik gerekir onun için. Ve kalın balistik çelik gerekir o basınca dayanamaz. Dolayısıyla su borusundan top yapılmaz. Keşke yapılabilse de Türk ordusunu öyle güçlendirsek. Öyle bir şey yok, öyle bir olay yok. Dürüst yaklaşmıyorlar. Birde IŞİD zaten Türkiye’yi direkt müşrik bir sistem olarak görüyor. Hükümete falan demediğini bırakmıyor. Silah almaz birde silahlarını zaten görme imkanımız oluyor bizim IŞİD’in yani yakalandıklarında silahlar Türk malı değil. Bunların milyonlarca mermiye ihtiyacı var Türkiye kendine yetmiyor mermisi nerede o adamlara o mermiyi verecek. Çok mantıksız olmuş. Silahların mermilerinin hepsi yabancı menşeili. Öyle bir şey yok ama diyebilir cehennem gibi ortam işte. Hapishane derse desin. Biz hapishane veya adam niye cehennem gibi görüyorsun diyemeyiz. Mantığı olmaz. Yalnız IŞİD’le ilgili iddiası doğru değil. Buna ait bir delil göstermesi lazım. Fotoğraf göster diyor fotoğraftan çıkan borulara baktık biz su borusu, ne kadar samimiyetsiz. Yiyecek malzemesi gidiyor bilmem ne. Yapı malzemeleri bu betonla diyor işte savunma mevziisi yapıyor diyorlar kardeşim insaf yani toprakla da yapılır savunma mevziisi, kayayla da yapılır ne alakası var?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 25 Kasım Kadına Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Erdoğan bir konuşma yaptı. İnancımıza göre insanlığın ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem ile Hz. Havva’dan doğup çoğalarak bugünkü yedi buçuk milyarlık nüfusuna ulaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Dikkat ederseniz ilk erkek olan Adem’i hangi saygı ifadesiyle anıyorsak, ilk kadın olan Havva’yı da aynı ifade ile zikrediyoruz. Nitekim Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz bizi bir erkek ve bir dişiden yarattığını, Kendi katında değerli olanında Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan olduğunu ifade ediyor. Bakınız burada erkek kadından veya kadın erkekten üstündür diye bir hüküm yok, tam tersine yaratılışta eşitlik var. Üstünlük ise sadece Allah’tan sakınmada yani takvada söz konusu olabiliyor.”     

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın bu konuşması tarihi konuşma oluyor tabii çok önemli yani Darwinizm’e öyle bir tokat vurdu ki o yumruk ta Londra’ya kadar adamları hoplattı, çok güzel. Çünkü onun imkanı bu kadar yeter. Biz niye homo sapienslerin hakkında daha geniş bilgi vermiyorsun falan ona gidecek durumu yok. Bir Cumhurbaşkanı ancak bu kadar konuşabilir ama bizim tabii destekçi olmamız lazım. Güzel olmuş Allah razı olsun. Darwinizm’i kabul etmediğini balyoz gibi bir ifadeyle çok güzel açıklamış, nefis Kuran’ın ifadesiyle açıklamış Allah razı olsun iyi oldu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Trump şükran gününde “Allah’tan Amerika’yı korumasını” istedi. Amerika’daki yayın organları “Trump şükran gününde Allah’ın adını anarken Obama yine anmadı” başlığıyla bu haberi verdiler. Trump konuşmasında şunları söyledi; “Bu ulusa evimiz diyebildiğimiz için çok kısmetliyiz. Amerika işte budur. Ailelerimizi yetiştirdiğimiz, sevdiklerimize baktığımız, komşularımıza göz, kulak olduğumuz ve rüyalarımızı yaşadığımız yer burası. Gelin sahip olduğumuz her şey için şükredelim. Allah sizi korusun. Allah Amerika’yı korusun” dedi.   

ADNAN OKTAR: Çok güzel, çok güzel, çok güzel maşaAllah çok güzel. Trump böyle sürekli Allah’tan bahsederse oraya bereket, bolluk, güzellik gelir. Amerikan rüyası yeniden canlanır, devam etsin, cesur olsun hiçbir şey olmaz.                

BEYZA BAYRAKTAR: Şimdi kısa bir ara verelim videolarla. Sonra devam ederiz inşaAllah. 

VTR: Yalan Söylemek Münafıkta Adeta Bir 'Akıl Hastalığı' Şeklindedir 

BÜLENT SEZGİN: Allah razı olsun. Bugün yayınımızın sonuna geliyoruz. Yarın tekrar birlikte olacağız hocamızla birlikte, sohbetimizle birlikte inşaAllah. İyi geceler. 



2016-11-29 19:02:23

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top