Sohbetler (12 Aralık 2016; 18:00)

ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi, sefa geldi.

PKK’nın ve bütün terör örgütlerinin ideolojisi Darwinizm’dir. İslami terör dedikleri terör örgütlerinin de yine kökeni Muhammed Abduh, Celalettin Afgani ekollerinden istifade ederek onları geliştirmişlerdir bu sistemi. Onlar da Darwinist’ti. Diyor ki adam, Müslüman o zaman. O da Darwinist. Darwinist olan her ekolde o var. Rumilik de Darwinist bir ekoldür. Yani kainatın tesadüfen yaratıldığına inanan sistem. 

“Sevgi birliği cennet müjdesidir” diyelim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Saldırıda şehit olan polis Kadir Yıldırım’ın öğle yemeği diyerek paylaşımı var Adnan Bey simit yiyor öğlen yemeğinde. 

ADNAN OKTAR: Aslanım benim aslanım. Sen orada şimdi cennet yemekleri yiyeceksin biz de sana imreniyoruz. Bizi dünyada bıraktın sen cennete gittin, biz güzel yere gittiğin içinde sana imreniyoruz. Allah bize de nasip etsin. Ne mutlu sana, ne mutlu ailene. Ne güzel şeref. Allah şehadetini kabul etsin. Ne güzel cennet bahçesi gibi bir yere gittin. Biz burada cennetle cehennem arası bir yerdeyiz. Tabii ki imreniyoruz sana. “Arkadan gelecek olanları beklerler” diyor ayette. İnşaAllah bizlere de nasip olur. Allah annene, babana, sevdiklerine, bütün şehitlerimiz için tabii bu duamız hepsine sabr-ı cemil nasip etsin. Hayırlı bereketli uzun ömür versin Cenab-ı Allah. O şeref, o güzellik onlara dünyada yeter. Şehit ailesi olmak çok büyük bir şereftir. Bir üstünlüktür asalettir, her yerde iltifata hürmete layıktır o insanlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey terör saldırısında şehit sayısı kırk dörde yükseldi, yüzden fazla yaralının tedavisine hastanelerde devam ediliyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah gani gani rahmet etsin aslanlarımıza. Hz. Ali (ra)’ye, Hz. Hamza (ra)’ya ta Hz. Musa (as) devrinde, Hz. İbrahim (as) devrindeki şehitlere eriştiler. Ne mutlu onlara. Allah şehadetlerini kabul etsin, makbul etsin. Bizleri de şereflendirsin.

GÖKALP BARLAN: “Şehitler henüz kendilerine katılmamış olanlara hiçbir korku olmadığını müjde vermek isterler” diyor ayette.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

GÖKALP BARLAN: “Şehitler henüz kendilerine katılmamış olanlara hiçbir korku olmayacağını ve hiç mahzun olmayacaklarının müjdesini vermek isterler” diyor inşaAllah ayette.

ADNAN OKTAR: Evet bir hayat boyutu. Bu hayat boyutundan daha keskin daha net bir hayat boyutu. Biz dünya hayat boyutundayız, bu imtihanlı hayat boyutu. O da imtihanlı ama sadece pozitif imtihan var cennette. Yani negatif imtihan yok. O yönden son derece rahat. Her şey olumlu oluyor ama tabii onlar da orada vefatı tadacaklar. Yani Azrail (as)’la karşılaşacaklar. Kıyamete kadar bekliyorlar. Kıyamet vakti hepsinin canı alınacak. Henüz canları alınmadı. Allah katında diriler, İsa Mesih nasıl diri onlar da diri, Allah katında diriler. Üçüncü ayet Al-i İmran Suresi 170 “Allah’ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle” şeytandan Allah’a sığınırım bak “Allah’ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler.” Nimetlerin şeklini artık düşünün. Bak sevinç. Dünyada ne var? Hüzün de oluyor, korku da oluyor, endişe de oluyor, tedirginlik de oluyor. Her şey oluyor. Onların duyduğu duygu ne? Sadece sevinç. “Onlara arkalarından henüz ulaşamayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur mahzun da olacak değillerdir.” Korkacakları hiçbir şey olmuyor diyor mahzun da olmuyorlar. İşte ben öldüm diyemiyor çünkü ölmediğinden emin. Gittiği yer son derece rahat güzel ama bilinçte tabii değişiklik olduğu için hüzün de gidiyor, bilmiyor hüznü. Bir de hüzünlenecek olay yok. İki yönden Cenab-ı Allah kilitliyor, cennette de öyledir. Hem hüzün olacak olay yok hem hüzün mekanizması yok beynin. Vücutta öyle bir sistem olmuyor.

Münafık konusunu böyle ikinci kitapta özellikle çok daha kapsamlı anlattık. Bu münafık olayı benim kanaatim bu yüzyıl biter gibi geliyor bana. Çünkü bunların çirkin eylemleriyle ilgili hiçbir kitap olmamış. Müslümanların onları nasıl teşhis edeceğine dair de bir bilgi oluşmamış. Onlar da Müslümanları adeta talan etmişler. Çünkü çok boş bir alan bulmuşlar. Karşı tedbir bilinmiyor. Kuran ayetleri var ama hayata geçirmeyi bilmiyorlar insanların büyük bölümü. Yani mesela modern hayata nasıl geçmiştir, geçmişte nasıl uygulanmıştır? Detaylarını bilmiyorlar. Kuran ip uçlarını verir. Mücadeleyi bize bırakır, ilmi ve akılcı mücadeleyi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Beşiktaş’taki saldırının ardından bu sabah HDP’ye yönelik İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Manisa ve Mersin’de düzenlenen operasyonlarda yüz on sekiz kişi gözaltına alındı. Ayrıca sosyal medya paylaşımlarında teröre destek verdikleri iddiasıyla da on kişinin gözaltına alındığı dört kişinin de arandığı belirtildi.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu teröristlerin en büyük kozu yılgınlık, korku, tedirginlik meydana getirmek. Ve en önemlisi umutsuzluk meydana getirmek. Şimdi ben onların silahını alt üst ettiğim için onun yancıları, terörün yancıları acayip kafayı sıyırmış vaziyetteler. Çünkü terörü biz hiçe indiriyoruz. Yani bütün eylemlerini sıfırlamış oluyoruz. Ne korkuya müsaade ediyoruz, ne yılgınlığa, ne umutsuzluğa hiçbir şeye imkan tanımıyoruz. Adam emek emek bomba patlatıyor olay yapıyor. İngiliz derin devletinin en önemli kozu, en hayati kozu. Diyorlar ki onlar “İnsanlar zayıftır, korkaktır, çabuk umutsuzluğa kapılırlar, çabuk bitkinleşirler, gelecekten umutlarını çabuk keserler. O yüzden bombalama veyahut buna benzer büyük olaylar toplumu istediğimiz gibi yönlendirmemizi sağlar” diyor. Şimdi de ben bu avanakların oyununu tamamen kökten bozduğum için İngiliz derin devletinin yalakaları adeta kuduruyorlar. Vay be diyor nasıl dersin sen böyle bir şey? Terör bize etki etmez diyorum, nasıl dersin? Biz asla yılgınlığa düşmeyiz diyoruz; asla yılgınlığa düşmeyiz nasıl dersin. Hiç mi etkilenmiyorsun diyor; hiç etkilenmiyorum. Bize bu oyunlarla hiçbir zarar veremezsiniz. Yancılarınızla, hampalarınızla kim gelirse gelsin vız gelir tırıs gider. Hiçbir şey yapamazsınız. Ben size yolu gösterdim seksen üç milyonun tamamını şehit ederseniz tapusu sizin olsun vatanın. Bunun dışında mümkünü yok unutun. Kırk, yüz, yüz elli bin hiç fark etmez. Hiçbir şekilde yılmayız. Bunu unutacaksınız. On kişi kalsak bile bu vatan da yine vermeyiz bu toprağı bak bunu düşüneceksiniz. On kişi yine müsaade etmeyiz. İşte bu sözler bunları kudurtuyor. Uhuyla şeylerinden tavana yapışıyorlar. Japon zamkıyla diyelim tavana yapışıyorlar. Müsaade etmiyoruz. Yeis veyahut ümitsizlik şirktir. Korku şirktir. Her şeyi Allah yaratır, her şey hayırla yaratılır. Deccaliyetin sonu gelmiştir otuz dokuzuncu yıldalar bir yılları daha kaldı. Kırkıncı yıllarında deccaliyet bitecek Peygamberimiz (sav) diyor “kırk yıl deccalin ömrü” diyor. Bunların kırk yılını doldurmasına bir yıl kaldı. Mehdiyet’in bereketiyle, İsa Mesih’in bereketiyle, Hızır (as)’ın bereketiyle Allah’ın onların bereketini vesile etmesiyle bu beladan kurtulacağız.

BÜLENT SEZGİN: Amaçlarına belki çoktan ulaşacaklardı ama hesap etmedikleri bir şey oldu Adnan Bey maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bakın bütün Türkiye’de sanatçılar, bilim adamları, sosyete mensupları şehitliği aynı benim anlattığım dille, aynı sizin anlattığınız dille çok kapsamlı anlatıyorlar, Kuran’daki üslupla. Bunu anlatan, öğreten tek bizler varız. Bunu anlatan çok nadir insan var. Kapsamlı anlatan pek yok. Var fakat bir kelime, birkaç kelime ile geçiştiriyorlar veyahut kısa anlatıyorlar. Her yerde bu konunun üstüne durup herkesin anlamasını sağlayan bizler olduk. Ve şehadet şu an Türkiye’de en sevilen oldu. Ümitsizlik ve yeis diye bir şey tamamen kalktı. Eskiden hüzün ve matem hakim olurdu şimdi cesaret, kararlılık, azim hakim oluyor. Bütün oyunlarını bozduk ve bozacağız. İngiliz derin devletine uşaklık yapanlar karaktersizler, korkaklar, avşaklar akıl almaz bir karaktersizlikle, ümitsizlik yeis ve yılgınlık aşılamak istiyorlar.  Bir kısmı için söylüyorum bunu tabii. Bir kısmı da bilgisizliğinden yapıyor. Biz buna müsaade etmeyeceğiz, etmedik, etmiyoruz hiçbir zaman için de müsaade etmeyeceğiz. Bunu unutacaklar. Yeisin düşmanı olduğum için ümitsizliğin düşmanı olduğum için İngiliz derin devletinin uşaklarının nasıl paniğe kapıldığını görüyorsunuz.

Türkiye geçilmez. Çanakkale geçilmez bunu bilecekler. PKK’ya bakıyoruz su gibi İngilizce adamlarda. Hepsi İngiltere’ye bağlanmış, İngiliz derin devletine bağlanmış adamlar. Yönetim İngiliz derin devletinin elinde. Böyle bir organizasyon bu insanlar tarafından yapılması mümkün değil. Çok zor, dünya çapında muazzam bir istihbarat gerektiriyor. Muazzam bir organizasyon gerektiriyor. PKK da bir sürü kıro hanzodan oluşmuş, öküz gibi cahil adamlardan oluşmuş bir topluluk PKK. Bu muazzam plan gerektiren, müthiş istihbarat gerektiren bir çalışma. Bunu yapmaları mümkün değil, telefona takılırlar, telsize takılırlar mutlaka yakalanır. İnternetten yakalanır. Bu olağanüstü teknoloji gerektiriyor. Çok yüksek teknoloji gerektiriyor. Mesela bombalama yapılacağı vakit bu telefonda konuşması lazım bunu. Polisin dinlemesine rahatça takılır bu, takılmıyor. İnternette mutlaka olması lazım internette de yok, internet izleniyor yok internette bir şey. Muazzam bir teknoloji kullanılıyor. İngiliz derin devletinin müdahalesi, etkisi, yönlendirmesi, planlaması olmadan bu terör örgütlerinin hiçbiri bu yeteneği gösteremez. FETÖ’de biz görüyorduk Fethullah Gülen’in ekibinden insanlar yere bakarak falan yiyorlar, eli yüzü böyle odadan çıkmadığı için güneş görmediği için mavileşmiş insanlar böyle. Onu becerebilecek, yapabilecek kapasitede adamlar değil bunlar. Burada muazzam planlar var ortada, müthiş hesaplamalar var. Çok dakik salise ayarlı planlar var. Bu İngiliz derin devletinin laboratuvarlarında hazırlanan bilgiler bunlar ve uygulamalar. Kıbrıs’taki tesisleri akıl almaz büyük. Çanak antenler falan ev gibi. İnanılmaz çalışma yapmışlar. Bütün Ortadoğu’nun dinlenmesini oraya koymuşlar Kıbrıs’a. Güney Kıbrıs’a. Abdülhamit devrinde verilen üssü kullanıyorlar şu an. Bütün İslam alemini oradan dinliyorlar. Her türlü bilgi orada toplanıyor oradan İngiltere’ye gönderiliyor. Ve muazzam bir çalışma var. Mesela o üssü izleyebilseler patlamanın nerede yapılacağını hepsini tespit mümkün. Ama yüksek teknoloji uyguladıkları için tespit edilemiyor. Mesela o İngiliz üssü dinlenebilmiş olsa bütün eylemler önceden tespit edilebilir. Yani Güney Kıbrıs’taki ana üs Ortadoğu ana üssü, istihbarat ana üssü dinlenebilmiş olsa bütün terör olayları günler haftalar öncesinden tespit edilebilir. Ama henüz öyle bir teknoloji yok. Dolayısıyla adamlar dalga geçiyorlar burada mesela gelip toplantı yapıyor İngiliz derin devleti. Topluyor siyasilerden de adamları da topluyor görüyorsunuz gariban gariban diz üstü oturuyorlar adamın karşısına adam anlatıyor bunlar da dinliyor. Göz göre göre yapıyorlar açık yani. Gizli saklısı falan yok.

O Beşiktaş’taki saldırının olduğu gün Nijerya’da İngiliz derin devleti yüz altmış kişiyi imha etti. Aden’de kırk beş kişiyi, Kenya’da kırk, Mogadişu’da yirmi dokuz kişi, Kahire’de yirmi beş kişi. Her yerde eş zamanlı patlamalar oldu. Kullanacak çok fazla adam buluyorlar. Bir kere münafıklar uçsuz bucaksız depoları. Enaniyetini körükledin miydi bu münafığın istediği gibi kullanıyor adamlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Star Yazarı Yakup Köse dün sizin anlatımlarınız üzerine BBC’nin saldırı yerini gören yayın yapmasına dikkat çekti ve şöyle yazdı; “İngiltere’de kahkahalar patlarken cumartesi gecesi İstanbul’da da iki patlama oldu. Bakın şu rastlantıya ki BBC kanalı patlamayı en iyi açıdan görecek rezidans odasından hemen canlı yayına başladı. Tıpkı batıcı Gezi ayaklanmasında olduğu gibi. Görmüyor musunuz mesele Recep Tayyip Erdoğan değil mesele Müslüman Anadolu’nun kurutulamayan ve elhamdülillah yeniden tomurcuk vermeye başlayan ruh kökü.”

ADNAN OKTAR: Aferin aslanıma güzel yazmış. Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Star Yazarı Yakup Köse dün sizin anlatımlarınız üzerine BBC’nin saldırı yerini gören yayın yapmasına dikkat çekti.

ADNAN OKTAR: Ama BBC dedin mi BBC nedir? İngiliz derin devletinin desteklediği bir kurum. Bir kere oradan başlayarak olaya gitmesi lazım. Evet. 

KARTAL GÖKTAN: “İngiltere’de kahkahalar patlarken cumartesi gecesi İstanbul’da da iki patlama oldu. Bakın şu rastlantıya ki BBC kanalı patlamayı en iyi açıdan görecek rezidans odasından hemen canlı yayına başladı. Tıpkı batıcı Gezi ayaklanmasında olduğu gibi. Görmüyor musunuz mesele Recep Tayyip Erdoğan değil mesele Müslüman Anadolu’nun kurutulamayan ve elhamdülillah yeniden tomurcuk vermeye başlayan ruh kökü.”

ADNAN OKTAR: Ama işte ruh kökünün ne olduğunu söylemiyorsun. Mehdiyet olduğunu söylesene. Adam senin ruhunu dinlememiş Osmanlı’yı yıkmış. Yani Osmanlı ruhuyla Osmanlı’yı yıkmış zaten. Osmanlı’yı yıkan zaten Osmanlı ruhuydu. Ama bozulmuş Osmanlı ruhu yani dejenere olmuştu Osmanlı ruhu. Gerçek Osmanlı ruhu kalmamıştı. Osmanlı’nın kuruluşundaki ihlas samimiyet kalmamıştı. Osmanlı’yı Darwinist yaptılar Abdülhamit’in eliyle. Her yere kerhaneler, meyhaneler kuruldu. Sigara fabrikaları kuruldu. Darwinizm gemilerle, trenlerle, deve kervanlarıyla yüzbinlerce kitapla bütün Anadolu’ya, bütün Osmanlı coğrafyasına dağıtıldı. Ve Abdülhamit’in bizzat emriyle oldu bunlar. Abdülhamit’in bütün kurmayları, bütün siyasi ekip Darwinist’ti. Başta Mithat Paşa olmak üzere. Ve böylece Osmanlı’yı mahvettiler. Abdülhamit’in tek yaptığı güzel şey, İsrail devletini kurmak oldu. İsrail’de Musevilere toprak verdi, Allah razı olsun. 80 bin Musevi’yi de İsrail’e yerleştirdi. Onun verdiği topraklar üzerine de İsrail devleti kuruldu. En yakın adamlarından biri de Theodor Herzl’di. Onu çok sever ve onunla her türlü sırrını paylaşıyordu. Hatta Theodor Herzl, “Avrupa’da öldürülecek adam var mı?” diye ona soruyordu. Ve liste de vermişti ‘Bunları öldürebiliriz’ diye, Abdülhamit’e. Sürekli sarayda duran danışmanıydı. Karşılıklı tebrik kartları gönderiyorlar birbirlerine. O Abdülhamit’i övüyor, Abdülhamit onu övüyor. Böyle bir hayat.

BÜLENT SEZGİN: Yine siz anlatmıştınız. Osmanlı’nın içindeki İngiliz hayranları İngiltere ile anlaşma yapıp “Biz Birleşik Krallık’ın emrindeyiz, onun bir parçasıyız” diye anlaşma yapmışlar demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bir kere gizli anlaşma, resmi olarak yapılmış gizli anlaşma var. Yani Birleşik Krallık’ın -bu anlattığın konu- evraklı belgeli anlaşma. Kimlerin yaptığı bilinmiyor. Ama İngiliz gizli servisinin organize ettiği bu menfur olay, İngiltere’deki saray evrakları içerisinde mevcut. Belki 50 yıl sonra, belki 30 yıl sonra açıklığa çıkaracaklardır.

Ağrotur ve Dikelya askeri üsleri Güney Kıbrıs’ta. Akıl almaz kapsamlı istihbaratın sağlandığı askeri üsler. Bu topraklar Birleşik Krallık’a ait topraklar. Yani İngiltere imparatorluğuna ait. Güney Kıbrıs müdahale edemiyor. Asker, polis falan sokamıyorsun oraya. Hiçbir şey giremiyor, bağımsız devlet yani. Tamamen bağımsız üs. Burada yargılama falan yapamıyorsun, ayrı devlet yani.

Şu an Müslümanların başının en büyük belası, bu perişanlığın ana nedeni, Müslüman aleminin böyle hercümerç içinde olmasının nedeni İngiliz derin devletidir. İngiliz derin devleti de münafıkları kullanıyor. Münafıkları etkilemede de Darwinizm’i kullanıyor. Küfrü etkileme de Darwinizm’i kullanıyor. Müslümanların gücünü kırmada da Darwinizm’i kullanıyor. Ta Mevlana Celalettin Rumi zamanında Darwinizm uygulanmaya başlanmış. O homoseksüel kültüre atıflar yapılmış. Halen de İngiliz derin devleti bu felsefeyi devam ettiriyor. Ama genişleterek, çapını büyüterek, şiddetini artırarak.

Kıbrıs’taki bu söylediğim İngiliz üssü 254 kilometrekare. Kıbrıs topraklarının yüzde üçünü kapsıyor düşünün büyüklüğünü. On bin eleman çalışıyor, on bin eleman halen. On bin İngiliz eleman. İngiliz denizaşırı toprakları var, onun bir parçası. Her yerde var böyle. Ama Ortadoğu’nun bütün istihbaratı, Türkiye’nin bütün istihbaratı oradan elde ediliyor.

Mesela bak bombalama yapılacak. BBC otelde bombalanacak yere tam hakim yere kameraları kurmuş. Adam da çayını kahvesini almış oturmuş, bekliyorlar. O an çekiyorlar. Patlama oluyor bir dakika sonra yayınlanıyor İngiltere’de. Patlamadan bir dakika sonra. Daha hala anlamazdan geliyorlar. Burada adamlar toplantılar yapıyorlar. Adama diyorsun ki, “Toplantı yapıyormuşsun.” “Tabii yapıyorum ne var ya bunda?” diyor. İnanılır gibi değil.

Tabii bunların ana kullandıkları malzemeyi etkisiz hale getirmek çok önemli, yani münafıkları. Münafıkları etkisiz hale getirdiğimizde, İngiliz derin devletinin askerleri de yok olmuş olacak. Derin devletin bütün elemanları münafıklardan oluşur İngiliz derin devletinin. Münafığın bir tane gıdası vardır. Enaniyet, büyüklük ve kibirlenme. Cinler nasıl suyla beslenirse, münafık da enaniyetle beslenir. Yani onun aklı, fikri, görüşü, düşüncesi sadece büyüklüktür. Başka bir şey yok. Onun için İngiliz derin devleti fazla masraf yapmaz. Bunları bilir, iblis ordusu olduğunu bildikleri için; “Sen ne büyüksün. Sen ne yücesin. Sen ne kadar akıllısın. Ne kadar kültürlüsün. Ne kadar görgülüsün. Bu insanlar ne kadar akılsız. Ne kadar bilgisiz. Ne kadar kötü. Fakat bunların zıddına sen ne kadar muhteşemsin, görülmemişsin.” Dediğinde münafığın aklı fikri gider, köle olur. Yani cin çağırma seansı gibi. Bunların da böyle münafık çağırma seansları oluyor. Bunu dedin miydi münafığın aklı iptal olur. Onun için manyak gibi onlar her toplantıda ukalalık yaparlar, züppelik yaparlar. Bilmişlik, hemen belli olur. Topluluğun içerisinde böyle onlar armut gibi ortaya çıkarlar. Her şeyi bilen, sürekli de atarlar o yüzden. Akıl almaz yalancıdır, deli gibi. Bilmediği yoktur münafığın. Sor, hemen söylesin. Akıl hastası tarzında bir karakter gösterir.

Bak, Abdullah Öcalan diyor ki, “On altıncı yüzyıldan bu yana, dünyada neler olacağını Londra’da planlayıp dünyaya servis yapıyorlar. Bir çorba gibi önümüze koyuyorlar ama bu kötü bir çorba. Bu planlar on altı yüzyıldan beri yapılmaya başlamıştır.” diyor. Abdullah Öcalan diyor ki, “İngiltere, PKK olayına, bizim konumuza en akıllı yaklaşan ülkedir. Med TV’ye yayın hakkı verdi.” diyor bak, “Med TV’ye yayın hakkı verdi.” “En akıllı yaklaşan İngilizler.” diyor. “Politikaları İngiltere oluşturur, Amerika Birleşik Devletleri’ne uygulattırır. İngiltere bence ana politikayı oluşturmaktadır.” Bak, “İngiltere bence ana politikayı oluşturmaktadır. Avrupa’daki işbirlikçilerine ama özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ne bunu uygulatmaktadır.” Bak, Amerika’nın İngiltere’nin kontrolünde olduğunu Abdullah Öcalan söylüyor. Bak, ne diyor? “Politikaları İngiltere oluşturur, Amerika Birleşik Devletleri’ne uygulattırır.” Yani “Amerika Birleşik Devletleri İngiltere’nin emrindedir.” diyor. “İngiltere bence ana politikayı oluşturmaktadır.” Yani “Dünyadaki ana politikayı İngiltere oluşturuyor.” diyor. “Avrupa’daki işbirlikçilerine” işte o garibanlar. Bak, “Avrupa’daki işbirlikçilerine” dediği Avrupa’daki gariban ülkeler. “Ama özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ne bunu uygulatmaktadır.” diyor. Avrupalıları hiç kaale bile almıyor görüyorsunuz, Öcalan. Hepsini gariban görüyor. “Rahatça onlara uygulatır zaten.” diyor. “Ama Amerika Birleşik Devletleri’ne bunu uygulatmaktadır.” diyor. “Ortada bu konularla ilgili belge yok.” diyor şu an. Yani, net yazılmış bir belge yok. “Olması da mümkün değildir zaten.” diyor. “Derin devletin belgesi olmaz.” diyor. “Ancak gelişmelerde dikkat edilmesi gereken konu Avrupa’nın İngiltere’de düğümlenmesidir.” Bak, “Avrupa İngiltere’de düğümleniyor.” diyor yani “Bütün Avrupa’nın tamamı İngiltere tarafından yönetiliyor.” diyor. “Konulara çok derin yaklaşıyor” diyor İngiltere. Mesela YDGH -PKK’nın yani- kolu İstanbul Sorumlusu Kerem Berti diyor ki, “PKK İngiltere tarafından kurulan bir örgüttür.” Bak, “PKK İngiltere tarafından kurulan bir örgüttür.”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Hepimiz birer şehit adayıyız. Allah nasip ederse inşaAllah ben de şehit olurum.” dedi. Bu cumhuriyet tarihinde hiç olmayan bir konuşma türüdür, hiç. Bu ilk konuşmayı burada ben sizin huzurunuzda yaptım. ‘Allah bana da sizlere de şehadet nasip etsin.’ Değil mi? Bir daha söyledim, bir daha söyledim, bir daha söyledim, defalarca söyledim. Bak ondan sonra Cumhurbaşkanı, Başbakan, bütün siyasiler “Allah bize de nasip etsin” demeye başladılar. Daha önce Türkiye’de hiç duyulmayan bir ifadeydi bu. Hiçbir siyasetçiden duyulmamıştık bunu. Siyasilerin, halkın ileri gelenlerinin içinde Allah bana da ama tabii biz asıl siyasetçileri söylüyoruz. Yani yönetim kadrosu, bunlarda hiç duyulmamıştı. İlk defa bizim dememizden sonra duyuldu ve tekrarlanmaya başladı maşaAllah. Demek ki dua ettiğimizde Allah duamızı kabul ediyor. Çünkü biz dua mahiyetinde söyledik, Allah duamızı kabul etti elhamdülillah.

MOSSAD’ın iç istihbarat kurumu Şin Bet ve askeri istihbarat AMAN’ın kurucusu olan kişi Isser Harel’in eğitimini İngiliz istihbarat subayı Orde Wingate veriyor. Bunu istihbaratçı olarak yetiştiren İngiliz derin devleti. Ve İngiliz istihbarat subayı Orde Wingate eğitimini veriyor. Mesela bu haber servisi BBC, Kraliyet özel emriyle 1922’de kuruluyor. Dünyada 26 dilde yayın yapıyor. Yılda 7 milyar dolar bütçesi var, 7 milyar dolar. Sahibi olarak şöyle bir yazı var, “Ekselansları Kraliçe’nin İngiltere hükümeti” sahibi. BBC devletten yılda 5 milyar dolar para alıyor. 5 milyar dolar, devletten alıyor. Sonra da gördünüz bak, canlı yayınla patlamayı seyrettiriyorlar.

Abdullah Öcalan diyor ki, “İngiltere bazılarını yanına çeker, bazılarını harcar. Destekler gibi yapar, amacına ulaşınca horlar.” Yani ya katlediyor yahut aşağılıyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hastanede gazilerimizi tedavi eden bir hemşirenin, gazilerimizin asaletini gösteren, sosyal medyada paylaştığı bir yazı dün çok gündem oldu. Şöyle diyor hemşiremiz, “Dün gece 26 yaşında, bacağı ve kaburgaları kırılmış, vücudu yanık et ve barut kokan polis bir hastam, ‘Hemşire hanım çok ağrım var dayanamıyorum, bağırıyorum; diğer hastaları çok mu rahatsız ediyorum?’ dedi. O durumda bile hala kendini değil, diğer insanları düşünüyordu. Ara ara arkadaşlarının durumunu ve şehit sayısını soruyordu.” diye yazmış. Özlem Şeko yazan hemşire. Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi’nden.

ADNAN OKTAR: Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi. İşte millet asil millet. Millet soylu millet. Kabadayılık, delikanlılık, yiğitlik ciğerlerine işlemiş maşaAllah. O mübareği niye bizi tanıtmamışlar? Allah şifa versin yaralılarımıza. Sağlık sıhhat versin, afiyet versin, güzellik versin.

Çok kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa bir video ile devam ediyoruz.

VTR: Terör ne ister?

BEYZA BAYRAKTAR: Yayınımıza Hocamız’la devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Ben önce bir aslanlarıma, benim polis, özel harekat ve jandarmaya bir ikramım olsun önce. Dünyanın en muhteşem bandosu. Gelmiş geçmiş en mükemmel askeri bando mehterdir. Dünyanın her yerinde muazzam coşkuya sebep oluyor. Yürüyüş şekli de orijinal, dünyada benzeri yok.

Mümin yiğit oluyor, zeki oluyor, dikkatli oluyor, itidalli oluyor. Acelecilik ruhunda vardır fakat onu kontrol altına alır mümin. Yani insanların ruhunda var. Allah “Aceleden yaratıldı” diyor “insan.” Ama kontrol ediyor mümin.

Hastanede tedavi gördüğü iddia edilen bir polis sosyal medyada yaptığı paylaşımda “Terör saldırısına dair içerden bu teröristlere bilgi veren var.” diyor. Hiçbir zaman o stadda oraya toplanmadıklarını ileri sürmüş. “İlk defa oraya toplandık.” diyor.

Bunlar hep ağlamacı. Ağlayalım, dövünelim, “vah vah” diyelim. “Yıkıldık.” Diyeceğiz. “Başımıza ateş düştü.” diyeceğiz. “Ümidimiz kalmadı umudumuz kalmadı.”,  “Hep beraber adaya gidelim.” Diyeceğiz. “Kurtuluş adada.” diyeceğiz.  Bunu istiyorlar. Biz size öyle bir cevap vereceğiz ki, yani adayı modayı o zaman göreceksiniz yani inşaAllah. Adadaki adada oturacak. Modadaki de modada oturacak. Biz de gereğini yapacağız inşaAllah.

Bir mehter müziği daha dinleteyim size. Ama kısa bir ara verelim önce, sonra devam edelim.

BEYZA BAYRAKTAR: Yayınımıza videolarla kısa bir ara veriyoruz inşaAllah.

VTR: Münafık Küfrün Her Şeyine Çok Özenir

BEYZA BAYRAKTAR: Hocamız’la sohbete devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel ne güzel. Evet, dinliyorum.

EBRU ALTAN: İstanbul Beşiktaş’taki terör saldırısının düzenlendiği yer olan Beleş Tepe’nin adı Şehitler Tepesi olarak değiştirildi. Şehitlerin anısına eylemin gerçekleştiği noktaya anıt da dikilecek.

ADNAN OKTAR: İyi olur tabii.

EBRU ALTAN: Beşiktaş’taki saldırıyı PKK’nın üstlenmesine rağmen İngiliz Independent Gazetesi saldırıyı kimlerin yaptığının bilinmediğini söyledi. Haberde şöyle deniyor; “İstanbul’u kimin bombaladığını henüz bilmiyoruz. Bu da Türkiye’nin şu anda bulunduğu sıkıntıya işaret ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan sorumlu olanları ortadan kaldıracağına dair söz verdi. Ancak terörizmin Türk yaşamında kalıcı bir özelliği haline geldiği koşulları kendisi yarattı.”

ADNAN OKTAR: Taktılar kafayı Tayyip Hoca’ya. Anadolu delikanlısı diye, mazlum diye bir türlü hazmedemediler. Onlar arıyor ki züppe olsun, homoseksüelliği desteklesin, Rumi’den bahsetsin, Darwinist olsun, bunların kafasına uysun, bunlar ne derse ona boyun eğsin. Baktılar öyle kabadayı, delikanlı. Nasıl deviririz? Deviremeyince de daraldılar. Aşağılandıklarını hissediyorlar. Çünkü bu kadar uzun bunlara muhalif birisinin iktidarda kaldığı görülmemiş. Mesela Menderes muhalif diye hemen hallettiler kendi kafalarına göre, kendi inançlarına göre. Abdülhamit, beşinci Murat kim olursa olsun. Abdülaziz rahmetli anında tek seferde. Bu sefer halledemiyorlar. Çünkü Mehdiyet devrede. Mehdiyet’in himmeti, duası Tayyip Hocamız’ın üstüne. İsa Mesih’in manevi nefesi, Hızır (as)’ın yoğun gayretleri meseleyi başka şekle getiriyor.

Şehitler Tepesi güzel olmuş Beleş Tepe ismi zaten pek normal bir isim değil. Şehitler Tepesi güzel isim. Oraya bir anıt da çok güzel olur.

En çok dikkat edilmesi gereken şey bezgin bir hava vermek isteyecektir bazı basın organları. Hatta bazı tipler var “Ya” diyor “ne şehadeti?” diyor “şehitlik diye bir şey yok. Adamlar resmen ölüyor” falan diyor. Adamda inanç kalmamış, basiret, feraset, akıl, vicdan, darmadağın olmuş. Ne istiyor haber olarak? İşte “herkes ağlıyor” diyeceğiz. “perişanlık var” diyeceğiz. “Gücümüz yetmiyor” diyeceğiz. “Ne yapsak acaba?” diyeceğiz. Bunu istiyorlar. Ben de bunları böyle kanırta kanırta yerle bir edince bu sefer hampalar efendim panpalar hep ortaya çıkıyor.

Şehitlerimizi tekrar tebrik ediyoruz. Onlara hayranız ve onları özlüyoruz. Yanlarına gitmek için çok istekliyiz. Allah bize de nasip etsin, hayranız. O güzel makama hayranız. Efendim zerre miktar kılımız kıpırdamaz ne yaparsa yapsınlar. Yerimizden milim santim hareket ettiremezler. Asla yılmayız. Bak söylüyorum kırk elli kişi değil, üç milyon, beş milyon şehit bile vermiş olsak asla vazgeçmeyiz. Hiç boş yere heveslenmesinler. İngiliz derin devletini en kızdıran izahlardan bir tanesi bu. Öbür türlü nasıl kuduruyorlar görüyorsunuz. Yani bunları ben söyledim diye akılları gidiyor bazı tiplerin. Fakat şimdi burada en hayati konu bak terörün tek sebebi Darwinizm’dir. Bak istirham ediyorum Tayyip Hocam’dan Darwinizm doğrudan Allah’ı inkar eden bir sistem. “Allah yapmadı” diyor bak. “Çamurlu su vardı” diyor bildiğin çamurlu su. “Güneş geliyordu tepesinden” diyor. “Kaynıyordu” diyor. “Çamurlu su. Hava da sıcak. Tesadüfen orada protein oluştu” diyor. Kardeşim sen proteinin molekül yapısını biliyor musun? Dantel gibidir dantel. Böyle beş metrelik bir danteli al. Beş metrelik bir dantel. Nasıl ince ince dokunuyor değil mi? O düzgünlükte olması lazım. Bu tesadüfen olur mu? “Olmaz” diyor. “Peki nasıl olur?” diyoruz. “Ya” diyor “O kısmını merak ediyorsan uzaylılar yapmıştır” diyor. Sen dalga mı geçiyorsun? Dalga mı geçiyorsun sen? Uzaylılar; uzaylıları kim yapmış? “Ne bileyim ben” diyor. O zaman hiç konuşma bilmiyorsan. Allah diyemiyor. Ağrına gidiyor. “Yani müthiş bir zeka yapmış” diyor. “Yüksek bir akıl. Uzaylılar olabilir” diyor. O kadar yüksek aklı yaratan kim peki? Uzaylıları yaratan kim? İlla inkar edecek. Tayyip Hocam hiç tereddüt etmesin. Direkt Darwinizm’in üstüne gitsin bak millet yanında.

 Müslümanlara doğru bilgi vermiyorlar diyorlar ki “Kuran’da da Darwinizm var” Kardeşim sen ne diyorsun biliyor musun? Allah’ı aczle suçluyorsun haşa. “Allah çamurlu suyu ancak yaratabildi” diyorsun. “Ondan gerisini yaratamaz” onu diyorsun. Çamurlu suda milyarlarca reaksiyon meydana getiriyorsun bak trilyonlarca. “Bir tanesi işe yaradı” diyorsun. “Onlardan aminoasitler oldu. Bir gün yüz çeşit aminoasit bir araya geldi tesadüfen. Bir protein yaptı. O proteinler tesadüfen bir araya geldi bir hücre yaptı” diyorsun. “Tesadüfen o hücre bölündü” diyorsun. Tesadüf tesadüf tesadüf kardeşim milyarlarca tesadüfü Allah yerine koymuş oluyorsun. “Trilyonlarca tesadüf sonucunda canlılar oldu” diyor trilyonlarca. Darwinizm’in anlattığı budur. “Allah da böyle dedi” diyorsun. Kardeşim Allah sana böyle bir şey der mi? “Çamurlu suda trilyonlarca reaksiyon oldu bir tanesi tuttu. Ondan sonra o reaksiyon üstüne bir tane daha trilyonlarca reaksiyon oldu. O da tuttu. Tesadüfler sonucu proteinler birbirine yapıştı. Tesadüfler sonucunda hücre oldu” Ee? “Sonra da Allah “Ben yarattım dedi” diyorsun. Sen bizimle alay mı ediyorsun sen? Alenen tesadüfe “Allah” diyorsun sen. Bu bak Allah’a meydan okuma Darwinizm. Bu Allah’ın ağrına gider. Görülmemiş bir şey bu. Bak dünya tarihinde böyle bir şey yok. Hz. İsa Mesih’e “Allah’ın oğlu” dediler diye Allah diyor ki “gök neredeyse parçalanacaktı” diyor. “Bu çok büyük bir söz” diyor Allah. Çok yanlış bir söz. Gadab-ı İlahi’yi harekete geçirecek bir söz. Burada Allah toptan inkar ediliyor. Bütün nimetler inkar ediliyor. “İnsanlar tesadüfen” diyor. Bitkiler, meyveler, sebzeler görüyorsunuz. Bütün hepsi yerden oluyor. Allah yaratıyor yerden. “Bütün hayvanlar, bütün insanlar, bütün bitkiler her şey tesadüfen oldu” diyor. Bu Allah’ın ağrına gidiyor bu. Bak bu gadab-ı İlahi’yi celbeder. Bu Allah’ın ağrına gider. Bunu yapmayalım. Bu yapılmasın. Yapmayalım derken yapan kimse vazgeçsin. PKK’nın temel ideolojisi bu. İngiliz derin devletinin temel ideolojisi bu. Korkulacak bir şey yok. Biz bunu yapalım Allah bizim yanımızda. Ben bununla ilgili yüzün üstünde kitap yazdım. Bol bol belgemiz var. Binlerce fosil var. Devletin elinde de on binlerce fosil var. Rahatça anlatırız. Korkacak, çekinecek bir şey yok. Meydan okuyalım. İngiliz derin devletinin dinini yok edelim. Dini olmayan bir sistem devam etmez. Meydan okuyalım bak Rusya da bizden yana. Rusya da bizden yana. Putin de bizden yana. Putin delikanlı çocuk. Tayyip Hocam da delikanlı el ele versinler. İran’la da birleşelim. İranlılar güzel, dürüst, güzel insanlar. Şiiler yiğittir, dindardır, Allah’tan korkar, mazlum, mütevazi insanlardır. Onlarla ittifak edelim. Hiç tereddüt edecek bir şey yok. Şimdi Donald Trump Amerika’nın Başkanı o da çok aklı başında bir insan. O da İngiliz derin devletine karşı. Bu büyük bir imkan. Hemen bu imkanları bir araya getirelim. Tayyip Hocam, Donald Trump’ı ziyarete de gidebilir önden. Bilmiyorum yani usul, adap demokratik sistemlerde nasıl oluyor. Ama Tayyip Hocam tevazulu önden kendi de gidebilir. Gelsin Türkiye’ye davet etsin “ilk bize gel” desin. Değil mi önden gitsin. Çok efendi bir insan Trump. Kızları, çocukları hepsi efendi tertemizler. Tam Amerikan rüyasına Amerika’yı çevirebilecek bir insan. Şimdi Amerikalılara bakıyoruz; altında kötü bir kot pantolon, üstünde kirli bir t-shirt, yüz otuz kilo olmuş, karın göbek darmadağın olmuş, bir elinde gofret bir elinde kola şişesi. Sabahtan akşama kadar böyle geziyorlar. Bir acayip oldular. Amerikalılar eskinden filinta gibiydi. Kadınların beli incecikti zar gibiydi belleri. Delikanlıları da böyle Çerkez gençleri gibiydiler. Çok şık böyle takım elbiseli derli toplu gezerlerdi. Kiliseden hiç çıkarmazlardı. Her pazar kilisede toplanırlardı. Kiliseler teker teker kapanıyor. Bu çok korkunç. Hatta Diyanet yapabiliyorsa kiliseleri satın alsın. Kapanmasını engellesin. Beş kişilik cemaati bile olsa kilise devam etsin kardeşim kilise meyhaneye döner mi? Kilise diskoya döner mi? Çok korkunç bir şey bu. Neyse parası alalım. Fazla bir şey de değil bu. Adam meyhane olarak işletiyor. Biz tutalım. Cemaatlerine verelim. Beş kişi on kişi davet de ederiz onları gelsinler. Allah’tan bahsetsinler, dinden bahsetsinler, İsa Mesih’ten bahsetsinler. Tek Allah’a inanmaları kolay o, o kadar sorun değil. Çok fazla var mesela Allah’a inanan.

EBRU ALTAN: Adnan Bey bir son dakika haberi vardı. Diyarbakır’da askeri havaalanının yakınlarında F16 düştüğü bilgisine ulaşıldı.

ADNAN OKTAR: Detaylı bilgi var mı peki?

EBRU ALTAN: Şu an yok.

ADNAN OKTAR: Teknik arıza nedeniyle bazen oluyor öyle, şehitlerimiz de oluyor, uçak da kaybediyoruz. Ama başka bir şey ise tabii o çok vahim. Yani bu çakallara çünkü yerden havaya roket verdiler uçak düşürmek için. Böyle bir şey var mı yok mu ona da bir baksınlar. Eğer böyle bir şey varsa dakika saniye durmasın ordu. Hem yurtiçinde hem yurtdışında bunları hallaç pamuğu gibi atalım. Hiç bekletilecek bir şey yok. Bir de bunların mekanları, yerleri de belli. Bütün sınır boyunca doluşmuşlar bunlar köpek sürüsü gibi.

EBRU ALTAN: Pilotun uçaktan atlayarak sağ olarak kurtulduğu bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Aferin aslanıma. O zaman arızadır herhalde.

EBRU ALTAN: Başka bir detay yokmuş henüz.

ADNAN OKTAR: Evet. Çünkü o roketle vurulduğunda uçak Allah vermesin deposunu vuruyorlar. Uçağın motor kısmından giriyor gönderilen roket. İçeriye giriyor orada patlıyor. Dolayısıyla pilotun kurtulma imkanı pek olmuyor. Muhtemelen arıza.

Bak Tayyip Hocam ne diyor? “Biz şehadet makamına en üst mevki olarak kabul etmiş insanlarız. Korkup meydanı bu alçaklara bırakacak değiliz” diyor. Helal olsun kabadayıya. “Biz bu yola kefenimizle çıktık. Bu yanlarına kalmayacak, koymayacağız. Daha ağır bedeller ödeyecekler. Bunu bir defa bilmeleri gerekiyor” diyor.

Donald Trump demiş ki CIA’ye “Ben sizden günlük brifing istemiyorum. Sekiz yıl boyunca sizden aynı hikayeleri dinleyemem” demiş. CIA genelde başkana brifinglerde Putin hakkında her gün provokasyon içerikli istihbarat bilgileri aktarıyor. “Saddam’ın kitle imha silahları var” diyen de CIA idi. Yani “sizin atışlarınızı dinlemek istemiyorum” demiş.

Trump ocak ayı itibariyle resmen göreve başlayacakmış. Şu anda geçiş dönemi olduğu için görüşme yapamıyorlar. Amerikan kanunlarına göre geçiş dönemi bitince resmen göreve başlayabilir. Türkiye’de de çok iyi karşılıyalım Trump’ı. İyi bir hazırlık yapalım. İlk Türkiye’ye gelsin hakikaten. Ama Tayyip Hocam bir önden gitse bence o göreve başladığında ve davet etse alıp hatta beraber de getirebilir yani öyle de bir şey olabilir. Putin’i de çağırsın. Efendim Topkapı’da toplansınlar Topkapı Sarayı’nda. Güzel ağırlasınlar güzel yemek falan verir. Bayağı iyi olur. Tayyip Hoca Topkapı Sarayı’nı niye kullanmıyor? İyi olur güzel olur. Misafir karşılamada falan olur niye olmasın? Tayyip Hocam öyle mesela Putin’i karşılamada, Trump’ı karşılamada falan Topkapı Sarayı’nı kullansın. Tabii sarayın kapısı açılsın, bir şey yok. O ecdadın evladı. Ecdadının evi yani bir garip bir şey yok. Ona kimse “niye ecdadının evini kullanıyorsun?” diyemez. Ondan sonra tepkiden mepkiden çekinmesine gerek yok. Ordunun mehterini de getirsin en kaliteli mehter ordunun mehteridir askeri mehter. Onu da getirsin. Yeri göğü inletsin yani inşaAllah. Bayağı güzel olur.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Siz Rusya’yı örnek vermiştiniz. “Sarayda konuklar ağırlanıyor, çok şık görünüyor” diye.

ADNAN OKTAR: Evet. Ve Topkapı’nın tabii biraz bakıma ihtiyacı var. Birkaç yerini şimdilik önden acil tamir ederlerse misafir karşılayacakları yerleri, olur. Çelik destekli bir koruma da yapılabilir gizli çelik destekli. Yani çelik kullanılsın, balistik çelik yani paslanmaz çelik. Onunla binayı gizlice koruma altına alabilirler yani görünmeyecek şekilde. Bence hiç bekletmesinler.

“Türkiye’nin nüfusu 83 milyon. 83 milyonun otuz sekiz kişi eksilmesi milletimizi yıldırmaz. 3 milyon kişi eksilse de bizi yıldırmaz” isterse 30 milyon şehit verelim yine yıldırmaz. Bunda şaşırılacak ne var anlamıyorum bunların derdi nedir? Niye bunaldılar bu habere? İsterse 70 milyon şehit verilsin yine vazgeçmeyiz. Bak 83 milyona kadar yolu var şehitlerin. Tamamı biter bak on kişi kalsak da vermeyiz onu söyleyeyim on kişi kalsak. Hepimizi şehit ederlerse tapusu onların olsun bütün vatan onlara ait sıkıysa yapabiliyorsa. Onun dışında hiç ötmesinler.

Trump demiş ki “Ben zeki adamım. Bir kere söylemeleri yeterli. Sürekli her gün bana bir şey anlatmalarına gerek yok” demiş. Bayağı aklı başında Trump’ın. Tayyip Hocam bayağı iyi sahip çıksın. Putin ile Trump el ele gelse bitti yani Tayyip Hocam’la beraber bitti. Konu kökten kapanır.

Türkiye’ye bereket gelmesi için, uğursuzluğun üstümüzden gitmesi için Darwinizm’in devlet tarafından gençlere enjekte edilmesi kaldırılması lazım. Bak bilerek ve bir bildiğim olarak söylüyorum. Bak bu uğursuzluk üstümüzden kalkar. Bereket gelir. Allah alenen inkar ediliyor bak Darwinizm’de, alenen ve açıkça. Ve kendince de gizlice çaktırmadan. Böyle korkunç bir ideoloji, böyle Allah’ın inkarı kitlevi dünya tarihinde hiç yok, yirmi bin yıllık tarihte yok. İlk defa oluyor. Aman rica ediyorum Tayyip Hocam’dan cesur olsun -ki zaten cesur- gereğini yapsın ya Allah bismillah şu beladan kurtulalım. Bak PKK’yı da mahveder bu, İngiliz derin devletini de mahveder. IŞİD’i de mahveder, hepsini mahveder. Çünkü IŞİD’in eğitimini yapan hocalar da Darwinist. Muhammed Abduh, Cemalettin Afgani bu ekol yani Mısır ekolü hep Darwinist.

“Ruhum, özüm, canım cennette gelişimimiz devam edecek mi? Sevgimiz imanımız daha artabilecek mi?” Feyza diyor. Tabii ki yani çünkü bir sınırı yok. Tabii ki Allah’a sevgimiz artar, etkilenme gücümüz artar buna ait zaten hadislerde de gerekli işaret anlatımlar var. Kadınlar diyor eşlerinden kısa bir süre ayrılırlar evli olanlar mesela eşi çarşıya gidiyor, cennet çarşısına geldiğinde “aman Allah’ım” der diyor “sana bir şey olmuş daha güzelleşmişsin” der diyor. Ertesi gün diyor eşi diyor yine çarşıya gider gezer gelir diyor yine eşini görür diyor “aman Allah’ım sana ne oldu böyle? Bu sefer daha da güzelleşmişsin” der diyor. Bu kesintisiz güzelliğin artacağını gösteriyor. Kadınlar erkeklere söylüyor, erkekler de kadınlara söylüyor. Kadınlara da beyleri söylüyor. “Sana ne oldu böyle” diyor “Hayret Allah’ın hikmeti daha da güzelleşmişsin” diyor. Zaten dünyada da bunu görüyorsunuzdur buna benzer değil mi? Sana bir şey olmuş senin güzelliğin daha da artmış diyorlar ya.

Benim üç tane delikanlım şehit oldular. Fiili çatışmada kendi arkadaş gurubumdan. Üç tane delikanlımız. Ve al kanlara boyandılar. Zerre fütur getirmedim zerre. Haberi geldi akşam bayağı neşeliydik herkes gayet rahattı. Tebrik ettik şehitleri o kadar. Gazilerimiz var kardeşim var mesela omuzunda kurşunla yaşayan var, dizinde kurşunla yaşayan var.

“Cennet ehlinin bir çarşısı vardır” diyor Resulullah (sav) “Her Cuma oraya gelirler derken kuzey rüzgarı eser elbiselerini ve yüzünü okşar. Bunun tesiriyle hüsün (güzellik)” hüsnü cemal derler ya “hüsün cemalleri” yüz güzelliği “artar. Böylece ailelerine daha da güzelleşmiş olarak dönerler. Hanımları “vAllahi bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz artmış” derler. Erkekler de “sizler de Allah’a kesem yemin olsun ki bizden sonra çok daha güzelleşmişsiniz” derler.” Sahihi Müslim’de. Kütüb-i Sitte de sahih hadis. 14. Sayfa 433 /16.

“Canımdan çok sevdiğim heybetlim, Allah aşkıyla sevdiğim, dünyada en çok sevdiğim insansın. Allah kavuştursun inşaAllah. Allah hep yanında olmamı nasip etsin. Allah seni çok sevsin senden razı olsun” diyor Cansu.

“Dün gece size yapılan yalan haber yayını izleme sayısında patlama yaptı Allahualem.” Ama ben hayret ettim hiç bu kadar yüksek şey, dokuz misli falan. Bu hayrettir.

“Aşkın en keskin kılıcı, sonsuz yanan nur, çerağ, şimşek, nurlu sultanımsın. Sen seyit Muhammed Adnan Bey.” O sevgide böyle ziyade sevgi olur Allah razı olsun. Biz bu güzellikleri kardeşimizde görüyoruz yazan kardeşimizde görüyoruz.

Nurdan, “Türkiye’nin İsrail ve Rusya’yla barışmasına vesile oldunuz. Bu harekete dayanılamadı Türkiye Rusya, İsrail’le arasını düzeltti akabinde darbe girişimi oldu.” Doğru.

Zehra, “Küfrü darmadağın yıkan battal gazi Hocam” diyor. Sizlerle, beraber.

Emine Çiçek, “Canım Hocam nurunuza ufkunuza hayranım” diyor.

Bora Aslan, “Hocam sizi çok seviyoruz. Allah sonsuz dek beraber kılsın.”

Sevda Çedin “cildin nur gibi maşaAllah.”

Fatma Kaya, “Aslan Hocam nurunuzu Allah artırsın.”

Bu sevgisizlik bu gaddarlık ben hayret ediyorum. Müslümanların üstüne varil bombası atılmasına sevinen çok fazla kalabalık bir kitle var. Çocukların eli yüzü yanıyor o bombalar patladığında, içinde binlerce misket oluyor, çelik bilye oluyor, çelik parçaları, vidalar, somun parçaları ne buluyorlarsa dolduruyorlar. Milletin elini yüzünü paramparça ediyor adam düğün var, şenlik var diye seviniyor. Böyle bir adam bizi sever mi? Sevmez tabii. Adam Müslüman gördü mü homurdanıyor ayakkabısına basmış gibi. Sevgisiz, merhametsiz vahşileşmiş tipler bunlar.

Evet dinliyorum.

EBRU ALTAN: BBC İstanbul’daki saldırıyı haber yaparken terör demedi. Vatandaşlar da İngiliz Büyükelçi Richard Moore’a bu konuda eleştirilerini iletince Richard Moore BBC’yi şöyle savundu; “Bu acı zamanlarda bağımsız ve özgür basın daha da önemli” dedi.  

ADNAN OKTAR: Canım BBC belli. Bağımsız özgür; neresi bağımsız? Devletten cayır cayır para alıyor. Milyar dolar hesabıyla para alıyor BBC nasıl bağımsız oluyor? Bütün dünyada istihbaratı sağlayan bir örgüt.

Öcalan diyor ki demin de okumuştum “İngiltere bazılarını yanına çeker, bazılarını harcar destekler gibi yapar amacına ulaşınca da horlar” diyor. Öldürür demekten kaçınmış da horlar diyor.

Yalnız tabii bizim milletimizin bir kısmına kalite, sanat ve güzelliğin cennet nimeti olduğu gösterilmedi. Bilmiyor adam. Ben mesela çarşıya falan çıkıyorum adam vahşi uzaktan bön bön bakıyor. Yanına yaklaşıyorum pis pis kokuyor. Kirli, ayakkabısı berbat, kafası berbat, derisi kirli, elleri kirli, yüzü simsiyah kesilmiş. Herkese karşı nefret dolu. Mağazalara giriyor bela saçıyor, bir yere gidiyor bela saçıyor. Uğursuz bir bakışla etrafı seyrediyor. Evine gidiyorsun evi kokuyor. Her türlü pis koku var evinde. Üstü başı kokuyor, yatak odası kokuyor. Evin içerisinde bir nur, ışık yok. Konuşmalarda bir güzellik yok. Şimdi bu insanlar güzel insanları kıskanır, temiz insanları kıskanır. Güzel mekanlara sahip insanları kıskanır. Bunların sayısı da az değil. Yani sevgisiz, estetikten güzellikten anlamayan, kaliteden anlamayan, lafını sözünü bilmeyen sadece merhametsizlik, şefkatsizlik, öğretilmiş, kabalık öğretilmiş. Kirli, pislikten kaçınmayan, pisliği normal hayat şekli halinde kabul etmiş nursuz, karanlık insanlar kol geziyor sokakta. Bunlar terör örgütlerine geçebiliyor, şiddet örgütleri de kullanıyor, mafya da kullanıyor. Her yerde her türlü pis işin içinde oluyor bu adamlar. Şimdi bunlar yazı da yazıyorlar internette bunlar yine de bir şekilde bir bilgisayar elde ediyorlar ağızlarından lağım akıyor. Sokakta ağızlarından lağım akıyor. Mesela ben alışveriş için mağazaya giriyorum mağaza sahipleri geriliyor böyle tipleri gördü müydü. Yazık bu insanlara. Köpek gibi saldırgan. Kardeşim bir merhabalaş, bir güler yüz göster, suratı bir karış azgın bir ifadeyle işte “bu ne?” “kaça bu?” adamın yüzüne dahi bakmıyor. Tam tipik bir hayvan. O insan onu sana satmaya mecbur mu? Sana iyilik yapıyor akşama kadar ayakta bekliyor o insan. Değil mi? Beş on metrekarelik bir yerde akşama kadar, sabah sekizden akşam sekize kadar ayakta bekliyor. Sana iyilik olsun güzellik olsun diye. Hayvanlık yapmanın ne alemi var? Bir merhabalaş bir selam ver, bir güler yüz göster. Çok güzel çocuklar oluyor kimsenin ilgilendiği yok çok az insan ilgileniyor. Elinde dondurma yalayarak şuursuz gözlerle etrafa bakınıyor. Bunun yüzünde de bedensel patoloji de oluyor akıl patolojisi de oluşuyor. Allah bela meydana getiriyor. Soruyorsun dinden, imandan, Allah’tan, Kitap’tan haberi yok. Mesela başı kapalı Müslüman zannediyorsun bakıyorsun homurdanıyor sonra biraz araştırıyorsun PKK’lı çıkıyor. Yahut hiç namazında niyazında olmayan hırsız kılıklı ahlaksız biri çıkıyor. Hiç ummadığın şeyler oluyor. Onun için vatandaşın içinde pislik insanların oluşmaması için devletin çok güçlü tedbir alması gerekir. Sırf okula göndermekle olmuyor. İlkokul, ortaokul, lise, üniversitede Darwinist eğitim yapılıyor. Dini eğitim de veriliyor. Dini eğitimde ne öğretiyorsun? Uhud Harbi, Hendek Harbi işte Resulullah (sav) ne yerdi, ne içerdi bunları anlatıyorsun. İman hakikatleri yok, Kuran mucizeleri yok, Darwinizm’in geçersizliği yok en hayati konular yok. Adam nasıl imanlı olsun o haliyle? Eğer sen onu eğitmezsen, yönlendirmezsen çok güç. Kolay kolay Allah’ın özel inayeti, Allah’ın Hadi isminin özel tecellisi olmadıktan sonra imanlı olamıyor insanlar. Sonra o insanlardan iman nasıl bekliyorsun? Gidip ondan sonra PKK’lı oluyor işte yahut terörist oluyor. Veyahut mafyaya mensup oluyor.

Trump’ın Amerikan Dışişleri Bakanlığı için düşündüğü Rex Tillerson, Putin’e oldukça yakın olarak biliniyor bundan dolayı İngiliz Guardian Gazetesi haber yapmış. “Tillerson bakan olursa bu seçimin gariplerinden biri de Putin’dir.” Gazete ayrıca Obama’nın bu seçimlerde Rus parmağı olup olmadığına dair araştırma başlattığını söylüyor diyor. Kafayı görüyor musun? Sizinkinde şeytan parmağı olabilir ama orada Rus parmağı falan yok istersen bir daha seçim yap, on kere yap aynı netice çıkar. Wall Street Gazetesi ise “Nadir Amerikan vatandaşı Putin’e Tillerson kadar yakındır” diye belirtmiş. Hiç derdine düşmesinler.

“Hocam bir kere Sezai Özker ismini söyler misin?” diyor. Sezai herhalde meşhur olmak istiyor.

EBRU ALTAN: Biz niye sizi aşkla, tutkuyla seviyoruz, ona çok bozuluyorlar.

ADNAN OKTAR: En kızdıkları o, demediklerini bırakmıyorlar. Bak, fizik güzelliğinize, en kızdıkları o fizik güzelliğiniz. Arkasından tutkunuz, derin sevginiz. Çünkü bunların evleri kokuyor, kız arkadaşları kokuyor, yatakları kokuyor, elbiseleri kokuyor. Adamlar çürümüş, leş gibiler, yani yüzlerine bakılacak halleri yok. Sevgi bitmiş, merhamet bitmiş, dostluk, arkadaşlık bitmiş. Konuşmalarının başı küfür, sonu da küfür bunların. Çok lanet ve pis bir hayatları var, çok gerilimli. Şimdi bu kadar psikolojik baskı yapan adam tabii deliye döner, yani kendini bu kadar ezen bir insan. Çünkü sevecek kimse bulamıyor. Annesinden, babasından nefret ediyor. Evli oluyor eşinden nefret ediyor öldürmeye kalkıyor kadıncağızı. Kadın da onu öldürmeye kalkıyor o kadar nefret ediyor. Birbirlerinin kafasında şişe kırıyorlar. Yani akıl almaz bir kepazelik, her gün nefret sözcüğü. Yerler pis, odası pis, yatak çarşafını adamlar dört ayda bir değiştiriyorlar. Dört-beş ayda bir falan değiştiriyorlar. Her yer sigara kokusu. Sarımsak kokusu, soğan kokusu karışmış vaziyette, dehşet verici bir ortam. Bütün üstlerinde başlarında sucuk kokusu, amonyak kokusu da yoğun olarak var. Her yer garip kokularla dolu. Bu insan dışarıya çıktığında püfür püfür parfüm kokan, tertemiz, kaliteli, nurlu, efendi, sıhhatli, zinde, güzel kadınlar, yakışıklı erkekler gördü mü, başarılı bir anlatım, güzel bir çevre, etkili bir yöntem gördüler mi ne yapabilir? Ancak kinle nefretle saldırıyor. Şimdi kinle nefretle saldırınca bize etkisi ne oluyor? O bizi sadece güldürüyor. Onların atarı bize neşe katar. Ne oluyor ondan sonra? O ızdırap onlara dönüyor. Bu sefer onun stresini yaşıyor. Duvarlara yumruk atmalar, kafa atmalar falan. Duvara yumruk atıyor eli kırılıyor, ağrıyor veyahut eziliyor, kafa atıyor olan aklı da gidiyor. Dolayısıyla hasetle, kinle hiçbir yere varamaz bu tipler. Onların hasedi, kini bize bereket olarak dönüyor. Bize sağlık, sıhhat, güzellik olarak döner. Onlara bereketsizlik, uğursuzluk olarak döner.

Mümin de yaş olmaz. Ya kardeşim adam yirmi yaşındadır, ama kırk yaşında insanın olgunluğundadır. Ama adam altmış yaşına geliyor, yetmiş yaşına geliyor aklı gelişmiyor, çocuk gibi kalıyor. Kişiliği gelişmiyor. Yaşla alakası yoktur, yani ruhtur esas. Beden şekilden şekle girer. Ama beden yaşlılığı açısından da değerlendirirsek beden bazı insan hızlı yaşlanır, mesela otuz yaşında altmış yaşında gibi oluyor. Ama bazı insan vardır altmış yaşındadır, otuz yaşında gibi görünür. Beden çökmesi hızı da ayrıdır, ruhun olgunlaşma hızı da ayrıdır. Bazı insanlar mesela genç kız görüyorum ben yirmi yaşında ama kırk yaşında kadın gibi çok olgun. Bazı kız görüyorum elli beş yaşında ama daha hala çocuk, gelişmemiş. Dolayısıyla Müslümanlarda yaş şu şöyledir, bu böyledir diye hiçbir önemi yoktur. Ayrıca adamın yaşı gençtir ama yirmi beş yaşında oluyor ani bir hastalıkla ölüyor. Öbür adam yaşlı ama doksan yaşına, yüz yaşına kadar yaşıyor. Ne ara farkı var orada senin yaşının ne anlamı var? Yaş mantığı yanlış yaş bir mantıktır. Mesela imam Mehdi ileri yaşlarda ama Resulullah (sav) diyor; “Kırk yaşında gibi görünür” diyor. Niye? Beden yaşı rakamsal olarak ileri olmasına rağmen fizik anlamda ilerlemiyor. Mesela hatta kemik yaşı diye biliniyor biliyorsunuz bilimsel olarak. Mesela kemik yaşı genç oluyor. Tıbben biliniyor. Adam mesela farz edelim yetmiş yaşında ama kemik yaşı kırk yaş oluyor.

Muhammed Varsak, hadisler, muhkem hükümlerde hadis eğer Allah’ın hükmünü tasdik ediyorsa o hadistir, doğrudur. Mesela diyor ki; “namaz kılın” diyor. Allah “namaz kılın” diyor onu tasdik ediyorsa hadis doğrudur. Ama hadiste namaza aykırı olarak, İslam’a aykırı olarak hükümler varsa bu olmaz. Mesela diyor ki “Peygamberimiz dedi ki” diyor. “Kan çıkarsa abdest alın.” Kuran’a bakıyoruz böyle bir şey var mı? Yok. Bu hadis uydurma.

BEYZA BAYRAKTAR: Yürüyüşle ilgili resimleri görebiliriz isterseniz.

ADNAN OKTAR: Aslanlara bak, aferin benim koçyiğitlerime. İyi tabii, tepkilerini dile getirecekler, o isabet olmuş.

Şimdi bak, hadisler iki türlü olur. Biz hadisi kökten reddetmiyoruz. Bir; muhkem Allah’ın hükümlerini tasdik eden hadis olması lazım. Reddeden hadisi kabul etmeyiz, uydurmadır. Mesela demin verdiğim örnek, “kan çıkarsa abdest bozulur” diyor. Kuran’a bakıyoruz var mı böyle bir şey? Yok. Bu uydurma, bitti. İkincisi şöyle olur. Mesela “ileride Mehdi çıkmadan önce iki uçlu bir kuyruklu yıldız çıkacak” diyor. “Ve diğer kuyruklu yıldızların aksi istikametine gidecek ve hepsinden daha parlak olacak” diyor. Şimdi biz bu hadise ihtiyat kaydıyla yaklaşırız. Yani doğru da olabilir, yanlış da olabilir. Tahakkuk ettiğinde bu sahih hadistir demiyoruz. Bu gerçek hadis olmuş oluyor. Hadis olmuyor bu artık gerçek olmuş oluyor. Resulullah (sav)’in gerçek bir sözü olmuş oluyor. Çünkü sahih hadis bile kuşkulu olabilir. Yani bir başka alim gelip reddedebilir sahih hadisi ama bu gerçek hadis olmuş oluyor. Tahakkuk etmiş çünkü. Bu iki yöndeki hadisleri kabul ediyoruz. Bir; ispat edilmiş, tahakkuk etmiş ispat edilmiş hadis ahir zamanla ilgili olan, iki; Kuran’daki hükmü tasdik eden hadis. Bunları kabul ederiz. Bu çünkü doğru bu ikisi de ispatlı yani. Bunlar net, öbürleri ispatlı değil.

Resulullah (sav) diyor ki; “İmam Mehdi’nin işaretlerinden biri de günlerin ve gecelerin geçmesiyle yaşlanmamasıdır.” Allah ona öyle harika bir durum vermiş. Bak, “günlerin ve gecelerin geçmesiyle yaşlanmamasıdır.” Bu çok dikkat çekecek bir olaya dönüşecektir ileride. Hz. Mehdi (as)’ı oradan da anlayacağız. (Muntekab-ül Esar, Lütfullah, sayfa 285)

Ebu Salte Haravi, İmam Reza'ya sorar; “Tanıyabilmemiz için Kaim İmam Mehdi’nin alameti nedir? Hazreti Reza cevap verdi, alametlerinden biri yaşı ileri olmasına rağmen görünüşünün genç olmasıdır” Hz. Mehdi (as)’da. “Ona bakan birinin yaşının kırk ya da hata daha da az olduğunu tahmin edecek. Alametlerinden bir diğeri de vefat edeceği zamana kadar hiç yaşlanmayacak olmasıdır.” İmam Mehdi Hakkında Sorular ve Cevaplar, Seyyid Hüseyin Hüseyni’nin kitabında bu.

Resulullah (sav) diyor ki; “İmam Mehdi zuhur ettiğinde insanlar yaşlı bir insan düşünürken onunla karşılaşınca Mehdi onlara genç bir yüzle yaklaşacak” diyor. Yani mesela farz edelim, yetmiş yaşında ama bayağı genç, “şaşıracaklar” diyor Resulullah (sav).

Münafıklar yaş konusundan çok korkarlar. Onun için Allah orada münafıkları kızdırmak için Hz. Mehdi (as)’a böyle bir güç veriyor. Yani çünkü münafıkların en hassas olduğu konulardan birisi de yaştır, yaşlanmaktır. Ölüm ve yaşlanmak münafığın en çekindiği şeydir. Çünkü ahirete inanmadığı için. Çünkü yaşlanma, bedeni onun sermayesi olduğu için sermaye çökmüş oluyor. Sermayesini kaybeden müflis adam gibi görüyor kendini. Ölüm de bütün sisteminin batması oluyor. O yüzden münafık hem ölümden hem yaşlanmaktan çok çekinir.

Süleyman Zengin, “Sen İstanbul’dan dünyayı aydınlatıyorsun Hocam. Senin sayende çoğu gazeteci ve yazar İngiliz derin devletini yazmaya başladı.” Hakikaten hayret iki yüze doğru gidiyor sayı. Habire anlatıyorlar. İngiliz derin devleti en hayati konulardan birisi. Hükümet bu konuda gayet cesur olsun.

Cemile, “Keskin ilme sahip etkileyici konuşmanız var Adnan Hocam.”

Nur, “Sayende bilgileniyoruz” diyor.

Mahmut Meriç, “MaşaAllah Hocam size atılan iftiralar şerefinizdir, sen benim en güvendiğimsin.”

May Hüseyin Uzun, “Bu adam samimi, gerçekten Kuran ne derse aynısı.”

Sevim Nalcı, “Oturduğun yerden çok etkili oluyorsun Hocam” diyor.

Selam MST, “İlim sahibi Adnan Hoca’dır” Yok canım biz Allah’a dua ediyoruz. “Ya Rabbi ilmimizi artır” diye. Hocalık da yok bizde alimlik de yok. Öyle bir iddiam da olmaz.

Yine çok yüksek izleme, o zaman bir şey oldu.

BEYZA BAYRAKTAR: Anlatımlarınızdan dolayı.

ADNAN OKTAR: Yani bilmiyorum. Darbeden sonra da çok acayip yükselmişti. Bunda da çok yükseldi. Bu teveccüh çok güzel, hayır var.

Meselenin çözümü karmaşık değil. Darwinizm bu kainatı, tamamını yaratan her şeyi yönlendiren ve yöneten Allah’a hakarettir. Meydan okumadır. Bu Allah’ın ağrına gider. Bu uğursuzluk getirir. Darwinizm’in kaldırılması gerekiyor. Bütün İslam alemine uğursuzluk getiriyor. Darwinizm, Allah’a meydan okuyan deccaliyetin dinidir. Bilimsellikle alakası yok, baştan sona hurafedir. Saf hurafedir. Ya sen kardeşim ne diyorsun biliyor musun? “İnsan tesadüfler sonucu oldu” diyorsun. “Bütün hayvanlar, kediler, köpekler, tavşanlar ve bütün meyveler, sebzeler her şey tesadüfen oldu” diyorsun. Ve “tesadüfler sonucu oldu” diyorsun. Portakallar, limonlar, narlar üzümler, vişneler, kirazlar. Allah bak, lütfetmiş çok güzel yerden bunları yaratmış ve bunların tamamı inkar ediliyor. “Hiçbirini Allah yaratmadı” diyor adam. Bu Allah’ın zoruna gider. Allah’ı yalnız bırakırsan Allah da seni yalnız bırakır. Olmaz. Yani bütün Müslüman alemi için söylüyorum ben bunu tek bir şahıs için söylemiyorum.

Atilla İlhan, “Darwinizm ile terörün ne alakası var?” Ya kardeşim bak, Darwinizm bir kere Allah’ın olmadığını söylüyor. “Atalarımız ceddimiz komünal toplumda yaşıyordu” diyor. “Biz de yeniden o komünal topluma döneceğiz” diyor. Tez, antitez, sentez, çelişki iddialarıyla bunu anlatıyor. “Çelişki çatışmayı meydana getirir.” Diyor. İşte çatışmadan kasıt bombalama ve silah, yani ateş barut. O anlamda söylüyor adam. Çatışma derken iki arabanın çatışmasını kastetmiyor.

Evet, dinliyorum.

BEYZA BAYRAKTAR: Haber Sol’un yaptığı habere göre Türk savaş uçakları Suriye’nin El Bab bölgesi ve civarında havadan attığı Arapça bildiri ile halkı uyardı. Atılan bildiride şöyle deniliyor. “Bismillahirrahmanirrahim, Değerli, Aziz El Bab halkı! Şeytana hizmet eden DEAŞ terör örgütünün sizleri kullanmasına izin vermeyin. Sizlerin özgürlük ve refahı için hayatını ortaya koyan Özgür Suriye Ordusu ve kardeşlerine her zaman kapısını açan Türkiye Cumhuriyeti, topraklarınıza huzuru ve güveni getirmek için tüm gücüyle dostane çaba göstermektedir. Bize yardımcı olun ve bizler topraklarınızı bu hainlerden temizleyene kadar zarar görmemeleri için sevdiklerinizi en kısa sürede güvenli bölgelere taşıyın. Zafer Allah'ın izni ile yakındır. Allah'ın selamı ve desteği üzerinize olsun.”

ADNAN OKTAR: Evet, aslında IŞİD’le konuşulsa IŞİD ikna olur. Yani öyle sorun çıkacağını zannetmiyorum.

Ahmet Ünlü, “Allah münafıkları kızdırmak için Mehdi’yi genç göstermesi çok güzel” diyor. Tabii Allah istese başka türlü de yapabilirdi ama o şekilde oluyor.

Hazreti Musa (as) Mısır’dan çıkıp Medyen’e gittiğinde kırk yaşında. Medyen’de otuz yıl kalıyor halkıyla beraber. Mısır’dan çıktığında seksen yaşında. Kırk yıl da çölde kalıyor, yüz yirmi yıl. Firavun’a gittiğinde seksen yaşlarında, tebliğe gittiğinde, yani genç olarak gitmiyor. Yani genç de biyolojik olarak genç ama rakamsal olarak ileri yaşta. Hazreti İshak (as) doğduğunda Hazreti İbrahim (as) yüz yaşında, eşi Sara da doksan yaşında, maşaAllah. Doksan yaşında doğuruyor annemiz. Hazreti İshak (as) vefat ettiğinde Hazreti Yakup (as)’a peygamberlik veriliyor yüz kırk yedi yaşına kadar yaşıyor Hz. Yakup (as). Yüz bir yaşındayken peygamber oluyor, yüz bir yaşında. Kardeşim, çölde sürekli geziyor. Vücuttan sürekli toksin atılıyor. Hiç tatlı falan yedikleri yok. Sürekli et, koyun eti, koyun sütü, yoğurt, kaymak, meyve falan tatlı o tip şeyler yemiyor. Allahualem Allah onu vesile ediyor. Bir de çölde çok geziyor, hareket ediyor, vücut terliyor falan. Vücutta toksin de kalmıyor. Şeker de yok, şeker yüklemesi de olmuyor. Allah onu vesile etmiş olabilir. Hz. Adem (as)’ın ömrü dokuz yüz otuz sene. Nuh (as) dokuz yüz elli sene yaşadı. İbrahim (as)’ın ömrü yüz doksan beş sene, Hz. İbrahim (as) maşaAllah dedemize. İsmail (as) yüz otuz yedi sene yaşadı. Yakup (as) yüz kırk dokuz sene. Hz. Yusuf (as)’ın ömrü yüz yirmi sene, Hz. Musa (as) yüz yirmi üç sene, Davud (as)’ın ömrü yetmiş sene, en genç olan o, yetmiş yaşında Hz. Davud (as). Hz. Süleyman (as)’ın ömrü yüz seksen sene. Yüz seksen yaşına kadar yaşadı. Yahya (as)’ın ömrü doksan beş sene. Canım benim onu şehit ettiler biliyorsunuz. Hz. Şuayb (as) iki yüz elli dört sene, maşaAllah. Hz. Salih (as) yüz seksen sene, Hz. Hud (as) yüz altmış beş sene, İsa (as) otuz üç sene, otuz üç yaşında göğe alındı. Geldiğinde kırk yıl daha yaşıyor, yani inşaAllah.

Münafıklıktan bahsederken şimdi biz tabii falanca münafıktır, feşmekanca münafıktır demiyoruz, ilk her zaman söyledik önce kendi üstümüze alıyoruz çünkü münafık zaten etkilenmez ayetten, Müslüman etkilenir.  

Hasan Bedel, “Bu hanımlar her şeyinizi beğeniyorlar” diyor. Arılar güzel kokuya toplanır değil mi? Demek ki bir güzel koku almışlar ki geliyorlar. Kaderde yaratılmış olması lazım, yoksa olmaz.

Emine Şahin, “Zümrüt gözlüm, canıma can katan Allah aşkıyla sevdiğim, bebek yüzlü sevdiğim.”

Deniz Kır, “Allah daima yardımcın olsun” diyor.   

Hacı Bingöl, “VAllahi haklısınız Hocam,” diyor.

Muhammet Topuz, “Hocam, İngiltere’de her yıl hane başı alınan televizyon lisans parası yaklaşık altı yüz TL, olduğu gibi BBC’ye gidiyor” diyor. BBC’ye tabii devlet de ayrıca para veriyor.

Utku Toktaş, “Ben ne zaman geleceğim?” Diyor. Bir gel de sonra deriz.  

Yavuz Köksal, “Hocam, maç da anlatın” diyor. Hoppala.

EBRU ALTAN: Herhalde sohbetiniz çok tatlı olduğu için.  

Hacı Bingöl, “Ya Hocam, ne güzel konuşuyorsun, keşke herkes senin gibi olsaydı.”

Hasan Kıvanç, “Hocam, peki sigara kokusu falan her şeyi çok güzel anlatıyorsun ama sigarayı nasıl bırakalım?” Diyor. Çok kötü evin sigara kokması perdeler kokuyor, duvarlar kokuyor çok korkunç pencereyi açsan da çıkmıyor gitmiyor, bütün evin boydan boya yıkanması, bir kere bile içilse batıyor ev. Yapmayın, etmeyin ciltleri bozuluyor, saçları bozuluyor, dişleri bozuluyor çok çılgınca bir hareket sigara ve hiçbir faydası yok. Diyor ki, “sinirlerim bozuk” ya kardeşim sinirlerini iyice bozar sigara, stres yapar sigara acayip gerer insanı, bitkinlik yapar, nerden çıkarttınız onu?

Zekeriya (as)’ın ömrü üç yüz seneymiş maşaAllah ama onu da şehit ettiler biliyorsunuz, zalimleri. Kardeşim sadece kızarmış et yiyorlar, şeker yok şimdiki gibi böyle kromozomla oynanmış buğday da yok, kapkara ekmek güzel ete banarak yiyor. Şekerler, gofretler falan yok o devirde, bayağı sıhhatli oluyor, sürekli geziyorlar hareket halinde, vücut sürekli ter atıyor.

EBRU ALTAN: Katkı maddeleri de yok.

ADNAN OKTAR: Katkı maddeleri de yok, yine iyi yaşıyoruz Allah nasip ediyor bu kadar olaya.

Deniz, “Çok güzel bir ortam.” 

Asiye Nezahat, “Bir tanem, canım Hocam” diyor.

“Hocam, ben de sana hayranım” diyor. Nur Sena

Selin Kumru, “Nurum, bebek yüzlüm, canım Adnan Hocam” diyor.

Serkan Soysal, “Hocam, size ulaşmam gerekli. Facebook’ta mesaj yazdım cevap gelmedi. Çaresiz kaldığımda sizin kapınıza geldim.” Hoppala, şu an kapıda mı ne demek istiyor?

Mü’minun Suresi 68/70, “Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi?” Diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” “Geçmiş alimlerine hocalarına gelen bir şey mi geldi? “Yeni bir bilgi mi var?” Diyor Allah. “Ya da kendi elçilerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkar ediyorlar? “Yahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.” Bak hiç devir değişmemiş o devirde de hakkı adamlar çirkin karşılıyorlar.

EBRU ALTAN: Adnan Bey, düşen uçakla ilgili yeni bir haber vardı. F16’daki pilot kadınmış. Hava pilot Yüzbaşı Şefika Burcu Arpacı fırlatma koltuğunu kullanarak kurtulmuş. Düşen uçakta yer alan pilot Yüzbaşının iki yıl önce düşen bir uçaktan sağ kurtulduğu da ifade edilmiş. Uçağın inişe geçtiği sırada düştüğü söyleniyor, resmi bir açıklama henüz yapılmamış.

ADNAN OKTAR: İki pilot var.

EBRU ALTAN: Aynı pilot daha önce de düşen bir uçaktan sağ kurtulmuş.

ADNAN OKTAR: Bir daha haberi okusana sen.

EBRU ALTAN: Düşen F16’daki pilot kadınmış. Hava pilot Yüzbaşı Şefika Burcu Arpacı fırlatma koltuğunu kullanarak kurtulmuş. Düşen uçakta yer alan pilot Yüzbaşının iki yıl önce düşen bir uçaktan sağ kurtulduğu ifade edilmiş. 

ADNAN OKTAR: Hay benim aslanıma maşaAllah.  

EBRU ALTAN: Uçağın inişe geçtiği sırada düştüğü söyleniyor ama resmi bir açıklama henüz yapılmamış.

ADNAN OKTAR: Aman canı sağ olsun uçak yine alırız. Gazi olmuş o.

Kamil Belek, “Adnan Bey, bu kaliteyle, bu güzel hanımlarla bütün dünya sizleri çok takdir eder” diyor.

Emine Şahin, “Canımın içi senin yanında olmak o ışıl ışıl parlayan cennet gözlerine bakıp seni sevdiğimi söylemek, geri kalan ömrümü senin yanında yaşamak istiyorum. Rabbim sonsuza kadar beni senden ayırmasın.”

Sevgi, “Bizleri Kuran yolundan ve senin yanından ayırmasın canım öğretmenim” diyor.     

Emine Taya, “Bu nasıl güzel bir sohbet? Diyor.

Huzur İslam’da, “Hocam, siz de İslam’a çağırıyorsunuz” diyor.

Demir, “Helal olsun sana Hocam, dikkatle takip ediyoruz.” 

Ahmet Çetin, “Ne iş ya!” diyor.

Münafık sükunetten hoşlanmaz, itidalden hoşlanmaz böyle şamatacı, irrite eden, dengesiz, rahatsız eden bir ortam ister. Şeytan onu sürekli dürtüklediği için rahat duramaz, gerilimli, kavgacı, stresli bir ortam ister, ruhu sürekli anarşi halindedir yani onun ruhunu, bedeni bırakmaz şeytan. O kendi deliliğini, o kendi azgınlığını o bedene sürekli dürtükleme şeklinde uygular o yüzden şeytana ram olmuş münafık perişan olur artık onun dürtüklemesinden yorgun düşer. Sürekli onu konuşturur, zırvalattırır, abuk sabuk hareketler yaptırır, anormal ataklar yaptırır, Müslümanlara saldırttırır huzursuz eder. Münafıklar çok ukala oldukları için kendilerini doğru yolda, Müslümanları ise aldatılmış görürler. “Bunları dinleri aldatmış diyorlardı” diyor Enfal Suresi 49’da münafıklar için.  

Trump’a helal olsun. Bak mesela çok uyanık. Şi Cinping’in otuz yıllık yakın arkadaşı Lowa Valisi Terry Branstad’i atayacakmış. Amerika Birleşik Devletleri elçisi olarak Çin’e iyi olur. Tam işadamı uyanıklığı var Trump’ta çok yaman, hep pratik meseleleri halleden birisi.

Peş peşe mehter dinlememizin sebebini yakında anlayacaklar inşaAllah, ne demek istediğimizi PKK’lılar.

Evet dinliyorum.

EBRU ALTAN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne Profesör Doktor Mehmet Özkan’ı atamıştı. Yeni Rektör, Profesör Doktor Mehmet Özkan üniversite de geçen sene yapılan PKK etkinliklerine izin vermedi. Geçen yıl Üniversite’de PKK kuruluş yıl dönümünde halayla kutlama yapılmıştı. Hükümet karşıtı provokatif gösteriler olmuştu ancak bu yıl Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüsü’nde toplanan öğrenciler Üniversite’de “terörist istemiyoruz” eylemi yaptı. Öğrenciler Beşiktaş’taki hain saldırıda şehit olan polis ve vatandaşlarımız için yürüyüş yaparak saygı duruşunda bulundu, bayrak açtı. Bu tip görüntüler uzun zamandır Boğaziçi Üniversitesi’nde görülmüyordu. Fotoğraflarda vardı. 

ADNAN OKTAR: Bakayım koçyiğitlere.    

BEYZA BAYRAKTAR: Profesör Doktor Mehmet Özkan şu an gördüğümüz resim.

ADNAN OKTAR: Helal olsun Mehmet Hoca’ya. Osmanlı delikanlıymış yakışanı yapmış, güzel olmuş. Genç kızlara, delikanlılara da helal olsun, tebrik ediyorum, çok iyi olmuş, ittifak halinde olsunlar, aferin gençlere, aferin aslanlarıma.

“Mehdi (as) ayakta olacak” diyor Peygamberimiz (sav), “dünyanın yollarında yürüyecek, evlere ve saraylara girecek, bu yerin doğusunda ve batısında gezecek, sözleri duyulacak, cemaate selam verecek, görecek ama vaat edilen zamana ve gökten bu Mehdi’dir diye ses gelene kadar bilinmeyecek” diyor. Radyo, televizyon kastediliyor. (Şeyh Muhammed bin İbrahim Numani, Gaybet-i Numani Sayfa 167)

“İnsanlar nihayet Hz. Mehdi (as)’a gelirler, rükun ve makam arasında kendisi istemediği halde ona biat ederler. “Eğer Mehdiliğini kabul etmezsen, liderliği kabul etmezsen boynunu vururuz” derler” diyor. “Yer ve gök ehli ondan razı olur. Bu şekilde biat mümkün olur” Diyor Peygamberimiz (sav). Boynunu vurmakla tehdit ediyorlar. O da mecbur kalıyor tabii.         

İngiliz The Sun Gazetesi İngiliz kraliyet ailesine ait eski bir filmi, 1933 yılında çekilmiş filmi ortaya çıkardı. Filmde İngiltere Kralı 8. Edward ve İngiltere Kraliçesi Elizabeth ve kardeşi Margaretta’ya Nazi selamı öğretiyor. Yani Hitler’in öğrettiği Nazi selamını onlara öğretiyor. Göstersene.

BEYZA BAYRAKTAR: The Sun Dergisi’nin kapağı.

ADNAN OKTAR: Bak, herkes ailece Nazi selamı veriyor. Nazileri iktidara getiren İngiliz derin devletidir. Burada da 8. Henry ve eşi Hitler ile selamlaşıyorlar. Hitler’in işi bittikten sonra da onu yakıp yok ettiler. Stalin’i de iktidara getiren, Lenin’i de iktidara getiren İngiliz derin devletidir. İşi bitince kenara çekerler. Lenin diyor zaten “Bizim üstümüzde bir devlet var” diyor. “Devlet gücü var” diyor. Yani “devlet biz değiliz” diyor.

“Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki; “Ölüye yas tutma cahiliye işlerinden biridir.” İbni Ömer radıyallahu anh diyor ki; “Resulullah aleyhissalatu vesselam beraberinde yüksek sesli ağlayan bir kadın bulunan cenazeyi takip etmeyi yasakladı.” Sahihi Müslim’de diyor ki Peygamberimiz (sav) “Ölü için yas tutmak insanın küfre sürükler.” Buhari’de yine Peygamberimiz (sav), “Ölü yakınlarının kendisine bağırarak ağmasından azap duyar” diyor.

Bak, 1933 yılında çekilmiş film. Kral 8. Edward, Kraliçe Elizabeth ve kardeşi Margaretta, Nazi selamı. Bir daha göster. Bak, hepsi Nazi selamı veriyorlar, yani Nasyonal Sosyalist Parti’nin alameti olan Nazi selamı. Margaretta o zaman bayağı küçük. İngiltere Amerika’dan yüklü miktarda borçlanıp Hitler’e veriyorlar parayı. Amerika’da buna karşı çıkan kongre üyesi olmasına rağmen, çok fazla kongre üyesi karşı çıkmasına rağmen para İngiltere üzerinden Hitler’e gidiyor. Yani bağırta çağırta alıyor. Yani İngiliz derin devleti Amerikalılardan parayı topluyor, Amerikan halkından, Hitler’e gönderiyor. Lenin diyor ki “Direksiyonda bir adam var ve onu yönetiyor gibi görünüyor ama araba istenen yöne gitmiyor. Başka bir gücün istediği yöne gidiyor devlet içerisinde” diyor. Yani “ben devleti şu an yönetemiyorum” diyor. Yani derin devletin İngiliz derin devletinin gücünü anlatıyor.

Şimdi ne yapacağız? İzleme çok yüksek ama vaktimiz var. Yeni önemli konular var onları anlatacağım. Ama kısa bir ara verelim.

BEYZA BAYRAKTAR: Videolarla kısa ara veriyoruz. Daha sonra devam edeceğiz, inşaAllah.

VTR: Darwinizm ve Materyalizm Abdülhamit Döneminde Tüm Osmanlı’ya Yayılmış Böylece Osmanlı ve İslam Alemi Parçalanıp Dağılmıştır



2016-12-14 21:57:18
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top