Sayın Adnan Oktar'ın 7 Eylül 2016 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 7 Eylül 2016

 

Gülen Örgütünün En Korkunç Yönü Darbe Gecesi İşlenen Cinayetler ve Bu Cinayetlere Karşı Hiçbir Tepkilerinin Olmamasıdır

Fethullah Gülen örgütünün en berbat yönleri, en birincisi bu cinayetler. Cinayetlere tepki vermemeleri. İkincisi, bu İngiliz derin devletinin homoseksüelleriyle bağlantı. Üç, şu Rumilik olayı, İslam dini yerine Rumilik dini. Ve Darwinizm’e karşı lakaytlık ve savunan bir üslup. Hz. Mehdi (as)’ın geleceğini reddetmek, İsa Mesih’in geleceğini reddetmek. Diyorlar ki “Fethullah Gülen örgütü Mehdiyet’i savunuyor.” Adam açıkça Mehdi gelmeyecek diyor nasıl savunuyor yani? “Hz. İsa Mesih (as) olduğunu iddia ediyor” diyor. “Hz. İsa Mesih (as) gelmeyecek öyle bir şey yok” diyor. Olayın şekli değişti anlamıyor adamlar. İngiliz derin devletinin felsefesi inancı neyse oraya doğru gitti. Mesela İttihad-ı İslam Müslümanın en büyük hedeflerindendir, değil mi? “İttihad-ı İslam diye bir hedefimiz yok bizim” diyor. Daha ne desin?

 

Tayyip Hocam Cemaatleri Hep Yanında Tutmaya Gayret Etsin. Onların Sempatisini, Sevgisini Hep Üzerinde Bulundurmaya Gayret Etsin

Hep onlar onu koruyup-kolladılar zaten. Disiplinli aklı başında dürüst insanlar. Onların devletle alıp-veremedikleri yok. Olsa bin yıldan beri gayret eder bir şey yaparlardı. Nakşibendi tarikatı ne yaptı bin yıl içerisinde. Osmanlı sultanları hep Nakşibendi’ydi. Ayrıca Tayyip Hocam da Nakşibendi’dir. Abdullah Gül de Nakşibendi’dir. AK Parti milletvekillerinin büyük bölümü Nakşibendi’dir. CHP’nin içinde, MHP’nin içinde de çok fazla Nakşibendi var. Sayın Alparslan Türkeş de öyle o da ehli tarikti, tarikat ehliydi. Rahmetli şehidimiz de öyle o da aynı şekilde hem tasavvuf ehliydi hem de mürşitti.

 

Darbe Girişimi Gecesi Adnan Oktar İlk Açıklamayı Yaparak Bunun Sanal Darbe Olduğunu Söyledi

O gün darbe akşamı gördünüz acayip şamata yapıyorlardı, çıktım televizyona “darbe marbe yok bunlar sahtekar uydurma” dedim “sanal darbe” dedim zınk bütün şevkleri gitti. Bu sefer yayının yapıldığı yeri aramaya başladılar bombalamak için. Gittiler alakasız yerleri bombaladılar, dediler “yayın kesilmiyor daha hala bombalama devam ediyor falan diyorsunuz” dediler ama yayın devam ediyor. Moral sıfıra gitti. Ben çıkıp böyle sakin sakin “darbe marbe yok” deyince dediler ki işte “Ergenekon hepsi şu bu hepsi birleştiler” dediler. Tamam olsun bize fark etmez. Nihayetinde çok kısa derli-toplu bir konuşmayla bunlar iptal oldu mu olmadı mı? Oldu. Dediler ki “Genelkurmay sitesine bakın” “Sahtekarın biri girmiş siteyi hacklemiş” dedim, “oyun oynuyorlar böyle darbe ilanı olmaz” dedim, bitti. TRT’ye çıktılar “bu da oyun” dedim, “bu şekilde darbe açıklaması olmaz, spikere darbe açıklatılmaz” dedim. Genelkurmay başkanı çıkar, kuvvet komutanı çıkar bütün ordu ittifak halindedir ona darbe denir. Ama burada böyle bir şey yok. “Bu geçerli değil” dedim. Nitekim hemen tekbirlerle konu kapandı.

 

Kötü Söz Söyleyen Müslümana Sevap Kazandırır Kendi Sevabını Kaybeder

Sevap için gelmiyor muyuz dünyaya? Sevabı kazanırız. Kötü söz söyleyenin sağlığı bozulur, kötü söz söylenenin sağlığı güzelleşir sıhhat kazanır. Yani ona gelecek olan sağlık mümine gelir, mümine gelecek bela hastalık da ona gider. Allah’ın böyle bir sistemi vardır. Buradan da Müslüman karda. Kötü söz söyleyen psikolojik olarak çok ızdırap duyar çöker, neşesi kaçar, şevki kaçar, iştahı kapanır, bitkinleşir, halsizleşir, ruhundaki heyecan ve sevgi yok olur. Sevenleri kalmaz, saygı görmez. Muazzam bir tahribat olur, bereketi kaçar, işleri uğursuzlaşır, her yaptığı ayağına dolanır. Dolayısıyla çok büyük bir zararda olmuş olur. Onun için böyle ahlaksız, haysiyetsiz, hürmetsiz, terbiyesiz, dengesiz, sevgiyi merhameti bilmeyen, Allah korkusunu bilmeyen, Allah sevgisini bilmeyen, vatan millet bayrak sevgisini zaten hiç bilmeyen, egoist bencil dengesiz insanlar Allah Kuran’da onlara “hayvanlar gibidirler hayvanlardan daha aşığıdırlar” diyor.

 

(Sayın Erdoğan’a gizli Gülencilerin kendilerine karşı olanları “bu FETÖ’cü” diyerek ihbar ettiği iddiası soruldu. Sayın Erdoğan şöyle cevap verdi: “Şu var ki at izi it izine karışmış vaziyette. ‘Ben bir şey atayım da nasılsa tutar’ diyenler var. Bazıları böyle yapıyor. Özellikle yazılı ve görsel medya dünyasında bu çok var. Bazen fırsat bulduğumda televizyonları izliyorum. Öyle yorumlar yapıyorlar ki suçladıkları o insanın bu işle hiç alakası yok ama o insana o yaftayı yapıştırıyorlar. Bunlar doğru şeyler değil” dedi.)

Evet, Tayyip Hocam dünkü konuşmamızdan sonra bu konuda atağa geçtiği anlaşılıyor. Çünkü Şeyhimiz, Şeyh Ahmet Yasin Bursevi Hazretleri’ni bile rahatsız ediyorsa bu tavırlar bir fevkaladelik var demektir. Defalarca ifadesine başvurulmuş dört-beş kere. İftiraya dayalı oluyor bunlar.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan G20 Zirvesi sonrası basın mensuplarına açıklama yaptı ve şu konuların üzerinde durdu: “Bir, PYD Fırat’ın doğusuna çekilirse bizim için sorun kalmaz. İki, Putin ile Halep’te bayram öncesi ateşkes ilan edilmesi için görüştük. Bayramda Kızılay’la yardım göndermek istiyoruz. Putin iki-üç gün içinde çözüme ulaşılabileceğinden söz etti. Üç, darbe girişimi tekrarlanabilir. Nasıl kırk yılda Türk Silahlı Kuvvetleri, polis, yargı ve bakanlıkları ele geçirme fırsatını buldularsa başka yerlerde de deneyebilirler. Dört, IŞİD’in en önemli merkezi Rakka. Obama özellikle Rakka konusunda beraber bir şeyler yapmak istiyor. Bizim açımızdan sıkıntı olmayacağını belirttik. Askerlerimiz bir araya gelsin ne gerekiyorsa yapılır dedik. Beş, güneyde bir güvenli bölge oluşturmak ve mültecileri buraya yerleştirmek istiyoruz. Onlar için buraya konutlar yapmayı planlıyoruz. Sınırlarımız için de bu olabilir. Ve Suriye için, Irak için riskler var. PKK orada da kendine yer yapmaya çalışıyor ve Türkmenler zor durumda kalabilir. Barzani ise ‘bizi yalnız bırakmayın’ diyor. Oranın güvenliğini de gözden geçirmemiz gerekiyor.”)

Evet. İşte kendi çapında imkanlar dahilinde iyi bir şeyler yapmaya çalışıyor Tayyip Hoca gördüğüm kadarıyla. Ama tabii Fırat’ın doğusu batısı iddiaları çok acı. Yani sadece Fırat kurtulmuş oluyor, onun sağı solu ne olacak? Çaka çaka PKK’lı dolu. Yani sadece Fırat Nehri kurtulmuş oluyor. Fırat’ın sağında solunda olan yüzlerce kilometrelik 900 kilometrenin üstünde alan PKK hakimiyetinde. Çok acı bir durum. Bu pisliğin temizlenmesi de yine herhalde Hz. Mehdi (as)’a nasip olacak.

 

İngiliz Derin Devleti Türk Ordusunu Bizimle Bağlantısı Olmayan Rakka’ya Sokup, Kayıplar Verdirtmek İstiyor

Biz Güneydoğu’da PKK’yla muazzam bir çatışma içindeyiz. 900 kilometrenin üstünde toprak komşuluğu oluştu PKK’yla biz istemeden. 900 kilometrelik sınırımıza bunlar yapıştı. Bazı yerlerde 300-400 kilometre kalınlığına kadar gidiyor hakimiyet alanları.

Şimdi bak, Türkiye’nin acı durumuna bak. Rakka bizimle hiç alakası olmayan bir yer. Çok derinlerde Irak’ın iç kesimlerinde IŞİD’in ablukaya aldığı bir yer. Oraya Türk ordusunu sokmak için Amerika ve İngiltere bastırıyor. Amaç, Türk ordusunu IŞİD’le şiddetli bir çatışmaya sokup Türk ordusuna büyük kayıplar verdirmek ve böylece PKK’nın alan hakimiyetini netleştirmek. Ve Müslümanı Müslümana kırdırmak. Hükümeti bu yönde teşvik ediyorlar şu an. Bizim Rakka’yla ne işimiz var? Biz kendi sınırımızdaki PKK’yla meşgul oluruz. Kendi sınırımızdaki PKK orada alan hakimiyeti tesis etti ve şu an orada hakim. Türkiye ancak sadece “Fırat’a dokunmasınlar” diyebiliyor. Adamlar nehrin içine girip yüzecek halleri yok. Ama Fırat’ın hem doğusuna hem batısına hakim durumda adamlar. Amerika da habire “Rakka’ya girin” diyor. Bizim Rakka’yla işimiz yok. Bizim temizleyeceğimiz alan PKK’nın bulunduğu bölgedir. Buraya hiçbir şekilde Türkiye müdahale edemiyor şu an. Bu ancak işte Mehdiyet döneminde mümkün. Müdahaleyi bırak, adamlar müdahaleye gerek olmadan oradan buharlaşacaklardır, Hz. Mehdi (as)’ın zahir olması durumunda. Yani öyle çatışma falan da olmaz. Pılısını pırtısını toplar kaçar.

 

(Siz Gaziantep’teki saldırıyı IŞİD’in değil PKK’nın yaptığını söylemiştiniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan da buna benzer bir açıklama yaptı. Gaziantep’te düğün yerine yapılan kanlı saldırının adeta IŞİD-PKK müşterek saldırısı olduğunu söyledi. Saldırının hemen ardından PKK’nın bu durumu istismar ettiğini, düğün sahiplerinin HDP’li oldukları yalanını yaydıklarını oysa düğündekilerin HDP ya da PKK’yla alakasının bile olmadığını aksine demokrasi nöbetlerine katılan, kendisini de seven kişiler olduğunu belirtti.)

İşte ortalı konuşması Tayyip Hoca’nın yine olmamış. IŞİD-PKK karışımı, böyle bir kokteyl yok, böyle bir karışım yok. IŞİD, PKK’yı nerede görse kıtır kıtır koyun keser gibi kesiyor. Nefret ettikleri adamlar, hiçbir şekilde işbirliği yapmıyorlar. Niye yapsın işbirliği? Direkt kafir olarak görüyorlar ve her gördükleri yerde kellelerinden dağ yapıyorlar, doğruyorlar bunları. İşbirliği yapmaları için hiçbir neden yok. Doğrudan PKK eylemidir. Ama ne hikmetse hükümete bu yönde muazzam baskı var, ne varsa hep IŞİD’in üstüne yıkmaları, IŞİD’e saldırılması, Rakka’ya girilmesi, Rakka’dan IŞİD’in kovulması veyahut gönderilmesi. Sonra? PKK duruyor, alanını daha da genişletiyor, gücünü daha da artırıyor.

 

IŞİD, El Kaide, Taliban Şirk İçine Girmiş, Terörist Olmuş İnsanlar. Uyguladıkları Terörün Çözümü Öldürmek Değil Eğiterek Doğru Yola Gelmelerini Sağlamaktır

IŞİD de, Taliban da, El Kaide de bunlar Müslüman insanlar ama terörist olmuş, anarşist olmuş, yanlış yola girmiş, şirk içine girmiş insanlar. Eğitirsen kurtarırsın. Niye öldürelim? Niye asarak keserek hareket edelim? PKK Türkiye’nin böğründe 900 kilometrelik alanı almış pişkin pişkin sırıtıyor. Türkiye bir tek Fırat’ı koruyabiliyor, öyle görünüyor. Ondan sonra hadi bakalım diyorlar gidin IŞİD’i temizleyin Türkiye’ye. Niye PKK’yı temizleyin demiyorlar? Onlar bizim evladımız diyor İngiliz derin devleti, sakın onlara dokunmayın gidin IŞİD’i temizleyin yani Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma; buna kimse yanaşmasın. Biz IŞİD’in, El Kaide’nin, Taliban’ın şiddetine dehşetine terörüne karşıyız ama Müslüman olduklarını kabul ediyoruz. Eğitip doğru yola gelmeleri, elzem olan hareket budur.

 

Osmanlı'nın Oluşumuna Vesile Olan ve Ayakta Tutan Güç Tarikatlardı. Osmanlı'yı Yıkan Güç ise İngiliz Derin Devleti ve Etkisindeki 2. Abdülhamit'in Darwinizm'i Yaygınlaştırmasıydı

Osmanlı’yı ayakta tutan tek güç tarikatlardır. Bak ne kadar yanlış bir algı oluşmuş. Osmanlı’yı ayakta tutan tarikatlardır. Oluşumuna vesile olanlar da tarikatlardır. Osmanlı’yı yıkan da İngiliz derin devletidir ve İngiliz derin devletinin etkisine giren Abdülhamit Han ve Abdülhamit Han’ın etkisiyle Osmanlı’ya dağıtılan Darwinist kitaplar, Darwinist eğitim bunlardır yani Osmanlı’nın yıkılmasına sebep olan şeyler.  Abdülhamit Han’ın kurtarıcı gibi gösterilmesine rağmen gerçek yönü bilinmiyor. Koyu Darwinist, bütün Osmanlı’yı ve Osmanlı’nın hakim olduğu bütün ülkeleri Darwinist safsatayla helak etmiştir. Muazzam Darwinist propagandası yapmıştır. O devrin en güç şartlarında on binlerce Darwinist kitabı bütün Osmanlı’ya dağıttırmıştır. Paşalara, milletvekillerine herkese ve Osmanlı aydınları Darwinist oldu, imanlarını kaybettiler. Abdülhamit’e yapılan darbe de Abdülhamit’in bilgisi dahilinde olan bir darbedir. Bir oyun oynanmıştır Osmanlı’yı yıkmak için. Hüseyin El Cisri’yi görevlendiren Abdülhamit’tir. Yirmi bin risaleyi onlara dağıttırdı, Cisri’nin adamlarına ve imparatorluğun bütçesinden karşıladı masraflarını. Her yere develerle atlarla eşeklerle bu kitapları dağıttırdı.

 

Darwinist Fikirlerin Yazıldığı Hamidiye Risalesi'nden Dolayı İngilizler 2. Abdülhamit'e Madalya Vermişti

Bu Darwinist fikirlerini yazdığı ‘Hamidiye Risalesi’ diye bir de ismi de ilginç yani Müslümanları aldatıcı bir isim Hamidiye Risalesi. Onlar da normal bir şey zannettiler, on binlerce, ilk baskısı yirmi bin adet. Basılıp dağıtıldı bunun sonucunda İngilizler Abdülhamit Han’a Sultan ödülü verdi. Tebrik ettiler. Ve Abdülhamit Han, El Cisri’ye Sultan ödülü verdi yani tebrik etti faaliyetinden dolayı. İngilizlerin talimatıyla yapıldı bu yani İngiliz derin devletinin bilgisi dahilinde yapıldı. İlk baskısı yirmi bin adet ve sadece milletvekillerine, o devrin profesörlerine, alimlerine dağıtılıyor. Paşalara da dağıtıyor, devlet görevlilerine de dağıtıyor. Ve Abdülhamit Han, El Cisri, ikinci Abdülhamit Han, El Cisri’ye devlet madalyası veriyor, Sultan madalyası veriyor, altın madalya, tebrik ediyor yaptığı tahribattan dolayı. Türkçe, Arapça, Urduca dillere çevrilip bütün Osmanlı vilayetlerine dağıtılıyor. Hüseyin El Cisri’nin bu eseri El Ezher’deki bütün ulemaya dağıtıldı hepsine. Oyun büyük.

 

(Takvim yazarı Bekir Hazar, Osmanlı’yla Rusya arasındaki savaşların hep İngiliz ajanları tarafından başlatıldığını, o dönemde İngilizlere ajanlık yapan Osmanlı paşalarının sonradan hep İngiltere’ye sığınma talep ettiklerini söyledi. Ayrıca İngilizlerin tarihte sahte halifeler oluşturup onları nasıl kullandığını, ajan olarak kullandıkları kişilerin Müslümanları nasıl birbirine düşürdüğünü, Vehabiliği Bahailiği de Müslümanları birbirine düşürmek için İngiltere’nin yaydığını hatta Londra’da Müslüm TV diye bir kanaldan hala Kadıyanilik dininin yayıldığını söyledi. Gülen hareketinin de bu tarihi olaylara benzer bir yapılanma içinde olduğunun altını çizdi, hep aynı İngiliz operasyonu.)

MaşaAllah. Şimdi benim gördüğüm yazarlar arasında bu fitneye karşı esaslı bir reaksiyon başlayacak gibi görünüyor. Hepsi bu benim uyarmalarımdan sonra aydınlandı ve dikkat ederseniz önce birkaç kişiydi, gittikçe sayıları artmaya başladı. İngiliz derin devleti hak ettiği şekilde çökecek. Ama aydınlarımızın çok ciddi yüklenmesi gerekiyor. Bu sayı yeterli değil yani devamlı gündem etmeleri lazım. Bizim uyarmamızdan sonra, önce bir tereddüt ettiler ama sonra birer ikişer üçer ortaya çıkmaya başladılar maşaAllah.

 

Allah Nötr Olarak Dünyayı Yaşatmaz. Nötr Allah’ın Kabul Etmeyeceği Bir Sistem. Negatif-Pozitif Çatışacak, Pozitif Galip Olacak.

Cenab-ı Allah dünyayı yarattığında negatif ve pozitifi yaratıyor. Negatifi ve pozitifi çatıştırarak pozitifi geliştiriyor Allah, pozitifi ortaya koyuyor. Şimdi Mehdiyet pozitif bir güçtür. Negatif güçler şu an devrede. Onların isimlerini de saymış tek tek. Deccal var en esas negatif güç. Süfyanlar var. Otuz ayrı deccal var süfyanlar dahil. Kahtani vardı mesela negatif bir güçtür, kan dökücü, kan döker yani. Ceh Cah. Başka? Münafıklar. İsim olarak verilen başka kimler var? Yecüc Mecüc var evet doğru. İngiliz derin devleti deccaliyetin çatısıdır zaten. Dokuzlu çete evet. Bunların hepsi negatif güçlerdir. Şimdi mesela Türkiye’de negatif güçlerin gösterisini görüyoruz. Ayın on beşinde negatif güçlerin bir çıkışı oldu. Ama bakın negatif olmadan pozitif olmaz. O zaman nötr oluyor işte dünya. Nötr olduğunda kıyamet kopar. Allah nötr olarak dünyayı yaşatmaz. Nötr Allah’ın kabul etmeyeceği bir sistem. Negatif pozitif çatışacak, pozitif galip olacak. Negatif pozitif çatışacak devamlı bu. Allah’ın böyle bir sistemi var. Şimdi negatif güçler yine ortaya çıkacak. Peş peşe, peş peşe, peş peşe pozitif onu sürekli ezecek. Negatif çıkacak pozitif onu ezecek. En sonunda pozitif hakim olacak. Müspet hakim olacak, menfi yenilecek. Eski tabirle menfi. Menfi ve müspetin çarpışması vardır. Mesela insanlar bir an önce menfinin gitmesini istiyor. Tamam, gitti rahat yaşayalım. Yok, öyle bir şey olmaz. Menfinin gitmesi zaten müspetin gelişmesi için Allah tarafından yaratılıyor. İnsanların rahatı için menfi gitmez. Müspetin hakim olması için gelir negatif. Dolayısıyla negatif sürekli hareket halinde olacaktır. Önümüzdeki günlerde daha da şiddetlenecektir. Dört-beş ay sonra yine negatif belki devreye çıkacak. Sürekli hareketlenecek. Belki birkaç ay sonra. Allah’ın amacı pozitifi ortaya çıkarmaktır. Ama dikkat ederseniz hükümetler herkes bir an önce negatifi durdurmak istiyorlar. Halbuki negatif durmaz, pozitifi hakim edinceye kadar negatif görevlidir. Negatif hakikaten şer bir güçtür ama pozitifin hakim olmasına sebep olur. Mesela PKK, PKK İslam’ın hakimiyeti için gereken bir negatif yapılanmadır. PKK olmasa gayet rahat yaşarız ama nötr bir yapı olur. PKK pozitifin gelişmesine sebep oluyor, İttihad-ı İslam'a sebep oluyor, Mehdi (as)’nin çıkışına sebep oluyor. Mesela darbe girişimi Mehdi (as)’nin çıkışına sebep oluyor. İngiliz derin devleti Mehdi (as)’nin çıkışına sebep olur. Onlar istemez ama öyle olur.

 

(İngiltere silah satışında rekor kırıyor. 2010 yılından sonra üçte ikisi Ortadoğu ülkelerine sattığı silahlarla İngiltere en büyük ikinci silah ihracatçısı konumuna ulaştı. Freedom House tarafından yayınlanan rapora göre İngiltere, ekseriyeti özgür olmayan otuz altı ülkeye silah satıyor. Çatışmaların yoğun olduğu bu bölgelerde binlerce sivil de hayatını kaybediyor.)

İşte İngiliz derin devleti kanla beslenir. Sermayesi de kandır, ticareti de kandır. Kanın kesilmemesi için bütün gayretiyle gayret eder. Her yeri ayaklandırır. Kan aktıkça ona para gelir. Silah akar, silah akınca da ona para gelir. İngiliz derin devletinin ahlak yapısı bu.

2016-09-18 15:06:21

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top