Sayın Adnan Oktar'ın 6 Ekim 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 6 Ekim 2017

 

(Siz sık sık Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Güneydoğu’dan aşiretler ve önde gelenlerle bir araya gelmesinin iyi olacağını vurgulamıştınız. Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Güneydoğulu kanaat önderleriyle bir toplantı yaptı ve şunları söyledi: “Suriye’de ve Irak’ta oynanan bölme, parçalama etnik ve mezhebi kışkırtma oyunlarının amacı Türkiye’yi güneyden kuşatmaktır. Bu kuşatma faaliyeti sadece fiziki sınırlarımızdan ibaret de değildir. Burada ülkemizin içini de kapsayan büyük bir oyundan bahsediyorum. Allah’ın izni milletimizin dirayetiyle diğer saldırıları nasıl boşa çıkardıysak bu oyunu da bozacağız hiç şüphem yok” dedi.)

Yalnız bu savaş sadece silahlı bir savaş değil fikir savaşı var. Fikir savaşında Türkiye susuyor. Fikir savaşında Türkiye susuyor. Fikir savaşında Türkiye susuyor. Ama PKK konuşuyor, eğitiyor Darwinizm’i anlatıyor, materyalizmi anlatıyor, komünizmi anlatıyor, Stalinizm’i anlatıyor, diyalektik felsefeyi anlatıyor adamları ikna ediyor. Oraya gidenler normalde beş vakit namazında adamlar, bir süre sonra bunları eğiterek komünist yapıyorlar. Biz de karşı eğitim yapmamız gerekiyor. Darwinizm’in geçersizliği, komünizmin geçersizliği bilimsel olarak anlatılması gerekiyor. Yoksa polisiye tedbirlerle hallolacak bir konu değil bu. Bunu Said Nursi Hazretleri de uzun uzun anlatıyor. “Kısa zamanda Çin-Maçin’i yutan bu azim kuvvet, bu Anadolu topraklarını da kısa sürede yutabilir” diyor. “Buna karşı nokta-i istinat sadece Kuran ve Kuran’ın hakikatleridir” diyor. İman hakikatleri yani. Darwinizm’e, materyalizme karşı mücadele. Bediüzzaman’ın en önemli gördüğü konu bu. “Birinci dereceden en önemli konu Darwinizm’e karşı mücadeledir” diyor. Hz. Mehdi (as)’ı anlatırken bunu söylüyor. “En azam meseleyi esas yapacak” diyor “Darwinizm’i, materyalizmi hedef yapacak ana konu yapacak. Birinci görevi budur Mehdi’nin” diyor. “Darwinizm’i yıkmaktır” diyor. Burada hükümetin destek olması gerekir. Yani tankla topla hallolacak gibi değil. Bak bu sefer de cepheyi daha da genişletti adamlar, Akdeniz Bölgesi’nden saldırıya geçtiler. Akdeniz’den, Muğla’dan hiç ummadık mesela Karadeniz’den. Yani geniş cephe stratejisi güdüyorlar. Güneydoğu’yu esas yapmayan bir politika bu, yeni bir politika.

 

(Karaciğer nakli için bekleyen Naim Süleymanoğlu için donör bulunmasının ardından milli halterci ameliyata alındı.)

Çok iyi olmuş. Gündeme getirmesek pek ilgilenen yok. Defalarca söyledim ondan sonra insanlar devreye girdi dikkat ederseniz. Bak hiç, bir gazete kenarında küçük bir haber olarak vardı ilgilenen pek yoktu. Israrla üzerine gittim Allah’a şükür halloldu.

 

Allah Mehdi'yi İmanın Nuruyla Görüp Tanımamızı Nasip Etsin İnşaAllah

Hadislerde Peygamberimiz (sav) diyor ki “Mehdi çarşılarda, pazarlarda aranızda gezer o sizi görür ama siz onu göremezsiniz” diyor “tanıyamazsınız” diyor. “Sizin aranızda gezecek” diyor, bak “o sizi görüp tanıyacak ama siz onu tanıyamayacaksınız” diyor. Çok manidar bir ifade. Demek ki Allah basiretimizi açsın, ferasetimizi açsın. Ben de çarşıya pazara çıkıyorum belki görüyorum ama farkına varamıyor olabilirim. Allah imanın nuruyla görmeyi nasip etsin. Çünkü Bediüzzaman Said Nursi “o eşhası ahir zaman belki imanın nuruyla fark edilir” diyor. Aynı şekilde Hz. İsa Mesih (as) için de. “Hz. İsa Mesih (as), has talebeleri yakın talebeleri havası onu imanın nuruyla tanırlar” diyor. Hz. Mehdi (as) için de “belki o eşhası ahir zaman imanın nuruyla tanınabilir” diyor Mehdi (as) için “ama bidayeten kendisi dahi kendisini bilmez” diyor bak başlangıcında. “Çünkü burası imtihan dünyasıdır” diyor “akla kapı açılır, ihtiyarı elinden alınmaz” diyor. “Öyleyse o eşhas hatta o müthiş deccal dahi” diyor “kendisi dahi bidayeten kendisinin deccal olduğunu bilmez” diyor. Hz. Mehdi (as) için de “bidayeten kendisinin Mehdi olduğunu bilmez” diyor.

 

İsa Mesih'i Görmek Tüm Dünyayı Çok Heyecanlandıracaktır. 2 Bin Yıl Sonra İnsanlar Peygamber Heybetini Tekrar Görecekler

Alenen açıkça sarahaten Hz. Mehdi (as)’ı göreceksiniz. Ama yani öyle o kadar şok olacağınızı falan zannetmiyorum normal karşılarsınız. Bir tek biat heyecan verebilir, orada çok heyecanlanabilirsiniz. Hz. İsa Mesih (as)’da ben heyecanlanacağını düşünüyorum halkın daha ziyade. Çünkü 2000 yıl öncesinden gelmiş olması çok büyük bir mucize olduğu için ilk defa öyle bir ululazim peygamber görüyor insanlar. Hiç görmemişler, ahir zaman insanlarına ilk defa Allah ululazim peygamber gösteriyor, o heyecanlandırabilir. Hz. Mehdi (as) kalender bir insan, ben zannetmiyorum normal karşılarlar, öyle şamata yapacak birisi değil o. “Hz. Mehdi (as) evinden sedirinden yönetir” diyor Peygamberimiz (sav). Bediüzzaman da “siyasete karışmaz Mehdi” diyor. Siyasete karışmayacağını söylüyor. Dolayısıyla sevgi insanıdır Hz. Mehdi (as). Ama televizyon, radyo her yerde görürüz internet. Ama “ha bu Mehdi’dir” gibi değil de işte İslam aleminin başında İslam alemini sevgiye yönelten, İslam alemini şefkatle kucaklayan iyi bir insan olarak bileceğiz. Yani o şekilde. Yoksa hani günahsız, masum, metafizik haşa ilah gibi bir varlık değil de, o diyecek ki “ben günahkar Allah’ın zavallı bir kuluyum. Beni madem siz zorla seçtiniz ben de size sevgiyi anlatayım, dostluğu kardeşliği anlatayım” diyecek, terör anarşi ve kavgayı ortadan kaldıracak, bu. Yani savaş olmayacak, PKK şu bu falan hiçbiri kalmıyor.

 

(“Mehdiyet maddesel bir şey midir, yoksa manevi bir şey midir?” izleyici sorusu)

Hz. Mehdi (as) tabii ki bir fikir, ruh sistemi değil. Kaşını gözünü tarif ediyor Peygamberimiz (sav), sakalını tarif ediyor, boyunu posunu tarif ediyor, anlamazlıktan gelinecek gibi değil. Bir de ruh olarak gelen hiçbir mürşit olmamış şu ana kadar, nereden çıkarıyorlar onu öyle? “Şahsı manevidir” bilmem ne diyerek, yani imanları zayıf olduğu için akıllarına sığdıramıyorlar. Diyorlar “böyle bir şey olmaz, olsa olsa binlerce kişinin topluca hareketine biz böyle bir şey diyebiliriz” gibisinden geçiştirmeye çalışıyorlar. İman zafiyetinden kaynaklanıyor. Hz. İsa Mesih (as) da şahıstır, etten kemikten oluşmuş insandır, Hz. Mehdi (as) da etten kemikten oluşmuş insandır. Anlaşılmayacak gibi değil. Anlamazdan gelenlerin ana özelliği imanlarının zayıf olması başka bir şey değil.

 

(“Hz. Süleyman (as) masonlar ve Yahudiler için niçin önemlidir?” izleyici sorusu)

Zaten aynı soydan, Yahudilerle bağlantısını soracak olursak Musevilerin atasıdır Hz. Süleyman (as), gayet normal. Masonluğu da kendi zamanında bir tarikat olarak örgütlediği anlaşılıyor. İleride kendi evladının kolayca dünya hakimi olabilmesi için bir hakem gibi gördüğü yarı açık Musevi ağırlıklı bir örgütlenme diyebilirim masonluk için. Bütün sembolleri Tevrat’tan alınmıştır aşağı yukarı. Kuran’da da işaret vardır masonluğa. Hz. Hızır (as) duvarcı ustasıdır, Kuran’da bu detaylı şekilde vurgulanır. Dul kadının çocukları geçer Kuran’da, iki çocuk, dul kadın Tevrat’ta da vardır. Ay, güneş, yıldız sembolleri. Masonik sembollerin hemen tamamına yakını Kuran’da vardır. Kabe de biliyorsunuz küp şeklinde yapılmıştır. Hacer-ül Esved bakan göz tarzında yapılmıştır, onlar da masoniktir yani küp şekli, mikap taş, bakan göz o da masoniktir. Masonluk ilk başlangıcı itibariyle derin Allah inancına bağlı bir tarikat yapılanmasıydı ama sonradan her türlü inancı içine alan ama yine gizlice derin Allah inancına sahip kişiler tarafından yönetilen bir örgüt yapılanmasına dönüştü. Bence zekice bir yöntem o. Çünkü orada ateistleri de kullanıyorlar, din karşıtlarını da kullanıyorlar. Mehdiyet’e zemin hazırlamak için onlara da ihtiyaç oluyor demek ki.

 

(“İnsan cennet ve cehennemi dünyada yaşayabilir mi?” izleyici sorusu)

Sanki cennet, sanki cehennem gibi yaşayabilir yani sanki diyebiliriz. Yoksa gerçek cenneti cehennemi yaşaması mümkün değil tabii ki. Çünkü burası boyut olarak farklı, cennetin boyutu farklı buranın boyutu farklı. Bu, bir alt rüya boyutudur, alt rüya boyutu. Cennet bir üst rüya boyutudur daha nettir, daha dünyadan sadedir daha sadedir. Burada mesela kablolar var bilmem ne alet-edevat. Mesela oradaki tablet diyelim, içinde alet-edevat olmaz doğrudan gösterir doğrudan. Mesela televizyon, cennetin televizyonu doğrudan gösterir kablosu falan olmaz elektrik sistemi falan olmaz doğrudan çalışır. Ama burada sebep gerekiyor, hepsinde sebep gerekiyor, sebep de çok karmaşık yapıları getiriyor. Arabaların motoru oluyor bilmem kumandası oluyor. Mesela cennet arabalarının hiçbirinde o tip bir cihaz olmaz. Hayır, istersek olur ama hiç yok. Kendinden gider o kadar.

 

İman Çok Değerli ve Kıymetlidir. Aklı Zayıf Olanlar ve Derin Düşünemeyenler İmandan Hemen Vazgeçerler

Allah tabii, iman değerli olduğu için, çok kıymetli olduğu için sıradan adamlar, aklı zayıf insanlar, enaniyetli kibirli insanlar, büyüklük taslayanlar, ilme sahip olanlar, işte malı-mülkü olanlar falan böyle bir ortamda çok ileri bir atak yapabilirlerdi yani Allah’a yakınlıkta çok ileri bir atak yapabilirlerdi. Yani vicdanlı, yüksek ahlaka sahip böyle diğergam derin insanlar da çok geride kalabilirdi. Ama Allah işte Yüce Allah öyle mükemmel bir tuzak sistemi kurmuş ki o tuzaktan kurtulmak insanların yüzde 99’u için mümkün değil, hepsi o tuzağa takılıyor. Mesela dişine ağrı verir, gözüne bir şey çarpar, çocuğu ölür, arabası bir yere çarpar, ayağı kırılır, romatizmaları azar, akciğer enfeksiyonu olur, bunların hepsi tek tek caydırıcıdır iman konusunda insanları. Bir yandan atomun yapısı, hücrenin yapısı muhteşem sistem ve pırıl pırıl aydınlık bir dünya, milyarlarca Allah’ın varlığının delili katrilyonlarca delil, bir yandan da böyle Allah tarafından özel yaratılan, iman etmemeleri için yaratılan yani iman etmemede delil olsun diye onlara özel olarak sunulan sistemler. Bu sistemlere teker teker örümcek ağına takılan böcek gibi birçok insan takılır. Temiz bir böceğe benzetelim herhangi bir böcek, teker teker takılır. Ancak yüksek vicdanlılar bu sistemleri aşarlar. Mesela bak Allah Tevrat’ta, Tevrat’ta bak o, “Mehdi’ye o kadar çok bela verir ki Moşiyah’a, Moşiyah da o kadar sabırlıdır ki o sabrından kendisinin Moşiyah olduğunu anlar” diyor. Yani “o sabrın yüksekliğinden anlar” diyor “kendi sadakatinden kendini anlar” diyor “fark eder” diyor, tek delil bu. Moşiyah’ın Moşiyah olması yani Mehdi olmasının nedeni bu. Mesela Peygamberimiz (sav)’e o kadar çok sıkıntı verildi ki Allah tarafından yağmur gibi böyle. Peygamberlik makamını onunla alıyor. Yoksa o devirde diyorlar ya işte “Mekke’nin zenginleri var, Medine’de alimler var, iki büyük şehrin zengin büyükleri var, hem alimler hem bilgili hem kültürlü hem çevresi var onlara niye peygamberlik verilmedi” diyorlar. Ayet var ayet. “Onlara niye verilmiyor?” diyorlar “Ebul Kasım’ın yetimini mi buldu Cenab-ı Allah niye ona verdi ki?” diyorlar. Allah da “Ben kimi seçeceğimi daha iyi bilirim” diyor Allah. Mesela o iki büyük şehrin büyüklerine Hz. Muhammed (sav)’e verilen zorlukların yüzde biri verilse iki büklüm olur onlar, iki büklüm. Mesela Peygamberimiz (sav)’i anlatıyorlar böyle ama zannediyorlar ki böyle hiç sürekli Cebrail (as) onu korur hiçbir rahatsızlık olmaz. Mesela diyor ki “karnına taş bağlar” diyor. Onu anlamıyorlar, halbuki mide sancısı geçiriyor yani kasti bir şey değil bu rahatsızlıktan kaynaklanıyor. Vefatında bile ateşli humma bayağı zorlanıyor. “Ya Resulullah” diyorlar “sen de?” “Allah beni de imtihan ediyor ben de kulum” diyor. Bak oradakiler anlamıyor bir kısmı soruyorlar “Ya Resulullah sende nasıl oluyor böyle bir şey, peygambersin sen?” diyorlar. Çok acayip bir soru, tabii ki asıl onda olacak yani peygamber olduğuna göre. Dolayısıyla bu engele büyük bir kitle takılır. Katrilyonlarca Allah’ın lehine delil vardır, ama Allah 100-150 adet diyelim şeytanın ve nefsin kullanacağı delil yaratır özel yaratır bunu, o da mucizedir. O delile takılır adam oradan tepe üstü düşer. Ama bu tabii, ben Allah’a karşı kıskancım yani daha fazla delil vermem. Yani sır olarak vermem, ben bu kadarını veririm. Kimisi bana soruyorlar “anlatıyoruz iman etmiyor” falan. Sen ne derdine düşüyorsun sana ne ki? Allah istediği kadar ölü yaratır, seni seçmiş daha ne istiyorsun işte? Mesela 100 bin ölü yaratmış 10 tane de diri yaratmış, durup durup ölülere kafayı takıyor “niye bu ölü?” diyor. Sana ne ölü olmasından Allah Allah, sen işine bak rahatına bak, senin iyiliğin için yapmış. “O niye ölü ki?” diyor. Şu laf mı sana ne işte ne güzel. Allah hayırla yaratmış. Dolayısıyla kafa takılacak bir konu değildir.

 

Ezik ve Kompleksli İnsanlar Kendilerini Rahatlatmak İçin Güzel İnsanlar Aleyhinde Konuşma Yaparak Gerçeği Örtbas Etmeye Çalışırlar

Güzel bir kız hiçbir şekilde güzel bir kızı eleştirmez. Hiç gördünüz mü bir bakın? Mutlaka çirkindir kızları eleştirenler yani mutlaka ciddi bir bozukluk vardır komplekslidir, problemlidir, çok ciddi eksiklikleri vardır o onun içinde iç acısıdır. Onun için her güzeli kendi kafasında devirmeye çalışarak kendini rahatlatmaya çalışır. Hani benim kız arkadaşlarıma diyorlar ya silikon var, işte boy uzatma ameliyatı yapmışlar, bel inceltme ameliyatı yapmışlar falan. Kendilerini rahatlatmak için o tip sözler söylerler. Yoksa bayağı sıkılacaklar, çok ızdırap duyacak. Onunla kendilerini bir nevi uyuştururlar. O konuşmalarla da onlar rahatlayacağım diye yaparlar ama o konuşmalar o kızları daha da çirkinleştirir, seni güzelleştirir onları çok çirkinleştirir. Bak dikkat et, sana o tip bir konuşma yapıldığında yüzüne bak aynaya daha güzelleşirsin. Onlara bak onlar da daha çirkinleşirler. O yüzden bırak ne yapıyorsa yapsınlar. Hiçbir şey olmaz sana.

 

Benim Karşı Olduğum Terörü Savunan Komünistler ve Vatana İhanet Eden Aydın Görünümündeki Kişilerdir. Bunları Eleştirmek Doğal Bir Tutumdur

Bir kere komünistleri eleştiriyorum ama terörist komünistleri yani kan döken komünistleri ciddi anlamda hem eleştiriyorum hem lanetliyorum. Aşağılık ve ahlaksız olduklarını söylüyorum. Her şeye de layık onlar her türlü aşağılamaya. Ama demokratik komünistleri ben dost olarak görüyorum, ben onlar hakkında kötü hiç konuşmam. Mesela Türkiye Komünist Partisi demokratik komünisttir bunlar yani seçimle iktidara gelmeyi amaçlarlar terörle bir bağlantıları yoktur. Benim Maocu ve komünist çok arkadaşım var. Dolayısıyla bunu yanlış anlamışsın onu bir kere düzeltelim. Aydın kesimden kastın kültürlü insanlarsa, görgülü bilgili klas insanlarsa, bak şu ana kadar biz 100 bin kişinin üstünde kişiyle görüşüp röportaj yaptık, hepsi beni seviyorlar hepsiyle de dostum. Nerede ben onlara karşı tavır aldım? Ha aydından kastın İngiliz derin devletinin uşakları, yalakalarıysa onlara sen de karşısındır. Çünkü vatanı satıyor bunlar vatan haini. İngiliz derin devletine hizmet eden kahpeler. Yani Türkiye’yi mahvetmeyi amaçlayan şeytani unsurlar. Tabii ki onları eleştireceğiz.

 

(“Her anını Instagram’a koymak bir hastalık mıdır?” izleyici sorusu)

Eğer güzelse iyiyse Instagram’a her şey konabilir. Arkadaşlarını mutlu edecekse, kendini mutlu edecekse. Var mı, abartılı bir şey oluyor mu öyle gördünüz mü siz? Bir de şu genç kızlara köpek burnu takıyorlar o gerçekten yakışmıyor yapmasınlar onu, çok itici duruyor. Bir de böyle yaşlı-başlı teyzelerin çocuklanması çok kızdırıcı oluyor internette. Beş yaşında çocuk gibi, gelmişsin bilmem kaç yaşına artık teyze olmuşsun yani ne çocuklanıyorsun, değil mi? 60 yaşına gelmiş 65 yaşına gelmiş. Bilmiyorum biraz garip duruyor ama yapabilir de neşelenmek istiyordur neyse ona bir şey demeyelim. Ama o köpek burnu gerçekten olmuyor yani estetik değil becerememişler. Güzel yapılsa olurdu belki ama olmamış çirkin duyuyor. Onu moda haline getirmenin bir alemi yok.

 

(“Ölmeden önce mutlaka yapmalıyım dediğiniz şey nedir?” izleyici sorusu)

Dünyalar tatlısı, bir kere Mekke’ye Medine’ye gitmemiz şart. Sicilya’ya gideceğiz o üzüm bağlarında, ağustos gibi gitmemiz lazım. Zeytinlerin olduğu dönem ve üzümlerin olduğu dönemlerde orada Sicilya ekmeği yiyeceğiz. Biliyorsunuz onlar taş fırında yapıyorlar. Katolik böyle çarşaflı hanımlar var, beyler de çok dindar oluyorlar. İtalyanları ben çok severim dindar oldukları için. O sızma zeytinyağına ekmek batıracağız ve yiyeceğiz. Onlar da İtalyanca bize bir şeyler anlatacaklar. O dağları falan seyredeceğiz. İspanya olabilir, İsviçre olabilir. Başka? Kudüs zaten şart. Kudüs’e zaten illaki gideceğiz. Oraya biz resmi gideceğiz zaten, resmi davetli oluruz evvelAllah. Çünkü düğün günü bizi de unutmazlar herhalde şu garibanları. Başka şeyler de var ama her şeyi söyleyemem tabii.

 

(“Hz. İsa (as) göğe alınmadan önce eşi var mıydı?” izleyici sorusu)

Kayıtlarda öyle bir şey yok ama olmaması için bir neden yok bence. Çocuğu yoktu ama bence eşi vardır. Çünkü hanımlar çok seviyorlardı Hz. İsa Mesih (as)’ı. İncil’de geçiyor çok fazla kadın talebesi var ve onu çok seviyorlar çok çok seviyorlar. Başkasını da sevemezler zaten en çok da onu seviyorlardır. Helaliyle nikahlamıştır bence ama çocuğu olmadı çocuk yapmamış çünkü riskli bir ortam. Çünkü riskli bir ortam, Roma İmparatorluğu var, şiddet, dehşet ortamı var. Yani öyle bir şey de yapmadı ama büyük bir ihtimalle helaliydi hanımlar. Yani o kız arkadaşları muhtemelen helaliydi.

 

(“Sizce en güzel aşk zor olan mıdır?” izleyici sorusu)

Aşk zaten kolaydır. Yani hayat kolaydır, iman kolaydır, insanlar zorlaştırıyorlar. Neden zor olsun? Çok seviyorsundur; “Seni seviyorum" dersin, candan anlatırsın. O da sana candan söyler; "Ben de seni çok seviyorum" der. "Ben Allah için sana kendimi adıyorum" dersin. Allah için adıyorum derken; “Ben kendi egoistliğimle, egomla yaşamaktan nefret ederim. Benim hayatım senin için” dersin, “çok seviyorum seni” dersin, karşılıklı denir bu ve onun adeta hizmetçisi gibi olursun. Ona yardım edersin, genç kız için diyorum,  bir erkeğin söylemesi gerekeni söylüyorum. Adeta onun kölesi gibi olur. Değil mi, onun namusuna, haysiyetine, şerefine, namusuna, sağlığına, sıhhatine, mutluluğuna her şeyine geceli gündüzlü katkıda bulunuyorsa bu onu mutlu eder. En tatlısı budur mesela biz eve menekşe alıp getiriyoruz ne yapıyoruz hemen; “Aman” diyoruz “vitamin alalım çiçek vitamini hemen dibine. Güneşe koyalım aman soğuk olmasın, sıcak olmasın yeter ki menekşeye bir şey olmasın.” Mesela kedi alıyoruz hemen veterinere “aman bir şey olmasın, hasta olmasın” falan. İnsanın çocuğu oluyor aynı titizlik, sevgili de öyledir, yani sevgiliye acayip titizlik gerekir. Onuru, şerefi, namusu, dini, imanı, mukaddesatı çok hayatidir. Çünkü sevgili bunlarla yaşar, bu nimetlerle yaşar.

 

(Hasan Ruhani Instagram hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tahran ziyareti ile ilgili bir yazı paylaştı. Şöyle yazıyor; “Kuzey Irak'taki Kürt halkı iyi komşu ve kardeşimiz olduğu için baskı uygulamak istemiyoruz. Fakat yabancı güçlerin bölgede bölücülük faaliyetleri ile birlikte etnik ve mezhepsel ihtilafların artmasını amaçlayan projelerini kabul edemeyiz. Bu konuda İran'la Türkiye'nin tutumu aynıdır ve bölgede her türlü harita değişikliğine asla müsaade etmeyeceğiz” dedi.)

Ya diyorlar ki; “Şii tehlikesi artıyor” yani “Müslüman tehlikesi artıyor” diyorsun, “Müslüman tehlikesi artıyor” diyorsun. Sana ne ya, Şii olsun, Sünni olsun ne fark eder? Hepsi nur gibi Müslüman. Nasıl bir kafa bu? Şii tehlikesi artıyor, Sünni tehlikesi artıyor. Tehlike olsun da öyle tehlike olsun. Sen onu bize getir nerden getiriyorsan. Öyle tehlike mi olur? O nimet.

 

Müslüman Allah'tan Uzun Ömür İsterken İslam Birliği'ni Görmek, Sevabını Artırmak, Hayırlı Faaliyetler Yapmak İçin İster

Mesela ben Allah’tan uzun ömür istiyorum, İttihat-ı İslam için buna ihtiyacımız var. İslam'ın hâkimiyeti için buna ihtiyacımız var, değil mi? Ümmeti biz kime bırakacağız yani? Allah vermesin, Allah uzun ömür versin. Sevabımızı artırmaya gayret edeceğiz, bütün Müslümanlar uzun ömür isteyecek. Ölümün ani gelmesi gerekir, ani fücceten. Mehdi’de öyle mesela diyor; “Vasıtasındayken fücceten gelir” diyor Peygamberimiz (sav), ani bir ölüm. Ne yapıyor Mehdi, tebliğe gidiyor arabasıyla gidiyor, o olur. Allah der ki; “Yeter, bitti. Seni alıyorum” der, aniden alır o tamam ama sen uzun yaşayışı isteyeceksin. İslam’a hizmet etmek için, Müslümanları kurtarmak için, insanlara huzur vermek için buna ihtiyacın var ama bomboş adamsan yani bilmiyorum bomboş adam niye ister, yaşamayı niye ister ben bilmiyorum, yani ölüm geliyorsa gelsin. Öyle bir adamın dua etmesine gerek yok bence. Yani “bana uzun ömür ver “demesine gerek yok. “Bana en az günahla Sana kavuşmayı nasip et” diyebilir. Çünkü her günü bela, başına her gün daha da günah alıyor, daha da batırıyor değil mi? Hayırlısıyla ölmesi daha iyi ama intihar etsin falan anlamında demiyorum ama Allah canını alırsa onun için hayır. İntihar haram, cinayet olur, olmaz o.

 

(“Sizce öğretmen adayları psikolojik testten geçirilmeli mi?” izleyici sorusu)

Tabii çok önemli o. Yani her yerde, devlet dairelerine alınan yerler. Polislerde, hâkim, savcı hepsinde. Adam deli mi, akıllı mı? Hem de şey değil, şizofreni falan arayışı değil. Adam sinirli, asabi mi, manyak mı, sevgisiz,  merhametsiz, gaddar mı? Ani sinirlenen bir manyak da çıkabilir. Yani bu çok tehlikeli, mesela adam çok felaket sinirli oluyor, saldırgan. Akıl hastalığı mı? Değil bu ama büyük bir tehlike, akıl hastasından daha tehlikeli. Çünkü akıl hastası kendi başının derdinde  oluyor ama o saldırabilir. O hayati bir konu, çok önemli.

 

(“Kızlar ne tarz erkeklerden hoşlanır?” izleyici sorusu)

Kızlar fizik görünümünde yüzde 10 önemli gördükleri noktaysa bedeni, yüzde 90 akla çok önem verirler. Çünkü ölü bir beden kadınlar için hiçbir şey ifade etmez. Kadın deli bir aşk arar, deli bir ihtiraslı tutku arar, deli bir heyecan, deli bir istek, deli bir sevgi, derin bir akıl, çok girift kavrama kabiliyeti ve çok uyumlu bir insan ister. Allah'tan çok korkan, Allah'ı çok seven bir insan ister. Bu olduğunda o beden kadına çok güzel gelir. Yoksa adamın sırtı şu kadar bir buçuk metre, işte karnındaki kaslar ne  diyelim? Pide gibi diyelim yahut baklava gibi diyelim de daha rahat etsinler. Hiç ilgilendirmez kadınları, öyle bir şey olmaz. Çünkü adam vücut muhteşem, yaklaştığında bir sığırın bakışıyla bakıyor. Yani bu kadın için dehşet vericidir. Yani zaten şaşırıyor çocuklar da, diyor;  “Ya bu kadar aslan gibiyiz, yakışıklıyız ne oluyor falan?” diyor. Kız, beş dakikanın içinde karar verir kız, bakar. Yani bir “m” ve” ö” harfi eksik. Olmaz.

 

Ben Aşk İnsanıyım. Gece Gündüz Allah Aşkıyla Sevgiyi Yaşamak İsterim

Arada sırada bana gençler soruyor; “Tarikata nasıl gireriz?” Bir kere bizim tarikat olmadığımız belli. Ne tarikatı? Çünkü tarikat olması için silsile ile gelen bir sistem olması gerekiyor. Bir şeyh efendiden el almak gerekiyor. Böyle bir şey yok, ben tarikat ehli değilim. Âlim de değilim, hoca da değilim. Halktan bir insanım yani herhangi bir insanım. Hocalık vasfım falan da yok, o tarz bir eğitim de almadım ama âlemciyim, neşeliyim, sevgi dolu bir insanım, merhametli bir insanım. İyi bir insanım ben yani kimseye benim kötülüğüm olmaz. Anlayışlıyım, tartışmaya açığım, makulüm. Aşk insanıyım ben, gece gündüz aşk, tutku, sevgi gece gündüz. Sabah yataktan kalkar kalkmaz o. Rüyalarımda bile aşk. Akşam yatmadan önce aşk, akşam yatarım aşk. Benim başka bir isteğim yok.

2017-10-23 19:27:42

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top