Sayın Adnan Oktar'ın 31 Ocak 2013 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 31 Ocak 2013

 

Hz. İdris Peygamber’in Kitabı Olarak Bilinen Enoch’ta Yer Alan Hz. Mehdi (as)’a Yönelik Bazı Sırlar

Hazreti  İdris Peygamber'in Kitabı denilen bir kitap var. Bu Kitabı bazı Musevi ve Hristiyanlar kabul ediyorlar. Çok eski bir kitap. Ama içerisinde geçen bilgiler hayret verici.

“Dikkatlice inceledim ve içinde yüce bir tahtın bulunduğunu gördüm. Görünümü buza benziyordu. Çevresi parlak güneş küresini andırıyordu ve Cherubim’in sesleri vardı.”  (Enoch, s. 62, 18)

“Bu kudretli tahtın altından alevli ateş nehirleri çıkıyordu. Ona gözle bakmak imkansızdı.” (Enoch, s. 62, 19)

Mesela diyor ki, “Dikkatlice inceledim ve içinde yüce bir tahtın bulunduğunu gördüm, görünümü buza benziyordu” yani metal görünümlü, fakat içinde oturulan bir vasıta. “Çevresi parlak; güneş küresini andırıyordu”, Işıklar vardı çevresinde; arabanın  ön farları, arka farları. “Ve  cherubim sesleri vardı”, Arabadan çıkan sesleri söylüyor. “Bu kudretli tahtın altından alevli ateş nehirleri çıkıyordu.” Arabanın biliyorsunuz yanma odası var, değil mi? Yani motoru ve oradan da gaz çıkıyor, yanan gazlar. “Ona gözle bakmak imkansızdı” diyor çok süratle gidiyor. Çok hayret verici bir açıklama, 2000 yıllık bir kitap yani, çok ilginç.

 

“Şan ile Şeref’i yüce biri üzerinde oturuyordu. Kaftanı, güneşten parlak ve kardan beyazdı.” (Enoch, s. 62, 20)

“Şan ve şerefi yüce biri üzerinde oturuyor” diyor bu atın. “Kaftanı güneşten parlak ve kardan beyazdı”. Beyaz takım elbise giymiş, güneş gibi de parlıyor inşaAllah.

 

“Tüm bu derin fakat geniş olmayan vadiler, sert bir kayadan oluşmuştu ve içlerinde dikili bir ağaç vardı. -.” (Enoch, s. 92, 5)

 

“Bulunduğu yerin içinde dikili bir ağaç vardı” diyor. Bu da çok şaşırtıcı; bir ev, Evin içinde bir ağaç vardı” diyor.

 

“Kutsallar ve seçilmişler, alevli ateşe benzer görünümde olan O’nun önünde zikrediyorlardı. Ağızları hamd ile doluydu ve dudakları Ruhların Rabbi’nin adını övüyordu. O’nun huzurunda doğruluk namütenahi olarak ikamet ediyordu.”  (Enoch, s. 112, 7)

 

“Bu şanlılar ve seçilmişler, alevli ateşe benzer görünümde olan, O’nun karşısında zikrediyorlardı” diyor. Mehdi (as)’ı alevli ateşe benzetiyor; “öyle parlak ve etkileyici” diyor. “Önünde Allah’tan bahsediyorlardı” diyor. “Onun önünde ağızları hamd ile doluydu” diyor. “Dudakları Rabbim’in adını övüyordu”, Yani sürekli Allah’a hamd edip Allah’tan bahsediyorlardı diyor.

 

“...Duyduğum ikince ses, Seçilmiş Olan’ı ve Ruhların Rabbi için acı çeken seçilmişleri yüceltiyordu. (Enoch, s. 116, 4)

“O gün Seçilmiş Olan’ımı onların arasında ikamet ettireceğim. Göğün yüzünü değiştireceğim. Onu kutsayacağım ve sonsuza dek aydınlatacağım.” (Enoch, s. 126, 4)

“Duyduğum ikinci ses seçilmiş olanı ve ruhların Rabbi için acı çeken seçilmişleri yüceltiyordu” Yani onlar acı çekecekler diyor Mehdi (as) ve Mehdi talebeleri için. “O gün seçilmiş olanı mı onların arasında ikamet ettireceğim” Mehdi (as)’ı ikamet ettireceğim. “Göğün yüzünü değiştireceğim”, Yani gökte, Güneş’te, yıldızda ve Ay’da alametler olacak diyor. Ay ve Güneş tutulmaları, var ya hadiste, “Güneş’te alamet olacak” diyor. Güneş’te yüzyılın en büyük patlaması oldu. “Onu kutsayacağım ve sonsuza dek aydınlatacağım.” Onu kutsal hale getireceğim sonsuza kadar anlamındadır.

 

“Aynı zamanda dünyanın yüzünü de değiştireceğim ve onu kutsayacağım. Onu, üzerinde ikamet etsinler diye seçtiklerime vereceğim. Fakat davranışlarını kaydettiğim için günah işleyenler ve haksızlık yapanlar orada yaşamayacaklar. Sadıklarımı huzuruma yerleştirerek huzurla tahmin edeceğim: fakat onları dünyanın yüzünden yok edebileceğim diye günahkarların kınanmaları yaklaşacak.” (Enoch, s. 126, 5-6)

“Aynı zamanda dünyanın da yüzünü değiştireceğim”, "onu da kutsayacağım”, Yani dünyanın yüzünü de değiştireceğim, bütün dünya değişecek diyor. “Onu üzerinde ikamet etsinler diye seçtiklerime vereceğim”, Mehdi (as)’a vereceğim diyor. “Fakat davranışlarını kaydettiğim için günah işleyenler ve haksızlık yapanlar orada yaşayamayacaklar”, Yani dünyada onları etkisiz hale getireceğim diyor, günah işleyenleri, dine, İslam’a karşı olanları.

 

“Onunla doğruluğun ikamet ettiği ve gizli tüm hazineleri açıklayacak olan İnsan Oğlu’dur. (Enoch, s. 126, 3)

“Onunla doğruluğun ikamet ettiği ve gizli tüm hazineleri açıklayacak olan İnsanOğlu’dur” diyor. Gizli hazineler var ya Peygamberimiz (sav)  zamanından daha eski olan; Hz. Süleyman zamanından kalma, Hz. Musa zamanından kalma, kutsal sandık dahil kutsal emanetlerin bulunuşuna işaret ediyor.

 

Senin görmüş olduğun bu İnsan Oğlu, kralları ve kudretlileri koltuklarından kaldıracak ve güçlülerin boyunduruğunu gevşetecek günahkârların dişlerini parçalara ayıracak. (Enoch, s. 128, 4)

“Görmüş olduğun bu insanoğlu”, Burada Mehdi (as)’dan bahsediyor. “Kralları koltuklarından kaldıracak”, Yani iktidarlar kalkacak onun zamanında diyor. “Güçlülerin boyunduruğunu gevşetecek”, Onlar insanları boyunduruğa vuruyor, güçlü olanlar. İşte onu gevşetecek diyor. Boyunduruğu gevşetecek ve insanlar rahatlayacak, diyor. “Günahkarların dişlerini parçalara ayıracak”,  Günahkarların tahrip etme gücünü ortadan kaldıracak. Dişleriyle zarar verdikleri için, zarar vermelerini ortadan kaldıracak diyor.

 

“... Onlar, Ruhların Rabbi’nin adını inkar edecek; O’nu ve Ruhların Rabb’i adına açı çeken insanları, içinde toplandıkları tapınaklarından çıkaracaklar.” (Enoch, s. 128, 7-8)

Deccaliyetten bahsediyor, “onlar ruhların Rabbinin adını inkar edecek”, Allah’ı inkar edecek diyor deccaliyet. “O’nu ve ruhların Rabbi adına acı çeken insanları” Mehdi (as)’dan behsediyor; Mehdi (as)’ın talebelerini içinde toplandıkları tapınaklardan çıkaracaklar, yani evlerinden çıkaracaklar, tutuklayacaklar, göz altına alacaklar diyor. Çok şaşırtıcı değil mi? Mehdi talebeleri evlerinden toplanıp tutuklanacaklar, diyor.

 

“O yerde, bir çok hikmet pınarıyla çevrelenmiş ve asla kesilmeyen sadıklığın bir çeşmesini gördüm. Onlardan susayıp içen herkes hikmetle dolardı ve onların kametleri seçilmiş ve kutsallarla birlikteydi.” (Enoch, s. 130, bölüm 48, 1)

 

Bakın, "... Onlardan susayıp içen herkes hikmet ve bilgiyle dolardı", Yani o bilgiyi alan, onları dinleyen herkes hikmetle ve bilgiyle doluyorlardı diyor. "Onların kametleri seçilmiş ve kutsallarla birlikteydi." Onların çağrıları seçilmiş ve kutsallarla birlikteydi.

 

“O yerde, bir çok hikmet pınarıyla çevrelenmiş ve asla kesilmeyen sadıklığın bir çeşmesini gördüm”, Sürekli hikmet aktaran. “Asla kesilmeyen sadıklığın” Sadık olan Mehdi (as)’ın. Bediüzzaman, Mehdi (as)’ın sadık olduğunu söylüyor. “Sadakat, ihlas, tesanüd” diyor. “Sadıklığın bir çeşmesini gördüm”, Müthiş bir güç ve sadakat var.

 

“Onlardan susayıp içen herkes hikmetle dolardı ve onların kametleri seçilmiş ve kutsallarla birlikteydi”, Yani o bilgiyi alan, onları dinleyen herkes hikmetle ve bilgiyle doluyordu diyor. “Onların kametleri seçilmiş ve kutsallarla birlikteydi”, Onların çağrıları seçilmiş ve kutsallarla birlikteydi.

 

“O, sadıklar ve kutsallar için, devrilmeyen bir destek olacak; o, milletlerin ışığı olacak. O, kalpleri sıkıntılı olanların umudu olacak. (Enoch, s. 132, bölüm 48, 4)

"O (Mehdi) sadıklar ve kutsallar için devrilmeyen bir destek olacak", Yani Mehdi (as) insanlık için yıkılmayan bir destek olacak diyor. "O milletlerin ışığı olacak", Bütün milletlerin ışığı olacak. "O, kalpleri sıkıntılı olanların umudu olacak.”

 

“Dünyada yaşayanların hepsi, onun huzurunda (yere) düşecek ve ona ibadet edecek. O’nu, kutsayacaklar ve O’nu övecekler. Ruhlarının Rabbi adına şarkılar söyleyecekler.” (Enoch, s. 132, bölüm 48, 5)

“Dünyada yaşayanların hepsi onun huzurunda yere düşecek", Yani etkisiz olacaklar diyor. Darwinizmin, materyalizmin yıkılışına işaret ediyor. "O'nu kutsayacaklar", Allah'a ibadet edecekler, diyor. Allah'ı kutsayacaklar ve O'nu övecekler. O devirde, “Ruhların Rabbi adına, Allah için şarkılar söyleyecekler” diyor. Yani birlikte şarkılar söyleyecekler diyor.

 

Ne savaş için demir ne de göğüs için zırh bulunacak. Bakır işe yaramayacak. Aynı zamanda ne paslanan ne de aşınan işe yarayacak ve kurşuna  da tamah edilmeyecek. (Enoch, s. 140, bölüm 48, 8)

“O devirde ne savaş için demir, ne de göğüs için zırh bulunacak”, Yani insanlar kendilerini korumaya gerek duymayacaklar, silah sanayiinde de demir kullanılmayacak, çünkü silahlar yapılmayacak diyor. “Kurşuna da tamah edilmeyecek.” Çok manidar bakın; kurşuna tamah edilmeyecek. İki bin yıllık eser bildiriyor bunu.

 

“...Dünyanın sütunu temelinden sarsıldı ve o ses, dünyanın sınırlarından doğru aynı anda duyuldu.” (Enoch, s. 150, bölüm 57, 2)

"Dünyanın sütunu temelinden sarsıldı ve o ses dünyanın sınırlarından doğru aynı anda duyuldu." Depremler olacak diyor, “dünyanın sütunü sarsıldı” diyor, sarsıntı olacak diyor. "Ve o ses"           Yani deprem, "dünyanın sınırlarından doğru aynı anda duyuldu”, diyor. "Dünyanın sınırlarından doğru aynı anda duyuldu", Her yerde deprem haberleri duyulacak, diyor. Dünyanın sınırlarından doğru olarak duyulacak.

 

Fakat zaman geldiğinde, Ruhların Rabbi’nin doğruluğun yargısına iman edenler bu yargıyı inkar edip O’nun adını saygısızca ananlar için hazırladığı güç, ceza ve hüküm olacak. O gün, seçilmişler için bir ahit günü ve günahkarlar için bir sorgu günü olarak hazırlandı. (Enoch, s. 156, bölüm 57, 6)

“Fakat zaman geldiğinde, ruhların Rabbinin doğruluğun yargısına iman edenler bu yargıyı inkar edip, O'nun adını saygısızca ananlar için hazırladığı güç ve ceza ve hüküm olacak. O gün seçilmişler için bir ahit günü ve günahkarlar için bir sorgu günü olarak hazırlandı. " Hem kıyamete bakıyor hem de dünyada da Mehdi aleyhtarlarının hukukla etkisiz hale getirileceği belirtiliyor.

 

Böylece Rab; krallara, prenslere, soylulara ve dünyada ikamet edenlere emretti: “Eğer Seçilmiş Olan’ı idrak edebilirseniz, gözlerinizi açın ve borularınızı yükseltin.”  (Enoch, s. 166, bölüm 57, 1)

"Böylece Rab, krallara, prenslere, soylulara, dünyada ikamet edenlere emretti", Dünya yöneticilerine emretti. Eğer “seçilmiş olanı” yani Mehdi (as)’ı idrak edebilirseniz “gözlerinizi açın", yani farkına varabilirseniz gözlerinizi açın.

 

Onlardan bir kısmı diğer bir kısmına bakacak. Hayrete düşecekler ve yüzleri eğilecek. Bu Kadının Oğlu’nu, (O’nun) Şan ile Şeref’inin tahtında otururken gördüklerinde sıkıntı onları kaplayacak. (Enoch, s. 166, bölüm 57, 5)

"Onlardan bir kısmı, diğer bir kısmına bakacak, hayrete düşecekler ve yüzleri eğilecek." "Bir kadının oğlunu şan ve şerefinin tahtında otururken gördüklerinde", Çünkü Mehdi (as)’ın babası yok, annesi var. Ona işaret ediyor. Bakın, "Bir kadının oğlunu şan ve şerefinin tahtında otururken", yani İslam'ın tahtında otururken, yani Müslümanların manevi lideri olarak "tahtında otururken gördüklerinde, sıkıntı onları kaplayacak" diyor. Bunalacaklar diyor, karşıtları.

"Onlardan bir kısmı, diğer bir kısmına bakacak, hayrete düşecekler ve yüzleri eğilecek",  Suratları kayacak, diyor sıkıntıdan.

 

Sonra krallar, prensler ve bütün dünyaya sahip olanlar, O’nu, o saklı olanı, tüm her şeyin hakimi olarak kutsayacaklar; çünkü başlangıçtan beri insanın Oğlu gizli şekilde yaşıyordu. Ali Olan, onu kendi kudretinde saklamıştı ve seçilmişe açıklamıştı. (Enoch, s. 168, bölüm 57, 6-7)

"Sonra krallar prensler bütün dünyaya sahip olanlar O’nu -saklı olanı- tüm, her şeyin hakimi olarak kutsayacaklar", Saklı, gizli olan Mehdi (as)’ı hepsi sonra kutsayacaklar diyor. Yani onun manevi liderliğini kabul edecekler diyor. "Çünkü başlangıçtan beri insanın oğlu gizli şekilde yaşıyordu", Mehdi (as) gizliydi zaten, diyor. Hep saklanıyordu, diyor. "Ali olan, onu kendi kudretinde saklamıştı ve seçilmişe açıklamıştı", Yani Mehdi (as)’ı sadece seçkin talebelerine göstermişti diyor. Bediuzzaman da diyor ya; "Mukarreb ve havassı ve seçkinler onu imanın nuruyla tanır" (Mektubat, s. 60). Aynısı 2000 yıllık kitapta var. Mehdi (as)’a tuzak kuranların yargılanacağı söyleniyor. Allah, Mehdi (as)’a zulmedenlere bela verip, onları etkisiz kılacağını söylüyor.

 

O günlerde, dünyaya sahip olan krallar, O’nun gazabının meleklerince cezalandırılacak. O kısa bir süre dinlensin ve huzurunda günahlarını itiraf edip eğilerek Ruhların Rabbi’ne tapsınlar diye her neredelerse yakalanıp getirilecekler. (Enoch, s. 170, bölüm 63, 1)

 

"O günlerde dünyaya sahip olanlar O'nun gazabından meleklerince cezalandırılacak.”

 

O, her saklı şeyi aydınlatacak. Senin kudretin nesilden nesiledir. Ve Senin Şan ile Şeref’in ebedidir. Senin sırların derindir ve sayısızdır ve Senin doğruluğun hesaplanmaz. (Enoch, s. 170, bölüm 63, 3)

 

O, -yani Mehdi-, saklı her şeyi aydınlatacak." "Senin kudretin nesilden nesiledir", Mehdi (as)’ın nesli. Mehdi (as) Peygamberimiz (sav)’in neslinden geliyor ya, Hz. İbrahim'in”. Bakın, "Nesilden nesiledir" diyor. "Ve Senin şan ve şerefin ebedidir. Senin sırların derindir ve sayısızdır ve senin doğruluğun hesaplanmaz."

 

Bunun ardından, Ruhların Rabbi ile yaşayan İnsanın Oğlu’nun adı, yeryüzünün sakinlerince yüceltildi. (Enoch, s. 194, bölüm 70, 1)

 

"Bunun ardından Ruhların Rabbiyle yaşayan insanoğlunun adı", Mehdi (as)’ın adı, "yeryüzünün sakinlerince yüceltildi." Yani herkes Mehdi (as)’dan bahsedecek diyor. Hadislerde de aynısı var:

 

Hadis: “Mehdi zuhur eder, herkes sadece ondan (Hz. Mehdi (as)’dan) konuşur, onun (Hz. Mehdi (as)’ın) sevgisini içer ve ondan (Hz. Mehdi (as)’dan) başka bir şeyden bahsetmezler.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)

 

Hadis: “Bir münadinin semadan "Hak, Hz. Muhammed (sav) ehlindedir" şeklinde bağırmasından sonra, Hz. Mehdi (as)'ın sevgisi insanların kalplerine yerleşecek ve ondan (Hz. Mehdi (as)’dan) başka bir şeyden bahsedilmeyecektir.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)

 

“Arkasından göklere yükselirken ruhum izledi. Giysileri ve kaftanları beyaz ve simaları kristal kadar berrak kutsal meleklerin oğullarını alevli ateşi çiğnerken gördüm.” (Enoch, s. 194, bölüm 71, 1)

 

"Arkasından göklere yükselirken Ruhum izledi, giysileri ve kaftanları beyaz", Yine Mehdi (as)’a dikkat çekiyor. "Simaları kristal kadar berrak" Tertemiz yani nurlu yüzleri diyor. "Kristal kadar berrak", Mehdi (as)’ın ve talebelerinin yüzünü ifade ediyor. Bakın, "Kristal kadar berrak".

 

“Sonra Seraphim, Cherubim ve Ophanin onu sardılar. Bunlar, hiç uyumadan, O’nun Şan ile Şeref tahtını koruyanlardır.” (Enoch, s. 196, bölüm 71, 7)

 

"Sonra  Seraphim, Cherubim, Ophanin onu sardılar. Bunlar, hiç uyumadan onun şan ve şerefinin tahtını koruyanlardır." Peygamberimiz (sav) Mikail, Cebrail Mehdi (as)’ı korur diyor ya hadislerde:

 

Hadis:“... Onun (Hz. Mehdi (as)’ın) yardımcıları Yemen ve Şam ehlinden olacaktır. Önlerinde Cebrail, arkalarında Mikail bulunacaktır...” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 47)

 

Hadis: “Cebrail, onun (Hz. Mehdi (as)’ın) önünde olacak, Mikail sağında ve İsrafil ise solundan gelecektir. Ve korku bir aylık yoldan onun önünden, arkasından, sağından ve solundan ilerleyecek. (Allah’a) yakın melekler de onun hizasında olacaklar...” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 274)

 

Hadis: “Allah onu (Hz. Mehdi (as)’ı), 3 bin melekle destekleyecektir.” (El Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki, sf.41)

 

Bakın, “Bunlar hiç uyumadan onu sardılar” diyor. Melekler hiç uyumaz. “Uyumadan, onun şan ve şerefinin tahtını koruyanlardır”, Yani sürekli Mehdi (as)’ı koruyacaklar diyor. Çok uzun anlatılmış, çok manidar.   

 

Hz . İdris Peygamber’in Kitabı Hakkında Bilgi

Enoch, Hz. İdris Peygamberin kitabı diye biliniyor; Enoch 1 ve Enoch 2 şeklinde. Enoch 1 kitabının orijinal dili, Habeşistan'daki Aksum Kralı’nın resmi dili olan Ge’ez dilidir. Bu dil, Sami harflerinin, vokallerine göre farklılaştırılması şeklinde. İlk olarak İngiliz kaşif James Bruce tarafından Habeş Manastırı’nda keşfedilmiş, sonra bu iki yazar tarafından farklı zamanlarda çevirileri yapılmış. Tabii bu tam bir delil değil ama, 2000 yıllık bir eserde Mehdi (as)’dan bu şekilde detaylı bahsetmesi de çok hayret verici ve şaşırtıcı.

 

Bir Süre Sonra İnsanlar Sadece Allah’tan Bahseder Hale Gelecekler

Teknoloji ne hızlı gelişti. Şu sürate bak, maşaAllah. Kimbilir 10 yıla kadar teknolojide ne ilerlemeler olacak? 20 yıl sonra neler olacak? 30 yıl sonra neler olacak? O arada da sürekli manevi dünyada inkişaf devam ediyor. İnsanlar farkına varmadan kalplerinde bir açılım, idraklerinde bir açılım yaşıyorlar. Hikmete daha hassas hale gelme devam ediyor. İnsanların imani, Kurani kavrama yeteneğinde de gittikçe bir artma oluyor. Cenab-ı Allah “Hadi” ismiyle tecelli ediyor. Bu güzellik daha da önümüzdeki günlerde artarak devam edecek. Bir süre sonra insanlar sadece Allah’tan bahseder hale gelecekler. Allah gücünü gösteriyor.

 

İman Zafiyeti Olduğu İçin, İnsanların Büyük Bölümü Birbirlerine Ne Güveniyorlar Ne de Birbirlerini Seviyorlar

Allah bütün milletimize hidayet Allah aşkı versin, Allah sevgisi versin. O oldu mu bitti. Ondan gerisi teferruat. Allah’ı aşkla sevmek, iman etmek; ondan sonrası kolay. Bütün kalpler Allah’ın elinde, her şey Allah’ın elinde. Bir bakarsın, sabah bir hastalıkla kalkarsın. Sonra düşünüyorum, olaylara dikkatlice baktığımızda, tanınan, bilinen insanlar ölüyor günaşırı. Eski insanlar, sanatçı insanlar, derin insanlar, Allah tutkusunu iyi bilen insanlar birer ikişer dünyadan çekiliyorlar. O ayarda artık sanatçı gelmiyor. O ayarda bir bilim adamı gelmiyor. Yani gidenlerden sonra bir boşluk oluşuyor. Bu da ahir zaman alameti işte. Kıyametin yakınlığını gösteriyor. Normalde, gidenden daha iyisi de gelebilir ama öyle olmuyor. İşte Cenab-ı Allah son olarak Hateme Veli Mehdi (as)’ı göndermiş, talebelerini göndermiş. Dünya onunla hatem buluyor, son buluyor. Ondan sonra işte kıyamet ve insanların yeniden dirilişi. Ondan sonra gerçek hayat başlayacak, inşaAllah. Bu dünyada her gün bir eksiklik, her gün bir kusur vardır.

Mesela Türkiye’ye dikkat ediyorum. Her yerde mahkemeler var. Sırf bu yönü bile dünyanın çok acayip. Halbuki çok huzurlu bir dünya olması lazım. Çok rahat bir dünya olması lazım. Kıskananlar, hased edenler... İnsanlar bir kere birbirine güvenmiyor. Bu çok korkunç bir şey. İnsanların epey bir bölümü birbirini potansiyel tehlike olarak görüyor. Yani başını belaya sokacak, ona kötülük yapacak tehlikeli bir varlık olarak ki o zaman hayvandan daha kötü görüyor birçok insan kendini. Çünkü hayvanın bir zararı yok. Çünkü insan zalimse hayvandan çok daha tehlikeli olur ama kıyası kabil değil. İman zafiyeti olduğu için de insanların büyük bölümü birbirlerine ne güveniyorlar ne de seviyorlar.

 

Yaşanan Felaketler Ancak Allah Sevgisi ile Kalkar

Özgür olsun insanlar, kadınlar rahat gezsinler. Bu acı, bu felaket, bu sevgisizlik, bu güvensizlik kalkması lazım. Bunun için de Allah sevgisi gerekiyor. Allah’ı sevmedin mi sistem böyle işliyor. Deccaliyetin insanları adeta cehennemin içine atması işte bu. Rivayette hadislerde Peygamberimiz (sav) diyor ki, “Deccalin cenneti ve cehennemi vardır” diyor.Çok büyük cehennemi var deccalin. İşte dünyayı cehenneme çevirerek insanları o cehennemin içine attı deccal. Sevgisizlikle, muhabbetsizlikle, güvensizlikle insanlar yanıp kül oldular. Mahvoldular yani üretim kabiliyetleri kalktı, güçleri kalmadı. Avrupa’nın bedeni çöktü. Adamların bedeni çöktü yani çalışamıyor adamlar, üretim yapmıyor. Kafası durdu. Bir şey icat edemiyor, bir şey yapamıyor. Gelişme durdu, öldü Avrupa.  Allah’a isyan insanlığı mahvetti.Yeniden Allah’ı insanlar şu an sevmeye başladılar, Allah’ı tanımaya başladılar. Bir süre sonra sadece Allah’tan bahsedecekler. Ondan sonra dünya günlük güneşlik olacak. Cennet gibi olacak, inşaAllah.

 

(BBP Genel Başkan Yardımcısı Kaptan Kartal, bugün yaptığı açıklamada BBP’nin açıklamalarına basında yer verilmemesine dikkat çekti.)

Büyük Birlik Partisi bizim canımız. Tabii ki basın ilgilenmez ama sevenleri daha çok ilgilensin. Mesela TV5 ilgilenebilir. Diğer yerel Anadolu kanalları var, onlar ilgilenebilir. Ama en ziyade internet tabii. İnternetteMüslümanların etkenliği, etkisi çok önemli.

 

Bediüzzaman Hazretleri, Mehdi (as) ve Talebelerine “Çiçek” Diyor

Bediüzzaman diyor ki; “Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid'alar zulümâtını dağıtacak.Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir.”Yani Mehdi (as) ve talebeleri baharda gelir. “Öyle kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir.”Mehdi (as) ve talebelerine Bediüzzaman çiçek diyor, görüyor musun? Demek ki hanımlara da burada bir işaret var. Ve anladık ki, biz bu hizmetimizle o nuranî zatlara”Bak, burada söylüyor zatlara“zemin izhar ediyoruz." Risale-i Nur’u değiştirmek kimsenin haddine değil.

 

(Sayın Başbakan bugün 81 ilin valileriyle yaptığı toplantıda,“Devletin demir yumruğunu temsil eden vali dönemi artık geride kalmıştır. Siz artık güler yüzlü ve şefkatli olacaksınız” dedi.)

Yalnız tabii güler yüzlü, şefkatli hakimler, güler yüzlü ve şefkatli savcılar, güler yüzlü ve şefkatli polisler bunların hepsi bir bütün. Valilerimiz zaten güzel huylular. Milletimizin asıl ihtiyacı olan kısım bu.

 

(Başbakan Erdoğan İmralı görüşmeleriyle ilgili bir açıklama yaptı. “Gerek İmralı ile ilgili yapılan görüşmeler, gerek halkımızla yaptığımız ortak diyalog çalışmaları bu sürecin ne olursa olsun bitirilmesi noktasındadır”dedi.)

Hiç kimse kan aksın istemez, herkes barış ister tabii ki. Fakat yani bizim böyle bir şeyin karşılığında ödememiz gereken birşey var mıben onu merak ediyorum. Adamlar durduk yere duruyorsa, anarşi, terör çıkartmıyorsa, şehitlerimize yönelik saygılılarsa, askerimize saygılıysalar, yeni yeni koçyiğitlerimizi şehit etmiyorlarsa, orayı burayı bombalamıyorlarsa bu güzel. Ama durduk yere bu iyiliğiniye yapmak istiyorlar, bunu anlamadık biz. 

 

(Crocodile sınıfına ait dev bir canlıya ait olduğu belirtilen antik bir canlı fosiline ait parça, İskoçya’daki bir müzenin çekmecesinde yıllar sonra bulundu. Palentolog Mark Young yunusa da benzettiği bu canlının, aslında nesli tükenen metriyodolgideyeh timsah sınıfına girdiğini belirtti.)

Bunların bu atış enerjisine ben şaşıyorum. Bir insan yorgun düşer bu kadar atıştan, yalandan yani. Halbuki bu canlı, altın oranla yaratılmış, çok mükemmel, kusursuz bir varlık. Hiçbir şekilde ara fosil özelliği taşımıyor. Birçok tür sonradan yok olmuştur yeryüzünden. Ani başlıyor, mükemmel türünü devam ettiriyor, aniden yok oluyor. Fakat dikkatimizi çeken, altın oranla yaratılmış olması, kusursuz olması, patolojik hiçbir hususa rastlanmaması, ara fosil özelliği gösteren hiçbir yapının üzerinde olmaması. Saklamanın sebebi ne peki? Çünkü altın oranla, çok düzgün yaratıldığını gördüğünüz için ve ara fosil özelliğinden ziyade yaratılışı ispat ettiği için.

 

(Ertuğrul Özkök şu soruları sordu:“Bir; medyada esen havaya bakılırsa yeni anayasada Türk kelimesi yer almayacak. O takdirde bu ülkenin adı ne olacak? İki; devletin adı Türkiye olduğuna ve bu da Türklerin devleti veya ülkesi anlamına geldiğine göre devletin adı anayasada nasıl izah edilecek?” diye sordu.)

Hiç kafa yormalarına gerek yok. Türkiye’nin adı; Türkiye. Bu kadar basit, gayet açık. Biz de Türk’üz. Türkiye’de yaşayan herkes Türk’tür. Çerkez de olsak, Arap da olsak, Laz da olsak, Kürt de olsak bize sorulduğunda biz bu cevabı gururla ifade ederiz. Bu yaşadığımız toprağın adı da Türkiye’dir. Bunlar durup durup sanki bu konuda sorun varmış gibi anlatıyorlar. Biz de onlara ara ara cevap vermek durumunda kalıyoruz.

 

Atatürk’e Akılcı Bakan, Bütün Türkiye Genelindeki Huzurun ve Rahatlığın Atatürk’ün Vesilesiyle Olduğunu Görür

Atatürk’le uğraşma modası çıktı. Bir ilginç hareketler. Abdullah Öcalan’ı sevdirme modası çıktı. Sonra Atatürk’ü güya kendi kafalarınca yıpratma modası çıktı. Bunlar boş gayretler. Boşuna uğraşıyorlar, bunlardan hiçbir şey çıkmaz. Hiç şamata yapmasınlar. Atatürk’e akılcı bakan, bütün Türkiye genelindeki huzurun ve rahatlığın Atatürk’ün vesilesiyle olduğunu görür. Kardeşim, bir kere başı açık bir hanımın gezebilmesi İran’da mümkün mü? Mümkün değil. Adam inanmıyor, zorla “Kapayacaksın” diyorlar. Böyle din anlayışı olur mu? Elektrikli testereyle adamı doğruyorlar bütün milletin gözü önünde. Müslümanlıkta var mı böyle bir şey;elektrikli testereyle adam doğrama? İslam’da sevgi var, şefkat var, fakirleri koruyup-kollama var, affedicilik var, hüsn-ü zan var, hep hayrın ve bereketin üzerinde durmak var. Güzel olan, sevindiren, insanları hoşnut eden, her türlü güzelliğin üzerinde durma ve onu elde etmeye gayret etme var. Burada dehşet görüyoruz. Bu adamlar bunun farkında değiller.

 

(Hacettepe Üniversitesi Hastanesi, Klinik Patoloji Laboratuarında görevli 24 kişinin ifadesine göre; Sayın Özal’dan alınan ve 3 yıl boyunca saklanan iki tüp kanın kaybolduğu, dönemin laboratuar şefi Doç. Dr. Cumhur Özkuyumcu’nun, Sayın Özal’ın kanındaki digoksin değerinin çok yüksek olduğunu söylediği iddia ediliyor.)

Kardeşim, bir şey yapmışlar belliama herhalde hani kim vurduya gitti derler ya o tarz bir şey oluşmuş gibi görünüyor. Böyle klasik bürokrasi, ağır bürokrasi, ağır bürokratik yöntemlerle buralarda neticeye varılmaz. Geniş yetkisi olan bir savcı görevlendirilmesi lazım. Veya birkaç savcı. Çok kıvrak hareket etmeleri lazım. Adli Tıp’ın da çok hızlı hareket etmesi, savcının da çok hızlı hareket etmesi, polisin hızlı hareket etmesifırtına gibi konulara girip, geceli gündüzlü gayret edip neticelendirmeleri lazım.

 

(İsrail’de yayınlanan Yedioth Ahronoth Gazetesi’nin, Kubbet-üs Sahra’nın yıkılıp yerine iddia edilen Tapınağın inşa edildiği kısa bir film hazırladıklarını yazması hakkında )

Onlar yapamaz. Bir de Kubbet-üs Sahra’yı yıkma; o zaman dünya başlarına yıkılır. İsrail diye bir millet de kalmaz. Orada hiçbir ülke kalmaz. Kubbet-üs Sahra’nın yıkılması demek dünyanın yıkılması demektir. Kıyamet kopar Allah esirgesin,öyle bir şey olmaz. Böyle çılgınca projelerden bahsetmek barışı, sevgiyi dostluğu engeller. Eğer samimilerse Mehdi (as)’ı yani Kral Mesih’i, Shiloh’u Allah’tan istesinler. Ona bu görev tevdi edildiğinde oraya en mükemmel şekliyle Hz. Süleyman (as)’ın mescidini yapacaktır Mehdi (as).

 

(Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Muaz El Hatip’in, Beşar Esad’ın temsilcileri ile bazı şartlar dahilinde müzakereye hazır olduğunu açıklaması hakkında)

Kardeşim, ne müzakaresi? Adam oturup onların müzakeresini mi dinler? Adam kudurmuş, artık kan dökme makinesi haline gelmiş.Vampir gibi adam, kanı nasıl dökeceğini düşünüyor o. Ne şekilde rezalet çıkaracağını düşünüyor. Acaba kimyasal silah mı kullansam, şunu mu yapsam bunu mu yapsam diyor. Çözüm o değil. Çözüm Mehdiyet’tir. Allah’ın dediğine uymadıktan sonra bela yağmur gibi gelir.

 

Şuara Suresi’nden Ayet Tefsirleri:

Ayet okunurken şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Kardeşlerimize hatırlatıyorum ki onlarda şeytandan Allah’a sığınsınlar. O zaman ibadet olmuş oluyor.

Şuara Suresi, 4.ayet:

Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz Gökten, Allah’ın Katından bir mucize indiririz. 2022. Ne acaba gökten inecek mucize? İsa Mesih mi?

6: Gerçekten yalanladılar;İsa Mesih’in inişini yalanlıyorlar. Diyorlar; “Şahsı manevi.”  Bediüzzaman size yalan söyledi diyorlar, değil mi?  fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.Beş ve altı. Beş ve altıncı ayetlere çok dikkat edin, birbirini tamamlar beş ve altıncı ayetler. Yani bu 56’da bir şey var.

13: "Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor;diyor Hz. Musa (as). Dilim dönmüyor. Heyecanlı bir insan. Hassas olur peygamberler. Mehdilerde bir manevi hassasiyet olur. Çok duyarlılar. Renkleri daha iyi görürler, sesleri daha iyi duyarlar, üzüntüye daha açıktırlar, tedirgin olmaya daha açıktırlar. Onun için onların aldıkları sevap daha çok oluyor. bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder."diyor. Harun’u yardıma çağırıyor Hz. Musa (as), Allah’tan bunu istiyor.

14: beni öldürmelerinden korkuyorum."diyor Hz. Musa (as). Firavun’un takımı, deccal. Deccal’in özelliği nedir? Sürekli adam öldürür, cinayetleriyle ünlüdür deccaller.

15: (Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz."Allah,ben sizinle birlikteyim, ben işitiyorum sizi diyor. “İkiniz birlikte”; Mehdi (as) ile İsa (as), Harun (as)’la Musa (as),  İbrahim (as)’la Lut (as); hep Allah birbirine yardımcı olacak şekilde yaratıyor.

16: "Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki:İslam’ı tebliğde demek ki gecikme yok. Vakte bırakmak olmaz, gecikmeyeceksin. Dakikasında saniyesinde hemen. Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz,"deyin diyor.

 

Nur Suresi’nin, 55. Ayetindeki Ebcedlerin Verdiği Tarihler:

“...onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak,” 2013, çok acayip. “...ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.” 2050.

 

(Haftalık bir milyon tirajı olan The Economist dergisi, 26 Ocak 2013 tarihli sayısında ‘İslam ve Bilim’ konulu bir haber yaptı. Sayın Adnan Oktar hakkında; “Gittikçe büyüyen İslami yaratılışçı bir harekette devam ediyor. Harun Yahya isimli bir Türk hoca ön planda. İnternet sitesinde Darwin’i rezil eden çok sayıda kitap ve broşür var.”)

“Gittikçe büyüyen” Sanki Mehdiyet gibi. Mehdi (as) öncüsü olarak gittikçe büyüyen bir hareket. “Darwin’i rezil eden” Bak, ne güzel konuşmuş The Economist, tebrik ediyoruz.

 

Sosyal Hastalıkların Şifası Kuran’dadır

“Kur'an'dan mü'minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz.” diyor Cenab-ı Allah, İsra Suresi 82’de. Demek ki müminler için ne varmış Kuran’da? Şifa. Sosyal şifa, bedeni şifa, her yer şifaya kavuşuyor. Öbür türlü hastalık oluyor. Şu an dünyadaki hastalığın, belanın kökeni Kuran’dan uzak olmak. Çözüm arıyorlar hastalığa, sosyal hastalığa, çözüm bulunamıyor. Ne zaman Kuran’a sarılırlarsa -ki Mehdiyet vesilesiyle olacak bu- o zaman bu hastalıktan kurtulurlar. “Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz.”Onlara da kayıp.Sürekli sevap kaybediyorlar, sürekli günah kazanıyorlar. Çünkü tebliğ yapılmış, dinlemiyorlar. Bedenen de sürekli çöküyorlar.

2013-02-05 22:24:42

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top