Başkanlık sistemi Türkiye için bir tehdittir

Avrupa Birliği’ne adaylık ve ardından Gümrük Birliği’ne giriş süreçleri Türkiye’de çeşitli değişikliklerin kapısını açtı. Bunların büyük bir kısmı olumluydu. Avrupa, Türkiye’de önce, uluslararası demokratik ilkelerin uygulanmasını istiyordu. Bunda en önemli şart ise yerel yönetimlerin güçlendirilmesiydi.

Bu şart, çeşitli şekillerde yasalarımıza dahil edildi. Fakat terör sorunu olmayan Avrupa ülkeleri için bu yasalar özgürlükleri ifade ederken, Türkiye için büyük bir riski ifade ediyordu. Çünkü bu satırlarda daha önce bahsettiğim gibi Güneydoğu’da PKK’nın silah tehdidi altında yapılan yerel seçimler sonucunda PKK yanlısı bir parti (HDP) hakim konuma geldi. Yerel yönetimlere verilen bu yetkiler kullanıma geçirildi. Ve şu anda, çeşitli tavizler elde eden PKK, Güneydoğu illerimizi terör alanına dönüştürüyor.

Türkiye’nin Güneydoğu’sunu bölme planının ABD derin devletinin 100 yıllık bir planı olduğu artık sır değil. Bu plan, Başkan Bush döneminde Condoleezza Rice’in masasında duran haritada açıkça resmedilmişti. Batıdan PKK’ya gelen desteklerin söz konusu planın bir gereği olarak sürdürüldüğü de artık gizlenmiyor.

Sadece şunu hesaba katmıyorlar: Türkiye’yi böldürmeye asla izin vermeyecek olan vatanseverler var. Sessiz bir çoğunluk olayların nereye doğru sürüklendiğini sabırla izliyor.

Geçtiğimiz Ekim ayında sokak eylemlerini başlatan PKK, özellikle son günlerde Güneydoğu’da kendi mahkemeleri, kendi eylem ve asayiş birimleriyle kendince bir hakimiyet kurmuş durumda. Sokaklara geçişleri engellemek için PKK tarafından geniş hendekler açılmış; hemen her kilit kavşakta ise kimlik kontrolü yapan PKK’lılar var. Esnaf PKK’lıların talimatına göre kepenk açıyor veya kapatıyor, yine aynı esnaf ve bölgedeki haneler mutlaka PKK’ya haraç vermek zorunda. Bu arada ülkede, PKK yanlısı HDP dışında hiçbir muhalefet partisi Güneydoğu illerine gidemiyor. Halk korku içinde, devletin kendisini göstermesini, acele etmesini istiyor.

Türkiye’nin bu başıbozuk ve ürkütücü görüntüyü sadece birkaç dakikada çeşitli caydırıcı yöntemlerle önlemeye kuşkusuz ki gücü var. Fakat bu, şu anda anlaşılamaz bir şekilde kullanılmıyor. Ya “çözüm süreci”nin zarar görmemesi için uygun zaman bekleniyor, ya da uygun imkan.

Sıklıkla birlik ve bütünlük mesajları veren Türk hükümeti ve cumhurbaşkanı, şimdiye kadar bu olaylara seyirci kalmayacak kadar güçlü bir politika sergilediler. Dolayısıyla bu görüntüye bakarak, müdahale için uygun ve etkili şartların beklendiğini düşünmek daha doğru olur. Fakat şu bir gerçek ki Türkiye, seçimlere asla bu şartlar altında girmemelidir. Çünkü Güneydoğu halkı şu anda silah tehdidi altındadır. Şu durumda, 7 Haziran’da gerçekleşecek olan genel seçimlerde PKK’nın dayattığı parti dışında başka bir partiye oy verme seçenekleri olmayacaktır.

Bütün bunlar olurken endişe verici bir başka söylem ise, Türkiye’ye başkanlık sisteminin getirilmesi konusundaki ısrardır. Gerçekte oldukça güçlü ve istikrarlı bir parlamenter sistemle yönetilmekte olan Türkiye için başkanlık sisteminin yine Batılı derin güçlerin yıllar önce belirlediği bir plan dahilinde işlemekte olduğu bilinmektedir. Nitekim Amerikan düşünce kuruluşlarının web sayfalarında özellikle geçen yılki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Türkiye’ye başkanlığın neden ve nasıl gelmesi gerektiği ile ilgili sayısız makale yayınlanmıştır.

Başkanlık sistemi, pek çok açıdan avantajlı bir sistem olarak görülüyor olabilir. Fakat gerçekte, en güçlü örnek olan Amerika bile bu konuda çeşitli sarsıntılar yaşamaktadır. Amerikan Başkanı ülke genelinde etkisini gereği gibi koruyamamakta, demokrasinin beşiği olarak bilinen güzel Amerika’da bölünme senaryoları konuşulmaktadır. Öyle ki bir kısım ABD yetkilileri tarafından, Kanada’daki parlamento modelinin ülke için daha uygun olacağı dahi konuşulmaya başlamıştır.

ABD ve Güney Afrika dışında başkanlık sisteminin nispeten istikrar gösterdiği bir başka ülke ise bulunmamaktadır. Zaten başkanlık sisteminin geçerli olduğu diğer ülkeler, Güney Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya’daki gelişmekte olan ülkelerdir.

Bu sistem, devlet içinde derin yapılanmaların güçlü şekilde kendini gösterdiği, askeri darbelere ise tümüyle açık riskli sistemler olarak ortaya çıkarlar. Fakat Türkiye için riski bunlardan çok daha büyüktür.

Başkanlık sistemi, öncelikle PKK lideri Öcalan’ın fikridir. Bu sebeple zaten baştan riskli görülmelidir. İkincisi bu sistem beraberinde kaçınılmaz olarak federasyonu veya yerel yapılanmaların güçlenmesini getirecektir. Her iki durumda da PKK, hakim olduğu Güneydoğu şehirlerinde bir hükümranlık ilan edecek ve uzun zamandır hayalini kurduğu Güneydoğu’da komünist devlet fikrine adım adım yaklaşacaktır. “Demokratik özerklik” gibi göz boyayıcı izahlarla dikkat dağıtmaya çalışacak, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütçesi ile kendi ordusunu, yargı sistemini, polis gücünü kurduktan sonra ABD ve AB’nin de desteğini alarak ayrı bir devlet olmak isteyecektir. Bu, Ortadoğu’da batının desteğini almış bir komünist devlet kurulması demektir ki, beraberinde sadece Güneydoğu’daki mazlum Kürt halkımıza veya Türkiye’ye değil; bütün Ortadoğu’ya, ardından bütün Avrupa ve bütün dünyaya felaket getirecektir. Çünkü Ortadoğu’da bir komünist devletin temellerinin atılmasının tek amacı, komünist dünya devleti hedefine ulaşabilmektir. Bu hedef, yıllardır yürürlüktedir.

Şu anda Batı, PKK’nın büründüğü emperyalist maskeden çok etkilenmekte, PKK’yı etnik bir kurtuluş mücadelecisi olarak görmekte, belanın kapsamını anlayamamaktadırlar. Oysa PKK, emperyalist görünümüyle, tıpkı Stalin’in kiliseleri onarması, Lenin’in kapitalist ekonomiye geçmesi gibi bir komünist taktik uygulamaktadır.

Dünya süper güçleri umarız bu gerçeğin kısa zaman içinde farkına varırlar. Ancak bu arada Türkiye şu iki önemli şarta acilen dikkat vermelidir:

1. Güneydoğu’da asayiş sağlanıp, hakimiyet devletin eline geçmeden seçime gidilmemesi,

2. Başkanlık sisteminin asla ve asla düşünülmemesi.

Adnan Oktar'ın Jefferson Corner & Arab News'de yayınlanan makalesi:

http://www.arabnews.com/columns/news/694111 

http://www.jeffersoncorner.com/presidential-system-not-in-turkeys-interest/

2015-01-24 16:49:20

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top