Sayın Adnan Oktar'ın 19 Eylül 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 19 Eylül 2017

 

(Karar Yazarı Hakan Albayrak, Kuzey Irak’ta bir Kürdistan kurulsa bile bu kurulacak devletin Türkiye ile yakın ilişki içinde olması gerektiğini yazdı. “Barzani düşmanlığı yapıp onu İsrail’e doğru itmeyelim. Kürdistan ille de bir ülkenin ikincisi olacaksa İsrail’in ikincisi değil Türkiye’nin ikincisi olsun. Eğer Barzani düşmanlığı yapıp onu Siyonistlerin yardımına muhtaç etmezsek o zaman kurulması tasarlanan Kürdistan bizim için tehdit oluşturmaz aksine kurulacak bir Kürdistan devleti Türkiye’yi güçlendirir” dedi.)

Olayın senin zannettiğin gibi gelişeceğini nereden zannediyorsun? İngilizler adamın başına çökmüşler, masayı da önüne çekmişler haritayı da yaymışlar “şunu yapacaksın bunu yapacaksın” diyorlar. PKK orada büyük kantonlar meydana getirmiş. Adamı şehit etmeleri an meselesi, kantonları birleştirip orayla da birleştirdi mi bitti. Tehlike büyük.

 

Münafık Garip Bir Mahluktur. Ahlaksızlık Yapmaktan Etkilenmez, Akıl Almaz Kahpe ve Alçak Olur

Münafık şaşırtıcı bir mahluk. Yani müminin onu kavraması mümkün değildir. Düşünebiliriz yaklaşık mı diyeyim artık genel bir mantıkla anlayabiliriz. Etkilenmiyor münafık ahlaksızlıktan yani akıl almaz haysiyetsiz, akıl almaz kahpe, akıl almaz şerefsiz, namussuz olur. Yani tam böyle köprü altı çakalıdır. Ama kendini de çok iyi göstermeye çalışır. Genel kültürü yüksek, kaliteli, işte seçkin, nezih, lafını sözünü bilen, akıllı, zeki insan gibi göstermeye çalışır. Ama iğrenç bir mahluk olduğunu bilir. Fakat o pisliğinden yılanın kendi zehrinden etkilenmemesi gibi etkilenmez. Akrebin kendi zehrinden etkilenmemesi gibi etkilenmez. İşte o Allah’ın bir sırrı o anlaşılmıyor. Yani normalde o kadar karaktersiz, ahlaksız olan birisini vicdanı boğması lazım. Hiç etkilenmez gayet rahattır. Ben size bu konuyu kapalı yollu da bazen anlatacağım, o zaman daha da hayretler içinde göreceksiniz. Süper umursuz ve son derece lakayttır münafıklar.

 

(Hürriyet’ten Ünal Çeviköz, Kuzey Irak’taki referandumu doğal bir hak olarak gördüğünü ifade eden bir yazı yazdı. “Bu tip referandum talepleri merkezi yönetimlerle yerel yönetimler arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklanır. Irak daha demokratik, daha adil ve daha saygı gören bir yaşam için referandum talep ediyor. Bu talebe askeri tehditle karşılık vermek akılcı olmaz güzellikle anlatmak gerekir. Tehdit ve ürkütmeyle haklar ve demokrasi yok ediliyor” dedi.)

Biz başından beri onu anlatıyoruz zaten, her zaman anlattığımız o. Ama İngiliz derin devleti tehdit etmiş adamı yani Barzani’yi tehdit etmiş görülüyor o. Adamı masanın başına oturtmuşlar askeri haritayı açmışlar talimat veriyorlar adama “yapacaksın” diyorlar. O da o dayatmadan korkmuş benim gördüğüm. Türkiye’nin güvencesi ona yetmiyor. Yani kendini ciddi şekilde tehlikede görüyor ve ülkesini de tehlikede görüyor. O yüzden kabul etmiş görünüyor. Ama Rusya desteklerse, Türkiye desteklerse, Türkiye, İran, Rusya o zaman ayağa kalkabilir. Irak destekleyecek, Irak’ın desteği çok önemli çünkü meşruiyet kazandırıyor o zaman Irak desteği. Hukuki meşruiyet. Türkiye’yi, İran’ı ve Rusya’yı da garantör devlet olarak isterse, talep ederse resmi olarak bitti, hiçbir riski kalmaz. Türkiye’den garantörlük istesin, Rusya’dan garantörlük istesin, İran’dan garantörlük istesin, Irak devletinden garantörlük istesin istediği gibi hareket etsin. Onun dışında bir yol yok.

 

(Başbakan Binali Yıldırım, Kuzey Irak referandumuna yönelik şunları söyledi: “Gerek Suriye’de gerek Irak’ta bir takım hayaller peşinde olanlar, yapay devlet kurmaya çalışanlar iyi bilsinler; ulusal güvenliğimizi tehdit edecek her türlü girişim gerekli karşılığı anında görecektir. Hiçbir kimse güney sınırlarımızda Irak’ta, Suriye’de oldubittilerle iş çevirmeye kalkmasın. Gerekli tedbirleri almaktan zerre kadar çekinmeyiz.”)

İşte tamam da, İngiliz derin devleti de diyor ki “Bunlar tehdit ediyor ama güç bizim elimizde” diyor. “Amerika desteği var, bizim desteğimiz var kimse sizin kılınıza dokunamaz, gerekirse PKK’yla da size destek veririz” diyorlar, bak “gerekirse PKK’yla da size destek verebiliriz. Çünkü PKK’ya yüzlerce binlerce hem tank, hem kariyer, hem silah, uçaksavar her şey verdik” diyorlar. O yönden olayı değerlendirmek lazım. “Biz yanınızdayız” diyorlar “gerekirse SAS komandolarıyla İngiliz askerleriyle sizi destekleriz” diyorlar. “Ve Türkiye de size bir şey yapamaz yahut Irak da size bir şey yapamaz” diyorlar. “Bir kere Irak hükümetinden çekinmeyin” diyor “Türkiye’den de çekinmeyin” diyor. Bunu diyen kim, İngiliz derin devleti. Önce bunların bertaraf edilmesi lazım. Rusya’nın garantör olması hayati.

 

(“Atatürk Hz. Hızır (as)’la görüştü mü?” izleyici sorusu)

Hz. Hızır (as)’ın desteği olmadan böyle bir şeyin olmayacağını herkes bilir. Bu kadar bir avuç insanla sen İngiliz derin devletini dize getireceksin öyle mi? Mümkün değil. Fransızları dize getireceksin, İtalyanları dize getireceksin öyle mi? Mümkün değil. Yunanlıları dize getireceksin, mümkün değil. Rusları dize getireceksin, mümkün değil. Hz. Hızır (as)’ın desteği olmadan, Hz. Hızır (as)’ın toplantısı olmadan böyle bir şey mümkün değil. Mesela Türkiyeliler 2. Dünya Savaşı’na girmeyecek. O kararı bir heyet alıyor, savaşa girip girmeme kararını. Ve Türkiye 2. Dünya Savaşı’na girmedi. Girmemesi için hiçbir sebep yoktu, bütün ülkeler girdi, tamamı girdi. Bak bunu hiç kimse düşünmüyor. “2. Dünya Savaşı’na girmeyecek” dendiği için, toplantıda öyle karar alındığı için girmedi. Atatürk’e de Hz. Hızır (as) destek vermiştir tabii ki. Atatürk olağanüstü bir şahıstır. İslam Birliği’nin olacağını söyledi, Rusya’nın yıkılacağını söyledi hepsini söyledi. Kendi fikri değil, Hz. Hızır (as)’dan aldığı bilgi bunlar. Rusya’nın yıkılacağını nereden bilsin? İslam Birliği olacağını nereden bilsin? Bütün hayatı 19’la kodlanmıştır. Bütün hayatına 19’lar hakimdir, 19 sayısı ve katları. Onu bir liste olarak sonra anlatayım. Bütün hayatı Mehdiyet mukaddemesi olmakla geçmiştir. Mehdiyet’e zemin hazırlayan bir insandır. Hz. Hızır (as)’la toplantısı tabii ki oldu, Bediüzzaman’la toplantısı oldu. Bediüzzaman ona kızdı bağırdı “aciptir” diyor “hayrettir” diyor “böyle şanlı bir kumandana, ünlü bir kumandana hiddet ettiğim halde” diyor “bana hiç sesini çıkartmadı” diyor. Niye sesini çıkartmıyor? Bir bildiği var da onun için sesini çıkartmıyor. Atatürk kimseden çekinmez. Özel çağırtıyor Bediüzzaman’ı, o da Hz. Hızır (as)’la bağlantılı olduğu için çağırtıyor. “Kahraman kumandan” olarak tavsif ediyor Bediüzzaman Atatürk’ü “Kahraman kumandan” olarak. Hz. Mehdi (as) mukaddimesi olduğunu da biliyordu. Ve 100 yıl sonra ikisi de ittifak halinde, “100 yıl sonra Mehdi çıkacak” diyorlar ikisi de. Atatürk de diyor Bediüzzaman da diyor. Atatürk vasiyetinde yazdı gizli mektubunda. Daha açılmıyor niye çekiniyorsunuz? Açın mektubu okusun Ümmeti Muhammed. Hz. Mehdi (as)’dan açık açık bahsediyor. İstanbul’dan çıkacağını da bahsediyor. “İngilizler sahte bir Mehdi çıkaracaklar oyun oynayacaklar, onlara karşı İstanbul’un Mehdi’si gerçek Mehdi’dir” diyor Atatürk. Açsınlar mektubu hep beraber okuyalım, niye çekiniyorlar? Ben bunu Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı’ndan duydum. “Orada açıkça söylüyor” diyor. “İslam aleminin başına geçecek kişiden bahsediyor” diyor. Ve isminin de baş harfini de sordum, yani ismini de verebilirim eğer istiyorlarsa.

 

(Türkiye Gazetesi’nden Rahim Er, “Türkiye, Barzani ve ekibini müzakere masasına oturtmak için her şeyi yapmalıdır. İmparatorluğumuzu yıkanlar şu anda da bölgemizi bizden çalma peşindeler. Yeni tuzaklar büyük Kürdistan projesidir. Barzani tuzağa düşürülmek isteniyor. Ankara hem kendisi bu tuzağa düşmemeli ve hem de Barzani’yi kolundan çekip kurtların ağzından kurtarmalıdır” dedi.)

Kurtlar diye bir şey yok, İngiliz derin devleti var. Açıkça adamlar geliyor işte görüyorsunuz. İngiliz bayrağını da çekmiş adam harita üzerinde açıklıyor. Ve 200 yıldan beri zaten bölgeyi dizayn eden tek güçtür İngiliz derin devleti aynısını yapıyor. Şu an tehdit altında Barzani. Rusya, Türkiye, İran garanti verirse adam korkmaz. Şu anda korkmuş benim gördüğüm.

 

(Star Yazarı Sevil Nuriyeva, Kuzey Irak'ta kurulacak olan bir Kürt devletinin Kürtlerin çıkarları ile hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi. “Barzani bunu ne kadar kapatmaya gayret etse de herkes görüyor. Amerika, İngiltere isterse olur sözü yetti artık. Ben de buna karşılık diyorum ki Türkiye istemezse olmaz.”)

Yok canım olur mu öyle şey? Türkiye istemezse. Farz edelim Türkiye Barzani’nin bulunduğu bölgeye askeri müdahale yapsa İngiltere, Amerika oraya askeri müdahale ile karşılık verirse Türkiye hem İngiltere hem Amerika ile savaşması gerekecek. Yani bunun pek makul olmayacağı belli. Dolayısıyla; “Biz seni yalnız bırakmıyoruz” diyor adamlar. “PKK ile de destekleyeceğiz, askerimizle de destekleyeceğiz” diyorlar. Kanton bölgeler oluşturdular Türkiye'nin sınırlarında. Kanton bölgelerde birçok Amerika üssü meydana getirdiler. Amerikan üssü demek, İngiliz derin devletinin kontrol edebildiği askeri tesisler demektir. Onun için Rusya, Amerika bu konuda ne diyor buna bakmak lazım.  Amerika hayır diyor olabilir, hiç geçerli değil ama Rusya hayır diyorsa bu doğrudur. Çünkü Rusya, İngiliz derin devletini kabul etmiyor, karşı ama Amerika Churchill’in resmini gördü mü selam duruyor. Hangi Amerika'ya başkan tayin edilse önce masaya Churchill’in heykelini koyuyorlar. Churchill’in heykelini bir alnından öpüyor Amerikan başkanı, ondan sonra göreve başlıyor. Yani normal prosedür bu.

 

(“Diğer dinlere inananlar da cennete girebilir mi?” izleyici sorusu)

Girer tabii yani Hristiyan girer, Musevi girer. Şartı şu, diyecek ki; "Hz. Muhammed (sav) yalan söylemedi." Çünkü Hristiyanlıkta da namaz var, Musevilikte de var namaz. Namazlarını Tevrat ve İncil’de geçen tarzda kılarsalar tamam. Bir de fakire fukaraya yardım edecekler, zekât. Çünkü bütün dinlerde velayet sistemi var, onu uygulayacak bitti. Bunu yaparsa, “Hz. Muhammed (sav) yalan söylemedi” derse, kendi dinine uyarsa, şirk koşmaması şartıyla tamam. Şirk mesela Tevrat'ta çok titiz, hiç kabul edilmez.

 

Rüyada Nasıl Farklı Bedenler Oluyor Ama İç Bilgi Olarak Bu Benim Diyoruz, Cennette de Buna Benzer Olacaktır

Cennette tip değişir aynı tip olmuyor. Hatta tek bir tip de değil yüz binlerce tipi oluyor insanın tek bir ruhu oluyor ama acayip hayrettir insan tanıyor. Yani onun nasıl olduğunu şöyle düşünebilirsiniz. Rüyanızda siz bir insan oluyorsunuz ama hiç alakanız olmuyor. Değil mi mesela arkadaşlarınız tanıyor, bir de arkadaşlarınız mesela anneniz bambaşka birisi oluyor genç bir kız oluyor anne diyorsun. Hiç değil mi, “Aa anne” falan diyorsun. Baba diyor, hiç alakasız bir adam, ona baba diyor onun gibi. Yani biliyor bir şekilde biliyor, bir iç bilgi olarak biliyor. Rüyayla bunu çok iyi anlayabilir. Rüyanın eğitici yönü çok yüksek o konuda.

 

(Yeni Şafak’tan Aydın Ünal; Ortadoğu’daki bütün sınırları İngiliz derin devletinin çizdiğini ifade eden şöyle bir yazı yazdı: “Churchill tıpkı ressam Bob gibi haritayı kalem ve cetveli eline alarak "Şuraya da bir sınır çizelim, şuraya da bir fitne kuşağı koyalım" anlayışıyla Ortadoğu haritasını çizdi. Şu anda da Irak’ın kuzeyinde kurulabilecek bir Kürt devletçiliğinin Amerika, İngiltere, İsrail'in çıkarları dışında bir politika üretebileceğine, bağımsız olabileceğine, bağımsız karar verebileceğine inanan Barzani dâhil bir tek Allah'ın kulu var mıdır acaba?" dedi.)

Ama bak bunun çözümü şöyle; Türkiye modern bir devlet olsa, kalite ön plana alınsa kimse orada ne yeni bir İsrail kurmaya kalkar ne de PKK’ya destek olur, ben söyleyeyim. Koyu Gelenekçi Ortodoks sistem Türkiye’de savunulduğu için adamlar panik oldular. Türkiye alternatif olarak modern, Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışına karşı, kaliteyi ön plana alan bir devlet hayali içindeler işin doğrusu bu. Yani Türkiye Avrupai bir devlet olsa adam niye yapsın böyle bir şeyi? Yani kamuoyu da toplayamaz ama koyu Gelenekçi sistem sürekli Türkiye’yi yıkacak şekilde alttan alta pompalanıyor. Alttan alta çekiliyor ve bu belayı da biz bütün gücümüzle durdurmaya çalışıyoruz ve durduruyoruz ama Gelenekçi Ortodoks sistemin İslam ülkelerini yıkmaktaki maharetini, çirkin maharetini gördünüz. Libya'yı yıktı, Mısır'ı yıktı bak dev ülkeler bunlar. Afganistan'ı yıktı, Suriye'yi yıktı, Irak'ı yıktı. Bunlar Gelenekçi Ortodoks Sünni sistemin kaleleriydi, bak bu kaleler şu an viraneye döndü. Eğer Türkiye Avrupai, modern, kaliteyi ön plana alan, kadın haklarını esaslı şekilde koruyan yani dekolte hanımların olduğu, neşenin, sevincin, müziğin, her türlü güzelliğin olduğu bir ülke olsa hi bir kimse hiçbir şekilde yıkamaz. Ama Gelenekçi Ortodoks sistem özellikle körükleniyor, özellikle bir tehlike olarak İslam alemine karşı bir silah olarak kullanılmak isteniyor. Buna müsaade etmek mümkün değil, etmeyeceğiz, etmiyoruz, ettirmeyeceğiz de inşaAllah.

 

(“Meleklerin ruhu var mıdır?” izleyici sorusu)

Melekler zaten ruhtur, hepsi Allah'ın ruhudur. Melek saf ruhtur, Allah'ın ruhundan oluşur melekler. Mesela İsa Mesih'e Allah; “Sana bir ruhla yardım edeceğim” diyor, Allah'ın ruhu. Ruhu’l Kudüs denen ruh o. İsa Mesih’in bedeninin üstüne geliyor o ruh. O geldiğinde ne diyor İsa Mesih? “Ben benim sen sensin, ben ben olduğum için benim sen de sen olduğun için sensin.” Mutlak şuur. Mutlak akıl Allah’ın aklı üzerine çökmüş oluyor. Yani Allah’ın kontrolünde olmuş oluyor, her hareketi Allah’tan oluyor artık.

 

Berrak Açık Şuurlu Bir İnsan Asla Allah'ın Varlığını İnkar Edemez. Bu Kadar Açık Delile Rağmen Allah'ı İnkar Edenler Robot Varlıklardır

Berrak bir şuurla samimi bir insan Allah’ı inkar etmiş olsa cinnet geçirir. Bağıra bağıra ölür. Olduğu yerde bağıra bağıra ölür yapamaz, mümkün değil. Vücudu parçalanır, vücudu kendi kendini parçalar. Mahvolur o saniyeler içinde mahvolur. Müminin yapabileceği bir şey değildir o. Ama özel yaratılmış bir makine yani ruhsuz bir makine bunu söyler konuşur. Hiçbir şey de olmaz adama Allah’ın dilemesinin dışında yaşar. Allah’ın istediği şeyler olur ama sonra da tabii Allah helak ediyor o görüntüleri darmadağın eder.

 

Laf sokmak, Entrika Yapmak Dışında Yol Bilmedikleri İçin Güzel Ahlakı, Samimi Sevgiyi Ütopik Görüyorlar. Sevginin Kolay Olduğunu Öğreteceğiz

Bazı insanlar başka türlü bir sevgi şekli bilmiyorlar ki. İşte ağlasın, laf soksun, kavga etsin, küssün darılsın, ayrılsın, öldürmeye kalksın. Kesmeye kalksın, sille tokat girsin, entrika yapsın başka bir dünya bilemiyorlar. Yani sevgiyi, tutkuyu, aşkı güzel ahlakı çok uzaklarda adeta imkansız görüyorlar deccal öyle gösterdi onlara. Ama şu an bu çizgi bu yıllardan itibaren hızla ve süratle dipten ve kökten değişecek değiştiğini de hep beraber görüyoruz ve göreceğiz.

 

Müslüman Dolu Beyinli, Dolu Düşünen, Dolu Dolu Güzel Hizmetler Veren Faydalı ve Güzel İnsandır

Günü idare etme, günü yaşama, “Boş vereceksin arkadaş”,“boş ver, boş ver arkadaş” şarkılar falan. Efendim işte “relax olacaksın, hiçbir şey düşünmeyeceksin.” O zaman insanlar da boş kafalı oluyor birçoğu. Bu propagandaya hiç kimse kanmasın. Boş kafalı olmak, boş insan olmak sonu cehennemdir, Allah esirgesin. Normal bir Müslüman boş kafalı değil, çok dolu kafalı, dolu beyinli, dolu düşünen, dolu dolu yaşayan, dolu dolu güzel hizmetler veren güzel insandır.

 

(Takvim Gazetesi’nde YPG ile ilgili şöyle bir haber çıktı; “Suriye'de sivil katliamları yapan terör örgütü YPG batıdan gelen homoseksüellerden yoğun destek alıyor. YPG’ye katılan ve batı ülkelerinden geldiği anlaşılan bir kişinin fotoğrafları sosyal medyada dolanmaya başladı. Kadın fotoğrafları ile erotik pozlar veren YPG’li terörist örgütün gerçek yüzünü göstermiş oldu.” Deniliyor haberde.)

Hepsi homoseksüel, yani öyle tam hâkim. Zaten Avrupa’nın bütün homoseksüelleri geliyorlar, Amerika’dan, Avrupa’dan akın akın geliyorlar. Hem adam öldürmeye meyyal oldukları için birçoğu homoseksüellerin birçoğunda vardır bu, adam öldürme eğilimi. Hem onu da tatmin ediyorlar, hem de o sapık ilişkiye giriyorlar. Onlar için şu an homoseksüel panayırı oldu orası. Ben bu tehlikeye üç yıl önce dikkat çektim ve halen bütün internet sitelerinde geceli gündüzlü bunu anlatıyorum. Daha yeni yeni uyanıyor insanlar buna.

 

(“Sevdası büyük olanın imtihanı da büyük mü olur?” izleyici sorusu)

Tabii ki insan severse mutlu olur ama yani o sevmenin çeşitleri var. Bir de seviyor ama adam işte sevdiğiyle anlaşamıyor, ters davranıyorlar birbirlerine falan ve dolayısıyla üzülüyor, acı çekiyor. Bunun sebebi karşılıklı putlara tapmadan kaynaklanıyor. Erkek kadını put haline getiriyor, kadın da erkeği put haline getiriyor. Karşılıklı tapınmaya başlıyorlar. Yani bir şeytan ayinine dönüşüyor iş. O ayinin sonucunda ya erkek kadını öldürüyor, ya kadın erkeği öldürüyor. Çünkü şeytan ayini genellikle kanla bitirir. Şeytanın ayinleri hep kanla biter, genellikle de kanla bitiyor. Ya ağır yaralama yahut yaralama ya dövme, küfretme, birbirine saldırma, düşman olma veyahut ölüm. Bunun çözümü Allah’a iki tarafın da tam teslim olup, Allah’ın tecellisi olduklarına inanmaları. Allah’a âşık olup aşkın, tutkunun kaynağının Allah olduğunu bilip, Allah’ın tecellisi olarak kadını sevmesi erkeğin. Kadının da erkeği Allah’ın tecellisi olarak sevmesidir. Bunun dışında şeytan ayini olur, şeytan ayininin sonu da hep kandır, kanlı biter.

 

(“Sevgi olmadan vefa olur mu?” izleyici sorusu)

Vefa ayrı bir şeydir yani bir insanı sen tanımazsın, bilmezsin ama gıyabında insan olduğu için, Allah'ın kulu olduğu için koruyup kollarsın. Mesela bilmediğin adreste bilmediğin biri yaşıyordur. Mesela; “Bir yaşlı amca var” derler. “Orada sürünüyor” diyor adam. Mesela “15 yıldan beri yaşıyor” diyor. Adama her yıl adam para gönderiyor istisnasız, vefa gösteriyor. Birinci yıl, ikinci yıl, üçüncü yıl yahut her ay para gönderiyor, bu bir vefadır. Mesela her yıl kurbanda düşkünler evine, yaşlıların bulunduğu huzurevlerine hediye götürüyor, yiyecek götürüyor. Kimseyi tanımaz, bilmez görüşmediği halde gönderiyor, o da bir vefadır.

 

(“Sizin anlattığınız din anlayışı gerçekten dünyaya hâkim olabilecek mi?” izleyici sorusu)

İslam’ın bizim tarif ettiğimiz şekli şu an sizin aranızdaki yaşanan şekli. Şu an revaç bulup hâkim olmuş durumda zaten. İzmir gençlerine bak bakıyorsun, Ankara, İstanbul gençlerine bakıyoruz tamamında revaç bulup hâkim olmuş. Yani yüz ifadeleri, üslupları, beden dili, konuşma şekilleri, vicdan anlayışları, merhamet anlayışları, derinlikleri, sevgiye tutkuya, aşka olan özlem ve eğilimleri bizim anlattığımız İslam anlayışını tam benimsedikleri ve bunun gizliden gizliye tam anlamıyla oturduğunu gösteriyor. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını da Allah Kendisi yok ediyor zaten. Libya'da yok etti, Irak’ta yok etti, Suriye’de yok etti, Yemen’de yok etti, Afganistan’da yok etti, Mısır’da yok etti ve yok etmeye de Allah devam ediyor. Bu anlayışı Allah kabul etmiyor, etmez. Yani şirk dolu bir İslam anlayışını Allah kabul etmez. Her şirk beldesini Allah yerle bir edeceğini söylüyor Kuran’da. Kim şirke bulaşırsa helak olur, hangi ülke bulaşırsa helak olur. Mehdiyet’in bulunduğu bir ülkede de şirke müsaade edilmeyeceği için o ülke helak olmaz ama onun dışında şirke bulaşan her belde helak olacaktır, tarihte olduğu gibi.

 

(Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika'nın New York kentinde Yahudi Kuruluş Temsilcileriyle görüştü Adnan Bey. Sayın Erdoğan'ın konakladığı otelde yaklaşık kırk dakika süren kabul, basına kapalı gerçekleşti.)

Doğru yapmış, çok iyi yapmış. İsrail ile de arayı çok iyi düzeltip Musevileri sevmek çok güzel bir tavır olur. Gelenekçi Ortodoks Müslümanlar, Musevi düşmanlığını ibadet gibi görüyorlar. Çok akılsızca ve çok yanlış bir şey, ibadet değil uğursuzluk o. Çok büyük bir münasebetsizlik ve vicdansızlık. Yani işi gücü bırakmış dünyada 3 milyon Yahudi’ye kafayı takıyor. Yani sana bir zararı olmadıktan sonra saygı ve sevgiye mecbursun. Zararı da varsa kanunla, hukukla halledersin. Asarak keserek olmaz.  

 

(Erivan'da düzenlenen 6. Ermeni Diasporası forum toplantılarında sürpriz bir açıklama yapan Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan "Karabağ ihtilafının çözüme kavuşturulması için devam eden görüşmelere ivme kazandırmak için biz Ermeni tarafı olarak Karabağ güvenliğine tehdit oluşturmayan belirli Azerbaycan topraklarını iade edebiliriz. Ülkelerimiz arasında gerilimi düşürmeye yönelik atacağımız bu adım hakkında daha fazla detay veremem” dedi.)

Bak yeni söyledim bunu. Azerbaycan gazetelerinde yeni çıktı bu. Bütün Azerbaycan gazetelerinde çıktı benim sözümün üzerine bak Ermenistan’a dedim biz sevgiyle yaklaşırsak Azerbaycan topraklarını verecek dedim, dediğim doğru muymuş? Dediğimiz, iktidarda uygulanan bir düşünce oluyor, fikir oluyor ne diyorsak. Bak söylemiştim o zaman da Ermenistan ve Türkiye arasında muazzam bir yakınlaşma oldu ve Azerbaycan arasında yakınlaşma oldu. Şimdi bak Azeri gazetelerinde peş peşe yazılar çıktı. Yıllardan beri böyle bir konu yoktu yine gündeme geldi. Olmayacak bir şey değil. Biz Ermenistan’ı bağrımıza basarsak ne yapsın adam işgal ettiği toprakları, ne işine yarar? Ve zaten onlar da işgal etmedi işgal ettirdiler İngiliz derin devletinin işi. O topraklar geri iade edildiğinde zaten Türki devletlerle kapı açılmış oluyor sonuna kadar, kızıl elmanın yolu açılmış oluyor. Ermeni kardeşlerimizi bağrımıza basacağız Azeriler zaten canımız parçamız bizim. Gürcistan’la zaten şu an iç içeyiz pasaport vize yok Türkiye gibi Gürcistan. Ermenistan’ı da böyle bağrımıza bastık mı bitti. Toprak kardeşim bu söylenmez o insanlar nezaketli kibar insanlar verir toprağı ne yapsın, ne yapsın bomboş zaten. Ermenistan toprakları bomboş adam yok Ermenistan’da, insan yok. Çalışacak nüfus da gelip Türkiye’de çalışıyor zaten. Yüz binlerce Ermeni Türkiye’de çalışıyor. 

 

(Kabe’nin kıdemli imamlarından Sudeysi -görebiliriz fotoğrafını- “Bugün Suudi Arabistan ve Amerika dünyanın iki kutbu. Allah’a hamd olsun dünyayı birlikte yönetiyorlar” dedi bu sözleri sosyal medyada büyük tepki çekti.)

Suudi Arabistan ve Amerika yönetiyor? Yönetiyor da ipler kimin elinde? İngiltere’nin elinde, sana yönettiriyor doğru. Ortadoğu’yu yönettiriyor, dünyayı yönettiriyor ama ipler Londra’da sarayın altında o çok önemli. Parmaktaki ipler aşağıdakini oynatıyor tamam da parmaktaki ipler parmağa çok önem vereceksin sen. O el kimin eli? İngiliz derin devletinin elini sen bana asıl anlat.

2017-10-01 03:33:04

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top