Sayın Adnan Oktar'ın 3 Ekim 2013 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 3 Ekim 2013



(AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Çelik'ten, ''Bu ülkede gerçek bir sosyalist varsa o da Recep Tayyip Erdoğan'' diyen başbakan danışmanı Yiğit Bulut'a bir yanıt geldi. ''Hz. Ömer ne kadar sosyalistse Sayın Başbakan da o kadar sosyalisttir. Sosyal adalet kavramına inanmak, sosyal devleti hayata hakim kılmak, vatandaşın sosyal devlet kavramının tadına varmasını sağlamak sosyalist olmayı gerektirmez'' demiş.)

O, sosyalistlerin ağzını kapatmak için söylenmiş bir söz. Yoksa Tayyip hocam sosyalist oldu anlamında değil. “Siz komünistsiniz, sosyalistsiniz, şu menfaatleri var diyorsunuz ama o faydaları zaten bu hükümet yapıyor.” O anlamda. Farz edelim kapitalizmin de faydalı yönleri varsa onu da yapıyor. O anlamda.  Onu anlamamak mümkün değil. Fakat tabii ihtiyaten cevap vermiş. Ama o konuşma sevecen bir konuşma, iyi niyetle yapılmış bir konuşma. Sosyalizmin iyi yönleri hakikaten var. Her rejimin, her düşüncenin iyi yönleri olabilir. Her insanın iyi yönü olabilir. “O iyi yönler bizde var”, anlamı bu.

 

(Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu Hocamız anadilde eğitimin doğru olmayacağını, ülkenin huzurunun bozulacağını söyledi. “Bütün okullarda Kürtçe eğitimi zorunlu yap bakalım. Üniversite kur. Sonu nereye gidecek?'' diye sordu.)

Kardeşim, bir kere oradaki amaç sadece Kürt Kürde bir eğitim. “Aramıza Türk girmesin, Laz girmesin, Çerkez girmesin, Boşnak girmesin, Arap girmesin; sadece biz Kürtlerle beraber olalım.” Bu kafayla ortaya çıkmış bir fikir. Bu olmaz. Bunda bir insancıllık, makullük, bir mantık yok. Ve bölünmenin diğer adı. Bu vatanda biz gittiğimizde her yerde anlaşabilmemiz lazım kardeşlerimizle. Kürtçe öğrenmek istiyorsan öğren kardeşim zaten. Kürtçe ders de konabilir. Öğrensin. Devlet kurs açsın her yerde. Öyle bir sorun yok. Ama vatandaşın birbiriyle dil bağlantısını koparmak, inanç bağlantısını koparmak için yapılıyorsa bu olmaz. Burada amacın ne olduğu belli. Hiç sevgiyle alakası yok bu ifadenin. Şefkatle alakası yok, muhabbetle alakası yok. Diğer kavimlere ve diğer ırklara karşı müthiş bir tavır alma var burada. Arap nasıl okuyacak orada? Türk nasıl okuyacak? Çerkez nasıl okuyacak? Onlara yol görünmüş olacak. Olur mu öyle şey? Türkiye'de bir tane dil var, Türkçe var. Gayet de ari, rahat bir dil. Kitaplar, üniversiteler hepsi ona göre kurulmuş. Şakır şakır eğitim gayet güzel devam ediyor.

 

(Bugün Gazetesi yazarı Ali Atıf Bir köşe yazısında özel okullarda Kürtçe eğitimle ilgili bir pilot uygulamanın uygun olmadığı, pilot uygulama başlasa dahi etkilerini ölçmekte ve değerlendirmekte zorluk çekildiğini belirtmiş.)

Kürtçe öğrenmek isteyene devlet her yerde açsın, her mahallede her sokakta açsın; bir şey dediğimiz yok. Ama eğitim dilinin, resmi dilin Türkçe olması lazım ki biz vatandaşlarımızla anlaşalım, kardeşliğimiz pekişsin. Burada bizim kardeşliğimizi bozmada azimli bir mantık var. Yani biz Mardin'e gittiğimizde konuşamayacağız. Mardinli kardeşim buraya geldiğinde konuşamayacak. Biz kardeşliğimizin pekişmesi için tedbir alıyoruz. Adamlar da kardeşliğimizin bozulması için tedbir alıyor. Olmaz böyle şey.

 

(Başbakanımız da bugün ATV'de canlı yayındaydı. ''Anadilde eğitimle resmi dili birbirine karıştırmamak gerekiyor.'' dedi.)

Bunu çocuk olsa anlar. Açık, aşikar değil mi? “Senin dilin ayrı, inancın ayrı, şunun ayrı, bunun ayrı” dersen bir insana, “Gel bir de beton duvar çekelim” der adam. Bu ne sevgisizliktir? Bu nasıl bir kafadır? Arabı sen niye sevmiyorsun kardeşim? Türk'ü niye sevmiyorsun? Çerkez'i niye sevmiyorsun? Zaza'yı niye sevmiyorsun? Boşnağı niye sevmiyorsun? Nur gibi insanlar. Kardeş ol.

 

(''Hz. İsa (a.s.) dünyaya yeniden geldiğinde hangi uyruktan olacak? Hz. Mehdi (a.s.)'ı tanıyan Hz. İsa (a.s.)'ı tanıyabilecek mi'' sorusuna cevaben)

Hz. İsa (a.s.) gizli olur. Hz. Mehdi (a.s.) daha zahir olur. Çünkü Hz. İsa (a.s.) zaten aleni bir tebliğ faaliyeti yapmıyor göz göre göre. Hz. Mehdi (a.s.) açık, aşikar. Gizli galibanedir İsa Mesih. Açık açık faaliyet yapmaz, hemen dikkat çeker. Ama siyasi faaliyet yapıyordur. “Geldi” diyen kişiler var, duyuyorum. “Şu an korunuyor, muhafaza altında” diyenler var. Araştırıyoruz biz de inşaAllah.

 

(Bugün yine Burma'da yaklaşık 1000 kişilik Budist bir grup Arakan'da Müslümanların yaşadığı bir köyü bastı. 5 kişi hayatını kaybetti, onlarca ev ateşe verildi.)

Müslümanların başında baş olmadığı için, Budistler oradaki Müslümanları, asıp kesen, kadınlardan nefret eden olarak biliyorlar. Dolayısıyla nefret ediyorlar. “Onlar bizi keseceğine biz onları keselim” diyorlar. Şefkatle yaklaşmıyorlar, Budistlerin hakkındaki görüşleri çok keskin bağnazların. Nefret ediyorlar onlardan. “Siz bizden nefret ediyorsanız biz de sizden nefret ediyoruz” diyorlar. O zaman bu bela ortaya çıkıyor. Halbuki Budistlere şefkatle yaklaşsalar Budistler çok halim insanlardır, çok şefkatli. Hatta ağızlarına bez kapatıyor bir kısım Budistler. Herhangi bir canlıyı öldürmek onlarda yasak. Ufak bir böceğin bile gelmesi, ondan bile çekiniyorlar. Gerçi tabii bu çok acayip bir düşünce de. Pratikte olacak bir şey değil.

 

(İtalya'nın Afrika'ya en yakın kara parçası olan Lampedusa Adası yakınlarında kaçak göçmenleri taşıyan bir teknede yangın çıktı. 250 göçmenin kayıp olduğu bildirildi. 93 göçmen de hayatını kaybetti.)

Her yerde bir acı, felaket ahir zamanın bir özelliği. “Allah mutluluk vermem” diyor. “Ya Benim dediğimi yaparsınız, ya Benim rızama uygun, Beni severek, dikkatiniz Bende olarak, Mehdiyete tabi olarak, İsa Mesih'i severek, dinin güzelliğini isteyerek, ahİreti isteyerek sevgiyle yaşarsınız veyahut eğer dünyaya dalacaksanız, Beni unutacaksanız, Bana şükretmeyecekseniz, Benim nimetlerimi önemli görmeyecekseniz Ben de sizi unutacağım ve canınızı yakacağım” diyor Cenab-ı Allah. Konu bu.

 

(CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu hükümetin Meclise gönderdiği Suriye tezkeresini doğru bulmadıklarını ve 'Hayır' oyu verecekleri söyledi.)

Muhalefet tabii, ne desin? Muhalefet olunca keskin muhalefet olması gerekiyor. Aksi olursa zaten muhalif gibi görünmez. Muhalefet iktidarı güçlendirir. Muhalefet her zaman faydalıdır. Demokrasinin işlediğini gösterir. Muhalif olduğunda biz üzülmeyiz, tedirgin olmayız. Zaten Müslüman üzülmez de. Sadece anladığımız şu olur; özgürlükler var, demokrasi var, demokrasi şakır şakır işliyor. Anlamı bu olur. İnşaAllah tezkerenin uygulanmasına gerek kalmaz.

 

Bazı İnsanlar Müslümanları Daha Kolay Görüyorlar

Küfürde, insanlar daha temkinli, daha dikkatli oluyorlar. Mesela onlara karşı bir şirretlik yapmak, densizlik yapmak, dolandırmaya kalkmak, kumpasa almak gibi bir tavırları olmuyor. Daha temkinliler. Ama Müslüman oldu mu, diyorlar, “Bu nasılsa şefkatlidir, bunun üstüne yıkılalım, dolandıralım, para isteyelim, bir şeyler isteyelim.” Evlenmekse musallat olsun, kolay görüp. Kandırırım, kafalarım, malını alırım, mülkünü alırım ama vicdanına yönelirim. Müslüman'ın iyi niyetini akılsız insanlar çok çirkin kullanıyorlar. Bir kere çok kolay görüyor Müslüman'ı. Farz edelim bir delikanlı. Bakıyor zengin. Parası da var, imkanı da var. Sessiz sakin, içkisi yok, kumarı yok. Oo, tam ömür boyu köle yapılacak adam. Hadi bakalım evlen. Niye? “İşte herkes evleniyor, biz de evlenelim” diyor. Kardeşim, Allah'ın rızasını arıyor musun sen? Allah'ın rızasının en çoğunu arıyor musun? Allah'a teslim oldun mu? Bir de o adam seni aylarca, yıllarca bekledi mi? Ne özelliğin vardı da seni bekledi? Neden beklesin seni? Kendini çok ucuz, çok akılsız bir modda tutan insanlar böyle rahatça Müslümanları kafalayacağını ve baş belası olacağını düşünüyorlar. Ömür boyu kendine baktıracak, üstüne yıkılacak. Bir mahluk gibi. Kirli bir hayvan gibi.

Halbuki Müslüman ancak takva, sevdiği bir insan olursa ona karşı sevgi, saygı duyar. Yoksa da ona acır, şefkat duyar, kurtulması için gayret eder. Ama Allah açık ayette; “Mümin erkekler mümin kadınlara, mümin kadınlar mümin erkeklere. Müşrik kadınlara müşrik erkeklere, müşrik erkekler müşrik kadınlara.” Git kendi denginle beraber ol kardeşim. Niye Müslüman'a musallat oluyorsun? Ucuz görüyor kendi kafasınca.

 

(Hayrettin Karaman hoca Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında kabilelerin ve milletlerin İslam ümmeti altında toplandığını ve haklarının korunduğunu, Osmanlı'nın İslam Birliği'nin inşası için çalıştığını ama bunu tehlikeli görenler tarafından parçalandığını yazdı.)

Allah parçaladı. Tehlikeli görenler parçalamadı. “Masonlar parçaladı” diyor. Allah parçaladı. Mason nasıl parçalasın seni? Masonun bir üfürmesiyle gidiyorsan zaten bitmişsin sen.

 

(Mersin Akkuyu'da inşa edilmesi planlanan nükleer güç santralinde soğutma suyu olarak kullanılan deniz suyu tekrar denize verilecekmiş. Ve yetkililer; ''Nasıl ki canlılar evrimsel süreçte sıcaklığa uyum sağladılarsa buradaki ısı değişikliğine de uyum sağlayacaklar'' diye açıklama yapmışlar.)

Allah akıl fikir versin. Uçuyorlar. Bu derece bilgisizlik hayrettir. Dünyayı da güldürüyorlar, insanları da güldürüyorlar.  Kafaya bak. İnanılır gibi değil.

 

(Emre Aköz, Sayın Başbakan'ın “Koyu bir taassupla akıl almaz vahşet yapıyorlar. Biz bunların hepsini lanetliyoruz çünkü İslam barış dinidir” sözleriyle net tavır koymasının önemini belirtmiş.)

Tayyip Hocam modern İslam anlayışını açık açık savunuyor. Onu da der. Laik olduğunu söylüyor. Laikliği savunuyor. Tabii bir de bağnazlar da çirkef oluyorlar, bir kısmı. Onun için de dikkatli konuşuyor biraz Tayyip hocam. Kolay değil hepsini dengede tutmak. Bence bağnazları hiç kaale almasın. Hiç adam yerine koymasın.

 

(“Suriye’deki savaş ne zaman sona erecek, açıklarmısınız?” sorusuna cevaben)

Savaş bitmez. Mehdiyet’in bitireceği bir şeydir. Sürekli çatışma devam eder. Irak’ta bitti mi? Bitmedi. Suriye’de bitmez, Afganistan’da bitmez. Ancak Mehdiyet ile biter.

 

(“Bazı röportajlarınızda Ermenileri destekliyorsunuz. Bu neden ileri geliyor?” sorusuna cevaben)

Ermeniler Ehl-i Kitaptır. Allah, ”Ehl-i Kitabın hanımlarıyla evlenebilirsiniz” diyor, “Yemeklerini yiyebilirsiniz” diyor, onlara şefkatli davranmamızı istiyor Allah bizden. Ve bak diyor ki, “Biz Hıristiyanız diyenleri, sevgi bakımından size yakın bulursunuz” diyor Allah. Sen bu ayeti kaale almazsan Müslüman olmazsın. Biz “Millet-i Sadıka” diyorduk Ermeni kardeşlerimize. O canlarımızı sonra kaybettik. Gittiler, ayrıldılar. Halbuki Ermenistan sınırlarını açmak, Türkiye ile birleştirmek, Türk İslam Birliği’nin temel şiarlardan birisi.

 

(“Atatürk’ün nasıl gelecekten haberi olabilir?” sorusuna cevaben)

Atatürk bunu söylerken hadislerden bunu alıyor ve Bediüzzaman’la da sık sık görüşen bir insandı Atatürk. Hızır (as)’la bağlantılı bir insandır. Mehdi (as)’ın çıkacağını söylüyor Atatürk mektubunda. İttihad-ı İslam’ın hakim olacağını söylüyor. Hatta çok detaylı bilgiler var. Bediüzzaman’la köşkte uzun uzun konuşan bir insan Atatürk. Hatta tartışıyorlar, o kadar samimiler. “Yüksek sesle dışarıya tartışma sesleri geliyordu Köşkten” deniyor; Beddiüzzaman’la Atatürk beraberken. Saatlerce konuştukları oluyordu, sık sık görüştükleri oluyordu. Atatürk, “İlminizden istifade etmek için” diyerek İstanbul’a çağırdı Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini. Bayağı iyi tanıyordu Atatürk.

 

(Today’s Zaman gazetesi bugünkü manşetinde, Uluslararası Af Örgütü’nün Gezi Parkı raporunu yayınladı. Raporun sonunda Başbakan Erdoğan’ın son on yılda gittikçe otoriterleştiğini ve laik devlette kendi dini ve muhafazakar değerlerini empoze etmeye çalıştığı yorumlarını aktardı.)

Tayyip Hocam öyle bir çizgide olduğunu gösteriyor gibi oldu gerçekten de. Fakat onun yanlış olduğunu gördü ve vazgeçti. Onda ısrar etmelerine gerek yok. O da iyi niyetle yaptı yani biraz nasihat da eden bir başbakan olmak istedi. Böyle bir tepki toplayacağını tahmin etmemiştir ama sonra vazgeçti. Şu an bayağı ılımlı, üslubu da bayağı iyi.

 

(Cumhuriyet gazetesinin yayınladığı karikatürle, demokrasi paketini destekleyenlere koyun benzetmesi yapması hakkında)

Gereksiz bunlar, çok kötü şeyler. Cahil insanlar olabilir her yerde ama genel olarak bizim milletimiz arif, karakterli, olgun insanlardır. Halim selim yaşamak istiyorlar. Anarşiye, teröre karşı olmak, kargaşaya karşı olmak koyunluk değildir. Akıllılıktır. Anarşiyi, terörü savunmak vahşiliktir. Acımasızlıktır.

 

Bağnazların Anlattığı İslam’a Kimse Yanaşmaz

İslam eğer bu haliyle anlatılırsa yani bağnazlık kokan, bağnazlığın hakim olduğu haliyle -ki çoğunluğunda öyle- anlatılırsa dünyada müthiş bir İslam karşıtlığı olur. Ama Mehdiyet tarzında anlatılırsa dünyanın tamamı derhal kabul eder. Hatta komünistlerin de tamamı severek kabul eder. Çünkü özgürlük var, sevecenlik var, estetik var, güzellik var, demokrasi var. Ama öbür türlü hurafelerle anlatırsan; “Namaz kılmayanı öldürüyoruz, şunu asıyoruz, bunu kesiyoruz” kimse yanaşmaz, Allah esirgesin.

2013-10-07 01:18:49

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top