Sayın Adnan Oktar'ın 19 Mayıs 2013 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 19 Mayıs 2013

 

(Bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı. Gazetelerde Atatürk’ün arşivlerinden çıkan son resimler yayınlandı.)

Allah Allah şıklığa bak, şıklığa. MaşaAllah. İşte o dönemin şıklığına geri dönülmesi lazım. Şimdi şıklık diye bir şey pek kalmadı. Bir t-shirt, bir pantolon sokağa çıkıyor insanların birçoğu. Şahane kıyafetler giyiyor Atatürk. Gençler de, çevresindekiler de ona uymaya çalışıyorlar. Bence o modanın yeniden başlaması gerekir. Çok güzel olur.

 

(Başbakan Erdoğan Amerika seyahatinin 19 Mayıs’a rastlaması sebebiyle Anıtkabir’e gidip çelenk koyamadı. Bu çeşitli kesimler tarafından Başbakan’ın Anıtkabir’e gitmek istemediği şeklinde yorumlandı.)

Ne kadar abartıyorlar. Başbakan son derece hareketli bir insan. Birçok yerde birçok görevi oluyor. Atatürkçülük zaten Türkiye’ye hakim olmuş bir düşünce. Atatürkçülüğü Atatürk’ün dediği gibi uygulamak çok önemli. Atatürkçülük nedir? Demokrasi, özgürlük, akılcılık, bağnazlığa karşı olmak. Hükümet ne yapıyor? Hükümet de bunu yapıyor. Güçlü bir ekonomi, yurtta sulh cihanda sulh, aynısını yapıyor işte.

Sırf çelenk koymayla olmaz. Çelenk zaten konur ama çelenkle bitmez. Fikirleri uygulamak çok önemli, düşünceleri uygulamak önemli.

 

(Başbakan Erdoğan Amerika’da İslam dünyasını uyaran bir konuşma yaptı. “Son 3 asır komünizm, kapitalizm, milliyetçilik gibi ideolojilerin yükseldiği dönemler oldu ancak denenen hiçbir model insanlığa huzur ve mutluluk getirmedi. İnsanlık acı çekiyor ama mücadeleyi hep birlikte vermeliyiz. Eğer bu mücadeleyi hep birlikte vermeyecek olursak işte şuanda Suriye’ye müdahale edilemiyor. Suçu hep başkalarında arayarak mesafe almamız mümkün değil. Bu yüzden İslam dünyasının ciddi bir muhasebeye, silkinişe ve uyanışa ihtiyacı var” dedi.)

MaşaAllah. Dün, “Birleşmiş Milletlerden oradan buradan beklentiniz olmasın, İttihad-ı İslam isteyin. Bak,Suriye’nin hali ortada” dedim. Diğer ülkelerin hali de ortada. Birleşelim, İttihad-ı İslam’la konuyu kökünden çözelim. NATO’dan şuradan buradan yardım beklemek abes bir hareket, abesle iştigal. Müslümanlar varken, değil mi? Onu anlatmıştım, Başbakanımız da buna tam uygun çok güzel bir konuşma yapmış.

Hakikaten Atatürk’ten sonra en büyük Türk lideri Tayyip Hocamız. Hakikaten öyle yani, maşaAllah. Her gün ağzından Allah, Kitap, Kuran, İttihad-ı İslam, başka bir şey çıkmıyor, maşaAllah. Ne mübarek insanmış, maşaAllah. Allah yolunu açık etsin.

 

(Ayşegül Arslan:"Öcalan'ın İslam bayrağı altında toplanma noktasına gelmiş olması ve bu mesaja Kürt cephesinde gösterilen yumuşak tavır beni çok endişelendirdi. Referansın İslam ise bu ülkede yaşayan insanları İslam bayrağı altında toplamaya çalışıyorsan buradan demokrasi çıkmaz” demiş.)

Abdullah Öcalan’ın hakikaten İslam’a, Kuran’a döndüğü hissediliyor. Yani komünist düşünceden vazgeçtiği görülüyor. Bu iyi bir şey, bu çok güzel. Yani dünyanın gerçeğini kabul etmiş, Ortadoğu’daki gerçeği kabul etmiş, olaya akılcı yaklaşmış.

Ortadoğu’nun hayat damarı dindir. Dinin dışında Ortadoğu yaşamaz. Ve binlerce senedir, 3-4 bin yıldan beri dinin dışında Ortadoğu yaşamamış. Yani insanlar dinsiz yaşamaz, ölür. Hayatın anlamı kalmaz. Mahvolur insanlar. Onun için hanımefendinin telaşı hakikaten İttihad-ı İslam’ın kapıda olduğunu gösteriyor. Yani bir müjde.

 

Hıristiyan Kardeşlerimize Coşkuyla, Sevgiyle Sahip Çıkalım

Her yerde koruyup kollasınlar. Çarşıda, pazarda da öyle, her yerde saygı, hürmet göstersin kardeşlerimiz. Böyle komşuluk bağlarını güçlü tutsunlar. “Bir ihtiyacınız olduğunda hemen bize haber verin” desinler. Böyle bir güvence ve sevecen bir üslup. Cenab-ı Allah’ın Kuran’da bize bildirdiği bu. Allah Hristiyanlara şefkatle davranmamızı istiyor. Ehl-i Kitab’a şefkatle davranmamızı istiyor. Musevilere de öyle.

Rahipler; Cenab-ı Allah diyor ki, “Onlar mütevazıdır” diyor. Bak, neden “Sizi severler” diyor Allah, açıklıyor; “Çünkü onlar mutevazıdır” diyor, “Enaniyetli değiller, kibirli değillerdir” diyor. Allah, sevmelerinin gerekçesini ayetin devamında açıklıyor. “Ve size sevgi bakımından yakındırlar” diyor, Nasranîler, Hıristiyanlar. Hürmetle, sevgiyle, saygıyla konuşsunlar, Hıristiyan kardeşlerimize sahip çıksınlar. Onlar da kendilerini Allah’a adamış insanlar. Onlar da Allah’ın nurani kulları. İsa Mesih’in evlatları. O canlara derin sevgiyle, derin şefkatle yaklaşsın kardeşlerimiz.

 

Allah’ın Bu Yüzyılda Müminlere Şafi İsmiyle Tecelli Edeceği, Hadis-i Şeriflerde Bildirilmiştir

Hz. İsa Mesih’in devri olduğu için şifa yayılacak. Allah’ın ‘Şafi’ ismi çok tecelli edecek, inşaAllah. Yakın bir zamanda bunu inşaAllah insanlar görecek. Kansere çözüm bulunacak, inşaAllah. Birçok hastalığa çözüm bulunacak. Ömürler uzayacak, inşaAllah.

 

(Selahattin Demirtaş son yaptığı açıklamada; “PKK taktik olarak geri çekilmiyor. Bu, Orta Doğu’da bütün dengeleri değiştirip, domino etkisi yapacak bir hamle” dedi. “Öcalan, bu süreci başlatmakta 14 yıl geciktim dedi. Geri çekilme süreci bir taktik olarak düşünülmedi. Öcalan bu savaşı Türkiye’de bitirmek istiyor.” dedi.)

İttihad-ı İslam olduğunda herkes rahat eder. PKK da İttihad-ı İslam’ı desteklesin. Abdullah Öcalan da İttihad-ı İslam’ı daha da açık, net desteklesin. Bu herkese iyilik getirir. Yani, bölgenin başka bir yolu yok. Allah böyle istiyor.

Allah’ın dediğini yapalım, herkes huzurlu, bereketli olsun. Rabbimizin dediğinin dışında birşey olmaz.

Haşa, Allah’la kimse savaşamaz.Kaderi kimse durduramaz. Kadere boyun eğsinler, bıraksınlar Allah’a kendilerini. Güven Allah’a, dayan Allah’a.Bırakacaklar kendilerini Allah’a.

 

Risale-i Nur’dan Açıklamalar

Dinsizlik cereyanına karşı Darwinizm, materyalizm cerayanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevilik ve İslamiyet, yani Hıristiyanlık ve Müslümanlık ittihad neticesinde birleşme neticesinde.dinsizlik cerayanına galebe edip dağıtacak istidadında iken Şu an öyle.(birleşme sonucunda dinsizlik akımını yenecek ve dağıtacak durumda iken); alem-i semavatta cism-i beşerisiyle (gök aleminde insani bedeniyle) bulunan Cism-i beşerisi ne demek? Cismi bedeni, yani 2000 yıl önceki orjinal bedeniyle bulunan.şahs-ı İsa Aleyhisselam (İsa Aleyhissalelam’ın bizzat şahsı, kendisi), o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, Yani Hıristiyan aleminin başına geçeceğini.bir Muhbir-i Sadık (Hz. Muhammed), bir Kadir-i Külli Şey’in (Allah’ın) va’dine istinad ederek Hem hadis hem Kuran ayetlerine.istinat ederek (dayanarak) haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kadir-i Külli Şey (Allah) va’detmiş, elbette yapacaktır. diyor, Bediüzzaman. (Mektubat, s. 54)

 

(Başbakan Erdoğan, Amerika’da yaptığı konuşmada Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in adalet anlayışını anlattı. “Peygamber Efendimiz (sav) adaleti tesis etmek için insanlar arasında hiçbir zaman ayırım yapmamış, onların dinine, milletine, rengine yahut ekonomik statüsüne bakmamıştır. İslam medeniyetinin evrensel niteliği bu özelliğinden gelir.” Dedi.)

Çok güzel. Her fırsatta tebliğ yapıyor, her fırsatta Allah’ı anıyor.

Yalnız Tayyip Hocam şu üç kere başbakan olma kuralı var ya onu değiştirsin. Öyle bir katı kurala gerek yok. Niye üç kere? Beş de olur, sekiz de olur, on da olur. Niye olmasın? Halk ne kadar istiyorsa o kadar kadar olsun.

Başkanlık sistemi bölünmeye yol açabilir endişesiyle halk başkanlığı reddedebilir. Öbür türlü de belki fitneye sebep olabilir, kargaşaya sebep olabilir. Üç diye bir şey yok. “Halk istediği kadar devam edelim” desin.

 

Kuran’dan Ebced Tarihleri

Nisa Suresi, 174

“Ey insanlar Rabbinizden size kesin bir kanıt (burhan) geldi ve size apaçık bir nur (Kuran) indirdik” diyor Cenab-ı Allah, maşaAllah. Ebcedi de ahir zamana bakıyor.

Nisa Suresi, 159

“Andolsun Kitap Ehlinden ölmeden önce İsa Mesih’e inanmayacak hiç kimse yoktur.” Ebcedi 2019 tarihini veriyor. Çok acayip. Allah yemin ediyor, “Andolsun” diyor Allah, “Kitap Ehlinden,” yani Hıristiyan ve Museviler’den, “ölmeden önce İsa Mesih’e inanmayacak hiç kimse yoktur.” “Hepsi inanacak” diyor. Kitap Ehli, bir zaman gelecek, hepsi topluca İsa Mesih’e inanacaklar, inşaAllah. 2019 da demek ki önemli bir tarih ki dikkat çekmiş Cenab-ı Allah öyle bir ebcedle.

Nisa Suresi, 170

“Şüphesiz gökte olanların ve yerde olanların tümü Allah’ındır.”Bu ayetin ebcedi 2014 tarihini veriyor. Göklerde Hz. İsa Mesih (a.s), yerde Hz. Mehdi (a.s), inşaAllah. 2014’te çok acayip olaylar olacak. 2014 Türkiye’de dönüm noktası. Çok önemli yani. Birçok referandum yapılacak, seçim yapılacak. 2014 çok hayati.

 

(En Son Haber sitesinde, ‘Süslü Müslümanlar’ diye bir haber yapıldı. Özellikle son zamanlarda Müslümanların ya da tesettürlü bayanların marka giyinmesini, konserlere gitmesini, pahalı yiyecekler yemesini ya da arkadaşlarıyla beraber eğlenmesini eleştirmişler. Anneler günü, doğum günü gibi günleri kutladıklarını, özel pastalar yaptırdıklarını, İstanbul’un lüks mekanlarına gittiklerini yazmışlar. “Bu Müslümanlar israfın haram olduğu ile ilgili ayeti unutmuş olarak yaşıyorlar” şeklinde yorum yapmışlar.)

O zaman üstlerine çuldan bir şey yapsınlar, ayaklarına da çuldan bir şey sarsınlar, yerde de cadde kenarında sarımsaklı köfte yapıp yesinler! Kafaları bu bazı arkadaşların. Ama onları öyle laf olsun diye yayınlamışlardır. Böyle diyorlar gibisinden. Kendi görüşleri değildir bunların.

Allah cenneti süslü yapıyor bir kere. İnsanı süslü yaratıyor. Süs dünyanın güzelliği. Allah’ın sanatı. Adamlar süse tavır koymuşlar. Kaş nedir? Süstür. Göz nedir? Süstür. Burun nedir? Süstür. Ağaçlar, çiçekler süstür. Bütün hayvanları süslü yaratıyor Allah. Bütün kuşlar süslü, rengarenkler. Bütün böcekler süslü, rengarenk. Arılar, karıncalar hepsi süslü. Cennet hanımlarının hepsi süslü. Allah onların süslerini Kuran’da uzun uzun övüyor. Niye haram olsun? “De ki” diyor Cenab-ı Allah, “Allah’ın sizin için çıkarttığı ziynetleri kim haram kıldı?” Ziynet, adam haram kılıyor.“En güzel elbiselerinizi giyin, süslerinizi takının, ziynetlerinizi takının, onlarla mescidlere girin” diyor Allah. Ayet. Adamlar Müslümanları böyle perişan, bakımsız, kötü giyinen, zevksiz, sanattan-estetikten uzak hale getireceklerini düşünüyorlar. Ve böylece de sevap kazanacaklarını düşünüyorlar. Çok büyük hata yapıyorlar.

Peygamberimiz (s.a.v) çok şık giyiniyordu. Saçlarını süslüyordu. Saçlarını ortadan ayırıyordu Resulullah (s.a.v), iki taraftan örüyordu. Bizzat kendi eliyle saçlarını örüyordu, süs olsun diye. İki yanda örgülü saçları, uzun. Güzel kokulu yağ sürüyordu başına, pırıl pırıl parlıyordu, süs olsun diye. Ve Bizans işi cübbe giyiyordu. Çok pahalıydı üstüne giydiği cübbe, Bizans cübbesi. Hz. Dıhye (r.a) İstanbul’a gönderildi tebliğ için, İstanbul sokakları kaynadı. Hanımlar sokaklara döküldüler, bütün pencerelerden falan. Bütün Bizans hanımları acayip bir hayretle, acayip bir tutku ve sevgiyle Hz. Dıhye (r.a)’ı izlediler. Yer gök oynadı. Buradaki kafa İslam’ı geriye götürme kafası. Yanlış yapıyorlar. Bizler varken böyle gereksiz konuşmalarla İslam’a zarar verecek tavırlar olmaz. Biz engel oluruz, inşaAllah.

 

(Orhan Gencebay akil adamlar heyetinden sağlık nedenleri gerekçesiyle ayrılmıştı. Bu konuyla ilgili açıklama yaptı. “Mesela Sayın Bahçeli’nin söylediği hainlik içeren, çok ağır sözler beni üzdü. İlk duyduğumda tansiyonum 24’e çıktı. Hastaneye gittim. Ama Sayın Bahçeli’nin bunları öfkeyle ya da düşünmeden söylediğini düşünüyorum. Sayın Bahçeli de, ben de ülkemiz için herşeyi yaparız. Söylemleri gönül kırıcı olmasa daha iyi olur. Çünkü ağır konuşuyor” dedi.)

Orhan Baba gönül insanı, tabii böyle hassas bir insan. Ama Sayın Bahçeli de hakikaten Allah için, vatan için, millet için, devlet için konuşan bir insan. Haklı tedirginlikleri var. Haklı kuşkuları, şüpheleri var. Onu dile getirdi. Orada onların şahsı hedef değil; meydana gelecek tehlike, onu vurguluyor. Bölünme tehlikesi. Çünkü hakikaten neyin ne olduğu henüz daha netleşmiş de değil. PKK’nın ne istediğini de anlamış değiliz. Ama yoğun bir teyakkuz olduğunu vurgulaması Sayın Bahçeli’nin, ülkücü gençliğin heyecanını vurgulaması, vatanına sahip çıkması bence isabetli oldu. Onda rencide olacak birşey yok, inşaAllah. Ve şahsına yönelik bir söz de değil. Genel durumun eleştirisi.

 

(Barzani kendisine yakın Suriye Kürt Demokrat Partili 75 kişinin PYD, yani PKK tarafından gözaltına alınmasına karşı, Irak-Suriye sınırını kapattı. Kuzey Irak yönetiminin bazı özel birimleri de sınıra sevk ettiği iddia edildi. Barzani, gözaltına alınanların serbest bırakılmaması halinde çatışmaların yaşanabileceğini söyledi.)

Yani hiç tavsiye etmem. Bayağı başına iş çıkartır. Bence PKK’yı eğitecek bir politika esas olması lazım.

PKK zaten çatışmaya hazır bir grup, topluluk. Onlara şiddet değil, ilim irfan gerekiyor. Kitap dağıtsınlar, cd dağıtsınlar. Toplu sohbetler yapılsın. Yaratılış Atlası’nı dağıttırsın. Onlara mermi atacağına, üzerlerine kitap göndersin. Bomba atacağına kitap göndersin, inşaAllah.

 

(Cengiz Çandar, Türkiye’nin içinde bulunduğu son durum için yurt dışında yapılan bazı yorumları yazısına taşıdı. Türkiye’nin son olaylarda Suriye karşısındaki çaresizliğini gösterdiği, dolayısıyla bölgeye lider olma vasfını yitirdiği, çünkü önce kendisini kurtarması gerektiği yorumları yapılıyormuş. Amerika’ya kendisini kurtarması için yardım istemeye gittiği ve artık Amerika’nın da Türkiye’ye bölge gücü gözüyle bakmadığı iddia ediliyormuş. Cengiz Çandar da, “Gerçekten gidişat bu yönde mi?” şeklinde bir soru sormuş.)

Ama Türkiye’nin hiçbir zaman için askeri güç iddiası olmadığını ben söyledim. Yıllardan beri söylüyorum. Her zaman derler, işte, “Türkiye şu an bölgenin en güçlü devleti,” işte, “En baba devlet” Böyle bir şey yok. Yıllardan beri söylüyorum. Türkiye’nin öyle bir askeri gücü yok. Öyle bir ekonomik gücü de yok. Türkiye’nin sevgi gücü var, iman gücü var. Tarihten gelen bazı üstün özellikleri var. Kastedilen budur.

2013-05-23 11:40:59

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top