Sayın Adnan Oktar'ın 26 Ağustos 2013 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 26 Ağustos 2013

 

("Kendi içimizden Hz. İsa (as) hakkında hüsn-ü zan edebilir miyiz?" sorusuna cevaben)

Ama çok güçlü delil gerekir tabii. Bir kere Hz. İsa (as)'ın bir icraatı olması lazım. Yani tek başına Hz. İsa (as) ile karşılaştık dersek, bu inandırıcı olmaz. Yani aklı başında, güçlü bir çevresi olması lazım, çok çok güçlü. Onun şanına yakışır güçte çevresi olması lazım. Tip olarak çok benzemesi lazım. Annesinin, babasının olmaması lazım, ailesinin olmaması gerekiyor. Yani bu dünyada hiçbir şekilde bir soy bağı olan kimse olmaması lazım. Geçmişini hatırlamıyor olması lazım. Ama en önemlisi, yüzünde peygamber ifadesi olur. O normal insanda olmaz. Yani avamda olmaz. Peygamber asaleti ayrıdır. Yani avamda mümkün değil öyle bir ifade olmuyor. Peygamberde mucize şeklinde, hayret verecek şekilde bir asalet oluyor ama hayret verecek bir asalet. Avamda mutlaka bir basitlik olur az veya çok, sıradanlık olur. Bir şeye tenezzül eder, yani az da olsa olur. Peygamberde hiç olmuyor, hiç. Oradan anlaşılıyor zaten peygamber olduğu. Hüsn-ü zan edeceğiz. Vicdanla, zannı galiple Allahualem odur diyeceğiz.

 

(Şam yönetimi, Birleşmiş Milletler temsilcilerine saldırıların isyan grupları tarafından olduğunu iddia ettiler.)

Kardeşim, isyan grubu olsun, başka grup olsun fark etmez. Orada sürekli adam ölüyor mu, ölmüyor mu? Bizi bu ilgilendirir. Bir şekilde adam ölüyor orada. Bunun durması gerekiyor. Öbür türlü biz sorumlu olacağız. Her gün adam öldürülürse, biz burada seyredersek ne demektir bu? Öldürsünler, bize ne diyorsun. O zaman Allah esirgesin cinayete ortak olmuş olursun. Mutlaka durdurulması lazım. Durdurmak için de ne yapılması gerektiğini anlatıyoruz işte. İslam ülkeleri olursa psikolojik olarak da rahat ederler onlar. Müslüman asker girdi mi gönülleri daha rahat olur. Ama teknik teçhizat, donanım açısından tabii Hıristiyan askerler de çok yaman oluyorlar. Onların olmasında da fayda var. Her biri bir koldan birlikte girsinler Suriye'ye. İnşaAllah. Ama aman Allah esirgesin can kaybı olmasın. Ben, Esad güçlerinde de can kaybı olsun istemem işin doğrusu. Yani hiç kimseden can kaybı olmasın. Ne gerek var kardeşim, Allah esirgesin.

 

(Libya'nın Sebha kentinde emniyet binasında düzenlenen silahlı saldırıda 11 polisin hayatını kaybettiği belirtildi.)

Şimdi orada da her türlü kepazelik olur. Alt yapısını hazırlıyorlar rezaletin. Mehdi (as) çıkmadan huzur yok. Şimdi bakın, Allah'ın izniyle Suriye'yi kurtaracağız. Ama yine huzur gelmez. İlla ki Mehdi (as), illa ki Mehdi (as), illa ki Mehdi (as). Mehdi'siz olmaz. Mümkün değil huzur bulamazlar.

 

("Sizce annesine sade mezar yaptıran kendisi için anıt mezar yaptırır mı, vasiyet eder mi? Atatürk'ün naaşını haşa ilahlaştırdılar." Sorusuna cevaben)

Bir Cumhuriyet kurmuş, devlet kurmuş. Hürmet ediyoruz, sevgi duyuyoruz. Bu bir vefa borcudur, ne ilahlaştıracağız? Biz de biliyoruz Atatürk'ün Allah'ın herhangi bir kulu olduğunu. Her insan zavallıdır Allah Katında, her insan garibandır. Atatürk'ün de öyle bir iddiası yok, çok dindar Atatürk. Ama Türk Milleti’nin vefa hissi güçlüdür. Vefa hissi olarak, ona şefkatlerinden. Ne yapsınlar, yani belediyeden mezar mı yaptırsaydılar Atatürk'e? Bu mu yakışır bizim milletimize? Yakışanı yaptılar işte. Bir sevgi gösterisi, bir nezaket gösterisi. Mesela Fatih Sultan Mehmet'in de kabri var değil mi, Kanuni Sultan Süleyman'ın da kabri var. Unutulmasın diye. Ama o dönemde hakikaten Türkiye neredeyse yok olmak üzereydi. Allah vesile etti. Kibar insan Atatürk, kaliteli. Bağnazlığa karşı çok güzel tedbir aldı, Allah razı olsun ondan.

Atatürk gayet güzel hizmet etti, bak Mehdiyet anlayışında İslam'ın, Türkiye'de oturmasına sebep oldu. Bütün İslam alemi Türkiye'den bekliyor bak liderliği. Türkiye Mısır gibi olacaktı, Pakistan gibi olacaktı. Yani kan gövdeyi götürürdü şu an Türkiye'de, Atatürk olmasaydı. Bağnazlık diz boyu olacaktı. Azılı yobazlar var ya televizyona çıkıyor bazen, zırvalıyorlar. Onlar şu an Türkiye'yi yönetiyor olacaktı. Ve onların gaddar ruhuna, acımasız ruhuna, sadistliğine, psikopatlığına, katilliğine Türkiye teslim olmuş olacaktı. Bunu mu istiyorsunuz?

 

(Amerika Savunma Bakanı Hegel Suriye’ye askeri müdahale sadece uluslararası destekle olabilir demiş.)

Arap ülkelerinden, İslam ülkelerinden her yerden üç bin, beş bin, on bin asker versinler, teçhizat tamam olsun. Çünkü bu sefer de Amerikan nefreti yayılıyor. Sanki Amerika Suriye’nin  meraklısıymış gibi. Irak’a girdi başlarına bela oldu, Afganistan’a girdi başlarına bela oldu. Bir çıkarı falan yok adamların, ekonomilerini mahvettiler.

 

Mısır’a Da NATO Gücü Girsin

Bütün İslam ülkeleri birleşsinler. İttihad-ı İslam Mısır için de, her yer için çözüm. Gözlerinde büyütüyorlar, şeytan onlara çok zor gösteriyor. Ama pisliği de kolay gösteriyor. Cinayeti kolay gösteriyor. Zor olanı kolay gösteriyor. Kolayı da zor görüyorlar.

 

Ayet Açıklamaları

Necm Suresi, 2-5

Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. Bir sapkınlıkla suçluyorlar, bir de azmakla suçluyorlar Peygamberimiz (sav)’i. Evliliklerinden dolayı, kadınlara olan muhabbetinden dolayı bir kin duyuyorlar o devrin münafıkları. Allah Peygamberimiz (sav)’in kalbine müthiş bir kadın sevgisi koymuş, müthiş bir insan sevgisi var, müthiş bir çiçek sevgisi var. Münafıklarda da insan sevgisi olmadığı için kadın sevgisi de olmuyor. O zaman onu azma olarak alıyorlar. Halbuki kalbindeki coşkun insan sevgisinden kaynaklanan, Allah sevgisinden kaynaklanan bir muhabbet o. Bir de sapkınlıkla suçluyorlar.

O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. Nasıl konuşur? İlhamla, vahiyle. Peygamberler hevadan konuşmuyorlar, çok akıllıca, doğru, samimi konuşurlar.

O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir. Kuran hükümleri saf vahiydir.

Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.

 

Tur Suresi, 44

Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: "Üst üste yığılmış bir buluttur." derler. Ehemmiyetsiz görürler. Bela geliyor üstüne bela! Allah’tan kork diye Allah sana yapıyor, ışıklı gösteri yapmıyor. “Çok ilginç bir tabiat olayı yaşandı” diyor. Şehrin üstüne düşse tuz buz olursun. Allah’tan kork. Bak, boş alanı vuruyor Allah. Tehdit ediyor, seni eğlen diye yapmıyor Allah. Bir şehrin üstüne göktaşı düşmesi çok büyük olaydır.

Tur Suresi, 45

Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azapla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak. Kıyamet gününe kadar bırak. 45. Ayet yani 1545. Bediüzzaman’ın kıyametin kopacağını söylediği tarih.

Tur Suresi, 46

O gün, ne hileli-düzenleri kendilerine herhangi bir şeyle yarar sağlayacak, ne yardım görecekler. Hep hileli düzen, hep hileli düzen. Mesela Mısır’da hileli düzen, Suriye’de hileli düzen, Pakistan’da hileli düzen, Amerika’da hileli düzen. Her yerde hileli düzenler var. Hileleri parçalayacak olan Mehdi (as)’dır.

 

(Hürriyet Gazetesi yazarı Mehmet Yılmaz, Müslüman Kardeşler’in istedikleri demokrasinin sadece kendileri için işleyen bir demokrasi olduğunu yazmış.)

Doğru söylüyor, maalesef doğru. Bağnaz İslam anlayışında kafa bir yere kadar çalışıyor, ondan sonra çalışmıyor. Kardeşim, orada Hristiyanlar var, koptik Hristiyanlar var, çeşitli mezhepler var, ateistler var, komünistler var. Başka inançta insanlar var, hepsini şefkatle kucaklıyor musunuz? Hepsine cennet gibi bir hayat vadediyor musunuz? Yok. Varsa yoksa biz diyorlar. Öyle olmaz. Mehdiyet ruhunda bu yok, hepsini kucaklayacaksın. Hepsini koruyup kollayacaksın, hepsi mutlu olacak ki sen de mutlu olasın. E “Sırf ben mutlu olacağım” dersen adam da “Ben de seni mutlu etmem” diyor o zaman işte. Böyle olur işte sonuç. Ama onu mutlu etmeyi amaçlarsan adam seninle niye uğraşsın kardeşim, adam sana ne desin?

 

Ayet Açıklamaları

Tur Suresi, 32

"Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları mı emrediyor? Saçma akıllı, zırvalıyor yani. Aptal ama anlatamıyorsun ki aptal olduğunu. Yoksa onlar azgın bir kavim midir? Nasıl? Kırar, yıkar, teröristlik yapar, kafa göz patlatır.

Tur Suresi, 33

Yoksa: Onu kendisi uydurup-söyledi" mi diyorlar? Hayır; onlar iman etmiyorlar. Görüyor musunuz sorun neymiş, görüyor musunuz biz hangi sorunla ilgileniyoruz? Allah, sorunu söylüyor. Millete şeri bilgilerin verilmemesi değil konu. Adam iman etmiyor, iman. Allah'a iman etmiyor. Bak ne diyor Allah; "Hayır; onlar iman etmiyorlar." diyor. O zaman iman hakikatleri anlatacaksın. Ana konu neymiş; imanı güçlü kılmak, imanın gelişmesini sağlamak.

Tur Suresi, 34

Şu halde, eğer doğru sözlüler iseler, benzeri bir söz getirsinler. Kuran gibi bir kitap getirsinler diyor Allah. 1400 seneden beri kaç defa denediler yapamıyorlar. Yani mesela bir surenin taklidi yapılabilir değil mi onların kafasına göre? Mesela dersin, “Bak, ben de yaptım” der getirirsin. Yapamıyorlar. Edebi sanat olarak hiçbir şekilde yapılamıyor. Halbuki yapmış olsalar onu delil olarak sunacaklar. Cenab-ı Allah onu ısrarla söylüyor; eğer güçleri yetiyorsa benzerini yapsınlar diyor, yapamıyorlar edebi sanat açısından. Bakan biliyor onu, onu herkes bilmez. Yani edebiyat sanatından anlayan, şiirden anlayan, nesirden anlayan anlar.

Tur Suresi, 35

Yoksa onlar, hiçbir şey olmaksızın mı yaratıldılar? "İşte Darwinistlerin dediği o. Tamamen tesadüfen yaratıldı diyor. Hiçbir akıl, hiçbir şuur müdahale etmedi diyor. Her şey tesadüfen olmuş, onların kafasına göre. Yoksa yaratıcılar kendileri mi? diyor Cenab-ı Allah. Çünkü onlar diyorlar ki tesadüfen toprak bir araya geldi, insanı yaptı, insan da sonra toprağı incelemeye başladı, ben nasıl oldum acaba gibisinden incelemeye başladı diyor. Yani kendindeki maddeyi düşündüğünde adam, daha önce nasıl o şuursuz toprak ama o toparlandı diyor, bir araya geldi, sonra toprağı inceleyen bilim adamlarına dönüştü tesadüfen diyor.

Tur Suresi, 36

Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır; onlar, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar." Bak bilgiyle demiyor Allah, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar diyor. Kesin bir bilgi ne? Hakkul yakin. Biz ne yapıyoruz; kesin bilgi sunuyoruz. Ne yapıyoruz; fosil koyuyoruz, proteinlerin yapısını koyuyoruz, kesin bilgiye ulaşmalarını sağlıyoruz insanların.

Tur Suresi, 39

"Yoksa kızlar O'nun da, erkek-çocuklar sizin mi?"

Bak, ta o devirde kız çocuklarına karşı bir nefret var, 1400 sene önce. Allah'a izafe ediyorlar, kız çocuğu istemiyorlar. Allah'ı da sevmedikleri için hep kız çocuğu O’na ait diyorlar.

Tur Suresi, 42

"Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar? Hiç bak legal bir düzen kurmaz küfür. Yani makul bir düzen kurmaz. Hep hileli, hep samimiyetsiz. Fakat (asıl) 'o inkar edenler hileli-düzene düşecek olanlardır."

 

Kasas Suresi, 83

"İşte ahiret yurdu; Biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere Demek ki büyüklenmemek en hayati konu, enaniyet yapmamak. Hayret, mesela insan aciz olduğu halde. Nihayet etten kemikten zavallı bir varlık, et yani bildiğin et. Kemik, yağ, kan bir avuç yani. Allah ona enaniyet veriyor. Dışarı çıkın, yüz binlerce enaniyetli insanla karşılaşırsınız. Acayip enaniyetli. Doğal ihtiyaçların var, uyuyorsun, zavallısın ve sonunda da öleceksin ama buna rağmen enaniyetli. ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere Bakın, dünyanın her tarafında bozgunculuk var şu an. Müslümanları mezheplere bölmek de bozgunculuktur. Parçalamak, Müslümanlara yardım etmemek, İttihad-ı İslam'ı istememek... Çünkü bozulsun parçalansın istiyorsun sen, birleşsin istemiyorsun. (armağan) kılarız. (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir. Eğer takvaysan sonuç güzel oluyor.

Kasas Suresi, 84

Kim bir iyilikle gelirse, artık onun için daha hayırlısı vardır; Ne güzel bak. Adam iyilikle geliyor, Allah ona hayırlısıyla karşılık veriyor, daha hayırlısı, daha iyi oluyor, daha güzel oluyor, malı artıyor, mülkü artıyor, zenginliği artıyor, güzelliği artıyor, huzuru artıyor ve her yönden iyi oluyor. kim bir kötülükle gelirse, artık kötülükleri yapanlar, yalnızca yaptıklarıyla karşılık görürler." Allah'ın adaleti mesela sadece yaptığı kadar, fazla değil.

 

Ankebut Suresi, 4

"Yoksa kötülükleri yapanlar, Bizi (aşıp) geçeceklerini mi sandılar? Ne kötü hükmediyorlar?" Yani dünyaya mesela küfrü hakim edeceğini zannediyor, Darwinizmi, materyalizmi hakim edeceğini zannediyor, komünizmi hakim edeceğini zannediyor, bayağı uğraşıyor. Partiler kuruyor, ekipler kuruyor, çırpınıyor, terör çıkartıyor. Yapamazsın işte, sonunda mağlup olacaksın, inanmıyor. Mesela komünizmi kurdular Rusya'da, gümbür gümbür yıkıldı. Çin’de komünizmi kurdular, can çekişiyor. Mesela Türkiye'de komünistler o kadar uğraştılar, başarılı olamadılar. Darwinistler o kadar uğraştılar, o kadar üniversitelerde, okullarda bayağı emek verdiler. Milyarlar, trilyonlar harcadılar. Biz ortaya çıktık, bir avuç kitapla buhar yaptık adamları. Hidrojen bombası patlamış gibi oldu. Ne olacak bizim Darwinizm, materyalizm nidaları arasında buhar oldular. Beni geçemezsiniz, diyor Allah.

Ankebut Suresi, 2

"İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?" İman ettik, iyi güzel. Nedir, cennete gitmek istiyorum diyor. Yok diyor Allah, Ben seni sınayacağım diyor. Ne olduğunu kendin de göreceksin, diyor Allah.

 

(“Ahir zamanda iyilik mi ön planda olacak, kötülük mü?” sorusuna cevaben)

Önce kötülük, sonra iyilik. Önce felaketler, belalar, cinayetler, karmaşa, düzensizlik; sonra bereket, bolluk, adalet, huzur, iyilik ve güzellik.

 

Fakir İnsanların Gönlü Çok Güzel Olur

Zenginleştikçe -Allah’ın hikmeti, bilemiyorum- kalpte bir katılaşma oluyor, birçok insanda böyle oluyor. Fakirin kalbi çok derindir. Sevgisi çok derindir. Aşkı, muhabbeti çok güzeldir. Allah’a muhabbeti çok güzeldir. Sanata, estetiğe eğilimi çok yüksektir. Her yönde güzel ahlaklı oluyorlar fakirler. Zenginler, Kuran’da dikkat çekilmiştir, iyisi de olur ama çoğu zaman fitne hep zenginden çıkar. Kuran’da öyledir, kavmin ileri gelenleri. Ama tabii, içinde çok iyi insanlar da olur.

 

(“Kıyamet iyilik ve bolluk içindeyken mi kopacak?” sorusuna cevaben)

Olur mu? Allah’a inanan hiç kimse kalmayacak. “Kuran ref edilecek.” diyor. Kuran’ın sayfası dahi kalmayacak. Bütün Kuranları tahrip edecekler. Camileri yıkacaklar. Allah ve dinle ilgili hiçbir bina kalmayacak. Mesela Kabe’yi de yıkıyorlar. Kabe’nin arazisini dümdüz yapacaklar, yerle bir edecekler. Din, mukaddesatla ilgili tek bir harf, tek bir kelime bile kabul etmeyecekler. Hiçbir Müslüman kalmayacak. Ancak işte son zamanlara doğru, kıyametin biraz evveline kadar imayla namaz kılan Müslümanlar olacak. Gözleriyle ima ederek namaz kılacaklar. Gözlerini sadece hareket ettirecekler o kadar. Onlar da zor bir durumdayken, Peygamberimiz (sav) diyor ki; “Güzel kokulu bir rüzgar gelir” diyor, “Hepsinin canını alır.” diyor. Geziyor Azrail (as), her evden onları alıyor. Mesela birini tarladan, birini iş yerinden, hepsinin canlarını alıyor. Artık sadece şerliler kalıyor. “Dünyanın aklı hükmünde olan Kuran’ın ref edilmesiyle, dünya artık divane olur.” diyor Bediüzzaman. “Aklını kaybeder.” diyor. “Ve izn-i İlahi ile” diyor, “Başını başka bir seyyareye vurur.” diyor. Bir göktaşı vuracak. Kuran’da “Onu ikinci bir vuruş izler.” diyor. Muhtemelen göktaşı spin atacak, o göktaşı Dünya’ya girip Dünya’yı yırtıp çıkacak, sonra yine Dünya’nın manyetik alanına girip Dünya’ya bir daha vuruyor. O ikinci vuruşundan sonra Dünya tuz buz oluyor. Dağılacak. “İntizamsız hareketlerle” diyor, “Artık müsademe başlar.” diyor. “Yıldızlar birbirlerine vurmaya başlar.” diyor, bu intizamsız hareketle. “Ve izn-i İlahi ile kıyamet kopar.” diyor.

Kıyamet koptuktan sonra zaten bütün fizik kanunları, kimya kanunları değişiyor. Yeni bir boyuta geçmiş olacağız. Artık çekim kanunu falan yok ondan sonra. Newton’un kanunları şu bu artık işlemez. Mesela o zaman artık kalbe gerek kalmıyor. Kan sistemi yok vücutta, yeni yaratılışta. Kanla işlemiyor vücut. Nefese ihtiyaç yok. Nefes, sırf zevk olsun diye veriliyor. Güzel kokuyu almak için var nefes. Kalp, sırf heyecanı hissettirmek için var. Onun dışında yok. Mesela katrilyonlarca ton yiyecek gelse hiçbir şey olmuyor insanda. “Çok güzel kokulu hafif bir ter şeklinde vücuttan atılır.” diyor. Ama nefis kokulu. Güzel koku tarzında. O kadar. Belli belirsiz güzel bir koku. Vücuttan o şekilde atılıyor. İstediği kadar yiyor şahıs. Ama dünyadaki kanunlar biliyorsunuz şu an, baş ağrısı, diş ağrısı, uykusuzluk… Mesela uyku yok. Uykuya vücudun ihtiyacı olmuyor. Yorgunluk yok. Bilmiyor insan yorgunluğun ne olduğunu. Toz yok. Toz özel olarak yaratılıyor.

2013-08-30 01:46:34

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top