Darwinist Büyü Bozuluyor!

Evrim Teorisi, Darwin tarafından ortaya atıldığından bu yana insanlığa çatışma, savaş ve dejenerasyondan başka bir şey getirmemiştir. Bu nedenle konunun önemini iyi kavramak ve bu teoriye karşı ciddi bir fikri mücadele yürütmek gerekmektedir.

İnsanlık, materyalist dünya görüşünün sonucu olan acımasızlık, sevgisizlik ve bencillik gibi hastalıklardan ancak Evrim teorisinin geçersizliğinin anlaşılmasıyla kurtulacaktır. Çünkü Evrim teorisi "materyalist felsefe"nin yegane (sözde bilimsel) dayanağıdır...

Bilimsel delillerle geçersiz olduğu defalarca ispat edilmesine rağmen, ucuz propaganda yöntemleri ve türlü yalanlarla ayakta tutulmaya çalışılan bu teori, Türk halkının ezici çoğunluğu tarafından reddedilmektedir.

Pek çok toplumda insanlar, Darwinist temelli materyalist felsefenin "sen, tesadüfen ortaya çıkmış, kimseye karşı sorumluluğu olmayan gelişmiş bir hayvansın" şeklindeki aldatıcı telkinine inanmış, tüm inanç ve değerlerini yitirmişlerdir. Bunun sonucunda, sevgi, merhamet, fedakarlık, dürüstlük, adalet gibi ahlaki erdemler dejenere olmuştur. Materyalizmin, "doğanın kuralı çatışmadır" şeklindeki dogmasına kanan insanlar, tüm hayatlarını diğer insanlara karşı yürütülen bir "çıkar çatışması" olarak görmüş ve görünüşte modern, ancak özde "orman kanunlarına" göre düzenlenmiş bir yaşam tarzı kurmuştur.^

Son iki yüzyıldır insanlığa isabet eden belalarda, materyalist felsefenin büyük bir rolü vardır. İnsanlar arasındaki farklılıkların bir "çatışma" nedeni olduğunu varsayan her türlü düşüncede, bu felsefenin izlerini bulabilirsiniz. Sözde din adına ortaya çıkan, ama masum insanların canına kast ederek dine göre en büyük günahlardan birini işleyen teröristlerin kökeninde bile...

Darwinizm, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan, asıl olarak dini hedef alan bir teoridir. Dolayısıyla bu teorinin hafife alınmasının, önemsiz kabul edilmesinin ve bu teoriyle fikri bir mücadele yürütülmesinin gereksiz görülmesinin pek çok sakıncası vardır.

Yaratılış gerçeğine tamamen karşı olan bir teorinin tehlikesiz ve zararsız görülmesi, onun gelişmesine seyirci kalınması, evrim teorisinin toplumda giderek yayılmasına ve kaçınılmaz olarak ateizmin zemin ve taraftar bulmasına neden olacaktır. Bu nedenle, evrim teorisinin altında yatan felsefenin iyi anlaşılması gerekmektedir. Evrim teorisi, materyalist felsefenin "bilimsel" görünen bir üslupla ifade edilmesinden ibarettir. Materyalist felsefe ise "DİNSİZLİĞİN DİNİ"dir.

Önyargılardan uzak, samimi ve hür düşünen hiç kimse, şuursuz atomların tesadüfler sonucunda biraraya gelip, organize olup, düşünen, akleden, hisseden, gören, işiten, medeniyetler kuran, buluşlar yapan, sanat eserleri meydana getiren, sevinen, üzülen, sonra kendisini oluşturan atomları elektron mikroskobu altında inceleyen bilim adamlarını meydana getirdiğine inanmaz. Fakat Darwin'in teorisi insanlara bu akıl dışı inancı dayatır. Kullandıkları bilimsel terminolojiye rağmen, sonuçta Darwinistlerin inandığı mantığın özü budur.
 

  • Bu mantığa inanan bir insan, akılcı analiz ve muhakeme yeteneğini yitirmeye başlar. Dünyanın en imkansız senaryosunu çok makul görüp kabul ettikten sonra, karşısına çıkan tüm imani delileri görmez hale gelir.
  • Düşünme yeteneğini yitirmiş, çok açık gerçekleri, aldığı telkinler ve yapılan propagandalar nedeniyle göremeyen, sırf çoğunluk kabul ediyor diye bir fikri körü körüne kabul eden bu insanı her yöne çekmek mümkündür. Bu aşamaya geldikten sonra bu kimseler artık vicdanlarını ve akıllarını kullanamaz hale gelmiş olurlar. Bu kişinin eline silah vermek, onu dağlara çıkarmak ya da "Darwin bu insanın aşağı ırk olduğunu söylüyor, onun için onu öldürebilirsin" diye ikna etmek çok kolaylaşır.
  • Bu nedenle şayet ileride bugün olduğu gibi çağdaş, bilim düzeyi yüksek, hurafelerden uzak ve ileri bir medeniyet umut ediliyorsa, günümüz gençlerine ona göre bir eğitim sunulmalıdır. Bu da öncelikle gençlerin Darwinist hurafelerden, sahtekarlıklardan kurtarılmalarıyla, onlara tesadüf eseri hayvanlardan evrimleştikleri masallarını değil de, Allah'ın onları, canlılar arasında ruha ve en üst bilince sahip varlıklar olarak yarattığını anlatmakla mümkündür. Çünkü gerçek olan budur.


Bugüne dek Türk Milleti bu tip oyunlara hiçbir zaman gelmemiş, Darwinist ve Darwinizm'den güç alan komünist, faşist odakların tuzaklarına düşmemiştir. Bugün de aynı şekilde, gençliği hedef alanların, onları bu tür hurafelerle yanıltmaya çalışanların oyunlarına gelmeyecektir.

Bu Kitap Tarihi Bir Yalanı Ortaya Çıkarıyor!

Evrimci bilim adamları, tek hücreden çok hücreye ve ardından maymundan insana doğru uzayan sözde evrim sürecini açıklayabilmek için, tarihin gelişimini de senaryolaştırmışlardır. Bunun için 'ilkel insan'ın yaşam şeklini açıklayan "mağara devri", "taş devri" gibi hayali dönemler uydurmuşlardır. "İnsanlar maymunlarla ortak bir atadan türemişlerdir" yalanını savunan evrimciler, bu iddialarını kendilerince kanıtlayabilmek için arayışa girmişler ve arkeolojik kazılarda buldukları her taş ya da ok parçasını veya bir çömleği bu doğrultuda yorumlamışlardır. Oysa karanlık bir mağarada postlara bürünerek oturan, konuşma yeteneği olmayan yarı insan yarı maymun canlılar, yalnızca birer hayal ürünüdür. İlkel insan hiçbir zaman var olmamış, taş devri hiçbir zaman yaşanmamıştır. Bunlar evrimcilerin -bir kısım medyanın da yardımıyla- oluşturdukları göz boyamalardan başka bir şey değildir.

Bunlar birer göz boyamadır; çünkü biyoloji, paleontoloji, mikrobiyoloji, genetik bilimler başta olmak üzere bilim alanında yaşanan gelişmeler bugün evrim iddiasını tamamen yıkmıştır. Canlı türlerinin birbirlerine dönüşüp evrimleştikleri iddiasının geçersizliği anlaşılmıştır. Aynı şekilde insan da maymun benzeri canlılardan evrimleşmemiştir.

İnsan, var olduğu günden bu yana insandır. Var olduğu günden bu yana da yüksek bir kültüre sahiptir. Dolayısıyla "tarihin evrimi" de hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

Bu kitapta, "insan tarihinin evrimi" iddiasının geçersizliği bilimsel delilleriyle ortaya konmakta, bilimsel bulguların yaratılış gerçeğini desteklediği incelenmektedir. İnsan bu dünyaya evrimle değil, sonsuz bir güç ve akıl sahibi olan Allah'ın kusursuz yaratmasıyla gelmiştir.

Kitapta, bu gerçeğin bilimsel ve tarihsel delillerini okuyacaksınız.

15 Maddede Evrim Teorisi'nin Çöküşü

 

  1. -       Tek bir proteinin oluşması için DNA gerekir
    -       Protein olmadan DNA oluşamaz
    -       DNA olmadan protein oluşamaz
    -       Protein olmadan protein oluşamaz
    -       Tek bir proteinin oluşması için 60 ayrı protein gerekir
    -       Bu proteinlerin bir tanesi bile eksik olsa protein var olamaz
    -       Ribozom olmadan protein oluşmaz
    -       RNA olmadan da protein oluşmaz
    -       ATP olmadan protein oluşmaz
    -       ATP’yi üretecek mitokondri olmadan da protein oluşmaz.
    -       Hücre çekirdeği olmadan protein oluşmaz
    -       Sitoplazma olmadan da protein oluşmaz
    -       Hücredeki organellerden bir tanesi eksik olsa protein oluşamaz
    -       Hücredeki bütün organellerin var olması ve çalışması için de proteinler gereklidir
    -       Bu organeller olmadan da hiçbir şekilde protein olmaz. 

    Bu sistem, bir arada çalışmak zorunda olan iç içe bir sistemdir. Biri olmadan diğeri olamaz. Tek bir parçası var olsa bile, sistemin diğer parçaları olmadan bu parça hiçbir işe yaramaz.
    Kısacası,  
    BİR PROTEİNİN VAR OLMASI İÇİN HÜCRENİN TAMAMI GEREKİR.Hücre, bugün incelediğimiz ve çok az bir kısmını anlayabildiğimiz mükemmel kompleks yapısı ile var olmadığı sürece, TEK BİR TANE BİLE PROTEİN MEYDANA GELEMEZ.

  2. 19. yüzyılın ortasından bu yana dünyanın dört bir yanında yapılan arkeolojik çalışmalarda "ara geçiş formu" fosilleri aranmasına rağmen, bu hayali ara geçiş formlardan tek bir tane bile bulunamadı. Yapılan kazılarda ve araştırmalarda elde edilen bütün bulgular, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canlıların yeryüzünde birdenbire, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya çıktıklarını gösterdi.
  3. Yeryüzünde bugüne kadar bulunmuş olan fosil sayısı 100 milyondur. Bu fosillerin hiçbiri evrimi desteklememekte; tam aksine her biri yaratılış gerçeğini doğrulamaktadır.
  4. Evrimciler kuşların atasının sürüngenler olduğunu iddia eder ve bu iddialarını Archæopteryx isimli bir fosil kuşla desteklemeye çalışırlar, bu kuşun "dinozor atalarından ayrılan ve yeni yeni uçmaya başlayan ilk kuş" olduğunu öne sürerler. Oysa Archæopteryx'in fosilleri üzerinde yapılan son incelemeler ortaya koymuştur ki; bu bir ara geçiş formu değil, sadece soyu tükenmiş bir kuş türüdür. Halen yaşamakta olan Hoatzin kuşu da Archæopteryx'in bir benzeridir.
  5. Evrimcilerin sözde atın evrimine delil olarak gösterdikleri fosil serisi, geçmişte farklı devirlerde ve farklı coğrafyalarda yaşamış bağımsız canlı türlerinden oluşturulmuştur. Bugün nesli tükenmiş olan bu canlılar hiçbir şekilde ara geçiş formu değildir.
  6. Denizden karaya geçiş iddiasının tek sözde delili olan Coelacanth isimli fosilin aslında halen yaşayan ve 200 defadan fazla yakalanan bir dip balığı olduğu ortaya çıkmıştır ve bu balık milyonlarca senedir hiçbir değişikliğe uğramamıştır.
  7. Sözde insanın atası olarak sunulan ve Australopithecuslar adı verilen fosiller, soyu tükenmiş maymunlardır. Yapılan kapsamlı araştırmalar göstermiştir ki, hepsinin beyin hacimleri, günümüz şempanzelerininkiyle aynı veya daha küçüktür. Ellerinde ve ayaklarında günümüz maymunlarındaki gibi ağaçlara tırmanmaya yarayan çıkıntılar mevcuttur ve ayakları dallara tutunmak için kavrayıcı özelliklere sahiptir. Boyları kısadır (en fazla 130 cm.) ve aynı günümüz maymunlarındaki gibi erkek Australopithecus, dişisinden çok daha iridir. Kafataslarındaki yüzlerce ayrıntı, birbirine yakın gözler, sivri azı dişleri, çene yapısı, uzun kollar, kısa bacaklar gibi birçok özellik, bu canlıların anatomik olarak günümüz maymunlarından farklı olmadıklarını göstermektedir.
  8. Rekonstrüksiyon; örneğin, bir dişten yola çıkarak saçlarıyla, gözleriyle, kaşlarıyla, dudaklarıyla, bir canlının bütün vücudunun hatta ailesinin ve çocuklarının modellenmesidir. Bunu modelleyen kişinin "diş"in neresine bakarak kaşları, saçları, dudakları, eşini, çocuklarını çıkardığı sorusunun cevabı, sadece "hayal gücü"dür.
  9. Bir dönem evrime çok önemli bir delil olarak lanse edilen "Piltdown Adamı" fosilinin hiçbir zaman var olmadığı ortaya çıkmış, insana ait bir kafatasına orangutan çenesi eklenerek oluşturulan bu sahte fosille insanların 40 yıl boyunca yanıltıldığı anlaşılmıştır.
  10. Sözde Nebraska adamı ve ailesinin evrime bir delil oluşturmadığı, bunun tek bir azı dişine dayanılarak tamamen hayali bir çizimle ortaya atılan bir yalan olduğu anlaşıldı ve literatürden çıkarıldı. Bu azı dişi ise gerçekte soyu tükenmiş yabani bir domuza aitti.
  11. Doğal seleksiyon olarak bilinen mekanizma, canlıları evrimleştirmez, onlara yeni özellikler kazandıramaz. Sadece bir canlı türüne ait özellikleri güçlendirebilir. Örneğin bir bölgede yaşayan tavşanlardan hızlı koşanlar hayatta kalır, diğerleri ise ölürler. Birkaç nesil sonra bu bölgedeki tavşanlar daha hızlı koşan bireylerden oluşur. Ancak, hiçbir zaman bu tavşanlar başka bir canlı türüne (örneğin tazılara veya tilkilere) evrimleşmezler. Evrimciler bu hayali sahte çizimlerle insanları sürekli olarak kandırmaya çalışmaktadırlar.
  12. Evrimleştirici özelliği olduğu iddia edilen mutasyonların tamamen tahrip edici özelliğe sahip olduğu ve canlılara gelişme değil hastalık, sakatlık veya ölüm getirdiği kesin olarak ispatlanmıştır.
  13. İnsanın anne rahminde gelişim evrelerinin evrimin bir tekrarı olduğu yönündeki evrimci iddia, bu konuda yapılan çizimlerin sahtekarlıklarla dolu olduğunun anlaşılmasıyla tarihe gömülmüştür.
  14. Bakterilerdeki antibiyotik direncine ait genetik bilginin, bakterinin "var olduğu andan itibaren" DNA'sında bulunduğu ortaya çıkarılmıştır.
  15. Evrim teorisine göre hayat suda evrimleştikten sonra amfibiyenlerle karaya taşınmıştır. Amfibiyenlerin bir kısmı da yine teoriye göre sürüngenlere dönüşüp tam bir kara hayvanı haline gelmiştir. Böyle bir dönüşümün fizyolojik ve anatomik yönden imkansız olduğunu, örneğin su içinde gelişen amfibiyen yumurtasının, kuru ortamda gelişen sürüngen yumurtasına evrimleşmesinin mümkün olmadığını gösteren çok sayıda delil vardır.


Evrim Teorisinin "Yaratılış Gerçeği" Karşısındaki Mutlak Yenilgisine Vesile Olan Kitaplar!

Darwinizm'in geçersizliğini ispat eden toplam 6000 sayfalık Harun Yahya eserleri:

 

 

 

  • DARWIN BU GERÇEKLERİ BİLMİYORDU
  • DARWINİSTLERİN BEKLEDİĞİ CEVAPLAR
  • DARWINİSTLERİN BİLMEK İSTEMEDİKLERİ GERÇEKLER
  • DARWINİZM NASIL BİR AÇMAZ?
  • DARWIN'İN VARİSLERİNE
  • 40 KONUDA HÜCRE
  • EVRİM ALDATMACASI
  • HAYATIN GERÇEK KÖKENİ
  • EVRİMCİLERE NET CEVAP 1-4
  • DARWIN'İN TÜRK DÜŞMANLIĞI
  • EVRİM AÇMAZI (ANSİKLOPEDİK 2 CİLT)
  • BİR ZAMANLAR DARWINİZM
  • 20 SORUDA EVRİM TEORİSİNİN ÇÖKÜŞÜ
  • DARWINİZM'İN İNSANLIĞA GETİRDİĞİ BELALAR
  • DARWIN'İN TÜRK DÜŞMANLIĞI
  • BİR TARTIŞMANIN ARDINDAN
  • 50 MADDEDE EVRİM TEORİSİNİN ÇÖKÜŞÜ
  • KAİNATTAKİ KUSURSUZ TASARIM TESADÜF DEĞİL
  • DARWINİZM'İN KARANLIK BÜYÜSÜ
  • EVRİMCİLERİN YANILGILARI
  • SOSYAL SİLAH DARWINİZM
  • KURAN DARWINİZM'İ YALANLIYOR
  • AMERİKAN ULUSAL BİLİMLER AKADEMİSİ'NİN YANILGILARI
  • DARWINİZM KANLI İDEOLOJİSİ: FAŞİZM
  • VARİLCİ DARWIN
  • TÜRLERİN EVRİMİ YANILGISI
  • DARWINİZM DİNİ
  • ARAGEÇİŞ AÇMAZI
  • EVRİMCİLERİN İTİRAFLARI
  • DARWINİZM'İN SONU
  • DARWIN YALAN SÖYLEDİ!
  • KUŞLARIN VE UÇUŞUN KÖKENİ


Harun Yahya'nın toplamı 45.000 sayfa olan diğer tüm eserlerini www.harunyahya.org ve www.harunyahya.net sitelerinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Harun Yahya (Adnan Oktar)

Harun Yahya'nın eserleri 41 yabancı dile çevrilmiştir. Yazarın kitapları bugüne kadar 8 milyon kişi tarafından satın alınmış, bir o kadar kitap da çeşitli gazete ve dergiler tarafından okuyucularına hediye edilmiştir. Yazarın eserlerinden faydalanılarak bugüne kadar 180 belgesel film yapılmıştır. Bu belgesel filmler de kitaplar gibi yabancı dillere çevrilmiş ve halen 20 ülkedeki 100 ayrı TV kanalında gösterilmektedir. Bugüne kadar 13 milyon VCD belgesel dünyanın pek çok ülkesinde izleyicilerle buluşmuştur. Hazırlanan sohbet programları, sesli anlatımlar 20 ayrı ülkede pek çok radyo kanalında yayınlanmaktadır. 40 ayrı dilde 200'den fazla internet sitesi bulunmakta olup bu siteleri her ay 160 ayrı ülkeden 3 milyona yakın kişi ziyaret etmektedir. Sitelerden ayda yaklaşık 445 bin belgesel film, 190 bin kitap, 60 bin sesli anlatım ziyaretçiler tarafından bilgisayarlarına indirilmektedir. Harun Yahya'nın eserleri kaynak alınarak hazırlanan dergiler bugüne kadar 6 milyonluk tiraja ulaşmıştır. Dünyanın en tanınmış üniversiteleri de dahil olmak üzere Avusturalya'dan Kanada'ya, İngiltere'den Malezya'ya kadar yurt dışında pek çok konferans düzenlenmiş ve bu konferanslara 1 milyonun üzerinde katılım olmuştur. Türkiye'deki konferansların sayısı ise 1.500'ü geçmiştir. Harun Yahya'nın 5.000'den fazla makalesi bugüne kadar dünyanın pek çok ülkesinde dergi, gazete veya internet sitelerinde yayınlanmıştır.

 

 

 

GLOBAL YAYINCILIK SİPARİŞ HATTI
0212 444 444 1

 


----------

Bu tam sayfa ilan
1 Ocak 2006 tarihinde Milli Gazete
1 Ocak 2006 tarihinde Vakit
4 Ocak 2006 tarihinde Türkiye
4 Ocak 2006 tarihinde Vakit
4 Ocak 2006 tarihinde Star
gazetelerinde yayınlanmıştır.

 

 

2008-02-27 00:00:00

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top