Bir kısım Hıristiyanların ahir zamanla ilgili yanılgılarına cevaplar

Hz. İbrahim'in evlatlarını birbirine düşürüp, sonra da onları yok etmeyi hedefleyen bir plan, Deccal'in apaçık bir oyunudur.

Hz. İsa (as)'nın ahirzamanda yeryüzüne ikinci gelişi, tüm insanlar için çok büyük bir müjdedir, sevinç ve şevk kaynağıdır. Hıristiyan alemi gibi Müslümanlar da Hz. İsa (as)'nın ahir zamanda yeniden dünyaya geleceğine inanmakta ve bu müjdeli bekleyişte ortak bir sevinç yaşamaktadır. Ancak bir kısım Hıristiyanlar gerek muharref İncil sözlerini yanlış yorumladıkları, gerekse İslamiyetle ilgili eksik bilgilere sahip oldukları için, ahir zamanla ilgili yanlış bir beklenti içindedirler. Bu hatalı ve tehlikeli inanışa göre, Hz. İsa (as)'ya inanan Hıristiyanlar ve 144.000 Musevi dışındaki herkes, yakın gelecekte yıkıma uğrayacaktır.

Bu dehşetli senaryoya göre, Museviler Müslümanlara karşı 'Armagedon' olarak adlandırılan savaşı kazanmadıkça, Hz. İsa (as) yeryüzüne tekrar dönmeyecektir. Bu nedenle bir kısım Hıristiyanlar, Hz İsa (as)’nın yeryüzüne dönmesi için, bu büyük savaşın çıkmasını ve savaşın Musevilerce kazanılmasını adeta şart olarak görmektedirler. Bu savaş bittikten sonra da, Hz. İsa (as)’ya iman eden 144.000 Musevi dışında tüm Musevilerin kırılması beklenmektedir. Bu kanlı savaşlar neticesinde, tüm Müslümanların, ve neredeyse tüm Musevilerin yok edileceğine; diğer taraftan sadece Hz. İsa (as)'ya bağlı Hıristiyanlarla, seçilmiş 144.000 Musevi'nin kurtuluşa ereceğine inanmaktadırlar. Bu vahim beklentinin bir sonucu olarak, bir kısım Hıristiyanlar dünyada yaşanan savaş, çatışma ve anlaşmazlıkları yatıştırmak yerine, adeta kan dökümünü teşvik eden politikalara destek vermekte, hatta kışkırtıcı bir tutum izlemektedirler.

Ahir zamanda olduğumuz, savaş ve çatışmalardaki artışın bir ahir zaman alameti olduğu ve Allah'ın izniyle Hz. İsa (as)'nın çok yakında yeryüzüne geleceği doğrudur. Ancak bir kısım Hıristiyanların milyarlarca insanın birbirine kırdırılmasını makul gören, dehşetli bir senaryonun gerçekleşmesini beklemeleri hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu durum Deccal'in apaçık bir oyunu, bir aldatmacasıdır. Hz. İbrahim'in evlatlarını birbirine düşürüp, sonra da onları yok etmeyi hedefleyen bir plan, Deccal'in bir kısım insanları din adına kandırmasıdır.

Bu anlayışın Deccaliyete hizmet ettiğinin diğer bir göstergesi de, İslam aleminin özlemle beklediği, dünyayı adalet ve sevgiyle dolduracak mübarek Hz. Mehdi (as)'nin zuhurunu, (haşa) Deccal'in çıkışı olarak yansıtmaya çalışmalarıdır. Bir kısım Hıristiyanların Hz. İsa (as)'nın dönüşü için kan dökümünü adeta bir koşul olarak öne sürmeleri ve büyük bir gaflet içinde mübarek Hz. Mehdi (as)'nin çıkışını Deccaliyet olarak beklemeleri, Deccali zihniyetin ta kendisidir. Milyarlarca insanın katledilmesine göz yuman bu soykırım senaryosuna son verilmesi için, ahir zaman şahıslarının tam olarak tanınmaları ve Deccal'in oyununun bozulması gereklidir. Dolayısıyla bu galiz yanılgıyı düzeltmek, samimi iman sahibi Hıristiyanların gerçek Mesih Deccal çıktığında ona aldanmalarını önlemek açısından, aşağıdakilerin bilinmesi son derece önemlidir.

 


•    Hz. Mehdi (as) sevgi insanıdır, Deccal ise sevgiden yoksun bırakılmıştır:

Hz. Mehdi (as) her dinden, her düşünceden, her görüşten insanı sevgiyle biraraya getirecek, kardeşlik ve dostluk duygularını güçlendirerek insanların birbirlerinin güzel yönlerini görmelerini, birbirlerine anlayışla bakmalarını sağlayacaktır. Hz. Mehdi (as) ortaya çıktığında yeryüzüne sevgi hakim olacak, insanlar kin, öfke, nefret duygularını tamamen geride bırakacaklardır. Öyle ki, hadislerde, Hz. Mehdi (as)'nin vesile olduğu güzellik ve sevgi ortamından denizdeki balıklardan gökteki kuşlara kadar herkesin razı olacağı, tüm insanların kalplerine Mehdi sevgisi yerleşeceği anlatılmaktadır. İnsanların Hz. Mehdi (as)'ye karşı duydukları candan, samimi sevgi birbirlerine karşı da sevgiyle, şefkatle, merhametle yaklaşmalarına vesile olacaktır. Deccal ise bu özelliklerden tamamen yoksun bırakılmış biri olacaktır.

Bir kısım Hıristiyanların bu konuda yanılmalarının sebebi, Deccalin sevgi, barış vaadiyle insanları aldatacak olmasıdır. Ancak Deccal, barış ve sevgiden bahsedecek fakat uygulamayacaktır. Hz. Mehdi (as) ise sevgiden ve barıştan bahsedecek ve uygulayacaktır. Hz. Mehdi (as) sevgi ve barıştan bahsederken, bunu en güçlü şekilde ruhunda yaşayacak ve çevresine de yaşatacaktır. Ahir zaman şahıslarının tanınması için, bu önemli farkın herkesçe bilinmesi gerekir.

•    Hz. Mehdi (as) tek bir damla kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacaktır; Deccal her fırsatta kan akıtmaya, savaş ve bozgunculuk çıkarmaya çabalayacaktır:

Hz. Mehdi (as) savaştan kaçınan, barış insanıdır. Hz. Mehdi (as) savaşla değil, sevgiyle, Allah'ı anarak Kuran ahlakını dünyaya hakim kılacaktır. Hz. Mehdi (as)'nin en önemli özelliklerinden biri olan barış ve sevgiyle din ahlakını hakim edecek olması, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde şöyle haber verilmektedir:

 

İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi (as)'nin çevresinde toplanırlar. Daha önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle doldurur. Adaleti o denli olur ki, UYKUDA OLAN BİR KİMSE DAHİ UYANDIRILMAZ VE BİR DAMLA KAN BİLE AKITILMAZ. Dünya, adeta ask-ı saadet devrine geri döner. 1

Hz. Mehdi (as), Peygamber (sav)’in yolunda gidecek, UYUYAN KİŞİYİ UYANDIRMAYACAK, KAN DA AKITILMAYACAKTIR. 2

(HZ. MEHDİ (AS)'NİN) ZAMANINDA NE BİR KİMSE UYKUSUNDAN UYANDIRILACAK, NE DE BİR KİMSENİN BURNU KANAYACAKTIR.3

Ona (Hz. Mehdi (as)'ye) biat edenler, (Kabe civarındaki) rukün ve makam arasında biat ederler. UYUYANI UYANDIRMAZ, ASLA KAN DÖKMEZLER.4

Bu bakımdan Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi (as)’nin fitnelere, savaş ve çatışmalara son verirken, tüm bunları fikri bir mücadele yürüterek gerçekleştireceğini de haber vermiştir. Hz. Mehdi (as) döneminde tüm silahların susacağı, savaşların sona ereceği, Hz. Mehdi (as)'nin zuhuru ve Hz. İsa (as)'nın gelişinden sonra yeryüzüne adalet, barış ve sevgi hakim olacağı hadislerde şöyle haber verilmiştir:
 

Savaş (erbabı) da ağırlıklarını (silah ve malzemelerini) bıracak.5

Harp (erbabı) ağırlıklarını (yani silah ve saireyi) bırakır.6

Düşmanlık ve kini de kaldıracaktır... Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Din birliği de olacak, artık Allah'tan başkasına tapılmayacaktır. Savaş da ağırlıklarını bırakacak.7

Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir.8

Hadislerde "Savaş ağırlıklarını" bırakacaktır ifadesiyle de dikkat çekildiği üzere, bu dönemde her türlü şiddet, zorbalık, kavga, karmaşa son bulacaktır.
Dolayısıyla Mehdiyet -Deccaliyetin tam tersine- insan sevgisine, saygıya dayanan, müşfik, iyi niyetli ve akılcı bir sistemdir. Hz. Mehdi (as) tüm yeryüzünde adaleti sağlayacak ancak "tek bir damla kan dahi akıtılmayacaktır." Onun hakim olduğu dönem, gerçek sevgi ve barışın yaşandığı, huzur ve mutluluk dönemi olacaktır.

 


•    Hz. Mehdi (as) Hak kitaplarla hükmeder, Deccal Hak kitaplara inanmaz:

Hz. Mehdi (as) Kuran’ın güzel ahlakını Müslümanlara aktaracak ve Müslümanlara güzel ahlakla, Kuran ahlakıyla davranacaktır. Fakat Hıristiyanlara İncil’in gerçeğiyle; yani, bozulmamış kısmıyla hükmedecektir. Musevilere de Tevrat’ın aslıyla, gerçek Tevrat'la hükmedecektir. Dolayısıyla Hz. Mehdi (as) bir kısım Hıristiyanların zannettiği gibi, Hıristiyan ve Musevileri İslam'a dönmeleri için zorlamayacak; onlara Tevrat ve İncil'in Kuran'a uygun kısımlarıyla hükmedecektir. Bu Peygamberimiz (sav)'in bir hadisinde şöyle bildirilmektedir: "Hz. Mehdi (as)… Yahudiler arasında Tevrat'la, Hıristiyanlar arasında İncil'le hükmedecektir." 9

Hz. Mehdi (as) İncil'in aslına, orijinaline inanan bir kişi olacaktır. Ancak Deccal Kutsal kitapları hiçbirini kabul etmez. Dolayısıyla Deccal İncil'e inanan, saygı duyan bir kişi olmayacak; İncil'deki bozulmamış, hak kısımları kabul etmeyecektir.

Allah'tan bir mucize olarak Hz. Mehdi (as)'nin devrinde İncil'in ve Tevrat'ın orijinalleri de bulunacaktır. Peygamberimiz (sav) ahir zamanda, Hz. Mehdi (as)'nin bu hak kitapların bozulmamış halllerini bulacağına şöyle bildirmektedir:

 

... Hz. Mehdi (as)'nin Mehdi diye isimlendirilmesinin sebebi şudur ki; gizli bir işe doğru yönlendirilecek, Tevrat ve diğer Semavi kitapları Antakya'da bir mağaradan çıkartacak... 10

Kuşkusuz ki, Hz. Mehdi (as), Mehdi diye adlandırılmıştır. Çünkü O, Şam dağlarından bir dağa doğru hidayet olunur (yönlendirilir) "Tevrat" kitaplarını oradan çıkartır ve onlara dayanarak Yahudilerle münazara (bir konu üzerinde yapılan tartışma) eder ve (sonuçta) bir grup Yahudi O'nun eliyle Müslüman olur.11


•    Hz. Mehdi (as) İsevileri ve Musevileri de koruyacak, Deccal Hz. İbrahim'in evlatlarına düşman olacaktır:

Hz. Mehdi (as) dindar Musevilerin dostu olan, onları seven, onlara şefkat duyan bir kişi olacaktır. Hz. Mehdi (as), Musevileri ve Hıristiyanları Hz. İbrahim'in evlatları olarak görecek ve Deccal'in oyununu bozarak, onları koruyup kollayan, haklarını gözeten, adil ve şefkatli biri olacaktır. Dolayısıyla Hz. Mehdi (as) Hıristiyanların ve Musevilerin zarar görmelerini bizzat engelleyen kişi olacaktır. Hz. İsa (as) geldiğinde ise, Hıristiyanlıktaki bozulmuş yönleri, teslis inancını düzeltecektir. Hz. İsa (as), Hz. Mehdi (as) ile ittifak edecek; Hz. İsa (as) kendi eliyle ona yardım edecektir. Bu da Hz. Mehdi (as)'nin bizzat Deccaliyetin karşısında yer aldığının en önemli göstergelerinden biri olacaktır.

Ehl-i Kitap, (zaman içinde tahrifatlar oluşmuş olsa da) temeli Allah'ın vahyine dayanan ahlaki kıstaslara, haram ve helal kavramlarına sahiptir. Bunun için Kitap Ehli'nden kimselerin pişirdiği bir yemek, Müslümanlar için helal kılınmıştır. Aynı şekilde Müslüman erkeklere Kitap Ehli'nden kadınlarla evlenme izni verilmiştir. Bu konuyla ilgili ayette Allah şöyle buyurur:

 

Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır. (Maide Suresi, 5)

Bu hükümler, Müslümanlar ile Ehl-i Kitap arasında nikah sonucu akrabalık bağlarının kurulabileceğini, iki tarafın birbirlerinin yemek davetlerine icabet edebileceklerini gösterir ki, bunlar sıcak insani ilişkiler ve huzurlu bir ortak yaşam kurulmasını sağlayacak esaslardır. Kuran'da bu ılımlı ve hoşgörülü bakış açısı tavsiye edilirken, Müslümanların aksi bir fikirde olmaları düşünülemez.

Resulullah (sav)'ın Kitap Ehli'nin düğün yemeklerine katıldığına, hastalarını ziyaret ettiğine ve onlara ikramda bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır. Hatta Necran Hıristiyanları onu ziyaretlerinde Hz. Muhammed (sav) onlara abasını sermiş ve oturmalarını söylemiştir. Peygamber Efendimiz (sav)'in, Mısırlı bir Hıristiyan olan Hz. Mariye (veya Meryem), Musevi kökenli Hz. Cüveyriye ve Hz. Safiye ile yapmış olduğu evlilikler de, bu anlayışın örneklerindendir.

 


•    Hz. Mehdi (as) Hz. İbrahim neslinden olacaktır; Deccal Hz. İbrahim neslinden değildir:

Kuran'da Allah, Hz. İbrahim'i ve onun soyundan gelenleri seçtiğini ve onları mübarek kıldığını bildirmektedir. (Bakara Suresi, 130; Al-i İmran Suresi, 33) Bu bilgi, Musevilerin kutsal kitabı Tevrat'ta da yer almaktadır. (Yaratılış, 22:17; 12:2) Hz. İbrahim'in soyu, iki oğlu olan Hz. İsmail ve Hz. İshak ile devam etmiştir. Hz. İshak'ın soyundan olan İsrailoğulları'na, tarih boyunca pek çok peygamber gelmiştir: Hz. Yakub, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. Yunus, Hz. Eyüp, Hz. İlyas, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. İsa. Hz. İsmail'in soyundan ise İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sav), onun ailesinden gelen imamlar ve en son olarak da İmam Muhammed el-Mehdi (as) gelmektedir.

Allah, ahir zamanda din ahlakının hakimiyetini gerçekleştirmek için Hz. İbrahim soyunun iki kolundan gelen son temsilcileri korumuştur. Ahirzamanda emrinin gerçekleşmesi için İmam el-Mehdi (as) ve İsa Peygamberi (as) biraraya getirecektir. Kuran'da ve Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde bildirilen bu hakimiyet dönemi, Tevrat'ta Hz. İbrahim'in soyundan gelen bir topluluğa vaad edilmekte ve şöyle bildirilmektedir:

 

Seni ziyadesiyle mübarek kılacağım; senin zürriyetini, göklerin yıldızları gibi, deniz kenarında olan kum gibi ziyadesiyle çoğaltacağım; senin zürriyetin düşmanlarının kapısına hakim olacaktır; ve zürriyetin aracılığıyla yeryüzündeki bütün milletler mübarek kılınacaklar; çünkü sözümü dinledin. (Yaratılış, 22:17-18)

Dolayısıyla Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as), her ikisi de aynı soydan -Hz. İbrahim’in soyundan- olacaktır. Deccal ise Hz. İbrahim soyundan olmayacaktır.


•    Hz. Mehdi (as) Allah'ın varlığını, birliğini savunur; Deccal Allah'a şirki yaygınlaştırmaya çalışır:

Hazreti İsa (as)'nın getirdiği din, "Allah'a bir ve tek olarak iman eden, hak din"dir. Ancak bu mübarek insanın tebliği, onun Allah Katına alınışının ardından, özünden uzaklaştırılmış, gerçek İseviliğin yerine "üçleme ve kefaret gibi" batıl felsefeleri temel alan yeni bir inanç oluşturulmuştur. Ancak Hz. İsa (as) da, Hz. Mehdi (as) da, mümin özelliği olarak tek Allah'a inanırlar. Dolayısıyla her ikisi de tek Allah inancını savunacak, insanları şirkten sakındıracaklardır. Hz. Mehdi (as) Museviler tek Allah’a iman ettikleri için, onlara karşı olmayacaktır. Ancak Hıristiyanlar teslis inancı ile Allah'a şirk koşmaktadırlar. Hz. Mehdi (as) onların inançlarındaki Allah'a şirki değiştirecektir. Eğer Hıristiyanlar "Hz. İsa (haşa) Allah değildir. Ama Allah bütün insanlarda tecelli eder; Allah Hz. İsa’da da tecelli etmektedir." mantığı içinde bu inançlarını açıklar ve düzeltirlerse, bu o zaman samimi bir yaklaşım ve kabul edilebilir bir inanç olur.

Gerçekten de ahir zamanda teslis inancını savunan, haşa kendinin Allah olduğunu iddia eden bir kişi gelecektir. Ancak bu kişi (haşa) Hz. İsa değil, Deccal'in ta kendisi olacaktır. Allah'tan bir alamet ve acizliğinin bir vurgusu olarak, bu kişinin gözü kör olacaktır. Allah'ın birliğini savunacak olan gerçek İsa'nın ise, iki gözü de sağlam olacaktır. Ayrıca Hz. Mehdi (as) Allah'ın mazlum ve mütevazi bir kulu olacak; Deccal ise (haşa) Allah olduğunu iddia eden kibir ve azamet içinde olacaktır.

 


•    Hz. Mehdi (as) Hz. İsa'yı canı gibi sever, Deccal Hz. İsa'nın düşmanı olacaktır:

Hz. Mehdi (as) Allah'ın seçkin kıldığı kulu Hz. İsa (as)'ya derin bir sevgi ve saygı besleyecektir. Hz. İsa (as), Allah'ın Kuran ayetleriyle bize tanıttığı ve alemlere üstün kıldığı mübarek bir elçisidir. Kuran'da Hz. İsa (as)'nın "Dünyada ve ahirette seçkin, onurlu, saygın ve (Allah'a) yakın kılınanlardan" (Al-i İmran Suresi, 45) olduğu bildirilmektedir. O, Allah'ın çeşitli mucizelerle ve üstün bir ahlakla şereflendirdiği kıymetli bir kuludur. Dolayısıyla Hz. Mehdi (as)'nin Hz. İsa'ya derin sevgisi olacak, onu canı gibi sevecektir. Deccal, anti-Krist adından anlaşıldığı üzere Hz. İsa (as)'ya cephe alacak, onun kıymetini bilmeyen, düşmanı olarak yaratılmış bir şahıs olacaktır.

Ayrıca, Hz. İsa (as) ile Hz. Mehdi (as) ittifak edecektir. Hz. İsa (as) bizzat kendi eliyle Hz. Mehdi (as)’yi başa geçirecektir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, Hz. Mehdi (as)'nin imamlığında Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın birlikte namaz kılacakları ve birlikte hüküm sürecekleri bildirilmektedir. Peygamberimiz (sav)'den aktarılan sahih rivayetlere göre "Hz. İsa (as) namazını Hz. Mehdi (as)'nin arkasında kılacaktır."12  Bu rivayet diğer hadislerde şöyle haber verilmektedir:

 

Hz. İsa (as) semadan nüzul edecek ve onun (Hz. Mehdi (as)'nin) emirliğini kabul edecektir. Hz. İsa (as)'ya "Bize namaz kıldır" denilecek, ancak o, "Emir sizin içinizdedir" karşılığını vererek, "Bu Allah'ın ümmeti Hz. Muhammed (sav)'e bir ikramıdır." diyecektir.13

Hz. Mehdi (as) müminlerle beraber Beytül Makdis'de sabah namazı kılarken, o sırada nüzul eden Hz. İsa (as)'yı takdim edecek ve Hz. İsa (as) ellerini onun omuzuna koyarak, "Namazın kaameti (namaz için seslenilmesi) senin için getirildi, bu yüzden sen kıldır" diyecek ve nihayet Hz. Mehdi (as), Hz. İsa (as) ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır.14

Peygamberimiz (sav)'in sahih hadislerinde, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'nin aynı dönemde ortaya çıkacakları ve İslam ahlakını tüm dünyada yerleşik kılma amacıyla birlikte mücadele edecekleri bildirilmiştir. Pek çok sahih hadiste yer alan bu bilgiler, Hz. İsa (as) ile Hz. Mehdi (as)'nin ortaya çıktıkları dönemde biraraya gelip karşılıklı görüşeceklerini, birbirlerine destek olacaklarını göstermektedir.


_______________________________________

1 El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 29 ve 48
2 Kıyamet Alametleri, sf. 163
3 El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 44
4 El-Heytemî, El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24
5 Sünen-i Ibn-i Mace, 10/334
6 İmam Şa’rani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 496
7 Sünen-i Ibn-i Mace, 10/334
8 İmam Şa’rani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 496
9 Cabir b. Yezid el-Co'fi, İmam Muhammed Bakır-dan rivayet ediyor.
10 Cabir b. Yezid el-Co'fi, İmam Muhammed Bakır-dan rivayet ediyor.
11 Harun b. Maruf; Zamra b. Rabia'dan, Abdullah b. Şevzeb'den rivayet ediyor.
12 El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 24
13 El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 24
14 El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 25

 


2009-05-25 21:08:48

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top