Sayın Adnan Oktar'ın 5 Eylül 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 5 Eylül 2017

 

(Arakanlı Müslümanların katledilmesinin birinci dereceden suçlusu olan Myanmar’ın Devlet Başkanı San Su Çi, Müslüman katliamını görmezden gelerek olayları sahte olarak niteledi. Arakanlı kadınlara tecavüz edilmesi konusunda “Arakanlı kadınlar yalan söylüyor tecavüz yok” dedi. Halkın öldürülmesi ve bir soykırım yaşanması iddialarına ise “uydurma hikayeler abartılıyor” şeklinde cevap verdi.)

Peki o zaman kolayı var. Müsaade etsin, gözlemci girsin içeri baksın. Doktor girmesine müsaade etmiyor, gözlemci girmesine müsaade etmiyor. Bütün evler cayır cayır yanıyor orada, uzaktan baktığımızda gökyüzü her yerden duman, bütün köyler cayır cayır yanıyor. Nerede bu insanlar? Ve yerde yatan insanlar var kan var üstlerinde ve kıpırdamıyor bu insanlar biz rüya mı görüyoruz yani? Bu kadın bizimle alay mı ediyor? Yerde yatıyor insanlar ve kan revan içindeler, günlerden beri kıpırdamıyor bu insanlar. Ne yapmışsın? Doktor girmesine müsaade etmiyorsun, yardım gelmesine müsaade etmiyorsun, gözlemci gelmesine müsaade etmiyorsun, giriş-çıkış yasak nedir zorun? Madem bir şey yok müsaade et girelim. Bütün köyler yanmış kim yaktı? Yerlerde binlerce ceset var ne bunlar? İnsan cesedi var yerlerde duruyor yani halen de duruyor. Bir de 3 bin değil 20 binin üstünde şehit sayısı 3 bin değil 20 binin üstünde. Bu onların açıklaması. Madem öyle tamam, Türkiye’den heyet gelsin milletvekillerinden, her partinin milletvekillerinden üçer kişi gitsin baksın. Böyle bir münasebetsizlik olmaz çok çirkin yaptıkları, çok korkunç, çok acımasız. 20 binin üstünde Müslüman şehit. “Nereden çıkartıyorsunuz?” diyor. Köy yanıyor “film o film sahnesi” diyor. Yerde insanlar var “o da film sahnesi” diyor. Alay mı ediyorsun sen bizimle dalga mı geçiyorsun? Bir münasebetsizliktir gidiyor. İslam alemiyle adeta kendince alay ettiğini zannediyor. 20 binin üstünde ceset şu an yerlerde gömülmediler de duruyor. Müsaade et gidelim “müsaade etmiyorum” diyorsun. Allah Allah madem öyle bir şey yok, dersin “gelin bakın” dersin. Neden müsaade etmiyorsun? Çünkü gerçek, doğru. Görüyoruz videolarda yüzlerce insan yerde yatıyor film sahnesi değil bu. 25 Ağustos’tan beri yiyecek girişi yasak. Millet ot yiyor 25 Ağustos’tan beri. Doktor girişi de yasak. 20 binin üzerinde insan şehit oldu.

 

FETÖ’cüler Akıllarınca Kendilerini Temize Çıkarmak İçin Hem Tüm Cemaatleri Karalıyor Hem Hükümeti Yalnızlaştırmaya Çalışıyorlar

Ne diyorlar gece-gündüz anlattıkları “Cemaatler yok edilsin, cemaatler kaybedilsin, cemaatler şeffaflaştırılsın.” Kendi konumuna getirecek ki cemaatleri, kendini kurtarsın. Kendince uyanıklık yapıyor. FETÖ’ye devlet operasyon yapıyor, “Nakşibendilere de yapın, Kadirilere de yapın, Nurculara, Süleymancılara herkese yapın” diyor. “İşte FETÖ’ye de o arada yapın” diyor. Bütün Müslümanlarla devlet mücadele verecek bütün cemaatlerle. Hükümeti deccal gibi gösterecek kendi kafasınca. Senin oyununu kim yer ey FETÖ. FETÖ müsün tetö müsün? İngiliz derin devletinden aldığın akılla bize kafalama yapmaya kalkıyorsun. O kafanı geri senin kafanın içine çakacağız ilimle irfanla, kanunla hukukla. Oyunu bırak. İngiliz derin devletine kuyruğunu kaptırmışsın kendini rezil kepaze ettin. Otuz kere uyardım ben sizi. “Bak züppelik yapmayın, millete tepeden bakmayın” dedim. Bir kısmı için söylüyordum o devirde. “Bilmişlik yapmayın, milleti kaale almamazlık yapmayın, Bediüzzaman Said Nursi’ye cephe almayın, Bediüzzaman’ın adını söyleyin saygılı olun. Sizi bir uğursuzluk saracak, Allah belanızı verecek, aklınızı başınıza alın” dedim yıllarca uyardım. Gittiler İngiliz derin devletine teslim oldular. Allah belalarını verdi. Halbuki hükümete destek olsalardı, İngiliz derin devletiyle de bağlantıları olmasa şu an muazzam bir güzellik olurdu. Hem hükümetin başını belaya soktular, hem kendilerini rezil kepaze edip yok ettirdiler. Müthiş bir akılsızlık. Fethullah Gülen çok akıllı gösteriyor kendini ama en akılsız adamın yapmayacağı akılsızlığı yaptı ve canavar üretti. Adamları canavar hale getirdi. Nerede Nurculuk, nerede siz? Halkın üstüne silahla ateş açmalar, polis yiğitlerimizin kabadayıların olduğu binaya uyku anında uyudukları anda bomba atıp binayı yıkmak, halkın üstüne otomatik silahla ateş açmak, kadınları vurmak, çocukları, anneleri tanklarla ezmek. Canavar yetiştirdin canavar. Ve İngiliz derin devleti seni deccal haline getirdi. Çünkü deccala tabi oldun ve sen de deccal oldun. Hadiste var “biz deccala tabi oluyoruz ama ondan istifade etmek için tabi oluyoruz. Biz biliyoruz onun ne olduğunu” diyor. Peygamberimiz (sav) diyor ki “Yanına gider onu kullanacağını zanneder ama deccal onu teslim alır ve kendi adamı haline getirir” diyor “ve onu eritir kendi bünyesinde ve onu kullanır artık” diyor. Bu ahmaklar da böyle bir duruma geldiler.  Güya deccalı kullanacaklardı deccal bunları yuttu.

 

(Üsküdar Belediyesi geçen yıl bir sempozyum düzenlemiş. Toplantıda konuşma yapan Emine Merve Akyüz isimli çarşaflı hanım başı açık kadınlar hakkında şunları söylemiş: “Müslüman kadında bir tesettür olmalıdır. Başları biraz açılmış, kabuğu soyulmuş domatesi kimse almak istemez. İşte bu anlamda tesettür de kadını mahfesin içine alır onun manasını ve suretini korur.” Belediyenin düzenlediği geçen yılki sempozyumda yapılan konuşmalar basına yansıyınca büyük tepki topladı.)

İşte gelenekçi aklının tezahürlerinden bir tanesini görüyoruz. Gelenekçi Ortodoks sistemde kalite yoktur, sanat anlayışı yoktur, konuşmalarda da kalite olmaz. Patavatsızlık münasebetsizlik seri şekilde gelişir. Mesela bu çok patavatsız, münasebetsiz bir konuşma. İslam’ın ezilmesinin nedeni de bu, Müslümanlığın geriye doğru gitmesinin nedeni de bu, bu tipler.

 

(“Peygamberimiz (sav)'e Kuran gelmeden önce hangi dine mensuptu?” izleyici sorusu)

Allah ayette Kuran ayetine göre; “Allah seni dalalet içinde bulup hidayet vermedi mi?” diyor. Dalle, dalle kelimesi geçiyor, dalalet içinde. Yani;  “dinle alakan yoktu” diyor, “İslam dini ile alakan yoktu” diyor. Muhtemelen Hz. İbrahim (as)'in bakiye dini üzerine devam ediyor. Yani Allah'ın birliğine inanıyordu Peygamberimiz (sav) fakat Hz. İbrahim (as)’den gelen o bakiye dinle devam ediyor ama o bir din değil tabii bakiye din. Onun için Allah ona dalle, “Allah seni delalet içinde bulup hidayet vermedi mi?” diyor. Ayetin hükmü açık ama o bakiye din de inşaAllah Allah Katında ilk başlangıçta geçerli olur. Çünkü çok zaman geçmiş, fetret devri o bakiye dinle yaşıyordu, devam ediyordu. Allah'ın birliğine inanıyordu, fakat sıhhatli, derli toplu bir din sahibi değildi.

 

(Ahmet Hakan  bir yazı yazdı. Biraz önce bahsetmiş olduğumuz Üsküdar Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu toplantıda konuşan Merve Aksöz hakkında; "Bir kadının kadınlarla ilgili tespitinin domatesin kabuğu üzerinden yapmasının feciliğini  ya da kadınları alınmak istenmeyen nesneye indirgemesinin berbatlığını bir tarafa bıraktım. Sempozyum, Büyük Doğu’nun kurucu babası Necip Fazıl’ın adına düzenlenmiş ama Necip Fazıl’ın muhterem eşi Neslihan Hanım’ın da başörtüsü takmama yönünde bir tercih kullandığından kimse bahsetmemiş” dedi.)

Kardeşim gelenekçi Ortodoks sistem İslam âleminin mahvolmasına sebep olan bir sistemdir. Çok kalitesiz bir sistemdir gelenekçi sistem. Yani büyük bir ekaliyetle, büyük bir çoğunluğu çok çok kalitesizdir. Lafını sözünü bilmezler, münasebetsiz olurlar, bakımsız olurlar, kirli olurlar yani her yönden kötü. O yüzden böyle mahvoluyor Müslümanlar. Seri olarak İslam âlemi çöküyor bunların yüzünden. Bir an önce Kuran Müslümanlığının, kaliteli Müslümanlık anlayışının bütün İslam âlemine hâkim olması için Cenab-ı Allah Mehdi’sini zahir etsin inşaAllah. Adam çıkıyor, adamlar yani her şeyiyle bir kalitesizlik kendini gösteriyor. Kılığından kıyafeti, oturması kalkması, yemesi içmesi her şeyi konuşması, bakışları, el kol hareketleri her şeyiyle bir kalitesizlik. Bunlar zamanında böyle geliştiler yani şu an toplumun çok dışında kaldılar daha hala devam ettirmeye çalışıyor sistemini. Bunlarla bir yere gidilmez, Kuran Müslümanlığı ile bundan sonra gençlik dirilecek ve ileri gidecek ve gidiyor inşaAllah.

 

(“Bayramlarda hayvanların canını almak doğru bir şey mi?” izleyici sorusu)

Sevgin güzel. Ama bak senin gönlünü rahatlatacak bir şey söyleyeyim. Onların hepsinin şuuru kapalı. Yani acıyı fark edemez hiçbir hayvan. Tamamen şuuru kapalıdır, bilinci kapalıdır. Ama bedeni acı çekiyormuş görüntüsü verir. Elektronik bir alet gibi düşün. Mesela bir alete basıyorsun, ses çıkıyor. Onun gibi. Şuuru kapalı olduğu için, acı çekmeyeceği için gönlün çok rahat olsun. Allah onları zaten öyle yaratmış. İnsanların beslenmesi için, hayatta olması için nimet olarak yaratmış. Şuurunun kapalı olduğunun üstünde durursan oradan vicdanın rahatlar. Öbür türlü vicdan azabı çekersin.

 

(“Kadın çalışanların gece mesaisi çok fazla değil mi?” izleyici sorusu)

Kolaylık göstermeleri lazım tabii. Dinlenecekleri bir imkan da sağlamak lazım. Gerekirse orada uyumaları, yatmaları için de imkanlar sağlanabilir. Nöbetleşe de yapabilirler illa hanım kalması gerekiyorsa. Acil servis için bu düşünülebilir. Hanım sayısı çok olursa nöbetleşe kalabilirler aslında hiçbir şey olmaz. Mesela üçer saat, ikişer saat kalabilirler. Mümkün yani öyle zor bir şey değil nöbet. Çünkü uykusunu aldıktan sonra gayet dinç ve canlı olarak. Çok eleman bulundurmak lazım. Ama o dediğin doğru. Çok yorucu bir görüntü olmaz.

 

(“Nuh tufanında bütün hayvanlar gemiye nasıl sığdı?” izleyici sorusu)

Yok yakışıklım öyle bir şey yok. Sadece ihtiyaç olan hayvanlardan Allah istedi. Koyun, keçi onlara ihtiyaç oluyor. Tavuk, horoz, neyse yani insanların ihtiyacı olan. Sığır, koyun, keçi, tavuk, hindi, ona benzer. Belirli sayıda hayvan. Onları aldılar. Ve gemiyle muhafaza ettiler. Sonra sel çekilince o hayvanları çıkartıp, besleyip, sayılarını çoğaltmış oldular. O kadar. Çünkü hayvan telefatı da oldu o Nuh tufanında. O telefattan kurtarıldı hayvanlar. Zaten bütün dünya çapında olmadı. Dar bir bölgede oldu. Nuh tufanı belki de burada oldu. İstanbul’da, buralarda da olmuş olabilir. Çünkü boğaz sonradan açıldı biliyorsunuz. Belki bu boğazın içinde insanlar yaşıyordu. Belki dere gibi bu çukurun içi insanlarla doluydu belki. Aniden Karadeniz’den su basması sonucunda Marmara deniziyle birleşip Marmara’ya belki oralar da öyle boştu. Birden o yerler açılıp sökülüp insanlar orada telef olmuşlar olabilir. Hayvanlar da telef olmuştur. Orada hayvan arayamayacakları için sonradan böyle bir tedbir alınmış olabilir.

 

Müminin Ahiretteki Sorgusu Çok Kolay ve Hızlıdır. Kafirlerin Sorgusu ise Zorlu ve Uzundur, Her Şeyin Hesabını Tek Tek Verecekler

Müslümanlar için öyle bir şey yok. Sadece onların olumlu yönleri onlara anlatılıyor. Güzel yaptıkları şeylerden örnekler veriliyor o kadar. Küfür çok detaylı sorgulanır. Çok rahatsız edici ve sıkıcıdır onlar için. Yıllarca sürer sorgulanmaları. Yani sürekli terledikleri hadiste belirtiliyor. Yani sıkıntıdan terlerinin ta ayaklarına kadar döküldüğü, yere kadar döküldüğü hadislerde geçer. Her konu tek tek soruluyor. Mesela yediği bir meyve “Buna neden tesadüf dedin? Dut yahut portakal, elma bunu nasıl tesadüfle açıkladın? Kolunu nasıl tesadüfle açıkladın parmaklarını, hücreyi, renkleri, kainatı, gezdiğin yolları? Mesela kainatı farz edelim Kuşadası’na gitmiş orada ne yaşadıysa “Bunların nasıl tesadüfen olduğunu söylüyorsun? Neye göre söyledin?” Bir bir burnundan gelecek şekilde hesabını verecek. Sağ eline bir kaset gibi bir şey veriliyor onun hayatını anlatan belki bir taş onu içinde her şey.

 

(Ahmet Hakan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eğilerek selamladığını görünce “Erdoğan’ın “Allah’tan başka hiçbir gücün önünde eğilmedik, eğilmeyiz” çıkışı geldi aklıma” dedi. Şöyle devam etti, “Zühtü Bey de yarın öbür gün “Ben Allah’tan başkasının önünde eğilmem” dese önüne bu fotoğrafı koyacaklar. Onun adına üzüldüm doğrusu keşke tarihe böyle görsel bir “kanıt” bırakmasaydınız Zühtü Bey.” dedi.)

Nasıl eğilmiş? Bunu mu kastediyor? Çok ayıp. Olur mu? Devletin lideri, Cumhurun lideri hürmeten hafifçe eğilmiş oluyor. Dimdik durulmaz, bir nezakettir o. Çok makul olan bir şey, bir hürmet gösterisi. Ben de zannettim rükuya gitti falan iyice eğildi. Öyle bir şey yok. Kısaca eğilmiş herkes herkese yapar bunu. Tayyip Hoca bütün ömrünü İslam’a, Kuran’a hasretmiş bir insan. Ve onun makamına saygı gösteriyor şahsına da değil. Gösterilen saygı makama saygı. Cumhurun başı orada bir hürmet gösteriyor. Onun huzuruna gelenler de ona aynısını yapıyorlar. Tayyip Hocam da iki büklüm oluyor yaşlı amcaların elini öperken. Annelerin eline kapanıyor bu bir saygıdır.

 

(“İslam’ı günümüzde en iyi yaşayan insan kim sizce?” izleyici sorusu)

Bence Mehdi (as) ve İsa Mesih. İsa Mesih’e “hadi çık” demiyorum, dua da etmiyorum. Çünkü vakti değil. Allah esirgesin çok zor olur onun için. Ben çıksın diye dua edeceğim vakti size söyleyeceğim. Zaten hissedeceksiniz. Kudüs-ü Şerif’te. Hatta dememize bile gerek kalmaz. Gelecek göreceksiniz. Binlerce Musevi olacak yüzlerce haham, yüzlerce alim, hoca Müslümanların. Yüzlerce seyit Peygamber (sav)’in neslinden. Kohenler, Musevi Kohenler. Hristiyanlar, Katoliklerin, Ortodoksların, evanjeliklerin ileri gelenleri. Ezan, çan ve borular, şofar çalacak. O ortamda İsa Mesih'i getirecekler, arkadaşları getirecekler. Zaten orada da, bir yerde saklayacaklar. Daha erken gelecek aslında Kudüs'e, saklayacaklar, belki bir gün öncesinden getirecekler. O ortamda Mehdi (as)  orada iken getirecekler, tanıştırmak üzere. Ayılanlar, bayılanlar olay çok büyük olay olacak söyleyeyim naklen yayınlanacak.

 

(“İsa (as) geldiğinde, kitabı İncil mi olacak?” izleyici sorusu)

İsa (as) Mesih geldiğinde kitabı Kuran'dır ama İncil’e de tabi olacak, yani İncil’in gerçeğini açıklayacak.  İncil’de hurafe olan kısımları söyleyecek yani yanlış olan kısımları, gerçek İncil’e tabi olmalarını söyleyecek Hristiyanların. Aynı İncil geçerlidir, bizim için de geçerlidir. Sadece yanlış olan kısımları uygulanmayacak o kadar. Yani yanlış yorumlanan kısımlarını düzeltecek o kadar. Tevrat'a da uyuyacak ama Tevrat'ın doğru olan kısımlarına ama Kuran'a tam tabi. Bediüzzaman; “İslam Kuran matbu makamında kalacak” diyor. “İsa Mesih tabi olacak” diyor tabi ve “bu kuvvet” diyor yani “Hristiyanlarla Museviler Müslümanların birleşmesi sonucunda iman ehli azim bir kuvvet bulacaktır” diyor ve deccaliyet işte o devirde yeniliyor ilk defa yenilgi. Şu an deccal hâkim dünyaya yani kayıtsız şartsız hâkim. Kısa sürede hâkimiyet iman ehlinin eline geçiyor, çok kısa sürede.

 

(“Bayramlardaki mezar ziyaretleri hakkında ne düşünüyorsunuz?” izleyici sorusu)

İyi bir şey, adam yani geçmişini hatırlıyor, sevdiklerini bir daha yâd ediyor, dua ediyor. Gerçi mezarın onunla alakası yok, mezarda beklemiyor, çünkü öbür âleme başka boyuta geçmiş yani mezardan onu duymaz. Mezarda toprak olmuş artık o, bildiğin toprak ama sevdiğini yâd etmek, hatırlamak güzel bir şey. Yani gönlündeki sevgisini ifade etmek için yapılan bir manevi anlamlı sembolik bir sevgi gösterisi, güzel bir şey ama orada o kişi onu duymaz yani onun alakası yok söyleyeyim. Allah artık kesmiş bağı, başka boyuta geçmiş dönüş mümkün değil. Allah söylüyor ayette; "Artık onlar için dönüş mümkün değildir” diyor. Başka boyuta alınınca biter.

 

(AK Partili Mehmet Metiner Reis’ten çok Reisçi kesilenlerin kendisine dahi posta koyduğunu yazdı. “Ben ki Erdoğan için ‘biatse biat, itaatse itaat ölümüne arkandayız Reis’ diyen biriyim. Reisçiliğim dolayısıyla malum odakların her türlü hakaretine ve saldırılarına uğrayan biriyim. Şimdi birileri bana bile Reis adına posta koyuyor. Uğruna ölümü göze aldığınız liderimizle bile aramıza girdiler ya, bravo yani.”)

Muhterem kardeşimiz aklı başında bir insandır. Öyle adamları niye kaale alıyor ben anlamadım. Yani hiç kaale almaması lazım. İslam'a, Kuran'a gençliğinden beri hizmet eden bir insan. Tayyip Hoca’nın zamanından beri o faaliyet halindedir. Dolayısıyla haset edenler olabilir, oyun oynamaya kalkanlar olabilir. Öyle herkesi kaale alırsa bu işin sonu gelmez. Kaale aldığını göstermiş bu ifadesinde, kaale almasın, hiç kaale almasın.

 

İmanın Samimiyet Boyutu Önemlidir. Gerçeğin Farkına Varan Bir İman Hayatidir, Bu İman Keskin Olur

Allah'ı sevmeme, imanıma şükür ediyorum tabii. Allah böyle yaratmayabilirdi. Bir de imanın bir samimiyet boyutu vardır o çok önemlidir. İki türlü iman vardır; bir geleneksel iman vardır, bir de konuyu fark eden insanların imanı vardır. O çok önemlidir yani mevzuyu, konuyu fark eden insanların imanı, onlarda bayağı net keskindir. Onlar Allah'ı kıskanırlar yani o tip insanlar. Allah'ın hukukunu iyi korurlar. Allah'ın lehine olan şeylerde hep Allah'tan yana hareket ederler. Allah'ın aleyhine kullanılacak şeylerde de çok titiz olurlar. İşte kıskançlık orada devreye girer. Mesela Allah'ın bir hizaya getirme yöntemi vardır. Bu söylenmez. Bunu gören söylemez. Allah'ın aleyhine kullanılabilir bu. Bir şey olmaz Allah'a, hiç. Hiç fark etmez de ama söylenmez.

 

İnsanların Ruhlarında Büyük Bir Boşluk Oluştu. Bu Boşluğu Diziler, Lüzumsuz İnternet Sohbetleri Gibi Boşluklarla Doldurmaya Çalışıyorlar

İnsanların içini boşalttılar. Kalbini boşalttılar. Beynini boşalttılar. Deccaliyet Darwinizm ile gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıyla, sanat anlayışını, düşünme ufkunu, muhakemesini, yargısını kırdılar insanların. Muhakemesi, yargısı kırılan insanlarda boşluk oluştu. O boşluğu boşlukla dolduruyorlar. Boşluk boşlukla telafi edilmeye çalışılıyor. Daha da sıkıntı ve zorluk meydana getiriyor. Deccaliyetin oyunu en baştan berbattı. Ama bunun en fazla üç-beş yıl içerisinde tamamen düzeldiğini herkes görecek ve görüyorsunuz da gençlerin halinden.

 

İslam Kuran'ın Bütünüdür ve Kolaydır. Allah Dini Kolay Kıldığını Bildirmiştir

“İslam’ın şartı beş” diyor. Altı, yedi, sekiz, dokuz. Öyle bir şey yok. Kuran'ın tamamının yaşanması gerekiyor. Kuran'ın tamamı da son derece kolaydır. Kolay olduğunu gördüğü için, müşrik zihniyet o zamanlar Peygamberimiz (sav) zamanında onu dallandırıp budaklandırıp çok zor hale getirdiler ve din olmaktan çıkartıp bir felakete çevirdiler. Halbuki Allah'ın dininin kolay olduğunu Allah ayette söylüyor. Şeytandan Allah'a sığınırım. “Allah sizin için zorluk dilemez, kolaylık diler. Hazreti İbrahim'in dini gibi kolaydır” diyor Allah. Ama bu adamlar dini zor ve içinden çıkılmaz hale getirdiler. 

 

(Irak'ın kuzeyinde yapılacağı açıklanan bağımsızlık referandumu ile ilgili CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun “Referandum haktır ve bütün milletlerin olduğu gibi güneyin de referanduma gitme gitmeye hakkı vardır” diyerek, Barzani'nin bu kararına destek verdiği iddia edildi. Sayın Kılıçdaroğlu'nun referanduma destek veren bu sözü büyük tepki topladı ve CHP'den de bu açıklamayı bir yalanlama gelmedi.)

Kardeşim ne diyor Irak yönetimi? “Biz bunu savaş nedeni sayarız” diyor. İran ne diyor? “Savaş nedeni sayarız” diyor. Amerika kabul etmiyor. Rusya kabul etmiyor. Kabul eden kimse yok. Yarın bir gün adamların sarayını, evini hallaç pamuğu gibi atarlar. Ve petrollerine el koyarlar. Topraklarına el koyarlar. İş çıkartmayalım. Hukuki pozisyona bakmamız gerekiyor. Yani şu an hukuki pozisyon açısından bu büyük bir risk. Tehlike. PKK'nın eline orayı vermek için, PKK oraya teslim etmek için bir oyun oynuyorlar gibi görünüyor. Çünkü sarayı falan hepsi ortada. Saray derken bir binası var. İki uçakla on dakikalarını almaz. Oranın işgali bir saat sürmez. Bir saatte falan işgal ederler. İş çıkartmasınlar. Yani bunu bir iyi düşünelim. Araştıralım. Bakalım. Bunda bir oyun var. Bir şey var.

 

Nefs Vicdanı Baskı Altına Alır, Vicdanın Yap Dediğini "Mantığı Öne Sürerek" Engellemek İster. Vicdanı Kullanmaktan Asla Ayrılmamak Gerekir

Nefs vicdanı baskı altına alabilir. Vicdanın aksini yaptırtabilir. Vicdan bir şey der. O da mantık koyar ortaya. Mantık felakettir. Aman ha. Genç kızlar çok dikkat etsin. Delikanlılar da dikkat etsin. Sakın mantık kullanmayın. Mantık mutlaka felakete götürür. Mutlaka vicdanla. Diyor “Vicdanımı kullandım. Başım derde girdi.” Ya girsin. Girsin, bir şey olmaz. Sen vicdandan ayrılma. Bütün peygamberler vicdan kullanırlar. Hiçbir zaman için mantık kullanmamıştır Peygamberimiz (sav). Daima vicdan. Musa (as), İbrahim (as), İshak (as), Yakup (as). Bütün peygamberler sadece vicdan kullanmıştır. Bir an bile mantık kullanmazlar. Mantık kullanan felakete gider. Aman ha. Çok tehlikeli. Peygamberimiz (sav) mesela vicdan kullandı, ne oldu? Savaşlara girdi. Binlerce Müslüman şehit oldu. Mantık kullansa ki olmaz. Ama bunun sonucu harama girmek olurdu. Felaket olurdu. Bela olurdu. Allah esirgesin.

 

(Kurban Bayramı'nda sizin anlattığınız “İslam'da velayet sistemine” örnek bir uygulama yaşandı. Van'ın Kalecik Köyü'nde kesilen tüm kurbanlar, mahalle meydanına getirilip eşit parçalara ayrıldı. Resim de var. Bölünen kurban etleri başta ihtiyaç sahibi olanlara ve sonra tüm mahalleliye dağıtıldı.)

Güzel olmuş. Ama yani senede bir kere falan değil de sırf, ara ara böyle hayırseverler yapsın bunu yani. Halk, ümmeti Muhammed yesin. Yani Kurban Bayramı’nı beklemeye gerek yok. Kurban’da da yapsın. Kurban Bayramı’nda da yapsın. Mesela Kurban Bayramı'ndan bir iki ay geçtikten sonra yine yapabilir. Yine kessinler, halka dağıtsınlar. Çünkü protein ihtiyacı çok vahim bir ihtiyaçtır. Hastalanıyor insanlar et yemediklerinde. Sağlıksız oluyor nesiller. Bolca yesinler. Dağıtsınlar. Yani sırf o değil. Peynir de alıp dağıtabilirler. Değil mi? Kalıp kalıp peynir dağıtabilirler. Et dağıtabilirler. Büyük hayır olur.

 

(Star Yazarı Resul Tosun, Sayın Kılıçdaroğlu’nun Barzani’nin referandum kararına destek verdiği iddiası üzerine şunları yazdı; “Eğer doğruysa bu bir skandaldır. Çünkü Barzani referandumu sadece kendi sınırları içinde yapmayacağını duyurdu. Kerkük’ün de referanduma dahil edildiğini açıkladı. Bu anayasaya aykırıdır. Ayrılma kararı da Irak anayasasına aykırı. Türkiye bu referandumun karşısında dururken CHP Erbil’in yanında yer alıyorsa bu durum gerçekten bir skandaldır. CHP bu duruma bir açıklık getirmelidir” dedi.)

En başta oradaki Kürt kardeşlerimiz için çok ciddi bir tehlike. Yani Irak hükümeti diyecek ki; “Siz hainlik yaptınız, vatanı bölmeye kalktınız.” PKK gibi görecek, aynı. “Biz meşru hakkımızı kullanacağız. Sizi tepeleyeceğiz” der. Amerikan malı silahlar var ellerinde, muazzam silahlar var. Irak ordusu dört koldan girer. Yani ne yapacaksın ondan sonra? Ordu çekilince de PKK girer. Çok büyük hata yapıyorlar çok. Olmaz.

2017-09-16 09:00:01

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top