Sohbetler (11 Aralık 2016; 10:00)

GİZEM HANIM: Sohbetimize arkadaşlarımızla devam ediyoruz. Birazdan Hocamız da bizlerle birlikte olacak, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Selam. Ne konuşuyorsunuz?

DANIELA ZEYNEP BALAMAN: Münafıklık kitabından.

ADNAN OKTAR: Münafığı konuşmamız, tabii insanları şaşırtıyordur başka yok niye böyle? Felaketin tek kaynağı o. Şimdi mesela bomba patlattı adamlar, “kim patlattı” diyoruz? “PKK” diyorlar. PKK’nın falan patlattığı yok İngiliz derin devleti yapıyor. Daha da olmazsa işte “IŞİD yapıyor.” Kardeşim, IŞİD’de adamlar anadili gibi İngiliz aksanıyla konuşuyorlar. Bilmem ne Joe, bilmem ne Michael falan adamların isimleri. Daha da olmazsa işte El-Kaide, Taliban bilmem ne. Hepsi bütün bu tip örgütlerin tamamı hepsi İngiliz derin devletine bağlıdır bütün terör örgütleri, herkes bilir bunu. Oturup her seferinde teşhis koymaya çalışıyorlar anlamazdan gelip. Yok bu sefer şu yaptı, bu sefer bu yaptı öyle bir konu yok kardeşim. Talimat gelmeden adamlar böyle bir şey yapmaz. PKK’ya talimat gelir tak yapar adamlar. PKK’lılar öküz gibi adamlar hepsi kıro. Odun gibi herifler sığır gibi, altı ayda bir falan yıkanan adamlar. Bunların aklı buna yetmez. Doğrudan İngiliz derin devletinin işi bunlar. Ama çekinip söylemiyorlar. Yeni yeni işte bizim kardeşlerimiz bu konuları geniş çaplı gündem yapmaya başladılar.

38 şehidimiz mi var? Allah hepsine gani gani rahmet etsin. Allah şehadetlerini makbul etsin kabul etsin. Annesine babasına sevdiklerine aslanlarımızın Cenab-ı Allah sabr-ı cemil hayırlı bereketli uzun ömür versin. O şeref onlara yeter.

BÜLENT SEZGİN: Şehitlerimizin fotoğrafları vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Efeleri göster.

BÜLENT SEZGİN: Polis Amiri Kadir Yıldırım. Şehit öğrenci Berkay Akbaş. Şehit Emniyet Müdürü Vefa Karakurdu. Şehit Polis Adem Oğuz. Şehit Polis Adem Serin. Şehit Polis Ali Aksoy. Durmuş Öcal, Şehit Polis Emre Horoz, Şehit Polis Hamit Şahin. Şehit Polis Hasan Bilgin, yine Polisimiz İlker Uylaş, Mehmet Zengin, Metin Düzgün, Şehit Polis Mustafa Öztürk. Şehit Polis Oğuzhan Duyar. Şehit Polis Okan Doğan. Soner İdil, Yakup Çapat, Yasin İke. Ve Şehit Vatandaş Tunç Uncu.

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin nüfusu 83 milyon. 83 milyondan 38 kişi eksilmiş oldu. Biz etkilenmeyiz böyle bir şeyden. Yani 1 milyon kişide de etkilenmeyiz, 2 milyon da olsa yine etkilenmeyiz onu söyleyeyim. Yani hiç kimse bundan etkilenmez. Yıldırma falan da olmaz onu söyleyeyim. Ama İngiliz derin devleti açısından tabii önemli.

Mesela Şehit Emniyet Amiri Kadir Yıldırım Mardin Derik Kaymakamı şehit olduğunda “Allah inşaAllah bize de şehitlik nasip eder” yazmış sosyal medya sayfasında o zamanlar.

400 kiloluk patlayıcı geri zekalı PKK’lıların yapacağı bir şey değil. İngiliz derin devleti hazırlık yapmış adamlar. Yıllardan beri bu konuda zaten uzmanlar adamlar. Terör kundaklama falan. Ta 1. Dünya Savaşı’ndan önce Abdülhamit devrinde bunu çok iyi biliyorlardı. O zaman da bomba patlatıyorlardı. Abdülhamit’i de bombayla havaya uçurmaya kalkmışlardı. Hepsi aynı kafa.

O fotoğrafları göstersene, bu BBC muhabiri.

BÜLENT SEZGİN: Evet gösterebiliriz. “Bu fotoğraf İngiliz basınına ait. Her ne hikmetse İstanbul’daki saldırının hemen bir dakika sonrası İngiliz basını resim atıyor.”

ADNAN OKTAR: Bak, patlama oluyor bir dakika sonra İngiliz basınına resim ulaşıyor.

BÜLENT SEZGİN: “Ve ne tesadüfse kaldıkları otel tam da patlamanın yanı başında.” Evet, “BBC muhabiri patlama yeri manzaralı otel odasında kalıyormuş ne hikmetse.”

ADNAN OKTAR: BBC, İngiliz istihbaratının kullandığı en önemli haberleşme sistemlerinden bir tanesi. Yani konu açık anlaşılmayacak gibi değil.

Yapılacak yeni anayasada sevgi bahsi anayasaya geçsin. Devletin insanları sevmesi, insanların kendi devletini milletini sevmesi, vatandaşların birbirini sevmesi, insan sevgisinin ön plana alınması. Allah’ın yarattığı her şey, işte insan, hayvan, bitki, güzel olan her şeye olan sevgi. Bu anayasaya konsun uygun bir üslupla. Anayasada bir madde olsun sevgi konusu.

Ali Haydar Baş’ın “Hz. Mehdi Efendimiz şu anda hayatta” dediği bir videosu var, onu göstersene. Hadi mesela deseler ki bu insana işte sahte “Mehdi” deseler farz edelim veyahut “Mehdilik iddia ediyor” deseler veyahut işte “Mehdi zanneden herhangi bir kişi bu şahıs” deseler. Ne yapıyor? İslam’a hizmet ediyor, Mehdiyet’e hizmet ediyor. Şu an bir zararı oldu mu olmadı bilakis faydası oldu. Diyorlar ki işte “her yerde sahte Mehdiler var.” Kardeşim, zararı oluyor mu olmuyor mu ona bak sen, faydası oluyor. Ayrıca sahte Mehdi diye bir konu yok. Mehdi zanneder sadece kendisini, zannetmiş olabilir. Hiçbir mahsuru yok ve Mehdiyet’e hizmet etmiş oluyor. Ve dediği de doğru hakikaten Hz. Mehdi (as) aramızda, doğru söylüyor.

Bu hergeleler yakalandı mı bomba atanlar?

KATRAL GÖKTAN: 13 kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Elimizde saldırının nasıl planladığına dair bilgi ve belgeler var ancak soruşturmanın selameti açısından şu anda açıklamıyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Süleyman Soylu çok efendi bir insan. Cenazede iki ayet söylemiş doğru mu?

KARTAL GÖKTAN: Evet. Videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Yine yaparlar söyleyeyim. Yani bunun önü-sonu gelmez. Çözüm: Darwinist eğitim kaldırılacak. En büyük tokat İngiliz derin devletine. Rumi felsefenin yanlışlığı halka anlatılacak. Ateist Darwinist eğitimin bütün kalıntıları temizlenecek. İttihad-ı İslam, İslam Birliği teşvik edilecek Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere. Bütün Diyanet camiası bu konuda kararlı olacak. Sevgi ön plana alınacak. Bir de vatandaşa müdahale yetkisi verilmesi lazım. Yani terörist olduğunda teröristin üst-baş araması yapabilmesi, arabaysa arabada arama yapması vatandaşa da yetki olarak verilmesi lazım. 400 kilo bomba şehrin içinde gayet rahat ilerliyor kimsenin haberi yok. Halbuki şüphe üzerine arabalar aranmış olsa çok rahat yakalanır. “Nedir ulan bunlar?” dersin. Bir de müdahale yetkisi olması lazım. Mesela teröristin silahlı olduğunu biliyoruz ama vatandaşta silah yok. Vatandaşın kolluk kuvvete yardım olacağı şekilde bir kanun çıkarılsın. Mesela polis yardımcısı yahut kolluk kuvvet yardımcısı şeklinde bir yapı oluşturulsun. Her şeyi bilinsin bu insanların, aynı polis gibi. Polis yardımcısı yahut bir isim verilebilir. Yani kolluk kuvvet yardımcısı da denilebilir veyahut bekçi denebilir, bekçi statüsü olabilir hepsi olur.

Sevgi maddesi anayasada var ama çok flu geçiyor arada geçiyor öyle olmaz. Ayrı bir madde olarak çok kapsamlı açıklanması lazım. Var mesela “Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;” şimdi bu arada kaynamış bu, böyle olmaz. Bu çok uzun bir metin. Doğrudan saf sevgiyi talep eden anayasaya madde konsun. Çok mühim bir madde olarak yani geniş kapsamlı olarak da açıklansın.

Herkes zaten ahirete gidecek ama şehit olarak gitmek en güzeli, en hoşu, en ideali. Bir delikanlının bir kabadayının en çok isteyeceği güzellik. Kabadayının sonu şehadet. Yani yakışan budur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Saldırının hemen ardından İngiltere’den açıklama geldi. Dışişleri Bakanı Boris Johnson açıklamasında “İstanbul’daki saldırıyı kınıyorum. Düşüncelerim ve duygularım olaydan etkilenenlerle birliktedir. Birleşik Krallık terörle mücadelede Türkiye’yle çalışmaya devam edecektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye’yle çalışmaya kiminle çalışmaya devam edeceksin onu söyle? Hangi konuda çalışacaksın, kiminle? PKK’lıları çağırdılar İngiltere’ye, o dombiliyi mombiliyi hepsi orada. YPG-PYD falan. Türkiye’yle çalışıyor ama YPG ve PYD’yle çalışıyor. Biz öyle bir çalışma istemiyoruz.

Anlaşılmayacak gibi değil bakın, terör varsa, eylem varsa bilin ki arkasında İngiliz derin devleti vardır. Yok PKK yaptı, yok IŞİD yaptı, yok şu yaptı yok bu yaptı, yok paralel yapı yaptı. Ne paralel ne IŞİD ne PKK; tek bir merkez var, bir tane merkez vardır o da İngiliz derin devletidir. İngiltere’de bu adamlar cayır cayır alenen 200 yıldan beri faaliyet yapıyorlar.

Londra’da sarayın altına bir baksınlar 100 metre altına. Sığınak mı, toplantı salonu mu neyin nesi bize bir bilgi versinler. Biraz şaşırmışlardır ama işte kulağımıza geliyor. Umarım herhalde yakında fotoğraflarını da yayınlarlar rica ederiz. Sarayın içinden daha süslü alt tarafı ne hikmetse. Bir istirham edelim bize bir bilgi versinler. Umarım kendileri bildirirler, inşaAllah.

Canlı bomba falan, şimdi canlı bombayı polis etrafını çevirerek durdurmuş. Terörist kendini patlatmış hepsi şehit olmuş orada aslanlar. Polisin böyle bir durumda elektronik kontrol gücü olsun. Yani robotla durduralım. Polis bir müstahkem mevzi içerisinde olsun kum torbalarından oluşmuş, polis kontrol noktasında robot kontrol etsin arabayı. Gelsin yanaşsın içini video filmle göstersin, kayda alsın hem, hem de göstersin. Polis de aynı anda canlı olarak seyretsin. Yani kamera arabanın içine girecek gibi olacak. Uzaktan yönetilen kamera her tarafına girecek arabanın bakacak falan. Bir de o tip şeyde polisin yani netse bomba varsa, adamın da niyeti bozuksa müdahale yetkisi olması lazım. Ama elektronik kontrol en akılcısı, elektronik kontrol olsun. Kamerayla hastanın vücuduna bile giriliyor, beyin damarlarına giriliyor, arabanın içine niye girilmesin? Kamerayla arabanın içine girsinler. Polisin bizzat gidip kontrol etmesine gerek yok. Elektronik sistem kursunlar kamera arabanın içine girsin her tarafına baksın. Bir de polisi tedirgin etmek de biraz anormal bir hareket.

“PKK’yı dümdüz yapalım” etiketi var tamam güzel, nasıl dümdüz yapacaksın? Fikirle yapacaksın. Darwinist eğitim olduğu müddetçe PKK’yı dümdüz etme diye bir konu olmaz. Adamın felsefesini savunuyorsun. Adam ateist Darwinist, sen de ateist ve Darwinistsin. Darwinist olduğunda otomatik ateist olursun, mecburen olursun. Çünkü “Allah yaratmadı” diyorsun “tesadüfen yaratıldı insanlar” diyorsun. “Kainat tesadüfen yaratıldı” diyorsun “Hz. Adem (as), Hz. Havva (as) yok” diyorsun. Dini inkar etmiş oluyorsun işte. Yani ateist olmasan bile dini inkar etmiş oluyorsun. Ne diyorlar dini inkar edene? Deist, evet. Bugün deist olan yarın başka bir şey olur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz yayın organı Financial Times, Beşiktaş’ta gerçekleşen saldırının ardından yayınladığı yazıda, saldırıyı Türkiye’de yaşanan yeni anayasa ve başkanlık sistemi tartışmalarıyla ilişkilendirdi. Financial Times, terör saldırısıyla ilgili haberinde; “Saldırı, Erdoğan’ın başkanlığını güçlendirecek ve 2029 yılına kadar ülkeyi yönetmesine imkan tanıyacak yeni anayasa taslağının kamuoyuyla paylaşmasından saatler sonra gerçekleştirildi” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne alakası var ne fark eder? Biz olaya akılcı bakıyoruz. Bomba patlaması patlamaması falsan bizi ilgilendirmez ki. Bomba patladı şöyle düşünüyoruz, bomba patlamadı böyle düşünüyoruz böyle bir kafa olmaz. Neyse milletin menfaati o yönde düşünürüz. 2029’a kadar falan bir de o nereden çıktı? Kimin ne zaman nerede ne olacağı belli değil ki. Ömrümüz bizim yakamızda bir işaretle işaretlenmiş değil her an insanlara bir şeyler olabilir, her insansa bir şeyler olabilir. Yarına çıkacağımız belli değil. Bir saat sonra yaşayıp yaşamayacağımız belli değil. Dolayısıyla yanlış o. Ama tabii uzun vadeli düşünür Müslüman, ileride güzel şeyler yapacağını düşünür o ayrı mesele. Ama bu garantiye gelip bindirdi bilmem ne öyle bir şey yok. Tayyip Hoca samimi davrandığı için biz destekliyoruz. İslam’a, Allah’a, Kuran’a yakın davrandığı için. Ama daha hala Darwinizm’i ortadan kaldıramadı tabii bu çok acı. Asıl istediğimiz bu, bunu bekliyoruz ondan. Rumiliğe zaten el atacak gibi değil. Çünkü gücü yetecek gibi değil. Muazzam yapılanmış Türkiye’de Rumilik. Bir de Anadolu Rumiliği şeklinde göründüğü için hiç görünmüyor. Zor iş, bir anda hallolacak gibi değil. Ama Darwinizm rahatça tepelenecek gibi. Çünkü biz zeminini hazırladık, yüzde 80-90 şu an Darwinizm’e inanmıyor zaten. Hükümet bir üflese biter Darwinizm.

Dün gece patlamadan 15 dakika önce geçmiş Tayyip Hoca oradan. O da biraz karanlık tabii. Tayyip Hoca’nın oradan geçmesinden 15 dakika geçiyor sonra patlama oluyor. Bayağı karanlık. Direkt Tayyip Hoca’ya yönelik bir hareket olduğu anlaşılıyor. Ona yönelik bir suikastı becerememiş de olabilirler. Doğrudan ona yönelik yapılmış olabilir. Son anda olayı çevirmiş olabilirler. Bence direkt Tayyip Hoca’ya gözdağı vermek için yapılmış gibi görünüyor. Hani “İstesek patlatırdık, sen geçerken de patlatırdık ama yapmadık yani her an tehlikedesin” gibi bir mesaj vermek istemiş olabilirler.

Bence PKK’nın kafasını iyice ezmek lazım. Yani hallaç pamuğuna çevirmesi lazım polisin. Türkiye’den kazımaları gerekiyor. Bunların şımarıklığına ani son verilmesi lazım. 15 gün içerisinde kazıyacak gibi bir strateji uygulanması gerekiyor. Bu şımarıklık hiç normal değil. Darbe girişiminde de aynı şekilde 15 dakika arayla kurtulmuştu Tayyip Hoca, bak şimdi de 15 dakika. Burada bir zaman benzerliği de var burada bir kasıt olduğu anlaşılıyor. Bunlar bir oyun oynuyorlar. Bak adamlar oraya müteveccih oturmuş, canlı yayında gösteriyor patlamayı.

Evet, dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bu gece Hicri Rebiyülevvel ayının 12. Gecesi. Peygamberimiz (sav)’in doğum günü. Tüm Müslümanların Mevlit Kandili’ni kutluyoruz, inşaAllah.

 ADNAN OKTAR: Evet, Allah tekrarını bütün mümin kardeşlerimize nasip etsin.

Tayyip Hoca dünkü konuşmasında İngiliz derin devletine dikkat çekmiş ama kapalı söylemiş. “100 yıl önce Beyoğlu sırtlarında işgalcilere alkış tutanlar vardı” diye darbecileri tarif etmiş o zamanki. Beyoğlu sırtlarında zaten Galata Kulesi var. Galata’da onlar yoğunlaşmışlardı. İşgalciler de İngilizlerdi. Ama kapalı söyleyebilmiş. Tayyip Hocam direkt açıkça söylesin. Onlar çekinmiyor o mu çekinecek? Direkt bindirsin hiç bir şey olmaz.

Anayasaya sevgi maddesi konsun, Darwinizm de Türkiye’den kazınsın. PKK’ya ve bütün Avrupa’ya, İngiliz derin devletine en büyük darbe onun ideolojisine vurmakla olur. İngiliz derin devletinin 200 yıllık en büyük eylemi, en büyük ideolojisi, en hayati dini Darwinizm’dir. İngiliz derin devletinin dinini vurup darmadağın ettiğinde İngiliz derin devletine en büyük darbeyi indirmiş olursun. Başlarına hidrojen bombası patlamış gibi olur. İngiliz derin devletini eğer hükümet dağıtmak istiyorsa onların dinini vursun, Darwinizm’e vursun. İngiliz derin devletini bitirecek olan budur, PKK’yı da bitirecek budur. 

Haber çıkarmışlar ne diyorlar? “Türkiye’nin nüfusu 83 milyon. 83 milyondan 38 kişinin eksilmesi milletimizi yıldırmaz. 3 milyon kişi eksilse de bizi hiç yıldırmaz.” Tamam ne var bu ifadede? Geniş bir konuşmanın içinden alınmış bir bölüm. Çanakkale’de biz 250 bin şehit verdik bizi hiçbir şekilde bu yıldırmadı. Ve halen de yıldırmıyor da ama ürkekler, korkaklar, yılgınlar için 38 kişi değil 3 kişi bile olmuş olsa yılgınlık sebebi oluyor. Sesi titriyor ağlamaklı, korkak yani yılmış, ezik, teslimiyetçi. “Hemen” diyor “masaları kuralım, Abdullah Öcalan’a da gidip müracaat edelim, kurtarırsa bizi o kurtarır, aramızı bulsun kurtarsın” bu kafadalar. Biz de diyoruz; 38 kişi değil 250 bin kişi olsa, 3 milyon, 5 milyon kişi olsa bir şeyi değiştirmez. Bu vatanın bir karış toprağını vermeyiz. Otuz üç milyonun tamamı şehit olursa vatanın tamamı onların olsun. Her zaman söylüyoruz. Ama ürkek olanlar tabii otuz sekiz kişi değil de yahut elli kişi beş yüz kişi olsa, bin kişi olsa mesela şehit sayısı Türkiye’yi teslim eder adam. Korkak yani acayip korkak ben bu korkaklara bunu söylüyorum, ürkeklere. Yiğit, delikanlı adama sözüm yok benim, aciz, korkak, ürkek, teslimiyetçi, ufacık bir olay olsa hemen Abdullah Öcalan’a gidelim aramızı bulsun. Masaya oturalım, süreç başlasın diyen Türkiye’yi PKK’ya adamlar var malum İngiliz derin devletinin etkisinde olan adamlar var, benim sözüm ona. Seksen üç milyon Türkiye şu an, seksen üç milyonun tamamı şehit olur o zaman Türkiye’nin tamamı onların olsun. Ama isterse otuz üç milyon şehit veririz, isterseler altmış beş milyon olur. Fark etmez yani bu vatan toprağını vermeyiz bunu unutacaklar.  Yalnız bu gazetelerin de böyle garip bir vicdanda olmaları böyle fırsatçı olmaları, şehitlik gibi güzel bir makamı kullanmaya kalkmaları, zor ve karmaşa anlarını kullanmaya kalkmaları, sıradan bir davranış. Yani asil bir insanın aklı başında bir insanın yapacağı bir şey değil. Yani fırsatçılık, samimiyetsizlik başka bir şey değil. Orada kastedilen belli yiğit duruş sergilememiz gerektiğini vurguluyorum. Yani ürkeklerin, korkakların, acizlerin o pasifist teslimiyetçi ruhlarını düzeltmek. Onların o aciz ve zavallı üsluplarını, geriye çevirmek için yapılmış bir konuşma.  Gayet de güzel konuşma, orada garip olan ne var yani ben şehitlerin yüce bir makamda olduğunu uzun uzun anlattım.  Şehitliğin büyük bir şeref olduğunu anlattım.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah bize de nasip olur diye duanız var.

ADNAN OKTAR: Her zaman tabii ki, Allah bize de nasip etsin. Ailelerine sabr-ı cemil, uzun ömür istiyorum Cenab-ı Allah’tan her seferinde söylüyorum.  Dolayısıyla bu açıklamada en ufak yanlış olan bir ifade yok. Çok çok samimiyetsiz, provokasyona yönelik bir üslup gibi görünüyor. Yakışıksız yani böyle bir konuyu samimiyetsizce kullanmaya kalkmak garip. Yani kendileri bir kısmı çok ürkek, tedirgin ve teslimiyetçiler birçoğu bu adamların biz biliriz. İşte “süreç başlasın, Sayın Öcalan” bilmem ne diyen adamlar, bazıları bu tiplerin içerisinde bunlara bir reaksiyondur bizim cevabımız. Türkiye’nin nüfusu seksen üç milyon doğru, seksen üç milyondan otuz sekiz kişinin eksilmesi Cenab-ı Allah bizim canımızı aldığında Allah diyor “kâinatı Ben iki tarafından eksiltiyorum” diyor ayet var. Biz şehit olduğumuzda dünyadaki nüfus azalmış olur. Eksilmiş olur, azalmış olur. Bunda şaşacak ne var? Bu doğru olan bir şey yani milletimizi yıldırır mı diyeyim ben? Milletimizi yıldırmaz diyorum. Nasıl denir? Otuz sekiz şehidimizin olması milletimizi yıldırmaz, doğru. Nasıl diyelim? Yıldırır mı diyelim yıldık mı diyelim. Doğru olan budur.

SERAL İBRAHİM KÖPRÜLÜ: İlgili gazetelerde zaten hep “ağlıyoruz, yas tutuyoruz” gibi ifadeler vardı.

ADNAN OKTAR: Tabii aciz bir ifade herhalde onu bekliyorlar. Biz öyle bir ifadede bulunmayız. Allah diyor “Biz arza geliyor ve onun çevresinden eksiltiyoruz.” Biz şehit olduğumuzda Cenab-ı Allah bizim canımızı alır ya şehitler âlemine götürür. Yahut ahiret âlemine götürür. Ve dünyada insanlar eksilmiş olur. Mesela Çanakkale’de bizim iki yüz elli bin aslanımız vardı. Allah’ın hükmü o oldu. Ve o nüfus eksilmiş oldu. Bunu Allah söylüyor, ayette söylüyor. “Biz arza geliyor onu çevresinden eksiltiyoruz” diyor Allah. Burada da bir acayiplik yok, bunların zoru nedir ben anlayamadım. Şehadet alemine gittiğinde buradaki kardeşlerimizde bir azalma olur ama bu azalma bizi mağlup etmez, biz bundan yılgınlığa düşmeyiz, bitkinliğe düşmeyiz bunlar aciz bir edebiyat yapmamızı istiyorlar, aciz bir üslup kullanmamızı istiyorlar. Ben diyorum “Milletimiz hiçbir baskıya boyun eğmeyecek, gerekirse milyonlarca şehit verse de vatan toprağının tek bir karışını bile teslim etmeyecektir” diyorum, gayet güzel işte açıklamam bu. “Yüz binlerce şehit versek de bir takım acizlerin, korkakların, yılmışların aksine ve inadına milletçe yılmıyoruz ve asla yılmayacağız” diyorum açıklamam yine bu. Burada şaşacak ne var? Neyini bunun eleştiriyorsunuz? Ben anlayamadım bu adamların zoru nedir? Cumhurbaşkanımız da diyor; “Bizi bunlarla korkutacaklarını sanıyorlarsa biz meydanı bu kahpelere bırakacak kadar alçalmadık” diyor. Tamam, sen neyi kastediyorsun o zaman? Yıldığını mı söylemek istiyorsun? Korktuğunu mu söylemek istiyorsun? Aczini mi söylemek istiyorsun? Neyi söyleyeceksin? Ben ne diyorum? Yılmam, korkmam ve yılmayız ve korkmayız milletçe diyorum. Şehitler versek de, insanlarımızı Cenab-ı Allah ahirete alır, cennetine alır burada tabii ki bizim sayımız azalır, tabii ki sayımız azalır ama yılmayız. Aynı sayıda olmayız eksilmiş oluruz, azalmış oluruz, sayımız azalır ama bu bizi yıldırmaz aynı gayrette, aynı tavırda devam ederiz.

Bizim de, benim de arkadaşlarımdan şehit olanlar var, gazi olanlar var. Benim üç kardeşim şehit oldu. Bunlar istiyor ki böyle ağlasın, acze düşsün, perişanlığını dile getirsin, bizim bunlara gücümüz yetmiyor diyecek, bir an önce masayı kuralım, diyalog başlasın, konuşmalar başlasın, süreç başlasın, Öcalan’ın huzuruna gidelim diyeceğiz bunların kafasına göre, bazılarının bunlar derken bazı acizlerin. Yılgınlık kafalarında değil mi? Biz hiçbir şekilde yılmayız bunu bilecekler. Otuz sekiz kişi değil, otuz sekiz bin şehit vermiş olsak yine yılmayız. Diyorlar ki işte “evlere ateş düştü, yüreğimiz yandı, mahvolduk, bu gidişat nereye böyle? Türkiye çöküşe gidiyor” bilmem ne üsluplar. “Yine” işte “evlere ateş yağmaya başladı, canımız yandı.” Kardeşim sen kimin ağzıyla konuşmuş oluyorsun?

Tevbe Suresi 52’de, “De ki: "Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı bekliyorsunuz?” Şehitliği Allah güzellik olarak veriyor.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, 15 Temmuz gecesi de vatandaşa silah sıkarak korkutmayı amaçlamışlardı, bu şekilde darbe yapmayı planladılar ama vatandaş, millet birlik oldu inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bunlar hep işte “Ocağımız yandı, bittik, mahvolduk” falan edebiyatı isteyen tipler bir kısmı, bunu biz kabul etmiyoruz Bunları yiğitliğe alıştıracağız, cesarete alıştıracağız, korkusuzluğa alıştıracağız. Otuz sekiz kişinin şehit olmasıyla biz vazgeçmeyiz. Yüz otuz sekiz kişi de olsa fark etmez, yüz otuz sekiz bin de olsa fark etmez, fark etmez de fark etmez. Biz şehit vermeye alışık bir milletiz, ilk defa burada şehit vermiyoruz Türkiye’de. Çanakkale’de iki yüz elli bin şehit verdik biz, asla yılmadık. Hiç askerimiz kalmamıştı o devirde, hemen hemen herkes askere gitti o devirde. İnsan sayısı acayip azaldı yani erkek sayısı, erkek olarak insan sayısı acayip azaldı. Okullar bomboştu buna rağmen vatan toprağından bir karış vermedik biz. Nüfusumuz azaldı ama biz yılmadık. Bizim anlattığımız aynısı. Nüfusumuzun azalması bir şeyi değiştirmez. Şehadetle, şerefle mücadelemize devam ederiz, anlattığımız bu.

Allah diyor ki Ali İmran Suresi,146’da şeytandan Allah’a sığınırım; “Nice Peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler” yani Müslüman kişiler, önde gelenler. “Allah yolunda mücadele girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik (yılgınlık) gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever.” (Ali İmran Suresi,146) Şehitlik de olabilir, bombalar da patlayabilir, milyonlarca kişi şehit de olabilir, nüfusumuz azalabilir hiç fark etmez. Mücadeleye devam ederiz.

Bir de yapılan eylemin bizce etkili olmaması, bizlere etkili olmaması, bazılarını kızdırmış gibi görünüyor. Yapılan eylemden Müslümanların korkmasını, yılmasını istiyorlar. Korkmadığımızı, yılmadığımızı, kararlı olduğumuzu, bu tip olaylardan hiç etkilenmeyeceğimizi görünce de ağlamaklı oluyorlar. Siz ağlamaklı olmaya devam edeceksiniz, biz de asla yılmayacağımızı size göstereceğiz. Mesela normalde terör olayı olduğunda halk sokaklara çıkmıyordu eskiden. Ben özellikle terör olayları olduğunda çarşıya çıkıyorum, adamların oyununu bozmak için. Bugün de dışarıdaydım. Daha önce de adamlar “dışarı çıkma” falan diyorlardı. İnadına çıktım. Bugün tekbirler, salavatlar yeri göğü inletti. Çok ağırlarına gitti, hiç umursamıyoruz ya. Etkilenmiyoruz çok ağırlarına gidiyor. Binlerce vatandaş olay yerine yürüdü. O daha çok ağırlarına gitti bir kısmının.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: “Hayat çok basittir. Sadece yemek ye, uyu ve dans et” sözünün İngilizce capsini yapmışlar Adnan Bey. Üniversiteli gençler arasında bu caps çok yaygınlaştı. Gençler sosyal medya hesaplarında, Facebook ve Twitter sayfalarında bu sözü yaygın şekilde kapak resmi yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: E o zaman hayatın bir anlamı yok ki. Yemek ye, dans et. Böyle bir hayat hiç kimse istemez. Hiçbir üniversiteli de istemez.

Eric Edelman var biliyorsunuz. Eski Ankara Büyükelçisi. “Türkiye iç savaşın eşiğinde” dedi. Bir gün sonra bombalama oldu. Bir gün sonra da Wall Street Journal, Tayyip Hoca’nın neo Osmanlı olduğunu, Ortadoğu’da gayri resmi lider olmaya çalıştığını yazdı. Fesli resmini falan yayınladı. Sürekli bir atak halindeler. Olayın kökünde İngiliz derin devleti var özetle. Ve birçok yer de teşvik ediyor. Bu yazarlar, çizerler falan silsile yoluyla, dolaylı olarak farkına varmadan veyahut bilerek İngiliz derin devletinin etkisindeler.

Ben her seferinde şehitlerimizi kutluyorum, şehadetleri için dua ediyorum. Allah’ın şehadetlerini kabul etmesi ve ailelerine de Cenab-ı Allah’tan sabr-ı cemil her seferinde. Ve şehadetin yüceliğini, güzelliğini imrenerek anlatıyorum. Ve bütün gençlik de imreniyor şu an. Geceli-gündüzlü bunu anlattığımız için herkes imreniyor maşaAllah.

SEMİH MERİÇ: Resimlerini gösterip herkese tanıtıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Tabii.

SERAL İBRAHİM KÖPRÜLÜ: Hatta bir ara birçok internet sitesi şehit bile demiyordu Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii. Matem marşıyla ağlayarak, yılgınlık üslubuyla şehitleri kaldırıyorlardı. İşte “Bir an önce masaya oturmamız lazım. Öcalan ile görüşülmesi gerekiyor. Süreç hemen başlanması lazım. Bu acıyı yürek kaldırmaz. Artık her yere ateş düştü” falan bu tip mantıkta. Şimdi biz bu mantığı kırdığımız için bu adamların ağırına gidiyor. Ağırlarına gitmesi önemli değil. Biz devam edeceğiz.

CAN DAĞTEKİN: Siz, “şehitler tekbirlerle kaldırılsın” demiştiniz. Tekbirlerle kaldırılıyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii, elhamdülillah. Daha önce böyle bir şey pek yoktu.

KARTAL GÖKTAN: Sizden sonra bakanlar ve siyasiler de “biz de şehit olmak isteriz” diye açıklamalar yaptılar.

ADNAN OKTAR: Tabii, bak hiç söylenmiyordu o. Cumhuriyet tarihinde hiç duyulmamış bir şey bu. “Biz de şehit olmak isteriz, Allah bize de nasip etsin.” Hiçbir siyasi lider demedi şu ana kadar. Ben söyledikten sonra, ben bunun yolunu açtıktan sonra, anlattıktan sonra Başbakan, Cumhurbaşkanı herkes söylemeye başladı. Cumhuriyet tarihine bakın, tek kişi böyle bir şey söylememiştir. Türkiye’nin tarihinde yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni anayasaya göre cumhurbaşkanına tanınan yetkiler şu şekilde açıklandı Adnan Bey. Kararname çıkarabilecek, üst düzey kamu yöneticilerini atayabilecek, görevlerine son verebilecek, istediği sayıda yardımcı atayabilecek, OHAL ilan edebilecek, uzatıp kısaltabilecek. Özel bir yetkiyle bütün bakanlıkları ve kamu kurumlarını yeniden yapılandırabilecek. Bütçeyi meclise cumhurbaşkanı sunacak.

ADNAN OKTAR: İşte bütün millet kabul ediyorsa, herkes kabul ediyorsa olur. Ama bunun kararını millet verir. Ama benim Tayyip Hocam’a tavsiyem bu ikili sistem iyi. Yani üzerine şimşekler gelmiyor. Başbakan da var, cumhurbaşkanı da var. Dikkat ikiye bölünüyor, sorumluluk ikiye bölünüyor ve tepkiler de dolayısıyla ikiye bölündüğü için ne cumhurbaşkanı, ne başbakan yıpranmamış oluyor. Ama öbür türlü tek kişinin üstüne yüklenecek. Bilmiyorum, bunu iyi değerlendirmek lazım. Çünkü sonuçta aynı hizmet yapılacak. Fark eden bir hizmet yok. Ekstra bir hizmet parlaması olmaz. Hayırlısı neyse o olsun. Allah neyi hayırlı kılarsa, kaderde ne varsa o olur.

Ben daha önce hep hüzünlü ağlamalar, ah-u eninler oluyordu. Ve matem marşı çalıyordu bandoyla. Ben dedim ki “Ya Allah bismillah Allahu ekber” diye tekbir getirilsin dedim. Matem marşı da çalmasın dedim. Bak o gün bu gündür matem marşı yok. Ve o gün bu gündür “Ya Allah bismillah Allahu ekber”, her yer inliyor. Allah’a hamd olsun, elhamdülillah. Dua mahiyetinde söylüyoruz, Allah duamıza icabet ediyor.

GÖKALP BARLAN: Bunun bir pagan kültürü olduğunu anlattınız Hocam. Peygamber Efendimiz(sav)’in de onu yasakladığını söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Evlerimize ateş düştü, yandık bittik” haberleri, bunlar yanlış. Vız gelir tırıs gider, istediklerini yapsınlar. Asla yılmayız, asla bölünmeyiz, asla taviz olmaz. Yolumuzda dimdik ilerleyeceğiz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: SETA Vakfı Uzmanı Hasan Basri Yalçın, Haber Türk’e saldırı sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi. “Bu saldırı El-Bab operasyonunun hareket kazandığı ve PYD’nin önünü tam olarak kesmek üzere olduğumuz zamanda yapıldı. Şu anda bu saldırılar çok canımızı yakıyor. Ama istedikleri gibi parçalanmaya değil, tam aksine birlikteliğe sebep oluyor. Ülkenin her yerinde ‘diz çökmeyeceğiz, teslim olmayacağız’ sesleri yükseliyor. Birliktelik gücü çok arttı. Bunu artık vatandaş bir savaş olarak görüyor ve her şeyini ortaya koyacak gibi gözüküyor.” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii, güzel. Bunu fark etmelerine vesile olan bizlerin açıklamaları. Çünkü bak, bizim görüşümüzü söylüyor zaten. Halkta oluşan yorumu, halkta oluşan ruhu anlatıyor.

BÜLENT SEZGİN: Ekonomi Bakanımız’ın bir açıklaması vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Nihat Zeybekçi İstanbul’daki saldırıya ilişkin şöyle bir açıklama yaptı: “Sonu onlar için ölüm. Onların yani saldırganların adları bile anılmayacak. Arkalarından aileleri bile belki sahip bile çıkmayacaklar. Ancak bizim için en fazla ne olur? Şehadet olur.” İfadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Güzel. İstanbul Barosu da mesela bak, “Yılmayacağız, korkmayacağız, sinmeyeceğiz.” diyor. Adam ne diyor? “Yılacaksın, korkacaksın, sineceksin.” diyor. Yok, bizim alnımızda delikanlı yazıyor. “Terör yıldırmaksa yılmayacağız, sindirmekse amacı sinmeyeceğiz, asla korkmayacağız. Onun amacına ulaşmasını mutlaka engelleyeceğiz. Bölünmeyeceğiz, böldürtmeyeceğiz.” Bizim görüşümüzün kısa bir özeti bu işte.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Alman Deutsche Welle haber kuruluşunun muhabiri Chase Winter, İstanbul’daki terör saldırısını “çok başarılı bir PKK terör saldırısı” olarak niteledi. Alman gazeteci tepki almasının ardından PKK’yı övmek istemediğini, sadece bu saldırının PKK açısından çok başarılı bir psikolojik savaş taktiği olduğunu anlatmak istediğini savundu. Bu kişinin PKK’lılarla birlikte çekilmiş fotoğrafları var.

ADNAN OKTAR: Nerenin başarısı? Hiç ummayız böyle bir üslupta bulunmasını bu arkadaşın ama umuyoruz demek ki bu halini gördüğümüze göre. Şu resimleri gördükten sonra, umuyoruz. Normalde beklemeyiz.

Allah gani gani rahmet etsin aslanlarımıza. 39 aslanımız Cenab-ı Allah’ın şehadet makamına yükseldiler. Ne mutlu onlara. Allah bize de nasip etsin. Onlarla iftihar ediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Yeni şehidimizin fotoğrafı da vardı, en son.

ADNAN OKTAR: Bakayım aslanımıza. Ay benim aslanıma.

KARTAL GÖKTAN: Selin Çelik.

ADNAN OKTAR: Allah şehadetini makbul etsin. Ne mutlu sana, melek gibi gitmişsin şehadet alemine.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriye’de kalan son hastanelerin bombalanma anının görüntüleri ortaya çıktı Adnan Bey. Hastane rejim güçleri tarafından varil bombaları ile bombalandı. Londra’da bir Doktor, Suriye’deki bu hastaneyle Skype kanalı ile bağlantıya geçip, oradaki doktorlara yardımcı olmaya çalışıyormuş. Bu kişi, “Sanırım rejim güçleri bu bağlantı sırasında koordinatları elde ettiler. Çünkü saldırı tam olarak ameliyatın yapıldığı yerde gerçekleşti.” şeklinde bir açıklama yaptı. Bombalama anının, doktorun açıklamasının görüntüleri de vardı.

ADNAN OKTAR: Tabii çok büyük bir zulüm.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Güneydoğu’da HDP’ye ait belediyelerin birçoğu kaynaklarını PKK’ya ayırdığı için halka hizmet veremiyordu. Ancak hükümetin atadığı kayyumlardan sonra ilk defa bölge halkına düzenli hizmet verilmeye başlandı. Diyarbakır’ın Hani ilçesinde de kayyum atanmasının ardından, ilçeye ilk defa belediyeye ait renkli çöp kutuları yerleştirildi. Fotoğrafı da vardı. Yaşadıkları sokaklarda ilk defa çöp kutusu gören çocuklar, dikkatli bir şekilde kutuyu inceleyerek ne olduğunu anlamaya çalıştılar. Ayrıca Süslü İlkokulu da ilk defa okullarına çöp kutusu yerleştirildiği için belediyeye teşekkür pankartları hazırladı.

ADNAN OKTAR: Güzel. Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak, neden yeni anayasa sürecine dahil olduklarını şöyle anlattı: “Süreç devam ederken seyirci kalmak da mümkündü fakat MHP seyirci kalmak yerine etki edici bir mahiyette, sürece yapıcı, kendi programını, siyasi yaklaşımını ve özellikle Türk milletinin menfaatleri doğrultusunda kayda değer önerilerini sunmuş, bunlarda da kayda değer neticeler almıştır.” dedi.

ADNAN OKTAR: Gereken şey Türkiye’de Darwinist eğitimin durdurulması. Bu bombalar, şunlar bunların patlamasının nedeni Darwinist eğitim. Yani İngiliz derin devletinin dinini ortadan kaldırdığımızda İngiliz derin devletinin başına dünyayı geçirmiş oluruz. Darwinizm, Rumilik, homoseksüellik. Adamların başka bildiği yok. Ama en önem verdikleri şey Darwinizm. Darwinizm’in yıkılması bunlara en büyük darbeyi oluşturur. Mahveder yani. PKK’yı da mahveder, hepsini mahveder. PKK, IŞİD, paralel yapı şu bu dedikleri şeyin hepsi, tamamı İngiliz derin devletidir. Onun çeşitli isimleridir. İngiliz derin devleti 70 ayrı renkte ortaya çıkıyor. “Deccalden her türlü ses çıkar” diyor Peygamberimiz (sav). Bak, “her türlü ses çıkar” işte bu. O tarz da ses çıkıyor, bu tarz ses de çıkıyor, başka tarzda ses de çıkıyor. Çıkan seslerin haddi hesabı yok.

Yas ilan etmemizi istiyor, yas. Ağlamamız, üzülmemiz, ‘vah vah’ dememiz. Kardeşim biz 250 bin şehit verdik. Gözümüzden damla yaş akmadı, Çanakkale’de. Biz kabadayı bir milletiz, yiğit bir milletiz. Üç milyon şehit versek, gözümüzden tek damla yaş akmaz. Allah, vatan, millet, bayrak. Bizim için önemli olan bunlardır.

HAKAN KURTUL: Allah Müslümanlara üzülmeyi haram kılmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii, bunlar şirk içinde olmamızı istiyor. Senin ağlaman ne demek? Üzülmek ne demek? Sen diyorsun ki, “Bunu Allah’ın dışında bir güç yapıyor.” Allah yaptığında hayırla yapar. Onu yaradan şehit olacak şekilde yaratmış. Sahibi onu şehit olarak yaratmış, o aslanları. Mesela bak o güzel kuzumuz da şehit oldu. O da daha ilk doğduğunda Allah onu şehit olarak ayırmış.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz gazetesi The Times, Türkiye’nin NATO’daki Batı yanlısı asker ve diplomatlarını geri çekerek, yerine Rusya, Çin ve İran yanlısı isimleri atadığını iddia etti.

ADNAN OKTAR: Rusya güzel bir ülke. Çin de mazlum insan. Bunlara niye bozuluyorsun? Avrupa yanlısı olmasının bir mahsuru yok. İngiliz derin devletine adam hizmet ediyorsa, tepesine bineriz, kanunla hukukla. 

Evet, dinliyorum ben seni.

BÜLENT SEZGİN: CIA yetkilileri Rusya’nın, Amerikan seçimlerine elektronik olarak müdahale ettiği ve Trump’ın seçimleri bu şekilde kazandığına dair bir rapor hazırladı. Trump’ın ekibinden CIA’nın bu iddiasına yazılı bir açıklama ile cevap verildi. Trump bu iddiayı ortaya atan CIA elemanları için “Bunu iddia eden kişiler zamanında Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğunu söyleyen kişiler” dedi ve bu tip yalan haberlere itibar edilmemesini istedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim onlar İngiliz derin devletinin elemanları, CIA dediği şey, CIA’daki o elemanlar İngiliz derin devletinin elamanları. Amerika’daki dindarların başarısı bunların ağrına gitti. Bunlar Rumi, Darwinist ve homoseksüel yanlısı olan adamlardı. İngiltere’nin etkisi altında olan, İngiliz derin devletinin etkisinde olan adamlardı. Şimdi ne oyunu oynayacaklarını şaşırdılar, ne diyeceklerini şaşırdılar. İstiyorsan yine seçim yap, ezer geçer. Amerikan halkının oylarına saygı göstermeleri lazım, saygı göstermeyi de bilmiyorlar.

Bu CIA, Irak’taki kimyasal silahlar raporu vardı onun biliyorsunuz atmasyon işte dünyayı kazıyacak silahlar var, kimyasal silahlar falan var diyorlar. Bu raporunu İngiliz MI6 belgelerine dayandırarak yapmıştı o zamanlar bak MI6 yani İngiliz derin devletinin desteklediği en önemli kurumlardan biri. Ama bak Trump açıkça İngilizler olduğunu söyleyemiyor o da çekiniyor. Halbuki Tayyip Hocam, Trump hepsi birden bir anda yüklenseler Putin konu biter, onu bekliyoruz.

GÖKALP BARLAN: Rus Milletvekili açıkça söylemişti.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikan savaş uçakları yanlışlıkla Musul’da Irak ordu birliklerini hedef aldı. Saldırıda doksan Irak askeri öldü, yüz asker de yaralandı.    

ADNAN OKTAR: Yanlışlıkla olmaz öyle bir şey. Bir daha söyle.  

BÜLENT SEZGİN: Amerikan savaş uçakları yanlışlıkla Musul’da Irak ordu birliklerini hedef aldı. Saldırıda doksan Irak askeri öldü, yüz asker yaralandı.   

ADNAN OKTAR: Kardeşim orada mühim olan Müslüman yok etmek. İngiliz derin devleti teşvik ediyor bunları. Koalisyon uçakları, şu bu falan dedikleri olayın kökeninde Müslümanların kitle olarak imhası var konu bu başka bir şey yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türk halkının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağırısıyla ekonomik darbeye karşı Türk lirası seferberliğine çıkması Amerika’yı korkuttu. Gölge CIA olarak bilinen özel istihbarat kurumu Stratfor “Türkiye’nin bu hamlesi küresel bir dalgalanma yaratırsa Dolar’ın bütün dünyadaki tahtını sallayabilir” şeklinde bir rapor yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Tabii, hayırlara vesile olacak. Türkiye her yönde, hayır yönünde ilerliyor. İngiliz derin devleti konusunda öncü oldu. Darwinizm’in yıkılmasında öncü oldu ve şimdi bu konuda da öncü oluyor. Zaman gelecek Rumilik tarihe karışacak, Darwinizm tarihe karışacak, homoseksüel propaganda tamamen duracak ve en önemlisi İngiliz derin devleti gümbür gümbür yıkılacak. Londra’da sarayın altındaki mahzene ineceğiz, öyle zannettikleri gibi olmayacak, tabii kanunla hukukla.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye’nin El Vatan Gazetesi’ne konuşan Beşar Esad, PYD’nin Suriye’de kurduğu federal bölgenin kalıcı olmayacağını belirterek “PYD, devletin yokluğundan faydalanarak yeni sosyal ve siyasi yapılar oluşturuyor ve feodalizmden bahsediyorlar, bunlar geçici yapılardır” dedi.     

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii. Geçici yapı ama Suriye’de de hükümetin bir an önce kurulması gerekiyor onun için de Türkiye’nin Suriye’nin önünü açması gerekir. Bir kere Suriye’de siyasetçiler Türkiye’ye rahatça gelebilmesi lazım, vize kalkması gerekir, öyle olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, pozitif yapıcı açıklamalarınıza ihtiyacı var halkın Allahualem.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Pozitif yapıcı açıklamalarınıza halkın ihtiyacı var.

ADNAN OKTAR: Evet akılcı yorumluyoruz, Kuran’a göre yorumluyoruz.

SERAL İBRAHİM KÖPRÜLÜ: Genelde aciz, çekingen ve korkak bir üslup kullanıyorlar. Sizde onu görmedikleri içinde çok hoşnutlar inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet bunların derdi de oydu, böyle matem marşı çalacak, herkes ağlayacak, bayılanlar olacak, bittik artık diyeceğiz haşa. İşte “Öcalan artık devreye girsin, süreç başlasın, bu böyle olacak gibi değil” falan diyeceğimi zannediyorlardı, bunun bin mislini, on bin mislini yapsa bu alçaklar hiç etkilenmeyiz yolumuza devam ederiz.

BÜLENT SEZGİN: Cesaretiniz çok etkiliyor halkı maşaAllah.         

ADNAN OKTAR: Tabii. Ama bu hayret ya hakikaten çok acayibime gitti. Ben ilk defa görüyorum böyle bir olay. Bu patlama olayını çok önemli görmüş olabilir vatandaş bir de. Önemli de bizi hiç etkilemez.

Tayyip Hocamız’ın bu PKK’lı alçaklara bir açıklaması var, var mı o?

BÜLENT SEZGİN: Gösterebilirim.  

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar.

İzlemenin bu kadar yüksek olması hayret. Ben araştıracağım bunu. Bizim aleyhimize haber çıkarınca bak görüyor musun bu lehimize oluyor, ondan oluyor olabilir mi? Aleyhimize derken aleyhimize zannediyor bu kardeşlerimiz.



2016-12-13 00:55:12
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top