Sayın Adnan Oktar'ın 21 Ağustos 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 21 Ağustos 2017

 

(Türkiye temaslarını İran medyasına değerlendiren İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri “İki ülke askeri ve güvenlik yetkilileri arasında yakın işbirliği ve koordinasyon sağlanırsa bölgedeki birçok sorun hallolur. Süper güçlerin bölgedeki varlığının olumsuz etkileri ve bazı terör gruplarının emperyalist güçlere bağlılığı konusunda Türk askeri makamlarla aynı düşünceyi taşıyoruz” diye konuştu.)

Hiç sorun çıkartmamak lazım. İran-Türkiye tek vücut, tek kalp, tek beyin, tek inanç. Hiç bir ayrılık yok aramızda, “La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah” diyoruz, hepimiz mümin Müslümanız. Bir de çok aklı başında değerli insanlar. Türkiye de çok seçkin, aklı başında Müslümanların yaşadığı bir ülke. Detaya girip boğulmak çok büyük hata olur. Detaylara hiç girmemek lazım. Genelde güzelliğe bakıp, samimiyete bakıp meseleyi bitirmek lazım. Bunlar güzel gelişmeler, hoş gelişmeler, pekiştirmek, ilerletmek, en mükemmele ulaşmak lazım.

 

(Yeni Şafak’tan Ergün Yıldırım, kadının doğurmakla erkeğin de çalışıp evine bakmakla yükümlü olduğunu, ancak modern dünyanın kadını evinden, namusundan koparmak ve aileyi mahvetmek için kadın özgürlüğü adı altında bir isyan başlattığını yazdı. Şöyle yazısı: “Bunlar ne diyor kadına; evlenme, çocuk sahibi olma özgür kadın ol. Kariyer sahibi ol, hayatını yaşa, ocak tüttürme. Nereden geliyor bu fikirler? Hatta bu kadın büyüleme ideolojileri nereden memleketimize musallat oldular? Bu topraklardan olmadığı kesin. Modernizmin, nihilizmin, Marksizm’in ideolojileri bunlar. Hepsi de kadınlara yeryüzü cenneti vaat ediyor. Dinsizliğe dayalı yeni bir kadın dini üretiyorlar” dedi.)

İstiyorsa da çalışsın o kadar katı olmaya gerek yok ki. İlla sen çocuk yapacaksın falan. Çocuk da yapar yapmaz da, çalışır da çalışmaz da onu kadınlara bıraksınlar. Kadınların aklına, fikrine, hür düşüncesine saygı duyması lazım. Nihilizmle ilmi mücadele etsin. Darwinizm’le, komünizmle, faşizmle ilmi mücadele etsin ama kararı hanımlara bıraksın.

 

(“Haram olan kumar oyunları neden oynatılıyor?” sorusuna cevap)

Allah’ın hikmeti, ona bir açıklama yapamıyoruz. O da bir deccaliyetin Müslümanlara dayatması. Abdülhamit döneminde bu dayatma başladı, cumhuriyet döneminde de devam etti halen de devam ediyor. Spor totolar, iddialar, milli piyangolar havalarda uçuşuyor. Hepsi haram olan fiiller, hepsi kumar hükmündedir, aleni haramdır. Ne kerhane tarzı yerler kalması gerekir, ne kumarhane kalması lazım, ne de bu tip kitlevi kumar. Ne şarap üretimi, ne rakı üretimi bunların hiçbirinin olmaması lazım. Hatta sigara üretimi de olmaması lazım. Aslan gibi gençlerimiz ne hale düşüyorlar, ne hallere geliyorlar. Ben çok acıyorum, çömelmiş elinde sigara bir elinde telefon, bu kadar perişan etmenin bir alemi yok insanları. Bunların hepsi düzelecek, inşaAllah.

 

(Beşer Esad 6,5 yıldır devam etmekte olan savaşı kazanması yönünde işaretler olsa da savaşın devam ettiğini söyledi. Konuşmasında Rusya-İran, Hizbullah ve Çin’in desteğine de değinen Esad, bu desteğin savaş alanında kazanımlar sağladığını ve savaşın yükünü hafiflettiğini söyledi. Batılı ülkeleri eleştiren Esad, bu ülkelerin muhalif gruplarla ilişkilerini kesmeden herhangi bir güvenlik işbirliğinin ya da Şam’da büyükelçiliklerinin yeniden açılmasının söz konusu olamayacağını belirtti. Ayrıca güvenli bölgeler oluşturulması fikrine de “sadece teröristlere gizleme sağlar” gerekçesiyle karşı çıktı.)

Suriye’nin hiç kurtuluşu yok. Suriye hiçbir zaman sakinleşmez sürekli çatışma olur. Kurtardık dedikleri yerlere bakın yine savaş olacak orada. Kurtarılan her yerde yeniden çatışma olacak Irak’ta da, Suriye’de de. Bu hiçbir zaman için değişmez. Bir onlar bir onlar, bir onlar bir onlar Hz. Mehdi (as) çıkıncaya kadar bu devam eder.

 

Hiçbir Şey Allah'tan Bağımsız Değildir. Her Konuşmayı Allah Yaratır, Her Konuşmayı Allah Duyurur

Melek Allah’ın ruhudur aslında, Allah’ın ruhunun bir tecellisidir. Allah’tan bağımsız bir varlık değildir. Hiçbir şey Allah’tan bağımsız olmaz hiçbir şey. Şu an konuşuyoruz Allah konuşturuyor, Allah duyuruyor yoksa duyamayız. Duymamız için de bir sebep yok. Yani ne böyle bir ses meydana getirebiliriz, konuşma meydana getirebiliriz ne de duyabiliriz, ne onu yorumlayabiliriz, ne de böyle düzgün akıcı bir sistem meydana getirebiliriz. Ne renkler meydana getirebiliriz, ne böyle görüntü meydana getirebiliriz hiçbir şey de yapamayız. Şu an tamamen Allah’ın kontrolündeyiz. O soruyu sordurana da Allah sordurdu şu an.

 

İsa Mesih'in Rahatça Faaliyet Yapması İçin Gerekli Zemini Hazırlayacak Olan Hz. Mehdi'dir

Hz. İsa Mesih (as)’ın en önemli vasfı kendini gizlemesi şu an, bir şey yapamaz o. Bediüzzaman Said Nursi de söylüyor, İmam Mehdi (as) ona zemin hazırlayacak olan. Yani rahatça yaşamasını sağlayacak, onun özgürce kendini göstermesini sağlayacak olan, Hristiyan aleminin de rahatça kendini ifade etmesini sağlayacak olan yine İmam Mehdi (as)’dır. Hz. Mehdi (as) daha kainat yaratılmadan Tevrat’ta önce onun ismi açıklanıyor, Moşiyah’ın ismi. Ve Adn cenneti yaratılıyor Tevrat’ın ifadesine göre Adn Cenneti ve Moşiyah’ın ismi ilk yaratılanlar bunlar. Şu an dünyada çok çok büyük bir olay oluyor, insanlar bunun farkında değiller. Olayların tamamı Mehdiyet’e göre ayarlanıyor ve planlanıyor. Bu 15 Temmuz da tamamen deccalın bir atağıdır ve Mehdiyet’le bağlantılıdır. Hepsi, Tayyip Erdoğan’ın başkan olması Mehdiyet’le bağlantılıdır. AK Parti’nin iktidara gelmesi Mehdiyet’le bağlantılıdır. Verilen tarihlerin tamamı Mehdiyet’in tarihleridir. 2019’dan tut 2071’e kadar olan bütün tarihler Mehdiyet’in tarihleridir. Ve Türkiye de Mehdiyet’in merkezidir. Onun için bütün bu olaylar bu noktada yoğunlaşıyor. Irak’ta ve Suriye’de yeniden çok büyük olaylar olacak bir daha. Kurtardıklarını zannettikleri anda yeniden felaket başlayacak onu söyleyeyim. Hiçbir şekilde durulmaz İmam Mehdi (as)’ın zuhuruna kadar.

 

Allah'ın Peygamberlere Verdiği Mucizelerin Hiçbiri Aklın İhtiyarını Kaldıracak Şekilde Olmaz. O Zaman İmtihan Ortamı Biter

Hiçbir peygamberin mucizesi insanı iman etmeye mecbur edecek şekilde olmaz. Hepsi makul bir görüntüde olur. Kuran’da anlatımı çarpıcıdır, Kuran’daki anlatımın çarpıcılığına bakıp aklında insanlar çok garip bir şekilde düşünüyor, öyle değil. Hadisle anlatımı da çarpıcıdır öyle değil. Tahmin ettikleri gibi değil. Mesela Hz. Musa (as) asasını denize bir vurur deniz birden ani bir sesle ayrılır, mesela 500 metre yüksekliğinde bir çelik duvar gibi deniz donar zannediyorlar, öyle bir şey yok. Makul olur deniz çekilir, sonra da ani bir tsunami dalgası gibi çok güçlü olarak gelir. Mesela Hz. Musa (as)’ın asasını denize vurması, denize vurunca birden deniz attı zannediliyor öyle bir şey yok. Denize asasını sokuyor dua ediyor o kadar. Bir süre sonra çekiliyor. Mesela Hz. İsa Mesih (as) kuş biçiminde çamurdan bir şey yapıyor balçıktan. O işte insanlar itiraz etmemesi için, bu Caner Taslaman türü adamlar itiraz edeceğini bildiği için Allah önceden insanın yaratılış modelinin aynısını gösteriyor ki itiraz etmesinler diye. Çamurdan yapmayı gösteriyor “çamurdan kuş biçiminde bir şey yap” diyor. Allah’ın yaptığında aynı ifade var “Ben de çamurdan insan biçiminde bir heykel yaptım” diyor. Hz. İsa Mesih (as)’a da “kuş biçiminde bir heykel yap” diyor, aynısı ve “al onu üfür ve koy” diyor, sonra birden o oradan uçup-gidiyor. Ama Hz. İsa Mesih (as) oraya gittiğinde mesela o çamur orada kaybolmuş olarak göreceği şekilde olmaz. Aklın ihtiyarı kalkacak şekilde olmaz. Oradan herhangi bir kuş da uçmuş olabilir. Yani ona iman edecek o, iman etmiş oluyor. Gidip o çamuru orada tespit etmez Hz. İsa Mesih (as) duruyor mu durmuyor mu diye Allah’ı denemez. Yani peygambere yakışmaz o. Çamuru oraya koyuyor kuş biçiminde bir şey, geri çekildiğinde oradan kuş birden uçup-gidiyor, kalkıp-gidiyor. Bu şekilde olur.

 

Acılar Izdıraplar Hastalıklar Olmazsa İmtihan Olmaz. O Zaman Güzelliğin de Sevginin de Hayatın da Anlamı Kalmaz

Eğer acılar olmazsa, ızdırap olmazsa, kavgalar olmazsa, savaşlar olmazsa imtihan olmaz. O zaman her şey ortadan kalkar, aşk da, sevgi de, güzelliğin de anlamı kalmaz, hayatın da anlamı kalmaz. Biz acılarla, çilelerle, zorluklarla imtihan oluruz. Kolaylıkla imtihan olmaz insan. Kolaylıkla imtihana imtihan denmez, imtihanın yok olması demektir o. Keyifle zevkle imtihan olmaz. Acılarla ızdıraplarla sabrederek imtihan olunur, onun sonucunda aşk ve tutku ortaya çıkar, onun sonucunda kainatın anlamı ortaya çıkar. Onun sonucunda Allah’ın istediği aşk ve tutku tecelli eder. Her yerde bu bilinir herkesin bildiği bir gerçektir. Mecnun-Leyla olayında da görürsünüz, değil mi? Mecnun çilesinden dolayı Leyla’ya sevgisini ifade edebiliyor. Leyla nereden anlıyor onun sevgisini? Onun çektiği çileden anlıyor, onun gibi. Biz burada Mecnun konumundayız dünyada. Aşık, deli aşık konumundayız. Çile çekeceğiz ki aşkımız ortaya çıksın, yoksa hiçbir şekilde anlaşılmaz, sonsuz hayatımızın da anlamı kalmaz. Sonsuz cennetteki hayatımızın hiçbir anlamı kalmaz, ırmak kenarında oturursun akşama kadar. Yahut cennet köşkünün içinde oturursun hiçbir anlamı kalmaz. Çileyle Allah senin sevgini sana gösterir.

 

İnsan Kaygı Duyduğu Herhangi Bir Konuyu Bir Kaç Yıl Sonra Hatırlamıyor Bile. Kaygıya Hep Gelecekten Bakmak Gerekir

Kaygı; şimdi sen bir şeye kaygılanıyorsun on yıl sonra o kaygıyı hatırlayamıyorsun hiçbirini hatırlayamazsın. Bütün kaygılarını on yıl sonra hatırlayamıyorsun. Ne yap biliyor musun? On yıl ertele, on yıl sonra zaten hatırlayamazsın bütün kaygılarını ertele. “On yıl sonra düşüneceğim” dersin bir kenara atarsın. Güveni de Allah’a güvenerek elde edeceksin tabii, kaygıyı da Allah’a güvenerek def edeceksin. Allah’ı çok severek, Allah’ı sürekli aklında tutarak bunu elde edebilirsin. Bir an bile Allah’ı bırakma, bir an bile Allah’ı unutma sürekli Allah aklında olsun. O zaman ne kaygı olur ne de güven sorunu olur. Ama çok keskin bir dikkatle Allah’la bağlantı kur.

 

Cennetten Zevk Almamızın Sırrı Dünyada Aldığımız Eğitimdedir. Bu Eğitimle ve İmtihanla Kendimizi Tanıyor, Yüksek Ruha Sahip Oluyoruz  

Cenab-ı Allah şimdi yaratıyor, eğitiyor. Cennete uygun hale getiriyor. Ve ondan sonra cennete koyuyor. Eğer bu şekilde yarattığı gibi doğrudan cennete koyarsa cennette rahat edemezsin. Cennetten zevk alamazsın. Yani ne oradaki havuzlar ne nehirler ne hayvanlar ne evler ne oradaki araçlar ne oradaki güzellikler hiçbir şey seni açmaz. Çünkü kendini sevemezsin. Kendini sevmen için burada imtihan olman gerekiyor. Çileyle, acıyla, zorlukla imtihan olman lazım. Yüksek bir ruha ulaşıyorsun. Aşk insanı oluyorsun. Aşkın derinliklerini açıyorsun. Tutkuyu öğreniyorsun. Ondan sonra Allah seni sonsuza kadar o zevki alacak şekilde yaşatıyor. Öbür türlü Allah’ın sanatından hiç anlayamazsın. O yüzden kısa bir kurstan sonra ahirete gidiyorsun. Ve sonsuza kadar yaşıyorsun. Zaten şu andan itibaren ölme diye bir şey olmuyor. Sadece görüntü değişikliği oluyor, o kadar. Ona biz ölme diyoruz ama kesintisizdir. Yani birden bir netliğe kavuşma. Mesela uyuduğumuzda da biz ölüyoruz ona kalırsa. Uyandığımızda yeniden diriliyoruz. Yine ölüyoruz, yine diriliyoruz. Ama ahirete geçişte birden bir keskin, açık, net görüntüyle geçiş sağlıyoruz. Yani yürüyüp gitmiş oluyoruz, bu. Yine yürüme var. Onda da yürüme var. Uçuş da var, uçma da var ayetteki ifadeyle. Gayet makul gelecek bize ama yürüme de var. Birçok bölümden oluşuyor ahiretin aşamaları. Her aşamada bir uyuma ve uyanma olduğu anlaşılıyor ayetin ifadesinden. Yani kısa uyumalar, kısa uyanmalar, o şekilde devam ediyor.

 

Atatürk Heykellerine Son Zamanlardaki Saldırılar 28 Şubat Dönemi Provokasyonlarına Benziyor

Mustafa Kemal Atatürk’e karşı son zamanlarda bir atak var. Oyun yani hükümeti zor durumda bırakma oyunu var. 28 Şubat dönemi oyunlarına benziyor. Atatürk’ü ilk defa derli toplu gençliğe anlatan benim. Atatürk’le ilgili kitap yoktu piyasada. Üçüncü hamur, Atatürk’ü anlatmaktan uzak kitaplardan sonra benim kitaplarım ortalığı nur gibi aydınlattı. Peş peşe, peş peşe birinci hamur kağıda Atatürk’le ilgili kitaplarımı çıkarttım. Ve Atatürk’ü bütün Türkiye’de muhaliflerine de sevdirdim. Atatürk dindar, milliyetçi, aklı başında, aydın, kültürlü, görgülü, kaliteli, nezih, dürüst, samimi, aslan gibi bir Osmanlı delikanlısıdır. Aslan gibi bir Cumhuriyet çocuğudur. Ve Türk milletinin özüdür. Ve dolayısıyla Atatürk’ü takdir etmeyen, sevmeyen hiç kimse yoktur Türkiye’de, gerçek anlamda. Ama bazı insanlar grup taassubuyla çirkin sözler ediyorlar. Yapılan saldırılar da bir oyundur. Bunlara da hiç itibar edilmemesi lazım.

 

(Milli Savunma Bakanlığı’nın Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yaptığı atamalarla ilgili Gelibolu’da 2. Kolordu Komutanlığı’na atanan 15 Temmuz kahramanı Korgeneral Zekai Aksakallı’nın yeni görevinden hoşnutsuz olduğu ve istifasını hazırladığı ileri sürüldü. Aksakallı’yla birlikte on generalin daha istifaya hazırlandığı Ankara kulislerinde konuşuluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Aksakallı’yla ilgili; “Nerede görev verilirse asker gider görevini orada yapar” dedi.)

Beklesin yine hayırlar olur, beklesin öyle ani kararlar vermesin. Öyle bir şey olduğunu da zannetmiyorum. Yani kıskananlar öyle söylüyorlardır. Aksakallı Hoca yiğit, delikanlıdır. Muhtemelen bazı dedikodular falan dönüyordur. Bir şey olmaz o görevinde başarıyla devam ederse o kimsenin gözünden kaçmaz. Daha güzel, daha iyi mevkilere gelir. Aceleci olmasın. Böyle şeylerde telaş etmek doğru değil. Çünkü Türkiye bir darbeden geçti. Çok makul. Bir de şimdi liyakat esasından ziyade sadakat esası gündemde olacaktır. Şu an hükümet kimin ne olduğunu da bilemiyor. İngiliz derin devleti sinsi bir çalışma yaptığı için hükümetin güçlü bir savunma refleksi var şu an. Devleti savunma refleksi var. Burada biraz fedakar olmak lazım. Makam, mevki falan hiç düşünülecek gibi değil. Yine Hoca’ya verilen yer güzel. Ve daha da iyisi olur. Fakat onun adına oyun çıkarıyor olabilirler. Yani bir kargaşa meydana getirmeye kalkıyor olabilirler. FETÖ’cülerin yaptığı bir oyun olabilir. Hoca sakın bu oyuna gelmesin. Çünkü dindar, aklı başında bir insan, sağlam bir delikanlı, sağlam bir insan. Biraz makul bakarsa, biraz sabırlı olursa her şey yerli yerine oturur. Acele etmesin. O on general istifa edecek bilmem ne yirmi general istifa edecek falan onlar da hikaye. Öyle bir laf da yok. İstifa edecek adam şu ana kadar niye beklesin? Ve ayrıca ederse de etsin yani hiçbir şey olmaz. Paşadan bol bir şey yok. Öyle bir şey olmaz. Asker her zaman olur. Liyakatin asıl gerekçesi sadakattir. Sadakat varsa tamamdır. Yalnız Aksakallı Hoca’yı geçici olarak daha pasif bir göreve vermişler ama ondan alınması bir sene sonra bambaşka bir şey olur. Yani orada bir amaç iyi bir hayır vardır. Hakkında hayırlı olduğunu düşünsün. Çünkü çok göz önünde olan bir insan. Riskli olabilir. Bak öyle söyleyeyim de ne anlıyorsa anlasın artık. Bir yıl beklesin, hayrına olacak. Bir yıl beklerse hayrına olacak.

 

(“Kuzey Kore ile Amerika savaşır mı?” sorusuna cevap)

Yok, savaşmazlar. Savaş emrini İngiliz derin devleti veriyor. Yani durduk yere kendi kurduğu bir devleti yıktırtmaz. Ayrıca Kore gözü çok kara bir yapı, onu söyleyeyim. Amerika’nın hiç gözünün yaşına bakmaz. Şehirlerine rahatça atom bombası atabilir. Yani üç-beş atom bombası atar. Ve çok büyük bir felaket, faciayla sonuçlanır. Çekinmezler onu söyleyeyim yani. Otuzun üstünde atom bombasına sahipler. Hidrojen bombası da var. Ve bunu çok başlı olarak da gönderebiliyorlar. Ayrı ayrı da gönderebilirler. Roket güçleri de, roket menzilleri de çok ileri. Dolayısıyla Kızıl Çin’in de desteklediği bir yapı. İngiliz derin devleti böyle bir oyunun içine girmez. Sadece Trump’ı devirmek için bir dehşet havası meydana getiriyorlar, o kadar.

 

(“Neden insanlar feminizmi yanlış anlamaya meyilli?” sorusuna cevap)

Feminizm denmesine gerek yoktu aslında. Kadınlara dünya çapında büyük bir oyun oynanmış. Ama facia bir oyun. Ve yüzyıllardan beri bu oyun pekiştirilerek geliştirilmiş. Biz bu oyunu bu yüzyılda fark ettik. Bunu başlarına geçireceğiz. Müthiş bir kadın düşmanlığı, müthiş bir kadın nefreti alçak bir yapı tarafından çok çirkin oyunlarla adeta her yere raptedilmiş. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bir kere çift koldan açmaza sokulmuşlar. Bir, Darwinist kafayla. Darwin ne diyor? Köpekten daha iyi diyor. Ve yarım insandır diyor kadın. Gelişmemiş diyor. Bir mahluk diyor yani. Haşa. Gelenekçiler ne diyor? Onlar da aynı. Ortodoks gelenekçi inançta ne deniyor? Yarım diyor, yarım insan. Yani insanla hayvan arası bir şey diyor. Aynı kafadalar, ittifak halindeler. Bunun sonucunda da gelenekçi Ortodoks sistem de akıl almaz şekilde kadınları ezmiş. Gülmeyeceksin, konuşmayacaksın… 10 yaşında erkek çocuğunu bile tembihlemişler, o bile ablasına saldırıyor. Öyle bir anormallik var. Babası ağzını, burnunu kırıyor. Annesi tokatlıyor, annesi kezzap atmakla tehdit ediyor. Dayısı bıçaklamakla tehdit ediyor. Akıl almaz bir kepazelik ve rezillik dünyayı kaplamış durumda, birçok yerde. Her yerde olmasa da birçok yerde bu var. Nefes aldırmayacağız. Şimdi mesela bu kadınları rahatsız eden çakalların adresleri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidiyor şu an. Hangisi olursa. Bayağı onların dosyaları gelişiyor. Geniş bir isim listesi. Yaklaşık 5 ila 10 bin arasında bunların sayısı. Tayyip Hocam dedi ya; “Benim adıma racon kesmesinler. Ve bana da haber versinler böyle bir şey yapan olursa.” Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’na da bildirebilirsiniz. Tayyip Hoca’ya da bildirin. Ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na da bildirin. Bu ahlaksızları rezil, kepaze edeceğiz. Kadınlarla uğraşmayı bırakacaklar.

 

Sayın Kılıçdaroğu Dindar, Nezih Bir İnsan, CHP'nin de İnsanlarımızı Dindarlığa Teşvik Etmesi, Her Kesime Sahip Çıkması Daha Güzel Olur

Eskiden beri CHP hakikaten yani CHP içindeki bir kısım unsurlar, hep sevgisizliği, merhametsizliği, insanlara tepeden bakmayı, entel dantel karakterini hep savunagelmişlerdir. İçlerinde komünistler falan da olmuştur. Ama Sayın Kılıçdaroğlu’yla daha nezih, daha sevecen, daha dindar bir çizgiye doğru gittiler. CHP’yi dindarlığa doğru teşvik etmesi lazım milletin, insanların. Yani ezerek bir yere varamayız. Kötüleyerek bir yere varamayız. Bak teşvik edildiklerinde çok iyi oldular. İyiye doğru gidiyorlardı. Hızlarını kesmeyelim. Ümitsizliğe de kaptırmayalım. Dindar çizgide ilerlemeleri için teşvik edelim, sahip çıkalım. Cemaatler sahip çıksın, tarikatlar sahip çıksın. Yani iyisin dersen iyi olması umulur. Sert karşılık vermek iyi bir şey değil. O insanlar içinde çok değerli, büyük bir kitle var, çok seçkin bir kitle var. Hepsini kazanalım.

 

(İngiliz Konsolosluğu homoseksüelliğe destek için, Homoseksüellik Kısa Film Yarışması düzenliyor. Richard Moore ve konsolosluk hesabından sıklıkla duyuru yapılıyor.)

Yani olayın, felaketin büyüklüğünü buradan anlayın. Adamların kafayı taktığı konuya bak. Kadın haklarıyla ilgili tek kelime yok bunlarda, kadınların özgürlüğü ile ilgili. Bunlar gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını savunuyor İngilizlerin devleti, bak gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı. Gelenekçi Şiileri savunuyorlar, gelenekçi Sünnileri savunuyorlar. Başörtüsünü şiddetle savunuyorlar, oyun oynamak kasti ile yaptıkları için söylüyorum. Yoksa gelenekçi Müslümanların bir suçu olduğundan değil oyun oynamak için. Çünkü orada ezmek daha kolay, Müslümanları ezmeyi daha kolay buluyorlar. Kuran Müslümanlığını ezemez bunlar. Bak bizim yanımıza bile yaklaşamıyorlar, it gibi eziliyorlar yanımıza geldiklerinde ama gelenekçi Ortodoks Müslümanlara bak nasıl kafa tutuyorlar? Tarikatlara, cemaatlere nasıl kafa tutuyorlar? Gıkları çıkmıyor cemaatlerin dikkat ederseniz. “Hepinizi şeffaflaştıracağız” diyorlar,  “Potansiyel tehlikesiniz, siz her an devletin başına bela olabilirsiniz, hiçbir yere girmeyeceksiniz, siyasete girmeyeceksiniz, sanayiye girmeyeceksiniz ancak bulunduğunuz yerde olacaksınız. İsimlerinizi de vereceksiniz, adınızı, soyadınızı, kazandığınız paraları hepsini bize bildireceksiniz” diyorlar gıkları çıkmıyor. Çünkü ezmek için çok müsait bir kitle onlar açısından. Kuran Müslümanlarının yanına bile yanaşamıyorlar.

 

(AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı Akşam Gazetesi okurları için özel açıklamalarda bulundu. Kavakçı "Kimse kadınların kıyafeti üzerinde baskı kurmasın,  ilk savaşan ben olurum.” diyerek kendi yaşam tarzından olmayan kadınlara da sahip çıktı.) 

Çok güzel. Demek ki bak atağımız büyük etki yaptı. Tayyip Hocam ne diyor; “ Bana bildirin” diyor.  “Racon kesen, çakallık yapanları” diyor. Ravza Kavakçı ne diyor;  “Yanındayım.” diyor. Dekolte hanımların istediği gibi giyinebileceğinin açık mesajı bunlar.

 

Darwinist Düşünce İnsanların Varlık Amaçlarını Hayatın Manası Tamamen Ortadan Kaldırıyor, Bu Sefer Yaşamayı Değerli Görmüyorlar

Allah'a inanç insanlarda zayıflatıldı, Darwinist düşünceyle. “Senin atan maymun.” diyor. “Sen mikroptan geliyorsun, senin atan solucan” diyor. Adam solucana bakıyor, “Madem atam bu” diyor, “solucan nasıl ölüyorsa, ben de öleyim” diyor. “Atam mikrop” diyor. Mikrop tentürdiyotla öldürülüyor. Adam; “Ben de kendimi öldüreyim” diyor. “Madem atam ölmüş diyor, mikrop olan atam ben de öyleyim bari ” diyor. Adama bu şekilde eğitim verirsen böyle olur ve derslerde Allah'ın varlığı, birliği anlatılmıyor, iman hakikatleri  anlatılmıyor, Kuran mucizeleri anlatılmıyor yasak, yasak
hiçbir yerde anlatılamıyor. Deccalin dünya hâkimiyetinden kaynaklanıyor bu. Deccal nefes aldırmıyor. Mesela hükümet istemez mi iman hakikatleri, Kuran mucizeleri anlatılmasını? İster. Anlattırabilir mi? Anlattıramaz. Yer yerinden oynar, yasak.

2017-08-29 05:48:49

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top