PKK-Baas-iddia edilen Ergenekon yapılanması üçgeninde Kürtler

Suriye, Irak, Türkiye ve İran’a dağılmış olan Kürtler, Ortadoğu’daki çatışma ortamından en çok zarar gören halklardan biri. 
 
Gerek Irak’ta, gerekse Suriye’de Arap milliyetçiliği ve komünizmi esas alan BAAS rejimleri uzun yıllar Kürtleri yok saydı, hatta katliama varan bir şiddet uyguladılar. “Birlik, özgürlük ve sosyalizm “sloganı ile yola çıkan BAAS Partisi’nin hedefi Ortadoğu’da tek bir Arap devleti kurmaktı. BAAS yöneticileri Kürtler gibi Arap olmayan unsurları hep bu hedeflerinin önündeki bir engel olarak gördü.  Bu nedenle Suriye’deki Kürtler yok sayıldı, baskıcı yönetim onlara bir kimlik vermeyi bile fazla gördü. Irak’taki BAAS yönetiminin 1988 yılında Halepçe’de Kürtlere karşı zehirli gaz kullanarak gerçekleştirdiği katliam ise hala hafızalarda.
 
Türkiye’deki Kürt vatandaşlarının geçmiş yıllarda yaşadıkları sıkıntılar da BAAS benzeri komünist bir derin devlet zihniyetinin ürünü. Türkiye’de yapılan yargılama sonunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bu yapılanmanın silahlı bir terör örgütü olduğuna hükmetti. Dava hakkında son kararı Yargıtay verecek, yargılananların hepsini Türkiye’nin geçmişinde yaşananlardan sorumlu tutmak elbette mümkün değil. Ancak Türkiye’nin yakın geçmişi karanlık komünist bir derin yapılanmanın başta Kürtler olmak üzere tüm milletimize çektirdiği acılarla dolu.
 
Asıl ilginç olan ise PKK terör örgütünün de iddia edilen Ergenekon yapılanması ile ideolojik olarak akraba olması. PKK, Marksist-Leninist-Stalinist bir örgüt, nihai amacı komünist Kürt devleti kurabilmek. İddia edilen Ergenekon terör örgütü de Türkiye’deki tüm radikal sol örgütleri organize eden temel yapı. 
 
PKK ortaya çıktığı günden bu yana hep Leninist terör metotlarını kullandı: Kürtlerin haklarını savunduğu iddiasında olan PKK terör örgütü, çoğunlukla Kürtlerin yaşadığı Güneydoğu Anadolu’daki şantiyelere saldırdı, mühendisleri ve işçileri kaçırdı, iş makinelerini yaktı. Okullara saldırıp öğretmenleri şehit etti, okulları, dershaneleri yaktı. Bölgede görevli polis ve askerleri şehit etti.
 
PKK bu eylemleri yaparken komünist lider Lenin’in “Bizim ilgilenmekte olduğumuz olgu, silahlı mücadeledir… bu mücadele kişilere, liderlere ve ordu ve polisteki görevlilere suikast yapmayı amaçlar”1 şeklindeki stratejisini esas alıyordu.  Zaten PKK lideri Öcalan da masum insanları katletmeyi bir propaganda yöntemi olarak gördüğünü şöyle açıklamıştı: “...Bu konuda Ho Shi Minh, l944'lerden önceki Vietnam koşullarında; '... Ne bir gerilla savaşını ve ne de bir halk ayaklanmasını başlatabiliriz. Ama bunları hazırlamak için silahlı propaganda uygulamaya ihtiyacımız vardır' der.”2
 
BAAS, iddia edilen Ergenekon ya da PKK ve tüm komünist yapıların silahlı mücadeleyi meşru görmelerinin yegane nedeni Darwinizm’dir. BAAS da, iddia edilen Ergenekon da, PKK da elemanlarına Darwinizm’i öğretmek için büyük bir özen göstermiştir. Nitekim komünist liderler Darwin’in fikirlerini çok beğendiklerine dair pek çok beyanda bulunmuşlardır. Örneğin Stalin: "Genç nesillerin zihnini yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir şeyi öğretmeliyiz: Darwin'in öğretilerini" derken 3 Mao’da Çin sosyalizminin temeli, Darwin'e ve evrim teorisine dayandığını söylemiştir.4
 
Aynı şekilde PKK terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan da, evrim teorisinin kurucusu Charles Darwin'e ve onun sahte teorisine olan hayranlığını sıklıkla dile getirmektedir. Bunlardan birisi şöyledir: “Diyalektiğin bu kuralında olan, tez ve antitezin sentezde varlıklarını daha zengin bir oluşum içinde sürdürdüğü biçimindedir. Tüm evrim bu kuralı doğrulamaktadır.”5
 
Komünist örgütlerin kamplarında, okullarında Darwinizm eğitimi alan elemanların zihninde Darwinist bakış açısı hızla yerleşir. Darwinist-materyalist eğitimden geçirilen kişi hayatı bir mücadele alanı, insanı ise bir hayvan olarak görmeye başlar. Ahlaki değerleri, dini inançları, şefkat, merhamet, sevgi, fedakârlık gibi yüce değerleri haşa birer zaaf ve hastalık olarak kabul eder. Bu sapkın inanışa göre bir insanı öldürmek, doğal seçilimin -yani güçlü olanın ayakta kalmak için zayıf olanı ortadan kaldırması fikrinin- sıradan bir uygulamasıdır. Darwinizm'in sahte ideolojik kurallarına bir inanç sistemi olarak bağlanmaya başlar. Bu altyapı sağlandıktan sonra, artık o kişiyi, eline silah verip çatışmaya göndermek kolaydır. Zihnine yerleşmiş bu sapkın inançla, Leninizm’in gereğini yapacaktır. Ya öldürecek ya da ölecektir. Bu fikri zaten ideolojik olarak kabul etmiştir, son derece de kolay görür ve son derece kolay uygular. İşte bu anlayış nedeniyle Ortadoğu’da BAASçılar Kürtleri, PKK da Türkleri rahatlıkla öldürebilmiştir.
 
AK parti hükümeti iktidara geldiğinden bu yana Kürt kökenli vatandaşlarımıza hak ve özgürlükler getiren düzenlemeler yapmaktadır. Örneğin yakın geçmişe kadar Kürt kelimesini kullanmak bile mümkün değilken, bugün Kürtçe yayın yapan devlet televizyonu mevcut.  Ne var ki; PKK Anadolu’da ve Kuzey Irak’ta silahlı elemanları ile durmakta ve eskisinden daha çok kan dökeceğine dair tehditler savurmaya devam etmektedir. 
Gerek Türkiye, gerekse bölgenin diğer ülkeleri PKK ile mücadelenin sadece silah ile mümkün olmadığını artık fark etmesi gerekir.  BAAS gibi, iddia edilen Ergenekon gibi PKK gibi örgütlerle silahla, kınamalarla, aciz bir politika ile yenilmez. İdeoloji, yalnızca ve yalnızca fikir ve ideolojiyle yenilir. Başka hiçbir yolu yoktur. Bunun için anti-darwinist ve anti-materyalist bilimsel bir çalışmanın yapılması şarttır. Dünyanın hemen her yerindeki eğitim kurumlarında komünist ideolojini temel dayanağı olan evrim teorisi zorunlu olarak öğretilmektedir. Darwinizm durdukça, komünist tehlike de varlığını sürdürmeye devam edecektir. Beladan kurtulmak için tek –ama tek– şart, Darwinizm'i tümüyle fikri olarak çürütüp yok etmektir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, Anti-Darwinist bilimsel faaliyetler sadece Türkiye’deki değil, Dünyadaki Komünist tehlikeyi ortadan kaldıracaktır.
 
1- Vladimir I. Lenin, 30 Eylül 1906, Proletari, Nr. 5, erisyay@kurtuluscephesi.com
2- Abdullah Öcalan, Seçme Yazılar, 1. cilt, s. 21
3- Kent Hovind, The False Religion of Evolution, http://www.hsv.tis.net/….ke4vol/evolve/ndxng.html
4- K. Mehnert, Kampf um Mao's Erbe, Deutsche Verlags-Anstalt, 1977
4- Bölücü örgüt lideri Abdullah Öcalan'ın 2004 yılında yayınlanan, "Bir Halkı Savunmak" isimli kitabının "Doğal Toplum" bölümünden alıntı
 
Adnan Oktar'ın Daily Mail'de yayınlanan makalesi:
 
2014-04-17 14:46:04

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top