< <
1 / total: 15

Giriş

Din ahlakından uzak toplumlarda, kişilerin eksikliklerini araştırmak, kusurlarını ortaya çıkarmaya çalışmak çok yaygın bir davranış şeklidir. İnsanların bu yola yönelmelerinin altında yatan sebep ise dünyaya yönelik hırsları ve üstün olma arzularıdır. Bu insanlar karşılarındaki kişilerin hatalarını ortaya çıkarmalarının kendilerine bir üstünlük getireceğine inanırlar. Bunun için sıkça başvurdukları yöntemlerden biri de alaycılıktır. İnsanların kusurlarıyla, acizlikleriyle ya da hatalarıyla alay ettiklerinde, kendi kusurlarının örtüleceğini düşünürler. Bu yüzden cahiliye toplumlarında alay, yaşamın her anında rastlanabilen bir ahlak bozukluğudur. Kuran ahlakına sahip olmayan bu insanlar, sürekli olarak başkalarının alay edebilecekleri yönlerini araştırırlarken, bir yandan da kendileri alaya alınma ihtimalinin tedirginliğini yaşarlar. Dolayısıyla gösterdikleri bu alaycı tavırlarla birbirlerini adeta bir "zulüm ortamı" içinde yaşatırlar.

Ancak buraya kadar bahsettiğimiz, cahiliyenin alaycı karakterinin yalnızca bir yönüdür. Aslında bu insanlar, özellikle doğruluğunu kabul etmek istemedikleri bir fikirle karşılaştıklarında bu yönteme başvururlar.

İşte inkarcıların dine yönelik tavırlarında da bu etki görülür. İnsanların bir kısmı, tarih boyunca Allah'ın elçileri ve kitapları vasıtasıyla kendilerini davet ettiği doğru yola uymakta direnmişlerdir. Birçoğu şeytanın yolunu izlemiş, Allah'ın dinini ve hesap gününü inkar etmişlerdir. Kuşkusuz bu akılsızca tavrın temelinde içlerindeki büyüklenme arzusu yatar. İnkarcıların bu durumu Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

Sizin ilahınız tek bir İlahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır. (Nahl Suresi, 22)

Allah'a ve ahirete iman etmeyen bu insanlar, kendilerine hak din anlatıldığında, yanlış bir yolda oldukları ve bu yoldan ayrılmazlarsa sonsuz bir cehennem hayatı ile karşılaşacakları haber verildiğinde bunu kabul etmemişlerdir. Akıllarınca kendilerinin doğru yolda olduğunu ispatlamak için de din ahlakı ile ve bu ahlakı yaşayanlarla alay etmeye yeltenmişlerdir. Bu çirkin yolla kendileri için "karşıt" bir fikir olan Kuran ahlakını ortadan kaldırabileceklerini zannetmişlerdir.

Kuşkusuz inkarcılar büyük bir yanılgı içindedirler. Gösterdikleri sözlü ya da fiili çabalar da hiçbir şekilde sonuca ulaşmayacaktır. Zira Allah Kuran'da Hak dinin her zaman üstün olduğunu ve inkarcıların çabasının boşa çıkacağını şöyle müjdelemiştir:

… Ancak kafirlerin hileli-düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir. (Mümin Suresi, 25)

Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)

Geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de, inkar ettikleri veya kavrama kabiliyetine sahip olmadıkları için gerçeklere karşı alaycı tavır gösteren kişiler olacaktır. Ancak bu kişilerin karşılaşacakları son, bu tutumlarına bir son vermedikleri takdirde, Allah'ın ayetlerinde bildirdiği gibi yaptıkları "maskaralık" sebebiyle çok acı olacaktır:

Andolsun, senden önceki elçiler de alaya alındı da alaya aldıkları şey, onlardan maskaralık yapanları çepeçevre kuşatıverdi. (Enam Suresi, 10)

Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir. Kendilerinden önce nice nesilleri yıkıma uğrattığımızı görmüyorlar mı? Biz, sizi yerleşik kılmadığımız bir biçimde onları yeryüzünde (büyük bir güç ve servetle) yerleşik kıldık; gökten üzerlerine sağanak (bol yağmurlar) yağdırdık, nehirleri de altlarından akar yaptık. Ama günahları nedeniyle Biz onları yıkıma uğrattık ve arkalarından başka nesiller (inşa edip) var ettik. (Enam Suresi, 5-6)

Ayrıca bu insanlar şunu da bilmelidirler: Müminlere gösterdikleri alaycı davranışlarla, dine yönelik iğneleyici ve iftira dolu sözlerle kendilerini sonsuz bir azaba sürüklemektedirler. Bunun yanısıra attıkları iftiralar ve alaycı sözler, bunlara maruz kalan insanların ahiretteki derecelerini yükseltmektedir. İşte bu, Kuran'da haber verilen önemli bir sırdır:

İnkar edenlere dünya hayatı çekici kılındı (süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa korkup sakınanlar, kıyamet günü onların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. (Bakara Suresi, 212)

Kuran'da bildirildiği gibi inkarcı karakter gösteren insanlar, çağlar boyunca hemen her dönemde aynı ahlaksız tavrı göstermişlerdir. Hatta aynı sözleri söylemiş, aynı örnekleri vermiş, aynı davranışlarda bulunmuşlardır. Alaycılık da bu davranışlardan biridir. Kuran ahlakını yaşamayan insanların gösterdikleri bu ortak tavır Allah'ın değişmez bir kanunudur. Dolayısıyla böyle davranışlarla karşılaşan bir mümin Kuran'da sözü edilen bir gerçeği yaşamaktan dolayı şevklenir. Bunun mümin olmanın bir göstergesi olduğunu bildiği için, karşılaştığı durumdan büyük bir şeref duyar. Bu davranışlara sabır gösterdiği için ahirette alacağı karşılığı bilmek ise coşkusunu daha da artırır. Görüldüğü gibi, din ahlakını reddeden ya da muhalefet eden insanların inananlara zarar vermeleri olanak dışıdır. Bu gerçek düşünüldüğünde, kendileriyle alay edilmesinin müminler için büyük bir şeref olduğu daha da iyi anlaşılır. Allah Kuran'da, "… sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir" (Al-i İmran Suresi, 186) şeklinde haber vermiştir. Ve ahirette küçük düşenlerin de müminlerle alay edenler olacağını müjdelemiştir:

De ki: "Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?" "Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar." İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Artık onların yapıp-ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız. İşte, inkar etmeleri, ayetlerimi ve elçilerimi alay konusu edinmelerinden dolayı onların cezası cehennemdir. İman edip salih amellerde bulunanlar... Firdevs cennetleri onlar için bir 'konaklama yeridir.' Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler. (Kehf Suresi, 103-108)

İşte Elinizdeki Kitapta Bu Gerçekler Anlatılmakta, İnkarcıların Alay Etmek İsterken İçine Düştükleri Tuzak Açıklanmaktadır. Ayrıca Alaycılık Kavramı Alışılmışın Dışında, Farklı Yönlerden Ele Alınmakta Ve Kuran Ayetlerine Göre Açıklanmaktadır.

 

1 / total 15
Harun Yahya'nın Alay Denen Zulüm kitabını online okuyabilir, facebook, twitter gibi sosyal ağlarda paylaşabilir, bilgisayarınıza indirebilir, ödev ve tezlerinizde kullanabilir ve siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin site ve bloglarınızda yayınlayabilir ve kopyalayıp, çoğaltabilirsiniz.
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top