Sayın Adnan Oktar'ın 2 Eylül 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

 

A9 TV, 2 Eylül 2017

 

(Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nin İran sınırında Mehmetçik 2 bin 900 rakımlı üs bölgesinde toplu olarak bayram namazı kıldı, kurban kesti. Bölük Komutanı Piyade Üst Teğmen Ozan Topçu, “Ülkemizin bekası için bu kutsal bayram gününde de görevimizin başındayız. Bu vesileyle İran sınırından tüm Türk milletini selamlar, Kurban Bayramlarını kutlarız” dedi.)

Onlar koçyiğit koç, onlar can, onlar melek gibi, maşaAllah. Onların bastığı her yer bereket, gittikleri her yer bereket, nurdur onlar nur. Asker demek nur demektir. Allah onların ömrünü uzun etsin, kahpe kurşunlardan korusun, Allah muzaffer etsin. İslam’a tam sarılmayı, Kuran’a tam sarılmayı nasip etsin.

 

(Bazı çevreler, hükümetin Arakan’a destek vermesinin gereksiz olduğunu belirten konuşmalar yapıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuya yönelik şöyle söyledi: “Arakan’a desteğimize karşı çıkanlar geçmişlerinden habersizler. Bu çevreler bizim Myanmar’da şehitliğimiz olduğunun farkında değiller. Arakan bize belki coğrafya olarak uzak ancak tıpkı Pakistan, Afganistan gibi gönül dünyamızın sınırları içinde. Bunu böyle bilelim” dedi.)

Konuşanlar kendini bilmiyor onlar ne konuştuğundan haberi yok. Onlara hiç cevap vermeye dahi gerek yok. Orada birkaç gün içinde 3 bin Müslüman şehit edildi, adam “Desteğe ne gerek var?” diyor. Yani egoist bencil bir üslup, çok sevgisiz bir üslup, çok acı.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan Arakan konusunda çeşitli ülkelerin devlet başkanlarıyla bizzat kendisinin görüştüğünü söyledi. Birleşmiş Milletler’de de bu konuyu anlatacağını söyledi.)

Allah razı olsun. İşte diyorlar ki “Tayyip Hoca diktatör” işte “gitsin” yok “asılması lazım.” Cumhuriyet tarihinin en mükemmel cumhurbaşkanı, en mükemmel. Bir Atatürk var bir de o var. Bana bıraksınlar münasebetsiz konuşmaları. Şuradaki güzelliğe bak, şuradaki hayra bak, şuradaki güzel ataklara bak, değil mi? Bak birçok kişi lakayt. Tayyip Hoca can olduğu için, maşaAllah, vicdanlı olduğu için ataktan atağa geçiyor. Birçok Müslüman da uyuyordu uyardık etiket yaptık günler öncesinden, ondan sonra canlandılar. Tabii, Tayyip Hocam başında beri canlı, maşaAllah.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan Arakan hakkındaki açıklamasına şöyle devam etti: “Arakan bölgesinde bir buçuk milyon kişi vatandaşlık dahil her türlü imkanlardan yoksun. İslam medeniyeti yok edilmek isteniyor. Bu kanlı oyun Arakan’da inşaAllah bozulacaktır. 1912’de Balkan Savaşları’nda bizi açlığa ve ölüme terk etmeyen Arakanlı Müslüman kardeşlerimize biz sırtımızı dönmeyiz. Bu bizim vefa borcumuzdur. Arakan Müslümanlarını yalnız bırakmayacağız.”)

Hz. Mehdi (as)’ın gerekliliği, İttihad-ı İslam’ın gerekliliği açık açık görülüyor. Bütün İslam aleminin tamamında Müslümanlar kan ağlıyor, tamamında. Bak bütün İslam aleminde Müslümanlar kan ağlıyor. Her yer huzursuz. İslam aleminin büyük bölümü de yıkılmış vaziyette, diğer kısmı da yıkmaya devam ediyorlar. Biz de Cenab-ı Allah’ın Mehdi’sini zahir etmesini Cenab-ı Allah’tan istiyoruz.

İşte bunlar hep insanlar tarafından rastlantı zannediliyor. Bir an önce hani bu gürültü bitsin de işimize bakalım kafasındalar. Halbuki o gürültü kapılarına kadar dayanacak onun farkında değiller. Mesela Arakan’la ilgilenmek istemiyor. Kardeşim, sıradan gidiyorlar işte görüyorsunuz, Suriye, Irak, Pakistan da mahvolmuş vaziyette, her yerde çatışmalar, Afganistan zaten tamamen işgal edilmiş durumda, Libya mahvoldu, Mısır zaten işgal altında, Yemen mahvedilmiş vaziyette. Dolayısıyla felaket adım adım adım ilerliyor. Daha hala adamlar keyfinin rahatlığının peşinde.

 

Darwinizm Deccaliyetin Diniydi İlmen Yıktık. İngiliz Derin Devletinin Oyunlarını Deşifre Ettik. Bunların Hepsini Mehdiyetin Bereketiyle Yaptık

Darwinizm. Nerede? Ara, buhar oldu. Bunu Mehdiyet’in bereketiyle yaptık. İngiliz derin devletini rezil-kepaze eden kim? Mehdiyet’in bereketiyle yaptık. Rumilik adı altında İslam ümmetini dinsizliğe sürükleyeceklerdi, kim engelledi? Mehdiyet’in bereketi altında yaptık. Abdülhamit dönemini göklere çıkarıyorlardı, dedik ki, “İngiliz derin devletinin ilk atağa geçtiği ve Osmanlı’yı mahvettiği dönemdir” dedik, Mehdiyet’in bereketiyle yaptık. PKK’yı rezil-kepaze ettik, Mehdiyet’in bereketiyle yaptık. Bütün oynanan oyunları bozduk, bilmediğiniz oyunlar da var, bak bilmediğiniz büyük oyunlar var bunları da teker teker bozduk, Mehdiyet’in bereketiyle yaptık. Mehdiyet bir ödüllendirme değildir. Ha 2019’larda ne olacak? İlimle irfanla cılığını çıkaracağız cılığını, iflahını keseceğiz deccaliyetin, “Allah Allah” dedirteceğiz. Mehdiyet budur. Mehdiyet’in öncüsü olarak zemin hazırlıyoruz. Sonra da mübarek zuhur eder, biz zeminini hazırlayalım o kolay. Dolayısıyla bizim sükut-u hayale uğramamız, hayal kırıklığına uğramamız değil de onları yerle bir etmemiz mevzubahis, ilimle irfanla ve kanunla hukukla.

 

Televizyonda, Sosyal Medyada Saatlerce Boş Konuşmaların ve Tartışmaların İçine Dalıp Vakti Böyle Geçirmek Mümine Yakışmaz

İnsanlar sosyal medyayla iç içe olsun ama oradan İslam’ı yaysın anlatsın, boş tartışmalara girmesinler. Bazıları televizyon seyrediyor saatlerce vaktini boşa harcıyor. Mesela futbol tartışması var konuş konuş konuş bitmiyor. Yazık-günah değil mi kardeşim yerinden bile kıpırdayamıyorsun. Artık sırtı omuzu falan uyuşuyor. Kalk hareket et bir şeyler yap. Boş laf onlar onlardan bir tanesi bile aklında kalmaz ve sana da hiçbir faydası olmaz. Sadece seni gerer ve rahatsız eder. İnternette de öyle, mesela giriyor tartışmaya birisiyle, mesela inatçı muannit birisi, konuş konuş konuş sabahlara kadar konuşuyor netice alamıyor, ertesi gün yine konuşuyor, ertesi gün yine konuşuyor. Karşısındakinin şeytan olduğunun farkında değil. Şeytan onunla oyun oynuyor. O bilgisayarda konuşturan o, eğlendiğini zannediyor. Veyahut onu yeneceğini zannediyor. Halbuki karşısındaki şeytan, onu parmağına takmış oynatıyor, onun vaktini alıyor, ona Allah’ı andırmıyor, onu serseme çeviriyor. Yani şeytan o insanın içine hulul eder ve onu yönlendirir ona musallat eder. O da onunla habire baş etmeye çalışır. Allah ona o zaman şeytani bir zeka veriyor, şeytanın zekası o adama geçiyor, yani o adeta bir şeytan insan haline geliyor. Onunla da baş edemeyince o ertesi gün baş ederim diyor, ertesi gün ve günlerini saatlerini alarak sinirlerini bozuyor, aklını bozuyor, vaktini harcatıyor. Böyle oyunlara hiç kimse gelmesin.

 

(Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Arakan için Endonezya, Malezya ve Bangladeş’le bağlantıda olduklarını ve özellikle Bangladeş’e “Kapılarınızı Arakanlılara açın, ne kadar masrafınız varsa biz karşılayacağız” dediklerini söyledi. “Onlara daha önce giden Arakanlı Müslüman kardeşlerimize her türlü desteği veriyoruz, gerek o ülkeler aracılığıyla gerekse Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği aracılığıyla” dedi.)

Çok ayıp yapıyor Müslümanlara oradaki yönetim çok acımasız davranıyor. Myanmar’la bir fiziki görüşme sağlamak lazım. Arakan burada küçük bir bölüm, Müslümanların yaşadığı bir bölüm, Myanmar’da yaşayan Müslümanların olduğu bölge Arakan. Bu Rohingya Müslümanları, Rohingya bir ırk sayılır Rohingya ırkı. En çok ezilenler onlar orada. Çoğunluğu Müslüman. 38 bin kişi ülkeyi terk etmiş. Arakan biliyorsunuz Bangladeş sınırında Bangladeş’e çok yakın. 20 bin kişi sınırda bekliyor Bangladeş açamıyor. Halbuki Türkiye “bakarız” dediyse aç bomboş her yer. Myanmar denen Burma’dır aynı isim, Myanmar’la Burma aynı isimdir. Arakan burada bir bölge, Müslümanların olduğu bir bölge. Yanlış anlaşılıyor da onun için anlatıyorum. Rohingya mesela Türk ırkı gibi bir ırk orada, Rohingya bir topluluk yani Müslüman topluluğu.

 

Batı'nın Müslümanlara Olumsuz Bakış Açısının Temelinde Gelenekçi Ortodoks Anlayışın Hurafeleri Var

Diyor ki gelenekçi Ortodoks Müslüman; “Sakalını tıraş edemezsin, jiletle tıraş ettiğinde üç gün üst üste tıraş edersen seni öldürürüm” diyor. Bu ne bu? Adam tıraş oluyor Avrupalı, değil mi? Müslüman tıraş oluyor, “üç gün üst üste tıraş olursan seni öldürürüm” diyor. Yahut adam namaz kılmıyor, Müslüman elhamdülillah ama namaz kılmıyor, ölüm sebebi. “Çöplüğe atarız” diyor ölüm sebebi bu. Yahut zekat vermiyor, ölüm sebebi. Mesela Müslümanken adam “ben Hristiyan olacağım arkadaş” diyor, ölüm sebebi “irtidat ettin” diyor ölüm sebebi. Mesela kadın, erkek arkadaşıyla ilişkiye giriyor farz edelim, ölüm sebebi. Ama taşlanarak öldürme var bunda taşlayarak öldürme. Tablo görüyor tükürüyor, heykel görüyor tükürüyor, kadın görüyor “deşarj olmam gerekiyor” diyor kadını dövüyor. Ve kadını yarım varlık olarak hayvanla insan arası haşa bir varlık olarak görüyor. Ve kadın ne derse tersinin yapılması gerektiğine inanıyor. Mesela kadın “hadi çarşıya gidelim” “yok gitmeyelim” “mesireye gidelim” diyor “yok gitmeyeceğiz” diyor, ne derse tersi. Yani muhalefet edin diyor açıkça. Mevlana’nın kitaplarında da var, hadislerde de var. “Dekolte giyemezsin” diyor, “parfüm kullanamazsın, kaşını alamazsın, saçını boyayamazsın, güzel görünemezsin, sokağa çıkamazsın” sabaha kadar sayarım. Avrupalılar da diyor ki “biz böyle bir baskı sistemini, bir dehşet sistemini istemiyoruz. Ne diyelim adamlara “yanlış yoldasınız” mı diyelim? Adam bunu istemiyor haklı, bu şiddeti bu dehşeti istemiyor. Kadınlara yapılan bu zulmü de isteniyor. Ha istemiyorsa nasıl yapıyor tabii onların yöntemleri kötü. Ama istememesi normal, istememesi gerekir. Gülmek bile kadınlara yasak haram gülemiyor, şaka yapamıyor, kadın ve erkek aynı ortamda bulunamıyor, fotoğraf çektirmek haram, fotoğrafın asılması haram, internete konması haram, müzik dinlemek haram, dans haram, şiir haram.

 

Müslüman Akılcı, Modern, Güçlü Olduğunda Kuran İslamı'na Uyduğunda Kimse Alay Edemez, O Sözleri Alay Edenin Boğazında Düğümlenir

Bazı insanlar gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıyla alay edebilirler. Bizimle niye alay edemiyorlar? Çok zavallı konumdalar, acınacak hallere düşüyorlar. Bir kişi çıksın da alay etsin niye alay edemiyor? Alayı boğazına düğümleniyor. Müslüman güçlü olduğunda alayı adam karpuz yutar gibi yutar. Dolayısıyla sen de modern Müslümansın seninle de alay edemezler. Sen hiç gönlünü yorma, akılcı olarak İslam’ı anlatmaya devam et. Ama gelenekçi İslam’ı anlatmaya kalkarsan adam alay etmeye kalkar. Kadın evden çıkamayacak, işte kaşını almayacak, dekolte giymeyecek. Zaten modern bir Müslümansın, senin modern İslam anlayışınla kimse çatışamaz. Direnirler ama alay edemezler. Çünkü alay ettiğinde karpuz yutar gibi yutmak durumundadır. Göğsünü gere gere anlatacaksın. Sen bir kere Kuran Müslümanısın ve güçlü konumdasın istediğin gibi anlatırsın. Alay ettiğini zanneder o çok zavallı konuma düşer çok akılsızdırlar. Bize de bazen yazı yazıyorlar zeka fakiri garibanlar, insan acısın mı gülsün mü ne diyeceğini şaşırıyor. Alay eden alay edilecek hale geliyor. Alay ettiğini zanneden gerçekten alay edilecek hale geliyor. Ve çok zavallıca böyle ahmakça sözler ediyorlar. Biz alayı kabul etmemiz için alayın bir gerçeklik yönü olması lazım. Ahmakçaysa o alay sadece söyleyene ızdırap verir başka bir şey olmaz. Mesela diyor ki “Gençler ne kadar yakışıklı alay ediyorum puhaha” diyor. Böyle alay olur mu? Adam pastırma gibi pişmiş yanmış yani. Mesela hanım arkadaşlarımızın “dekoltesiyle alay ediyorum” diyor. Adam ne olmuş, asfalt gibi olmuş simsiyah olmuş yanmış nasıl alay etsin? Ama mesela biz burada güçsüz bir görünüm versek, genel kültür, görünüm açısından, zenginlik açısından güçsüz bir görünüm, hitabet açısından güçsüz bir görünüm versek, hanımlar güzel olmasa, gösterişli olmasa, güzelse bile kapalı olsalar dekolte giyinmeseler onlara muazzam malzeme çıkardı. Diyeceklerdi ki “biz bak rahat yaşıyoruz siz yaşayamıyorsunuz. Biz müzik dinliyoruz siz müzik dinleyemiyorsunuz, biz dans ediyoruz siz dans edemiyorsunuz, biz zengin yaşıyoruz siz fakir yaşıyorsunuz. Ama onun elindeki her şeyi aldığımız için şu an içleri kan ağlıyor.

 

Laiklik Her İnanç Sahibinin Dilediği Gibi Yaşamasının Garantisidir ve Kuran'da Laikliğin En Güzel, En Mükemmel Hali Vardır

Mesela laiklik olmasa adam ortaya çıkar “ben hadis gördüm” der, senin saçını zorla kapatmaya kalkar. Ama laiklikte vahşilik yapamıyor çünkü insanın inancına müdahaleyi yasaklar laiklik. Bunu Kuran’da Cenab-ı Allah o kadar öz ve o kadar net hikmetli açıklamış ki. Bak, diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım. “Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kafirun Suresi, 6) Bu kadar. Yani senin inancın sana, istediğin inançta olabilirsin. Ben de kendi inancımda olurum. Ben sana karışmıyorum, sen de bana karışma, laiklik budur. Ve “Dinde zorlama (ve baskı) yoktur.” (Bakara Suresi, 256) diyor Allah ayette. Adam namaz kılmıyor, karışma sana ne. Zekat vermiyor, sana ne. Sana mı soracak? Allah ile onun arasında. Allah “karışmayın” diyor. Bunlar “yok, karışacağız” diyorlar. Bunun anlatılması Mehdiyet dönemindedir yine. Bak, bugün Sayın Devlet Bahçeli’nin bir konuşmasını dinledim evde. Diyor ki; “Bütün İslam alemi kan ağlıyor. Türkiye bu konuda lider olması gerekir” diyor. “Bu kandan, bu acıdan onları kurtarmak için.” Bu ne bu? Mehdiyet.

 

(Kahramanmaraş'taki Domuztepe Höyüğü’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda yaklaşık 8 bin yıl öncesine ait pişmiş topraklardan yapılmış lider mühürleri bulundu. Arkeologlar taş ve pişmiş topraktan yapılan önemli mühürler bulduklarını açıkladılar. Bulunan mühürler için mühürlerdeki şekiller toprak mülkiyeti hakkında olduğuna işaret ediyor. 8 bin yıllık.)

8 bin yıllık belge var, kağıt var adamlar mühürlüyor ve diyorlar ki, “5 bin yıl önce Kabataş çağı vardı adamlar ellerinde baltayla geziyordu” diyor. Kardeşim bırak bırak 8 bin yıl önce adam evraka mühür hazırlamış. Evraka basmak için bak mühür hazırlamış. Yazı var 8 bin yıl önce. 8 bin yıl önce yazı var.

 

Faydalı Kitabı Bulup Faydalı Olanı Okumak Önemlidir. Kitabın Faydalı Olduğunun Delili Okuyan İnsana Akıl, Neşe, Kalite Kazandırmasıdır

Mesela PKK kitap okuyor komünist oluyor. Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi militanları çok fazla kitap okuyorlar alayı komünist oluyorlar. Kitap okumak bir kurtuluş getirmez. Felaket de getirir. Mesela satanistler de çok kitap okuyorlar satanist oluyor. Yahut Kafka'nın kitaplarını okuyor adam şizofren bir ruha giriyor yani “bol bol kitap okuyun” böyle bir olay yok. Faydalı kitap diye bir olay vardır. Faydalı kitabın sonucunda insan neşeli, akıllı, dengeli, tutarlı, makul, sevgi dolu ve merhametli olur. Bir kitap okuduğunda bir insan psikopat oluyorsa, saldırganlaşıyorsa, komünist oluyorsa, cinayete eğilimli oluyorsa bu olmaz. Adam mesela otuz tane cinayet romanı okuyor. “Ben gece gündüz kitap okurum” diyor. Ondan sonra duygusal romanlar okuyor ondan sonra gidip cinayet işliyor. Yani kitap okuma diye bir konu yok. Faydalı kitap bulup faydalı kitapları okuma vardır. Faydalı kitap okuyanın da alameti nedir? O insan güzel huyludur, neşelidir, dışa dönüktür, kendine ve etrafına faydalıdır bu insana biz ne deriz? “Kitap okuyor” deriz. Yoksa mesela hükümet de Tayyip Hocam’a diyor ki; “kütüphaneler açalım.” Tamam, ne okunacak? Tenbihü'l-Gâfilin ve Bostanü'l-Ârifin mi? Kafka'nın kitapları mı veyahut Marksist eserler mi? Okunacak kitabın cinsi çok önemli. Bununla ilgili hiçbir açıklama araştırma yapılmamış. “Bol bol” herkese diyor ki “kitap okuyun” kitap okur adam dinsiz, imansız olur zehirlenir adam. Kitap okur çok dindar, aklı başında olabilir. Kitap okur yobaz da olabilir. Aklını da oynatabilir kitap okuyup. Kitap okumak bir kurtuluş değildir. En başta Kuran'ı okuması gerekir insanın. Kuran'ı çok iyi anlaması lazım. Kuran'ı anladıktan sonra Kuran'a paralel mantıktaki kitaplarla insan kurtulabilir yani aksini görüyoruz dünyada bütün dünya kitap okuyor ve bütün dünya mutsuz, bütün dünya sürünüyor. Eğer kitap okumayla olsaydı dünya böyle perişan olmazdı. En çok intiharın olduğu ülkeler en çok kitap okunan ülkeler. Kitap okuma yetmiyor. Kaliteli kitap bulmak çok önemli.

 

Sigarayı Bırakmanın Bir İnsan İçin Sorun Olması Küçük Düşürücü. Bir İnsanın Böyle Bir İradesizliği Kabul Etmesi Onur Kırıcı Olur

Sigarayı bırakmak yani sorun olması çok küçük düşürücü bir şey. Böyle bir acizliği bir insanın kabul etmesi onun için çok onur kırıcı. Ne demek sigarayı bırakmam? Mesela ben tatlı yiyorumdur, yemiyorum bu kadar basit. “Tatlısız duramam” diyor mesela bazı tipler var kıvranıyor adam böyle kriz geçiriyor “tatlı olmasa ben aklımı yerim” diyor. Ne zorun yemezsin bu kadar basit. Sigara; içmiyorum bu kadar basit. Hayır ne olur yani içmeyince? “Çok sıkılıyorum ya” diyor kendi kendini sıkarsan tabii ki sıkılırsın. Ne zorun yani gıda değil bir şey değil. Hayır, havasız duramam dese olur. Susuz, yemeksiz duramam dese bu makul ama sigaranın ne alakası var. Direkt iradesizlik ve insanın kendini küçük düşürmesi başka bir şey değil yani mahcup etmesi. Ben kendi adıma öyle görüyorum yani başkaları nasıl düşünür bilmiyorum. Böyle bir olay olmaz. Sigarayı nasıl bırakayım? Yok elektronik sigara ya ne kadar küçük düşürücü şeyler bunlar ne zorun ya paket varsa kaldırır atarsın. Ayağınla ezersin bir daha da içmezsin hiçbir şey de olmaz. Vücudun hiçbir tepkisi olmaz. Bir şey yok, kendi kendine telkin yapıyor. Sigarayı bıraktın mı bırakmış olursun hiçbir şey olmaz, konu kapanır yani. Bu çok kızdırıcı yani sigarayı bırakamamaları.

 

(George Soros'un Beyaz Saray tarafından terörist ilan edilmesi için imza kampanyası başlatıldı. Soros kampanyada, Amerika ve halkını bilinçli bir biçimde istikrarsızlaştırma ve çeşitli tahrik eylemlerinde bulunmakla suçlanıyor. İmzaların sayısının 19 Eylül'e kadar 100 bini aşması halinde Beyaz Saray'ın bu çağrıya resmi bir cevap vermesi gerekecek.)

Soros, Trump'ı çağırır mekânına ayak ayaküstüne atmış olarak, önüne de bu dosyayı atar; “Gereğini yap” der. O da; “Derhal Efendim” der bu kadar basit yani. Amerika’nın başkanı Soros’tur, Trump değil. Yani dolayısıyla kim kime emir veriyor? Şimdi bana bıraksınlar bu masalları.  100 bin değil 100 milyon imza topla istersen vız gelir tırıs gider İngiliz derin devletine ve Soros'a.

 

Engelli Kardeşlerimizin Her Şeyinden Devlet ve Millet Sorumlu Olmalı. Aileleri Değil Biz Hep Birlikte O Kardeşlerimize Sahip Çıkıp Bakacağız

Kardeşim engelli ihtiyaçları diye bir şey olmaz. Bu, devlet bütçesinden karşılanması gereken bir durum. Engelliye ailesi bakması diye bir olay olmaz. Her şeyinden devlet sorumlu olması lazım, millet sorumlu olacak, millet.  Biz sağlıklıyız elhamdülillah, biz sorumlu olacağız. Bizden çok şey götürüyor, götürsün kardeşim Allah Allah. Dört ceket alacağıma iki ceket alırım, götürsün. Yeter ki bu manevi acıyı çekmeyelim. Engelli aileleri nasıl bütün varını yoğunu o insanlara harcasın ve neden böyle bir şey olsun? Engelli, o çocuklar bizim çocuğumuz oluyor, biz bakmakla mükellefiz. Niye ailesi bakmakla mükellef oluyor, bize ait çocuklar değil mi? Velayet sistemi vardır İslam'da, biz onlardan sorumluyuz. Bize ait insanlar, biz bakacağız ne ihtiyacı varsa bizim almamız lazım.  

 

Her Yerde Kediler ve Sokak Hayvanları İçin Yemek Mekanları Olmalı. Düzenli Temizliği Yapıldıktan Sonra Bu Mekanlar Kimseyi Rahatsız Etmez

Kediler hakikaten yazık hayvanlara çöplüklerde bir şeyler arıyorlar. Çöplükte kedi niye aransın hayvan? Ne olur, artan yemeyi ver bir kenarda ver. Kediler için yemek yerleri yapılması lazım kolay yıkanan, belediye de oraları yıkaması lazım. Yani gayet kolay, betondan bir yer yapılacak, bir de akar yani onun bir gideri olacak bu kadar. Basınçlı suyla yıkanacak her gün. Her gün insanların yemekleri artıyor alıp götürürsün koyarsın, hayvanlar yer. Zaten yani mesela et verilse suya çok az ihtiyaçları oluyor kedilerin, o kadar şey olmuyor. Etin suyu falan yetiyor onlara ama yine de temiz bir su kabı gerekir. Doğru söylüyor benim güzelim.

 

Köylü Bir İnsanda Belki Bilgi Eksikliği Oluyor Olabilir Ama Züppe, Ukala Bazı Entellerden Ruh Kalitesi Olarak Kat Kat Üstündür

Köylü olmak, belki hani görgüsü eksiktir diye düşünüyorlardır. Kültürü eksiktir, giyim zevki, kalitesi falan. Tamam, hakikaten görgüsü eksik oluyor köylülerin genel anlamda oluyor. Kültür de genel anlamda eksik olur doğru. Bilgisi de eksik olur doğru. Ama onlardaki aşk, tutku, sevgi, dostluk, arkadaşlık, kardeşlik asla bulunamaz asla. Onların dostluk anlayışı o sevecen sıcak insani ruhlarıyla bir entelin -bazı entellerin diyelim- züppeliği, çakallığı, bilmişliği, millete tepeden bakmasının arasında dağlar kadar fark var. Bir tane köylü benim için öyle yüz binlerce züppe entelden çok çok daha üstündür. Bazı enteller için diyorum tabii ben hepsi için demiyorum. 

 

(Barzani referandum konusunda şöyle bir açıklama yaptı. “Referandum kararı tarihi bir karardır. Bağımsızlık uğrunda gerekiyorsa her türlü bedeli ödemeye hazır olmalıyız. Olur da Kürdistan halkı referandum için ‘hayır’ derse görevimden istifa ederim çünkü artık çalışmam için bir sebep kalmaz” dedi.)

Yani tam bir bela. Şu üsluba bak. Çekileceksin ondan sonra PKK’ya teslim olur orası. Referandum değil yani o mevcut sistemi oturtabilirsin. Zaten özgür yaşıyorsun, zaten parlamenton var bilmem neyin var ama devlet ilan etmene ne gerek var? Durduk yere iş çıkaracaksın. Irak hükümeti diyecek ki, “Bunlar benim devletimi işgal etti bunlar terörist” diyecek terörist konumuna geleceksin. Yani gayrimeşru hükümet durumuna geleceksin. Adamların seni vurma hakkı olacak uluslararası. Yani seni vurma hakkı olacak. Irak hükümetinin seni vurma hakkı olacak. Birleşmiş Milletler buna “evet” der. NATO “evet” der yerle bir ederler binanın her yerini falan hallaç pamuğuna çevirirler. PKK da gelir tak oturur. PKK'nın bir oyunu bu böyle bir oyuna gelme.

Saddam döneminde de Barzani aynı hatayı yaptı, Barzani aynı hatayı tekrarlıyor şu an. Barzani’nin hatası şu. Babasının yaptığı hatayı ve kendi döneminde de yaptığı hatayı yine tekrarlıyor. Saddam döneminde de aynı hataya düştü. İngiltere bunları tahrik etti aynı şu anda olduğu gibi. Sonra ne oldu? Bağımsızlık ilan etmeye kalktı. Saddam, on binlerce mümin Kürt kardeşimi kimyasal silahla yerle bir etti. Sonra da teslim oldu “vazgeçtim” dedi. Hiçbir ülke korumadı o saldırıda hiçbir ülke. Çünkü “haklı” dediler “adamın ülkesini bölüyor adam terörist” dediler “tabii ki ezecek” dediler. Yine biz koruduk, biz içeri aldık Kürt kardeşlerimizi. Yine aynı oyuna geliyor. Kardeşim bir insan bir hatayı yapınca on kere mi yapar? Irak hükümeti diyor ki ‘tanımayacağım’ diyor. Ne diyor biliyor musun? Senin iflahını keseceğim anlamına gelir bu. Sayın Devlet Bahçeli de dedi “bu savaş nedenidir” dedi. Türkiye için kastetmiyor tabii de yanlış anlaşıldı. Irak’ın savaş hakkı var böyle bir durumda. Savaştığında da koalisyon güçleri var herkes destekler.

2017-09-16 08:37:08

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top