Sayın Adnan Oktar'ın 10 Haziran 2013 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 10 Haziran 2013

 

(Bugünkü Bakanlar Kurulu Toplantısı’ndan sonra Hükümet Sözcüsü Sayın Bülent Arınç açıklama yaptı. Türkiye’de artık yasadışı eylemlere kesinlikle izin verilmeyeceğini ve bunlara karşı gerekenlerin yapılacağını söyledi. “Eğer konu insan hakları, çevre duyarlılığı ve demokrasiyse bunları muhataplarıyla konuşmayı gerçekten isteriz. Sayın Başbakanımız bazı gruplara Çarşamba günü için randevu verdi. Onlara işin gerçeği anlatılacaktır. Halkımızın huzur ve güvenlik içinde olması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.)

Tamam güzel ama, sevecenliği hiç bırakmamak lazım. Yani merhamet, şefkat üslubunu her halükarda, her ne olursa olsun bırakmamak lazım. Çünkü Kuran’ın hükmü, Allah’ın en çok üstünde durduğu konu o; şefkat, merhamet, hilm, halim olmak. Hz. İbrahim (as) için Cenab-ı Allah, “Halimdi” diyor. Bütün peygamberler halim oluyorlar. Hep Allah o yönlerini övüyor. İsa Mesih için de Cenab-ı Allah öyle diyor. İbrahimi ahlak, Nuhi ahlak, Muhammedi ahlak sevgiyi ve şefkati gerektiriyor, hilmi gerektiriyor.

Mesela Tayyip Hocam oraya hiçbir şey yapmadan önce, sırf ağaçlandırmaya başlasın orayı. Yani arazi açsın, araziyi ağaçlandırsın.Yani yeşile olan sevgisini, ağaçlara olan sevgisini, hayvanlara, bitkilere, insanlara olan sevgisini her fırsatta, her imkanda dile getiren bir insan ve fiilen uygulayan bir insan.Ama bilinmiyor; mesela AKP iktidarı döneminde meydana getirilen ormanlık alanlar fotoğraflarla gösterilsin, belgelerle gösterilsin. Bunu bizim yapmamız mümkün olmaz, çok zor olur. Biz bilmiyoruz nerelerde, nasıl yapılmış. Devlet bunu belgelendirsin, video filme aldırsın, TRT’yi görevlendirsin. Her yeri halka göstermemiz mümkün olur, yeşillenen alanlar.

Daha önce de yeşillikken, ormanlıkken diğer hükümetler döneminde yakılıp yıkılıp orman arazilerinin çölleştirildiği veyahut ormanların sökülüp yerine binalar yapılan yerleri video filme alıp göstersinler, bir belgesel tarzında. Devletin resmi bir kurumu, resmi bir görevlisi şakır şakır açıklasın; “Nedenleri bunlardır” desin, değil mi? Belgelerle, dokümanlarla açıklansın. Yani şu muğlaklık, fluluk kalkması gerekiyor.

Bizim milletimiz öyle komünistlerin peşine takılıp gidecek bir millet değil, aklı başında bir millet. Bir de kimsenin inancına, hayatına müdahale edilmeyeceği iyice hissettirilmesi lazım. Böyle bir geleneksel kafa vardır işte, “Şeriat gelecek, hayat felç olacak.” Mehdi (as) gelecek, hayat yüz misli daha rahat olacak, yüz misli daha özgür olacağız. Zannediyor ki özgürlükler kalkacak. Mevcudun yüz misli daha özgür olacaksın. O zaman anlayacaksın önceden özgür olmadığını, Mehdi (as) geldiğinde anlayacaksın. Özgürlüğü yaşayınca; “Ben daha önce özgür değilmişim” diyeceksin, inşaAllah.

 

(Gıda zehirlenmesi geçiren Ahmet Hakan’ın tedavi sonrası durumunun düzeldiği belirtildi.)

Gıda zehirlenmesi sık rastlanan bir şey, birçok kişide rastlanıyor. Allah şifa versin. Her halükarda denge unsuru bir insan, yani aşırılıklara karşı bir tavrı var, o yönden çok güzel.

 

Vicdanen Atatürk’ün Sevilmesi Gerekir

Atatürk’ü sevmiyorsa adam, ben hakikaten onun sevgisinden şüphe ederim. Çünkü ahde vefa yok demektir. İyilikten anlamıyor demektir,güzellikten anlamıyor demektir. Minnet borcu duymuyor demektir. Vesile olmuş o insan.O zaman demek ki sen onu bir yemeğe götürsen, bir elbise alsan, bir şey hediye etsen diri diri bakacak suratına.Yani bu güzel ahlakın bir gereğidir; bir iyilik yapan insana, faydası dokunan bir insana minnet borcu duymak. Bir kere vatanı kurtarmış, 7 ayrı beladan kurtarmış, modern bir Türkiye meydana getirmiş. Bunlara vesile olan bir insanı sevmemek, ona karşı bir minnet borcu duymamak bence güzel ahlaka uymaz. Ben o insanın vicdanından, ahlakından şüphe ederim, şahsi olarak şüphe ederim.

 

(“Bu millete kimse yasak koyamaz” İzleyici mailine yönelik)

Yasak konur da yani hakikaten başkalarının menfaatini çiğneyen bir durum vardır, insanların mutluluğunu bozan bir durum vardır orada yasak koyarsın. Mesela adam gece yarısı bas bas bağırıyor yahut müzik açıyor gecenin 3’ünde, “Ben özgürüm” diyor. Yeri göğü ayağa kaldırıyor. Millet uyuyacak. Burada bir yasak tabii ki oluşur.

Ama mümkün mertebe yasaklar olmaması lazım. Yasaklardan azami kaçınmak lazım. Her yasak insanları bunaltır. Her yasak insanın içini karartır. Her yasak kalkması da uygulamasa bile insanın hoşuna gider, ferahlatır.

Hayırlı, bereketli yasaklar vardır, onlar insana mutluluk verir. Ama “insan yapısı yasaklar”, bunlardan kaçınmak lazım.

 

(“Başbakan yalandan da olsa bugün çıkıp özür dilese, yaralı insanları ziyaret etse zaten gergin olan hava biraz yumuşar ve her şey daha kolay olur” mailine yönelik)

Yapar, yaralı bir insanı ziyaret eder, sever öyle şeyleri. Çocuklara şefkat gösteriyor, hediyeler veriyor, değil mi? Halim. Mesela bak, kendi elini öpmek isteyenlerin elini öpüyormuş Başbakan. Şefkatli, güzel.

 

(Beşiktaş Çarşı Grubu, Ultraslan Galatasaray Grubu ve Trabzonspor’un Gezi Parkı eylemlerinden çekilmesine yönelik)

Çarşı delikanlıdır, Fenerbahçe silme delikanlıdır, Galatasaray silme delikanlıdır, Beşiktaş silme delikanlıdır. Delikanlı kaleleri oralar. Tabii ki vicdanla, akılla hareket ediyorlar. Oturup 3-5 tane komünistin askeri konumuna gelmezler, kaale dahi almazlar, muhatap da olmazlar.

Gençlerin haklı yönlerini değerlendirip, sevecenlikle onların neşelerini artıracak gayretlerde artış çok güzel olur, inşaAllah.

 

(Dün Ankara’ya dönen Sayın Başbakanı karşılayanlar arasında MHP bayraklarıyla yollara çıkan ülkücüler de vardı.)

Vatan millet için.Yani hoşlarına gitmeyen bir yön olduğunda da eleştiriyorlar ülkücüler Tayyip hocamızı. Mesela, şundan hoşlanmıyoruz, şunu riskli görüyoruz diyorlar. Haklıya haklı. Ama bu konuda, bak, diyorlar;“Vatanın milletin selameti için biz senden yanayız.” “Vatanı milleti komünistlerin eline teslim etmeyiz.” Bunu vurgulamak istiyorlar.

 

(Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Mehmet Görmez, “İslam’a ve Müslümanlara yönelik korkuyu, nefreti ortadan kaldırmak için bütün farklı dini kurumların bir araya gelerek ortak bir çaba içerisinde olmaları gerekiyor” dedi.)

Doğru. Sayın Diyanet İşleri Başkanımız nurlu bir insandır. Yiğit bir insandır. Şakır şakır söylesin, sonuna kadar yanındayız.

 

Ayet Açıklaması

Mü'minun Suresi,52-53

“İşte sizin ümmetiniz bir tek ümmettir” diyor Allah. “Mezhepler, cemaatler yok” diyor Allah. “ve Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse Benden korkup-sakının. Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler;” Farklı mezhepler; Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafii, Şii, Vahabi.her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir. Olmaz. Bak, Allah ne diyor; “İşte sizin ümmetiniz bir tek ümmettir” diyor.

 

Türkiye’nin Amerika ve İsrail’le Dostane Bağlantılarını Sürdürmesi Önemli

Türkiye’nin, benim tabii kendi samimi kanaatim; Amerika ve İsrail’le çok dostane bağlantılarını sürdürmesi ve güçlendirmesi elzem. Amerika ortadan kalkmış olsa, çekilmiş olsa Rusya kalıyor ve Çin kalıyor. Yani dünya allak bullak olur. Onun için körü körüne böyle Amerikan karşıtlığı akıllı bir hareket değil.

Allah’a inanan bir milleti kucaklamak, onların daha iyi olması için gayret etmek, İslam’a Kuran’a yaklaşmaları için gayret etmek, “Allah birdir” diyen bir milleti sevgiyle değerlendirmek hayati. İsrail’le de öyle. Allah’ın birliğine inanan dindar insanların bulunduğu Ortadoğu’da bir ülke. Daha önce her taraf komünist ve sosyalistlerle doluydu. Bütün Arap ülkeleri komünistlerin eline geçmişti. İsrail orada dindar bir ülke olarak kendini gösterdi ve bütün İslam alemine örnek oldu. Ve İsrail’den sonra ülkeler dindar olmaya başladı, İslam alemi. Dindar olmaları yönüyle, ‘Allah bir’ demeleri yönüyle, peygamberlere inanmaları yönüyle de İsrail milletine, İsrail halkına sevgi duymayı, onları koruyup kollamayı vicdanın, aklın, Kuran’ın ruhunun bir tezahürü olarak görüyorum. Aksini söyleyenler de samimiyetsizler. Çünkü kendi kafalarına göre öfkeyle, sevgisiz bir ruhla bunu söylüyorlar. Şefkatsiz bir ruhla bunu söylüyorlar. Hemen hemen herkese karşılar.

 

(Mücadele Birliği Platformu’nun, “Taleplerimiz gerçekleştirilinceye kadar buradayız.” sözüne cevaben)

Devlet ve hükümet komünizme karşı çok duyarlı olup anti-komünist, anti-Darwinist, anti-materyalist bilimsel karşı propaganda yapması lazım. Bu yapılmadığında sağlıklı bir tavır olmaz. Bakın, burada talepler Lenin’in, “Devlet ve İhtilal” adlı eserinden alıntı. Aynısını söylüyorlar.

Lenin diyor ki bir konuşmasında; “Hükümetleri devirmek ancak cebir ve şiddetle” yani terör, anarşi çıkararak, saldırarak,“kan dökmekle mümkün olabilir.” Kan. Bombalayarak, asarak, keserek. “Bu çareye başvuranlar merhamet nedir bilmemelidir. Proleter devletin kanlı bir ihtilal olmadan, burjuva devletinin yerine geçmesi imkansızdır.” diyor. Kanlı bir ihtilal. Adamların aradığı da bu. Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Trabzonsporlu canlarıma bildiriyorum; adamların amacı bu. Komünistlerin amacı bu. Bunu söylüyorum.

Devletin radyolarından, televizyonlarından bu gerçekler halka anlatılmalı. Anlatılmadığında, “Telkin ve ikna kabiliyeti tevessü ettikçe (geliştikçe) bu taun da” komünizm de “tevessü eder (gelişir)” diyor Bediüzzaman. “Ancak bu tauna karşı iman hakikatleriyle, Kuran hakikatleriyle karşı konabilir.” diyor. Hükümetimizin de bu tip bir faaliyet yapması gerekiyor. Bunu üç yıldan beri söylüyorum.

Komünizme karşı ‘bilimsel karşı faaliyet’ yapılmıyor. Bilakis devlet Darwinist, materyalist eğitim yapıyor. Darwinist, materyalist eğitim yapıldığı müddetçe de sürekli kum gibi komünist genç yetişiyor. O komünist gençler de –bir kısmı için söylüyorum- sokağa dökülüyorlar, polise saldırıyorlar, askere saldırıyorlar. PKK’nın konumu ortada.

Devletin, hükümetin bu konuda acil önlem alıp anti-Darwinist, anti-materyalist, anti-komünist faaliyet yapması lazım. Üç yıldan beri söylüyorum. Yine söylüyorum.

 

Atatürk Sahabe İslamı’nı Türkiye’ye Getiren İnsandır

Mustafa Kemal Atatürk o kadar mükemmel bir Müslümandır ki sahabe İslam’ını Türkiye’ye getiren insandır. Yani özgür, modern, sevecen, akılcı, aşk ve muhabbet dolu bir insan. Nasıl Atatürk kafir oluyor ki? İmam Hatip okullarını kurmuş, ilahiyat fakültelerini kurmuş, Diyanet İşleri Başkanlığını kurdurmuş, Elmalılı Tefsiri’ni yaptırmış, Buhari-i Şerif’i tercüme ettirmiş,on binlerce Kuran’ı Anadolu’ya dağıttırmış,camiye çıkıp hutbe vermiş, Allah’ı, Kuran’ı, İslam’ı aşkla, muhabbetle övmüş, Peygamberimiz (sav)’e aşık bir insan.

 

(“Atatürk gençliğine çapulcu ya da ayyaş denmesi ne kadar doğru?” İzleyici mailine cevaben)

Çapulcu dediği, elinde silahla gezen, polisi yaralayan, polisi yumrukla döven kişiler. Nur gibi gençlere demiyor. Taksim’e neşe katan, sokaklara neşe katan, demokrat, hürriyet yanlısı, sevecen, sevgi dolu gençlere demiyor.

 

Mehdiyetin Zenginliği Hiçbir Şeye Benzemez

Milletimiz fakir. Ama Peygamberimiz (sav), “Mehdiyet devrinde görülmemiş bir bolluk olacak” diyor. “Mal o kadar fazla olacak ki” diyor, “Mal verilen insanlar utanıp geri vermeye kalkacaklar” diyor. “Buna rağmen verilen mal geri alınmayacak” diyor. Öyle bir zenginlik önümüzdeki yıllarda bütün Ortadoğu’yu, bütün İslam aleminini saracak. Bunu da göreceksiniz. Mehdiyetin zenginliği de hiçbir şeye benzemez.

 

(“Atatürk’ün dinsiz olduğuna dair de bir sürü delil var. Biz hangisine inanalım.” İzleyici mailine cevaben)

Bana bir tane iddia belirtin. Atatürk, gençliğinden itibaren dindar. Annesi dindar, babası dindar. Çanakkale’de oradaki gazilerimize, şehitlerimize üslubunu herkes biliyor. Büyük bir coşku içinde Allah’a, Kuran’a bağlı bir insan. Cumhuriyet döneminde dindar, vefatından üç ay önce yine dindar. Allah’a, Peygamber (sav)’e hayranlığını anlatıyor. Kendi hayatı dine, İslam’a, Kuran’a hizmetle geçmiştir. On binlerce Kuran dağıtan bana bir devlet adamı söyle? Diyanet İşleri Başkanlığını kurduruyor. Dinsiz bir insan Diyanet İşleri Başkanlığını kurdurur mu? Niye İmam Hatipleri kurdu peki,madem dinsizdi? Niye Allah’a, Peygamber (sav)’e hayranlığını gece gündüz dile getirdi? Niye her gece hafızları çağırıp Kuran okutuyordu? Niye camide hutbe okudu o zaman?

Bak, diyor ki Atatürk, vefatından birkaç ay önce; “Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v)’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed’i (s.a.v)’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli, İslamiyetin hükümlerini olduğu gibi yerine getirilmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Urduca yayınları Atatürk Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi yayınları 1979 sayfa 70-71) Kaynaklı.

2013-06-15 09:55:38

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top