Sayın Adnan Oktar'ın 21 Haziran 2013 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 21 Haziran 2013

 

Türkiye’de Muazzam Bir Özgürlük Ortamı Olsun

Milletimiz güzel, Türkiye de çok güzel ama sistem laik olması lazım. Buna çok özen gösterilmesi lazım. Her inançtan insan olabilir. Dini yorumlayıp, “Benim inandığım gibi inan” dersen mahvedersin, çok yanlış olur.

Tayyip Hocam çok dikkat ediyor laikliğe ama benim naçizane tavsiyem her fikre, her inanca alabildiğine sevgi dolu bir mehdiyet ruhu. Çünkü bak, mehdiyette, “Namazı şöyle kılın, orucu böyle tutun” diye bir bahis yok hadislerde. Adalet ama mükemmel bir adalet, mükemmel bir sosyal adalet, eşitlik, ekonomik ferahlık, hürriyet ama alabildiğine hürriyet, müthiş bir güvenlik, muazzam bir sevgi, muazzam bir sanat anlayışı, muazzam bir coşku. İster başını örtsün, ister dekolte giyinsin. Sırf başörtülülerin iktidarı görüntüsü çok yanlış olur, sırf dekolte olan insanların hanımların iktidarı da çok yanlış olur.

İsteyen istediği gibi, nasıl istiyorsa öyle yaşasın. Ne internete karışılsın, ne Facebook’a karışılsın, ne Skype’a karışılsın, ne insanların dini inancına karışılsın, ne fikrine karışılsın, herkes özgür olsun.

Din böyle bir ortamda çok rahat gelişir. Gider komünist de o zaman isterse namazını kılar, baskı yaptın mı insanın gururu altüst olur. İçmeyecek adama içki içirtirsin, namaz kılacak adamı namazdan kaçırırsın, olmadık işler olur.

Baskı insanın dengesini bozar. Mesela bakıyorum hanımlar, o tek başına ayakta duran hanımlar genellikle başı açık hanımlar, çok nadir başı kapalı hanım var. Çekiniyor yani,“Benim başımı zorla örttürürlerse” veyahut “Mahalle baskısıyla örtersem.” Çekindiği için, korktuğu için örttüğünü düşün, meydana gelecek nefreti bir düşün. Nasıl rahatsız olur. Her gezdiği an içinde öfke olacaktır. Ne gerek var? Muazzam bir özgürlük ortamı olsun.

Darwinizm-materyalizmi anlatsın devlet ama cevabını da anlattırsın, öyle bir özgürlük olsun. En hayati konu bu.

 

(Bugün Başbakanımız Kayseri’de büyük bir miting düzenledi: “Bunlar ne diyor,‘Biz okumuş insanlarız, biz sanatçıyız, biz imtiyazlıyız, biz her şeyden anlarız’ diyor. ‘Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam bunlar’ diyor. Kaymak tabakanın hepsi CHP'li.” dedi.)

Kaymak tabaka da bizim, cahil de olabilir ama tertemiz oluyor, bakıyorsun, çok safi kalpli oluyor, mazlum oluyor. Görgüsüz olabilir, bilgisiz olabilir; o bizim suçumuz. Eğitiriz, bilgili hale getiririz, görgüsünü, kültürünü artırırız. Yani o kaliteli dediğimiz insanlar eğitimle oluyor. O kardeşimiz istemez öyle olmayı. Ona da emek verilirse, uğraşılırsa o da olur. Değil mi? Kucaklayıcı olmak lazım.

Özgürlük ferahlık ve bereket getirir. Museviye de sahip çıkmak lazım, Hristiyana sahip çıkmak lazım, dinsize sahip çıkmak lazım. Böyle liberal, ferah, güzel bir ortam olsun. Çok zengin, gürül gürül bir din anlayışı hakim olur öyle bir ortamda. Laiklik dinin özünde olan bir sistem, onu iyi vurgulayan bir üslup çok yakışır.

 

(Gezi eylemlerinin en büyük destekçilerinden Cem Boyner’in yıllar önce yazdığı bir kitapta halkı aşağılayan sözleri ortaya çıktı: “Demokrasilerde halk işini gücünü bırakıp, bilmediği bir alanda at koşturmaya kalkışır. Çünkü cahil insan fikir sahibi olmadığı gibi fikir sahibi olanı seçmek konusunda da yetersiz ve acizdir.”)

Şimdi tabii ki cahiller oluyor yani Türkiye’de cahil insan yok demiyoruz ama millet ortalaması laik, özgür, dindar, Allah’tan korkan ama bağnaz olmayan bir iktidar istiyor. Hep böyle olmuştur. Milletimizin bir ortalama bakış açısı var; sevecen, şakacı, hoşsohbet bir ortam olsun, herkes birbirini sevsin, her inanca saygı olsun ama dindar bir yönetim olsun. Dindar yönetim de kimsenin inancına müdahale etmesin. Allah’tan korkan bir insan Türkiye’yi yönetsin, yani bir çıkarcılığı olmasın,  bir şey yapmasın; o.

Hükümetlerle dindarlığın sağlanması mümkün değildir, mehdiyetle dindarlık sağlanır. Dindarlıkta da gelecek olan sistem, gelecek olan ruh sevgidir yani mehdiyet bol bol, çok çok bol sevgi getirir, merhamet getirir, şefkat, anlayış, hoşgörü, tatlılık, ufuk genişliği, sanat ve bilim getirir ve sosyal adalet getirir, yoksa dayatmalar getirmez.

Mehdiyette dayatma hiçbir şekilde yoktur. Hiçbir şekilde hiç kimsenin inancına dayatma olmaz mehdiyette. Hadislerde bunu hiçbir şekilde göremiyoruz. “Uyuyan kişiyi uyandırmaz” Ne demek? Hiçkimseye müdahale olmuyor demektir. “Damla kan akıtmaz” diyor. Bağnazlar kan akıtma değil, oluk oluk akıtmak istiyorlar. “Mehdi devrinde kimsenin burnu dahi kanamaz” diyor.

 

(“Eşim müftü” diyen, kendisini tesettürlü gibi gösteren ve Başbakana yönelik galiz konuşmalar yapan provokatör kadının kızı, “Duran adam” diye ünlenen dansçının en yakın öğrencilerinden biri çıktı.)

Provokasyon sürekli olur her zaman, körü körüne inanmak çok büyük hata olur. Önce bir provokasyon şüphesiyle olaya bakıp, provokasyon mu değil mi onu araştırıp, ondan sonra ona inanmak lazım. “Vay be” diye inanırsa bir insan, o kalitesiz bir insan demektir. Yani kaliteli bir insan araştırmadan, incelemeden, “Vay be” deyip hemen her gördüğü yalana inanmaz.

 

(Gezi eylemcilerinin polise saldırdığı anlardan birinin görüntüleri açığa çıktı. Eylemciler kalkanların arasından polise yanan molotof atıyorlar, taşla saldırıyorlar, çevre balkonlardan polislerin kafasına onlarca saksı atılıyor. Polis sadece kalkanları kendisine siper ederek ve su sıkarak karşılık veriyor.)

Suç işleme serbestliği olmaması lazım. Molotofla bir insanın üstüne saldırmak taammüden adam öldürmeye tam teşebbüstür. Bir insanı öldürmek için yangın bombası, yakarak öldürmeye yönelik bir eylem ki feci şekilde öldürme metodu; bunu masum gençlik hareketi olarak görmek çok hatalı olur, çok yanlış olur.

 

(İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Taksim eylemleri sırasında yapılan operasyonlarda bomba yapımında kullanılan amonyum nitrat, patlayıcı düzenekleri, fünyeler, sis bombaları, bilye ve sopalarla, 5 tabanca ele geçirmiş.)

Bunlar hiçbir şey değil, asıl onların tedariği vardır. Polis daha kapsamlı bir araştırma yapsın. Bunlar Türkiye çapında bir ayaklanma için hazırlık yapmışlar. Gizli silah depoları vardır. Ciddi hazırlıkları vardır. Öyle 3-5 silahla, 3-5 bombayla konuyu geçiştirmek istemezler. Dolayısıyla çok kapsamlı bir araştırma yapılması gerekiyor polis tarafından.

Bir de bu tip olayların çok iyi görüntülü tespit edilmesi gerekir. Mesela başbakanlık önünde saldırı yapılıyor fakat görüntü çok zayıf.

Gece görüşlü kameralar olması lazım. Kimlik tespitinin çok net olması lazım. Özellikle hassas yerlerde, hassas kameralar kullanarak suç tespitinin yapılması gerekir. Çünkü cinayete teşebbüs öyle hafif bir konu değildir. Bu konuda bu kadar teknolojik imkân varken bunun yerine getirilmemesi hata olur.

Açık kamera da risktir. Yani alenen görünüyor kamera. Adam önce kamerayı kırıyor, ondan sonra saldırıyor. Açık kamera olmaz. Hassas yerlerde, devletin önemli gördüğü yerlerde gizli kamera olması lazım.

 

(“Bu nasıl bir itikattır böyle? İsteyen istediğini yapsın. Ona karışılmasın, buna karışılmasın” izleyici mailine cevaben)

Hangi yetkiyle karışacaksın? Sana din mi bu yetkiyi veriyor, kendi kafan mı? Kendi kafana göre diyorsan bu olmaz. Bu başka bir din olur. Dinle bunu açıklayabiliyor musun sen? Kuran ayetiyle açıklayabiliyor musun? Açıklayamıyorsun. Dinde baskı yok. Allah kesin hüküm olarak belirtmiş.

 

Atatürk Son Asrın En Kaliteli Müslümanıdır

Benim Atatürkçü olmama şaşırmış. Nasıl eğitmişler ki bu kafaları ‘Müslüman Atatürkçü olamaz’ inancına gelmiş sonunda mantık.Hâlbuki Atatürk son asrın en kaliteli Müslüman’ıdır.İlahiyat fakültelerini kurdurmuş, İmam Hatip liseleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilatı, on binlerce Kuran’ın Anadolu’ya dağıtılması, Buhari’nin tefsir edilmesi, Elmalılı Hamdi Yazır’a Kuran tefsiri hazırlatılması, Allah’ı uzun uzun övmesi, Peygamberimiz (sav)’i uzun uzun övmesi, Allah’ın hükümlerinin aynen uygulanması gerektiğini söylemesi;buna uyana ne derler? Müslüman derler. Niye şaşırıyorsun? Son asrın en kaliteli Müslüman’ıdır Atatürk.

 

(“Mademki Türk İslam Birliği olmalı, o halde laiklik Türk İslam Birliği’ndeki Türk Birliği için olmazsa olmaz koşul değil mi?” izleyici mailine cevaben)

Tabii ki. Her yer için o gerekiyor. Dinin emri, Allah’ın emri. Adama sen baskı yaptın mı git münafık ol diyorsun. Samimi olarak din yaşanır. Olur mu baskıyla?

 

(“Sevgi dilinin Türkçe olduğunun vurgulanması ne kadar manidar, değil mi?” izleyici mailine cevaben)

Mehdi (as) ile konuşabilmek için dünya Türkçe öğrenecek, inşaAllah. Bir süre sonra göreceksiniz, dünyadaki anadil Türkçe olacak. Mehdi(as)’ın dili olduğu için bütün dünya Türkçe öğrenecek, inşaAllah.

 

Eski İnançlarda, Eza Etme, Kendine Acı Çektirme Allah’a Yaklaşmanın Bir Yolu Gibi Görülür

Allah’ı seveceksin, Allah’tan korkacaksın, ibadetler son derece kolay zaten.Yasaklar parmakla sayılır İslam’da. Helalleri saymaya kalkarsan ömrün yetmez. Haramları saymak parmakla saymak gibi, çok azdır. Çok çok azdır haramlar. Helallerin ucu bucağı yok. Allah bizim özgür olmamızı istiyor. Cennetteki gibi yaşamamızı istiyor. “Allah size eza etsin de ne yapsın?” diyor Cenab-ı Allah ayette. Ama Budist inancında da, eski inançlarda da eza etme, kendine acı çektirme Allah’a yaklaşmanın bir yolu gibi görülür.

 

Alevi Canlarımıza Muhabbet Çok Önemlidir

Alevi kardeşlerimize çok sahip çıksınlar.Onlar candır,çok güzel insanlardır,sevecendirler,hep sevgi üzerinde durur onlar. Bağnazlığa karşıdırlar. Ufukları geniştir, laiktirler. Laikliği savunurlar. Dinde baskıyı kabul etmezler. Her yönden mükemmel insandırlar. Hıristiyanlara şefkat, Musevilere şefkat ve Alevi canlarımıza muhabbet. O çok önemli.

 

3. Köprüye Hacı Bektaşi Veli İsmi Bir An Önce Verilse Güzel Olur

Sayın Cumhurbaşkanımızdan biz istirham ediyoruz. Çok şahane olur. Müthiş bir güzellik. Yavuz Sultan Selim’in ismini yine kullanalım, başka bir yerde kullanalım. Ama kardeşlerimize jest olarak, bir sevgi gösterisi olarak Hacı Bektaşi Veli ismini hemen 3. köprüye verelim.

2013-06-25 11:27:15

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top